43948/02

WyrokETPCz2010-03-02ECLI:CE:ECHR:2010:0302JUD004394802

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania katastralnego naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał, odwołując się do swojego ugruntowanego orzecznictwa, uznał, że okres postępowania, który należy wziąć pod uwagę od daty uznania przez Turcję prawa do skargi indywidualnej (28 stycznia 1987 r.) do jego zakończenia (6 marca 2002 r.), wynoszący około piętnastu lat w pierwszej instancji, był nadmierny. Stwierdził, że rząd nie przedstawił przekonujących argumentów, które pozwoliłyby na odmienną konkluzję. W konsekwencji, Trybunał uznał, że doszło do naruszenia zasady rozsądnego terminu przewidzianej w art. 6 ust. 1 Konwencji.
Stan faktyczny
Skarżąca, Döndü Bilgiç, urodzona w 1932 roku i zamieszkała w Muğla, była stroną w długotrwałym postępowaniu katastralnym. W 1953 roku, podczas prac katastralnych, działka nr 95 została zarejestrowana na nazwisko czterech osób, w tym poprzednika prawnego skarżącej. W wyniku licznych sprzeciwów wszczęto postępowanie sądowe w Sądzie Katastralnym w Köyceğiz. Postępowanie to, naznaczone wieloma decyzjami, uchyleniami (w tym przez Sąd Kasacyjny) oraz pożarem budynku sądu w 1981 roku, trwało do 2002 roku. Po śmierci poprzednika prawnego w 1985 roku, skarżąca i inni spadkobiercy przystąpili do sprawy. Ostatecznie, 6 marca 2002 roku, sąd orzekł, że decyzja z 1958 roku dotycząca działki nr 95 stała się ostateczna i nakazał jej rejestrację na nazwiska spadkobierców.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Stwierdza, że skarga jest dopuszczalna. 2. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 3. Stwierdza, że nie ma potrzeby odrębnego badania art. 1 Protokołu nr 1. 4. Zasądza, że Państwo Pozwane ma zapłacić skarżącej, w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, 14 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 500 EUR tytułem kosztów i wydatków, powiększone o odsetki proste równe stopie oprocentowania podstawowych operacji refinansujących Europejskiego Banku Centralnego plus trzy punkty procentowe. 5. Oddala pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEY Đ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   DÖNDÜ BĐLGĐÇ - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 43948/02)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Mart 2010   Đꢀbu karar Sözleꢀme’nin 44 / 2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup   ꢀekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (43948/02) baꢀvuru no’lu davanın nedeni bu   ülke vatandaꢀı, Döndü Bilgiç’in (baꢀvuran) 2 Eylül 2002 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları   Mahkemesi’ne Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu   baꢀvurudur.   Baꢀvuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Muğla Barosu avukatlarından E.   Dirliktutan tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   Baꢀvuran 1932 doğumlu olup Muğla’da ikamet etmektedir.   yılında gerçekleꢀtirilen kadastro çalıꢀmaları sırasında 95 numaralı parsel de cujus muris   baꢀvuranın da aralarında bulunduğu dört kiꢀi adına kaydedilmiꢀtir. Kadastro çalıꢀmalarına   yönelik çok sayıda itiraz yapılmıꢀ ve Köyceğiz Kadastro Mahkemesi’nde (Mahkeme) birçok   parseli ve kiꢀiyi kapsayan bir dava açılmıꢀtır.   Ağustos 1958 tarihinde Mahkeme, 95 numaralı parseli içeren kadastro planını onamıꢀtır. 16   Kasım 1967 tarihinde Yargıtay bu kararı bozmuꢀtur.   Birçok davanın birleꢀtirilmesini müteakip 11 Eylül 1973 tarihinde Mahkeme kadastro planını   iptal etmiꢀ ve 95 numaralı parselin Hazine adına tescil edilmesini kararlaꢀtırmıꢀtır. Mahkeme   Temmuz 1977 tarihinde bu hükmü bozmuꢀ; 95 numaralı parsele değin temyiz baꢀvurusu   yapılmadığından 8 Ağustos 1958 tarihli kararın nihai hale geldiğini hatırlatmıꢀtır.   yılında Adalet sarayı binası yangın nedeniyle yıkılmıꢀtır.   Kasım 1985 tarihinde de cujus murisin ölümünün ardından baꢀvuranın da aralarında   bulunduğu çocukları ve torunları mirasçıları sıfatıyla davaya taraf olmuꢀlardır.   Mahkeme 18 Mart 1993 tarihinde ratione loci bakımından yeniden inꢀa edilen Ortaca   Kadastro Mahkemesi lehine yetkisizlik kararı vermiꢀtir.   Mahkeme 6 Mart 2002 tarihinde kararını vermeden evvel sözkonusu parselle ilgili olarak 8   Ağustos 1958 tarihli hükmün nihai hale geldiğini saptamıꢀ ve parselin tapu kaydında   aralarında murisin mirasçılarının da yer aldığı kiꢀiler adına tescil edilmesini kararlaꢀtırmıꢀtır.   HUKUK   Baꢀvuran yargılamanın uzunluğu nedeniyle AĐHS’nin 6/1 maddesinde öngörülen «makul süre»   ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmektedir.   Hükümet dava konusu olayların Türkiye’nin AĐHM’nin yetkisini tanıdığı tarihten öncesini   kapsaması dolayısıyla baꢀvurunun ratione temporis bakımından AĐHM hükümleri ile   bağdaꢀmadığını savunmaktadır. Hükümet baꢀvuranın AĐHS’nin 34. maddesi uyarınca mağdur   sıfatının bulunmadığını ifade ederek bu bağlamda 8 Ağustos 1958 tarihli kararın nihai   olduğunu, murise düꢀen yükümlülüğün 1953 yılında yapılan kadastro çalıꢀmaları sırasında   kendi adına halihazırda tescil edilen kaydı teyit etmek için tapu siciline itiraz etmek olduğunu   kaydetmektedir.   AĐHM Hükümetin itirazlarını reddetmektedir. Bir yandan ulusal mahkemelerde görülen dava   süreci Türkiye’nin AĐHM’ye bireysel baꢀvuru hakkını tanıdığı tarihin ötesine geçmekte, öte   yandan mezkur parsel halen bir yargı konusunu teꢀkil etmektedir. AĐHM baꢀvurunun herhangi   bir kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir   niteliktedir.   Dikkate alınması gereken dönem 28 Ocak 1987 tarihinde Türkiye’nin bireysel baꢀvuru   hakkını tanımasıyla geçerlilik kazanan tarihten itibaren baꢀlamaktadır. Bununla birlikte, bu   tarihten itibaren geçen sürenin makul olup olmadığının belirlenmesinde davanın ne durumda   olduğunun dikkate alınması gerekir (Bkz. Cankoçak-Türkiye, no: 25182/94 ve 26956/95, 20   ꢁubat 2001 ve ꢁahiner-Türkiye no: 29279/95). Sözkonusu bu süre 6 Mart 2002’de sona   ermektedir. Đlk derece mahkemesinde geçen bu dönem yaklaꢀık on beꢀ yıldır.   AĐHM daha önce de benzer sorunların dile getirildiğini ve AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal   edildiği sonucuna vardığını anımsatır (Bkz. Frylender-Fransa no: 30979/96). AĐHM   kendisine sunulan bütün unsurları incelemiꢀ ve Hükümetin bu davada farklı bir sonuca   ulaꢀmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmiꢀtir.   Mahkemenin bu konudaki yerleꢀik içtihadını göz önünde bulunduran AĐHM, sözü edilen   yargı sürecinin uzunluğunun aꢀırı olduğuna ve «makul süre» ilkesinin ihlal edildiğine kanaat   getirmektedir.   Bu nedenle AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   Baꢀvuran son olarak sözkonusu yargı sürecinin uzunluğunun Ek 1 no’lu Protokol ile güvence   altına alınan mülkiyet hakkının ihlaline yol açtığını öne sürmektedir.   AĐHM bunun yukarıda incelenen diğer ꢀikayet ile ilintili ve dolayısıyla kabuledilebilir   olduğunu anımsatır. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği tespiti ıꢀığında, dava   koꢀullarında, Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ayrıca incelenmesine gerek   bulunmamaktadır (Bkz. Zanghi-Đtalya kararı, 19 ꢁubat 1991).   Geriye AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması kalmaktadır. Baꢀvuran 10.000 Euro maddi   tazminat, avukatlık gideri için 2.000 Euro ve posta masrafları için 350 Euro talep etmektedir.   Baꢀvuran ayrıca 20.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.   Hükümet bu miktarlara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM ihlal tespiti ile öne sürülen maddi tazminat arasında herhangi bir illiyet bağı   kuramamakta ve bu talebi reddetmektedir. Buna karꢀın, baꢀvurana 14.000 Euro manevi   tazminat ve gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına   uyguladığı orana üç puanlık bir artıꢀ uygulanacağını belirterek yargılama masraf ve giderleri   için 500 Euro ödenmesini kararlaꢀtırmaktadır.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;   3. Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ayrıca incelenmesinin gerekli olmadığına;   4. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru   üzerinden TL’ ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından baꢀvurana 14.000 (on dört   bin) Euro manevi tazminat ve yargılama giderleri için 500 (beꢀ yüz) Euro ödenmesine:   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   5. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 2 Mart 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   4

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło