4528/02

WyrokETPCz2006-04-11ECLI:CE:ECHR:2006:0411JUD000452802

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przetrzymywanie w areszcie policyjnym przez sześć dni bez postawienia przed sędzią oraz 41-dniowa zwłoka w rozpatrzeniu wniosku o zwolnienie z aresztu naruszyły prawo do wolności i bezpieczeństwa osobistego, w szczególności prawo do niezwłocznego postawienia przed sędzią i szybkiego rozpatrzenia legalności pozbawienia wolności, zgodnie z art. 5 ust. 3 i 4 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że sześciodniowe przetrzymywanie skarżących w areszcie policyjnym bez postawienia ich przed sędzią lub innym urzędnikiem uprawnionym do wykonywania funkcji sądowych, nawet w kontekście poważnych zarzutów, przekroczyło ścisłe ramy czasowe wymagane przez art. 5 ust. 3 Konwencji, powołując się na precedens Brogan i inni przeciwko Zjednoczonemu Królestwu. Ponadto, Trybunał stwierdził, że 41-dniowy okres między złożeniem wniosku o zwolnienie z aresztu a powiadomieniem o decyzji w tej sprawie nie spełnia wymogu „krótkiego terminu” z art. 5 ust. 4 Konwencji, podkreślając, że państwo ma obowiązek zorganizować postępowanie w taki sposób, aby minimalizować opóźnienia, zwłaszcza gdy w grę wchodzi wolność osobista.
Stan faktyczny
Dwóch tureckich obywateli, Murat Şevk i jego syn Mehmet Şahin Şevk, zostało aresztowanych w czerwcu 2001 roku w Bodrum pod zarzutem przynależności do zorganizowanej grupy przestępczej. Murat Şevk został aresztowany w domu, gdzie znaleziono broń, a Mehmet Şahin Şevk w miejscu pracy u domniemanego lidera gangu. Obaj byli przetrzymywani w areszcie policyjnym przez sześć dni, zanim zostali przesłuchani przez prokuratora. Mehmet Şahin Şevk został zwolniony, natomiast Murat Şevk został tymczasowo aresztowany. Jego wniosek o zwolnienie z aresztu był rozpatrywany przez 41 dni. Ostatecznie Murat Şevk został skazany na pięć miesięcy więzienia, a Mehmet Şahin Şevk uniewinniony.
Rozstrzygnięcie
Skargi dotyczące okresu przetrzymywania w areszcie policyjnym oraz opóźnienia w rozpatrzeniu wniosku o zwolnienie pierwszego skarżącego, na podstawie art. 5 ust. 3 i 4 Konwencji, uznane za dopuszczalne. Pozostała część skargi uznana za niedopuszczalną. Stwierdza naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji. Stwierdza naruszenie art. 5 ust. 4 Konwencji. Zasądza na rzecz pierwszego skarżącego 2 500 EUR tytułem szkody niemajątkowej. Zasądza na rzecz drugiego skarżącego 1 400 EUR tytułem szkody niemajątkowej. Zasądza na rzecz skarżących wspólnie 1 500 EUR tytułem kosztów i wydatków. Odrzuca pozostałą część żądania słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   A V R U P A   OF E U R O P E   KONSEYİ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   ꢀEVK - TÜRKĐYE   (Baꢁvuru no. 4528/02)   KARAR   STRAZBURG   Nisan 2006   Bu karar AĐHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen ꢀartlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak,   üzerinde ꢀekle iliꢀkin değiꢀiklik yapılabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Dava, Murat ꢀevk ve Mehmet ꢀahin ꢀevk (“baꢁvuranlar”) isimli iki Türk   vatandaꢁının, 4 Ocak 2002 tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Hürriyetlerin Korunması   Sözleꢁmesi’nin (“Sözleꢁme”) 34. maddesine dayanarak Türkiye Cumhuriyeti aleyhine   AĐHM’ye yaptığı baꢁvurudan (no. 4528/02) kaynaklanmaktadır.   OLAYLAR   I.DAVA OLAYLARI   Baꢁvuranlar sırasıyla 1951 ve 1979 doğumludur ve Bodrum’da ikamet etmektedir.   Đkinci baꢁvuran, birinci baꢁvuranın oğludur. 28 Haziran 2001 tarihinde, Muğla Emniyet   Müdürlüğü, Bodrum Cumhuriyet Baꢁsavcısı’ndan bir organize suç çetesine mensup   olduklarından ꢁüphelenilen on altı kiꢁi için tutuklama emri çıkarılmasını talep etmiꢁtir. Çete,   iddia edildiği üzere, memurlara rüꢁvet vermekte ve halkı mallarını satmak için tehdit etmekte   ve kara para aklamakta idi. Birinci baꢁvuranın da adı geçmekteydi. Aynı tarihte, her iki   baꢁvuran da Bodrum’da tutuklanmıꢁtır. Birinci baꢁvuran, evinde yakalanmıꢁtır. Evi aranmıꢁ   ve polis bir arama ve tutuklama tutanağı hazırlamıꢁ ve baꢁvuran bunları imzalamıꢁtır. Đkinci   baꢁvuran, Ö.A’ya ait bir döviz bürosunda güvenlik görevlisi olarak çalıꢁmaktaydı. Polis   Ö.A.’yı tutuklamak için döviz bürosuna arama yaparken, Ö.A. olay yerine gelmiꢁ ve   tutuklanmıꢁtır. 30 Haziran 2001 tarihinde, Muğla Emniyet Müdürlüğü, birkaç ꢁüpheli   bulunduğundan, Bodrum Cumhuriyet Savcısı’ndan, baꢁvuranların tutukluluk hallerinin   uzatılması talebinde bulunmuꢁtur. 4 Temmuz 2001 tarihinde, her iki baꢁvuran da polise ifade   vermiꢁ ve çeteyle bağlantılarının olduğunu inkâr etmiꢁtir. Birinci baꢁvuran, ifadesinde,   Ö.A.’yı tanıdığını ve zaman zaman ona borç verdiğini anlatmıꢁtır. 5 Temmuz 2001 tarihinde,   her iki baꢁvuran da Bodrum Cumhuriyet Savcısı tarafından sorgulanmıꢁtır ve polise verdikleri   ifadeleri yinelemiꢁlerdir. Đkinci baꢁvuran, serbest bırakılmıꢁtır. Aynı gün, birinci baꢁvuran,   Bodrum Sulh Ceza Mahkemesi’ne çıkarılmıꢁ ve mahkeme tutuklu yargılanmasına karar   vermiꢁtir. 11 Temmuz 2001 tarihinde, birinci baꢁvuran, bu karara itiraz etmiꢁtir. 23 Ağustos   tarihinde, Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, baꢁvuranlar ve diğer   on altı kiꢁi aleyhinde bir iddianame hazırlayarak Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne   sunmuꢁtur. 17 Eylül 2001 tarihinde, birinci baꢁvuran mahkemeye bir dilekçe yazarak serbest   bırakılmayı talep etmiꢁtir. 17 Ekim 2001 tarihinde, baꢁvuranların yargılanmasına Đzmir Devlet   Güvenlik Mahkemesi’nde baꢁlanmıꢁtır. Mahkeme, suçun ciddiyeti ve dava dosyasındaki   kanıtları dikkate alarak, birinci baꢁvuranın tutuklu yargılanmasına karar vermiꢁtir. 23 Ekim   tarihinde, birinci baꢁvuranın temsilcisi, Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi aracılığıyla,   bu karara Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde itirazda bulunmuꢁtur. 22 Kasım 2001   tarihinde, mahkeme, birinci baꢁvuranın serbest bırakılma talebini reddetmiꢁtir. Bu karar, Đzmir   Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne 3 Aralık 2001 tarihinde gönderilmiꢁtir. 13 Aralık 2001   tarihinde, Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi, ikinci duruꢁmasını yapmıꢁ ve birinci baꢁvuranı   tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakmıꢁtır. 2 Mayıs 2002 tarihinde, mahkeme, birinci   baꢁvuranı beꢁ ay hapse mahkûm etmiꢁ, ikinci baꢁvuranın ise beraatına karar vermiꢁtir.   II.ĐLGĐLĐ ĐÇ HUKUK   Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 128. maddesi’nin 4. fıkrasına (18 Kasım 1992   tarihinde 3842/9 sayılı Kanun’la değiꢁik) göre, tutuklanan, ve/veya bir savcının tutukluluk   halinin devamına karar verdiği bir kiꢁi, bu tedbire ilgili bölge hakimliğinde itiraz edebilir ve   serbest bırakılabilir.   Kanun Dıꢁı Yakalanan veya Tutuklanan Kiꢁilere Tazminat Verilmesi Hakkında 466   sayılı Kanun’un 1. Bölümüne göre:   “1. Anayasa ve diğer kanunlarda gösterilen hal ve ꢁartlar dıꢁında yakalanan veya tutuklanan   veyahut tutukluluklarının devamına karar verilen;   2. Yakalama veya tutuklama sebepleri ve haklarındaki iddialar kendilerine yazılı olarak   hemen bildirilmeyen;   3. Yakalanıp veya tutuklanıp da kanuni süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan;   4. Hâkim önüne çıkarılmaları için kanunda belirtilen süre geçtikten sonra hâkim kararı   olmaksızın hürriyetlerinden yoksun kılınan;   5. Yakalanıp veya tutuklanıp da bu durumlar yakınlarına hemen bildirilmeyen;   6. Kanun dairesinde yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuꢁturma   yapılmasına veya son soruꢁturmanın açılmasına yer olmadığına veya beraatlarına veya ceza   verilmesine mahal olmadığına karar verilen;   7. Mahkûm olup da tutuklu kaldığı süre hükümlülük süresinden fazla olan veya tutuklandıktan   sonra sadece para cezasına mahkûm edilen kimselerin uğrayacakları her türlü zararlar, bu   kanun hükümleri dairesinde Devletçe ödenir.”   HUKUK   Baꢁvuranlar, tutuklanmalarını haklı çıkaracak hiçbir makul ꢁüphe olmadığını ve   tutukluluk hallerinin çok uzun sürdüğünü ileri sürerek ꢁikâyetçi olmuꢁtur. Ayrıca, birinci   baꢁvuran, yaklaꢁık beꢁ ay süren tutukluluk halinden ve tutukluluk halinin Đstanbul Devlet   Güvenlik Mahkemesi tarafından hızlı bir biçimde ele alınmadığından ꢁikâyetçi olmuꢁtur.   AĐHS’nin 5 §§ 1 (c), 3. ve 4. maddelerine atıfta bulunmuꢁlardır.   I.KABULEDĐLEBĐLĐRLĐK   A.Hükümet’in ön itirazı   Hükümet, AĐHS’nin 35 § 1. maddesinin gerektirdiği üzere, iç hukuk yolları   tüketilmediğinden baꢁvurunun reddedilmesi gerektiğini belirtmiꢁtir. Hükümet, Ceza   Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 128. maddesi uyarınca, tutukluluk hallerinin uzunluğuna   itiraz edebileceklerini ifade etmiꢁtir. Ayrıca, Kanun Dıꢁı Yakalanan veya Tutuklanan Kiꢁilere   Tazminat Verilmesi Hakkında 466 sayılı Kanun çerçevesinde tazminat talep edebileceklerini   ileri sürmüꢁtür.   AĐHM, benzer davalarda Hükümet’in ön itirazlarını halihazırda inceleyip reddettiğini   tekrarlar (bkz özellikle, Öcalan – Türkiye [BD], no. 46221/99, §§ 66-71, AĐHM 2005-…).   AĐHM, bu davada, içtihadından sapmayı gerektirebilecek hiçbir özel durum tespit etmemiꢁtir.   Sonuç olarak, AĐHM, Hükümet’in ön itirazını reddeder.   B. Kabuledilebilirliğe iliꢁkin diğer nedenler   AĐHS’nin 5 § 1 (c) maddesi uyarınca olan ꢁikayet hakkında, AĐHM, baꢁvuranların,   örgütlü çete faaliyetlerinde yer aldıklarından ꢁüphelenilen kiꢁileri yakalamak için Muğla   Emniyet Müdürlüğü tarafından yürütülen operasyonla iliꢁkili olarak yakalandıklarını   kaydeder. Birinci baꢁvuranın evinin aranması sırasında, polis memurları çeꢁitli silahlar   bulmuꢁtur. Ayrıca, ikinci baꢁvuran, çetenin lideri olduğundan ꢁüphelenilen kiꢁi olan Ö.A.’nın   sahibi olduğu bir döviz bürosunda koruma görevlisi olarak çalıꢁırken yakalanmıꢁtır. Bu   ꢁartlarda, haklarındaki ꢁüphenin 5 § 1 (c) maddesinin gereklerini karꢁılamıꢁ olduğu   değerlendirilebilir, zira, özgürlükten mahrum bırakmanın maksadı, baꢁvuranların bu çeteyle   iliꢁkileri hakkındaki ꢁüpheleri doğrulamak veya gidermektir.   Birinci baꢁvuranın, tutuklu yargılanma süresine iliꢁkin olarak AĐHS’nin 5 § 3. maddesi   uyarınca olan ꢁikayeti hakkında, AĐHM, baꢁvuranın tutuklu yargılanmasının yaklaꢁık beꢁ ay   sürdüğünü ve Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından düzenlenen ikinci duruꢁmada   serbest bırakıldığını kaydeder. Sanıkların sayısı, suçlamaların ağırlığı ve baꢁvuran aleyhindeki   deliller karꢁısında, AĐHM, birinci baꢁvuranın tutuklu yargılanmasının toplam süresinin,   AĐHS’nin 5 § 3. maddesi anlamı dahilinde haddinden fazla olmadığını değerlendirmektedir.   Dolayısıyla, AĐHM, baꢁvuranların, yakalanmalarını haklı çıkaracak yerinde bir   ꢁüphenin mevcut olmamasına iliꢁkin ꢁikayetlerinin ve aynı zamanda birinci baꢁvuranın   tutuklu yargılanma süresine iliꢁkin ꢁikayetinin açıkça dayanaktan yosun olduğu ve   kabuledilmez bulunması gerektiği kararına varır.   II. AĐHS’NĐN 5 § 3. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢁvuranlar, AĐHS’nin 5 § 3. maddesinin öngördüğü gibi hemen bir yargıç veya adli   görev yapmaya yasayla yetkili kılınmıꢁ diğer bir görevli önüne çıkarılmadan yedi gün polis   nezaretinde tutulduklarını iddia etmiꢁlerdir. Sözkonusu madde ꢁöyledir:   “Bu maddenin 1.c fıkrasında öngörülen koꢁullara uyarınca yakalanan veya tutulu durumda   bulunan herkes hemen bir yargıç veya adli görev yapmaya yasayla yetkili kılınmıꢁ diğer bir görevli   önüne çıkarılır.”   Hükümet, baꢁvuranların polis nezaretinde tutulma sürelerinin, sözkonusu zamanda   yürürlükte olan mevzuat ile uyumlu olduğunu ileri sürmüꢁtür. Đlgili yasanın AĐHM içtihadına   uygun olarak o zamandan sonra değiꢁtirildiği göz önüne alındığında, baꢁvuranların iddiaları   temelsizdir.   AĐHM, baꢁvuranların polis nezaretinde tutulmalarının altı gün sürdüğünü kaydeder.   Brogan ve Diğerleri – Đngiltere davasında (29 Kasım 1988 tarihli karar, Seri A no. 145 B, ss.   33-34, § 62), maksadı toplumu bütün olarak terörden korumak olmasına rağmen, yargı   kontrolü olmaksızın dört gün altı saat polis nezaretinde tutuklu bulundurmanın AĐHS’nin 5 §   3. maddesinin kesin zaman limitlerinin dıꢁına çıktığını yineler (bkz. Brogan ve Diğerleri –   Đngiltere, 29 Kasım 1988 tarihli karar, Seri A no. 145 B, ss. 33-34, § 62).   Baꢁvuranların itham edildikleri suçların ağır olduğu farz edilse bile, AĐHM, onların,   bir yargıç veya adli görev yapmaya yasayla yetkili kılınmıꢁ diğer bir görevli önüne   çıkarılmadan yedi gün polis nezaretinde tutulmalarının gerekli olduğunu kabul edemez.   Dolayısıyla, AĐHS’nin 5 § 3. maddesi ihlal edilmiꢁtir.   III. AĐHS’NĐN 5 § 4. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Birinci baꢁvuran, yerel yetkililerin, serbest kalma baꢁvurusunu yeterli çabuklukta   incelemediklerinden ꢁikayetçi olmuꢁtur. 5 § 4. madde ꢁöyledir:   “Yakalama veya tutuklu durumda bulunma nedeniyle özgürlüğünden yoksun kılınan herkes,   özgürlük kısıtlamasının yasaya uygunluğu hakkında kısa bir süre içinde karar vermesi ve yasaya aykırı   görülmesi halinde kendisini serbest bırakması için bir mahkemeye baꢁvurma hakkına sahiptir.”   Hükümet, bu iddiaya itiraz etmiꢁ, AĐHM’nin içtihadı ıꢁığında (yukarıda anılan,   Brogan ve Diğerleri § 59), yerel yetkililerin, 5 § 4. maddede yer alan çabukluk ꢁartına uymuꢁ   olduğunun değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürmüꢁtür.   AĐHM, 5 § 4. maddenin, yakalanan veya tutuklu bulunan kiꢁilere özgürlük   kısıtlamasının yasaya uygunluğuna itiraz etmek için mahkemeye baꢁvurma hakkı sağlamakla   birlikte aynı zamanda, bu iꢁlemlerin baꢁlamasının ardından özgürlük kısıtlamasının yasaya   uyguluğuna iliꢁkin kısa bir süre içinde karar verilmesi haklarını ortaya koyduğunu anımsar   (bkz. Musial – Polonya [BD], no.24557/94, § 43, AĐHM 1999-II). Bir kiꢁinin AĐHS’nin 5 § 4.   maddesi uyarınca olan hakkına saygı gösterilip gösterilmediği konusu her davanın kendi   ꢁartları ıꢁığında belirlenmelidir (bkz. Rehbock – Slovenya, no. 29462/95, § 84, AĐHM 2000-   XII). AĐHM, iꢁlemlerin genel idaresini ve ertelemelerin ne dereceye kadar baꢁvuranın veya   onun yasal temsilcilerinin davranıꢁına atfedilebileceğini gözönünde bulundurmalıdır. Ancak,   esas itibariyle, kiꢁinin özgürlüğü sözkonusu olduğu için Devlet iꢁlemleri öyle bir   düzenlemelidir ki yargılama asgari gecikme ile yürütülmelidir (bkz. Zamir – Đngiltere, no.   9174/80, 11 Ekim 1983 tarihli Komisyon raporu, DR 40, s. 42, §§ 107-108; Mayzit – Rusya,   no. 63378/00, § 49, 20 Ocak 2005).   AĐHM, ayrıca, AĐHS’nin 5 § 4. maddesi anlamı dahilinde, gecikmenin, yerel   makamlara baꢁvurunun yapılması ile baꢁladığını ve baꢁvurana veya onun temsilcisine kararın   bildirildiği tarihte sona erdiğini yineler (bkz., mutatis mutandis, Koendjbiharie – Hollanda, 25   Ekim 1990 tarihli karar, Seri A no. 185-B, § 28; Singh – Çek Cumhuriyeti, no. 60538/00, §   74, 25 Ocak 2005).   Bu davada, baꢁvuran, 23 Ekim 2001 tarihinde, tutukluluğunun yasaya uygunluğuna   itiraz etmek için baꢁvuruda bulunmuꢁtur. Talebi, 22 Kasım 2001 tarihinde Đstanbul Devlet   Güvenlik Mahkemesi tarafından reddedilmiꢁ ve bu karar, 3 Aralık 2001 tarihinde Đzmir   Devlet Güvenlik Mahkemesi kayıtlarına geçirilmiꢁtir.   AĐHM, geçen 41 günlük sürenin, AĐHS’nin 5 § 4. maddesi anlamı dahilinde kısa bir   süre içinde yargı kararının verilmesi gereğini karꢁılamadığını değerlendirmektedir (Kadem –   Malta, no. 55263/00, § 44, 9 Ocak 2003 ve Rehbock – Slovenya, no. 29462/95, § 87, AĐHM   2000-XII). AĐHM, ayrıca, bu sürecin tamamının yetkililere atfedilebilir olduğunu tespit eder,   zira, baꢁvuranın, baꢁvurusunu yaptıktan sonra baꢁvurusunun incelenmesini engellediğine dair   hiçbir gösterge yoktur.   Dolayısıyla, AĐHS’nin 5 § 4. maddesi ihlal edilmiꢁtir.   IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   AĐHS’nin 41. maddesi ꢁöyledir:   “ Mahkeme iꢁbu Sözleꢁme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek   Sözleꢁmeci Taraf’ın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,   zarar gören tarafın hakkaniyete uygun bir surette tatminine hükmeder.”   A. Tazminat   Baꢁvuranların her biri, önce Cumhuriyet Savcısı huzuruna çıkarılmadan yedi gün polis   nezaretinde tutulmalarına iliꢁkin olarak 10.000 Euro (Euro) manevi tazminat talep etmiꢁtir.   Ayrıca, birinci baꢁvuran, 10.000 Euro manevi tazminatı, tutuksuz yargılanma baꢁvurusunun   incelenmesindeki gecikme sonucu talep etmiꢁtir.   Hükümet, baꢁvuranlar tarafından talep edilen miktarlara itiraz etmiꢁ ve ihlal tespitinin   baꢁlı baꢁına yeterli tazmin oluꢁturacağı önerisinde bulunmuꢁtur.   AĐHM, baꢁvuranların, AĐHS ihlali tespitiyle yeterli ꢁekilde tazmin edilemeyen manevi   zarara uğradıklarını değerlendirmektedir. Hakkaniyet temelinde değerlendirme yapan AĐHM,   bu baꢁlık altında, birinci baꢁvurana 2.500 Euro ve ikinci baꢁvurana 1.400 Euro ödenmesine   karar verir.   B. Mahkeme Masrafları   Baꢁvuranlar, ayrıca, mahkeme masrafları için 5.000 Euro talep etmiꢁlerdir.   Hükümet, ancak gerçekten yapılan harcamaların ödenebileceğini ileri sürmüꢁtür. Bu   bağlamda, bütün mahkeme masraflarının baꢁvuranlar veya temsilcileri tarafından   belgelenmesi gerektiğini ve yaklaꢁık rakamların veya listelerin harcamaları kanıtlamak için   ilgili ve gerekli belgeler olarak değerlendirilemeyeceğini ileri sürmüꢁtür.   AĐHM, bir avukat tarafından temsil edilen baꢁvuranların adli yardım haklarının   olmadığını kaydeder. AĐHM, hakkaniyet temelinde karar vererek ve içtihadında ortaya konan   kriterleri gözönünde tutarak, mahkeme masraflarına karꢁılık baꢁvuranlara, ortaklaꢁa, 1.500   Euro ödenmesine karar vermeyi makul değerlendirir.   C. Gecikme faizi   AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere   uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun   olduğuna karar verir.   BU SEBEPLERLE, AĐHM OYBĐRLĐĞĐ ĐLE   1. Baꢁvuranların polis nezaretinde tutuldukları süreye ve aynı zamanda birinci baꢁvuranın   tutuksuz yargılanma baꢁvurusunun incelenmesinde yetkililerin gösterdiği gecikmeye   iliꢁkin AĐHS’nin 5 §§ 3 ve 4. maddesi uyarınca olan ꢁikayetlerin kabuledilebilir ve   baꢁvurunun kalanının kabuledilmez olduğuna;   2. AĐHS’nin 5 § 3. maddesinin ihlal edildiğine;   3. AĐHS’nin 5 § 4. maddesinin ihlal edildiğine;   4. a) Sorumlu Devlet’in, baꢁvuranlara, aꢁağıdaki miktarları, AĐHS’nin 44 § 2. maddesine   göre kararın kesinleꢁtiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme günündeki kur üzerinden   Yeni Türk Lirası’na dönüꢁtürmek ve baꢁvuranların Türkiye’deki banka hesabına yatırmak   üzere ödemesine:   (i) Birinci baꢁvurana 2.500 Euro (iki bin beꢁ yüz Euro) manevi tazminat;   (ii) Đkinci baꢁvurana 1.400 Euro (bin dört yüz Euro) manevi tazminat;   (iii) Baꢁvuranlara ortaklaꢁa 1.500 (bin beꢁ yüz Euro) Euro mahkeme masrafları;   (iv) yukarıdaki miktarlara tabi olabilecek her türlü vergi;   b) Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin aꢁılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için   yukarıdaki miktarlara Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli faizinin üç puan   fazlasına eꢁit oranda basit faiz uygulanmasına;   5. Baꢁvuranların adil tazmin talebinin kalanının reddine   KARAR VERĐR.   Đngilizce olarak hazırlanmıꢁ ve Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3. maddesi   uyarınca 11 Nisan 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢁtir.   S. DOLLÉ   J.-P. COSTA   Yazı Đꢁleri Müdürü   Baꢁkan   8

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło