45106/04
WyrokETPCz2006-10-05ECLI:CE:ECHR:2006:1005JUD004510604
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy udział oskarżonego w rozprawach apelacyjnych za pośrednictwem wideokonferencji, w kontekście oskarżeń o przestępstwa mafijne i specjalnego reżimu więziennego, narusza prawo do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 i 3 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że choć obecność oskarżonego na rozprawie jest kluczowa, to w sprawach apelacyjnych, gdzie sąd może oceniać zarówno fakty, jak i prawo, dopuszczalne jest zastosowanie wideokonferencji, jeśli służy to uzasadnionym celom i nie narusza praw obrony. W niniejszej sprawie uzasadnionymi celami były: zapobieganie przestępczości i zakłóceniom porządku, ochrona świadków i ofiar oraz zapewnienie rozsądnego terminu postępowania. Trybunał stwierdził, że włoskie przepisy (art. 146 bis k.p.k.) zapewniały odpowiednie gwarancje techniczne i proceduralne, w tym możliwość prywatnej komunikacji z adwokatem, a skarżący nie wykazał, aby jego obrona została poważnie utrudniona.Stan faktyczny
Skarżący, Marcello Viola, był objęty dwoma postępowaniami karnymi we Włoszech, oskarżony o morderstwa i przynależność do organizacji mafijnej. W ramach drugiego postępowania, po skazaniu go na pięciokrotne dożywocie i 70 lat więzienia w pierwszej instancji, skarżący uczestniczył w rozprawach apelacyjnych za pośrednictwem wideokonferencji. Był on wówczas objęty specjalnym, restrykcyjnym reżimem więziennym. Skarżący twierdził, że taka forma udziału w rozprawie naruszyła jego prawo do rzetelnego procesu.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie orzekł, że nie doszło do naruszenia art. 6 Konwencji.Pełny tekst orzeczenia
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
1959ꢀ50ꢀ 2009
ÜÇÜNCÜ DAĐ RE
MARCELLO VIOLA v. ĐTALYA DAVASI
(B a ꢀvuru no. 45106/04)
KARAR
S T R A Z B U R G 5 E k i m 2 0 0 6
K E S ĐN
05/01/2007
_ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _
© T.C. Dıꢀiꢀleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve
İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu
çeviri, davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması
koşulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta
bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Marcello Viola v. Italya davasında,
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (Üçüncü Daire) aꢁağıdaki hakimlerden
oluꢁmaktadır:
Boštjan M. Zupančič, Baꢀkan,
John Hedigan,
Corneliu Bîrsan,
Vladimiro Zagrebelsky,
Alvina Gyulumyan,
Davíd Thór Björgvinsson, hakimler,
ve Fatoꢁ Aracı, Daire Yazı Đꢀleri Müdür Yardımcısı, Eylül 2006 tarihinde gizli olarak müzakere edilmiꢁ olup, Aynı tarihte kabul edilmiꢁ olan
aꢁağıdaki kararı bildirir:
USÜL
1. Đtalya Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (45106/04) no’lu davanın nedeni, Đtalya
Cumhuriyeti Devleti vatandaꢁı Bay Marcello Viola’nın (“baꢁvuran”) Avrupa Đnsan
Hakları Mahkemesi’ne 30 Ekim 2004 tarihinde Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin
Korunmasına Đliꢁkin Sözleꢁme’nin (“Sözleꢁme”) 34. maddesi uyarınca yapmıꢁ olduğu
baꢁvurudur.
2. Baꢁvuran, Taurianova Barosu avukatlarından Sayın A. Romeo tarafından temsil
edilmiꢁtir. Đtalya Cumhuriyeti Devleti (“Hükümet”), kendi görevlileri olan Bay I. M.
Braguglia ve Bay N. Lettieri tarafından temsil edilmiꢁtir.
3. Mahkeme 13 Aralık 2005 tarihinde baꢁvuruyu kısmen kabul edilebilir bulmuꢁ ve
baꢁvurunun baꢁvuranın ceza yargılamasının ikinci setinde ki temyiz duruꢁmalarına video
konferans yoluyla katılması ve Sözleꢁme’ye Ek 7. Protokolün 4. maddesi ile ilgili
ꢁikayetleri Hükümete bildirmeye karar vermiꢁtir. Sözleꢁmenin 29 § 3 maddesi uyarınca,
davanın kabul edilebilirlik ꢁartları ve esasına iliꢁkin hususlar birlikte incelenecektir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOꢂULLARI
4. Baꢁvuran 1959 doğumlu olup, L'Aquila hapishanesinde tutuklu bulunmaktadır.
A. Đlk Ceza Yargılaması
5. Baꢁvuran 16 Mart 1992 tarihinde cinayet ve mafya tarzı bir örgüte üye olmak
suçlarından yakalanmıꢁ ve tutuklanmıꢁtır. Baꢁvuran ayrıca mükerrer yasadıꢁı silah taꢁıma
eylemleri ile suçlanmıꢁtır. Özellikle M. L. cinayetinin de aralarında bulunduğu bir takım
cinayetlerde kullanılmak üzere kamuya açık yerlerde silah bulundurmaya yardım ve
yataklık ettiği iddia edilmiꢁtir.
6. Palmi Ağır Ceza Mahkemesi 16 Ekim 1995 tarihinde baꢁvuranı mafya tarzı suç
örgütüne üye olmak suçundan on beꢁ yıl hapis cezasına mahkûm etmiꢁtir. Diğer
suçlamalardan ise beraat etmiꢁtir.
7. Baꢁvuran bu karara itiraz etmiꢁtir.
8. Reggio di Calabria Đstinaf Mahkemesi 10 ꢂubat 1999 tarihinde baꢁvuranın hapis
cezasının süresini 12 yıla düꢁürmüꢁtür.
9. Baꢁvuran usulü sebeplerle temyiz baꢁvurusunda bulunmuꢁtur. Yargıtay 8 ꢂubat 2000
tarihinde verdiği ve mahkeme yazı iꢁleri müdürlüğüne 25 ꢂubat 2000 tarihinde ulaꢁan
karar ile baꢁvuranın temyiz talebini reddetmiꢁtir.
B. Đkinci Ceza Yargılaması
1. Hazırlık soruꢀturması ve ilk derece mahkemesi nezdinde yapılan yargılama
10. Bununla birlikte, 19 Haziran 1996 tarihinde Reggio di Calabria sorgu hâkimi
tarafından baꢁvuranın tutuklanmasına yönelik yeni bir karar verilmiꢁtir. 15 Ekim 1996
tarihinde hâkim baꢁvuranın Palmi Ağır Ceza Mahkemesinde duruꢁmada bulunmasına
karar vermiꢁtir. Baꢁvuran çok sayıda cinayet, cinayete teꢁebbüs, mafya tarzı bir suç
örgütüne üye olmak ve yasadıꢁı olarak silah bulundurma suçları ile suçlanmıꢁtır.
Baꢁvuran özellikle M.L. nin öldürülmesi talimatını vermekle ile suçlanmıꢁtır. Ayrıca
baꢁvuran suç iꢁlenmesinde kullanılan silahın taꢁınmasına iꢁtirak etmekle de suçlanmıꢁtır.
Baꢁvuran söz konusu silahın ilk ceza yargılamasında taꢁımakla suçlandığı silahlardan
biri olduğunu ileri sürmüꢁtür.
11. Yargılama sürecinde bir itirafçının (yetkililerle iꢁbirliği yapmakta olan eski bir mafya
üyesi) da aralarında olduğu bazı tanıklar dinlenilmiꢁtir.
12. Palmi Ağır Ceza Mahkemesi 22 Eylül 1999 tarihinde baꢁvuranı beꢁ kez ömür boyu
hapis cezası ile cezalandırmıꢁ ve bu cezanın ilk üç yılının hücrede geçirilmesine karar
vermiꢁtir. Mahkeme ek olarak toplam yetmiꢁ yıl hapis cezasına da hükmetmiꢁtir. Karar
eski mafya üyesi tarafından verilen doğru, güvenilir ve diğer delillerle desteklendiği
telakki edilen beyanlara dayandırılmıꢁtır.
2. Đstinaf Yargılaması
13. Baꢁvuran itiraz etmiꢁtir.
14. Baꢁvuran 2000 yılından itibaren (Hapishane Organizasyonu Kanunu olarak bilinen) Temmuz 1975 tarihli 354 sayılı Kanunun 41. bis bölümü uyarınca, diğer hususlar
yanında, dıꢁ dünya ile temasını sınırlayan sınırlandırılmıꢁ hapishane rejimine tabi
tutulmuꢁtur. Ayrıca, baꢁvuran tutuklu bulunduğu hapishaneden duruꢁma salonuna da
getirilmemiꢁtir. Ancak baꢁvuranın 21 ꢂubat 2001, 15 Haziran 2001 ve 5 Mart 2002
tarihlerinde yapılan duruꢁmalara iꢁitsel ve görsel sistemler kullanılarak katılımı
sağlanmıꢁtır.
15. Reggio di Calabria Đstinaf Mahkemesi 5 Mart 2002 tarihinde baꢁvuranı cinayet ile
ilgili suçlamaların bir tanesinden beraat ettirmiꢁtir. Mahkeme baꢁvuran tarafından iꢁlenen
suçların tek bir suça ait olduğu (unico disegno criminoso) kanaatiyle cezasını ömür boyu
hapis ve iki yıl hücre cezasına düꢁürmüꢁtür.
3. Usulü Sebepler ile Temyiz
16. Baꢁvuran usule sebeplere dayanarak temyiz talebinde bulunmuꢁtur. Baꢁvuran, diğer
hususların yanında, değerlendirilen deliller arasında çeliꢁkiler olmasına rağmen tanıkları
güvenilir bulan Đstinaf Mahkemesinin tutumundan dolayı ꢁikâyetçi olmuꢁtur. M.L. nin
cinayeti ile alakalı olarak, baꢁvuran iddia makamı tarafından sunulan delil kapsamında
kendisine ait bir araziye yakın bir yerde bir arabanın içerisinde polis tarafından bulunan P Wather tabancası olduğunu belirtmiꢁtir. Ancak baꢁvuran, ilk ceza yargılamasında söz
konusu silahı taꢁıma suçundan beraat etmiꢁtir. Buna ek olarak, ikinci dereceden bir kanıt
hiçbir ꢁekilde M.L. nin öldürülmesi talimatının baꢁvuran tarafından verildiği hususunu da
kanıtlamayacaktır.
17. Baꢁvuran temyiz duruꢁmalarına katılımı ile ilgili olarak adil yargılanma hakkının ihlal
edildiğine dair herhangi bir ꢁikayette bulunmamıꢁtır.
18. Yargıtay 26 ꢂubat 2004 tarihinde verdiği ve 3 Haziran 2004 tarihinde mahkeme
kalemine ulaꢁan karar ile baꢁvuranın temyiz talebini reddetmiꢁtir. Yargıtay kararında,
Ağır Ceza Temyiz Mahkemesinin ihtilaflı tüm konular hakkında verdiği kararını makul
ve yerinde gerekçelere dayandırdığına hükmetmiꢁtir.
II. ĐLGĐLĐ ĐÇ HUKUK VE UYGULAMA
19. 11 Numaralı 7 Ocak 1998 tarihli Kanun, Ceza Usul Kanunu uygulama hükümleri
yanında, 19 Ocak 2001 tarihli 4 Numaralı Kanun ile değiꢁiklik yapılan yeni bir madde yürürlüğe girmiꢁ olup madde metni aꢁağıda ki ꢁekildedir:
“1. Kanunun 51. Madde 3. paragraf ve 407. Madde 2. paragraf (a) alt paragrafı ile ilgili
işlemlerde (bunlar mafya ve diğer ciddi suçlarla ilgili olanlar) hapishanede her ne sıfat ile
tutuIursa tutulsunlar aşağıda belirtilen durumlarda duruşmalara uzaktan katılımları sağlanır:
(a) kamu düzeni ve güvenliğinin ciddi olarak gerekli kıldığı zorunluluklar;
(b) işlemlerin komplike olduğu ve uzaktan katılımın gecikmeleri önleyeceğinin öngörüldüğü
durumlar. Gecikmenin önlenmesi zarureti dikkate alınırken aynı davalıya karşı aynı zamanda
farklı mahkemelerde de işlemlerin devam etme hususu değerlendirilmelidir.
Paragraf 1 de belirtilen durumların yanında, uzaktan duruşmaya katılımın 354 sayı ve 26
Temmuz 1975 tarihli kanunun 41. Bölümünün 2 paragrafında düzenlenen tedbirlerin
uygulandığı tutuklular hakkında da uygulanacaktır ...
2. Uzaktan katılımın sağlanması kararı ön tedbirler safhasında dava mahkemesi veya ağır ceza
mahkemesi başkanı tarafından veya yargılama süreci içinde hakim tarafından alınacaktır. Söz
konusu Karar taraflara ve savunma avukatına duruşma tarihinden en az on gün önce
bildirilecektir.
3. Uzaktan katılım kararı verildiğinde, duruşmanın yapılacağı mahkeme salonu ile tutuklunun
bulunduğu yer arasında görsel ve işitsel bir bağlantı kurularak iki meknada da hazır bulunan
kişilerin birbirlerini eş zamanlı ve net olarak görmeleri ve söylenenleri duymaları
sağlanacaktır. Farklı yerlerde tutulan değişik sayıda tutuklu/davalı için de birbirlerini
görmeleri ve duymaları için aynı düzenleme yapılacaktır.
4. Savunma avukatı veya onun yerine gelen avukat her zaman sanığın bulunduğu yerde hazır
bulunmak zorundadır. Savunma avukatı veya onun yerine gelen avukat duruşma salonunda
bulunduğu halde sanık gerekli teknik vasıtalar ile avukatıyla özel ve gizli olarak konuşma
imkanına sahip olacaktır.
5. Sanığın görsel ve işitsel sistem ile duruşma salonuna bağlandığı yer duruşma salonunun bir
uzantısı olarak kabul edilecektir [è equiparato all'aula d'udienza].
6. Hakime yardım ile görevli bir mahkeme yetkilisi sanığın bulunduğu yerde hazır bulunacak
ve sanığın kimliği ile hak ve yetkilerini kullanmakta hiç bir şekilde kısıtlamaya maruz
kalmadığını tasdik edecetir. Mahkeme yetkilisi aynı zamanda 3. Paragraf ile 4. Paragrafın 2.
Cümlesinde düzenlenen hususlara uyulmasını temin ederek ifade alınması halinde bunun
kanunlara uygun bir şekilde alınmasını sağlamak ile görevlidir.... bu kapsamda gerekli olması
halinde sanığa ve avukatına da danışacaktır...
7. Yargılama sürecinde, gerekli olması halinde, sanığın tanıklar ile yüzleştirilmesi veya sanığın
kimliğinin belirlenmesi veya sanığın şahsen hazır bulunması gereken hallerin bulunması
halinde hakim gerekli görürse ve tarafları dinledikten sonra sanığın duruşma salonuna
getirlmesine karar verir.
20. Anayasa Mahkemesine göre (26 Kasım 2002 tarih ve 483 nolu karar), uzaktan katılım
ꢁu amaçlara ulaꢁılmasını sağlamaktadır: (a) davaya taraf diğer kiꢁilere karꢁı sanık
tarafından yapılabilecek olası tehditlerin bulunması halinde kamu düzenini korumak; (b)
sanığın hapishaneden duruꢁma salonuna transferi esnasında mensup olduğu suç örgütü ile
tekrar temas kurmasının önüne geçilmesi; ve (c) farklı mahkemelerde devam etmekte
olan komplike ve uzun davaları hızlandırmak. Anayasa Mahkemesi aynı zamanda 7 Ocak tarih ve 11 numaralı kanun ile yürürlüğe giren sistemin çok ciddi suçlar ile suçlanan
sanıkların duruꢁmalara katılımını sağlarken kamuyu koruma görevi ile adil yargılama
yapılması ꢁartının da yerine getirilmesini garanti altına aldığını vurgulamıꢁtır (ordinato
svolgimento dei processi).
21. Anayasa Mahkemesi 22 Temmuz 1999 tarih ve 342 sayılı Kararı ile uzaktan katılım
usulunun Anayasanın 24 § 2 maddesi ile güvence altına alınan “savunma hakkı” ile de
uyumlu olduğuna hükmetmiꢁtir. Anayasa Mahkemesi, Anayasanın davalının yargılamaya
sadece kiꢁisel ve bilinçli (consapevole) olarak katılımını gerekli kıldığından sadece
sanığın duruꢁma salonunda fiziksel olarak hazır bulunmasının söz konusu hakkın
kullanılmasında tek etkili yol olduğu fikrine katılamayacağına belirtmiꢁtir. Ceza Usul
Kanunun uygulama hükümleri madde 146; duruꢁma salonu ile sanığın bulunduğu yer
arasında teknik anlamda bir bağlantı kurulmasının yeterli olmadığı, bazı gerekli
“sonuçların” elde edilmesi gerektiği ve özellikle savunma hakkını uygun bir ꢁekilde
kullanarak “etkili” bir katılım sağlanması hususunu düzenlemektedir. Ayrıca sanık ile
avukatının temasa halinde olması, savunma avukatının müvekkilinin bulunduğu yerde
hazır bulunma hakkını ve sanık ile avukatının birbiriyle iletiꢁim halinde olması
hususlarını güvence altına alan kanun maddeleri bulunmaktadır. Hakim ulaꢁılmak istenen
sonuçların temini için uygun teknik altyapının hazırlanmasının sağlanması konusunda
hem yetkili hem de görevlidir ve ayrıca gerektiği takdirde sanığın mahkeme salonunda
hazır bulunması hususunda karar da verebilir. Anayasa Mahkemesi yeni kanun maddeleri
ile “gelenekten” ayrılındığı ve duruꢁmada gözetilmesi gereken dinamikler ile dengenin
bozulmadığı aksine temel olarak aynı kaldığı kanaatindedir.
22. Bu sebeplerle Anayasa Mahkemesi 7 Ocak 1998 tarih ve 11 sayılı Kanun ile
yürürlüğe giren sistemin, diğer hususların yanında, özellikle tutuklu sanıklar için ‘makul
süre’ gereksinimini içeren Sözleꢁmenin 6. maddesine e aykırı olduğunun
düꢁünülemeyeceğine karar vermiꢁtir.
III. ĐLGĐLĐ ULUSLARARASI HUKUK
23. Ceza Đꢁlerinde Karꢁılıklı Adli Yardım Avrupa Sözleꢁmesi’ne Ek 2. Protokol’ün 9. ve
10. Maddeleri aꢁağıdaki ꢁekildedir:
Madde 9 –videokonferans yoluyla duruꢀma
“1. Eğer bir kimse bir Taraf’ın ülkesindeyse ve diğer Taraf’ın yargı organları tarafından tanık
veya bilirkiꢁi olarak dinlenilmesi gerekiyorsa, eğer o kiꢁinin diğer Tarafın ülkesinde
dinlenilmesi mümkün değil ise veya istenilmiyorsa duruꢁmanın video konferans yöntemiyle,
paragraf 2-7 uyarınca, yapılmasını diğer Taraf talep edebilir.
[...]”
Madde 10 –telekonferans yoluyla duruꢀma
“1. Eğer bir kimse bir Taraf’ın ülkesindeyse ve diğer Taraf’ın yargı organları tarafından tanık
veya bilirkiꢁi olarak dinlenilmesi gerekiyorsa, diğer Tarafın ulusal hukukunda da bu yönde bir
düzenleme varsa, Taraf’ın duruꢁmanın telekonferans yöntemiyle yapılması hususunda
yardımcı olmasını, paragraf 2-6 uyarınca, talep edebilir.
[...]”
24. Avrupa Birliği üye devletleri arasında 29 Mayıs 2000 tarihinde Brüksel’de imzalanan
Ceza Đꢁlerinde Adli Yardım Avrupa Sözleꢁmesi’nin 10. ve 11. maddeleri aꢁağıdaki
ꢁekildedir:
Madde 10 – videokonferans yoluyla duruꢀma
“1. Eğer bir kimse bir Üye Devlet’in ülkesindeyse ve diğer Üye Devletin yargı organları
tarafından tanık veya bilirkiꢁi olarak dinlenilmesi gerekiyorsa, eğer o kiꢁinin diğer Üye
Devletin ülkesinde dinlenilmesi mümkün değil ise veya istenilmiyorsa duruꢁmanın video
konferans yöntemiyle, paragraf 2-8 uyarınca, yapılmasını diğer Üye Devlet talep edebilir.
[...]”
Madde 11 – Tanık ve Bilirkiꢀilerin telekonferans yoluyla dinlenilmesi
“1. Eğer bir kimse bir Üye Devletin ülkesindeyse ve diğer Üye Devletin yargı organları
tarafından tanık veya bilirkiꢁi olarak dinlenilmesi gerekiyorsa, diğer Üye Devletin ulusal
hukukunda da bu yönde bir düzenleme varsa, Üye Devletin duruꢁmanın telekonferans
yöntemiyle yapılmasın hususunda yardımcı olmasını, paragraf 2-5 uyarınca, talep edebilir.
[...]”
25. Avrupa Konseyi, 23 Kasım 1995 tarih ve Uluslararası Organize Suçlara Karꢁı
Tanıkların Korunması konulu kararıyla üye devletlere tanıkların etkili bir ꢁekilde
korunması hususunda çağrıda bulunmuꢁtur. Bu kapsamda, Avrupa Konseyi, diğer
hususların yanında, “koruma yollarından bir tanesinin de delillerin sunulması iꢁleminin
hakkında soruꢁturma yapılan kimsenin bulunduğu yerden baꢁka bir yerde, gerekli
görülmesi halinde, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarınca belirlenen çekiꢁmeli
yargılama prensibi de gözetilerek ses-görüntü sistemleri kullanılabileceğini” belirtmiꢁtir.
Avrupa Konseyi devamında ꢁu ꢁekilde beyanda bulunmuꢁtur:
“... Ses-görüntü sistemlerinin kullanılmasında aꢁağıda belirtilen hususlar özellikle dikkate
alınmalıdır:
1. Prensip olarak, belirtmek gerekir ki duruꢁma sadece talep eden Devlet hukuku ve
uygulamaları uyarınca yapılabilir.
2. Duruꢁma esnasında tanığın bir danıꢁman tarafından yardım alması hususu Devletlerden
birinin kanunları uyarınca mümkün ise tanığın bulunduğu Devlet ülkesinde böyle bir yardımın
ayarlanması mümkündür;
3. Talebin yapıldığı ülke hukukunda aksine bir düzenleme bulunmadığı müddetçe tercüme ve
ses-görüntü sistemlerinin kullanılmasından doğan masraflar talep eden Devlet tarafından
karꢁılanacaktır.”
HUKUKĐ DEĞERLENDĐRME
I. SÖZLEꢂMENĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
26. Baꢁvuran, hakkındaki ikinci yargılamada yer alan temyiz duruꢁmalarına katılımının
zorla görsel ve iꢁitsel sistemler kullanılarak sağlandığından ꢁikâyet etmiꢁtir. Baꢁvuran
aꢁağıda ilgili kısımları verilen Sözleꢁmenin 6 §§ 1 and 3 maddeleri uyarınca ꢁikâyette
bulunmuꢁtur:
“medeni hak ve yükümlülüklerin belirlenmesinde ..., herkes adil ....duruꢁma ... bir
mahkeme tarafından ...”
...
3. Her sanık en azından aꢁağıdaki haklara sahiptir:
(a) Kendisine yöneltilen suçlamanın niteliği ve nedeninden en kısa zamanda, anladığı bir
dille ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek;
(b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara sahip olmak;
(c) Kendi kendini savunmak veya kendi seçeceği bir avukatın yardımından yararlanmak ve
eğer avukat tutmak için mali olanaklardan yoksunsa ve adaletin selameti gerektiriyorsa,
mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından yararlanabilmek;
(d) Đddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıklarının da iddia
tanıklarıyla aynı koꢁullar altında çağırılmasının ve dinlenmesinin sağlanmasını istemek;
(e) Duruꢁmada kullanılan dili anlamadığı veya konuꢁamadığı takdirde bir tercümanın
yardımından para ödemeksizin yararlanmak.
27. Hükümet baꢁvuranın bu iddialarına itiraz etmiꢁtir.
...
B. Esas
1. Taraf Beyanları
(a) Hükümet
35. Hükümet, duruꢁmaların baꢁlangıcında video konferans yöntemiyle yapılan
duruꢁmaların Ceza Đꢁlerinde Karꢁılıklı Adli Yardım Avrupa Sözleꢁmesi’ne Ek 2.
Protokol, Avrupa Konseyi’nin 23 Kasım 1995 tarihli kararı, Avrupa Konseyi’nin 29
Mayıs 2000 tarihli düzenlemesi, 29 Mayıs 2000 tarihli Avrupa Birliği Konvansiyonu, Eylül 1998 tarihli Đtalya ve Đsviçre arasındaki Anlaꢁma ve 25 Haziran 2003 tarihli
Avrupa Birliği ve Amerika Birleꢁik Devletleri arasındaki Karꢁılıklı Adli Yardımlaꢁma
Anlaꢁması gibi uluslar arası konvansiyon ve anlaꢁmalar tarafından düzenlendiği ve
tavsiye edildiğini belirtmiꢁtir. Bu husus video konferans kullanımının teknik anlamda
Sözleꢁme ile uyum içinde olduğunun, Avrupa Konseyi ile Avrupa Birliği gibi diğer
uluslararası organizasyonlar tarafından kabul edildiğini göstermektedir. Hükümete göre
bir Devletin video konferans kullanımını hukuk sistemi içine dahil etmesi o Devletin
Sözleꢁme yükümlülüklerinden ayrıldığı anlamına gelmediğinin kabul edilmesini
gerektirmektedir.
36. Bununla birlikte, Rippe v. Almanya ((dec.), no. 5398/03, 2 ꢂubat 2006) kararında da
görüleceği üzere, Devletlerin ikinci veya üçüncü derece mahkemeler nezdinde, davalılara
iliꢁkin korunma tedbirlerini bir dereceye kadar zayıflatırken, “makul süre” prensibine
uyum sağlayacak prosedürel mekanizmaları da adapte etmeleri tavsiye edilmiꢁtir.
37. Hükümet yukarıda belirtilen Rippe kararına atıfta bulunarak önemli bir koruma
tedbirinin -duruꢁmanın- kaldırılmasının da tartıꢁıldığını ancak bunun Mahkemenin
ꢁikayet edilen tedbirin ulaꢁılmak istenen amaç ile orantılı olduğu sonucuna ulaꢁmasını
engellemediğini eklemiꢁtir. Ancak mevcut davada, adil yargılama ile ilgili tüm koꢁulların
sağlandığını, özellikle belirtmek gerekirse tutuklunun, tutuklu bulunduğu yerde
kalmasına izin veren geliꢁmiꢁ bir teknik alet olan ve önemli gecikmelerin önüne geçen
video konferans yoluyla sanığın duruꢁmalarara etkili bir ꢁekilde katılımının gerçekleꢁtiği
belirtilmiꢁtir. O tarihte kısıtlı hapishane rejimine tabi olan, duruꢁma salonundan uzak bir
yerde tutulan ve aynı zamanda farklı mahkemelerde davası görülen baꢁvurana yargılama
süresine zarar vermeyecek ꢁekilde yargılamaya katılma olanağını ancak bir video
bağlantısının verebileceği belirtilmiꢁtir.
38. Hükümet ayrıca video konferansın sadece temyiz aꢁamasında, teorik olarak, delillerin
toplanamayacağı ve usuli güvencelerin daha az olduğu bir zamanda kullanıldığına iꢁaret
etmiꢁtir.
39. Bununla birlikte, tehlikeli tutukluların bir yerden diğer bir yere nakli önemli bir kamu
güvenliği ve düzeni sorunu ortaya çıkarmaktadır. Özellikle belirtmek gerekir ki bu husus
tutukluların kaçma ve sanıkların kendilerine karꢁı bir misillemede bulunulması riskini de
arttırmaktadır. Ayrıca, sanıkların duruꢁma salonunda fiziksel olarak hazır bulunmaları
tanıkların ve mağdurların korkutulması riskini de arttırmaktadır.
40. Hükümete göre sanığın duruꢁma salonunda fiziksel olarak hazır bulunması ile
yargılamaya video konferans yöntemiyle katılması arasında önemli bir fark
bulunmamaktadır. Video bağlantısı sanığa duruꢁma salonunda neler olduğunu duyma ve
görme imkanı sağlamakta olup sanığın kendisi de diğer taraflar, hakim ve tanıklar
tarafından görülebilmekte ve duyulabilmektedir. Dolayısıyla, tanıklar tarafından sunulan
delilleri sanık dinleyebilmekte, bunları çürütecek argümanlar ileri sürebilmekte ve
savunması ile ilgili gerekli gördüğü herꢁeyi mahkemeye sunabilmekteydi.
41. Sanık ayrıca duruꢁma saonunda bulunan avukatına dıꢁarıdan bir üçüncü kiꢁi tarafından
herhangi bir dinleme teꢁebbüsüne karꢁı önlem alınmıꢁ bir telefon bağlantısı ile özel
olarak danıꢁabilme imkanına sahipti. Savunma avukatı, video konferans yapılan salona
kendisinin yerine bir avukat gönderebilir veya aksine kendisi bizzat müvekkilinin
yanında bulunarak duruꢁma salonuna savunma yapması için kendi görevlendirdiği bir
avukatı gönderebilirdi.
42. Bir sanığın yargılamaya telekonferans yöntemiyle katılımı hususu herhalde spesifik
davalara özgü bir uygulama olarak öngörülmüꢁ olup ilgili prosedür bir kanun ile
düzenlenmiꢁtir.
43. Yukarıda anlatılanlar kapsamında, Hükümet video konferans yöntemiyle davalara
katılımın etkili ve hızlı bir ꢁekilde adaleti sağlarken savunmanın haklarına da bir halel
getirmediğini belirtmiꢁtir. Ayrıca baꢁvuran duruꢁmalara bizzat katılım sağlasaydı
savunmasında nasıl bir değiꢁiklik olabileceği hususunu göstermediği gibi video konfreans
yöntemiyle katılım sağlamasının kendisine nasıl bir engel oluꢁturduğunuda ortaya
koyamamıꢁtır. Ayrıca, ilgili iç hukuka aykırı bir ꢁekilde sistemin kullanıldığını da iddia
etmemiꢁtir.
(b) Baꢀvuran
44. Baꢁvuran hükümet tarafından ileri sürülen argümanlara itiraz etmiꢁtir. Baꢁvuran, 2000
yılından itibaren Hapishane Organizasyon Kanunun 41 bis bölümü uyarınca kısıtlı
hapishane rejimine tabi tutulduğunu ve video konferans yöntemi ile takip ettiği
yargılamanın ikinci setinin temyiz duruꢁmalarına bizzat katılamadığını belirtmiꢁtir.
Dolayısıyla, savunma hakkı ihlal edilmiꢁ ve diğer tutuklular ile karꢁılaꢁtırıldığında
ayrımcılığa tabi tutulmuꢁtur.
45. Baꢁvuran ayrıca duruꢁmalara video konferans yöntemiyle katılım sağlaması ve kısıtlı
hapishane rejimine tabi tutulmasının mahkemeyi “kesinlikle etkilediği” en azından
topluma karꢁı bir tehdit oluꢁturup oluꢁturmadığı hususunun değerlendirilmesi noktasında
etkisi olduğunu belirtmiꢁtir.
46. Baꢁvurana göre kendisi duruꢁma salonuna herhangi bir tehlike arz etmeden transfer
edilebilirdi. Bu bağlamda genellikle mafya ile bağlantılı suçların yargılamasının yapıldığı
duruꢁma salonlarının coğrafik anlamda hapishanelere yakın olduğu ve tutuklunun dıꢁarı
dahi çıkarılmadan bu yerlere ulaꢁımının sağlandığını belirtmiꢁtir. Mevcut davada,
duruꢁmalara L'Aquila hapihanesinden video konferenas yöntemiyle katılması yerine
Reggio di Calabria hapishanesinde tutuklu bulunabileceğini ileri sürmüꢁtür.
47. Sanığın duruꢁma salonunda bulunması zorunluluğu, mevcut davada olduğu üzere,
temyiz mahkemesi tarafından soruꢁturmanın yeniden açılması ve daha fazla delilin
toplanması kararı verilen davalarda daha da önem arz etmektedir. Bu noktada baꢁvuran
yargılamanın ikinci setinin temyiz aꢁamasında Reggio di Calabria Đstinaf Mahkemesi
nezdinde bir muhbirin hazır bulunduğuna iꢁaret etmiꢁtir.
48. Son olarak, kusurlu bağlantı ve yetersiz ses iletimi gibi “öngörülebilir zorluklar”
sebebiyle video konferans savunma avukatıyla hızlı bir iletiꢁim sağlanmaksızın
sonuçlanmıꢁtır.
2. Mahkemenin Değerlendirmesi
(a) Genel prensipler
49. Mahkeme, Sözleꢁmenin 6 § 3 maddesinde düzenlenen güvencelerin yine bu maddenin
birinci fıkrasında belirtilen adil yargılanma hakkının spesifik yönleri olduğunu hatırlatır.
Sonuç olarak, baꢁvuranın çeꢁitli ꢁikayetleri bu iki madde birlikte ele alınarak
değerlendirilecektir (bkz, diğer referanslar yanında, Van Geyseghem v. Belçika [GC], no.
26103/95, § 27, ECHR 1999-I).
50. Adil bir ceza yargılaması sürecinin oluꢁmasında sanığın mahkeme nezdinde hazır
bulunmasının büyük bir önemi bulunmaktadır (bkz Lala v. Hollanda, 22 Eylül 1994, §
33, Series A no. 297-A; Poitrimol v. Fransa, 23 Kasım 1993, § 35, Series A no. 277-A;
ve De Lorenzo v. Đtalya (dec.), no. 69264/01, 12 ꢂubat 2004), bunun sebebi hem adil
yargılanma hakkının mevcudiyeti hemde beyanlarının doğruluğunun anlaꢁılması ve bu
beyanların menfaatleri korunması gereken mağdur ve tanıkların beyanları ile
karꢁılaꢁtırılmasıdır (bkz Sejdovic v. Đtalya [GC], no. 56581/00, § 92, ECHR 2006-II).
51. Sözleꢁme’nin 6. maddesi açıkça tanıkların veya beyanda bulunmaya çağırılan
mağdurların genel olarak menfaatlerinin korunmasını göz önüne alınmasını
gerektirmediği açıktır. Ancak, bu kiꢁilerin hayatları, özgürlükleri veya güvenlikleri söz
konusu olabilir ve bunlarında Sözleꢁme’nin 8. maddesi kapsamında değerlendirilmesi
gerekebilir. Bu menfaatler, prensip olarak, Taraf Devletlerin cezai yargılama
prosedürlerini söz konusu menfaatlerin haksız bir ꢁekilde zarara uğramasını engelleyecek
ꢁekilde düzenlemesini belirten Sözleꢁme’nin diğer önemli maddeleri ile koruma altına
alınmıꢁtır. Burada belirtilenlerin aksine, adil yargılama prensibi bazı davalarda
savunmanın menfaati ile beyanda bulunmaya çağırılan tanık veya mağdurların
menfaatlerini dengeleme zarureti doğurabilir. (bkz Doorson v. Hollanda, 26 Mart 1996, §
70, Reports of Judgments and Decisions 1996-II, and Van Mechelen and diğerleri v.
Hollanda, 23 April 1997, § 53, Raporlar 1997-III).
52. Sözleꢁmenin 6. maddesinin 1. fıkrasında açıkça belirtilmemiꢁ olmasına rağmen söz
konusu maddenin amaç ve gayesi birlikte ele alındığında cezai bir suç ile itham edilen
kiꢁi duruꢁmada bulunma hakkına sahiptir. Ayrıca, paragraf 3’ün (c), (d) ve (e) alt
paragrafları “cezai bir suç ile itham edilen herkesin”, “kendi kendini savunma”, iddia
tanıklarını sorguya çekme veya çektirme, “duruꢁmada kullanılan dili anlamadığı veya
konuꢁamadığı takdirde bir tercümanın yardımından para ödemeksizin yararlanma” haklarını
güvence altına almıꢁtır ve duruꢁmada bulunmaksızın bu haklarını nasıl kullanabileceğinin
anlaꢁılması zordur (bkz Colozza v. Đtalya, 12 ꢂubat 1985, § 27, Series A no. 89, and
Sejdovic, cited above, § 81).
53. Ayrıca Sözleꢁmenin 6. maddesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın
duruꢁmaya etkili bir ꢁekilde katılması hususunda bir tartıꢁma da bulunmamaktadır. Genel
olarak bu, diğerlerinin yanında, sadece duruꢁmada hazır bulunmayı değil bununla birlikte
davayı takip etme hakkınını da içermektedir. (bkz Stanford v. Birleꢀik Krallık, 23 ꢂubat
1994, § 26, Series A no. 282-A).
54. Temyiz aꢁamasında davalının duruꢁma salonunda ꢁahsen hazır bulunması ilk derece
mahkemesinde görülmekte olan duruꢁmalarda hazır bulunmasına nisbeten daha az önem
arzetmektedir (bkz Kamasinski v. Avusturya, 19 Aralık 1989, § 106, Series A no. 168).
Ancak Sözleꢁme’nin 6. maddesinin temyiz mahkemesi nezdindeki iꢁlemlerde uygulanma
usulü iꢁlemlerin taꢁıdığı özel niteliklere de bağlıdır; iç hukuk düzenindeki iꢁlemlerin
tümü ve temyiz mahkemesinin buradaki rolü dikkate alınmalıdır (bkz Ekbatani v. Đsveç, Mayıs 1988, § 27, Series A no. 134, ve Monnell ve Morris v. Birleꢀik Krallık, 2 Mart
1987, § 56, Series A no. 115).
55. Temyiz baꢁvurusuna izin iꢁlemleri ve maddi vakiaları içeren iꢁlemlerin aksine sadece
hukuki konuları içeren iꢁlemlerde temyize baꢁvurana temyiz mahkemesi veya Yargıtay
tarafından ꢁahsen dinlenme imkanı verilmemiꢁ olsa dahi ilk derece mahkemesinde
kamuya açık bir duruꢁma yapılmıꢁ olması ꢁartı ile Sözleꢁme’nin 6. maddesindeki ꢁartlar
gerçekleꢁmiꢁtir (bkz, diğer hususların yanında, Monnell ve Morris, yukarıda belirtilen, § (Temyiz baꢁvurusuna izin), ve Sutter v. Đsviçre, 22 ꢂubat 1984, § 30, Series A no. 74
(Temyiz Mahkemesi). Ancak, sonraki durumda, altında yatan sebep ilgili mahkemelerin
görevlerinin davanın maddi vakialarını tespit etmekten ziyade sadece ilgili hukuk
kurallarının yorumlanmasıdır (bkz Ekbatani, yukarıda belirtilen, § 31).
56. Gerçekten, bir temyiz mahkemesinin davayı, tam olarak, maddi vakia ve hukuki
yönden inceleme yetkisi olması halinde dahi Sözleꢁme’nin 6. maddesinde her zaman
kamuya açık duruꢁma ve a fortiori (evleviyet) duruꢁmaya ꢁahsen katılma hakkının
verilmesini düzenlenmemektedir (bkz Fejde v. Đsveç, 29 Ekim 1991, § 31, Series A no.
212-C). Bu sorunun değerlendirilmesinde dikkate alınması gereken nokta, diğer
hususların yanında, iꢁlemlerin taꢁıdığı özel nitelikler ve savunma hakkının özellikle o
hususta karar verecek olan temyiz mahkemesi nezdinde korunması (bkz Helmers v. Đsveç, Ekim 1991, §§ 31-32, Series A no. 212-A), ve verilecek kararların temyiz eden
açısından taꢁıdığı önemdir (bkz Kremzow v. Avusturya, 21 Eylül 1993, § 59, Series A no.
268-B; Kamasinski, yukarıda belirtilen, § 106 in fine; ve Ekbatani, yukarıda belirtilen, §§
27-28).
57. Ayrıca, temyize baꢁvuran tutuklu kiꢁi temyize baꢁvuran tutuklu olmayan kiꢁinin sahip
olduğu imkanlara sahip değildir. Tutuklu bir kiꢁinin temyiz mahkemesi huzuruna
getirilmesi esnasında güvenlik tedbirlerini de içeren teknik düzenlemeler de yapılmalıdır.
(bkz Kamasinski, yukarıda belirtilen, § 107).
58. Ancak, bir temyiz mahkemesi bir davayı maddi vakialar ve hukuki açılardan
değerlendirmek ve mahkumiyet veya beraat hükmünde bulunmak durumunda ise konuyu
sanık tarafından ꢁahsen verilen ve iddia edilen suçu iꢁlemediğini kanıtlayacak nitelikteki
delilleri doğrudan değerlendirmeden bu yönde bir karar vermemelidir (bkz Dondarini v.
San Marino, no. 50545/99, § 27, 6 Temmuz 2004).
59. Kesin olmamakla beraber bir suç ile isnad edilen herkesin ihtiyaç duyulması halinde
resmi olarak atanan bir avukat tarafından etkili bir ꢁekilde temsil edilmesi adil yargılanma
hakkının en önemli unsurlarından bir tanesidir (bkz Poitrimol, yukarıda belirtilen, § 34).
Bir suç ile isnad edilen bir kimse sadece duruꢁmada bulunmadığı gerekçesi ile bu hakkın
korumasından faydalanmamıꢁ sayılmaz (bkz Mariani v. Fransa, no. 43640/98, § 40, 31
Mart 2005). Adli sistemin adil bir ꢁekilde iꢁlemesinde sanığın hem ilk derece hemde
temyiz mahkemeleri nezdinde uygun/yeterli bir ꢁekilde savunulması büyük önem
taꢁımaktadır (bkz Lala, yukarıda belirtilen, § 33, and Pelladoah v. Hollanda, 22 Eylül
1994, § 40, Series A no. 297-B).
60. Sözleꢁmenin 6 § 3 (c) maddesi bir suç ile isnad edilen herkesin “kendisini ꢁahsen veya
hukuki yardım alarak savunma ...” hakkını verirken bu hakkın nasıl kullanılacağı
hususunu açıkça düzenlememiꢁtir. Bu yüzden bu hakkın kullanım ꢁeklinin seçimi ve
ulusal hukukları nezdinde güvence altına alınması Taraf Devletlere bırakılmıꢁ olup
mahkem’nin görevi seçilen yöntemin adil yargılanma ꢁartlarına uygun olup olmadığını
tespit etmektir (bkz Quaranta v. Đsviçre, 24 Mayıs 1991, § 30, Series A no. 205). Bu
bağlamda Sözleꢁme’nin “teorik ve ya gerçekte var olmayan hakları güvence altına
almak” amacıyla değil “gerçekte var olan ve etkili hakları” güvence altına almak için
oluꢁturulduğunun hatırlanması gerekmekte olup bir avukatın atanması baꢁlı baꢁına etkili
bir yardım değildir. (bkz Imbrioscia v. Đsviçre, 24 Kasım 1993, § 38, Series A no. 275,
and Artico v. Đtalya, 13 Mayıs 1980, § 33, Series A no. 37).
61. Özel olarak, bir sanığın avukatıyla üçüncü bir kiꢁi tarafından duyulmadan iletiꢁime
geçmesi demokratik bir toplumda olması gereken adil yargılanma hakkının en temel
unsurlarındanbiri olup Sözleꢁme’nin 6 § 3 (c) maddesinde kaynağını bulmaktadır. Bir
avukatın gözetim olmaksızın müvekkili ile görüꢁememesi veya müvekkilinden gizli bir
ꢁekilde talimat alamaması avukatın görevinin önemini büyük ölçüde kaybetmesine yol
açar (bkz S. v. Đsviçre, 28 Kasım 1991, § 48, Series A no. 220). Sanık ile avukatlarının
görüꢁmelerinin gizliliğinin/mahremiyetinin temin edilmesi savunma hakkının
sağlanmasında büyük önem taꢁıdığı Avrupa belgelerinde de olmak üzere çeꢁitli uluslar
arası belgelerde de teyit edilmiꢁtir (bkz Brennan v. Birleꢀik Krallık, no. 39846/98, §§ 38-
40, ECHR 2001-X). Ancak, sanığın avukatına ulaꢁım hakkı haklı gerekçeler var ise
kısıtlanabilir. Her davada ayrı incelenmek üzere, sorun; uygulanan kısıtlamanın, tüm
yargılama süreci göz önüne alındığında, sanığı adil yargılanma hakkından mahrum edip
etmediğidir. (bkz Öcalan v. Türkiye [GC], no. 46221/99, § 133, ECHR 2005-IV).
62. Son olarak, adeletin gerçekten adil bir ꢁekilde sağlanmasının demokratik bir toplumda
tuttuğu yer göz önünde bulundurularak savunma hakkının kısıtlanmasına yönelik her bir
tedbirin ciddi bir ꢁekilde gerekli olmasına iꢁaret etmek gerekmektedir. Daha az kısıtlayıcı
bir tedbirin bulunması halinde o tedbirin uygulanması gerekir (bkz Van Mechelen ve
diğerleri, yukarıda belirtilen, § 58).
(b) Prensiplerin mevcut davaya uygulanması
63. Mahkeme ilk olarak Reggio di Calabria Đstinaf Mahkemesinin davayı maddi vakialar
ve hukuki açılardan değerlendirmek ve mahkûmiyet veya beraat hükmünde bulunmak
durumunda olduğunu tespit etmiꢁtir. Bu yüzden baꢁvuranın temyiz yargılamasına
katılması Sözleꢁme’nin hükümleri anlamında bir zorunluluktur. Gerçekten bu husus
Hükümet tarafından da tartıꢁma konusu yapılmamıꢁtır.
64. Baꢁvuran yargılama sürecini izleme hakkının kendisine tanınmadığını iddia
etmemiꢁtir. Baꢁvuran video konferans yoluyla katılım sağlanması ꢁeklinde olan katılımın
tarzı hakkında ꢁikayette bulunmuꢁtur. Bu video konferans cihazının kullanılmasının
savunma açısından zorluklara yol açtığını ileri sürmüꢁtür.
65. Mahkeme duruꢁmalara video konferans yöntemiyle katılım sağlanmasının Đtalyan
Hukukunda, Ceza Usul Kanunu uygulama hükümleri madde 146 bis, (bkz paragraf 19),
açıça yer aldığını belirtmektedir. Bu madde; hangi davalarda vieo konferans
uygulamasının yapılabileceği, hangi merciin bu kararı verme yetkisine sahip olduğu ve
ses-görüntü bağlantısının kurulması için gerekli teknik düzenleme hususlarını
içermektedir. Anayasa Mahkemesi söz konusu maddenin Anayasa ve Sözleꢁme’ye uygun
olduğuna hükmetmiꢁtir (bkz Karar no. 2002/483 ve Hüküm no.1999/342 – yukarıdaki
paragraf 20-22).
66. Ulusal hukuk ve uluslararası hukuk tarafından bu methodun uygulanması
engellenmedikçe hakkında soruꢁturma yapılan kiꢁininde katılımının da mümkün
kılınması ile tanık veya uzmanlardan delil toplanmasına Sözleꢁme dıꢁındaki
antlaꢁmalardan Ceza Đꢁlerinde Karꢁılıklı Adli Yardım Avrupa Sözleꢁmesi Ek 2. Protokol
ve Avrupa Birliği Üye Devletleri Arasında Ceza Đꢁlerinde Karꢁılıklı Adli Yardım
Sözleꢁmesi de izin vermektedir (bkz paragraf 23-24). Buna ek olarak, Avrupa Konseyi, Kasım 1995 tarih ve Uluslararası Organize Suçlara Karꢁı Tanıkların Korunması
konulu kararında ꢁunu ifade etmiꢁtir: “dikkate alınması gereken koruma yollarından bir
tanesi, gerekli görüldüğü takdirde, delillerin hakkında soruꢁturma yapılan kiꢁinin
bulunduğu yerden baꢁka bir yerde ses-görüntü sistemleri aracılığıyla sunulmasıdır.” (bkz
paragraf 25).
67. Davalının duruꢁmalara video konferans yöntemi kullanılarak katılımının sağlanması
Sözleꢁme’ye aykırı olmasa dahi herbir davada bu yönteme baꢁvurulmasının meꢁru bir
amaç güdülerek yapılmasının sağlanması ve delil sunumu ile ilgili düzenlemelerin
Sözleꢁme’nin 6. maddesinde yer alan yargı sürecine saygı ꢁartlarının yerine getirlmesinin
sağlanması Mahkeme’nin görevidir.
68. Bu bağlamda Mahkeme mevcut davada video konferans yönteminin baꢁvuranın kısıtlı
hapishane rejimine tabi tutulmasından ötürü Ceza Usul Kanunu uygulama hükümleri
madde 146 bis uyarınca yapıldığını belirtir. Baꢁvuran, kendi durumuna benzer durumda
bulunan diğer kiꢁilerin farklı bir muameleye tutulduğunu ortaya koyamamıꢁtır.
69. Mahkeme’ye göre bu durumdaki bir mahkumun transferinde ciddi güvenlik önlemleri
alınması gerekmekte olup firar etme veya saldırıya uğrama riski bulunduğu inkar
edilemez. Ayrıca tutuklunun mensubu olduğundan ꢁüphe edilen suç örgütü ile tekrar
temasa geçme olasılığını yaratma ihtimali de bulunmaktadır.
70. Mahkeme, makul bir süre içersinde yargılamanın yapılması ve mahkemelerin dosya
yüklerini hızlı bir ꢁekilde halletme gereksinimleri gibi diğer hususları da dikkate alarak
ilk derece mahkemelerinde yapılan yargılamayı takip eden yargılama aꢁamalarında
kamuya açık duruꢁma gereksinimlerinin dikkate alınması gerektiği gerçeğini kabul
etmektedir (bkz, örnek olarak, Helmers, yukarıda belirtilen, § 36; Jan-Åke Andersson v.
Đsveç, 29 Ekim 1991, § 27, Series A no. 212-B; Fejde, yukarıda belirtilen, § 31; ve Hoppe
v. Almanya, no. 28422/95, § 63, 5 Aralık 2002). Đtalyan mevzuatında düzenlenmiꢁ
bulunan video konferans uygulaması, diğer hususların yanında, tutukluların transferi
nedeniyle oluꢁan gecikmelerin azaltılması ve ceza yargılamasının hızlandırılması amacını
gütmektedir (bkz, mutatis mutandis, Rippe, yukarıda belirtilen).
71. Aynı zamanda, baꢁvuranın mafya aktiviteleri ile bağlantılı ciddi suçlar ile itham
edildiği belirtilmelidir. Bu tarz suçlar ile mücadele edilirken, bazı davalarda, kamu
güvenliği ve düzeninin korunması ve benzeri baꢁka suçların iꢁlenmesinin önlenmesi
amacıyla bu minvalde tedbirlerin alınması gerekli olabilmektedir (bkz Pantano v. Đtalya,
no. 60851/00, § 69, 6 Kasım 2003). Katı hiyerarꢁik yapısı, sıkı kuralları, sessizlik
kuralına dayalı ciddi sindirme gücü ve mensuplarının belirlenmesindeki güçlük sebebiyle
Mafya kamu hayatını doğrudan veya dolaylı olarak etkileme ve kurumlara sızma
kabiliyeti ile ciddi bir suç ꢁebekesidir (bkz Contrada v. Đtalya, 24 Ağustos 1998, § 67,
Reports 1998-V). Dolayısıyla, mafya mensuplarının duruꢁma salonunda bulunması
özellikle mağdurlar ve itirafçı gibi davaya taraf diğer kiꢁiler üzerinde büyük bir baskıya
sebep olabileceğinin düꢁünülmesi mantıksız değildir.
72. Yukarıda bahsedilenler kapsamında, Mahkeme baꢁvuranın duruꢁmalara video
konferans yöntemiyle katılımının sağlanmasında kargaꢁanın ve suçun önlenmesi, mağdur
ve tanıkların yaꢁam, özgürlük ve güvenlik haklarının korunması ve adli iꢁlemlerde
“makul süre” gerekliliklerine uyulması gibi husular sebebiyle Sözleꢁme uyarınca meꢁru
bir amaç güdüldüğü kanaatindedir. Geriye yargılama sürecinde savunmanın haklarına
saygı gösterilip gösterilmediği hususunun tespit edilmesi gereği kalmaktadır.
73. Mahkeme, Ceza Usul Kanunu uygulama hükümleri madde 146 fıkra 3 bis uyarınca
baꢁvuranın kendisine duruꢁma salonundakileri görebilme ve söylenenleri duyabilme
imkanı veren bir ses-görüntü sistemi ile duruꢁma salonuna bağlandığını belirtir.
Baꢁvuranın kendisi de diğer taraflar, hâkim ve tanıklar tarafından duyulabilmekte ve
görülebilmekte olup tutuklu bulunduğu yerden duruꢁma salonuna beyanlar
verebilmektedir.
74. Kabul edilmektedir ki teknik sorunlar sebebiyle duruꢁma salonu ile tutuklu bulunulan
yer arasındaki ses-görüntü bağlantısının mükemmel olmayabileceği olasılık dâhilinde
olup bu sebepten ötürü ses ve görüntü iletiminde zorluklar yaꢁanabilir. Ancak, mevcut
davada baꢁvuran ya da avukatı ses ve ya görüntü sorunlarına iliꢁkin hususları temyiz
yargılamasının hiçbir aꢁamasında gündeme getirmemiꢁlerdir(bkz mutatis mutandis,
Stanford, yukarıda belirtilen, § 27).
75. Mahkeme son olarak baꢁvuranın avukatının müvekkilinin bulunduğu yerde hazır olam
ve onunla bir mahremiyet içerisinde görüꢁme hakkının bulunduğunu belirtmektedir. Bu,
duruꢁma salonunda hazır bulunan savunma avukatının da kanuni hakkıdır (bkz Ceza Usul
Kanunu uygulama hükümleri madde 146 fıkra 3 bis). Mevcut davada baꢁvuranın
avukatıyla üçüncü kiꢁiler tarafından dinlenilmeden görüꢁtmesi hakkının ihlal edildiğinine
iꢁaret eden hiçbir husus bulunmamaktadır.
76. Bu durumda, Mahkeme baꢁvuranın ikinci ceza yargılaması duruꢁmalarına video
konferans yöntemiyle katılımının sağlanmasında savunmanın yargılamaya taraf diğer
taraflara nazaran ciddi bir ꢁekilde daha dezavantajlı bir konuma düꢁürülmediği ve
baꢁvuranın Sözleꢁme’nin 6. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının özünde
bulunan hak ve yetkilerini kullanma fırsatının bulunduğuna kanaat getirmiꢁtir.
77. Dolayısıyla, Sözleꢁme’nin 6. maddesinin ihlali söz konusu olmamaktadır.
...
ĐꢂBU GEREKÇELERLE, MAHKEME OYBĐRLĐĞĐYLE,
...
2. Sözleꢁme'nin 6. maddesinin ihlal edilmediğine karar verir;
...
Đngilizce olarak hazırlanmıꢁ ve Mahkeme Đç Tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3. maddesi uyarınca Ekim 2012 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢁtir.
Fatoꢁ Aracı
Boštjan M.Zupančič
Daire Yazı Đꢁleri Müdür Yardımcısı
President
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 12.07.2026. · Źródło