43279/04

WyrokETPCz2009-07-28ECLI:CE:ECHR:2009:0728JUD004327904

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy skarżący doświadczył nieludzkiego lub poniżającego traktowania ze strony policji, naruszając art. 3 Konwencji? Czy władze krajowe przeprowadziły skuteczne dochodzenie w sprawie zarzutów nieludzkiego traktowania, zgodnie z art. 3 Konwencji? Czy zatrzymanie i ograniczenie wolności zgromadzeń naruszyły art. 5 i 11 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał stwierdził naruszenie materialnego aspektu art. 3, ponieważ skarżący doznał poważnych obrażeń podczas zatrzymania pod kontrolą policji, co zostało potwierdzone przez dokumentację medyczną, a Rząd nie przedstawił wiarygodnego wyjaśnienia ich pochodzenia. Uznano, że użyta siła była nieproporcjonalna i spowodowała cierpienie, kwalifikując ją jako nieludzkie i poniżające traktowanie. Naruszenie proceduralnego aspektu art. 3 wynikało z nieskuteczności krajowego dochodzenia, które było prowadzone przez osoby niezależne od władz administracyjnych (gubernatorstwo), a władze te dwukrotnie odmówiły wszczęcia postępowania karnego przeciwko funkcjonariuszom policji. Skargi dotyczące art. 5 i 11 zostały uznane za niedopuszczalne z powodu niezachowania sześciomiesięcznego terminu na wniesienie skargi do Trybunału.
Stan faktyczny
Skarżący, Haşim Özgür Ersoy, student, został zatrzymany przez policję 29 września 2001 r. w drodze na demonstrację w Stambule. Twierdził, że był bity w policyjnej furgonetce. Został zwolniony następnego dnia. Badania medyczne wykazały liczne obrażenia, w tym obrzęki, siniaki, otarcia, a także złamanie nosa. Skarżący złożył skargę karną na policjantów, ale władze krajowe (gubernatorstwo) dwukrotnie odmówiły wszczęcia postępowania karnego, a prokuratura umorzyła sprawę, co zostało podtrzymane przez sąd karny.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznaje skargę dotyczącą art. 3 Konwencji za dopuszczalną, a pozostałą część skargi za niedopuszczalną. 2. Stwierdza naruszenie art. 3 Konwencji w aspekcie materialnym. 3. Stwierdza naruszenie art. 3 Konwencji w aspekcie proceduralnym. 4. Zasądza skarżącemu 10 000 EUR z tytułu szkody niemajątkowej. 5. Oddala pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL   AVRUPA   DE L’EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   ERSOY -TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no:43279/04)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Temmuz 2009   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (43279/04) no’lu davanın nedeni (T.C.   vatandaꢀı) Haꢀim Özgür Ersoy’un (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 1 Ekim   tarihinde Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin   (Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuran, Đstanbul Barosu avukatlarından O. Ersoy tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢁULLARI   Öğrenci olan baꢀvuran, 1978 doğumludur ve Đstanbul’da ikamet etmektedir.   Baꢀvuran, 29 Eylül 2001 tarihinde, Đnsan Hakları Derneği Bakırköy (Đstanbul) ꢁubesinin   organize ettiği « savaꢀa hayır » mitingine giderken, saat 14 :15 sıralarında gösteriye katılan   yüzlerce kiꢀinin toplandığı parkın giriꢀinde çevik kuvvet tarafından tutuklanmıꢀtır.   Toplantının yasadıꢀı olması dolayısıyla birçok kez dağılmaları için uyarı yapan polis, daha   sonra grubu güç kullanarak dağıtmıꢀtır.   Baꢀvuran, bir polis kamyonetine bindirilerek dövüldüğünü iddia etmektedir. Daha sonra   Bakırköy Emniyet Müdürlüğü’ne götürülen baꢀvuran, ertesi gün 30 Eylül 2001 tarihinde saat   18’de serbest bırakılmıꢀtır.   Eylül 2001 günü saat 17 : 05’te Haseki hastanesinde düzenlenen geçici doktor raporunda   baꢀvuranın elmacık kemiğinde 4 x 5 cm boyutunda bir ꢀiꢀlik bulunduğu ve burnunun sola   doğru eğrildiği belirtilmiꢀ ve bir kulak-burun-boğaz muayenesinden geçirilmesi istenmiꢀtir.   Baꢀvuranın aynı gün saat 19 : 20’de düzenlenen kulak-burun-boğaz muayenesi sonuç   raporunda, ilgili ꢀahsın burun piramidinin sola doğru eğrildiği ve ayrıca sol elmacık   kemiğinde bir ödem ve bir hiperemiyle birlikte kanama yuvalarının bulunduğu tespit   edilmiꢀtir.   Gözaltıdan sonra Bakırköy hastanesi tarafından düzenlenen 30 Eylül 2001 tarihli geçici tıbbi   raporda baꢀvuranın sol kolunun dıꢀ kısmında bir ödem oluꢀtuğu belirtilmiꢀtir. Doktor   düzenlediği raporda bir ortopedi muayenesi istemiꢀtir.   Ekim 2001 tarihinde baꢀvuran, kötü muamele uyguladıkları gerekçesiyle kendisini   tutuklayan emniyet güçleri hakkında Bakırköy savcılığına suç duyurusunda bulunmuꢀtur.   Aynı gün baꢀvuran, savcılığın talebi üzerine Adli Tıp Kurumu Bakırköy ꢁube Müdürlüğünde   görevli bir doktor tarafından muayene edilmiꢀ ve düzenlenen rapora göre baꢀvuranda   aꢀağıdaki bulgular tespit edilmiꢀtir : sol gözün altında 1 x 1 cm boyutunda kabuk bağlamıꢀ   bir sıyrık ; burun üzerinde bir pansuman ; önkol ve sol el alçıya alınmıꢀ; sol skapula altında   x 1 cm ve 4 x 3 cm boyutlarında sarımsı renkte ekimozlar; sol arka aksilla bölgesinde 2 x 1   cm, 3 x 1 cm ve 1 x 1 cm boyutlarında sarımsı renkte ekimozlar ; 4 x 5 cm boyutunda bir   ekimoz ; sağ meme ucunun dıꢀ kısmında 1 x 1 cm boyutunda sarımsı renkte dört ekimoz; sol   kol üzerinde 1 x 1 cm boyutunda sarımsı renkte sekiz ekimoz, kol ve sol uyluğun dıꢀ kısmında   x 1 cm ve 4 x 5 cm boyutlarında yeꢀilimsi renkte ekimozlar; sağ önkolda 8 x 2 cm   boyutunda üzerinde sıyrıkların bulunduğu bir ekimoz; yüzün sol kısmında 5 x 4 cm   boyutunda açık yeꢀil ile sarı arası renkte bir ekimoz. Adli tıp doktoru baꢀvuranın burnunda   kırık olduğunu ve oturma pozisyonunda ağrılar hissettiğini tespit etmiꢀtir. Doktor kesin   raporunu yazmadan önce koksiks radyografisinin çekilmesini istemiꢀtir.   Belli olmayan bir tarihte savcılık, devlet memurlarının yargılanmasıyla ilgili 1913 sayılı   kanun gereğince kendisini yetkisiz ilan ederek dava dosyasını geri göndermiꢀtir. Dosya, bu   yasaya uygun olarak, kamu davası açma kararı alınmadan önce soruꢀturma yetkisine sahip   yegâne merci olan Đstanbul valisine sevk edilmiꢀtir.   Ocak 2002 tarihinde, emniyet müdür yardımcısı T.T., bir ön soruꢀturma raporu   hazırlamıꢀtır. 14 Ocak 2002 tarihinde, Đstanbul valisi çevik kuvvet polisleri hakkında ceza   soruꢀturması baꢀlatılmasına izin vermemiꢀtir.   ꢁubat 2002 tarihinde, baꢀvuran idare mahkemesi önünde bu karara itiraz etmiꢀtir.   Đdare mahkemesi, 10 Mayıs 2002 tarihli kararında, baꢀvuru sahibinin ꢀikâyetinin kaynağı   hakkında yeteri kadar ön soruꢀturma yapılmadığı gerekçesiyle valinin kararını bozmuꢀtur.   Temmuz 2002 tarihinde, emniyet müdür yardımcısı H.A., , baꢀvuranın iddialarıyla ilgili   olarak ikinci bir ön soruꢀturma raporu hazırlamıꢀtır. Raporda baꢀvuranın suç duyurusunu,   Haseki ve Bakırköy hastaneleri tarafından düzenlenen iki tıbbi raporu inceledikten ve olaya   karıꢀan tüm polis memurlarının ifadelerini aldıktan sonra, polis memurlarının sorumlu   olmadıklarının tespit edildiği bildirilmiꢀtir. Polis memurları müfettiꢀe verdikleri ifadelerde,   birçok uyarı yapıldıktan sonra topluluğun güç kullanılarak dağıtıldığını kabul etmiꢀlerdir.   Temmuz 2002 tarihinde Đstanbul valisi, emniyet güçleri hakkında ceza soruꢀturması   baꢀlatılması talebini bir kez daha reddetmiꢀtir.   Đstanbul Đdare Mahkemesi, 21 Kasım 2002 tarihli kararında valinin kararını onamıꢀtır.   Bakırköy savcılığı, 19 ꢁubat 2003 tarihinde takipsizlik kararı vermiꢀtir.   Mart 2004 tarihinde alınan ve baꢀvurana 10 Mayıs 2004 tarihinde tebliğ edilen kararda   Eyüp Ağır Ceza Mahkemesi, bu takipsizlik kararını onamıꢀtır.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 3. MADDESĐNĐN ĐHLÂL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran, gözaltı sırasında kötü muameleye tabi tutulduğunu iddia etmekte ve AĐHS’nin 3.   maddesine atıfta bulunmaktadır.   A. Kabuledilebilirliğe iliꢀkin   Hükümet, baꢀvuranın hukuk ve idare mahkemeleri önünde tazminat davası açmaması   dolayısıyla iç hukuk yollarını tamamen tüketmediğini ileri sürmektedir.   AĐHM, geçmiꢀte birçok kez bu itirazı değerlendirdiğini ve her defasında reddettiğini   hatırlatmaktadır (bakınız, diğerleri arasından, Türkiye aleyhine Karayiğit davası (karar), no   63181/00, 5 Ekim 2004). AĐHM, mevcut davada daha önce vardığı sonuçlardan farklı   düꢀünmesine neden olacak herhangi bir özel durum kaydetmemektedir.   Bu itibarla, Hükümetin itirazı kabul edilemez. AĐHM, 3. madde kapsamına giren ꢀikâyetin   AĐHS’nin 35/3 maddesi anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını tespit etmektedir.   AĐHM ayrıca bu ꢀikâyetin baꢀka bir kabuledilemezlik gerekçesi bulunmadığını   kaydetmektedir. Dolayısıyla kabuledilebilir ilan edilmesi uygun olacaktır.   B. Esasa iliꢀkin   1. Polisin elinde kötü muameleye maruz kalındığı iddiası hakkında   AĐHM, bir kimsenin tamamıyla polis memurlarının denetimi altında gözaltında tutulduğu   sırada meydana gelen her türlü yaralanmanın ciddi kuꢀkulara yol açtığını hatırlatmaktadır   (Türkiye aleyhine Salman davası [GC], no 21986/93, prg. 100, CEDH 2000-VII). Dolayısıyla   bu yaraların nedeni hakkında makul bir izahatta bulunarak baꢀvuranın iddialarına, hele ki bu   iddialar tıbbi belgelerle desteklenmiꢀ ise, ꢀüphe düꢀüren delilleri sunma görevi Hükümete ait   olmaktadır (bakınız, diğerleri arasından, Fransa aleyhine Selmouni davası [GC], no 25803/94,   prg. 87, CEDH 1999-V ; Türkiye aleyhine Berktay davası, no 22493/93, prg. 167, 1   Mart 2001 ; ve Türkiye aleyhine Ayꢀe Tepe davası, no 29422/95, prg. 35, 22 Temmuz 2003).   Mevcut davada AĐHM, doktorlar tarafından düzenlenen tıbbi sertifikalarda gözaltı sırasında   gördüğü muamale sonrasında ilgili ꢀahıs üzerinde ciddi yaralanmalar tespit edildiğini ve hiç   kimsenin bu yaralanmaların daha önceden olmadığına itiraz etmediğini kaydetmektedir. 29 ve   Eylül 2001 tarihlerinde düzenlenen üç rapor, baꢀvuranın aldığı darbeler sonrasında   vücudunda ekimoz ve yara izlerinin oluꢀtuğunu bildirmektedir. Tespit edilen bu yara izleri,   Adli Tıp Kurumu’nun daha sonra 5 Ekim 2001 tarihinde düzenlediği raporda doğrulanmıꢀtır.   Bu unsurlar ıꢀığında AĐHM, baꢀvuranın, içtihadında belirlenen tehlikeli olma sınırlarını aꢀan   bir muameleye maruz kaldığını kabul etmektedir (Türkiye aleyhine Nurgül Doğan davası,   no 72194/01, prg. 54, 8 Temmuz 2008).   AĐHM, yukarıdaki unsurlar bütünüyle ele alındığında, baꢀvuranın maruz kaldığı orantısız   ꢀiddetin ağrı ve acı verecek nitelikte olduğu kanaatine varmaktadır; dolayısıyla bu   muameleler, AĐHS’nin 3. maddesi anlamında insanlık dıꢀı ve onur kırıcı olarak   vasıflandırılmalıdır. Takdirine sunulan unsurların tamamını göz önünde bulunduran AĐHM,   baꢀvuranın vücudunda tespit edilen yaralardan Savunmacı Devletin sorumlu olduğu kanaatine   varmaktadır.   Sonuç olarak, AĐHS’nin 3. maddesi esas bakımından ihlal edilmiꢀtir.   2. Yürütülen soruꢀturmaların etkili olup olmadığı hakkında   Baꢀvuran yetkililer tarafından yürütülen soruꢀturmanın etkili olmadığını öne sürmektedir.   Hükümet, baꢀvuranın bu iddiasına karꢀı çıkmaktadır.   Mevcut davada AĐHM, baꢀvuranın suç duyurusundan sonra savcılığın bir soruꢀturma   baꢀlattığını gözlemlemektedir. AĐHM, savcılığın yargı yetkisizliği dolayısıyla bu adli   soruꢀturmayı Đstanbul valiliğine sevk ettiğini kaydetmektedir. Valilik, polis memurları   hakkında soruꢀturma baꢀlatılmasına izin vermeyerek, dosyayı savcılığa göndermiꢀtir.   Ayrıca AĐHM, baꢀvuranın itirazı üzerine davaya bakan Đdare Mahkemesi’nin, 10 Mayıs 2002   tarihinde aldığı kararda, suçlanan polis memurları hakkında yürütülen ön soruꢀturmayı   yetersiz bularak vali kararını bozduğunu gözlemlemektedir. Bununla birlikte valilik,   geniꢀleterek sürdürdüğü soruꢀturma sonucunda pozisyonunu değiꢀtirmemiꢀ ve baꢀvurana kötü   muamele uygulamakla suçlanan polis memurları hakkında kamu davası açılmasına izin   vermemiꢀtir.   Bu bağlamda AĐHM, fazla derine inmeden, daha önce de birçok davada valilik tarafından   yürütülen soruꢀturmaları, idari makamlardan bağımsız olmayan kiꢀiler tarafında yürütüldüğü   için, ꢀüpheli bulduğunu hatırlatmaktadır (Türkiye aleyhine Kılıç davası, no 22492/93, prg. 72,   CEDH 2000-III ; Türkiye aleyhine Satık ve diğerleri davası, no 31866/96, prg. 60, 10 Ekim   ; Türkiye aleyhine Đhsan Bilgin davası, ilgili bölüm, prg. 72 ; Türkiye aleyhine Kamer   Demir ve diğerleri davası, no 41335/98, prg. 49, 19 Ekim 2006 ; ve Türkiye aleyhine Saya ve   diğerleri davası, no 4327/02, prg. 27, 7 Ekim 2008).   AĐHM’in kanaatine göre, bağımsızlığı ve tarafsızlığı ꢀüpheli kiꢀiler tarafından yürütülen   böylesi bir soruꢀturma, AĐHS’nin 3. maddesinde öngörülen usul ꢀartlarıyla   bağdaꢀmamaktadır. Bu itibarla, mevcut davada AĐHS’nin 3. maddesi usul bakımından da ihlâl   edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 5/1c) VE 11. MADDELERĐNĐN ĐHLÂL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran, AĐHS’nin 5/1c) maddesine atıfta bulunarak, gözaltı süresinden ꢀikâyetçi   olmaktadır. Baꢀvuran ayrıca, bir gösteriye katılmadan önce polis tarafından tutuklandığını ve   dolayısıyla örgütlenme hakkının da ihlâl edildiğini ileri sürmektedir. Baꢀvuran, AĐHS’nin 11.   maddesine atıfta bulunmaktadır.   AĐHM ilk önce, baꢀvuranın serbest bırakılmasıyla gözaltı süresinin 30 Eylül 2001 tarihinde   sona erdiğini, oysa dava dilekçesinin 1 Ekim 2004 tarihinde verildiğini gözlemlemektedir.   Üstelik, dava incelendiğinde, AĐHS’nin 35/1 maddesinde öngörülen altı aylık sürenin önünü   kesen veya erteleyen özel hiçbir koꢀul görülmemektedir. Dolayısıyla, ꢀikâyet gecikmeli olarak   yapılmıꢀtır ve AĐHS’nin 35/ ve 4. maddelerine uygun olarak reddedilmelidir.   AĐHS’nin 11. maddesi kapsamında toplanma özgürlüğüyle ilgili ꢀikâyet hakkında ise AĐHM,   baꢀvuranın 29 Eylül 2001 tarihinde bir gösteriye katılmak üzereyken tutuklandığını   gözlemlemektedir. AĐHM daha sonra baꢀvuranın sözkonusu gösteriye katılması nedeniyle   hakkında yürütülen ceza yargılamasıyla ilgili hiçbir bilgi vermediğini tespit etmektedir.   AĐHM, baꢀvuranın gösteri yapma özgürlüğünü tehlikeye düꢀüren bir cezai takibat olmaması   dolayısıyla, altı aylık sürenin ihtilaflı eylem tarihinden itibaren baꢀladığını hatırlatmaktadır.   Bu itibarla, AĐHM, ꢀikâyet konusu olayın 29 Eylül 2001 tarihinde meydana geldiğini ve 1   Ekim 2004 tarihinde sunulan baꢀvurunun gecikmiꢀ olduğunu kaydetmektedir. AĐHM, altı   aylık sürenin önünü kesen veya erteleyen bir koꢀul bulunmadığını belirtmekte ve baꢀvurunun   bu bölümünün de AĐHS’nin 35. maddesinin 1. ve 4. fıkralarına uygun olarak reddedilmesi   gerektiği sonucuna varmaktadır.   III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA   A. Maddi ve manevi tazminat   Baꢀvuran, belge sunmaksızın maruz kaldığı maddi ve manevi zarar için 30.000 Euro talep   etmektedir.   Hükümet, sözkonusu iddialara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM, maddi tazminat talebinin mesnetsiz olduğunu belirtmektedir. Dolayısıyla, maddi   tazminat ödenmesine gerek yoktur. Buna karꢀın AĐHM, maruz kaldığı manevi zarar için   baꢀvurana 10.000 Euro ödenmesi gerektiği kanaatindedir.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuran, ulusal mahkemeler ve AĐHM önündeki yargılama masraf ve giderleri için   avukatının ödemek zorunda kaldığı meslek vergileri de dahil olmak üzere 35.078,20 Euro   talep etmektedir. Baꢀvuran belge olarak sadece Đstanbul Barosu ücret tarifesini sunmaktadır.   Hükümet, sözkonusu iddialara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM içtihadına göre, bir baꢀvuran, yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini ancak   gerçekliği, gerekliliği ve oranlarının makul yapısı ortaya konduğu sürece elde edebilir (bkz,   örneğin, Bottazi-Đtalya, baꢀvuru no: 34884/97 ve Sawicka-Polonya, baꢀvuru no: 37645/97).   Mevcut davada sahip olduğu belgelerin eksikliğini göz önüne alan AĐHM, yargılama masraf   ve giderlerine iliꢀkin talebi reddetmektedir.   C. Gecikme faizi   Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç   puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenecektir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvurunun AĐHS’nin 3. maddesi kapsamında yapılan ꢀikayete iliꢀkin kısmının   kabuledilebilir geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;   2. Esas bakımından AĐHS’nin 3. maddesinin ihlal edildiğine;   3. Usul bakımından AĐHS’nin 3. maddesinin ihlal edildiğine;   4. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, Savunmacı   Devlet tarafından, baꢀvurana, her türlü vergiden muaf tutularak 10.000 Euro (on bin   Euro) manevi tazminat ödenmesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç   puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   5. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve   3. paragraflarına uygun olarak 28 Temmuz 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   7

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło