44031/04;44031/02;44045/04;44050/04;44053/04;44105/04;44108/04;44111/04;44112/04;44123/04;44133/04;44194/04;44197/04;44199/04;45260/04;45283/04

WyrokETPCz2008-12-16ECLI:CE:ECHR:2008:1216JUD004403104

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy długość postępowań sądowych dotyczących praw własności naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał przypomniał, że ocena rozsądnego terminu wymaga uwzględnienia złożoności sprawy, zachowania skarżących i władz krajowych oraz znaczenia sprawy dla skarżących. Stwierdził, że opóźnienia w doręczeniu wyroków sądów krajowych były spowodowane zaniedbaniem pełnomocnika skarżących (opóźnienie w opłaceniu kosztów), co nie może być przypisane władzom krajowym. Mimo to, nawet po odjęciu tego okresu, całkowity czas trwania postępowań (od 7 do 11 lat) był nadmierny i nie spełniał wymogu „rozsądnego terminu” z art. 6 ust. 1 Konwencji, co doprowadziło do stwierdzenia naruszenia.
Stan faktyczny
Siedemnastu obywateli Turcji wniosło w latach 1993-1997 pozwy do Sądu Cywilnego w Silvan, domagając się wpisania do ksiąg wieczystych nieruchomości, które posiadali przez wymagany prawem okres. Sąd pierwszej instancji oddalił ich roszczenia w kwietniu 2000 r., opierając się na orzeczeniu Sądu Kasacyjnego, które wymagało 20 lat posiadania od daty ostateczności planu katastralnego. Wyroki te zostały zatwierdzone przez Sąd Kasacyjny w latach 2003-2004, a ostateczne decyzje doręczono skarżącym w maju 2004 r. Skarżący zarzucili naruszenie praw własności, dostępu do sądu, zakazu dyskryminacji oraz przewlekłość postępowań.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Postanowił połączyć wnioski. 2. Uznał skargę dotyczącą nadmiernej długości postępowania za dopuszczalną, a pozostałe części wniosków za niedopuszczalne. 3. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 4. Zasądził zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową: po 950 EUR dla Ahmeta Gökhanera i Eşrefa Başkalene, po 4 200 EUR dla İbrahima Dalgına i Mehdiye Dalgın, 4 800 EUR dla Mehmeta Sabriego Çorukluğ (za dwie skargi) oraz po 2 400 EUR dla pozostałych skarżących, wraz z odsetkami. 5. Odrzucił pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYİ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   İKİNCİ DAİRE   DOKDEMİR VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI   (Başvuru no: 44031/04, 44045/04, 44050/04, 44053/04, 44105/04, 44108/04, 44111/04,   44112/04, 44123/04, 44131/04, 44133/04, 44194/04, 44197/04, 44199/04, 45260/04 ve   45283/04)   KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ   STRAZBURG   Aralık 2008   İşbu karar Sözleşme’nin 44 / 2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup   şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.   _____________________________________________________________________________________________   © T.C. Dıꢀiꢀleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları Genel   Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmı olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak   belirtilmi olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması ko ulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi   ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Adları ekte yer alan on yedi T.C. vatandaşı (başvuranlar) tarafından Türkiye Cumhuriyeti   aleyhine, 3 Kasım 2004 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin   Sözleşme’nin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapılan   44031/04, 44045/04, 44050/04, 44053/04, 44105/04, 44108/04, 44111/04, 44112/04,   44123/04, 44131/04, 44133/04, 44194/04, 44197/04, 44199/04, 45260/04 ve 45283/04   numaralı başvurular sonucu bu dava görülmektedir.   Başvuranlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Elazığ barosu avukatlarından   R. T. Bektaş tarafından temsil edilmektedirler.   OLAYLAR   Başvuranların hepsi T.C. vatandaşı olup Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde ikamet etmektedirler.   Başvuranların her biri, zilyetliklerinde bulunan taşınmazlara ilişkin hak kazandırıcı sürenin   dolmuş olması nedeniyle adlarına tapuya kaydedilmesi için Ocak 1993, Kasım/Aralık 1995 ve   Mart 1997’de Silvan Asliye Hukuk Mahkemesinde (“Mahkeme”) dava açmışlardır.   Mahkeme, çeşitli bilirkişi raporları ve yerinde incelemeler yaptıktan sonra 12 Nisan 2000   tarihinde başvuranların taleplerini reddetmiştir. Mahkeme, kararın gerekçesinde, Yargıtay   Genel Kurulu’nun hak kazandırıcı zamanaşımı ile bir arazinin mülkiyetinin kazanılabilmesi   için araziye ilişkin kadastro planının kesinleşmesinden itibaren yirmi senelik bir sürenin   geçmesi gerektiğine ilişkin içtihadı birleştirme kararına dayanmıştır. Bu davada ise,   anlaşmazlık konusu araziler ile ilgili kadastro planı 19 Nisan 1986 tarihinde düzenlenmiş ve   Mart 1987 tarihinde kesinleşmişti. İleri sürülebilir bir gayrimenkul hakkının   bulunmamasından dolayı, başvurular zamansız olarak yapılmıştır.   Başvuranların temsilcisi kayıt masraflarının ödenmesi gibi bazı idari işlemleri gecikmeli   olarak gerçekleştirmiştir.   Böylece, 44131/04 nolu başvuruda aşağı yukarı iki sene ve on ay, 44133/04 ve 44194/04 nolu   başvurularda aşağı yukarı üç sene ve sekiz ay ve başvuruların kalan kısmında aşağı yukarı üç   sene ve yedi ay geçmiştir.   Oysa ki bu kararların temyizi için, tebliğ tarihinden itibaren on beş günlük yasal süre içinde   idari işlemlerin tamamlanması ve başvurunun yapılması gerekmekteydi.   44131/04 nolu başvuru ile ilgili mahkeme kararı, 30 Eylül 2003 tarihinde onanmıştır.   Başvuranın kararın düzeltilmesi talebi 5 Nisan 2004 tarihinde reddedilmiştir. Yargıtay diğer   başvurular ile ilgili mahkeme kararlarını 2004 senesinin Şubat ve Mart aylarında onamıştır.   Kesinleşmiş kararlar başvuranlara 5 Mayıs 2004 tarihinde tebliğ edilmiştir.   Detaylar aşağıda yer alan tabloda belirtilmiştir:   Başvuru no   Davanın açıldığı tarih   Asliye Hukuk   Mahkemesi’nin kararının   tebliğ tarihi   Yargıtay’ın son karar tarihi   44031/04   44045/04   44050/04   44053/04   44105/04   44108/04   44111/04   44112/04   44123/04   44131/04   44133/04   44194/04   44197/04   44199/04   45260/04   45283/04   14.11.1995   29.11.1995   29.11.1995   29.11.1995   29.11.1995   29.11.1995   29.11.1995   29.11.1995   29.11.1995   04.12.1995   26.03.1997   12.01.1993   04.12.1995   29.11.1995   14.11.1995   29.11.1995   11.11.2003   11.11.2003   11.11.2003   11.11.2003   11.11.2003   11.11.2003   11.11.2003   11.11.2003   11.11.2003   19.02.2003   26.12.2003   26.12.2003   11.11.2003   11.11.2003   11.11.2003   11.11.2003   23.02.2004   23.02.2004   23.02.2004   23.02.2004   23.02.2004   23.02.2004   23.02.2004   23.02.2004   23.02.2004   05.04.2004   15.03.2004   15.03.2004   23.02.2004   23.02.2004   23.02.2004   23.02.2004   HUKUK   I. DAVALARIN BİRLEŞTİRİLMESİ   Mahkeme; davalar arasındaki benzerlikten dolayı, yönetmeliğinin 42/1 maddesi gereğince   birleştirilmelerine karar vermiştir.   II. KABULEDİLEBİLİRLİK HAKKINDA   Başvuranlar, mülkiyet haklarının ihlal edildiğinden ve davalarının zamansız yapıldığı   gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkından yoksun kaldıklarından   şikayetçidirler. Başvuranlar, özellikle hiçbir yasal dayanağı bulunmayan ve amacı idareyi   masraflı kamulaştırma işlemleri yapmaktan korumak olan Yargıtay Mahkemesi Kurulu   kararını eleştirmişlerdir. Başvuranlar, ihtilaf konusu arazilerin yakında Batman Barajı’nın   suları altında kalacak olmalarından dolayı, hakimlerin hak kazandırıcı zamanaşımının   sonuçlarını ortadan kaldıracak bir çözüm üretmişlerdir. Başvuranlar, bu bakımdan, AİHS’ye   ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ve AİHS’nin 14. maddesinin, ayrıca mahkemeye erişim   haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.   Hükümet bu iddialara itiraz etmiş ve başvuruların dayanaksız olmaları nedeniyle AİHS’nin   35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca kabuledilemez bulunmalarını talep etmiştir.   AİHM, ‘’Mülk’’ kavramının “mevcut malları’’ kapsadığı kadar, istida sahibinin bir mülkiyet   hakkından efektif istifade etme “meşru beklentisini’’ ileri sürmesine neden olacak, mamelek   değerlerini de kapsadığını hatırlatır (Prince Hans-Adam II de Liechtenstein Almanya [GC], no   42527/98, § 83, CEDH 2001-VIII Bakınız).   Bununla birlikte, bu başvurularda, en yüksek yargı makamı tarafından yorumlandığı şekilde,   Türk iç hukuku başvuranlara anlaşmazlık konusunu teşkil eden mallar üzerinde herhangi bir   « tanınmış hak» ileri sürmeye imkan tanımamaktadır ve bir keyfiliğin sözkonusu olmadığı   durumda bu yorumun isabetine karar vermek AİHM’ye düşmemektedir (mutatis mutandis,   Brualla Gómez de la Torre İspanya, 19 Aralık 1997 tarihli karar, Kararların ve yargıların   derlemesi 1997-VIII, § 31 Bakınız).   AİHM ayrıca, AİHS’nin 14. maddesine atıfla yapılan şikâyetin gerekçelendirilmediğini ve   dolayısıyla dayanaksız olduğunu tespit etmektedir. Aynı husus mahkemeye erişim hakkına   ilişkin şikayet için de geçerlidir. AİHM, başvuranların dava açmalarını engelleyen hiçbir   unsur tespit etmemiştir. Nitekim başvuranlar dava açmışlardır (Benzer şikâyetler için ayrıca   Rauf Saçlı ve diğerleri Türkiye (Aralık), no 42710/04, 23 Mayıs 2006 Bakınız).   Başvurunun bu kısmının, AİHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca, açıkça   dayanaktan yoksun olduğu ve reddedilmesi gerektiği kararını vermiştir.   Başvuranlar son olarak, sözkonusu yargılamaların uzunluğundan şikâyet etmişlerdir.   AİHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde şikayetin dayanaktan yoksun olmadığını   kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru   taşımadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru, kabuledilebilir niteliktedir.   III. AİHS’NİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA   Başvuranlar, davalarının süresinin AİHS’nin 6/1 maddesinde öngörülen “makul süre” şartına   uymadığı konusunda şikayetçi olmuşlardır.   Hükümet bu iddiaya itiraz etmiştir.   44194/04 numaralı başvuru için değerlendirmeye alınması gereken süre 12 Ocak 1993   tarihinde başlamış ve 15 Mart 2004 tarihinde sona ermiştir. Dolayısıyla yaklaşık on bir yıl ve   iki ay sürmüştür.   44131/04 numaralı başvuru için 4 Aralık 1995 tarihinde başlamış ve 5 Nisan 2004 tarihinde   sona ermiştir. Dolayısıyla yaklaşık sekiz yıl ve dört ay sürmüştür. İki aşamalı yargıda görülen   diğer davalardan farklı olarak, bu başvuru üç aşamalı yargıda görülmüştür.   44197/04 numaralı başvuru için yine 4 Aralık 1995 tarihinde başlamış ve 23 Şubat 2004   tarihinde sona ermiştir. Dolayısıyla yaklaşık sekiz yıl ve iki ay sürmüştür.   44133/04 numaralı başvuru için 26 Mart 1997 tarihinde başlamış ve 15 Mart 2004 tarihinde   sona ermiştir. Dolayısıyla yaklaşık yedi sene sürmüştür.   Diğer başvurular için değerlendirmeye alınması gereken dönemler 1995 senesinin Kasım   ayında başlamış ve 2004 senesinin Şubat ayında sona ermiştir. Dolayısıyla yaklaşık sekiz sene   ve üç ay sürmüştür.   Hükümet, mahkemenin karar vermesi ile Yargıtay’ın kararı onaması arasında geçen sürenin,   karar harcını gecikmeli olarak ödeyen başvuranların temsilcisinin özensizliğinden   kaynaklandığını iddia etmiştir. Dolayısıyla dikkate alınması gereken süre sadece mahkeme   huzurundaki süre olmalıdır.   Hükümet ayrıca, iç hukukta davaların birleştirildiğine, bunun da davanın karmaşıklığını   artırdığına dikkat çekmektedir Ayrıca, ihtilaflı hukuk davaları uzun araştırmalar   gerektirmiştir.   Başvuranlar özellikle Silvan Asliye Hukuk Mahkemesi bünyesinde yürütülen davaların   süresinden şikâyetçi olduklarını, ulusal makamların mahkemenin taleplerini cevaplandırmada   gecikmeleri nedeniyle bu sürenin çok uzadığını belirtmişlerdir.   AİHM, yargılama süresinin makul olup olmadığını değerlendirirken konuyu dava koşulları   ışığında ve davanın karmaşıklığı, başvuran ile ilgili makamların tutumu ve sözkonusu   anlaşmazlıkta taraflar için neyin önemli olduğu gibi içtihadından çıkan ölçütleri dikkate   aldığını hatırlatır (Diğerleri arasından Frydlender Fransa [GC], no 30979/96, § 43, CEDH   2000-VII Bakınız).   AİHM, mahkemenin kararını verdiği 12 Nisan 2000 tarihi ile bu kararların tebliğ edildikleri   üstte yer alan tabloda belirtilen tarihler arasında geçen sürenin gerçekten başvuranların   avukatının karar harcını ödemede gecikmesinden kaynaklandığını tespit etmiştir. Dolayısıyla   bu sürelerin ulusal makamlara yüklenmesi mümkün değildir. Bununla birlikte, toplam   yargılama süresinden bu süreler çıkarıldığında kalan süreler halen uzundur.   AİHM bu konudaki yerleşik içtihadı ve sözü edilen gerekçeler ışığında yargı süreçlerinin   uzunluğunun aşırı olduğuna ve «makul süre» koşulunu karşılamadığına itibar etmektedir.   Dolayısıyla, Sözleşme’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.   IV. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI   A. Tazminat   Başvuranlar 153.000 Euro’dan 900.000 Euro’ya kadar değişen miktarlarda maddi tazminat   talep etmektedir. Manevi tazminat başlığı altında her başvuran yaklaşık 250.000 Euro talep   etmektedir.   Hükümet bu miktarlara karşı çıkmaktadır.   Tespit edilen ihlal ile talep edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı bulunmadığını   kaydeden AİHM bu talebi reddeder. AİHM buna karşın, Ahmet Gökhaner ve Eşref   Başkalene’nin her birine 950 Euro, İbrahim Dalgın ve Mehdiye Dalgın’ın her birine 4.200   Euro, Mehmet Sabri Çorukluğ’a iki başvuru için (başvuru no: 44123/04 ve 44199/04) 4.800   Euro ve geri kalan başvuranların her birine 2.400 Euro manevi tazminat ödenmesine karar   verir.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Başvuranlar yargılama masraf ve giderleri hakkında herhangi bir talepte bulunmamıştır.   AİHM bu başlık altında bir ödemenin yapılmasını gerekli görmemektedir.   C. Gecikme faizi   AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç   puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,   1. Başvuruların birleştirilmesine;   2. Yargılama süresinin aşırı uzun olduğuna ilişkin şikayetin kabuledilebilir, başvurunun   kalanının kabuledilemez olduğuna;   3. AİHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;   4. a) AİHS’nin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde,   miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz   kuru üzerinden YTL.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından manevi tazminat   olarak:   i) Başvuranlar Ahmet Gökhaner ve Eşref Başkalene’nin her birine 950 (dokuz yüz   elli) Euro ödenmesine;   ii) Başvuranlar İbrahim Dalgın ve Mehdiye Dalgın’ın her birine 4 200 (dört bin iki   yüz) Euro ödenmesine;   iii) Başvuran Mehmet Sabri Çorukluğ’a 4 800 EUR (dört bin sekiz yüz) Euro   ödenmesine;   iv) Diğer kalan başvuranların her birine 2 400 (iki bin dört yüz) Euro ödenmesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;   5. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMİŞTİR.   İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 16 Aralık 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.   EK   Başvuru   numaraları   44031/04   44045/04   44050/04   44053/04   44105/04   44108/04   44111/04   44112/04   Başvuranların adları   İhsan DOKDEMİR   Mehmet Şafi AKSOY   Muhyettin AKSOY   Ahmet AKSOY   Süleyman AKSOY   Ömer AKSOY   Mahmut AKSOY   M. İhsan AKSOY   Başvuranların   doğum tarihleri     -             Abdulkudduz GÜRMEZ   Mehmet Sabri ÇORUKLUĞ   Eşref BAŞKALENE   Ahmet GÖKHANER   İbrahim DALĞIN         - 44123/04   44131/04   44133/04   44194/04   - Mehdiye DALĞIN     -       44197/04   44199/04   45260/04   45283/04   M. Şirin ÇORUKLUĞ   Mehmet Sabri ÇORUKLUĞ   Elif DOKDEMİR   M. Vahyeddin GÜRMEZ   7

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 29.07.2026. · Źródło