44763/98

WyrokETPCz2005-11-08ECLI:CE:ECHR:2005:1108JUD004476398

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy opóźnienie w wypłacie dodatkowego odszkodowania za wywłaszczenie, w kontekście wysokiej inflacji, naruszyło prawo do poszanowania mienia z art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że opóźnienie w wypłacie dodatkowego odszkodowania za wywłaszczenie, w połączeniu z wysoką inflacją w Turcji, spowodowało, że skarżący ponieśli „niezwykły i nieproporcjonalny ciężar”. Taka sytuacja naruszyła sprawiedliwą równowagę, która powinna istnieć między wymogami interesu ogólnego a ochroną prawa własności. Trybunał odwołał się do swojego wcześniejszego orzecznictwa w podobnych sprawach (Akkuş, Aka), potwierdzając, że państwo pozwane nie przedstawiło żadnych argumentów ani dowodów, które mogłyby doprowadzić do odmiennego wniosku.
Stan faktyczny
W 1988 roku państwowe przedsiębiorstwo wodne wywłaszczyło grunty należące do siedemnastu skarżących w Çınar (Diyarbakır). Skarżący złożyli pozew o dodatkowe odszkodowanie, które zostało im przyznane przez sąd krajowy w 1996 roku, wraz z odsetkami ustawowymi w wysokości 30% rocznie, liczonymi od 1991 roku. Wyrok ten został utrzymany w mocy przez Sąd Kasacyjny w grudniu 1996 roku. Dodatkowe odszkodowanie wraz z odsetkami zostało wypłacone skarżącym dopiero w grudniu 1997 roku, a jego wartość w tym czasie wzrosła do 556 818 000 TL, jednak ze względu na wysoką inflację w Turcji, jego realna wartość uległa znacznej deprecjacji.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał część skargi dotyczącą opóźnienia w wypłacie dodatkowego odszkodowania za dopuszczalną, a pozostałą część za niedopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji. 3. Orzekł, że samo stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową. 4. Zasądził od państwa pozwanego, do zapłaty skarżącym wspólnie, kwotę 2 032 EUR tytułem szkody majątkowej oraz 1 000 EUR tytułem kosztów i wydatków, powiększone o odsetki ustawowe. 5. Oddalił pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYİ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   ŞEYHMUS YAŞAR VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI   (Başvuru no: 44763/98)   NİHAİ KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ   STRAZBURG   Kasım 2005   İşbu karar Sözleşme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek   olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (44763 / 98) başvuru no’lu davanın nedeni,   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   bu ülkenin on yedi vatandaşı, Şeyhmus Yaşar, Abdullah Gündüz, Ahmet Gündüz, Felemez   Gündüz, Hamit Gündüz, Hüseyin Gündüz, İbrahim Gündüz, Mümtaz Gündüz, Ömer Gündüz,   Şeyhmus Gündüz, Abdurrahman Tunç, Ahmet Tunç, Kadri Tunç, Musa Tunç, Nuri Tunç,   Ömer Tunç ve Sabri Tunç’un (başvuranlar) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) 16   Mayıs 1998 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) eski 25. maddesi uyarınca   yapmış olduğu başvurudur.   Başvuranlar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde Diyarbakır Barosu avukatlarından   Sedat Çınar tarafından temsil edilmektedirler.   OLAYLAR   Devlet Su İşleri, 1988 yılında başvuranlara ait Çınar’da (Diyarbakır) bulunan arazinin   hisselerini istimlak etmiştir.   Başvuranlar kendilerine ödenen miktarın yetersiz olduğu gerekçesiyle Çınar Asliye Hukuk   Mahkemesi’ne (Mahkeme) ek bedel artırımı talebiyle başvurmuşlardır.   Mahkeme tarafından 30 Aralık 1994 tarihinde alınan karar Yargıtay tarafından bozulmuş ve   İlk derece mahkemesi’ne gönderilmiştir.   Mahkeme kararı 22 Mart 1996’da incelemesinin ardından, ek bedel talebinde bulunulan 11   Haziran 1991 tarihinden itibaren hesaplanmak ve yıllık % 30 yasal faiz eklenmek üzere   başvuranlara 196.278.261 TL. ek bedel ödenmesini kararlaştırmıştır.   Yargıtay 9 Aralık 1996 tarihli kararıyla bu hükmü onamıştır.   Yıllık yasal faiziyle birlikte ek istimlak bedeli başvuranlara 19 Aralık 1997 tarihinde ödenmiş,   bu esnada bu miktar 556.818.000 TL.’ye yükselmiştir.   HUKUK AÇISINDAN   I. EK 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI   Başvuranlar, Türkiye’deki yüksek enflasyon oranı karşısında yetersiz kalan gecikme faizi   nedeniyle ek bedelin değer kaybettiğinden şikayetçi olmakta ve bu itibarla 1 No’lu Ek   Protokol’ün 1. maddesine gönderme yapmaktadırlar.   A. Kabuledilebilirlik Hakkında   Başvuranlar, yalnızca Çınar Asliye Hukuk Mahkemesi’nin hükmettiği ek istimlak bedelini   İdarenin geç ödediğinden değil, özellikle Mahkeme’nin vermiş olduğu karar ile sözkonusu   miktarın alınması arasında geçen süre zarfında uğradıkları maddi zarardan şikayetçi   olmaktadırlar. Başvuranlar, bu doğrultuda AİHM’den davayı Aka kararı ışığında incelemesini   talep etmektedirler.   Hükümet, bu talebin daha önce ek istimlak bedelinin geç ödenmesi ile sınırlı bulunan önceki   şikayetin kapsamını genişleteceğini savunmaktadır. Her halükârda, bu türden bir şikayetin   Yargıtay’ın 9 Aralık 1996 tarihli kararının ardından altı ay içinde dile getirilmesi   gerekmekteydi. 17 Haziran 1998 tarihinde yapılan başvuru bu açıdan geç yapılmıştır.   Mahkeme’ye sunulan unsurların değerlendirilmesinde, AİHM mahkemenin bu yöndeki   yerleşik içtihadına göndermede bulunmakta ve geçmişte de pek çok kararda incelendiği üzere,   mevcut başvurunun Bayan Akkuş’un ek kamulaştırma bedeli talebi ile altı ay kuralının   dışında yaptığı ve nihai olarak sonuçlandığı sözü edilen Akkuş kararı ışığında ayrıca   incelenmesini gerektirecek hiçbir özel durumu içermediğini hatırlatmaktadır.   Daha önceki olaylara dayalı başvurunun bu bölümü ile ilgili sürecin 9 Aralık 1996 tarihli   Yargıtay kararı ile sona erdiğini belirtmek gerekir. Başvuru 16 Mayıs 1998 tarihinde   gecikmeli olarak yapılmıştır. Sonuç itibariyle başvurunun bu kısmı kabuledilemez   bulunmaktadır. AİHM, bu durumda başvuruyu yalnızca ek kamulaştırma bedelinin geç   ödenmesi açısından inceleyecektir.   Hükümet başvuranların iç hukuk yollarını tüketmediğini ortaya koymaktadır: başvuranlar   gecikme faizinin ötesinde maruz kaldıklarını ileri sürdükleri zararın tazmini için Borçlar   Kanunu’nun 105. maddesi uyarınca tazminat davası açabilirlerdi.   AİHM, Aka kararında buna benzer şikayetin reddedildiğini hatırlatmaktadır (Bkz. sözü edilen   karar, s. 2678-2679, §§ 34-37). AİHM bu sonucu farklı kılacak hiçbir gerekçe görmemekte ve   Hükümetin itirazını reddetmektedir.   AİHM, içtihatlarından doğan kriterler ışığında (Bkz., özellikle Aka, adı geçen karar) ve   mevcut unsurların tümünü gözönüne alarak, başvurunun bu bölümünün esastan incelenmesi   gerektiği görüşündedir. Başvuruda hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi tespit edilmemiştir.   B. Esas Hakkında   AİHM, daha önce bu davadakine benzer sorunları gündeme getiren başka davaları da   incelemiş ve Ek I No’lu Protokol’ün 1. maddesi’nin ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Bkz.,   Akkuş, adıgeçen karar, s. 1310, §§ 30-31 ve Aka, adıgeçen karar, s. 2682, §§ 50-51).   AİHM mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in davayı farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir   tespiti ve delili sunmadığı kanaatine varmıştır. Ulusal mahkemelerin kararına göre   kamulaştırmayı yapan idare tarafından başvuranlara verilmesi gereken ek tazminatın   ödenmesindeki gecikme, başvuranları, mülkünün kamulaştırılmasına ilaveten ayrı bir zarara   daha sokmuştur. Sözkonusu davanın toplam fiili süresi ile ikiye katlanan bu gecikme,   AİHM’yi, başvuranların genel yararın gerektirdikleri ile mülkiyet hakkına saygının korunması   arasında hüküm sürmesi gereken adil dengeyi bozan alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke   katlanmak zorunda kaldığı yönünde düşünmeye sevk etmektedir.   Sonuç olarak, Ek I No’lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiştir.   II. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI HAKKINDA   A. Maddi ve manevi tazminat   Başvuranlar toplam 44.041 Amerikan Doları’na (USD) yükselen maddi zarara uğradıklarını   ileri sürmekte ayrıca, manevi zarar için 51.000 USD talep etmektedirler.   Akkuş kararında (Bkz. sözü edilen karar, s. 1311, §§ 35-36 ve 39) kabul edilen hesaplama   yöntemi ve ilgili ekonomik veriler ışığında AİHM, 2.032 Euro maddi tazminat ödenmesini   kararlaştırmıştır.   Manevi tazminatla ilgili olarak AİHM, olayların mevcut koşulları dikkate alındığında ihlal   kararının tespitinin adil tazmin için başlı başına yeterli olacağına itibar etmektedir.   B. Masraf ve harcamalar   Başvuranlar, iç hukukta ve AİHM yetkili organları nezdinde yapmış oldukları giderler için   6.459 USD talep etmektedirler.   Hükümet bu talebin ispat edilmediğine itibar etmektedir.   Mahkeme’ye sunulan unsurlar ve bu yöndeki yerleşik içtihat çerçevesinde AİHM,   başvuranlara yapmış oldukları tüm harcamalar için toplam 1.000 Euro ödenmesine karar   vermiştir.   C. Gecikme faizi   AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3   puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK , AİHM, OYBİRLİĞİYLE,   1. Ek kamulaştırma bedelinin geç ödenmesine ilişkin başvurunun kabuledilebilir, kalan   kısmının kabuledilemez olduğuna;   2. Ek I No’lu Protokol’ün 1. maddesi’nin ihlal edildiğine;   3. Mevcut kararın başlı başına manevi tazmini oluşturduğuna;   a) AİHS’nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek ve başvuranların belirteceği bir   banka hesabına yatırılmak üzere Savunmacı Hükümetin başvuranlara birlikte:   i.   maddi zarar için 2.032 (iki bin otuz iki) Euro;   ii.   iii.   masraf ve harcamalar için 1.000 (bin) Euro ödemesine;   belirtilen miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;   b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez   Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin   uygulanmasına;   5. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMİŞTİR.   İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.   maddelerine uygun olarak 8 Kasım 2005 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło