45873/05

WyrokETPCz2009-07-21ECLI:CE:ECHR:2009:0721JUD004587305

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy długość postępowania odszkodowawczego, wszczętego po bezprawnym aresztowaniu, naruszyła prawo skarżącego do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie, zgodnie z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał przypomniał, że ocena rozsądnego terminu postępowania wymaga uwzględnienia złożoności sprawy, zachowania stron oraz organów krajowych, a także znaczenia sprawy dla skarżącego. Stwierdził, że w niniejszej sprawie postępowanie odszkodowawcze trwało prawie osiem lat, obejmując trzykrotne rozpatrywanie sprawy przez sądy krajowe. Trybunał uznał, że taki okres jest nadmierny i nie spełnia wymogu rozsądnego terminu, zwłaszcza że rząd nie przedstawił przekonujących argumentów uzasadniających tę długość. W konsekwencji Trybunał stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji.
Stan faktyczny
Skarżący, Koray Pehlivanoğlu, został aresztowany w 1980 r., zwolniony w 1981 r. i uniewinniony w 1983 r. W 1998 r. wniósł pozew o odszkodowanie za bezprawne aresztowanie na podstawie ustawy nr 466. Sąd pierwszej instancji częściowo uwzględnił jego żądanie, ale Sąd Kasacyjny dwukrotnie uchylał to orzeczenie, ostatecznie oddalając roszczenie z powodu przedawnienia, argumentując, że zaginięcie akt uniemożliwiło ustalenie daty uprawomocnienia się wyroku uniewinniającego. Ostatecznie, w 2006 r., Sąd Kasacyjny podtrzymał oddalenie roszczenia.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznaje skargę za dopuszczalną. 2. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 3. Zasądza na rzecz skarżącego 1000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową, płatne w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku. 4. Oddala pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL   AVRUPA   DE L’EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   PEHLĐVANOĞLU -TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 45873/05)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Temmuz 2009   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (45873/05) no’lu davanın nedeni (T.C.   vatandaꢀı) Koray Pehlivanoğlu’nun (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 8 Aralık   tarihinde Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin   (Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuran, Ankara Barosu avukatlarından O. Öneren tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢁULLARI   Baꢀvuran 1954 doğumludur ve Ankara’da ikamet etmektedir.   Mart 1980 tarihinde, baꢀvuran, gözaltına alınmıꢀ ve ardından tutuklanmıꢀtır.   Ekim 1981 tarihinde, baꢀvuran serbest bırakılmıꢀtır.   Mayıs 1983 tarihinde, baꢀvuran hakkında Samsun Ağır Ceza Mahkemesi tarafından beraat   kararı verilmiꢀtir.   Haziran 1998 tarihinde, baꢀvuran, kanuna aykırı olarak yakalanan veya haksız yere tutulan   kiꢀilere tazminat ödenmesini öngören 466 sayılı yasa uyarınca tutuklanmasından kaynaklanan   zararın tazmini için Hazine aleyhine Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açmıꢀtır.   Nisan 2000 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi, baꢀvuranın talebini kısmen haklı bulmuꢀ ve   Hazineyi baꢀvurana 1.500.000.000 TL [yaklaꢀık 2. 642 Euro] tazminat ödemeye mahkum   etmiꢀtir. Ağır Ceza Mahkemesi, dava dosyasının kaybolmuꢀ olmasından dolayı, beraat   kararının baꢀvurana tebliğ edilip edilmediğinin tespit edilemediğini, bu durumun davalı lehine   yorumlanması gerektiğine hükmetmiꢀtir.   Hem baꢀvuran hem Hazine kararı temyiz etmiꢀlerdir.   Temmuz 2001 tarihinde, Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını bozmuꢀtur.   Aralık 2003 tarihinde, Yargıtay, Samsun Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dava   dosyasının bulunamaması nedeniyle baꢀvuran hakkında verilen beraat kararının hangi tarihte   kesinleꢀtiğini ortaya koymanın mümkün olmadığını tespit etmiꢀtir. Ancak Yargıtay,   baꢀvuranın, sözkonusu karardan on beꢀ yıldan fazla bir süre sonrasında tazminat davası   açtığını belirlemiꢀtir. Yargıtay, bu kadar uzun bir süre boyunca kararın varlığından haberdar   olunmayacağını iddia edilemeyeceği ve sonuç olarak baꢀvuranın talebinin istenilen sürede   yapmıꢀ olduğunun düꢀünülemeyeceği kanaatindedir. Yargıtay, ilk derece mahkemesinin   kararlarını bozmuꢀtur.   Mayıs 2004 tarihinde, iade edilen kararı görüꢀen Ağır Ceza Mahkemesi, dava hakkının   düꢀmesi nedeniyle baꢀvuranın tazminat talebini reddetmiꢀtir.   Haziran 2004 tarihinde, baꢀvuran, temyiz baꢀvurusunda bulunmuꢀtur. Kararın nihai hale   geldiği tarih belirlenemediğinden, baꢀvuran, dava hakkının düꢀmüꢀ olarak   düꢀünülemeyeceğini ileri sürmektedir.   Mayıs 2006 tarihinde, Yargıtay, baꢀvuranın temyiz baꢀvurusunu reddetmiꢀ ve ilk derece   mahkemesinin kararını onamıꢀtır.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran, yargılama süresinin AĐHS’nin 6/1 maddesi ile öngörülen makul süre ilkesine riayet   etmediğini iddia etmektedir.   Hükümet, sözkonusu iddiaya karꢀı çıkmaktadır.   Dikkate alınacak dönem 3 Haziran 1998 tarihinde baꢀlamıꢀ ve 29 Mayıs 2006 tarihinde sona   ermiꢀtir. Sözkonusu dönem iki dereceli yargıda yaklaꢀık yedi yıl on bir ay sürmüꢀtür. Ayrıca,   mahkemelerin her biri baꢀvuranın davasını üç kez görüꢀmüꢀtür.   A. Kabuledilebilirliğe iliꢀkin   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru   bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.   B. Esas iliꢀkin   AĐHM, yargılama sürecinin makul yapısının dava koꢀullarını takiben ve mahkeme yerleꢀik   içtihatları, özellikle davanın karmaꢀıklığı, baꢀvuranın ve yetkili mercilerin tutumu ve ilgililer   bakımından davanın önemi dikkate alınarak değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (Frydlender-   Fransa, baꢀvuru no: 30979/96).   AĐHM, mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan birçok dava incelemiꢀ ve AĐHS’nin   6/1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir (sözü edilen Frydlender).   Takdirine sunulan unsurların tamamını incelemesinin ardından AĐHM, Hükümet’in davanın   farklı sonuca ulaꢀmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığı kanaatindedir.   Konuya iliꢀkin içtihadını göz önüne alarak AĐHM, mevcut davada yargılama süresinin çok   uzun olduğuna ve “makul süre” gerekliliğine riayet etmediğine kanaat getirmektedir.   Bu durumda AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA   A. Tazminat   Baꢀvuran, 20.000 Euro maddi tazminat ve maruz kaldığı manevi zarar için 50.000 Euro talep   etmektedir.   Hükümet, sözkonusu iddialara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı görememekte   ve sözkonusu talebi reddetmektedir. Buna karꢀın, AĐHM, baꢀvurana 1.000 Euro manevi   tazminat ödenmesi gerektiği kanaatindedir.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuran, ulusal mahkemeler önünde yapmıꢀ olduğu avukatlık masrafı için 2.000 Euro ve   AĐHM önünde yapmıꢀ olduğu avukatlık ücreti 3.540 Euro ödenmesini talep etmektedir.   Baꢀvuran, AĐHM önünde yapmıꢀ olduğu yargılama masraf ve giderleri için 1.350 Euro talep   etmektedir. Baꢀvuran, ayrıca, Ankara Barosu avukatlık ücret tarifesini belge olarak   sunmaktadır.   Hükümet, sözkonusu iddialara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM içtihadına göre bir baꢀvuran yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini ancak   miktarlarının gerçekliği, gerekliliği ve oranlarının makul yapısı ortaya konduğu sürece elde   edebilir. Mevcut davada, sahip olduğu belgelerin yetersizliğini ve yukarıda sözü edilen   kriterleri göz önüne alan AĐHM, baꢀvuranın talebini reddetmektedir.   C. Gecikme faizi   AĐHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı   orana üç puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenmesine hükmetmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;   3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, her türlü   vergiden muaf tutularak, Savunmacı Devlet tarafından baꢀvurana 1.000 Euro (bin   Euro) manevi tazminat ödenmesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç   puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   4. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve   3. paragraflarına uygun olarak 21 Temmuz 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   4

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło