43550/04
WyrokETPCz2009-06-16ECLI:CE:ECHR:2009:0616JUD004355004
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy długotrwałe tymczasowe aresztowanie, brak rozprawy w sprawie odwołań od aresztowania oraz przewlekłość postępowania karnego naruszyły prawa skarżącego wynikające z art. 5 ust. 3 i 4 oraz art. 6 ust. 1 Europejskiej Konwencji Praw Człowieka?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że długość tymczasowego aresztowania skarżącego, trwającego łącznie około 13 lat i 5 miesięcy, przekroczyła rozsądny termin wymagany przez art. 5 ust. 3 Konwencji, pomimo złożoności sprawy i powagi zarzutów. Ponadto, brak rozprawy w sprawie odwołań skarżącego od tymczasowego aresztowania naruszył jego prawo do szybkiego rozpatrzenia legalności pozbawienia wolności, zgodnie z art. 5 ust. 4. Wreszcie, postępowanie karne, które trwało ponad 16 lat i 8 miesięcy i nadal było w toku, naruszyło prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji, ponieważ państwo nie zapewniło wystarczającej szybkości działania.Stan faktyczny
Skarżący, Galip Aygül, został aresztowany 29 września 1992 roku w wyniku operacji antyterrorystycznej, w której został ranny. 8 stycznia 1993 roku prokurator w Stambule oskarżył go o przynależność do nielegalnej organizacji i próbę obalenia porządku konstytucyjnego. Sprawa karna, obejmująca wielu oskarżonych i liczne zarzuty, toczyła się przez wiele lat. W 2005 roku sąd pierwszej instancji skazał skarżącego na dożywocie, ale wyrok ten został uchylony przez Sąd Kasacyjny w 2006 roku z powodu braków formalnych. W 2007 roku skarżący został zwolniony z aresztu ze względu na jego długość, jednak postępowanie karne nadal trwało.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie:
1. Uznał skargę dotyczącą długości początkowego zatrzymania za niedopuszczalną, a pozostałe skargi za dopuszczalne.
2. Stwierdził naruszenie art. 5 ust. 3 i 4 Konwencji.
3. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji.
4. Zasądził na rzecz skarżącego 5 000 EUR tytułem szkody niemajątkowej, powiększone o odsetki.
5. Oddalił pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
C O N S E I L D E
L ' E U R O P E
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
AYGÜL - TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no: 43550/04)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Haziran 2009
Đꢀbu karar Sözleꢀme’nin 44 / 2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup
ꢀekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
______________________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009 Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel
Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak
belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve
İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
T.C. vatandaꢀı Galip Aygül (baꢀvuran) tarafından Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, 15 Ekim tarihinde Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin
(Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapılan 43550/04 numaralı
baꢀvuru sonucu bu dava görülmektedir
Baꢀvuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Đstanbul Barosu avukatlarından
E. Kanar tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
Baꢀvuran 1970 doğumlu olup Đstanbul’da ikamet etmektedir. Eylül 1992 tarihinde, güvenlik güçlerinin teröristlere karꢀı düzenlediği bir operasyonda
baꢀvuran polisle çatıꢀmaya girmiꢀtir. Baꢀvuran Đstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle
Mücadele ꢁubesi ekipleri tarafından yaralı olarak ele geçirilmiꢀ ve 19 Ekim 1992 tarihinde
tutuklanmıꢀtır.
Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı 8 Ocak 1993 tarihinde
aralarında baꢀvuranın da yer aldığı on yedi kiꢀi hakkında yasadıꢀı bir örgütün mensubu olmak
ve Devletin Anayasal düzenini yıkmaya teꢀebbüs etmek suçlarından dava açmıꢀtır. Savcı
sanıkları 1989 ve 1992 yılları arasında meydana gelen ve bunlar arasında silahlı saldırı, polis
karakollarına ve araçlarına roketle saldırı ve silahlı soygun suçlarının da yer aldığı yetmiꢀ altı
eylemi iꢀlemekle itham etmiꢀtir. Bu dava daha sonra çeꢀitli mahkemelerde görülen ondan
fazla ceza davası dosyası ile birleꢀtirilmiꢀtir. Bu çerçevede birçok tanık dinlenmiꢀ, özellikle
balistik ve grafoloji olmak üzere çok sayıda bilirkiꢀi incelemesi yapılmıꢀtır.
Yargı süreci boyunca bazı sanıklar beraat etmiꢀ, bazıları ise tutuksuz yargılanmak üzere
serbest bırakılmıꢀtır.
DGM’ler 30 Haziran 2004 tarihinde feshedilmiꢀtir. Dava Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde
görülmeye devam edilmiꢀtir.
Baꢀvuran tarafından yargı süreci boyunca DGM nezdinde olduğu kadar ağır ceza mahkemesi
önünde yapılan birçok serbest bırakılma talebi adli makamlar tarafından reddedilmiꢀtir. Ağır
ceza mahkemesi bilhassa isnat edilen suçların ağırlığı, kanıtların durumu ve suçun tekrarı
unsurları ıꢀığında baꢀvuranın tutukluluk halinin devamına karar vermiꢀtir.
Baꢀvuranın itirazlarını inceleyen mahkeme duruꢀma yapılmasına gerek olmadığına karar
vermiꢀtir.
Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 2 Mayıs 2005 tarihinde baꢀvuranı müebbet hapis cezasına
çarptırmıꢀtır. Yargıtay 11 Temmuz 2006 tarihinde yaptığı açık duruꢀmada ağır ceza
mahkemesinin yüz üç sayfalık kararının hakimler tarafından imzalanmadığı ve bunun
CMUK’un 232/4 maddesine çeliꢀkili bir durumu oluꢀturduğu gerekçesiyle bu kararı
bozmuꢀtur.
Ağır ceza mahkemesi 2 Mayıs 2007 tarihli duruꢀmada tutukluluk süresini göz önünde
bulundurarak baꢀvuranın serbest bırakılmasına karar vermiꢀtir. Dava dosyasında yer alan
unsurlara göre yargılama halen derdesttir.
HUKUK
AĐHS’nin 5/3 maddesine atıfta bulunan baꢀvuran, 1992 yılında tutuklandığını belirterek
tutukluluk süresinin uzunluğundan ꢀikayetçi olmaktadır.
Baꢀvuran ayrıca tutukluluğuna karꢀı yapmıꢀ olduğu itirazla ilgili olarak duruꢀma
yapılmamasının AĐHS’nin 6/3 maddesinin b) ve c) fıkralarının ihlaline yol açtığından
ꢀikayetçi olmaktadır.
Baꢀvuran ayrıca yargılamanın halen devam ettiğinden ꢀikayetçi olmakta ve AĐHS’nin 6/1
maddesinin özü itibariyle ihlal edildiğini öne sürmektedir.
Hükümet baꢀvuranın hiçbir ꢀekilde tutukluluk süresinin uzunluğu, yargı süreci hakkında
ꢀikayetçi olmadığını ve kanun dıꢀı yakalanan kiꢀilere tazminat verilmesini öngören 466 sayılı
Kanun gereğince herhangi bir tazminat baꢀvurusunda bulunmadığını belirterek iç hukuk
yollarının tüketilmediğini savunmaktadır. Esas ile ilgili olarak ise, Hükümet karmaꢀık bir
yapısı bulunan davanın çok tanıklı duruꢀma yapılmasını zorunlu kıldığını ve birçok bilirkiꢀi
incelemesini gerektirdiğini ifade etmektedir.
AĐHM gözaltı süresinin uzunluğu hakkındaki ꢀikayete iliꢀkin, gözaltı süresinin 19 Ekim 1992
tarihinde sona erdiğini ve iç hukukta herhangi bir hukuki sürecin baꢀlatılmaması çerçevesinde
gecikmeli olarak yapıldığını gözlemlemektedir (Bkz. diğerleri arasında, Arslan-Türkiye
kararı, no: 36747/02). AĐHM, AĐHS’nin 35. maddesinin 1. ve 4. paragraflarına uygun olarak
bu ꢀikayeti reddetmektedir.
AĐHM Hükümetin ön itirazı ile ilgili, Hükümetin ne uygulanabilir iç hukuk yolları hakkında
ayrıntılı bilgi verdiğini ne benzer ꢀikayetlere iliꢀkin iç hukuk kararı örnekleri sunduğunu tespit
eder. AĐHM ayrıca baꢀvuranın tutukluluk süresinin uzunluğuna karꢀı birçok kez itirazda
bulunduğunu not etmektedir. Kaldı ki 466 sayılı Kanun baꢀvuranın durumuna uygun bir telafi
yolu sağlayacak gibi görünmemektedir. Bu kanun AĐHM’nin daha önce de dile getirdiği
üzere, sonuç itibarıyla Türk Hukuku’nun cezai yargılama sürecinin uzunluğuna karꢀı makul
bir baꢀvuru yolu sunmamaktadır (Bkz. Tendik vd.-Türkiye kararı no: 23188/02, 22 Aralık
2005).
AĐHM Hükümetin itirazını her açıdan reddetmektedir. AĐHS’nin 35. maddesinin 2. ve 3.
paragraflarına uygun olarak baꢀvurunun kalanına dair herhangi bir kabuledilemezlik
gerekçesinin yer almadığını kaydeden AĐHM, baꢀvuruyu kabuledilebilir ilan etmektedir.
Bu baꢀvuruda tutukluluğa iliꢀkin dikkate alınması gereken birinci dönem baꢀvuranın
tutuklandığı 29 Eylül 1992 tarihinde baꢀlayıp ilk tutukluluk döneminin sona erdiği 2 Mayıs tarihinde sona ermekte (Bkz. Rüzgar-Türkiye kararı no: 28489/04, 27 Mayıs 2008) ve
ikinci dönem Yargıtay’ın bozma kararını müteakip 11 Temmuz 2006’da baꢀlamakta ve 2
Mayıs 2007’de tamamlanmaktadır (Bkz. Solmaz-Türkiye kararı no: 27561/02). Sözkonusu
tutukluluk süresi toplamda yaklaꢀık on üç yıl beꢀ aydır.
AĐHM benzer sorunları ortaya koyan birçok davayı incelemiꢀ ve tutukluluk süresinin bu denli
uzun olmasının AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlaline yol açtığı sonucuna varmıꢀtır (Bkz. örneğin
Dereci-Türkiye kararı, no: 77845/01, 24 Mayıs 2005 ve Taciroğlu-Türkiye kararı, no:
25324/02, 2 ꢁubat 2006).
Baꢀvurana isnat edilen suçların ciddiyetini ve davanın karmaꢀık bir yapısı olduğunu kabul
etmekle birlikte AĐHM, yine de yerleꢀik içtihadı ıꢀığında aynı hükmün ihlal edildiği sonucuna
varmaktadır.
AĐHM baꢀvuranın ilk derece mahkemesinde tutukluluk süresinin uzunluğu hakkındaki
itirazlarına karꢀı bir duruꢀma gerçekleꢀtirilmediği ꢀikayetini ise AĐHS’nin 5/4 maddesi
çerçevesinde inceleyecektir. AĐHM bu bağlamda, Bağrıyanık-Türkiye (no: 43256/04, 5
Haziran 2007) kararına atıfta bulunmakta ve aynı gerekçelere dayalı olarak sözü edilen
hükmün ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.
AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği iddiası ile ilgili, AĐHM kaydedilmesi gereken
dönemin 29 Eylül 1992 tarihinde baꢀladığını ifade etmektedir. AĐHM dava dosyasında yer
alan unsurlara göre davanın iç hukuktaki mahkemeler nezdinde halen sürdüğünü, iki dereceli
mahkemede görülen dava sürecinin hâlihazırda yaklaꢀık on altı yıl sekiz aylık bir süreye
uzandığını not etmektedir.
AĐHM bu baꢀvurudaki benzer ꢀikayetleri ortaya koyan baꢀvuruları daha önce de incelediğini,
bu konudaki yerleꢀik içtihadından ileri gelen kıstaslar ıꢀığında «makul süre» ilkesinin ihlal
edildiği sonucuna vardığını hatırlatır (Bkz. diğer birçokları arasında Pelissier ve Sassi-Fransa
kararı no: 25444/94).
Örgütlü olarak iꢀlenen suçun karmaꢀık bir yapısı olduğunu göz önünde bulunduran AĐHM,
mevcut baꢀvuruda yine de farklı bir sonuca varılmasını gerektirecek herhangi bir durumun
sözkonusu olmadığı kanaatindedir. AĐHM, AĐHS’nin 6/1 maddesi uyarınca makul süre
koꢀulunun ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.
AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması konusunda baꢀvuran maddi tazminat olarak 75.000
YTL (bu kararın kabul edildiği tarihte yaklaꢀık 37.500 Euro) ve manevi tazminat olarak ise
100.000 YTL. (yaklaꢀık 50.000 Euro) talep etmektedir. Baꢀvuran yargılama masraf ve
giderleri için (tutukluyken ailesinin kendisini ziyaret etmek için yapmıꢀ olduğu masraflar,
fotokopi, posta giderleri, duruꢀmalara gidiꢀ geliꢀ masrafları ve avukatlık ücreti) 229.990.000
YTL (yaklaꢀık 1.150.000 Euro) talep etmektedir.
Hükümet bu iddialara karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM öne sürülen maddi tazminat ile tespit edilen ihlaller arasında herhangi bir illiyet bağı
kuramamakta ve bu talebi reddetmektedir. Manevi tazminata iliꢀkin, AĐHM davayı bir bütün
olarak değerlendirmekte, bilhassa yargılama boyunca bazı sanıkların beraat ettiklerini,
baꢀvuranın silahlı bir çatıꢀma neticesinde yakalandığını, isnat edilen suçların ağırlığını, çok
sayıda sanığın yer aldığı karmaꢀık bir davanın sözkonusu olduğunu ve davanın birçok bilirkiꢀi
incelemesini gerektirdiği gibi ayrıntıları dikkate almaktadır (mutatis mutandis A.vd.-Birleꢀik
Krallık no: 3455/05, 19 ꢁubat 2009). AĐHM buna karꢀılık Avrupa Merkez Bankası’nın
marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artıꢀ eklenmek suretiyle
baꢀvurana 5.000 Euro manevi tazminat ödenmesini uygun görmektedir.
AĐHM yargılama masraf ve giderleri konusunda baꢀvuranın herhangi bir kanıtlayıcı belge
sunmadığını gözlemlemektedir. AĐHM sonuç olarak bu yöndeki talepleri reddetmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Gözaltı süresinin uzunluğu hakkındaki ꢀikayetin kabuledilemez, bunun dıꢀında kalanların
kabuledilebilir olduğuna;
2. AĐHS’nin 5. maddesinin 3. ve 4. paragraflarının ihlal edildiğine;
3. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
4. a) AĐHS’nin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,
miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru
üzerinden TL’ ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından baꢀvurana manevi tazminat
olarak 5.000 (beꢀ bin) Euro ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan
fazlasına eꢀit oranda faiz uygulanmasına;
5. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMĐꢀTĐR.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragraflarına uygun olarak 16 Haziran 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
5
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło