43647/98

WyrokETPCz2004-12-21ECLI:CE:ECHR:2004:1221JUD004364798

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania o odszkodowanie przed sądami administracyjnymi w Turcji naruszyła prawo skarżących do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie, zgodnie z art. 6 ust. 1 Europejskiej Konwencji Praw Człowieka?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że postępowanie krajowe trwało pięć lat i dziesięć miesięcy, co samo w sobie jest długim okresem. Chociaż skarżący przyczynili się do opóźnienia, składając skargę do niewłaściwego sądu i opóźniając płatności opłat sądowych, to kluczowe opóźnienie wynoszące rok i dziesięć miesięcy w Ankara İdare Mahkemesi (Ankara Administrative Court) w rozstrzygnięciu kwestii jurysdykcji ratione loci było nieuzasadnione. Zgodnie z prawem krajowym, wstępna kontrola jurysdykcji powinna nastąpić w ciągu piętnastu dni. Trybunał stwierdził, że to opóźnienie ze strony sądu krajowego, w kontekście braku wyjątkowej złożoności sprawy i znaczenia wyniku dla skarżących, stanowiło naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji.
Stan faktyczny
Skarżący to rodzina A.O., który zginął w ataku terrorystycznym w ich wiosce w Turcji w 1991 roku. W dniu 15 kwietnia 1992 r. wnieśli skargę o odszkodowanie przeciwko Ministerstwu Spraw Wewnętrznych do Ankara İdare Mahkemesi (Ankara Administrative Court), zarzucając państwu niewypełnienie obowiązku ochrony życia i bezpieczeństwa obywateli. Postępowanie krajowe, obejmujące trzy instancje, trwało pięć lat i dziesięć miesięcy, zanim Danıştay (Rada Stanu) podtrzymała decyzję o przyznaniu odszkodowania.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie stwierdza naruszenie art. 6 § 1 Konwencji. Trybunał jednogłośnie odmawia przyznania słusznego zadośćuczynienia na podstawie art. 41 Konwencji.

Pełny tekst orzeczenia

-----------------------   -----------------------   C O U N C I L   ^ ^ AVRUPA   O F E U R O P E   * KONSEYİ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   İKİNCİ DAİRE   ORMANCI VE DİĞERLERİ/TÜRKİYE   (Başvuru no. 43647/98)   KARAR   STRAZBURG   Aralık 2004   Bu karar Sözleşme’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen şartlar uyarınca kesinlik kazanacaktır.   Editör tarafından revizyona tabi tutulması mümkündür.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2004. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Ormancı ve Diğerleri -Türkiye Davasında,   Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci D aire),   Sn. J. -P. COSTA, Başkan,   Sn. A.B. BAKA,   Sn. R. TÜRMEN,   Sn. K. JUNGWIERT,   Sn. M. UGREKHELIDZE,   Sn. A. MULARONI,   Sn. E. FURA-SANDSTRÖM, yargıçlar   ile Bölüm Sekreteri Sn. S. DOLLE'un katılımı ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Heyeti   olarak toplanmış,   Kasım 2003 ile 30 Kasım 2004 tarihlerinde yapılan gizli müzakereler sonucunda, yukarıda   son anılan tarihte benimsenmiş olan aşağıdaki karara varmıştır:   USULİ İŞLEMLER   1. Dava, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (“Sözleşme”) eski 25. maddesi uyarınca   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, Avrupa İnsan Haklan M ahkemesi’ne beş Türk vatandaşı,   Fatma Ormancı, Mehmet Ormancı, Gönül Ormancı, Cengiz Ormancı, ve Bilgen Ormancı   (“başvuranlar”) tarafından 13 Temmuz 1998 tarihinde yapılan başvurudan (no. 43647/98)   kaynaklanmaktadır.   2. Başvuranlar Ankara’da çalışan bir avukat olan Dinçer Söğütlü tarafından temsil edilmiştir.   Türk Hükümeti (“Hükümet”), AİHM önündeki dava işlemleri için Ajan tayin etmemiştir.   3. Başvuranlar AİHS’nin 6 § 1 maddesi uyarınca tazmin işlemlerinin uzun sürmesinden   şikayetçi olmuştur.   4. Başvuru, AİHS’nin 11 sayılı Protokolünün (Protokol No. l l ’in 5 § 2 maddesi) yürürlüğe   girdiği 1 Kasım 1998 tarihinde AİHM ’ye iletilmiştir.   5. Başvuru AİHM ’nin Üçüncü Daire’sine verilmiştir (Mahkeme İç Tüzüğü Madde 52 § 1). Bu   Daire içerisinde Madde 26 § 1 uyarınca davayı görecek olan Daire (AİHS’nin 27 § 1 maddesi)   oluşturulmuştur.   6. AİHM, 1 Kasım 2001’de Dairelerinin yapısını değiştirmiştir (Madde 25 §1). Bu dava yeni   oluşturulan Üçüncü D aire’ye verilmiştir.   7. Mahkeme 27 Kasım 2003 tarihli kararıyla başvuruyu kabul edilebilir bulmuştur.   8. Başvuran ve Türk Hükümeti esasa ilişkin görüşlerini bildirmiştir (Madde 59 § 1).   9. 1 Kasım 2004’te yeni oluşturulan İkinci Daire’ye iletilmiştir.   OLAYLAR   I. DAVA ŞARTLARI   10. Başvuranlar sırasıyla 1952, 1979, 1981, 1983 ve 1985 yıllarında doğmuştur ve   Kahramanmaraş’ta yaşamaktadırlar.   11. Başvuranların Kahramanmaraş’taki köyüne 15Nisan 1991’de teröristler tarafından baskın   düzenlenmiş ve aralarında ilk başvuranın kocası ve diğer başvuranların babası olan A. O.’nun   da bulunduğu köyün erkeklerini öldürülmüştür.   12. Başvuranlar 15 Nisan 1992’de Ankara İdare Mahkemesi’nde İçişleri Bakanlığı (bundan   böyle “davalı” olarak anılacaktır) aleyhine, Devletin vatandaşlarının canım ve güvenliğini   koruma sorumluluğunu yerine getirmediğini iddia eden bir dava açmıştır. Mahkemenin   kendilerine A.O’nun ölümü nedeniyle maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar vermesini   talep etmişlerdir.   13. Dava, 29 Nisan 1992 tarihinde davalıya bildirilmiştir.   14. Davalı, 28 Mayıs 1992’de Mahkemeye görüşlerini bildirmiştir. 16 Haziran 1992’de   görüşler başvuranlara gönderilmiştir.   15. Başvuranlar, 22 Haziran 1992’de davalının görüşlerine yanıt vermiştir. Başvuranların   yanıtı 20 Ağustos 1992’de davalıya iletilmiştir.   16. 15 Eylül 1992 tarihinde davalı ek görüşlerini iletmiştir. Bu görüşler 29 Eylül 1992’de   başvuranlara bildirilmiştir.   17. 21 Şubat 1994 tarihinde Ankara İdare Mahkemesi tarafların görüşlerini inceledikten sonra   ratione loci yetkisizlik kararı vermiş ve dava dosyasını Gaziantep İdari Mahkemesi’ne   göndermiştir.   18. Başvuranlar 10 Ağustos 1994’te Mahkeme masraflarının bir kısmını önceden ödemiştir.   19. Gaziantep İdare Mahkemesi 22 Aralık 1994’te farklı idari mercilerden bilgi talep eden bir   ara karar vermiştir. Mahkeme aynı zamanda A. O.’nun ölümü nedeniyle başvuranların   uğradığı maddi zararı hesaplaması için bir bilirkişi görevlendirmiştir.   20. 20 Şubat ile 28 Şubat 1995 tarihleri arasında Tapu Kadastro’dan, Elbistan Sosyal   Yardımlaşma’dan, güvenlik kuvvetlerinden, Sosyal Sigortalar Kurumu’ndan ve Elbistan   Valiliği’nden talep edilen belgeler mahkemeye iletilmiştir.   21. 7 Mart 1995’te başvuranın öldürülmesine ilişkin soruşturmalar Kahramanmaraş Jandarma   Komutanlığı tarafından mahkemeye iletilmiştir.   22. Mahkeme, 4 Nisan 1995 tarihinde Elbistan nüfus müdürlüğünden Ormancı ailesinin   doğum kayıtlarını istemiştir.   23. Ormancı ailesinin doğum kayıtlarına ilişkin dosyalar 5 Haziran 1995’te Mahkemeye   sunulmuştur.   24. 4 Eylül 1995’te dava dosyası bilirkişiye gönderilmiştir.   25. 22 Eylül 1995’te bilirkişi raporu Mahkemeye iletilmiştir.   26. Davalı 10 Kasım 1995’te rapora itiraz etmiştir.   27. Gaziantep İdare Mahkemesi 19 Haziran 1996’da başvuranlara davanın açıldığı tarihten   itibaren işletilen faizle beraber maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.   28. 30 Temmuz 1996 tarihinde Mahkeme, başvuranlardan kararın taraflara tebliğ masraflarım   ödemelerini talep etmiştir.   29. 27 Eylül 1996’da Mahkemeye başvuranların gerekli ücreti ödediği bildirilmiştir.   30. Davalı, 9 Aralık 1996 tarihinde Danıştay’a başvurarak Gaziantep İdare Mahkemesi’nin   kararını temyize götürmüştür.   31. Başvuranlar, 13 Şubat 1997’de görüşlerini Danıştay’a bildirmiştir.   32. 28 Mart 1997 tarihinde dava dosyası Danıştay’a ulaşmıştır. Dava 10. Daire’ye verilmiştir.   33. 10 Kasım 1997’de Danıştay Savcısı görüşünü sunmuştur.   34. Danıştay, 10 Mart 1998’de İlk Derece Mahkemesinin kararını onamıştır.   35. 5 Kasım 1997 ve 30 Nisan 1998 tarihlerinde başvuranların hak ettikleri tazminat   kendilerine ödenmiştir.   II. İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMA   36. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun ilgili hükmü şu şekildedir:   Madde 14   Dilekçeler üzerine ilk inceleme   “1. Dilekçeler kaydedildikten sonra..., görevli dairelere..., iletilir.   2. ...   3. Dilekçeler, idari mahkemelerde daire başkamnm görevlendireceği bir tetkik hakimi tarafından:   a) Görev ve yetki,   Yönlerinden sırasıyla incelenir   4. ...dilekçelerin incelenmesi dilekçenin alındığı tarihten itibaren en geç on beş gün içinde   sonuçlandırılır.   5. İlk incelemeyi yapanlar, bu noktalardan kanuna aykırılık görmezlerse tebligat işlemi yapılır.   HUKUK   I. AÎHS’NİN 6 § 1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI   37. Başvuranlar, tazminat işlemlerinin AİHS’nin 6 § 1 maddesinde belirtilen “makul süre”   şartını aştığından şikayet etmektedir. 6 § 1 maddenin ilgili kısmı şu şekildedir:   “ 1. Herkes gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen   suçlamalar konusunda ... yasayla kurulmuş... mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde,...   görülmesini istemek hakkına sahiptir.”   38. AİHM, dava işlemlerinin Madde 6 § l ’de belirtilen “makul süre” şartını karşılayıp   karşılamadığını belirlerken göz önüne alması gereken sürenin, başvuranlar Ankara İdare   Mahkemesi’ne başvurdukları tarih olan 15 Nisan 1992’de başlayıp Danıştay’ın İlk Derece   Mahkemesi’nin kararını onadığı tarih olan 10 Mart 1998’de sona erdiğine dikkat çekmektedir.   Dolayısıyla sözkonusu dava, üç mahkeme huzurunda beş yıl on ay sürmüştür.   39. Hükümet, iç hukuk mahkemelerinin iddiaların doğruluğunu, merhumun mesleği ile   gelirini ve ailesinin başka bir geliri olup olmadığını araştırması gerektiği için davanın karışık   olduğunu savunmuştur. Hükümet, başvuranların iç hukuk hükümleri uyarınca Gaziantep İdare   Mahkemelerine başvurmaları gerekirken Ankara İdare Mahkemesine başvurarak işlemlerin   uzamasına neden olduğunu iddia etmiştir. Başvuranların en az iki kere mahkeme masraflarını   tam olarak ödemeyerek işlemleri daha da uzattığına dikkat çekmiştir. Üstelik idare   mahkemeleri önündeki işlemler genelde yazılı olmaktadır ve ilgili mercilerin gerekli   belgelerin temini zaman almaktadır. Hükümet, idari makamlardan ya da yargı makamlarından   kaynaklanan aşırı bir gecikme olmadığını öne sürmektedir.   40. AİHM, dava işlemlerinin süresinin makul olup olmadığını değerlendirirken, dava   şartlarının yanı sıra içtihatlar tarafından belirlenen, özellikle davanın karmaşıklığı, başvuranın   ve ilgili mercilerin tutumu ve başvuranın neleri yitirebileceği gibi kriterlerin de dikkate   alınması gerektiğini yinelemektedir (diğerlerinin yanı sıra bkz. Sekin ve Diğerleri/Türkiye,   no. 26518/95, § 35, 22 Ocak 2004, ve Kranz/Polonya, no. 6214/02, § 33, 17 Şubat 2004).   41. Davanın karmaşıklığına ilişkin olarak AİHM, sözkonusu dava işlemlerinin başvuranların   A. O.’nun ölümü nedeniyle uğradığı kaybın tazminine ilişkin olması nedeniyle davanın   istisnai bir yasal veya olgusal zorluk teşkil etmediğini düşünmektedir. İç hukuk   mahkemelerinin başvuranların iddialarının gerçekliğini araştırmaya gerek duyması, davanın   karmaşık olduğu sonucuna varmak için tek başına yeterli değildir.   42. Başvuranların tutumuna ilişkin olarak AİHM, iç hukuk hükümlerinin aksine yanlış   mahkemede tazminat davası açmak suretiyle, başvuranların da işlemlerin uzamasına katkıda   bulunduğu görüşündedir. Ancak, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca   dilekçenin verildiği mahkemenin yetkili olup olmadığına dair ön inceleme yerel idari   mahkeme tarafından dilekçenin o mahkemenin ilgili dairesine iletilmesini izleyen on beş gün   içerisinde ex offıcio olarak yapılmalıdır. AİHM, sözkonusu davada Ankara İdare   Mahkemesi’nin dilekçenin sunulmasından ancak bir yıl on ay sonra ratione loci yetkisizlik   kararı verdiğine dikkat çekmektedir.   43. Mahkemenin ratione loci yetkisizlik kararı verebilmesinin ancak tarafların görüşlerini   iletmelerinden sonra mümkün olduğu kabul edilse bile, AİHM, davanın Ankara İdare   Mahkemesi önünde bir yıl, dört ay ve yirmi dört gün boyunca kaldığına dikkat çekmektedir.   Bu şartlar altında başvuranların bu gecikmenin tamamından sorumlu olduğu sonucuna   varılamaz. Mahkeme masraflarına ilişkin peşin ödemeler hususunda ise AİHM, başvuranların   Şubat ile 10 Ağustos 1994 arasında yaklaşık beş aylık 30 Temmuz ile 27 Eylül 1996   arasında yaklaşık bir aylık gecikmeden sorumlu oldukları görüşündedir.   44. İç hukuk mercilerinin tutumuna ilişkin olarak, AİHM Gaziantep İdare Mahkemesinin   tutumunun kusursuz olmadığını düşünse de, bu mahkeme önündeki işlemlerin davada makul   olmayan gecikmelere neden olduğu görüşünde değildir. Danıştay önünde de aşırı bir gecikme   olmadığı kanaatindedir. Ancak AİHM, Ankara İdare Mahkemesindeki bir yıl on aylık   sürenin makul olmadığı fikrindedir. AİHM, Hükümet’in dava hakkındaki görüşleri içerisinde,   hiçbir işlem yapılmadan geçen bu süreye ilişkin olarak başvuranların yanlış mahkemeye   başvurarak işlemlerin uzamasına neden olduğunu belirtmek haricinde bir açıklama olmadığına   dikkat çekmektedir.   45. Son olarak, AİHM, iç hukuk mahkemelerindeki dava sırasında başvuranların elde etmeyi   umduğu kazancın kendileri için oldukça önemli olduğu kanısındadır.   46. Dolayısıyla AİHM sözkonusu davanın şartları altında, Ankara İdari Mahkemesi’nin   ratione loci yetkisizlik kararı almasının bir yıl on ay sürmesinin Sözleşme’nin 6 § 1   maddesine aykırı olduğu kararma varmıştır.   47. Dolayısıyla Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi ihlal edilmiştir.   II. SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI   48. Sözleşme’nin 41. maddesi şu şekildedir:   “Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci   Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete   uygun bir surette, zarar gören tarafm tatminine hükmeder.”   49. AİHM, Mahkeme İç Tüzüğü’nün 60. maddesi uyarınca, tazminat taleplerinin destekleyici   belgeleri veya faturaları ile birlikte ayrıntılı bir yazılı dökümünün yapılması gerektiğine;   “bunun yapılmaması halinde Daire’nin talepleri tamamen ya da kısmen reddedebileceğine”   dikkat çeker.   50. Sözkonusu davada başvurunun kabul edilebilir bulunmasından sonra, 4 Aralık 2003’te   başvuranlardan adil tazminat taleplerini bildirmeleri istenmiştir. Belirtilen süre içerisinde   böyle bir talepte bulunmamışlardır.   51. Yukanda anlatılanların ışığı altında AİHM Sözleşme’nin 41. maddesine dayanarak   herhangi bir tazminat ödenmemesine karar vermiştir.   YUKARIDAKİ NEDENLERDEN DOLAYI MAHKEME OYBİRLİĞİYLE   Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine   KARAR VERMİŞTİR.   İngilizce olarak hazırlanmış olup, Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77 § 2 ve 3. bentleri uyarınca 21   Aralık 2004 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir   S. DÖLLE   Bölüm Sekreteri   J.-P.COSTA,   Başkan,

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło