45628/99
WyrokETPCz2008-06-24ECLI:CE:ECHR:2008:0624JUD004562899
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Jakie zadośćuczynienie należy się skarżącym za naruszenie prawa do poszanowania mienia (art. 1 Protokołu nr 1) oraz prawa do rzetelnego procesu (art. 6 ust. 1 Konwencji)?Ratio decidendi
Trybunał przypomniał, że państwo pozwane ma obowiązek usunięcia skutków naruszenia Konwencji, dążąc w pierwszej kolejności do przywrócenia stanu poprzedniego (restitutio in integrum). W przypadku, gdy prawo krajowe nie pozwala na pełne przywrócenie stanu poprzedniego lub tylko częściowo, art. 41 Konwencji uprawnia Trybunał do zasądzenia słusznego zadośćuczynienia. W niniejszej sprawie, ze względu na złożony charakter sprawy spadkowej i wcześniejsze unieważnienie świadectw dziedziczenia, Trybunał uznał, że przywrócenie praw własności do apartamentu jest podstawowym środkiem zaradczym. Alternatywnie, w przypadku braku przywrócenia praw, zasądzono odszkodowanie pieniężne, a także zadośćuczynienie za krzywdę moralną i zwrot kosztów na zasadzie słuszności.Stan faktyczny
Skarżący, obywatele Grecji, złożyli skargę do ETPCz w związku z unieważnieniem ich świadectw dziedziczenia, co doprowadziło do unieważnienia ich tytułów własności do apartamentu w Beyoğlu. Wcześniej, w postępowaniu krajowym, osoba trzecia została wyznaczona jako jedyny spadkobierca. W orzeczeniu z 27 marca 2007 r. Trybunał stwierdził naruszenie art. 1 Protokołu nr 1 oraz art. 6 ust. 1 Konwencji. Niniejsze orzeczenie dotyczy wyłącznie kwestii słusznego zadośćuczynienia na podstawie art. 41 Konwencji.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie:
1. Zobowiązał państwo pozwane do przywrócenia skarżącym udziałów w apartamencie i zarejestrowania ich tytułów własności w księgach wieczystych w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku.
2. W przypadku braku takiej rejestracji, zobowiązał państwo pozwane do zapłaty skarżącym solidarnie 20 000 EUR tytułem szkody majątkowej.
3. Zobowiązał państwo pozwane do zapłaty skarżącym solidarnie 5 000 EUR tytułem szkody niemajątkowej.
4. Zobowiązał państwo pozwane do zapłaty skarżącym solidarnie 5 000 EUR tytułem kosztów i wydatków.
5. Zastosował odsetki za zwłokę.
6. Oddalił pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYİ
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
APOSTOLİDİ VE DİĞERLERİ- TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no:45628/99)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
(ADİL TATMİN)
STRAZBURG Haziran 2008
İşbu karar AİHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli
bazı düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve 45628/99 başvuru no’lu davanın nedeni Yunan
vatandaşı Ekaterini Apostolidi, Emilia Gusi, Despina Frangani, Iordanis Apostolidis ve
Iordanis-Iordani Apostolidis’in (“başvuranlar”), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne
(“AİHM”) 30 Kasım 1998 tarihinde Temel İnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına
alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvurudur.
Emilia Gusi ve Iordanis-Iordani Apostolidis’in annesi Ekaterini Apostolidi dava sürerken
vefat etmiştir. Mart 2007 tarihli bir karar ile AİHM, başvuranların veraset ilamlarının iptal edilmesi
nedeniyle 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin, ulusal mahkemeler önünde yargılama
süresinin uzun olması nedeniyle de AİHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine hükmetmiştir.
AİHS’nin 41. maddesine dayanarak başvuranlar, maruz kaldıkları zararlar ve yargılama
masraf ve giderleri için belli bir miktar tazminat talebinde bulunmuşlardır.
AİHM, AİHS’nin 41. maddesinin uygulanması hususunu saklı tutmuş ve Hükümet ve
başvuranları, altı ay içinde, sözkonusu ihtilaf hakkındaki görüşlerini yazılı olarak kendisine
sunmaya, bilhassa aralarında varacakları her türlü uzlaşmadan kendisini haberdar etmeye
davet etmiştir.
Başvuranlar ve Hükümet görüşlerini sunmuşlardır. Dostane çözüme ulaşmak için hiçbir
uzlaşama sağlanamamıştır.
HUKUK
A. Tazminat
Başvuranlar, veraset ilamının iptalinin ardından, Beyoğlu’nda bulunan apartmana ilişkin
tapularının iptal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
Başvuranlar, her şeyden önce, işbu başvurunun konusunu oluşturan iki taşınmazın kendilerine
iade edilmesini talep etmektedirler. Başvuranlar aynı zamanda taşınmazların kira gelirlerine
ve bu gelirlerin faizlerine tekabül eden kazanç kaybına bağlı zararlarının da tazmin edilmesini
istemektedirler. Bu bağlamda başvuranlar, bir taşınmazın satış bedelinin yaklaşık değerinin on
yıllık süre boyunca alınan kira bedeline tekabül ettiğini ileri sürmektedirler. Başvuranlar,
Şişli’deki taşınmaz için maruz kaldıkları zararı 1.159.935 YTL (yaklaşık 725.000 Euro),
Beyoğlu’ndaki taşınmaz için maruz kaldıkları zararı 50.000 YTL (yaklaşık 31.250 Euro)
olarak belirlemektedirler. Sözkonusu miktarları belirlemek için başvuranlar, 18 Kasım 2005
tarihli bilirkişi raporuna atıfta bulunmaktadırlar. Apartmanın değerini hesaplamak için
bilirkişi, üzerinde taşınmazın inşa edildiği arsanın fiyatını yapının fiyatından ayrı tutmuştur.
Arsanın bedeli için, bilirkişi, 2002 yılında güncellenen değeri ile Maliye Bakanlığı tarafından
belirlenen metre kare fiyatını temel almıştır. Yapının bedeli için, ikinci kalite bir yapının
metre kare bedelini göz önüne almıştır. Bilirkişi toplam miktarı 29.377 YTL olarak
belirlemiştir. Bilirkişiye göre, arazi vergisi için dikkate alınan değer de sözkonusu olduğundan
apartmanın satış bedeli 50.000 YTL’dir. Başvuranlar, son olarak sözkonusu taşınmazlarını
kullanamamalarından kaynaklanan bir gelir kaybı olduğunu ileri sürmektedirler. Ayrıca
başvuranlar, 500.000 Amerikan Doları manevi tazminat talep etmektedirler.
Hükümet, bilirkişi raporuna ve başvuranlar tarafından açıklanan miktarlara karşı çıkmaktadır.
Hükümet, sözkonusu miktarların aşırı, hukuki mesnetten yoksun, dolayısıyla kabuledilemez
olduğuna hükmetmektedir. Hükümet’e göre bu miktarların ödenmesi, başvuranların nedensiz
zenginleşmesine yol açacaktır. Hükümet, ilgililerin sunduğu belgelere dayanarak maddi
tazminat ödenmesinin mümkün olmadığını ileri sürmektedir. Bu bağlamda Hükümet,
başvuranların tapularını sunmamaları nedeniyle, taşınmazların yüzölçümünün doğruluğunun
saptanamadığını savunmaktadır. Bu durumda Hükümet, maddi tazminat talebinin spekülatif
olduğu sonucuna ulaşmaktadır. Hükümet, ihlal tespitinin, manevi tazminat için yeterli adil
tatmin oluşturacağı kanaatindedir.
Şişli’de bulunan arsa konusundaki talebe ilişkin olarak, AİHM, daha önce, başvuranların, 1
No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi anlamında bir “mülke” sahip olmadıklarına kanaat
getirmiştir. Bu durumda, AİHM, sözkonusu taşınmaza ilişkin talebi reddetmektedir.
Beyoğlu’nda bulunan apartmana ilişkin olarak ise AİHM, ihlal tespiti olan bir kararın,
Savunmacı Devlet’e ihlale son verme ve önceki haline gelecek şekilde ihlalin sonuçlarını
ortadan kaldırma yükümlülüğü getirdiğini hatırlatmaktadır (Iatridis- Yunanistan (adil tatmin)
başvuru no: 31107/96).
Bir davada Sözleşmeye taraf olan devletler, ihlale hükmedilen bir kararın gereklerini yerine
getirmek için kullanacakları yolları seçmekte ilke olarak özgürdürler. Bir kararın infazının
yöntemleri hakkındaki sözkonusu takdir yetkisi, AİHS tarafından Sözleşmeye taraf olan
devletlerin birincil yükümlülüğü olan insan haklarına saygı yükümlülüğünün (1. madde) cüzü
olan seçme hakkının bir ifadesidirİhlalin niteliği bir restitutio in integrum uygulama imkanı
sağlıyorsa, AİHM’nin bu konunda ne yetkisi ne elverişli bir imkanı bulunduğundan restitutio
in integrum gerçekleştirmek Savunmacı Devlet’e düşmektedir. Buna karşın şayet, ulusal
hukuk ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırma imkanı tanımıyorsa ya da yalnızca bir kısmını
ortadan kaldırıyorsa, AİHS’nin 41. maddesi gerekirse AİHM’ye, kendisine uygun gelen
tazminatın mağdur tarafa ödenmesine hükmetme yetkisi sunmaktadır (Brumarescu-Romanya
(adil tatmin) başvuru no: 28342/95).
Mevcut davada AİHM, karışık bir miras davasının sözkonusu olduğunu ve ulusal mahkemeler
tarafından daha önce üçüncü bir kişinin murisin tek mirasçısı olarak tayin edildiğini
belirtmektedir.
AİHM, dava konusu müdahalenin yasallık ilkesi ile bağdaşmadığını hatırlatmaktadır. Bu
durumda, hisselerinin başvuranlara iadesi ve adlarına tapu kaydına yeniden kaydedilmesi,
mümkün mertebe, başvuranların 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin gerekleri ihlal
edilmeseydi bulunacakları duruma tekabül eden bir duruma gelmelerini sağlayacaktır. AİHM,
işbu kararın kesinleştiği günden itibaren üç ay içinde sözkonusu tapu kaydını
gerçekleştirmediği takdirde Savunmacı Devlet’in apartmanın güncel değeri üzerinden
hesaplanan miktarı başvuranlara maddi tazminat olarak ödemesi gerektiğine hükmetmektedir.
Bu durumda, başvuranlar tarafından sunulan bilirkişi raporunun dikkate alınması
gerekmektedir.
Sahip olduğu unsurların tamamını ve apartmanın satış değerine ilişkin bilirkişi raporunun
spekülatif özelliğini göz önüne alarak, AİHM, yukarıda sözü edilen tapu kaydı işleminin
yapılmaması durumunda, Savunmacı Devlet’in, veraset ilamlarının ve malik sıfatlarının iptal
edilmesi nedeniyle maruz kaldıkları maddi zarardan dolayı başvuranlara oraklaşa olarak
20.000 Euro ödemesine hükmetmektedir.
Kazanç kaybından kaynaklanan zarara ilişkin olarak ise AİHM, taraflar tarafından sunulan
belgelerin bu konuda kesin bir tespitte bulunma imkanı sağlamadığını belirtmektedir. Ancak
AİHM, yargılama süresi boyunca dava konusu apartmanın tapu kaydının başvuranlar adına
olduğunu not etmektedir. Bu durumda AİHM, sözkonusu bağlamda ileri sürülen maddi
tazminatın hukuki mesnedinin bulunmadığı ve maddi tazminat ödenmesinin gerekli olmadığı
kanaatindedir.
Ancak dava koşulları göz önüne alındığında AİHM, AİHS’nin ihlal edilmesinin başvuranları
belli bir manevi haksızlığa uğrattığına ve başvuranların, tazminat ödenmesini haklı kılacak bir
durumda bulunduklarına kanaat getirmektedir. AİHM, hakkaniyete uygun olarak, AİHS’nin
41. maddesi uyarınca başvuranlara ortaklaşa olarak maruz kaldıkları manevi zarar için 5.000
Euro ödenmesine karar vermektedir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Başvuranlar, 15.000 Amerikan Doları Türkiye gitmek için yaptıkları yol masrafları, 15.000
Amerikan Doları da yargılama masrafları olmak üzere 30.000 Amerikan Doları değerindeki
yargılama masraf ve giderlerinin geri ödenmesini talep etmektedirler. Başvuranlar iddialarını
desteklemek için toplamda 830 YTL’ye (yaklaşık 515 Euro’ya) tekabül eden avukatlık ücret
tarifesini, tercüme ve noter masraflarına ilişkin makbuzları belge olarak sunmaktadırlar.
Hükümet, aşırı olduğuna kanaat getirerek bu iddialara karşı çıkmaktadır.
AİHM yerleşik içtihadına göre, AİHS’nin 41. maddesi uyarınca, masraf ve harcamaların
ödenmesinin, gerçekliğinin, gerekliliğinin ortaya konulmasını ve miktarlarının makul oranda
olmasını öngördüğünü hatırlatmaktadır (Iatridis (adil tatmin) ).
Dava koşulları göz önüne alındığında, AİHM, hakkaniyete uygun olarak, AİHS’nin 41.
maddesi uyarınca başvuranlara ortaklaşa olarak 5.000 Euro ödenmesinin makul olacağına
karar vermektedir.
C. Gecikme faizi
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç
puanlık bir artış eklenerek belirlenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. a) Savunmacı Devlet tarafından başvuranlara apartman üzerindeki hisselerinin iade
edilmesine ve AİHS’nin 44/2 gereğince kararın kesinleştiği günden itibaren üç ay
içinde başvuranların hisselerinin tapu kaydına başvuranlar adına tescil edilmesine;
b) sözkonusu tapu kaydının yapılmaması durumunda, Savunmacı Devlet tarafından,
başvuranlara ortaklaşa olarak, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL’ye
çevrilmek üzere her türlü vergiden muaf tutularak yine aynı üç aylık süre içerisinde
20.000 Euro (yirmi bin Euro) maddi tazminat ödenmesine;
c) Savunmacı Devlet tarafından, başvuranlara ortaklaşa olarak, ödeme tarihindeki
döviz kuru üzerinden YTL’ye çevrilmek üzere her türlü vergiden muaf tutularak yine
aynı üç aylık süre içerisinde 5.000 Euro (beş bin Euro) manevi tazminat ve 5.000 Euro
(beş bin Euro) yargılama masraf ve gideri ödenmesine;
d) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç
puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
2.
Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragraflarına uygun olarak 24 Haziran 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
5
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło