43980/04

WyrokETPCz2009-04-21ECLI:CE:ECHR:2009:0421JUD004398004

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy brak dostępu do „tajnych” dokumentów oraz nieprzekazanie opinii prokuratora w postępowaniu przed wojskowym sądem administracyjnym naruszyło prawo do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał potwierdził swoje ugruntowane orzecznictwo, zgodnie z którym brak dostępu do dokumentów oznaczonych jako „tajne” oraz nieprzekazanie opinii prokuratora w postępowaniu administracyjnym przed sądem wojskowym stanowią naruszenie zasady kontradyktoryjności i równości broni, gwarantowanych przez art. 6 ust. 1 Konwencji. Trybunał nie znalazł podstaw do odstąpienia od tej linii orzeczniczej, podkreślając, że skarżący powinien mieć możliwość zapoznania się z dowodami i opiniami, aby skutecznie przygotować swoją obronę.
Stan faktyczny
Skarżący, Murat Miran, urodzony w 1987 roku, został wydalony ze Szkoły Przygotowawczej Podoficerów Muzyków Wojskowych w dniu 7 marca 2003 roku na podstawie decyzji rady dyscyplinarnej. W dniu 29 kwietnia 2003 roku jego prawnik złożył wniosek do Wojskowego Sądu Administracyjnego o wstrzymanie wykonania i uchylenie decyzji o wydaleniu. Skarżący twierdził, że nie został poinformowany o przyczynach wydalenia i nie miał dostępu do dokumentów stanowiących podstawę decyzji. Wojskowy Sąd Administracyjny oddalił jego wniosek 10 marca 2004 roku, opierając się na dowodach i dokumentach przekazanych przez Ministerstwo Obrony Narodowej, w tym na „tajnych” dokumentach, do których skarżący nie miał dostępu, oraz bez przekazania mu opinii prokuratora. Wniosek o sprostowanie decyzji również został oddalony.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznaje skargi dotyczące nieprzekazania opinii prokuratora i braku dostępu do tajnych dokumentów w postępowaniu przed Wojskowym Sądem Administracyjnym za dopuszczalne, a pozostałe skargi za niedopuszczalne. 2. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji w związku z nieprzekazaniem skarżącemu opinii prokuratora Wojskowego Sądu Administracyjnego oraz brakiem dostępu do dokumentów oznaczonych jako „tajne” w postępowaniu przed tym sądem. 3. Zasądza skarżącemu kwotę 6.500 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową, płatną w tureckich lirach po kursie wymiany obowiązującym w dniu płatności, wolną od wszelkich podatków, w terminie trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku. 4. Oddala pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

C O N S E I L D E   L ' E U R O P E   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   MĐRAN - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 43980/04)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Nisan 2009   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup, ꢀekli   bazı düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   T.C. vatandaꢀı Murat Miran (baꢀvuran) tarafından Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, 1 Kasım   tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin   (Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapılan 43980/04 numaralı   baꢀvuru sonucu bu dava görülmektedir.   OLAYLAR   doğumlu ve Đzmir’de ikamet eden baꢀvuran, disiplin kurulu kararı akabinde 7 Mart 2003   tarihinde Mızıka Astsubay Hazırlama Okulu’ndan atılmıꢀtır.   Baꢀvuranın avukatı 29 Nisan 2003 tarihinde Askeri Yüksek Đdari Mahkeme’ye baꢀvurarak   yürütmenin durdurulması ve ihraç kararının iptali talebinde bulunmuꢀtur. Baꢀvuranın avukatı   müvekkilinin ihraç kararı gerekçelerinden bilgilendirilmediğini, ancak ailesi konuyu   araꢀtırınca nedenini öğrendiğini ileri sürmüꢀtür.   Milli Savunma Bakanlığı yürürlükte bulunan ilgili yasal hükümleri hatırlatarak 31 Temmuz   tarihinde vermiꢀ olduğu cevap mahiyetindeki layihada baꢀvuranın ihraç edilmesinin   yasal bir dayanağının bulunduğunu ve keyfi olmadığını bildirmiꢀtir. Milli Savunma Bakanlığı,   Askeri Yüksek Mahkeme’ye iliꢀkin 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesi uyarınca ayrı bir yazı   ekinde AYĐM’e bir belge gönderildiğini ifade etmiꢀtir. Baꢀvuranın avukatı 18 Eylül 2003   tarihinde savunmasını sunmuꢀ ve özellikle baꢀvuran hakkında verilen ihraç kararının   dayanağını oluꢀturan gerekçelerin ve belgelerin incelenmek üzere kendisine verilmesini talep   etmiꢀtir.   Ocak 2004 tarihinde Askeri Yüksek Đdari Mahkemesi Baꢀsavcısı davanın esası hakkındaki   görüꢀünü bildirmiꢀtir. Bu görüꢀ baꢀvuran tarafa iletilmemiꢀtir.   Mart 2004 tarihinde aynı gün gerçekleꢀtirilen duruꢀmada tarafların dinlenmesinin ardından   Askeri Yüksek Đdari Mahkemesi, diğerleri arasında Milli Savunma Bakanlığı tarafından 1602   sayılı Kanun’un 52. maddesi kapsamında iletilen deliller ve belgeler ıꢀığında, baꢀvuranın   ihraç kararının iptaline iliꢀkin talebini reddetmiꢀtir. Baꢀvuran tarafından 12 Mayıs 2004   tarihinde yapılan karar düzeltme talebi de reddedilmiꢀtir.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Askeri Yüksek Đdari Mahkemesi’nin önündeki temyiz incelemesinde kararını «gizli» olarak   nitelendirilen belgelere ve delillere dayandırması nedeniyle bunlara eriꢀimin imkânsız   olduğunu ve Askeri Yüksek Đdari Mahkemesi Baꢀsavcısının görüꢀünün tebliğ edilmediğini   ileri süren baꢀvuran, bu mahkemede görülen davanın çekiꢀmeli yargı ve silahların eꢀitliği   ilkelerine aykırı olduğundan ꢀikayetçi olmaktadır. Baꢀvuran bu bağlamda AĐHS’nin 6.   maddesine atıfta bulunmaktadır.   Hükümet öncelikle AĐHM’nin Pellegrin-Fransa (no: 28541/95) kararındaki içtihadına atıfta   bulunarak AĐHS’nin 6. maddesinin bu baꢀvuruya uygulanamayacağını savunmaktadır.   Hükümet ayrıca iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazında bulunmakta ve baꢀvuranın öne   sürdüğü ꢀikayetlerini iç hukuktaki mahkemeler önünde dile getirmediğini ifade etmektedir.   Baꢀvuran bu argümanlara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM, AĐHS’nin 6. maddesinin uygulanabilirliği hususunda son yerleꢀik içtihadını hatırlatır   (Bkz. Vilho Eskelinen vd.-Finlandiya kararı, no: 63235/00). Mevcut baꢀvuruda baꢀvuranın   ulusal hukuk uyarınca bir mahkemeye baꢀvurma imkânı olduğu ve davasını Askeri Yüksek   Đdare Mahkeme’sinde dava açtığı konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. AĐHM bu durumda   6. maddenin bu baꢀvuruya uygulanabileceği görüꢀündedir.   AĐHM iç hukuk yollarının tüketilmesi ile ilgili olarak, gizlilik dereceli belgelerin ve   baꢀsavcının görüꢀünün tebliğ edilmemesi uygulamasının olayların meydana geldiği zamanda   geçerli olan mevzuata uygun olduğunu tespit etmektedir. Sonuç olarak Hükümetin bu   ꢀikayetlere iliꢀkin itirazlarını reddetmektedir. AĐHM bu ꢀikayetlerin kabuledilemez   nitelendirilmesi için herhangi bir unsurun bulunmadığını tespit eder. Baꢀvuru kabuledilebilir   niteliktedir.   AĐHM, Askeri Yüksek Đdari Mahkemesi’ndeki yargılama sürecinde baꢀvuranın «gizlilik»   dereceli belgelere eriꢀiminin mümkün olmaması iddiası ile ilgili olarak, daha önce de benzer   bir baꢀvuruyu incelediğini ve AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını   hatırlatır. AĐHM ayrıca yerleꢀik bu içtihadının dıꢀına çıkılmasını gerektirecek herhangi bir   neden görememektedir.   Bu nedenle AĐHS’nin 6/1 maddesi bu bakımdan ihlal edilmiꢀtir.   Hükümet Askeri Yüksek Đdari Mahkemesi Baꢀsavcısı’nın yazılı görüꢀünün tebliğ edilmediği   ꢀikayetine iliꢀkin baꢀvuranın duruꢀma öncesi dava dosyasını incelemiꢀ olması halinde görüꢀe   eriꢀme sorununun olmayacağını çünkü Baꢀsavcının görüꢀünün dava dosyasına konduğunu   belirtmiꢀtir. Hükümet ayrıca AYĐM’in 10 Mart 2004 tarihinde yapmıꢀ olduğu duruꢀmada   baꢀvuranın ya da avukatının argümanlarını sunma veya baꢀsavcının görüꢀlerine karꢀılık verme   olanaklarının olduğunu vurgulamaktadır.   Baꢀvuran Hükümetin bu savlarına itiraz etmektedir.   AĐHM bu baꢀvurudakine benzer bir ꢀikayeti daha önce de incelediğini ve baꢀvuranın Danıꢀtay   baꢀsavcısının görüꢀünün tebliğ edilmemesi nedeniyle AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği   sonucuna vardığını hatırlatır (Bkz. Meral-Türkiye kararı no: 33446/02, 27 Kasım 2007, Göç-   Türkiye kararı, no: 36590/97).   Hükümetin baꢀsavcının görüꢀünün duruꢀma sırasında okunduğu ve buna baꢀvuranın yanıt   verme imkânının olduğu argümanı ile ilgili, dosyada yer alan unsurların incelenmesinden   baꢀsavcının görüꢀünün Askeri Yüksek Đdari Mahkeme tarafından 10 Mart 2004 tarihli   duruꢀmada incelendiği anlaꢀılmakla birlikte, AĐHM içtihadına uygun olarak (Bkz. özellikle,   Reinhardt ve Slimane-Kaid-Fransa kararı, 31 Mart 1998, Kress-Fransa, no: 39594/98, Meftah   vd.-Fransa kararı no: 32911/96, 35237/97 ve 34595/97 ve Sağır-Türkiye kararı no: 37562/02,   Ekim 2006) baꢀvuranın cevaplarını hazırlayacak ve yazılı veya sözlü karꢀılık vermesine   imkân sağlayacak yeterli süreye sahip olacak ꢀekilde Baꢀsavcının görüꢀlerinden haberdar olup   olmadığı konusunda açıklık bulunmamaktadır.   AĐHM Hükümetin sözü edilen Meral kararından farklı bir sonuca ulaꢀmasını sağlayacak ikna   edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmiꢀ ve AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği   sonucuna varmıꢀtır.   II. ÖNE SÜRÜLEN DĐĞER ĐDDĐALAR HAKKINDA   Baꢀvuran AĐHS’nin 6., 7., 13., 17. ve 18. maddesi ile güvence altına alınan birçok hakkın ihlal   edildiğini ileri sürmektedir. Baꢀvuran öncelikle AYĐM’in bağımsızlığı ve tarafsızlığı   konusunda ꢀikayetçidir. Baꢀvuran olayların meydana geldiği dönemde genç yaꢀta olduğu   dikkate alındığında, nihai surette okuldan atılmasının 7. maddeye aykırı olarak suçların   yasallığı ilkesinin ihlalini oluꢀturduğunu öne sürmektedir. AĐHS’ye Ek 7 no’lu Protokol’ün   hükümlerine atıfta bulunan baꢀvuran, temyize açık olmayan Askeri Yüksek Đdari   Mahkeme’nin kararlarına karꢀı iç hukukta baꢀvurabileceği etkili bir baꢀvuru yolunun   olanaksız oluꢀundan ꢀikayetçi olmaktadır. Baꢀvuran son olarak aynı olaylara dayalı olarak   AĐHS’nin 13., 17. ve 18. maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmektedir.   AĐHM baꢀvurunun bu bölümü ile ilgili olarak mahkemeye sunulan delil unsurlarının bütünü   ve öne sürülen iddiaları kabul etmenin kendi yetkisinde olması ıꢀığında, AĐHS ve Protokolleri   ile güvence altına alınan hak ve özgürlüklere yönelik herhangi bir ihlalin sözkonusu   olmadığını vurgular (Askeri Yüksek Đdari Mahkemenin tarafsızlığı ve bağımsızlığı hakkındaki   ꢀikayet ile ilintili olarak bkz. Yavuz vd-Türkiye kararı, no: 29870/96, 25 Mayıs 2000; etkili   baꢀvuru yolunun bulunmayıꢀına iliꢀkin bkz. Yavuz Selim Karayiğit-Türkiye kararı no:   45874/05, 23 Eylül 2008). Bu ꢀikayetlerin dayanaktan yoksun bulunması nedeniyle AĐHS’nin   35. maddesinin 3. ve 4. paragraflarına uygun olarak reddedilmesi gerekir.   III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI HAKKINDA   Baꢀvuran özellikle okul masraflarını karꢀılama zorunluluğunun bulunması, Devlete yatılı okul   masraflarını geri ödemek zorunda kalması, ayrıca bu tür okullara giriꢀ için yapmıꢀ olduğu   hazırlık masrafları sonucunda 30.000 Euro maddi tazminat talep etmektedir. Baꢀvuran ayrıca   20.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir. Baꢀvuran yargılama masraf ve giderlerine dair   3.000 Euro talep etmektedir. Baꢀvuran bu yönde kanıtlayıcı herhangi bir belge sunmamıꢀtır.   Hükümet bu taleplere karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM bu baꢀvuruda adil tatmine dayanak teꢀkil eden tek unsurun baꢀvuranın AĐHS’nin 6.   maddesinin 1. paragrafının güvence altına aldığı haklardan yararlanamamıꢀ olduğunu tespit   eder. AĐHM, baꢀvuranın bu haklardan yararlanmıꢀ olması halinde davanın akıbetinin ne   olacağına iliꢀkin spekülasyon yapacak durumda değildir (Bkz. sözü edilen Aksoy (Eroğlu)   kararı). AĐHM sonuç olarak baꢀvuranın maddi tazminata iliꢀkin talebini reddetmektedir.   AĐHM bununla birlikte baꢀvuranın belirli bir ölçüde manevi zarara uğradığını ve bunun   yalnızca ihlal tespiti ile giderilemeyeceğine itibar etmektedir. AĐHM 41. madde uyarınca   hakkaniyete uygun baꢀvurana 6.500 Euro manevi tazminat ödenmesini kararlaꢀtırmaktadır.   Yargılama masraf ve giderleri ile ilgili baꢀvuranın kanıtlayıcı belge sunmaması ıꢀığında   AĐHM bu yönde bir ödeme yapılmasını gerekli görmemektedir.   AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç   puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀsavcının görüꢀünün tebliğ edilmemesi ve Askeri Yüksek Đdari Mahkemesi önündeki   yargılamada gizli belgelere eriꢀimin mümkün olmadığı hakkındaki ꢀikayetlerin   kabuledilebilir, bunun dıꢀındakilerin kabuledilemez olduğuna;   2. Askeri Yüksek Đdari Mahkemesi Baꢀsavcısının görüꢀünün baꢀvurana tebliğ edilmemesine   ve bu mahkemede görülen davada «gizli» ibareli belgelere baꢀvuranın eriꢀimin imkânsız   olmasına iliꢀkin ꢀikayetler çerçevesinde AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;   3. a) AĐHS’nin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL’ ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf   tutulmak üzere Savunmacı Hükümet tarafından baꢀvurana manevi tazminat olarak 6.500 (altı   bin beꢀ yüz) Euro ödenmesine;   b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, bu meblağlara   Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eꢀit oranda basit   faizin uygulanmasına;   4. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 21 Nisan 2009 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło