43452/02
WyrokETPCz2009-12-15ECLI:CE:ECHR:2009:1215JUD004345202
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy brak doręczenia skarżącemu opinii Prokuratora Generalnego w postępowaniu odwoławczym naruszył prawo do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał przypomniał swoje ugruntowane orzecznictwo, zgodnie z którym brak doręczenia opinii Prokuratora Generalnego w postępowaniu odwoławczym, pozbawiający stronę możliwości ustosunkowania się do niej, stanowi naruszenie zasady kontradyktoryjności, będącej integralnym elementem prawa do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 Konwencji. ETPCz uznał, że późniejsze uniewinnienie skarżącego nie pozbawiło go statusu ofiary, ponieważ odbył on już część kary pozbawienia wolności, a władze krajowe nie przyznały wyraźnie naruszenia Konwencji ani nie zapewniły odpowiedniego zadośćuczynienia za początkowe naruszenia praw.Stan faktyczny
Tuğrul Akyazıcı, lekarz anestezjolog, został oskarżony o udział w działaniach nielegalnej organizacji (rozwieszanie plakatów). W dniu 11 września 2001 r. Sąd Bezpieczeństwa Państwa w Ankarze skazał go na dwa lata i sześć miesięcy pozbawienia wolności oraz grzywnę na podstawie art. 7 ust. 1 ustawy nr 3713. W postępowaniu odwoławczym opinia Prokuratora Generalnego została przedstawiona Sądowi Kasacyjnemu, ale nie doręczono jej skarżącemu. Sąd Kasacyjny utrzymał wyrok w mocy w dniu 27 marca 2002 r. Po zmianie prawa krajowego (ustawa nr 4928 zmieniająca ustawę nr 3713), Sąd Bezpieczeństwa Państwa w Ankarze uniewinnił skarżącego w dniu 4 maja 2004 r., anulując jego skazanie, ponieważ nie dopuścił się on żadnych aktów przemocy. Skarżący został również zwolniony ze służby publicznej, a jego odwołanie od tej decyzji zostało odrzucone.Rozstrzygnięcie
Skarga w części dotyczącej braku doręczenia opinii Prokuratora Generalnego uznana za dopuszczalną, pozostała część skargi za niedopuszczalną. Stwierdzenie naruszenia art. 6 ust. 1 Konwencji. Stwierdzenie, że samo stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające zadośćuczynienie za szkody niemajątkowe. Zasądzenie 2,500 EUR na pokrycie kosztów i wydatków. Oddalenie pozostałych żądań dotyczących słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
OF E U R O P E
A V R U P A
KONSEYİ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ÜÇÜNCÜ DAĐRE
AKYAZICI – TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no: 43452/02)
KARAR
STRAZBURG Aralık 2009
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli
düzeltmelere tabi olabilir.
____________________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları
Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmıꢀ olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam
olarak belirtilmiꢀ olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koꢀulu ile Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa
Konseyi ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla
alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 43452/02 no’lu davanın nedeni, T.C. vatandaꢀı
Tuğrul Akyazıcı’nın (“baꢀvuran”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne, 16 Eylül 2002
tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Dair Sözleꢀme’nin (“AĐHS”)
34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuran, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (“AĐHM”) önünde, Samsun Barosu
avukatlarından M. Akyazıcı tarafından temsil edilmiꢀtir.
OLAYLAR
Bir anestezi doktoru olan baꢀvuran, 1968 doğumludur ve Samsun’da ikamet
etmektedir.
Baꢀvuran, yasadıꢀı bir örgütün eylemlerine katıldığı iddiasıyla aleyhinde ceza
kovuꢀturması baꢀlatıldığı sırada Kars Devlet Hastanesi’nde çalıꢀmaktaydı. Baꢀvuran ile diğer
ꢀüpheliler, diğer hususlar meyanında, Ankara’nın çeꢀitli yerlerinde söz konusu örgüt adına
afiꢀ ve poster asmakla itham edilmiꢀlerdir. Baꢀvuran, yargılama süresince masum olduğunu
ileri sürmüꢀtür. Bu arada, Kars Devlet Hastanesi, aleyhindeki ceza kovuꢀturması
sonuçlanıncaya kadar baꢀvuranı görevden uzaklaꢀtırmıꢀtır. Eylül 2001 tarihinde, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi, dava dosyasındaki
delillere dayanarak, 3713 No.lu Kanun’un 7/1 maddesi uyarınca baꢀvuranı mahkum etmiꢀ ve
iki yıl altı ay hapis ve para cezasına çarptırmıꢀtır. Baꢀvuran kararı temyiz etmiꢀtir.
Belirtilmeyen bir tarihte, Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın 10 Aralık 2001 tarihli
tebliğnamesi Yargıtay’a sunulmuꢀtur. Söz konusu tebliğname baꢀvurana tebliğ edilmemiꢀtir. Mart 2002 tarihinde, Yargıtay duruꢀma yapmıꢀ ve ilk derece mahkemesinin
baꢀvuranla ilgili kararını onamıꢀtır.
Baꢀvuranın Yargıtay kararının düzeltilmesi yönündeki talebi, Yargıtay Cumhuriyet
Baꢀsavcısı tarafından reddedilmiꢀtir.
Baꢀvuran, Temmuz 2003’te serbest bırakıldığını ifade etmiꢀtir.
Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi, 4928 No.lu Kanun çerçevesinde 3713 No.lu
Kanun’un 7. maddesinde yer alan “terör eylemleri” ifadesinin tanımında yapılan değiꢀikliği
göz önünde bulundurarak, 4 Mayıs 2004 tarihinde vermiꢀ olduğu ek kararla herhangi bir
ꢀiddet eyleminde bulunmayan baꢀvuranın beraatına karar vermiꢀ ve mahkumiyetini iptal
etmiꢀtir. Söz konusu karar, 11 Mayıs 2004 tarihinde kesinleꢀmiꢀtir.
Bu arada, 28 ꢁubat 2002 tarihinde, Sağlık Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu
baꢀvuranı devlet memurluğundan men etme kararı almıꢀtır. Baꢀvuranın söz konusu karara
itirazı idare mahkemesi tarafından reddedilmiꢀtir. Đdare mahkemesi, diğer hususlar
meyanında, disiplin soruꢀturmasına göre baꢀvuranın yasadıꢀı eylemlerinin ardından 2 Ocak tarihinde on beꢀ günlüğüne iꢀten ayrıldığını kaydetmiꢀtir. Söz konusu karar, 27 Aralık tarihinde Yüksek Đdare Mahkemesi tarafından onanmıꢀtır. Baꢀvuran, görüꢀlerinde,
beraat etmesine rağmen yeniden yargılanma talebinin idare mahkemesi tarafından
reddedildiğini ileri sürmüꢀtür. Ancak, baꢀvuran herhangi bir mahkeme kararı sunmamıꢀtır. Eylül 2007 tarihli bir onay belgesine göre, baꢀvuran halen Samsun’da bulunan
Atasam Hastanesi’nde çalıꢀmaktadır.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran, Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın tebliğnamesinin kendisine tebliğ
edilmediği, dolayısıyla karꢀı sav sunma imkanından mahrum bırakıldığı konusunda ꢀikayetçi
olmuꢀ ve bu ꢀikayetlerini AĐHS’nin 6. maddesine dayandırmıꢀtır.
A. Kabuledilebilirlik
Hükümet, 2004 yılında beraat etmiꢀ olması nedeniyle baꢀvuranın artık mağdur olarak
görülemeyeceğini ileri sürmüꢀtür. Hükümet, AĐHM’den, AĐHS’nin 37. maddesi uyarınca
baꢀvurunun kayıttan düꢀürülmesi yönünde karar vermesini talep etmiꢀtir.
Baꢀvuran, Hükümet’in iddialarına katılmayarak ꢀikayetlerini sürdürmüꢀtür.
AĐHM, baꢀvuran lehinde alınan herhangi bir karar ya da tedbirin, ulusal makamlar
AĐHS’nin ihlal edildiğini açıkça ya da özü itibariyle kabul ederek sözkonusu ihlali telafi
yoluna gitmiꢀ olsalar dahi, ilke olarak baꢀvuranın ‘mağdur’ statüsünü yitirmesi için yeterli
olmadığını hatırlatır (Dalban / Romanya, no. 28114/95). Ancak söz konusu ꢀartlar
gerçekleꢀtiğinde, AĐHS’nin koruyucu mekanizmasının ikincil niteliği nedeniyle baꢀvurunun
incelenmesinden imtina edilir (Jensen ve Rasmussen / Danimarka, no. 52620/99).
AĐHM, baꢀvuranın 2002 yılında Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından
mahkum edildiğini kaydeder. Baꢀvuran, para cezası ile birlikte iki yıl altı ay hapis cezasına
çarptırılmıꢀtır. Đç hukukta yapılan bir değiꢀikliğin ardından baꢀvuranın yeniden yargılandığı
ve 2004 yılında aleyhindeki suçlamalardan beraat ettiği doğrudur. Ancak, AĐHM, bu süre
içerisinde baꢀvuranın zaten hapis cezasını çektiğini kaydeder. Hükümet’in bu dönemle ilgili
olarak tazminat talebinde bulunulabilmesi için olası iç hukuk yollarına iliꢀkin herhangi bir
açıklamada bulunmaması nedeniyle, AĐHM, ilk yargılamada hak ihlalleri nedeniyle baꢀvurana
herhangi bir tazminat ödenmediğini gözlemlemektedir. Bu nedenle, AĐHM, Hükümet’in
baꢀvuranın mağdur olarak görülemeyeceği yönündeki itirazının kabul edilemeyeceği
sonucuna varır.
AĐHS’nin 35/3 maddesi uyarınca baꢀvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
AĐHM, söz konusu ꢀikayetin aynısını daha önce incelediğini ve AĐHS’nin 6/1
maddesinin ihlalini tespit ettiğini kaydeder (Göç, yukarıda kaydedilen; Abdullah Aydın /
Türkiye (no. 2), no. 63739/00; Ayçoban ve Diğerleri / Türkiye, 42208/02).
Söz konusu davayı inceleyen AĐHM, yukarıda adı geçen davalarda vermiꢀ olduğu
kararlardan ayrılmasını gerektirecek herhangi bir özel koꢀul bulunmadığı sonucuna varmıꢀtır.
Dolayısıyla, AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II. ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐA EDĐLEN DĐĞER AĐHS MADDELERĐ
Baꢀvuran, baꢀvuru formunda ve sonraki görüꢀlerinde, AĐHS’nin 6. ve 10. maddeleri
uyarınca, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yargılanmadığı ve yargılama
sonucunun adil olmadığı konusunda ꢀikayetçi olmuꢀtur. Baꢀvuran, ayrıca, delillerin ulusal
makamlar tarafından toplanma ve değerlendirme ꢀekli konusunda ꢀikayetçi olmuꢀtur.
Baꢀvuran, mahkumiyetinin ve kendisine verilen cezanın ifade özgürlüğüne haksız bir
müdahale oluꢀturduğu konusunda ꢀikayetçi olmuꢀtur. Baꢀvuran, ayrıca, ceza yargılaması
sonucunda Kars Devlet Hastanesi’ndeki görevinden ihraç edildiğini ve beraat etmesine
rağmen önceki görevine getirilmediğini belirtmiꢀtir.
Ancak, AĐHM, elindeki bütün belgeler ıꢀığında, baꢀvuranın yukarıdaki ifadelerinin
AĐHS veya Protokollerinde yer alan hak ve özgürlüklerin herhangi bir ihlalini
oluꢀturmadığına karar verir. AĐHM, AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca
açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle baꢀvurunun bu kısmının kabuledilemez
nitelikte olduğu sonucuna varır.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
AĐHS’nin 41. maddesine göre:
“Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek
Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,
hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
A. Tazminat
Baꢀvuran, maddi ve manevi tazminat olarak toplam 201,600 Yeni Türk Lirası
(yaklaꢀık 115,714 Euro) talep etmiꢀtir. Talep edilen maddi tazminat miktarı kazanç kaybıyla
ilgilidir.
Hükümet, tazminat miktarına itiraz etmiꢀtir.
AĐHM, maddi tazminat konusunda, tespit edilen ihlalle talep edilen maddi tazminat
arasında illiyet bağı bulunduğu varsayılsa bile, AĐHS’nin 6/1 maddesine uygun olarak
yapılacak yargılama sonucunun ne olacağına dair tahminde bulunamayacağı kanaatindedir.
Bu nedenle, AĐHM, maddi tazminat baꢀlığı altında herhangi bir ödeme yapılmamasına karar
verir.
AĐHM, ayrıca, tespit edilen ihlalin baꢀvuranın görmüꢀ olduğu manevi zarar için tek
baꢀına yeterli adil tatmin oluꢀturduğu kanaatindedir (Ayçoban ve Diğerleri, yukarıda
kaydedilen; Turğay / Türkiye, no. 21085/02; Mesut Yurtsever / Türkiye, no. 42086/02).
B. Yargılama masraf ve giderleri
Baꢀvuran, ayrıca, idari yargılama dahil olmak üzere yerel mahkemeler ve AĐHM
önünde yapmıꢀ olduğu yargılama masraf ve giderleri için toplam 41,527 YTL (yaklaꢀık
23,835 Euro) talep etmiꢀtir. Baꢀvuran, avukatıyla imzalamıꢀ olduğu ücret sözleꢀmesi ile posta
ve mahkeme ücretlerini gösteren faturalar sunmuꢀtur.
Hükümet, söz konusu miktara itiraz etmiꢀtir.
AĐHM’nin içtihadına göre, bir baꢀvuran gerçekliğini ve gerekliğini kanıtladığı makul
miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AĐHM, söz konusu davada, elindeki bilgilere ve
yukarıdaki ölçütlere dayanarak, yargılama masraf ve giderlerinin tamamı için 2,500 Euro
ödenmesine karar verir.
C. Gecikme Faizi
AĐHM, gecikme faizinin, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına
uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE
1. Baꢀvuranın Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın tebliğnamesinin kendisine
bildirilmediği yönündeki ꢀikayetinin kabuledilebilir, baꢀvurunun geri kalan kısmının
kabuledilemez olduğuna;
2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. Tespit edilen ihlalin baꢀvuranın görmüꢀ olduğu manevi zarar için tek baꢀına yeterli
adil tatmin oluꢀturduğuna;
4. (a)AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten
itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na
çevrilmek üzere ve her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet
tarafından baꢀvurana yargılama masraf ve giderleri için 2,500 Euro (iki bin beꢀ yüz
Euro) ödenmesine;
(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin
yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal
kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;
5. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermiꢀtir.
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragrafları gereğince 15 Aralık 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
6
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło