4451/02

WyrokETPCz2006-10-24ECLI:CE:ECHR:2006:1024JUD000445102

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy brak skutecznego śledztwa w sprawie zaginięcia osoby, która została rzekomo uprowadzona przez funkcjonariuszy państwowych, stanowi naruszenie proceduralnego aspektu prawa do życia (art. 2 Konwencji) oraz prawa do skutecznego środka odwoławczego (art. 13 Konwencji)?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że choć nie ma wystarczających dowodów, aby stwierdzić, że Hakkı Kaya został uprowadzony i zabity przez funkcjonariuszy państwowych (brak naruszenia art. 2 w aspekcie materialnym), to państwo ma proceduralny obowiązek przeprowadzenia skutecznego śledztwa w przypadku zaginięcia osoby w okolicznościach zagrażających życiu, nawet jeśli bezpośredni udział państwa nie jest udowodniony. W niniejszej sprawie śledztwo krajowe, trwające dziesięć lat bez wymiernych rezultatów, było niewystarczające. Władze nie podjęły odpowiednich kroków, takich jak przesłuchanie wszystkich świadków, zebranie dowodów z miejsca zdarzenia czy skuteczne poszukiwanie kluczowych osób, co naruszyło proceduralny aspekt art. 2. Ponadto, brak skutecznego śledztwa uniemożliwił skarżącym skorzystanie z efektywnego środka odwoławczego, co stanowiło naruszenie art. 13 Konwencji.
Stan faktyczny
Hakkı Kaya, mąż pierwszej skarżącej i ojciec pozostałych, zaginął 16 listopada 1996 roku w Diyarbakır po tym, jak został rzekomo zabrany do samochodu przez trzech cywilnych mężczyzn podających się za policjantów. Świadek zdarzenia, Ahmet Yaşar, złożył zeznania, ale nie był w stanie zidentyfikować porywaczy. Pomimo licznych skarg składanych przez rodzinę do władz krajowych, śledztwo prowadzone przez prokuraturę i policję, trwające ponad dziesięć lat, nie przyniosło żadnych konkretnych rezultatów. W 2004 roku pojawiły się doniesienia prasowe sugerujące, że Hakkı Kaya mógł zostać zabity przez JİTEM (tureckie służby wywiadowcze żandarmerii), ale władze nie zdołały odnaleźć kluczowego świadka, który miał te informacje.
Rozstrzygnięcie
Zarzut wstępny Rządu dotyczący niewyczerpania krajowych środków odwoławczych został połączony z meritum i odrzucony. Stwierdzono brak naruszenia art. 2 Konwencji w aspekcie materialnym. Stwierdzono naruszenie art. 2 Konwencji w aspekcie proceduralnym. Stwierdzono brak naruszenia art. 5 Konwencji. Nie było potrzeby odrębnego rozpatrywania skargi w świetle art. 6 ust. 1 Konwencji. Stwierdzono naruszenie art. 13 Konwencji. Wniosek skarżących o słuszne zadośćuczynienie został odrzucony.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   AVRUPA   OF EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   KAYA VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE   (Baꢀvuru no. 4451/02)   KARAR   STRAZBURG   Ekim 2006   NĐHAĐ   Bu karar AĐHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen ꢀartlarda kesinlik kazanacaktır.   Ancak, ꢀekle iliꢀkin değiꢀiklik yapılabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   KAYA VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI   USUL   Dava, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleꢀmesi’nin (“Sözleꢀme”) 34. maddesi   uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, Gülistan Kaya, Efendi Kaya, Aylen Kaya, Mehmet   Kaya, Mustafa Kaya, Hakkı Kaya, Çiçek Kaya, Vesile Kaya ve Savaꢀ Kaya (“baꢀvuranlar”)   adlı dokuz Türk vatandaꢀı tarafından, 27 Temmuz 2001 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları   Mahkemesi’ne yapılan baꢀvurudan (no. 4451/02) kaynaklanmaktadır.   OLAYLAR   DAVA OLAYLARI   Taraflarca sunulduğu ꢀekliyle olaylar   Baꢀvuranlar sırasıyla 1950, 1966, 1972, 1981, 1982, 1984, 1986, 1990 ve 1993   doğumludur ve Diyarbakır’da ikamet etmektedir. Baꢀvuranların ilki, 16 Kasım 1996   tarihinden beri kayıp olan Hakkı Kaya’nın eꢀi, diğerleri ise çocuklarıdır.   Kasım 1996 günü saat 15:00 sıralarında Hakkı Kaya ve beraberindeki iki arkadaꢀı –   Ahmet Yaꢀar ve Mehmet (soyadı bilinmiyor) Diyarbakır kent merkezinde yürümekteydi.   Orman Müdürlüğü binasının önünden geçerken 06 EKN 22 plakalı Renault marka bir steyꢀın   araç kendilerine yaklaꢀmıꢀtır. Sivil giyimli, walkie-talkie taꢀıyan kendilerini polis memuru   olarak tanıtan üç kiꢀi kimlik kontrolü yapmıꢀtır. Daha sonra Kaya’yı ifade vermek üzere polis   karakoluna gelmesi gerektiğini söyleyerek araçlarına binmeye zorlamıꢀlardır.   Kasım 1996 tarihinde ikinci baꢀvuran Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi   Savcılığı’na ꢀikayette bulunarak Hakkı Kaya’nın kaybolmasının araꢀtırılmasını Savcı’dan   talep etmiꢀtir. Aynı tarihte Hakkı Kaya’nın kardeꢀi ꢁefik Kaya Diyarbakır Cumhuriyet   Savcılığı’na verdiği dilekçe ile kardeꢀinin nerede olduğu hakkında bilgi istemiꢀtir.   Aralık 1996 tarihinde polis, Hakkı Kaya’nın kaçırılmasının tanığı Ahmet Yaꢀar’ın   ifadesini almıꢀtır. Yaꢀar, ifadesinde olay günü iki arkadaꢀıyla birlikte Diyarbakır Orman   Müdürlüğü binasının önünde yürürlerken 06 EKN 22 plakalı beyaz Toros steyꢀın aracın   kendilerine yaklaꢀtığını söylemiꢀtir. Araçtaki adamlar kimlik kontrolü yapmıꢀ ve Yaꢀar’a   gidebileceğini söylemiꢀtir. Yaꢀar, her ꢀey çok hızlı gerçekleꢀtiği için bu adamları net olarak   tarif edemediğini belirtmiꢀtir. Ne var ki birinin sarıꢀın, diğerinin ise kıvırcık saçlı olduğunu   hatırlamaktadır. Kimin için çalıꢀtıkları hakkında hiçbir fikri yoktur.   Ocak 1997 tarihinde Diyarbakır Đl Jandarma Komutanı Diyarbakır DGM Savcısına   Hakkı Kaya’nın gözaltına alınmadığı bilgisini vermiꢀtir.   Mart 1997 tarihinde Diyarbakır DGM Savcısı görevsizlik kararı vermiꢀ ve davayı   Diyarbakır DGM Baꢀsavcılığı’na sevketmiꢀtir. Baꢀsavcılık Kaya’nın kaybolmasıyla ilgili   soruꢀturma baꢀlatmıꢀ ve ꢀahsın aranmasını Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nden talep   etmiꢀtir. Belirtilen tarihten bu yana Emniyet Müdürlüğü Savcıya düzenli olarak raporlar   göndermekte ve Hakkı Kaya’nın ülkeyi terk edip etmediğini belirlemek için gümrük   kayıtlarını kontrol etmektedir.   KAYA VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI   Mart 1997 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Đnsan Hakları Araꢀtırma   Komisyonu baꢀvuranlara Hakkı Kaya’nın gözaltında olmadığını bildirmiꢀtir. Komisyon   ayrıca 06 EKN 22 plakalı aracın modelinin iddia edildiği gibi steyꢀın Toros değil, Fiat ꢁahin   olduğunu ve Ankara’da ikamet eden Y.C.’ye ait olduğunu baꢀvuranlara bildirmiꢀtir.   Eylül 1998 tarihinde polis Efendi Kaya’nın ifadesini almıꢀtır. Efendi Kaya ifadesinde,   babasının Kasım 1996’dan beri kayıp olduğunu ve o zamandan beri kendisinden hiç haber   alamadığını belirtmiꢀtir.   Ocak 2000 tarihinde baꢀvuranlar Cumhuriyet Savcısına bir ꢀikayette daha   bulunmuꢀlardır. Polis Efendi Kaya’nın ifadesini iki kez daha almıꢀtır. Đfadelerde değiꢀiklik   yoktur.   Mart 2004 tarihinde eski PKK mensubu ve JĐTEM (Jandarma Đstihbarat Merkezi)   üyesi olduğu iddia edilen Abdulkadir Aygan’la yapılan bir röportaj Ülkede Özgür Gündem   gazetesinde yayınlanmıꢀtır. Aygan röportajda Hakkı Kaya’nın JĐTEM tarafından   öldürülenlerden biri olduğunu ifade etmiꢀtir. Kaya’nın cesedinin Diyarbakır-Silvan karayolu   üzerinde, Karacali ile Han köyleri arasında gömülü olduğunu belirtmiꢀtir. Baꢀvuranlar gazete   kupürünün bir kopyasını incelenmek üzere Savcıya iletmiꢀlerdir.   Nisan 2004 tarihinde Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Abdülkadir Aygan’ın 1986   yılında terörist bir örgüte üyeliğinden 15 yıl hapis cezasına çarptırıldığı konusunda Diyarbakır   Cumhuriyet Savcısı’na bilgi vermiꢀtir. Ancak 1985 yılında çıkarılan piꢀmanlık yasasından   faydalandığı için salıverilmiꢀti ve nerede bulunduğu bilinmiyordu. Cumhuriyet Savcısı   Abdülkadir Aygan’ı araꢀtırmaya devam etse de yerini tespit edememiꢀtir.   Haziran 2004 tarihinde ikinci baꢀvuran Abdülkadir Aygan hakkında Hakkı Kaya’yı   öldürdüğü yönünde ꢀikayette bulunmuꢀtur.   HUKUK   I. HÜKÜMETĐN ÖN ĐTĐRAZI   Hükümet, baꢀvuranların AĐHS’nin 35 § 1. maddesi bağlamında açık olan iç hukuk   yollarını tüketmediklerini iddia etmiꢀtir. Bu bağlamda Hakkı Kaya’nın kaybolmasına iliꢀkin   soruꢀturmanın halen sürdüğünü belirtmiꢀlerdir.   Mahkeme, 4 Ekim 2005 tarihli kararında sözkonusu soruꢀturmanın AĐHS’ye göre etkili   olup olmadığının baꢀvuranların ꢀikayet nedenleriyle çok yakından ilgili olup esaslarla   birleꢀtirilmesi gerektiğini değerlendirdiğini hatırlatır. Dolayısıyla Mahkeme sözkonusu   kararını yinelemekte ve soruꢀturmanın etkili olup olmadığına dair Hükümetin ön itirazını   AĐHS’nin 2. maddesi kapsamında baꢀvuranların ꢀikayetinin esaslarıyla birleꢀtirmektedir.   II. AĐHS’NĐN 2. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuranlar Hakkı Kaya’nın kaçırılma ve kaybolma olayını çevreleyen unsurların   AĐHS’nin 2. maddesinin ihlaline yol açtığını iddia etmiꢀlerdir. Baꢀvuranlar ayrıca yetkililerin   Kaya’nın kaybolması hakkında etkili ve yeterli bir soruꢀturma yapamadığını savunmuꢀlardır.   AĐHS’nin aꢀağıda verilen 2 § 1. maddesine atıfta bulunmuꢀlardır:   KAYA VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI   “Herkesin yaꢀam hakkı yasanın koruması altındadır. Yasanın ölüm cezası ile cezalandırdığı bir suçtan   dolayı hakkında mahkemece hükmedilen bu cezanın yerine getirilmesi dıꢀında hiç kimse kasten   öldürülemez.”   Baꢀvuranlar Hakkı Kaya’nın Devlet güvenlik güçleri tarafından alıkonulduğu ve   güvenlik güçleri veya ajanları tarafından öldürüldüğünün makul ꢀüphelerin ötesinde tespit   edildiğini iddia etmiꢀlerdir. Kaya’nın kaybolması ve ꢀüpheli koꢀullardaki muhtemel ölümü   hakkında sorumlu Hükümetin bağımsız, etkili ve detaylı bir soruꢀturma yapamadığını   savunmuꢀlardır.   Hükümet iddiaları reddetmiꢀtir. Baꢀvuranların iddialarını kanıtlamadıklarını   savunmuꢀlardır. Bu nedenle AĐHS’nin 2. maddesi ile ilgili bir husus bulunmadığını öne   sürmüꢀlerdir. Hükümet ayrıca Hakkı Kaya’nın kaybolması ile ilgili yürütülen soruꢀturmanın   AĐHS’nin getirdiği yükümlülüklere uyduğunu öne sürmüꢀtür.   A. Hakkı Kaya’nın kaybolması   Mahkeme yaꢀam hakkını güvence altına alan ve bu haktan yoksun bırakmanın meꢀru   olabileceği durumları belirten 2. maddenin AĐHS’nin istisnaya izin verilmeyen en temel   hükümlerinden biri olduğunu hatırlatır. Sözkonusu madde aynı zamanda 3. madde ile birlikte   Avrupa Konseyi’ni oluꢀturan demokratik toplumların temel değerlerinden birini güvence   altına almaktadır. Bu nedenle yaꢀam hakkının kısıtlanması için oluꢀacak ꢀartlar titizlikle   yorumlanmalıdır. Bireylerin korunması için bir araç olarak AĐHS’nin amaç ve hedefi de 2.   maddenin verdiği güvencelerin pratik ve etkili olacak ꢀekilde yorumlanıp uygulanmasını   gerektirmektedir (bkz McCann vd – Đngiltere, A Serisi no. 324). Bu amaçla sözkonusu hüküm   Mahkeme’nin içtihadında kayıpları da (ꢀahıs hakkında haber alınamıyorsa ölmüꢀ olma   ihtimali yükselmektedir) kapsayacak ꢀekilde yorumlanmaktadır (Tahsin Acar – Türkiye [BD],   no. 26307/95).   2. maddede tanınan güvencenin önemi ıꢀığında Mahkeme sadece Devlet görevlilerinin   eylemlerini değil, çevreleyen tüm koꢀulları da değerlendirerek can kaybını en titiz incelemeye   tabi tutmalıdır (bkz. diğer içtihatlar yanında Orhan – Türkiye, no. 25656/94).   Mahkeme sözkonusu davada hem ortaya konulan belgesel delillerin hem de tarafların   yazılı görüꢀlerinin ortaya çıkardığı hususları inceleyecektir. Bu bağlamda Mahkeme AĐHS   ꢀartlarına göre “makul ꢀüphenin ötesinde” kanıt standardını benimsediğini ve bu tür bir   kanıtın, yeterli derecede güçlü, açık ve uygun neticeler veya reddedilmemiꢀ benzer maddi   karinelerin birarada yer almasından kaynaklanabileceğini hatırlatır (Đrlanda – Đngiltere, 18   Ocak 1978 tarihli karar, A Serisi no. 25).   Mahkeme, baꢀvuranların Hakkı Kaya’nın Devlet görevlileri tarafından kaçırıldığı   yönündeki iddiasının hiçbir ikna edici delille desteklenmediğini gözlemlemektedir. Bu   bağlamda Mahkeme baꢀvuranların iddialarının Ahmet Yaꢀar’ın görgü tanığı ifadesine   dayandığını dikkate alır. Aygan tarafından JĐTEM’in bazı yargısız infazlar gerçekleꢀtirdiği ve   Hakkı Kaya’nın da kurbanlardan bir olduğunu ima ettiği Ülkede Özgür Gündem   gazetesindeki röportajına iliꢀkin olarak ise Mahkeme bu ifadeyi kanıtlanmamıꢀ veya en fazla   dolaylı bir delil olarak kabul ettiği için kararı etkileyecek düzeyde değer verilemeyeceği   kanaatindedir (Nesibe Haran – Türkiye, 31821/96; Issa vd – Türkiye, no. 31821/96).   Mahkeme ayrıca dava dosyasına göre Hakkı Kaya’nın sabıka kaydının bulunmadığı ve   güvenlik güçlerinin tehdidi altında olduğunu söylemek için delil bulunmadığını hatırlatır.   KAYA VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI   Ayrıca baꢀvuranlar Hakkı Kaya’nın iddia edilen kaçırılma olayında neden yerel mercilerin rol   almıꢀ olabileceğini gösteren hiçbir ikna edici görüꢀ belirtmemektedirler.   Yukarıda belirtilenler ıꢀığında Mahkeme, baꢀvuranların yakınının kaybolduğu koꢀulların   spekülasyon ve varsayımlara neden olduğunu ve bu yüzden Hakkı Kaya’nın makul ꢀüpheler   ötesinde baꢀvuranlarca iddia edildiği gibi Devlet görevlileri tarafından kaçırılıp   öldürüldüğüne karar verilmesi için yeterli delil bulunmadığı kanaatindedir.   Dolayısıyla AĐHS’nin 2. maddesi müstakil olarak ihlal edilmemiꢀtir.   B. Yerel soruꢀturmanın yetersiz olduğu iddiası   Mahkeme, yerleꢀmiꢀ içtihadına göre 2. maddedeki yaꢀam hakkının koruma altına   alınması zorunluluğunun 1. maddedeki Devletin “… kendi yetki alanı içinde bulunan herkese   Sözleꢀme’de tanımı yapılan hak ve özgürlükleri tanıması” genel yükümlülüğü ile birlikte   değerlendirildiğinde ꢀahısların ꢀüpheli durumlarda kaybolduğu ve bunların öldürüldüğünün   iddia edildiği zaman bir tür etkili resmi soruꢀturmanın yapılmasını zımnen gerektirdiğini   hatırlatır. Bu yükümlülük kaçırma olayının Devlet görevlileri tarafından gerçekleꢀtirildiğinin   tespit edilmiꢀ olduğu davalar ile sınırlı değildir. Vefat edenin yakınları veya diğerleri   tarafından soruꢀturma yapacak yetkililere resmi ꢀikayette bulunmuꢀ olup olunmaması da   belirleyici değildir. Yetkililerin sadece açıklanamayan bir kayboluꢀu haber alması da 2.   maddeye göre tek baꢀına konu ile ilgili etkili bir soruꢀturma yürütülmesi zorunluluğunu ortaya   çıkarır. Bir soruꢀturmanın etkili olma ꢀartını en alt düzeyde karꢀılayacak tetkikin nitelik ve   derecesi her ayrı davanın ꢀartlarına bağlıdır. Đlgili tüm gerçekler temelinde ve yapılan   soruꢀturmanın pratik gerçekleri dikkate alınarak bir değerlendirme yapılmalıdır (bkz. Tahsin   Acar, yukarıda anılan; Türkoğlu – Türkiye, no. 34506/97).   Bu çerçevede belirli bir vakada soruꢀturmada ilerlemeyi engelleyen güçlük ve engeller   olabileceğini kabul etmek gerekirken aynı zamanda ivedilik ve makul süre ꢀartı da zımnen   bulunmaktadır. Ancak yetkililerin kaybı soruꢀturmada ivedilikle harekete geçmesi, hukukun   üstünlüğünü korumada ve kanunsuz fiillerde bir karartma veya müsamahayı önlemede halkın   güveninin sağlanması için genellikle zaruri olarak değerlendirilmektedir (Türkoğlu, yukarıda   anılan).   Mahkeme, Hakkı Kaya’nın öldürüldüğüne dair kanıt bulunmamasını dikkate alır. Ancak   yukarıda belirtildiği gibi 2. maddedeki usule dair yükümlülükler devlet görevlilerinin güç   kullanımından kaynaklanan kasten öldürme olayını içeren vakalarla sınırlı değildir. Bu   yükümlülükler ferdin hayati tehlike olarak değerlendirilebilecek koꢀullarda kaybolması ve   kayıptan haber alınmadan belli bir zamanın geçtiği davalar için de geçerlidir.   Sözkonusu davada baꢀvuranların yakınının kaybolması ve ölmüꢀ olduğu iddiası üzerine   gerçekten de bir soruꢀturma yürütülmüꢀtür. Hakkı Kaya’nın kaybolmasına iliꢀkin resmi   soruꢀturmanın halen sürmekte olduğu dava dosyasından anlaꢀılmaktadır. Ancak on yıl   geçmesine rağmen soruꢀturmadan maddi sonuç alınmamıꢀ olması ve aꢀağıda belirtilen   nedenlerden dolayı Mahkeme soruꢀturmanın yürütülmesinde önemli eksikler olduğu   kanaatindedir.   Mahkeme öncelikle kaybolmasını takiben baꢀvuranların Hakkı Kaya’nın bulunması için   birkaç defa yerel adli ve idari mercilere dilekçe ile baꢀvurmuꢀ olduklarını dikkate alır. Ancak   KAYA VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI   iddiaların ciddiyetine karꢀın yetkililer tarafından verilen yanıtlar Hakkı Kaya’nın gözaltına   alındığının reddinden ibaretti. Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı ve sonrasında   Diyarbakır Cumhuriyet Baꢀsavcılığı tarafından yapılan soruꢀturma polis gözaltı ve gümrük   kayıtlarının kontrol edilip Hakkı Kaya’nın gözaltında olup olmadığı ve yurtdıꢀına çıkıp   çıkmadığını tespitin ötesine geçmemiꢀtir. Mahkeme Cumhuriyet Savcılarının yetkilerini   kullanarak muhtemel tanıkların belirlenmesi yönünde adım atmamıꢀ olduklarını gözlemler.   Olayın görgü tanığı Ahmet Yaꢀar’ın kaçırılma olayıyla ilgili açık detaylar vermesi gerçeğine   rağmen Hakkı Kaya’nın kaçırıldığı alanda delil toplanması için giriꢀimde bulunulmamıꢀtır.   Savcıların olayın meydan geldiği tarihte görevli olan polis memurlarının ifadesine   baꢀvurmadığı da dava dosyasından anlaꢀılmaktadır. Olayın diğer görgü tanığı olan “Mehmet”i   belirlemek ve ona ulaꢀmak için de giriꢀimde bulunmamıꢀlardır. Ayrıca Ülkede Özgür   Gündem gazetesinde yayınlanan röportaj sonrasında Cumhuriyet Savcısı Hakkı Kaya’nın   öldürülmesinden JĐTEM’in sorumlu olduğunu iddia eden Abdülkadir Aygan’ın bulunması   için arama baꢀlatmıꢀtır. Ancak aramanın baꢀarısız olduğu ve bu yüzden devam eden   soruꢀturma için çok önemli bir tanık olan Aygan’ın deliline ulaꢀılamadığı görülmektedir.   Mahkeme, yukarıda belirtilen eksikliklerin yerel mercilerin Hakkı Kaya’nın   kaybolmasını çevreleyen koꢀullar hakkında etkili ve yeterli bir soruꢀturma yürütemediğini   söylemek için yeterli olduğu görüꢀündedir. Bu nedenle devletin 2. maddede yer alan yaꢀam   hakkının korunması usul yükümlülüğü ihlal edilmiꢀtir.   Dolayısıyla Mahkeme Hükümetin iç hukuk yollarının tüketilmediğine dair ön itirazını   reddetmekte ve 2. maddenin ihlal edildiğine usule ait kısmı tarafından karar vermektedir.   III. AĐHS’NĐN 5. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuranlar, özgürlük ve güvenlik hakkını koruma altına alan AĐHS’nin 5. maddesine   atıfta bulunarak Hakkı Kaya’nın sözkonusu hükmün bir ila beꢀinci paragraflarında yer alan   güvencelerin tamamen göz ardı edilerek alıkonulduğunu iddia etmiꢀlerdir.   Hükümet, sözkonusu ꢀikayete Hakkı Kaya’nın polis tarafından gözaltında tutulduğunu   reddetmekten öte özel olarak yanıt vermemiꢀtir.   Mahkeme Hakkı Kaya’nın kaybolmasından kimin sorumlu olabileceği hakkında bir   tespitte bulunamadığını hatırlatır. Bu nedenle baꢀvuranların iddiasını destekleyen somut temel   bulunmamaktadır.   Sonuç olarak Mahkeme AĐHS’nin 5. maddesinin ihlal edilmediğini tespit etmiꢀtir.   IV. AĐHS’NĐN 6 § 1 VE 13. MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuranlar, yetkililer tarafından yürütülen soruꢀturmanın AĐHS’nin ilgili kısmı aꢀağıda   verilen 6 § 1 ve 13. madde standartlarını karꢀılamakta yetersiz olduğunu öne sürmüꢀlerdir.   § 1. Madde   “Herkes, … medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar … konusunda karar verecek olan … bir   mahkeme tarafından davasının … hakkaniyete uygun … görülmesini istemek hakkına sahiptir.”   KAYA VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI   13. Madde   “Bu Sözleꢀme’de tanınmıꢀ olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, ihlal fiili resmi görev yapan   kimseler tarafından bu sıfatlarına dayanılarak yapılmıꢀ da olsa, ulusal bir makama etkili bir baꢀvuru   yapabilme hakkına sahiptir.”   A. AĐHS’nin 6 § 1. Maddesi   Mahkeme, baꢀvuranların AĐHS’nin 6 § 1. maddesine dayanan mağduriyetinin Hakkı   Kaya’nın kaybolması ve bunun etkili hukuk yollarına ulaꢀmalarına etkileri ile ilgili olarak   soruꢀturmayı yapan mercilerin tavrına iliꢀkin daha genel ꢀikayetlerinden ayrılamayacağını   gözlemler. Bu nedenle Mahkeme sözkonusu ꢀikayeti AĐHS maddelerinin ihlali durumunda   13. maddede belirtilen devletin etkili hukuk yolu sağlamaya zorunlu olduğu ꢀeklindeki daha   genel yükümlülüğü çerçevesinde incelemeyi uygun görmektedir (bkz. diğer içtihatlar arasında   Kaya – Türkiye, Karar Raporları 1998-I).   B. AĐHS’nin 13. Maddesi   Mahkeme, yerel adli düzende ne ꢀekilde güvence altına alınmıꢀ olursa olsun Sözleꢀme   hak ve özgürlüklerinin içeriğini uygulayacak ulusal düzeyde bir hukuk yolu bulunmasının   AĐHS’nin 13. maddesinde teminat altına alındığını hatırlatır. Bu nedenle 13. maddenin   sonucu, Đmzacı Devletlere bu maddedeki Sözleꢀme sorumluluklarına nasıl uyacakları   konusunda bir miktar özgürlük verilmiꢀ olsa da, AĐHS bağlamında “savunulabilir bir ꢀikayet”   konusunu ele alıp uygun çözüm sunacak bir iç hukuk yolunun sağlanmasını zorunlu   kılmasıdır. 13. maddedeki zorunluluğun kapsamı, baꢀvuranın AĐHS bağlamındaki ꢀikayetinin   niteliğine göre değiꢀir. Ancak 13. maddede zorunlu tutulan hukuk yolunun hem uygulama   hem de kanunda “etkili” olması, özellikle de uygulanmasının imzacı devlet yetkililerinin   eylem veya ihmalleriyle haksız bir ꢀekilde engellenmemesi gerekmektedir (Tekdağ, yukarıda   anılan).   13. madde yaꢀam hakkının korunmasına büyük önem vererek uygun olan durumlarda   tazminat ödenmesine ek olarak ꢀikayetçilerin soruꢀturma sürecini etkili takipleri de dahil   olmak üzere yaꢀam hakkını ihlal edenlerin tespiti ve cezalandırılmasına götürecek tam ve   etkili bir soruꢀturmanın yapılmasını da zorunlu kılar (bkz. Tekdağ, yukarıda anılan).   Mahkeme Hakkı Kaya’nın kaybolmasına devlet görevlilerinin neden olduğu veya bunda   rol almıꢀ olduklarının makul ꢀüpheler ötesinde kanıtlanmamıꢀ olduğunu hatırlatır. Ancak   yerleꢀmiꢀ içtihadına göre bu, ꢀikayetin 2. maddeyle bağlantılı olarak 13. madde hükümleri   nedeniyle “savunulabilir” olmasını engellemez (Orhan, yukarıda anılan; Tekdağ, yukarıda   anılan).   Bu nedenle yetkililerin baꢀvuranların yakınının kaybolmasını çevreleyen olaylar   hakkında etkili bir soruꢀturma yürütme zorunlulukları bulunuyordu. Yukarıda belirtilen   sebeplerle soruꢀturma yükümlülüğü 2. maddedekinden daha geniꢀ olan 13. madde bağlamında   etkili bir soruꢀturma yürütülmüꢀ olduğu söylenemez (Orhan, yukarıda anılan; Tanrıkulu –   Türkiye, [BD], no 23763/94; Tekdağ, yukarıda anılan).   Bu nedenle Mahkeme AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmektedir.   KAYA VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI   IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   AĐHS’nin 41. maddesi aꢀağıda verilmiꢀtir:   “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek   Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,   hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   Mahkeme, Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 60. maddesinde adil tazmin taleplerinin maddeler   halinde destekleyici belge ve makbuzlarla yazılı olarak iletilmesini, aksi halde talebin   “kısmen veya tamamen reddedilebileceğini” belirtir.   Sözkonusu davada 6 Ekim 2005 tarihinde Mahkeme baꢀvuranları 5 Aralık 2005 tarihine   kadar adil tazmin taleplerini iletmeye çağırmıꢀtır. Baꢀvuranlar sürenin uzatılmasını talep   ettikleri için Mahkeme son baꢀvuru tarihini 5 Mart 2006’ya kadar uzatmıꢀtır. Ancak   baꢀvuranlar belirtilen süre zarfında tazmin taleplerini göndermemiꢀ ve uzatma talep   etmemiꢀlerdir. Mahkeme, baꢀvuranların adil tazmin taleplerini süre bitiminden ancak dört ay   sonra, 7 Temmuz 2006 tarihinde almıꢀtır. Bu ꢀartlar altında Mahkeme, baꢀvuranların süre   kısıtlamasına uymadıkları veya adil tazmin taleplerini göndermekte yeterince titizlik   göstermedikleri kanaatindedir. Bu yüzden Mahkeme AĐHS’nin 41. maddesine göre tazminata   hükmetmemiꢀtir (Ormancı vd. – Türkiye, no 43647/98; ꢁirin – Türkiye, no. 47328/99; Yayan   – Türkiye, no. 66848/01).   YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Hükümetin iç hukuk yollarının tüketilmediği yönündeki ön itirazının esaslarla   birleꢀtirilmesi ve reddedilmesine;   2. Baꢀvuranların yakınının kaybolması bağlamında AĐHS’nin 2. maddesinin müstakil olarak   ihlal edilmediğine;   3. Baꢀvuranların yakınının kaybolmasını çevreleyen ꢀartlar hakkında sorumlu Devlet etkili   bir soruꢀturma yürütemediği için AĐHS’nin 2. maddesinin ihlal edildiğine;   4. AĐHS’nin 5. maddesinin ihlal edilmediğine;   5. Baꢀvuranların ꢀikayetlerinin AĐHS’nin 6 § 1. maddesi bağlamında incelenmesine gerek   bulunmadığına;   6. AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine;   7. Baꢀvuranın adil tazmin talebinin reddine   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đngilizce hazırlanmıꢀ, AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca 24 Ekim   tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.   KAYA VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI   S. DOLLÉ   J.-P. COSTA   Yazı Đꢀleri Müdürü   Baꢀkan   8

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło