44102/04
WyrokETPCz2010-06-08ECLI:CE:ECHR:2010:0608JUD004410204
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy utrzymanie w mocy nakazu zajęcia i wstrzymania dystrybucji książki, opartej na pracy naukowej, bez odpowiedniego uzasadnienia przez sądy krajowe, stanowiło naruszenie wolności wyrażania opinii z art. 10 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że zajęcie książki stanowiło ingerencję w wolność wyrażania opinii skarżącego. Chociaż ingerencja ta miała podstawę prawną i służyła ochronie praw innych osób, nie była ona „konieczna w społeczeństwie demokratycznym”. Sądy krajowe utrzymywały nakaz zajęcia przez około dwa lata i osiem miesięcy bez przedstawienia „istotnych i wystarczających” powodów, nawet po tym, jak dwie ekspertyzy sądowe wskazały, że książka nie naruszała praw osobistych piosenkarza. Brak należytego uzasadnienia i niewystarczające wyważenie interesów wolności słowa i ochrony reputacji doprowadziły do naruszenia art. 10 Konwencji.Stan faktyczny
Skarżący, Özcan Sapan, jest wydawcą książki „Tarkan1-Yıldız Olgusu” z 2001 roku, opartej na pracy doktorskiej analizującej zjawisko gwiazdy na przykładzie sławnego piosenkarza. Piosenkarz złożył skargę do sądu krajowego, twierdząc, że książka narusza jego prawa osobiste, co doprowadziło do zajęcia i wstrzymania dystrybucji książki. Mimo dwóch ekspertyz sądowych, które nie potwierdziły naruszenia praw osobistych, sądy krajowe utrzymywały nakaz zajęcia przez około dwa lata i osiem miesięcy bez podania odpowiedniego uzasadnienia, ostatecznie uchylając go dopiero w maju 2004 roku.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę dotyczącą art. 10 Konwencji za dopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 10 Konwencji. 3. Uznał, że nie ma potrzeby odrębnego rozpatrywania pozostałych skarg. 4. Zasądził na rzecz skarżącego 2 000 euro tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 1 000 euro tytułem zwrotu kosztów i wydatków, powiększone o odsetki za zwłokę. 5. Oddalił pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
C O N S E I L D E
L ' E U R O P E
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
SAPAN - TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no: 44102/04)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Haziran 2010
Đꢀbu karar Sözleꢀme’nin 44 / 2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup
ꢀekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (44102/04) numaralı baꢀvurunun nedeni T.C. vatandaꢀı
Özcan Sapan’ın (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 14 Ekim 2004
tarihinde Temel Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa Đnsan Hakları
Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Đstanbul Barosu avukatlarından
E. Kanar tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOꢁULLARI
Baꢀvuran 1960 doğumlu olup Đstanbul’da ikamet etmektedir.
Baꢀvuran 2001 yılında (Tarkan1-Yıldız Olgusu) adı ile yayımlanan kitabın yayınevi sahibidir.
Bu kitap 19 Haziran 1998 tarihinde Aysun Yüksel tarafından hazırlanan doktora tezinden
derlenerek hazırlanmıꢀtır. 155 sayfadan oluꢀan kitap sanatçının basında çıkan 31 resmi ile 3
dergi kapağını içermektedir. Kitabın birinci bölümü yıldız olgusunun analizine ve Türkiye’de
ortaya çıkıꢀına, ikinci bölümü ise sanatçıya ayrılmıꢀtır.
Ünlü ꢀarkıcı kiꢀiliğini ve imajını zedelediği gerekçesiyle 17 Eylül 2001 tarihinde Đstanbul
Asliye Hukuk Mahkemesi’ne giderek sözkonusu kitabın toplatılmasını ve dağıtımının
durdurulmasını talep etmiꢀtir. ꢁarkıcı kitabın kendi adını taꢀıdığını ve resimlerini içerdiğini
belirterek kiꢀilik haklarına saldırıldığını öne sürdüğü kitaptan bazı alıntılara yer vermiꢀtir.
Mahkeme 24 Eylül 2001 tarihinde ꢁarkıcının bu isteğini yerinde bulmuꢀ ve baꢀvurandan
kaynaklanan zararın giderilmesi karꢀılığında bir milyar TL’nin (yaklaꢀık 720 Euro)
ödenmesini kararlaꢀtırmıꢀtır.
Mahkeme baꢀvurunun içeriğine ve yapılan alıntılara dayalı olarak gerekçe göstermeksizin
ꢁarkıcının bu talebini kabul etmiꢀ ve sonuç itibarıyla Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanunu’nun 101. ve takip eden maddeleri ve Borçlar Kanunu’nun 24., 25. ve 49. maddeleri
uyarınca kitabın toplatılmasını kararlaꢀtırmıꢀtır. Eylül 2001 tarihinde yayınevinin on iki baskısına el konulmuꢀtur. Ekim 2001 tarihinde ꢁarkıcı kiꢀilik haklarına saldırıldığı gerekçesiyle aynı mahkemede
baꢀvuran ve yayınevi hakkında maddi ve manevi tazminat davası açmıꢀtır.
Baꢀvuran 22 Ekim 2001 tarihinde gerekçesinin bulunmadığını ve haksız yere el konulduğunu
öne sürerek kitabın toplatılması kararına itiraz etmiꢀtir. Baꢀvuran kitabın bilimsel ve
sosyolojik analizleri içeren bir doktora tezinden yola çıkılarak hazırlandığını ve eserin bir
bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini kaydetmiꢀtir. AĐHS’nin 10. maddesine atıfta
bulunan baꢀvuran ifade özgürlüğünün demokratik bir toplumdaki önemini vurgulamıꢀtır. Türkiye’de ünlü bir pop ꢀarkıcısı.
Aralık 2001 tarihinde baꢀvuranın bu talebi Mahkeme tarafından reddedilmiꢀtir.
Asliye Hukuk Mahkemesi 12 Mart 2002 tarihli duruꢀmada, doktora tezinin de bulunduğu
tarafların delil unsurlarını dosyaya eklemiꢀ ve bilirkiꢀi incelemesi istemiꢀtir. Mahkeme
toplatılma kararının kaldırılmasına iliꢀkin daha sonra karar verileceğini ifade etmiꢀtir. Mayıs 2002 tarihli duruꢀmada baꢀvuran toplatılma kararının kaldırılması talebini
yinelemiꢀ, AĐHM’nin AĐHS’nin 10. maddesi hakkındaki içtihadı göz önünde
bulundurulduğunda alınan bu tedbirin ağırlığına dikkat çekmiꢀtir. Hakim bilirkiꢀi
incelemesinin sonucunun beklenmesine karar vermiꢀtir. Ağustos 2002 tarihinde bir edebiyat profesörü bilirkiꢀi raporunu hazırlamıꢀtır. Raporda
içerik olarak kitapla tez arasında çok az bir farkın bulunduğu belirtilmiꢀ, sunum açısından
bakıldığında birinden diğerine değiꢀiklik gösterdiği, tezde «yıldız olgusu» vurgulandığı,
kitapta ise Tarkan isminin ön kapakta yer aldığı ifade edilmiꢀtir. Bilirkiꢀi tez çalıꢀmalarına
konu edilen ikinci sanatçının kitapta geçmediğini, bununla üstü kapalı bir biçimde Tarkan’ın
ima edildiğini hatırlatmıꢀtır.
Bilirkiꢀi ayrıca biyografik unsurlar olmasına karꢀın sözkonusu kitabın bir biyografi
olmadığını ifade etmiꢀtir. Bilirkiꢀiye göre ꢀarkıcının müzikal anlamda sahneye çıkmasından
ve Türkiye’de star olarak anılmasından önce kitabın yazarı star olgusunu irdeleyip analiz
etmiꢀtir. Yazar sanatçının ataerkil bir toplumda feminen özellikleri ile birlikte yakaladığı
baꢀarıyı açıklarken bilimsel araçlara baꢀvurmaktadır. Bilirkiꢀi ayrıca kitabın bütünü içinde
değerlendirilirse ꢀarkıcı ile ilgili «mübalağaya» kaçan kimi ifadelerin onun kiꢀiliğini hedef
almadığına itibar etmiꢀtir.
Yazar ꢀarkıcının kiꢀiliğini analiz ederken çıkıꢀ noktası olarak beden dilini, giysi ve
aksesuarlarını dikkate almıꢀ, buna ünlü sanatçının fotoğrafları, video klipleri, ꢀarkılarının
sözleri, röportajları ve bu konuda çıkan makaleler de etki etmiꢀtir. Bilirkiꢀi bu bağlamda, teze
oranla daha fazla yer kaplayan fotoğrafların kitapta önemli bir yeri kapsadığını
gözlemlemektedir.
Özet olarak, kitabın yazarı ꢁarkıcıyı kabul görmüꢀ değerlerle çeliꢀen (erkek kimliği altında
gizli bir kadını barındıran ve androjen yapıyı ifꢀa eden) bir imaj sahibi olarak kadını ve erkeği
farklı kutuplara yerleꢀtiren bir sisteme baꢀkaldıran olarak nitelendirmektedir. Eylül 2002 tarihli duruꢀmada, asliye hukuk mahkemesi dosyaya bilirkiꢀi raporunu eklemiꢀ
ve taraflara görüꢀlerini sunmaları için süre tanımıꢀ ve bir gerekçe olmaksızın toplatılma
kararının kaldırılmasını reddetmiꢀtir.
Belirtilmeyen bir tarihte ꢁarkıcı bilirkiꢀi raporuna itiraz ederek bir hakimden oluꢀan veya
aralarında hakimlerin de bulunduğu yeni bir bilirkiꢀi heyetinin oluꢀturulmasını talep etmiꢀtir.
Asliye hukuk mahkemesi 19 Aralık 2002 tarihinde yeni bir bilirkiꢀi incelemesi yapılmasını ve
bunun aralarında bir hakimin de yer alacağı üç kiꢀilik bilirkiꢀi heyetine iletilmesini
kararlaꢀtırmıꢀ, toplatılma kararının kaldırılıp kaldırılmayacağının bilirkiꢀi incelemesi
sonucuna kadar beklenmesini istemiꢀtir.
Belirtilmeyen bir tarihte, üç kiꢀiden oluꢀan bilirkiꢀi raporunu hazırlamıꢀ ve bir tazminat
ödenmesini gerektirecek ꢀekilde ꢁarkıcının imajına ya da kiꢀiliğine yönelik herhangi bir
saldırının sözkonusu olmadığı sonucuna varmıꢀtır. Bilirkiꢀi heyetine göre ꢀarkıcı ile ilgili
bölümleri yeniden değerlendirmek açısından kitabın bütününü ele almak gerekmektedir.
Heyet kitabın yazarının kendi kiꢀisel yargılarını olduğu kadar toplumsal yargıları da içerdiğini
kaydetmiꢀtir. Yazarın tanınmıꢀ sosyologlardan biri olduğunu vurgulayan bilirkiꢀi kitabın bir
inceleme eseri olduğuna itibar etmektedir. Kitapta kullanılan fotoğrafların ꢁarkıcının vermiꢀ
olduğu kliꢀe pozlardan oluꢀtuğunun ve kullanılan bu fotoğrafların ꢀarkıcının özel hayatına
girmediğinin altı çizilmektedir. Bilirkiꢀi heyeti ayrıca bu kliꢀe laflardan ve ꢀarkıcının giyim
tarzından yola çıkılarak yapılan yorumların nihayetinde çeꢀitli sosyologların yapmıꢀ oldukları
değerlendirmelere dayandığını dile getirmiꢀtir.
Asliye hukuk mahkemesi 6 Mayıs 2003 tarihli duruꢀmada dosyaya yeni bilirkiꢀi incelemesini
eklemiꢀ ve taraflara görüꢀlerini hazırlamaları için süre tanımıꢀtır. Baꢀvuran toplatılma
kararının kaldırılmasını yinelemiꢀ, mahkeme esasa iliꢀkin yapılacak mütalaada toplatılma
kararının değerlendirileceği yanıtını vermiꢀtir.
Baꢀvuran 25 Eylül 2003 tarihinde bilirkiꢀi raporları sonuçlarına dayanarak toplatılma
kararının kaldırılmasını talep etmiꢀtir. Hakim bu talebi reddetmiꢀ, tarafların sosyal ve
ekonomik durumuna iliꢀkin yapılacak değerlendirmenin sonucu bekleninceye dek duruꢀmayı
ertelemiꢀtir. Mayıs 2004 tarihinde ꢁarkıcı tarafından yapılan maddi ve manevi tazminat talebi
reddedilmiꢀ ve toplatılma kararının kaldırılmasına hükmedilmiꢀtir. Kararda bilirkiꢀi
incelemeleri ve eserin tamamı ıꢀığında kitaptaki bazı bölümlerin sosyolojik incelemelere
dayandığı, kısmi olarak görsel ve iꢀitsel unsurlara yer verildiği dikkate alınarak bu durumun
ꢀarkıcının kiꢀisel haklarına yönelik bir saldırıyı oluꢀturmadığı sonucuna varılmıꢀtır.
Yargıtay 22 Kasım 2005 tarihinde ilk derece mahkemesinin bu kararını bozmuꢀtur.
Dava dosyasında yer alan unsurlardan mevcut kararın alındığı tarihte davanın iç hukuktaki
mahkemeler önünde halen derdest olduğu anlaꢀılmaktadır.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran kitabın toplatılması nedeniyle ifade özgürlüğüne yönelik bir ihlalin oluꢀtuğunu ileri
sürmekte ve AĐHS’nin 9. ve 10. maddelerine atıfta bulunmaktadır.
AĐHM bu ꢀikayeti yalnızca 10. madde baꢀlığı altında inceleyecektir.
A. Kabuledilebilirliğe dair
Hükümet yargılamanın iç hukuktaki mahkemeler önünde halen sürüyor olması doğrultusunda
iç hukuk yollarının tüketilmediğini belirterek (AĐHS’nin 35/1 ve 4 maddesi) AĐHM’den
baꢀvuruyu kabuledilemez ilan etmeye davet etmektedir.
Baꢀvuran baꢀvurusunun maddi ve manevi tazminat talebine değil yalnızca toplatılma kararına
iliꢀkin olduğunu belirtmektedir.
AĐHM baꢀvuranın da vurguladığı üzere mevcut baꢀvurunun toplatılma kararına dayalı
olduğunu gözlemlemektedir. Baꢀvuranın ꢀikayetçi olduğu bu durum 13 Mayıs 2004 tarihinde
Asliye hukuk mahkemesi tarafından toplatılma kararının kaldırılması ile sona ermiꢀtir. Bu
durumda mevcut baꢀvuru erken yapılmıꢀ bir baꢀvuru olarak nitelendirilemez. AĐHM bu
nedenle Hükümetin itirazını reddetmektedir.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas hakkında
Baꢀvuran ihtilaf konusu kitabın bir doktora tezine dayanan bilimsel ve sosyolojik bir eser
olduğunu ve bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunmaktadır. Baꢀvuran kitabın
toplatılma kararının gerekçelendirilmediğini ve bu kararın kaldırılma taleplerinin de herhangi
bir gerekçesi bulunmadan reddedildiğini ifade etmektedir.
Hükümet esasa iliꢀkin alınan kararı müteakip geçici ihtiyati tedbirin kaldırıldığını, ayrıca
sözkonusu kitabın hiçbir ꢀekilde genel menfaat tartıꢀmalarına etki etmediğini savunmaktadır.
Hükümet son olarak iç hukuktaki mahkemelerin toplatılma kararını vermeden evvel özel
hayatın korunması ve ifade özgürlüğü arasında bir denge sağladıklarını savunmaktadır.
AĐHM öncelikle sözü edilen eserin toplatılmasının kamu yetkililerinin baꢀvuranın ifade
özgürlüğüne yönelik bir müdahalesi olduğunu not etmektedir. Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanunu’nun 103. maddesine dayanılarak yapılan ve «baꢀkalarının haklarını koruma» amacını
taꢀıyan sözkonusu müdahalenin «demokratik bir toplum için gereklilik» arz edip etmediğinin
bilinmesi gerekir. AĐHM bu bağlamda bu konuda yerleꢀik içtihadından ileri gelen genel
prensiplere atıfta bulunmaktadır (Bkz. diğer birçokları arasında Goodwin-Birleꢀik Krallık, 27
Mart 1996, no: 58148/00 ve Leempoel & S.A. ED. Ciné Revue-Belçika no: 64772/01, 9
Kasım 2006).
AĐHM ihtilaf konusu kitabın 19 Haziran 1998 tarihinde kabul edilen doktora tezinden yola
çıkılarak hazırlandığını not etmekte, bu vesile ile akademik çalıꢀma özgürlüğünün önemini
vurgulamaktadır (Bkz. Sorguç-Türkiye no: 17089/03, 23 Haziran 2009). Sözkonusu kitabın
yazarı akademisyen olup yıldız olgusunu analiz etmiꢀ ve bu olgunun ꢁarkıcının müzikal
anlamda Türkiye’de sahneye çıkmasından ve star olarak anılmasından önce ortaya çıkıꢀına
değinmiꢀtir. Bu bakımdan mezkur eser Tarkan örneğinden yola çıkarak ve bilimsel araçlara
baꢀvurmak suretiyle toplumdaki star olgusunu iꢀlemektedir. Aynı ꢀekilde kitap ünlülerin özel
hayatlarındaki en mahrem ayrıntılarına yer vererek okuyucuda belirli düzeyde merak
uyandıran, olağan, «sansasyon» yaratan ve «magazinin kalbi» sayılabilecek bir yazılı eser
olarak nitelendirilemez.
Kitapta yer verilen resim ve görsel malzemelerle ilgili olarak AĐHM, bunların ꢀarkıcının daha
önce yayınlanan kliꢀe görüntüleri olduğunu hatırlatır. Böylelikle, mevcut dava sözkonusu
fotoğrafların hilekâr bir yolla ve/veya gizlice yayımlandığı diğer davalardan (ünlülerin özel
fotoğraflarının konu edilmesine iliꢀkin Bkz. Von Hannover-Almanya no: 59320/00) veyahut
özel hayatın en mahrem yerlerini gözler önüne seren yayınlardan farklılık göstermektedir
(Bkz. Campmany ve Lopez Galiacho Perona-Đspanya kararı no: 54224/00).
AĐHM, asliye hukuk mahkemesi hakiminin kitabın toplatılması kararını ꢀarkıcının kiꢀisel
haklarına yönelik bir saldırı olarak değerlendirmesi sonucu aldığını gözlemlemektedir. Hakim
bunu yaparken, mahkemeye yapılan baꢀvurudan hareketle kitaptan bazı bölümlere yer vermiꢀ
ve kararını Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun ve Medeni Kanun’un ilgili hükümlerine
dayandırmıꢀ, üstelik davacının argümanlarına karꢀılık herhangi bir gerekçe sunmamıꢀtır.
AĐHM, bu baꢀvuruda esasen ulusal hakimin ifade özgürlüğüne karꢀı «gerekli» olarak addettiği
kısıtlama kararının ikna edici olup olmadığının incelenmesi gerektiğini kaydetmektedir (Bkz.
Güzel Erdagöz-Türkiye no: 37483/02, 21 Ekim 2008). Öte yandan, ilgili hakimin vermiꢀ
olduğu kararından hareketle iletiꢀim özgürlüğü hakkı ile baꢀkalarının ün ve ꢀöhretinin
korunması haklarının gözetilerek davanın bu kriterler ıꢀığında ayrıntılı bir biçimde ele alınıp
alınmadığının tespitinin oldukça güç olduğunu da kabul etmek gerekir (Bkz. a contrario, sözü
edilen Campmany ve Lopez Galiacho Perona-Đspanya kararı).
AĐHM, herhangi bir gerekçe olmaksızın her seferinde toplatılma kararının kaldırılması
talebinin reddedildiğini not etmektedir. Ayrıca 19 Eylül 2002 tarihli duruꢀma esnasında,
baꢀvuran lehine unsurları içeren ilk bilirkiꢀi incelemesinin dosyaya eklenmesinin ardından
hakim hiçbir gerekçe göstermeden toplatılma kararının kaldırılmasını reddetmiꢀtir. Mahkeme
daha sonra ꢁarkıcının isteği üzerine yeni bir bilirkiꢀi incelemesi yapılmasını kabul etmiꢀ ve
bunun sonucunun bekleneceğini ifade etmiꢀtir. Üç kiꢀiden oluꢀan yeni bilirkiꢀi heyetinin
hazırladığı raporda ꢀarkıcının imajına ve kiꢀiliğine yönelik herhangi bir karalamanın
sözkonusu olmadığı sonucuna varılmıꢀtır. Bu yeni bilirkiꢀi raporunun 6 Mayıs 2003 tarihli
duruꢀmada dava dosyasına eklenmesinin ardından Mahkeme bir kez daha gerekçe
göstermeden toplatılma kararına karꢀı yapılan itirazı reddetmiꢀ ve bu sorunun esasa
birleꢀtirilmesini kararlaꢀtırmıꢀtır. AĐHM hakimin bu vesile ile vereceği kararından alıkoyacak
hiçbir istisnai durum görememektedir.
Baꢀvuran 25 Eylül 2003 tarihli duruꢀmada bilirkiꢀi raporlarına dayanarak bir kez daha hakim
tarafından müteaddit kez reddedilen toplatılma kararına itiraz etmiꢀtir.
Sonuç itibarıyla esasa iliꢀkin verilen 13 Mayıs 2004 tarihli kararda mezkur toplatılma kararı
kaldırılmıꢀtır. Bu tarihte Mahkeme ꢁarkıcının maddi ve manevi tazminat talebini reddetmiꢀ ve
toplatılmaya iliꢀkin kısıtlamayı kaldırmıꢀtır. Böylelikle, baꢀvuran lehine iki bilirkiꢀi
incelemesinin
bulunmasına
karꢀın,
sözkonusu
tedbir
herhangi
bir
surette
gerekçelendirilmeyen karara dayalı olarak yaklaꢀık iki yıl sekiz ay boyunca uygulamada
kalmıꢀtır. Mahkeme tarafından alınan kararların gerekçelerinin yer almayıꢀında, ulusal
hakimin iletiꢀim özgürlüğü hakkı ile baꢀkalarının ün ve ꢀöhretinin korunması haklarını
gerektiği gibi gözettiği savı kabul görmemektedir.
Yukarıda söz edilenler ıꢀığında AĐHM, «ilgili» ve «yeterli» bir gerekçeye dayanmaması
doğrultusunda mezkur müdahalenin «demokratik bir toplum için gereklilik» arz etmediği
sonucuna varmaktadır.
Bu nedenle AĐHS’nin 10. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II. ÖNE SÜRÜLEN DĐĞER ĐDDĐALAR HAKKINDA
AĐHS’nin 6/1 maddesine atıfta bulunan baꢀvuran asliye hukuk mahkemesinin kitabın
toplatılması kararını gerekçelendirmediğini ve karꢀı tarafın öne sürmüꢀ olduğu argümanların
tamamını dikkate aldığını ileri sürmektedir. Baꢀvuran mahkemenin bu yolla ulusal yasanın
ilgili bölümünün uygulanmasında hata yaptığını iddia etmekte, kendi lehine bilirkiꢀi raporları
bulunmasına rağmen toplatılma kararının kaldırılması baꢀvurusunun gerekçe gösterilmeden
reddedildiğini dile getirmektedir. Baꢀvuran bu konuda mahkemenin taraflı davrandığını öne
sürmektedir. Baꢀvuran ayrıca ihtilaf konusu davada yargı sürecinin uzunluğundan
yakınmaktadır.
Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesine atıfta bulunan baꢀvuran, kitabın dağıtımının ve satıꢀının
durdurulmasının maddi kayba yol açtığını iddia etmektedir.
AĐHM mevcut baꢀvuruda ele alınması gereken temel hukuki sorunun sözkonusu kitabın
toplatılmasının AĐHS’nin 10. maddesi anlamında baꢀvuranın ifade özgürlüğüne yönelik bir
ihlali oluꢀturup oluꢀturmadığının incelenmesi esasına dayandığına itibar etmektedir. AĐHM bu
maddenin ihlal edildiği sonucuna varması ıꢀığında bu hükümlerin ihlal edilip edilmediğini
ayrıca incelemeyi gerekli görmemektedir.
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASINA ĐLĐꢁKĐN
A. Tazminat
Baꢀvuran 20.482 TL (yaklaꢀık 11.600 Euro) maddi tazminat talep etmektedir. Bu meblağın
dağılımı ꢀu ꢀekildedir: 1.650 TL kitabın hazırlanması için yapılan harcamalar, 8.815 TL basım
ve yayın ücreti ve 10.016 TL kitabın satıꢀının yapılamamasından kaynaklanan gelir kaybı.
Baꢀvuran bu bağlamda öncelikle 2.200 adet baskı yapıldığını ve bunun 1.727’sinin geri
gönderildiğini belirtmektedir. Baꢀvuran bu talebini desteklemek bakımından baskı ve yayın
masraflarını ve kitabın geri alınması için yapılan masrafları gösterir faturaları sunmaktadır.
Baꢀvuran ayrıca 15.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.
Hükümet bu meblağlara karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM öncelikli olarak kitabın 2.200 adet basıldığını ve bunlardan 1.739 adedine ya el
konulduğunu ya da satıꢀtan geri çekildiğini not etmektedir. Dava dosyasının incelenmesinden
kitabın geri kalanının satıꢀının yapılıp yapılmadığını, yapıldıysa ne kadarının yapıldığını
gösterir herhangi bir unsur yer almamaktadır. Sözkonusu müdahale yapılmasaydı kaç adet
baskının satılacağını tam olarak belirlemeye olanak bulunmamaktadır. Baꢀvuran tarafından
öne sürülen maddi tazminat talebi ꢀüpheli bulunmaktadır, AĐHM bu nedenle baꢀvuranın
talebini reddetmektedir (Bkz. aynı anlamda, Editions Plon-Fransa kararı, no: 58148/00).
Manevi zarar ile ilgili olarak AĐHM, dava olayları nedeniyle baꢀvuranın belirli bir ölçüde
zarara uğradığını kabul etmektedir. Bu nedenle AĐHM, hakkaniyete uygun olarak baꢀvurana
2.000 Euro manevi tazminat ödenmesini kararlaꢀtırmaktadır.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Baꢀvuran iç hukuktaki mahkemeler ve AĐHM önünde yapmıꢀ olduğu yargılama giderleri için
17.206 TL (yaklaꢀık 9.800 Euro) talep etmektedir. Baꢀvuran kanıtlayıcı belge niteliğinde
yargılama giderlerine iliꢀkin makbuzu ve Đstanbul Barosu’nun avukatlık ücret tarifesini
sunmaktadır.
Hükümet bu meblağlara karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM, mahkemeye sunulan belgelerin eksik olması ve bu konudaki yerleꢀik içtihadı ıꢀığında
baꢀvurana tüm yargılama giderleri için 1.000 Euro ödenmesini uygun görmektedir.
C. Gecikme Faizi
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç
puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. AĐHS’nin 10. maddesi hakkındaki ꢀikayetin kabuledilebilir olduğuna;
2. AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;
3. Yapılan diğer ꢀikayetlerin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına;
4. a) AĐHS’nin 44 / 2. maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,
miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru
üzerinden TL.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından baꢀvurana:
i. manevi zarar için 2.000 (iki bin) Euro ödenmesine;
ii. yargılama masraf giderleri için 1.000 (bin) Euro ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan
fazlasına eꢀit oranda faiz uygulanmasına;
5. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMĐꢁTĐR.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 / 2. ve 3. maddelerine
uygun olarak 8 Haziran 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
8
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło