45454/99
WyrokETPCz2005-09-20ECLI:CE:ECHR:2005:0920JUD004545499
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy zakaz wjazdu do prowincji Tunceli dla prezesa stowarzyszenia kulturalnego, mający na celu zorganizowanie wycieczki, stanowił naruszenie prawa do wolności stowarzyszania się (art. 11 Konwencji) oraz czy istniał skuteczny środek odwoławczy od tej decyzji (art. 13 Konwencji)?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że zakaz wjazdu do prowincji Tunceli stanowił ingerencję w prawo skarżącego do wolności stowarzyszania się. Chociaż ingerencja ta miała podstawę prawną (ustawa nr 2935) i dążyła do uzasadnionych celów (ochrona bezpieczeństwa publicznego, zapobieganie przestępczości), nie była ona "konieczna w społeczeństwie demokratycznym". Władze nie przedstawiły wystarczającego uzasadnienia dla zakazu, a brak kontroli sądowej nad takimi decyzjami pozbawił skarżącego odpowiednich gwarancji. Nie zachowano sprawiedliwej równowagi między interesem publicznym a wolnością stowarzyszania się skarżącego. Ponadto, Trybunał stwierdził, że brak skutecznego środka odwoławczego od decyzji gubernatora naruszył art. 13 Konwencji, ponieważ środek ten musi być skuteczny zarówno w teorii, jak i w praktyce.Stan faktyczny
Skarżący, Selman Yeşligöz, urodzony w 1962 roku i mieszkający w Stambule, był prezesem Stowarzyszenia Kultury i Solidarności Tunceli. Stowarzyszenie zaplanowało dziesięciodniową wycieczkę do regionu Tunceli w celu spotkania się z mieszkańcami i omówienia ich problemów. 15 lipca 1998 roku, skarżący i trzydziestoosobowa grupa zostali zatrzymani przy wjeździe do Elazığ i poinformowani ustnie o zakazie wjazdu do Tunceli na podstawie decyzji gubernatora. Pomimo prób uzyskania pisemnej decyzji i interwencji telefonicznych, grupie uniemożliwiono wjazd. Później skarżący otrzymał pisemną decyzję z 15 lipca 1998 roku, zakazującą mu wjazdu do Tunceli do 30 lipca 1998 roku na podstawie art. 11 lit. k) ustawy nr 2935.Rozstrzygnięcie
ETPCz jednogłośnie:
1. Stwierdza naruszenie art. 11 Konwencji.
2. Stwierdza naruszenie art. 13 Konwencji.
3. Zasądza, aby Rząd pozwany, w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, wypłacił skarżącemu:
a) 1.500 (tysiąc pięćset) euro tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe.
b) 2.880 (dwa tysiące osiemset osiemdziesiąt) euro tytułem zwrotu kosztów i wydatków, pomniejszone o 701 (siedemset jeden) euro przyznanej pomocy prawnej przez Radę Europy.
c) Powyższe kwoty są wolne od wszelkich podatków.
4. Oddala pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
C O N S E I L D E
L ' E U R O P E
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
YEꢀĐLGÖZ - TÜRKĐYE DAVASI
( Baꢁvuru no: 45454/99 )
NĐHAĐ KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Eylül 2005
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli
bazı düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ( 45454/99 ) baꢀvuru no’lu davanın
nedeni, bu ülke vatandaꢀı Selman Yeꢀilgöz’ün (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları
Mahkemesi’ne (AĐHM) 12 Ağustos 1998 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin
(AĐHS) eski 25. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
Adli yardımdan yararlanan baꢀvuran, AĐHM önünde Đstanbul Barosu avukatlarından
Ö. Kılınç tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
1. DAVANIN KOꢀULLARI
Baꢀvuran 1962 doğumlu olup Đstanbul’da ikamet etmektedir.
Baꢀvuran, merkezi Đstanbul’da bulunan Tunceli Kültür ve Dayanıꢀma Derneği
baꢀkanıdır.
Baꢀvuranın iddialarına göre Dernek, bölgeyi gezmek ve yöre halkının sorunlarını
dinlemek amacıyla Tunceli yöresine on günlük bir gezi düzenlemeye karar vermiꢀtir. 15
Temmuz 1998 tarihinde, aralarında baꢀvuranın da bulunduğu otuz kiꢀilik bir grup Tunceli
iline doğru yola çıkmıꢀtır. Fakat Elazığ ili giriꢀindeki denetim noktasında gruba, Valilik
kararıyla Tunceli’ye girmelerinin yasaklandığı sözlü olarak bildirilmiꢀ ve grubun ꢀehre giriꢀi
engellenmiꢀtir. Baꢀvuranın talebine rağmen bu kararı bildiren hiçbir resmi yazı kendilerine
verilmemiꢀtir. Grubun temsilcileri, Tunceli Valiliği’ni ve Tunceli Emniyet Müdürlüğü’nü
telefonlar arayarak, yasaklama kararının iptal edilmesi yönünde giriꢀimde bulunmuꢀlardır.
Baꢀvurana göre grup aynı gün, tekrar Elazığ’dan Tunceli’ye geçmeye çalıꢀmıꢀ, fakat
Tunceli giriꢀinde askerler tarafından durdurulmuꢀtur. Yine sözlü olarak 10-30 Temmuz 1998
tarihleri arasında Tunceli’ye girmelerinin yasak olduğu kendilerine bildirilmiꢀtir. Baꢀvuranın
resmi yasaklama kararını görmek için tüm çabalarına rağmen bu istem askerler tarafından
reddedilmiꢀtir. Bu nedenle gruptakiler geri dönmek zorunda kalmıꢀlardır.
Baꢀvurana, Tunceli Vali Yardımcısı’nın imzasını taꢀıyan 001121 sayılı yazı ile 2935
sayılı Olağanüstü Hal Bölge Valiliği Kanunu’nun 11. maddesinin (k) bendi uyarınca, 30
Temmuz 1998 tarihine kadar Tunceli’ye girmesinin yasaklandığı bildirilmiꢀtir.
HUKUK AÇISINDAN
I. AĐHS’NĐN 11. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran, Olağanüstü Hal Bölge Valisi tarafından alınan yasaklama kararının
AĐHS’nin 11. maddesini ihlal ettiğini iddia etmektedir.
A. Bir müdahalenin varlığı hakkında
Hükümet ve baꢀvuran Olağanüstü Hal Bölge Valisi tarafından alınan, Tunceli Kültür
ve Dayanıꢀma Derneği tarafından Tunceli Bölgesi’nde düzenlenen geziyi yasaklayan
kararının, baꢀvuranın dernek kurma haklarına müdahale olarak değerlendirmektedir.
AĐHM’nin de kararı bu yöndedir.
B. Müdahalenin meꢁruluğu hakkında
Aynı müdahale “kanun tarafından öngörülmediği”, 2. paragraf uyarınca bir ya da
birkaç meꢀru amaca yönelik olmadığı ve bunlara ulaꢀmak için “demokratik toplumda gerekli”
olmadığı haller dıꢀında 11. maddeyi ihlal etmektedir.
1. “Kanunla öngörülmüꢀ olmak”
Hükümet’e göre, baꢀvurana uygulanan, Tunceli iline giriꢀ yasağı, 2935 sayılı
Kanun’un 11.maddesinin (k) bendine uygundur. Baꢀvuran itiraz etmemiꢀtir.
AĐHM, Olağanüstü Hal Bölge Valiliği’ne iliꢀkin 2935 sayılı Kanun’un 11. maddesinin
(k) bendi ve AĐHS’nin 11§2 maddesi gereğince, sözkonusu kararın yasal bir dayanağı
olduğunu belirtmektedir. Geriye söz konusu hukuk kuralının eriꢀilebilirlik ve öngörülebilirlik
ꢀartlarını yerine getirip getirmediğini saptamak kalmıꢀtır. Müdahalenin gerekliliği
çerçevesinde AĐHM’nin varmıꢀ olduğu karar bağlamında AĐHM bu soruyu çözüme
kavuꢀturmanın gereksiz olduğuna kanaat getirmiꢀtir (Bkz. Güneri ve diğerleri, adıgeçen, § 65, Temmuz 2005).
2. Meꢀru amaç
Hükümet müdahalenin, kamu düzeninin, ulusal güvenliğin, suçun önlenmesi gibi
birçok meꢀru amaç taꢀıdığını belirtmektedir.
AĐHM sözkonusu tedbirlerin, 2. paragrafta öngörülen meꢀru amaçların en azından
ikisini, yani kamu güvenliğinin korunması ve suçun önlenmesi amacını taꢀıdığının kabul
edilebileceğini düꢀünmektedir.
C. “Demokratik toplumda gereklilik”
Hükümet’e göre baꢀvuranın Olağanüstü Hal Bölgesi’ne eriꢀiminin yasaklanmasıyla,
ifade özgürlüğünün engellenmesi amaçlanmamıꢀtır. Bu tedbir 2935 sayılı Kanun’un 11.
maddesinin (k) bendine dayanmaktadır. Güvenlik güçleri ile teröristler arasında meydana
gelen çatıꢀmalar gözönünde bulundurulduğunda, yasaklama kararının amacı, bu bölgeye
gitmek isteyen kiꢀilerin yanı sıra ulusal güvenliğin ve kamu düzenin korunması, mevcut
davada baꢀvuranın ve ona eꢀlik eden kiꢀilerin olmak üzere baꢀkalarının haklarının korunması
ve suçun önlenmesidir. Sözkonusu bölge, burada yaꢀayanlar için olduğu kadar oraya gidenler
için de güvenli olmayan bir durum arz etmektedir.
AĐHM ilk olarak 11. maddeye iliꢀkin mahkemenin yerleꢀik içtihatları ıꢀığında temel
ilkelere göndermede bulunmaktadır (Bkz. Refah Partisi ve diğerleri-Türkiye [GC],
no:41340/98, 41342/98, 41343/98 ve 41344/98, § 98, CEDH 2003-II; Sosyalist Türkiye
Partisi(STP) ve diğerleri-Türkiye, no:26482/95, § 38, 12 Kasım 2003; Çetin ve diğerleri,
adıgeçen, §§ 31 ve 61; Djavit An-Türkiye, no: 20652/92, §§ 56-57, CEDH 2003-III
Demokrasi ve Barıꢀ Partisi- Türkiye, no:25141/94, § 30, 10 Aralık 2002: Yazar ve diğerleri-
Türkiye, no: 22723/93, 22724/93 ve 22725/93. § 49, CEDH 2002-II; Stankov Đlinden birleꢀik
Makedon Örgütü- Bulgaristan, no: 29221/95 ve 29225/95, §§ 77-78 ve 97, CEDH2001-IX;
Özgürlük ve Demokrasi Partisi ( ÖZDEP)- Türkiye [GC], no: 23885/94, § 40, CEDH 1999-
VIII; Sürek- Türkiye (no: 1) [GC], no: 26682/95, § 61,CEDH 1999-IV; Incal- Türkiye, 9
Haziran 1998 tarihli karar, Derleme 1998-VI, s. 1567, § 48 ; Türkiye Birleꢀik Komünist
Partisi ve diğerleri- Türkiye , 30 Ocak 1998 tarihli karar, Derleme 1998-I, s. 17, §§ 42-43;
Sosyalist Parti ve diğerleri- Türkiye, 25 Mayıs 1998 tarihli karar, Derleme 1998-III, ss. 1256-
1257, §§ 46-47; Piermont- Fransa, 27 Nisan 1995 tarihli karar, A serisi no: 314, §§ 76-77;
Platform <Arzte für das Leben>- Avusturya, 21 Haziran 1988 tarihli karar, A serisi no: 139, s.
12, § 32).
AĐHM, Devletlerin, barıꢀçıl toplantıların yapılmasına iliꢀkin hakkı korumaları
gerektiğini ama aynı zamanda bu hakkı ihlal edebilecek dolaylı sınırlamalardan da
kaçınmaları gerektiğini not etmektedir. Sonuç olarak AĐHM, 11. maddenin, güvence altına
alınan haklarının kullanımında kiꢀiyi kamu güçlerinin keyfi müdahalelerine karꢀı uyarma
esasına dayanırken, sözkonusu haklardan etkili bir ꢀekilde faydalanılmasını sağlamak gibi
pozitif yükümlülükleri de içerdiğine kanaat getirmektedir (Djavit An,adıgeçen, §57).
AĐHM bu ilkelerin aynı zamanda sözkonusu olayda olduğu gibi, toplantı
düzenlenebilmesi konusunda da uygulanabilir olduğunu belirtmektedir. AĐHM Çetin ve
diğerleri adıgeçen (Bkz aynı zamanda , mutatis mutandis, Doğan ve diğerleri-Türkiye, no:
8803-8811/02, 8813/02 ve 8815-8819/02, § 164, 29 Haziran 2004) davasında da belirttiği
gibi, 2935 sayılı Kanun’un 11. maddesinin (k) ve (m) bentleri OHAL Bölge Valiliği’ne
toplantı ve eylem düzenlenmesi konusunda idari yasaklama alanında geniꢀ ayrıcalıklar
tanımaktadır. Bununla birlikte toplanma yasağı alnında yargı denetiminin bulunmayıꢀı,
baꢀvuranları olası bir suiistimali önlemek için yeterli güvencelerden yoksun bırakmıꢀtır (59.
paragraf ve mutatis mutandis mutandis, Ekin Derneği- Fransa, no: 39288/98, § 58, CEDH
2001-VIII).
Sonrasında AĐHM, Türkiye’nin Güneydoğu bölgesinde olayların geçtiği dönemde
terör eylemlerine bağlı olarak ortaya çıkan güvenlik eksikliği gözönüne alındığında siyasi
atmosferin hissedilebileceği konusunda Hükümet’le aynı görüꢀtedir. Bununla birlikte Vali
bölgeye yapılması düꢀünülen ziyaret konusunda önceden bilgilendirilmiꢀtir.
AĐHM ayrıca kamu düzeni ve ulusal güvenlik gibi nedenlerden dolayı Yüksek
Sözleꢀmeci Tarafın toplantı düzenlenmesini izne tabi tutabileceğini ve bu tür barıꢀçıl
toplantılarda insanların serbest dolaꢀımlarını düzenleyebileceğini belirtmektedir ( Bkz. Djavit
An, adıgeçen, §§ 66-67, ve Ruen Andersson- Đsveç, baꢀvuru no:12781/87, Komisyonun 13
Aralık 1998 tarihli kararı, kararlar ve raporlar 59, s.171, §§ 2-3) Bununla birlikte , vali hiç bir
ꢀekilde kararının gerekçesini belirtmemiꢀtir, bu karar yapılması düꢀünülen ziyaret
kampanyasının sorunsuz olarak gerçekleꢀebilmesi için uygun ve gerekli bir tedbir niteliği
taꢀımamaktadır. Ayrıca hiç bir ꢀey baꢀvuran ve Dernek tarafından yapılması düꢀünülen bu
ziyaretin halk arasında ꢀiddet içerikli ve demokrasinin reddine iliꢀkin fikirler yayabileceği ya
da yasaklama kararlarını haklı kılacak zararlı etki yaratabileceği yönünde bir düꢀünce
yaratmamaktaydı ( Bkz. Stankov ve Ilinden birleꢀik Makedon Örgütü, adıgeçen, §§ 77-78 ve
102-103).
Bu mülahazalar ıꢀığında, bir yandan kamu güvenliğini korumayı ve suçun önlenmesini
gerektiren genel çıkarla diğer yandan baꢀvuranın sendika kurma özgürlüğü arasında adil bir
denge gözetilmemiꢀtir. Böylesi yasaklama tedbirleri “zorunlu sosyal gereklilik” ilkesinin bir
gereği olarak değerlendirilemez ve dolayısıyla AĐHM’nin 11. maddesi uyarınca demokratik
bir toplumda bu tedbirlerin alınmasının bir gereği bulunmamaktaydı.
Bu nedenle bu madde ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHM’NĐN 13. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran, sözkonusu valilik kararına karꢀı etkili iç hukuk yolunun bulunmadığını
iddia etmektedir.
Đç hukuk yollarının tüketilmediğini belirten Hükümet, baꢀvuranın idare mahkemesine
gitme olanağının bulunmakla birlikte, hiçbir hukuki yolun kullanılmadığını ileri sürmektedir.
AĐHM, AĐHS’de yer alan hak ve özgürlükler iç hukukta ne ꢀekilde tanınmıꢀ olursa
olsun, Sözleꢀme’nin 13. maddesinin, bu hak ve özgürlüklerden iç hukukta yararlanılmasını
sağlayacak yolların varlığını güvence altına aldığını hatırlatır. Dolayısıyla sözkonusu hüküm,
AĐHS’ye dayalı “savunulabilir bir ꢀikayetin” içeriğinin incelenmesini ve uygun bir telafinin
sunulmasını sağlayacak bir iç hukuk yolunu zorunlu kılmaktadır ( Bkz, diğerleri arasında,
Kulda-Polonya [GC], no: 30210/96, § 157, CEDH 200-XI) AĐHS’nin 13. maddesinden doğan
yükümlülüğün kapsamı, baꢀvuranın yaptığı ꢀikayetin niteliğine bağlı olarak değiꢀmektedir.
Bununla birlikte 13. maddenin gerektirdiği baꢀvuru yolu hukuken olduğu kadar pratikte de
“etkili” olmalıdır ( Bkz, örneğin, Đlhan-Türkiye [GC], no:22277/93, § 97, CEDH 2000-VII).
AĐHM’nin daha önce belirttiği üzere, sözkonusu baꢀvuru yolları 13. maddede
öngörülen “etkililik” gereğini yerine getirmemektedir çünkü maddenin gerektirdiği baꢀvuru
yolu pratikte olduğu kadar hukuken de etkili olmalıdır.
Sonuç olarak AĐHM, OHAL Bölge Valisi tarafından baꢀvuranların aleyhine alınan
tedbirlere itiraz etmek için ulusal bir mahkeme karꢀısında bir iç hukuk yoluna baꢀvurma
imkanının bulunmayıꢀından dolayı AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğini belirtmektedir.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
A. TAZMĐNAT
Baꢀvuran, 10.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.
Hükümet bu tutara itiraz etmektedir. Bunun haksız zenginleꢀme anlamına geleceğini
belirtmektedir.
AĐHM baꢀvuranın toplanma özgürlüğü hakkının ihlal edilmesi sonucunda manevi
zarara uğradığını kabul etmektedir. Hakkaniyete uygun olarak, baꢀvurana 1.500 Euro
ödenmesine karar vermiꢀtir.
B. Masraf ve harcamalar
Baꢀvuran masraf ve harcamalar için 2.880 Euro talep etmektedir. Avukatı tarafından
hazırlanan ücret dekontunu sunmaktadır.
Hükümet bu tutara karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM, talep edilen rakamın fazla olmadığını gözlemlemektedir, davanın nedeni ve
AĐHM nezdinde yapılan iꢀlemler gözönüne alındığında bu talebi yerinde bulmaktadır. AĐHM,
talep edilen rakamın tamamının, baꢀvurana ödenmesine ve ödeme yapılırken bu meblağdan,
Avrupa Konseyi tarafından sağlanan 701 Euro (yedi yüz bir) tutarındaki adli yardımın
düꢀürülmesine karar vermiꢀtir.
C. Gecikme Faizi
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz
oranının üç puan fazlasının uygulanacağını belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐ ĐLE,
1. AĐHS’nin 11. maddesinin ihlal edildiğine;
2. AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AĐHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay
içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL’ye çevrilmek üzere Savunmacı
Hükümet’in baꢀvurana,
i. manevi tazminat için 1.500 (bin beꢀ yüz) Euro ödenmesine;
ii.masraf ve harcamalar için 2.880 (iki bin sekiz yüz seksen) Euro’dan Avrupa
Konseyi tarafından 701 (yedi yüz bir) Euro tutarındaki adli yardımın düꢀürülerek
kalan kısmın baꢀvurana ödenmesine;
iii. yukarıdaki miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar,
Hükümetin, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eꢀit
oranda basit faizi uygulamasına;
4. Adil tazmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine.
Karar vermiꢀtir.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77§§ 2 ve 3
maddesine uygun olarak 20 Eylül 2005 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.
6
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło