44319/04

WyrokETPCz2010-05-20ECLI:CE:ECHR:2010:0520JUD004431904

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy długotrwałe tymczasowe aresztowanie i przewlekłość postępowania karnego naruszyły prawo skarżącego do wolności i rzetelnego procesu, a także czy istniał skuteczny środek odwoławczy pozwalający na dochodzenie odszkodowania za naruszenie prawa do wolności?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że okres tymczasowego aresztowania trwający ponad cztery lata i dwa miesiące był nadmierny, zwłaszcza biorąc pod uwagę wiek skarżącego w momencie aresztowania. Podkreślił, że władze krajowe nie przedstawiły wystarczających i przekonujących powodów uzasadniających tak długi okres pozbawienia wolności. W kwestii art. 5 ust. 5, Trybunał stwierdził, że choć nowe przepisy krajowe przewidywały możliwość dochodzenia odszkodowania za bezprawne pozbawienie wolności, to warunek zakończenia postępowania karnego przed złożeniem takiego wniosku sprawiał, że środek ten nie był dostępny dla skarżącego w momencie stwierdzenia naruszenia art. 5 ust. 3. Co do przewlekłości postępowania karnego, Trybunał uznał, że trwające ponad dziesięć lat postępowanie, które wciąż było w toku przed sądem kasacyjnym, przekroczyło rozsądny termin wymagany przez art. 6 ust. 1 Konwencji, powołując się na swoje ugruntowane orzecznictwo w podobnych sprawach przeciwko Turcji.
Stan faktyczny
Skarżący, Đbrahim Araz, urodzony w 1981 roku, został aresztowany 3 lipca 1999 roku w wieku 17 lat przez policję antyterrorystyczną w Stambule. Został oskarżony o przynależność do nielegalnej zbrojnej organizacji terrorystycznej. Po skazaniu przez Sąd Bezpieczeństwa Państwa w Stambule w 2001 roku, wyrok został uchylony przez Sąd Kasacyjny w 2002 roku. Sprawa skarżącego była następnie przenoszona między Sądem Bezpieczeństwa Państwa a Sądem dla Nieletnich, zanim ostatecznie została połączona z innymi sprawami. Skarżący został zwolniony z aresztu 11 maja 2004 roku, a w 2007 roku został ponownie skazany przez Sąd Karny w Stambule. W momencie wydania wyroku ETPCz, postępowanie nadal toczyło się przed Sądem Kasacyjnym.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznaje pozostałą część skargi za dopuszczalną. 2. Stwierdza naruszenie art. 5 ust. 3, art. 5 ust. 5 i art. 6 ust. 1 Konwencji. 3. Zasądza na rzecz skarżącego 6 900 euro tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 1 000 euro tytułem zwrotu kosztów i wydatków. 4. Odrzuca pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   AVRUPA   OF EUROPE   KONSEYİ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   ARAZ – TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 44319/04)   KARAR   STRAZBURG   Mayıs 2010   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 44319/04 no’lu davanın nedeni, T.C. vatandaꢀı   Đbrahim Araz’ın (“baꢀvuran”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne, 8 Kasım 2004 tarihinde,   Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Dair Sözleꢀme’nin (“AĐHS”) 34.   maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuran, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (“AĐHM”) önünde, Đstanbul Barosu   avukatlarından M. Filorinalı ve Y. Baꢀara tarafından temsil edilmiꢀtir.   OLAYLAR   DAVANIN KOꢁULLARI   Baꢀvuran, 1981 doğumludur ve Đstanbul’da ikamet etmektedir.   Baꢀvuran, 3 Temmuz 1999 tarihinde, 17 yaꢀındayken, Đstanbul Emniyet Müdürlüğü   Terörle Mücadele ꢁubesi’nde görevli polis memurları tarafından gözaltına alınmıꢀtır.   Temmuz 1999 tarihinde, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı,   eski Türk Ceza Kanunu’nun 168/2 maddesi çerçevesinde, baꢀvuranın yasadıꢀı silahlı terör   örgütü üyesi olduğunu ileri sürerek bir iddianame düzenlemiꢀtir.   Kasım 2001 tarihinde, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, diğer on sanıkla   beraber baꢀvuranı suçlu bulmuꢀtur.   Haziran 2002 tarihinde, Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını bozmuꢀtur. Bu   nedenle dava, 2002/220 dosya numarası ile Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne iade   edilmiꢀtir.   Eylül 2003 tarihinde, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, olay tarihinde 18   yaꢀından küçük olması sebebiyle baꢀvuranın davasının diğer sanıkların davasından (2002/220   no.lu dava dosyası) ayrılmasına karar vermiꢀtir. Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi,   görevsizlik kararı vererek dosyayı Đstanbul Çocuk Mahkemesi’ne göndermiꢀtir.   Ekim 2003 tarihinde, Đstanbul Çocuk Mahkemesi, diğer sanıklarla beraber   yargılanmasının baꢀvuranın lehine olacağı gerekçesiyle dosyayı tekrar Đstanbul Devlet   Güvenlik Mahkemesi'ne göndermiꢀtir.   Aralık 2003 tarihinde, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, Đstanbul Çocuk   Mahkemesi’nin kararını kabul etmiꢀ ve baꢀvuranın dosyasının 2002/220 no.lu dava dosyası   ile birleꢀtirilmesine karar vermiꢀtir.   Mayıs 2004 tarihinde, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, baꢀvuranın tahliyesine   karar vermiꢀtir.   Haziran 2004 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 5190 No.lu Kanun (16 Haziran   2004) ile devlet güvenlik mahkemeleri kaldırılmıꢀtır. Bu nedenle, dosya Đstanbul Ağır Ceza   Mahkemesi'ne gönderilmiꢀtir. 27 ꢁubat 2007 tarihinde, ağır ceza mahkemesi baꢀvuranı   mahkum etmiꢀtir.   Dava dosyasında yer alan bilgiye göre, dava halen Yargıtay önünde derdesttir.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 5. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuran, tutukluluk süresinin uzunluğu nedeniyle AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal   edildiği konusunda ꢀikayetçi olmuꢀtur. Baꢀvuran, ayrıca, AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlali   nedeniyle doğan zararlarının tazmin edilebileceği bir iç hukuk yolunun bulunmadığı   gerekçesiyle AĐHS’nin 5/5 maddesinin ihlal edildiği konusunda ꢀikayetçi olmuꢀtur.   A. Kabuledilebilirlik   Hükümet, AĐHM’den, AĐHS’nin 35/1 maddesi uyarınca iç hukuk yollarının   tüketilmediği gerekçesiyle, baꢀvuranın AĐHS’nin 5/5 maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu   ꢀikayetin reddini talep etmiꢀtir. Hükümet, yeni Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141/1(d)   maddesi uyarınca, baꢀvuranın tazminat talebinde bulunabileceğini ileri sürmüꢀtür.   AĐHM, Hükümet’in ön itirazının, baꢀvuranın AĐHS’nin 5/5 maddesi uyarınca yapmıꢀ   olduğu ꢀikayetin esasıyla ilintili olduğunu kaydeder. Dolayısıyla, AĐHM, bu konunun davanın   esasıyla birleꢀtirilmesine karar verir.   AĐHS’nin 35/3 maddesi uyarınca baꢀvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru   bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle ꢀikayet kabuledilebilir niteliktedir.   A. Esas   1. AĐHS’nin 5/3 maddesi   Hükümet, baꢀvuranın tutuklu yargılanma süresinin makul olduğunu ileri sürmüꢀtür.   Hükümet, özellikle, suçun ciddiyeti ve baꢀvuranın kaçma veya yeniden suç iꢀleme riskleri   nedeniyle baꢀvuranın tutuklu yargılanması gerektiğini ileri sürmüꢀtür.   AĐHM, AĐHS’nin 5/1(a) maddesi uyarınca baꢀvuranın mahkum edilmesinden sonraki   tutukluluk süresini (5 Kasım 2001-25 Haziran 2002 tarihleri arası) tutuklu yargılandığı toplam   süreden düꢀtükten sonra, söz konusu davada göz önünde bulundurulması gereken sürenin dört   yıl iki aydan fazla olduğunu kaydetmiꢀtir (Solmaz / Türkiye, no. 27561/02).   AĐHM, söz konusu davadakine benzer sorunlar içeren birçok davada, sıklıkla   AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlalini tespit etmiꢀtir (Gökçe Demirel / Türkiye, no. 51839/99;   Bayam / Türkiye, no. 26896/02).   Elindeki belgelerin tamamını inceleyen AĐHM, sözkonusu davada farklı bir sonuca   varması için Hükümet’in ikna edici herhangi bir kanıt veya iddia ortaya koymadığı   kanaatindedir. AĐHM, konuyla ilgili içtihadını gözönünde bulundurarak, sözkonusu davadaki   tutuklu yargılanma süresinin çok uzun olduğuna karar vermiꢀtir.   Dolayısıyla, AĐHS’nin 5/3 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   2. AĐHS’nin 5/5 maddesi   AĐHM, AĐHS’nin 5. maddesinin 1. , 2. , 3. veya 4. paragraflarına aykırı olarak   gerçekleꢀtirilen özgürlükten yoksun bırakma nedeniyle tazminat talep edilebildiği durumda   AĐHS’nin 5. maddesinin 5. paragrafına riayet edilmiꢀ olacağını hatırlatmaktadır (Wassink /   Hollanda, 27 Eylül 1990). Bu nedenle AĐHS’nin 5. maddesinin 5. paragrafında ifade edilen   tazminat hakkı, sözkonusu paragraflardan birinin ihlalinin ulusal makamlar veya AĐHM   tarafından ortaya konduğunu varsaymaktadır.   Bu bağlamda, AĐHM, söz konusu davada baꢀvuranın serbest bırakılma hakkının ihlal   edildiğini kaydeder. AĐHM, AĐHS’nin 5/5 maddesinin uygulanabilir olduğuna karar verir.   Dolayısıyla, AĐHM, söz konusu davada, Türk hukukunun AĐHS’nin 5. maddesinin ihlali   karꢀılığında baꢀvurana uygulanabilir bir tazminat hakkı sağlayıp sağlamadığı hususunu   değerlendirmelidir.   AĐHM, yeni Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141/1(d) maddesinde, kanuna uygun   olarak tutuklandığı halde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre   içinde hakkında hüküm verilmeyen kiꢀilerin maddi ve manevi her türlü zararlarını devletten   isteyebileceklerinin belirtildiğini kaydeder. Bununla birlikte, AĐHM, aynı kanunun 142/1   maddesinde, ilgili ceza yargılamasının sonlandırılmasının ardından tazminat isteminde   bulunulabileceğinin belirtildiğini kaydeder. Dolayısıyla, bu davada olduğu gibi, yerel   mahkeme önündeki yargılama derdest iken söz konusu hukuk yoluna baꢀvurulamaz (Kürüm /   Türkiye, no. 56493/07).   AĐHM, yeni Ceza Muhakemesi Kanunu’nun, AĐHS’nin 5/3 maddesine aykırı olarak   özgürlüğünden mahrum bırakılan baꢀvurana AĐHS’nin 5/5 maddesinde öngörüldüğü gibi   uygulanabilir bir tazminat hakkı sağlamadığına karar verir.   Dolayısıyla, AĐHM, Hükümet’in ön itirazını reddederek AĐHS’nin 5/5 maddesinin   ihlal edildiği sonucuna varır.   II. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuran, aleyhindeki ceza yargılamasının makul bir süre içerisinde   sonlandırılmadığını iddia ederek AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği konusunda ꢀikayetçi   olmuꢀtur.   Hükümet, yerel mahkemelerin, baꢀvuranın davasını “makul süre” ꢀartına uygun olarak   incelediklerini bildirmiꢀtir.   AĐHS’nin 35/3 maddesi uyarınca bu ꢀikayetin açıkça dayanaktan yoksun olmadığını   kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru   bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle ꢀikayet kabuledilebilir niteliktedir.   AĐHM, esasa iliꢀkin olarak, söz konusu yargılamanın 3 Temmuz 1999 tarihinde   baꢀladığını ve dava dosyasında yer alan bilgiye göre, yargılamanın halen Yargıtay önünde   derdest olduğunu kaydeder. Dolayısıyla, yargılama, iki aꢀamalı olarak on yıl sekiz aydır   devam etmektedir.   AĐHM, söz konusu davadakine benzer sorunlar içeren birçok davada sıklıkla   AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlalini tespit etmiꢀtir (Hasan Döner / Türkiye, no. 53546/99; Uysal   ve Osal / Türkiye, no. 1206/03; Can ve Gümüꢀ / Türkiye, no. 16777/06). AĐHM, söz konusu   dava koꢀullarında farklı bir sonuca varması için herhangi bir gerekçe bulunmadığı   kanaatindedir. Sonuç olarak, baꢀvuran aleyhindeki ceza yargılamasının uzun sürmesi   nedeniyle AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   A. Tazminat ve yargılama giderleri   Baꢀvuran, manevi tazminat olarak 15,000 Euro, AĐHM önündeki yargılama masraf ve   giderleri için 4,900 Euro talep etmiꢀtir. Baꢀvuran, yargılama giderlerine iliꢀkin talebini   desteklemek üzere, avukatının söz konusu baꢀvuru için on sekiz buçuk saat çalıꢀtığını   gösteren bir belge sunmuꢀtur.   Hükümet, bu taleplere itiraz etmiꢀtir.   Baꢀvuranın tek baꢀına tespit edilen ihlalle telafi edilemeyecek düzeyde manevi zarar   görmüꢀ olabileceğini kabul eden AĐHM, adil temellere dayanarak, baꢀvurana manevi tazminat   olarak 6,900 Euro ödenmesine karar verir.   AĐHM, yargılama masraf ve giderleriyle ilgili olarak, bir baꢀvuranın gerçekliğini ve   gerekliğini kanıtladığı makul miktarlardaki yargı giderlerini elde edebileceğini hatırlatır.   AĐHM, sözkonusu davada, elindeki sınırlı sayıdaki belgeye ve yukarıdaki ölçütlere dayanarak,   yargılama masraf ve giderleri karꢀılığında baꢀvurana 1,000 Euro ödenmesine karar verir.   Ayrıca, tarafların verdiği bilgiye göre, baꢀvuran aleyhindeki ceza yargılaması halen   derdesttir. Bu koꢀullar altında, AĐHM, tespit edilen ihlale son vermenin en uygun yolunun,   adaletin iyi idaresinin gerekleri dikkate alınarak davanın mümkün olan en kısa sürede   görülmesi olacağı kanaatindedir (mutatis mutandis, Yakıꢀan / Türkiye, no. 11339/03; Batmaz /   Türkiye, no. 34997/06).   C. Gecikme Faizi   AĐHM, gecikme faizinin, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına   uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE   1. Baꢀvurunun geri kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 5/3, 5/5 ve 6/1 maddelerinin ihlal edildiğine;   3. (a)AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten   itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na   çevrilmek üzere ve her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet   tarafından baꢀvurana manevi tazminat olarak 6,900 Euro (altı bin dokuz yüz Euro),   yargılama masraf ve giderleri için 1,000 Euro (bin Euro) ödenmesine;   (b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin   yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal   kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   4. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermiꢀtir.   Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragrafları gereğince 20 Mayıs 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   6

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło