44936/04

WyrokETPCz2010-01-12ECLI:CE:ECHR:2010:0112JUD004493604

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy państwo ponosi odpowiedzialność za śmierć osoby i czy przeprowadziło skuteczne śledztwo w sprawie jej śmierci, zgodnie z art. 2 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że choć nie ma wystarczających dowodów, by ponad wszelką wątpliwość przypisać państwu odpowiedzialność za sam akt zabójstwa Öndera Babata (brak naruszenia materialnego art. 2), to jednak śledztwo w tej sprawie było nieskuteczne. ETPCz stwierdził, że władze nie podjęły wszystkich rozsądnie oczekiwanych kroków w celu zebrania dowodów, w tym nie ponowiły oględzin miejsca zdarzenia po odkryciu kuli, nie przesłuchały wszystkich potencjalnych świadków na ruchliwej ulicy, nie wystosowały publicznego apelu o informacje i nie poczyniły znaczących postępów w śledztwie od dłuższego czasu. Te zaniedbania doprowadziły do naruszenia proceduralnego aspektu art. 2 Konwencji.
Stan faktyczny
Önder Babat, student prawa o lewicowych poglądach, zmarł 3 marca 2004 r. w Stambule w wyniku postrzału w głowę. Początkowo policja sugerowała, że przyczyną śmierci mógł być spadający kamień, jednak sekcja zwłok wykazała obecność kuli. Skarżący, rodzice i siostra zmarłego, zarzucali, że funkcjonariusze państwowi byli zamieszani w zabójstwo oraz że śledztwo było prowadzone w sposób niedbały i nieskuteczny, m.in. poprzez rzekome manipulowanie dowodami i brak rzetelnego zabezpieczenia miejsca zdarzenia. Krajowe postępowanie w sprawie zaniedbań funkcjonariuszy zostało umorzone, a główne śledztwo w sprawie zabójstwa pozostaje w toku.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę za dopuszczalną. 2. Stwierdził brak naruszenia art. 2 Konwencji w odniesieniu do zabójstwa Öndera Babata (aspekt materialny). 3. Stwierdził naruszenie art. 2 Konwencji z powodu nieskuteczności śledztwa karnego w sprawie śmierci Öndera Babata (aspekt proceduralny). 4. Uznał, że nie ma potrzeby odrębnego rozpatrywania skargi na podstawie art. 14 Konwencji. 5. Zasądził łącznie 15 000 EUR dla Aziza Babata i Azime Babat oraz 5 000 EUR dla Marifet Akgün (Babat) tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe, wraz z odsetkami za zwłokę. 6. Odrzucił pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   OF EUROPE   AVRUPA   KONSEYĐ   EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   BABAT VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no. 44936/04)   KARAR   STRAZBURG   Ocak 2010   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde   kesinleꢀecektir. ꢁekli düzeltmelere tâbi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   BABAT VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI   USUL   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 44936/04 no’lu davanın nedeni Aziz Babat, Azime   Babat ve Marifet Akgün (Babat) adlı üç T.C. vatandaꢀının (“baꢀvuranlar”) Avrupa Đnsan   Hakları Mahkemesi’ne (“AĐHM”) 3 Eylül 2004 tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel   Özgürlüklerin Korunmasına Đliꢀkin Sözleꢀme’nin (“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ   olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuranlar, AĐHM önünde Đstanbul Barosu avukatlarından A. Baba tarafından temsil   edilmiꢀtir.   OLAYLAR   DAVA OLAYLARI   Baꢀvuranlar sırasıyla 1954, 1954 ve 1978 doğumlu olup sırasıyla Tunceli ve Đstanbul’da   yaꢀamaktadır. Birinci ve ikinci baꢀvuranın oğlu, üçüncü baꢀvuranın kardeꢀi olan Önder Babat,   Đstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi dördüncü sınıf öğrencisiydi. Yasadıꢀı bir gösteriye   katıldığı gerekçesiyle üniversitede hakkında bir disiplin soruꢀturması baꢀlatılmıꢀ, ayrıca olay   tarihinde hakkında açılmıꢀ bir ceza davası bulunmaktaydı. Baꢀvuranlar, Babat’ın Kürt, Alevi   ve güçlü sol siyasi görüꢀlü biri olduğunu ifade etmiꢀtir.   E.Ö., B.Y. ve P.A. tarafından 22 Mart 2004 tarihinde savcıya verilen ifadelere göre   olaylar ꢀöyle geliꢀmiꢀtir: 3 Mart 2004 tarihinde Önder Babat, üç arkadaꢀıyla birlikte Devrimci   Hareket adlı derginin bürosunu ziyaret ettikten sonra Babat aniden yere yığılmıꢀ ve baꢀının   kanadığı görülmüꢀtür. Babat, kaldırıldığı hastanede ölmüꢀtür.   Polis, olaydan hemen sonra olay yerinde incelemeler yapmıꢀ, tanıkların ifadelerini   almıꢀ, olay yerinin fotoğraflarını çekmiꢀ ve krokisini çizmiꢀ, hazırlanan olay yeri raporuna   göre maktulün baꢀının üst sol kısmında 5 x 5 cm’lik bir delik ve sağ kaꢀının çevresinde 2   cm’lik ekimoz gözlendiği belirtilmiꢀtir. Polis, olay yerinde bulunan 10 x 10 cm’lik bir taꢀın   maktulün kafasına düꢀmüꢀ olabileceğini belirtmiꢀtir.   Mart 2004 tarihinde Beyoğlu savcısının talimatıyla maktule otopsi yapılmıꢀ,   hazırlanan otopsi raporunda maktulün beyninde 9 mm’lik bir mermi tespit edilerek ölüm   olayının uzun mesafeden açılan ateꢀten kaynaklandığı belirtilmiꢀtir. Ancak tanık ifadeleri ve   yapılan balistik ve adli tıp incelemeleri ateꢀin nereden edildiği konusuna açıklık   getirememiꢀtir.   Temmuz 2004 tarihinde baꢀvuranlar Beyoğlu Savcılığı’na suç duyurusunda   bulunmuꢀ, ismini vermeyen bir polis memurunun kendilerini arayarak, kriminal polis   laboratuarında yapılan balistik inceleme sırasında maktulün baꢀından çıkarılan merminin   üzerinde, hangi silahtan çıktığının belirlenmesini engellemek amacıyla silinti ve kazıntılar   gözlendiğini ancak bu durumun rapora yansıtılmadığını söylediğini iddia etmiꢀlerdir.   Baꢀvuranlar, bu iddiayla ilgili ayrıntılı soruꢀturma yapılmasını talep etmiꢀtir.   Aralık 2004 tarihinde Beyoğlu savcısı Adli Tıp Kurumu’na, baꢀvuranın talebi   doğrultusunda bir inceleme yapılması talimatını vermiꢀ, Adli Tıp Kurumu 5 Ocak 2005 tarihli   BABAT VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI   raporunda merminin mikroskobik incelemesinde baꢀvuranların iddia ettiği gibi silinti veya   kazıntılara rastlanmadığını belirtmiꢀtir.   Baꢀvuranlar ayrıca 3 Ağustos 2004 tarihinde Babat’ın ölümüyle ilgili ön soruꢀturmayı   yürüten görevliler hakkında Beyoğlu Savcılığı’na suç duyurusunda bulunarak sorumluların   görevi ihmal suçuyla yargılanmasını talep etmiꢀtir. Baꢀvuranlar, yetkililerin Babat’ın baꢀına   bir taꢀ düꢀtüğü konusunda ısrar ederek gerçek ölüm nedenini kapatmaya çalıꢀtıklarını, olay   yerinin düzgün bir krokisini çizmediklerini ve olay yerinde ve yakınlarındaki tanıkların   ifadelerinin alınmadığını ve sorgulama yapılmadığını iddia etmiꢀtir. Baꢀvuranlara göre belli   görevliler Babat’ın ölümünde, savcının haberdar edilmesi ya da otopsi yapılmasını   gerektirecek ꢀüphe bulunmadığını söylemiꢀlerdir. Soruꢀturma delilleri diğer “faili meçhul   cinayetler”le karꢀılaꢀtırılmıꢀ, ancak kolluk kuvvetlerine ait ve diğer ruhsatlı silahlarla   karꢀılaꢀtırma yapılmamıꢀtır.   Kasım 2004 tarihinde Beyoğlu savcısı ön soruꢀturmada atılan adımları ve   soruꢀturmanın sürdüğünü gerekçe göstererek, görevi ihmale iꢀaret eden delil bulunmaması   nedeniyle takipsizlik kararı vermiꢀtir.   Aralık 2004 tarihinde baꢀvuranlar savcının kararına itiraz etmiꢀ, 2 ꢁubat 2005   tarihinde Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi itirazı reddetmiꢀtir.   Mart 2005 tarihinde Beyoğlu Savcılığı, Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü’ne   soruꢀturmanın takip edilmesi ve ꢀüphelilerin yakalanması, bunun mümkün olmaması halinde   ise üç ayda bir ilerleme raporu yayınlamaları talimatını vermiꢀtir.   Dava dosyasındaki bilgilere göre Babat’ın ölümüyle ilgili soruꢀturma halen devam   etmektedir.   HUKUK   I. KABULEDĐLEBĐLĐRLĐK   Hükümet, baꢀvuranların AĐHM'ye baꢀvurularını Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi   kararından itibaren altı ay içerisinde yapmamıꢀ olmalarını gerekçe göstererek baꢀvurunun altı   ay kuralına uyulmaması nedeniyle reddedilmesini (AĐHS'nin 35/1 maddesi) AĐHM’den talep   etmiꢀtir.   Baꢀvuranlar bu hususta görüꢀ beyan etmemiꢀtir.   AĐHM, Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi önündeki davanın konusu ve baꢀvuranların   ꢀikâyetleri dikkate alındığında sözkonusu mahkemenin 2 ꢁubat 2005 tarihli kararının   AĐHS'nin 35/1 maddesi bağlamında iç hukuk yollarının tüketilmesi sürecinde nihai bir karar   olarak değerlendirilebilecek, baꢀvuranların ꢀikâyetlerinin esasına iliꢀkin bir karar olmadığı   kanaatindedir. Her halükârda AĐHM, baꢀvurunun 3 Eylül 2004 tarihinde, Hükümetin yukarıda   belirttiği karardan önce yapıldığına iꢀaret eder. Bu nedenle Hükümetin bu baꢀlık altındaki   itirazını reddeder.   Ayrıca, baꢀvuranların bu baꢀlık altındaki ꢀikâyeti AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı   çerçevesinde dayanaktan yoksun değildir. AĐHM, ꢀikâyetin baꢀka açılardan bakıldığında da   BABAT VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI   kabuledilemezlik unsuru taꢀımadığını tespit eder. Bu nedenle ꢀikâyet kabuledilebilir   niteliktedir.   II. AĐHS’NĐN 2. VE 13. MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuranlar, Önder Babat’ın devlet görevlileri tarafından veya onların müsamahası ile   öldürüldüğünü ve AĐHS'nin 2 ve 13. maddelerine aykırı olarak, konuyla ilgili etkili bir   soruꢀturma yapılmadığını öne sürmüꢀtür.   AĐHM, baꢀvuranların ꢀikâyetinin sadece AĐHS’nin 2. maddesi bağlamında incelenmesi   gerektiği kanaatindedir.   A. Tarafların görüꢀleri   Hükümet, ilk olarak Babat’ın öldürülmesi olayıyla devletin iliꢀkisi olmadığını, ikinci   olarak ise yetkililerin sözkonusu ꢀahsın sokakta yürürken bir kurꢀunun kurbanı olabileceğini   bilemeyeceğini savunmuꢀtur. Ayrıca Babat’ın ölümü üzerine açılan soruꢀturmayla ilgili atılan   adımlara atıfta bulunarak somut davada etkili bir soruꢀturma yapıldığını ve yetkililerin   cinayetten sorumlu olanların yakalanması için soruꢀturmayı halen faal olarak takip ettikleri   görüꢀünü savunmuꢀtur.   Baꢀvuranlar Babat cinayetinin siyasi nitelikte olduğunu ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin   bazı birimlerinin yürüttüğü psikolojik savaꢀ kapsamında, JĐTEM (Jandarma Đstihbarat ve   Terörle Mücadele Dairesi) tarafından iꢀlendiğini savunmuꢀtur. Bu bağlamda devletin, suçu   doğrudan iꢀlememiꢀ olsa da, bu yarı resmi örgütlerin faaliyetlerini durdurmak için hiçbir ꢀey   yapmadığını savunmuꢀtur1. Baꢀvuranlar, Önder Babat’ın öldürüldüğü hafta Türkiye’nin çeꢀitli   yerlerinde faili meçhul cinayetler iꢀlendiğine iꢀaret etmiꢀtir. Soruꢀturmaya iliꢀkin olarak ise,   olayın medyada geniꢀ yer bulmasına ve 23 milletvekilinin TBMM’ye sunduğu soru   önergesine rağmen savcının pasif kaldığını ve olay hakkında yürütülen soruꢀturmanın kusur   ve eksiklerle dolu olduğunu savunmuꢀtur.   B. AĐHM’nin değerlendirmesi   AĐHM, devletin AĐHS'nin 2. maddesinin usul ve esasına dayalı yükümlülüklerine iliꢀkin   kararlarında ortaya koyduğu temel ilkeleri hatırlatır (bkz. özellikle McCann vd. – Đngiltere, A   Serisi no. 324; Buldan – Türkiye, no. 28298/95; Ülkü Ekinci – Türkiye, no. 27602/95;   Shanaghan – Đngiltere, no. 37715/97; Finucane – Đngiltere, no. 29178/95; Ramsahai vd. –   Hollanda [BD], no. 52391/99 ve Dölek – Türkiye, no. 39541/98). AĐHM, somut davayı bu   ilkeler ve taraflarca sunulan belgeye dayalı deliller, özellikle de dava konusu olay hakkında   yürütülen adli soruꢀturmaya iliꢀkin olarak tarafların ibraz ettiği belgeler ve tarafların esas   hakkındaki yazılı görüꢀleri ıꢀığında inceleyecektir.   AĐHM, Önder Babat’ın öldürülmesine iliꢀkin olarak baꢀvuranların devlet görevlilerinin   cinayetle ilgisi bulunduğu yönünde ciddi iddiaları dile getirdiklerini gözlemler. Baꢀvuranlar   bu bağlamda Türkiye’de kendi amaçlarına uygun olarak yargısız infazlar yaptıkları bilinen   yarı resmi örgütler bulunduğuna iꢀaret etmiꢀtir. Babat’ın bu tür bir cinayetin kurbanı olduğunu   Baꢀvuranlar yarı resmi örgütler konusuyla ilgili birtakım gazete kupürleri ibraz etmiꢀtir. Bunların arasında bir   makalede, örgüte ihanet ettiği gerekçesiyle 2006 yılında DHKP-C tarafından öldürülen Hakan Saraylıoğlu’ndan   bahsedilmiꢀtir. Đddiaya göre Saraylıoğlu, sorgusunda örgütün bir MHP üyesinin bürosundan silahlı eğitim amaçlı   birini vurdurduğunu, bu kiꢀinin Önder Babat olduğunu söylemiꢀtir.   BABAT VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI   savunmuꢀtur. AĐHM, baꢀvuranların Önder Babat’ın öldürüldüğü hafta Türkiye’nin çeꢀitli   yerlerinde birtakım faili meçhul cinayetler iꢀlendiği yönündeki ihtilafsız bilgiyi dikkate alarak   baꢀvuranların bu baꢀlık altındaki iddialarının tamamen savunulmaz olmadığını tespit   etmektedir.   Ne var ki AĐHS hükümlerine göre, AĐHM’nin kabul ettiği kanıt standardı “makul   ꢀüphenin ötesinde” standardıdır ve böyle bir kanıt yeterince güçlü, açık ve anlamlı   çıkarımların veya çürütülemeyen benzer karinelerin varlığı ile ortaya konabilir (bkz. diğer   içtihatların yanı sıra Cennet Ayhan ve Mehmet Salih Ayhan – Türkiye, no. 41964/98). Mevcut   davada, AĐHM’ye, Hakan Saraylıoğlu adlı ꢀahsın Babat’ı öldürmüꢀ olabileceği imasında   bulunan gazete yazısı dıꢀında tetikçinin kimliği ile ilgili ikna edici delil sunulmamıꢀtır.   Ayrıca, bir baꢀkomiserin merminin baꢀka bir hedeften sekmediği yönündeki beyanı haricinde,   Babat’ın asıl hedef olduğu ya da öldürülmesinin siyasi nedenleri olduğuna karar vermek için   delil bulunmamaktadır. Bu bağlamda AĐHM, Babat’ın siyasi faaliyetler yürüten bir öğrenci   olduğunun ve hakkında devam eden dava bulunduğunun dava dosyasından anlaꢀılmasına   karꢀın ꢀahsın önde gelen bir isim olduğu ya da daha belirleyici olarak; öldürülmesinden önce   tehdit aldığı ya da hayatının tehlikede olduğuna inanması için gerekçeler bulunduğu yönünde   herhangi bir emare de bulunmadığını gözlemler.   Yukarıda belirtilenler ıꢀığında AĐHM, dava dosyasındaki delillerin Önder Babat’ın   herhangi bir devlet görevlisi ya da devlet kurumları adına hareket eden ꢀahıslar tarafından   öldürüldüğüne tüm makul ꢀüphelerin ötesinde karar verilmesine olanak tanımadığını, bu   nedenle AĐHS'nin 2. maddesinin ihlal edilmediğini kaydeder.   Babat’ın ölümünü çevreleyen olayların soruꢀturulmasına iliꢀkin olarak ise AĐHM, bir   soruꢀturmanın etkili kabul edilmesi için asgari gerekleri sağlayan incelemenin niteliği ve   derecesini her davanın kendi koꢀullarının belirlediğini hatırlatır. Bu değerlendirme, ilgili tüm   deliller temelinde ve soruꢀturma iꢀinin pratik gerçekleri dikkate alınarak yapılmalıdır (bkz.   Velikova – Bulgaristan, no. 41488/98 ve Ülkü Ekinci, yukarıda anılan). AĐHM ayrıca devletin   AĐHS'nin 2. maddesinden kaynaklanan yükümlülüğünün sonuca değil, yönteme dayalı bir   yükümlülük olduğunu yineler (bkz. diğerlerinin yanı sıra Gongadze – Ukrayna, no.   34056/02). Bu bağlamda, soruꢀturma yapan makamlarca Babat’ın ölümünü çevreleyen   olayların belirlenmesi amacıyla birtakım adımların atıldığı ihtilafsızdır. AĐHM ayrıca   Babat’ın öldürülme ꢀeklinin (faili meçhul tek kurꢀunla) ve cinayetin iꢀlendiği yerin   (Đstanbul’un çok popüler ve kalabalık bir caddesi) cinayetle ilgili soruꢀturmayı olumsuz yönde   etkilediğini ve olayın meydana geldiği ꢀartların ve sorumluların kimliğinin belirlenmesinde   yetkililere özellikle zor bir görev düꢀtüğünü kabul etmektedir.   Ne var ki, dava dosyasında yer alan az sayıda evrakı inceleyen AĐHM, somut davada   yetkililerin olayla ilgili delilleri elde etmek için uygun tüm adımları attıkları konusunda ikna   olmamıꢀtır. Aksine, soruꢀturma makamlarının daha ziyade pasif bir tavır sergiledikleri   yorumlanabilir. Örneğin AĐHM olay yerinde delil arayıꢀının sadece bir kez ve polisin   Babat’ın sokakta yere düꢀmesinin nedenini henüz bilmediği safhada yapıldığını gözlemler.   Ancak ertesi gün maktulün silahla vurulduğu anlaꢀılmıꢀtır. Bu yeni geliꢀmeye karꢀın savcı   polisten, tetikçinin nereden ateꢀ ettiğinin tespit edilmesi için tatbikat yapılması amacıyla olay   yerinin yeniden ziyaret edilmesini ve –AĐHM olay yerinin bu süre içerisinde değiꢀmiꢀ olma   ihtimalini yok saymamasına rağmen– en azından ek adli deliller bulmaya çalıꢀmasını talep   etmemiꢀtir. Daha belirleyici olarak savcı, sadece Babat’ın arkadaꢀları ve olay anında orada   bulunan bir garsonun ifadelerine baꢀvurmakla yetinmiꢀtir. Sözkonusu caddede çalıꢀan ya da   yaꢀayanların ifadelerinin alınması için giriꢀimde bulunulmamıꢀtır. Olayı görmüꢀ olmaları   BABAT VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI   halinde ifade vermeleri için halka çağrı yapılmamıꢀtır. Son olarak AĐHM, Ocak 2005’ten beri   soruꢀturmada önemli bir adım atılmadığını gözlemler.   Yukarıda belirtilenler ıꢀığında AĐHM, devlet kurumlarının Önder Babat’ın   öldürülmesini çevreleyen olaylar hakkında etkili bir soruꢀturma yürütülmesi amacıyla   kendilerinden makul olarak beklenebilecek tüm gerekli tedbirleri almadıklarına ve dolayısıyla   devletin yaꢀam hakkının korunmasına dair usuli yükümlülüklerini ihlal ettiğine karar   vermiꢀtir.   Bu nedenle AĐHS'nin 2. maddesi usulden ihlal edilmiꢀtir.   III. AĐHS’NĐN 14. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuranlar, AĐHS'nin 14. maddesine dayanarak, Önder Babat’ın öldürülmesi ve   müteakip soruꢀturmanın etkisizliğinin Kürt olması ve güçlü sol siyasi görüꢀler taꢀımasından   kaynaklandığını öne sürmüꢀtür.   AĐHM, dava olayları, tarafların görüꢀleri ve AĐHS'nin 2. maddesinin usulden ihlal   edildiği tespitini dikkate alarak somut baꢀvuruda dile getirilen temel hukuksal sorunu   incelediği kanaatindedir. Bu nedenle baꢀvuranın AĐHS'nin 14. maddesine dayalı kalan   ꢀikayetine iliꢀkin ayrı bir karar verilmesini gerekli görmemektedir (bkz. örneğin Kamil Uzun –   Türkiye, no. 37410/97 ve Abdullah Yılmaz – Türkiye, no. 21899/02).   IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   AĐHS’nin 41. maddesine göre:   “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek   Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,   hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   A. Tazminat   Maktulün anne ve babası olan ve Tunceli’ye bağlı fakir bir köyde yaꢀayan birinci ve   ikinci baꢀvuran sırasıyla 9,000 ve 11,500 Euro maddi tazminat talebinde bulunmuꢀtur.   Maktulün ablası olan ve kalacak yer ve eğitim giderlerini karꢀılayarak eğitimine destek olan   üçüncü baꢀvuran, 8,500 Euro maddi tazminat talep etmiꢀtir. Yukarıda talep edilen miktarlar,   Babat kanunsuz bir ꢀekilde öldürülmeseydi hukuk mesleğinden 65 yaꢀında emekli olana dek   baꢀvuranların ondan almayı beklediği mali yardıma tekabül etmektedir.   Birinci ve ikinci baꢀvuran ayrı ayrı 20,000 Euro, üçüncü baꢀvuran 15,000 Euro manevi   tazminat talep etmiꢀtir.   Hükümet rakamlara itiraz etmiꢀ, özellikle baꢀvuranların maddi tazminat taleplerini   dayanaktan yoksun bulmuꢀtur.   Maddi tazminata iliꢀkin olarak AĐHM, baꢀvuran tarafından talep edilen tazminat ile   AĐHS’nin ihlali arasında açık bir illiyet bağı olması gerektiğini ve bu durumun uygun   davalarda gelir kaybına iliꢀkin olarak tazminat içerebileceğini hatırlatır (bkz. diğer içtihatların   yanı sıra Tanıꢀ vd. – Türkiye, no. 65899/01). Ne var ki AĐHM, AĐHS hükümlerini ihlal   BABAT VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI   ettiğine karar verilen hususlar (etkili bir soruꢀturma yapılmaması) ile baꢀvuranlar tarafından   talep edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı tespit etmemiꢀtir (bkz. örneğin Toğcu –   Türkiye, no. 27601/95). Dolayısıyla baꢀvuranların bu baꢀlık altındaki talebini reddeder.   Baꢀvuranların maruz kaldığı manevi zarara iliꢀkin olarak ise AĐHM, AĐHS'nin 2.   maddesinin usulden ihlal edildiğini tespit ettiğini hatırlatır. Dava ꢀartları dikkate alınarak ve   hakkaniyete uygun bir değerlendirmeyle Aziz Babat ve Azime Babat’a ortaklaꢀa 15,000,   Marifet Akgün’e (Babat) 5,000 Euro ödenmesine karar vermiꢀtir.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuranlar avukatlık ücretleri ve AĐHM önündeki masraflara karꢀılık olarak 2,500 TL   (yaklaꢀık 1,183 Euro) talep etmiꢀtir. Bu bağlamda, Türkiye Barolar Birliği’nin ücret   çizelgesini kaynak göstermiꢀlerdir.   Hükümet miktara karꢀı çıkmıꢀtır.   AĐHM’nin içtihadına göre bir baꢀvuran, ancak masrafların gerçekten ve gerektiği için   yapıldığı ve miktarın makul olduğu kanıtlanmıꢀ ise bunları geri almaya hak kazanmaktadır.   Sözkonusu davada AĐHM, baꢀvuranların Türkiye Barolar Birliği’nin ücret çizelgesine atıfta   bulunmanın ötesinde, taleplerini desteklemek üzere herhangi bir belge ibraz etmediklerini   kaydeder. Bu nedenle AĐHM bu baꢀlık altında ödeme yapılmamasına hükmeder.   C. Gecikme faizi   AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine   uyguladığı orana üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar   vermiꢀtir.   BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. Önder Babat’ın öldürülmesine iliꢀkin olarak AĐHS’nin 2. maddesinin ihlal edilmediğine;   3. Önder Babat’ın ölümüne iliꢀkin olarak yapılan ceza soruꢀturmasının etkisiz oluꢀu   nedeniyle AĐHS'nin 2. maddesinin ihlal edildiğine;   4. ꢁikâyetin ayrıca AĐHS’nin 14. maddesine göre incelenmesine gerek bulunmadığına;   5. (a) Savunmacı devletin baꢀvuranlara, AĐHS’nin 44/2 maddesi uyarınca kararın kesinleꢀtiği   tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Türk Lirasına   çevrilmek üzere:   (i) Aziz Babat ve Azime Babat’a ortaklaꢀa 15,000 (on beꢀ bin), Marifet Akgün’e   (Babat) 5,000 (beꢀ bin) Euro manevi tazminat;   (ii) bu miktarlara uygulanabilecek her tür vergiyi ödemesine;   (b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için Avrupa   Merkez Bankası’nın marjinal kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle   elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;   BABAT VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI   6. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragrafları uyarınca 12 Ocak 2010 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.   7

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło