44088/04
WyrokETPCz2008-12-09ECLI:CE:ECHR:2008:1209JUD004408804
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy brak powiadomienia skarżącego o postępowaniu sądowym, które bezpośrednio dotyczyło jego praw i obowiązków, naruszył prawo do rzetelnego procesu i dostępu do sądu z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał stwierdził, że krajowe sądy administracyjne nie zastosowały art. 31 tureckiego Kodeksu Postępowania Administracyjnego, który nakłada obowiązek powiadomienia wszystkich zainteresowanych stron o toczącym się postępowaniu. W konsekwencji skarżący nie został poinformowany o sprawie, która bezpośrednio wpływała na jego prawa i obowiązki, co uniemożliwiło mu skuteczną obronę przed sądem pierwszej instancji oraz ograniczyło jego możliwości przedstawienia argumentów w postępowaniu odwoławczym. Trybunał uznał, że takie działanie pozbawiło skarżącego prawa dostępu do sądu, naruszając art. 6 ust. 1 Konwencji.Stan faktyczny
Skarżąca, Menemen Minibüsçüler Odası, jest izbą handlową zajmującą się transportem publicznym minibusami. W 1997 roku otrzymała od władz prowincji Izmir zezwolenie na trasę, pod warunkiem obowiązkowego ubezpieczenia. W 2002 roku wydano tymczasowe zezwolenia na trasy dla niektórych kategorii pojazdów, w tym dla minibusów skarżącej, kursujących między Menemen a Izmirem. Kooperatywa Menemen Yolcu Otobüsleri Motorlu Taşıtlar Kooperatifi zaskarżyła to zezwolenie, a sąd administracyjny w Izmirze unieważnił je w 2003 roku, uznając, że zezwolenie dla małych pojazdów na ruchliwej trasie może zagrażać bezpieczeństwu pasażerów. Skarżąca nie została powiadomiona o tym postępowaniu i dowiedziała się o nim dopiero na etapie odwołania.Rozstrzygnięcie
Stwierdza, że skarga jest dopuszczalna. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Odmawia przyznania zadośćuczynienia materialnego, niematerialnego oraz zwrotu kosztów.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL
AVRUPA
DE L’EUROPE
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
MENEMEN MĐNĐBÜSÇÜLER ODASI -TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no: 44088/04)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Aralık 2008
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli
düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Menemen Minibüsçüler Odası (baꢀvuran) tarafından Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, 6 Ekim tarihinde Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin
(Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapılan 44088/04 numaralı
baꢀvuru sonucu bu dava görülmektedir
Baꢀvuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Đzmir Barosu avukatlarından V.
Seven ve N. Ay tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOꢁULLARI
Baꢀvuran Menemen Minibüsçüler Odası, yolcu kapasitesi ortalama on dört kiꢀiye kadar
olan minibüslerde özel toplu taꢀıma iꢀini üstlenmiꢀ ticari bir odadır. Merkezi Đzmir’de
bulunmaktadır.
Đzmir valiliği, ilgili ulusal yönetmelik uyarınca 3 Temmuz 1997 tarihinde zorunlu koltuk
ferdi sigortası (sigorta) yaptırmak ꢀartıyla baꢀvuranın araçlarına trafikte serbestçe
dolaꢀabilmelerini sağlayan bir güzergâh izin belgesi vermiꢀtir. Ocak 2002 tarihinde, Đl Trafik Komisyonu genelge yayınlayarak, bu konuda yeni bir
yönetmelik hazırlanıncaya kadar geçerli olmak üzere bazı kategorilerdeki araçlara, yine
sigortalı olmak ꢀartıyla, geçici güzergâh izin belgesi « izin » vermiꢀtir.
Söz konusu genelge, baꢀvuranın Đzmir ilinin bir ilçesi olan Menemen ile Đzmir ili arasında
yolcu taꢀıyan araçlarını doğrudan ilgilendirmektedir.
Belirtilmeyen bir tarihte, Menemen Yolcu Otobüsleri Motorlu Taꢀıtlar Kooperatifi
(kooperatif), baꢀvuranın araçlarına verilen iznin yasal olmadığı gerekçesiyle, Đzmir Đdare
Mahkemesi’nde iptal davası açmıꢀtır.
Đdare Mahkemesi 29 Mayıs 2003 tarihinde aldığı kararda, verilen bu izni iptal etmiꢀtir.
Mahkeme, izin genelgesinin dayanağı olarak gösterilen yönetmeliğin esas amacının yolcuların
güvenliğini sağlamak olduğunu bildirmiꢀ ve bu iznin yoğun trafiği olan bir güzergâhta on dört
yolcu taꢀıma kapasiteli küçük araçlara verilmesinin yolcu güvenliğini tehlikeye sokabileceğini
kaydetmiꢀtir.
Đlk derece mahkemesinin kararı baꢀvurana 18 Ağustos 2003 tarihinde Menemen
Kaymakamlığı tarafından tebliğ edilmiꢀtir. Đzmir Valiliği kararı temyiz etmiꢀtir.
Yine bilinmeyen bir tarihte baꢀvuran, Danıꢀtay önündeki davada valiliğin yanında müdahil
olma talebinde bulunmuꢀtur. Danıꢀtay, baꢀvuranın müdahil olma talebini kabul ettikten sonra
aldığı 16 Mart 2004 tarihli kararda, ilk derece mahkemesinin kararını onamıꢀtır. Bu karar
baꢀvurana 4 Haziran 2004 tarihinde tebliğ edilmiꢀtir.
Eylül 2004 tarihinde idare mahkemesi önünde ikinci bir dava açan kooperatif, baꢀvuranın
araçlarına tekrar izin veren 7 Mayıs 2004 tarihli yeni genelgesinin iptal edilmesini istemiꢀtir.
Mahkeme, 11 Ocak 2005 tarihinde alınan ve 4 Mart’ta valiliğe bildirilen kararında ikinci
genelgeyi de iptal etmiꢀtir.
Valilik, 23 Mart 2005 tarihinde iptal kararını baꢀvurana tebliğ etmiꢀ ve taꢀımacılık
faaliyetine son vermesini istemiꢀtir.
Bu karara itiraz edilmediğinden 7 Nisan 2005 tarihinde karar kesinleꢀmiꢀtir.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN 1. FIKRASININ ĐHLÂL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
HAKKINDA
Baꢀvuran AĐHS’nin 6. maddesinin 1. fıkrasına atıfta bulunarak, esasen ulusal
mahkemelerin, Đdari Yargılama Usulü Kanunu’nun hükümlerini hiçe sayarak ve AĐHS’nin
sözkonusu maddesi hilafına, hak ve yükümlülüklerini doğrudan etkileyen bu davadan
kendisini haberdar etmedikleri için yargılamanın adil yapılmadığından ꢀikâyetçi olmaktadır.
Bu konuda baꢀvuran, ilgili mahkemeler önünde argümanlarını savunamadığını ve dolayısıyla
mahkeme önünde dinlenme hakkının ihlâl edildiğini ileri sürmektedir.
A. Kabuledilebilirliğe iliꢀkin
AĐHM, baꢀvurunun AĐHS’nin 35. maddesinin 3. fıkrası anlamında açıkça dayanaktan
yoksun olmadığını tespit etmektedir. AĐHM, diğer taraftan ꢀikâyetin baꢀka bir
kabuledilemezlik gerekçesi bulunmadığını kaydetmektedir. Bu itibarla, kabuledilebilir ilan
edilmesi uygun olacaktır.
B. Esasa iliꢀkin
Hükümet, baꢀvuranın iddialarını reddetmektedir. Hükümet, davanın esas tarafı olan
valiliğin baꢀvuranın haklarını savunduğunu ve dolayısıyla baꢀvuranın bilgilendirilmesine ve
ihtilaflı yargılamaya katılmasına gerek olmadığını ileri sürmektedir.
Baꢀvuran kendi iddialarını yinelemektedir.
AĐHM, yerleꢀik içtihadına göre, yargıya eriꢀim hakkı veya diğer bir deyimle hukuk davası
açma hakkı, AĐHS’nin 6. maddesinin « yargılanma hakkı » ile ilgili 1. fıkrasının yalnızca bir
yönünü oluꢀturmaktadır (bakınız Birleꢀik Krallık aleyhine Golder davası, 21 ꢁubat 1975, prg.
36, seri A no 18). Eriꢀim hakkının etkin olabilmesi için, haklarına müdahale edilen bir
kimsenin açık ve kesin bir ꢀekilde bu iꢀleme itiraz edebilmesi gerekir (bakınız, Fransa
aleyhine Bellet davası, 4 Aralık 1995, prg. 36, seri A no 333-B). Ayrıca, bu kural yalnızca
açılmıꢀ olan bir dava için değil, aynı zamanda « sivil haklarından birinin yasal olmayan
yollarla çiğnendiğini düꢀünen ve 6. maddenin 1. fıkrasındaki hükümlere uygun olarak bir
mahkeme önünde itiraz etme imkânı bulamayan herkes için » geçerlidir (bakınız, Belçika
aleyhine Le Compte, Van Leuven ve De Meyere davası, 23 Haziran 1981, prg. 44, seri A no
; Yunanistan aleyhine Les saints monastères davası, 9 Aralık 1994, prg. 80, seri A no
301-A).
Mevcut davada AĐHM, Đdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin uygulanması
konusunda taraflar arasında bir fikir ayrılığı olduğunu gözlemlemektedir. Söz konusu
maddenin mevcut davaya uygulanıp uygulanmayacağı hakkında en doğru kararı verecek olan
merciinin ulusal makamlar ve özellikle mahkeme ve yargı organları olduğunu dikkate alan
AĐHM, bu konuda soyut bir fikir bildirmenin doğru olmayacağı kanaatine varmaktadır.
AĐHM’nin rolü, bu tip yorumlamaların AĐHS’ne uygun olup olmadığını kontrol etmekle
sınırlıdır. Usul kurallarının ulusal mahkemeler tarafından yorumlanması konusunda en doğru
davranıꢀ ꢀekli de budur (bakınız Đspanya aleyhine Pérez de Rada Cavanilles davası, 28 Ekim
1998, prg. 44-45, Karar ve hükümlerin derlemesi 1998-VIII).
Đç hukukun uygulanması konusunda ulusal mahkemelerin yerine değerlendirme yapma
yetkisi olmamakla birlikte, AĐHM, AĐHS’nin gereklerine uyulup uyulmadığı konusunda nihai
karar verme merciidir (Bellet, ilgili bölüm, prg. 34). Bu amaçla, uygulama yöntemleri
baꢀvuranın mahkemeye eriꢀim hakkını doğrudan etkilediği için, AĐHM, Đdari Yargılama
Usulü Kanunu’nun 31. maddesi hükümlerine bakmakla yükümlüdür.
Bu durumda AĐHM, üçüncü ꢀahısların müdahil olma yöntemlerinin Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanunu’na bırakıldığını, ancak Đdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31.
maddesinin özü itibarıyla, hakimin ilgili tüm kiꢀilere açılan idari davaları « resen » bildirmesi
gerektiği hükmünün yer aldığını kaydetmektedir.
Bu konuda AĐHM, 31. maddedeki çok açık ifadelere rağmen, baꢀvuranın ulusal
mahkemeler tarafından söz konusu dava hakkında bilgilendirilmediğini kaydetmektedir. Bu
nedenle, baꢀvuran ilk yargılamanın ancak temyiz safhasında müdahil olabilmiꢀ, bu da esas
hakimi önünde kendisini savunmasına imkân vermemiꢀtir. Öte yandan, Danıꢀtay önünde bir
itiraz davasının kabuledilebilirlik ꢀartlarının kurallara bağlı ve sınırlı sayıda (numerus
clausus) olması dolayısıyla, baꢀvuran, Danıꢀtay önünde de esasa iliꢀkin görüꢀlerini dile
getirememiꢀtir. Đkinci davada ise, AĐHM, yine 31. maddenin yerine getirilmemesi nedeniyle
baꢀvuranın tamamen davanın dıꢀında kaldığını gözlemlemektedir. Valilik esas taraf olarak
temyize gitmediği için baꢀvuran, Danıꢀtay önünde kendisini sınırlı bir ꢀekilde savunama
imkânı bile bulamamıꢀtır.
Yukarıda elde edilen bilgiler ıꢀığında AĐHM, ulusal mahkemelerin Đdari Yargılama Usulü
Kanunu’nun 31. maddesindeki usul hükümlerini yerine getirmemesi nedeniyle, baꢀvuranın
hak ve yükümlülüklerini doğrudan etkileyen bir ihtilaf konusunda kendisini savunamadığı
sonucuna varmaktadır.
Bunun sonucu olarak baꢀvuran mahkemeye eriꢀim hakkından yoksun bırakılmıꢀ ve
dolayısıyla AĐHS’nin 6. maddesinin 1. fıkrası ihlâl edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Baꢀvuran toplam 697.575 TL (yaklaꢀık 397.000 Euro) maddi tazminat talep etmektedir.
Baꢀvurana göre bu meblağ araçlarının iꢀ yapamadığı dönemde uğradığı gelir kaybının
karꢀılığıdır. Baꢀvuran buna karꢀılık 41. maddeye iliꢀkin manevi tazminat baꢀlığı altında
herhangi bir talepte bulunmamaktadır.
Hükümet baꢀvuranın bu iddialarına karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM sözkonusu davaların AĐHS’nin 6/1 maddesinin gereklerine uygun olarak
gerçekleꢀtirilseydi sonucunun ne olacağı konusunda spekülasyonda bulunamayacağını ifade
etmektedir (Bkz. Montovanelli-Fransa kararı, 18 Mart 1997). O halde baꢀvurana maddi
tazminat adı altında bir ödeme yapılmasına gerek yoktur. Manevi zarar ile ilgili olarak AĐHM,
baꢀvuranın Đçtüzüğün 60. maddesine uygun ꢀekliyle taleplerini ortaya koyamadığını,
dolayısıyla bu yöndeki talebi reddettiğini ifade etmektedir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Đç hukuktaki mahkemeler önünde ve AĐHM önünde yağmıꢀ olduğu yargılama masraf ve
giderleri için baꢀvuran uğradığı maddi kaybın % 25’ini avukatlık ücretinin oluꢀturduğunu ileri
sürmektedir. Baꢀvuran hiçbir kanıtlayıcı belge sunmamakta, yalnızca iç hukuktaki avukatlık
ücret tarifesine atıfta bulunmaktadır.
AĐHM’nin yerleꢀik içtihadına göre bir baꢀvuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul
miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AĐHM bu baꢀvuruda baꢀvuranın öne sürdüğü
giderlere iliꢀkin herhangi bir belge sunmadığını kaydeder. Bu durumda AĐHM baꢀvurana
yargılama masraf ve giderleri için bir ödeme yapılmasını gerekli görmemektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
KARAR VERMĐꢁTĐR.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragraflarına uygun olarak 9 Aralık 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
5
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło