46069/99
WyrokETPCz2005-03-29ECLI:CE:ECHR:2005:0329JUD004606999
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
1. Czy skazanie skarżącego za propagandę przeciwko integralności państwa, na podstawie artykułu krytykującego politykę rządu, stanowiło naruszenie prawa do wolności wyrażania opinii (art. 10 Konwencji)?
2. Czy Sąd Bezpieczeństwa Państwa, w którego skład wchodził sędzia wojskowy, był niezawisłym i bezstronnym sądem w rozumieniu art. 6 ust. 1 Konwencji, gwarantującym prawo do rzetelnego procesu?Ratio decidendi
W odniesieniu do art. 10 Konwencji, Trybunał podkreślił, że ingerencja w wolność wyrażania opinii musi być "konieczna w społeczeństwie demokratycznym" i proporcjonalna do realizowanego uzasadnionego celu. Stwierdził, że artykuł skarżącego, choć krytyczny wobec polityki państwa, nie nawoływał do przemocy, zbrojnej walki ani buntu, a zatem nałożone kary były nieproporcjonalne. W kwestii art. 6 ust. 1 Konwencji, Trybunał powtórzył swoje ugruntowane orzecznictwo, zgodnie z którym obecność sędziego wojskowego w składzie Sądu Bezpieczeństwa Państwa, orzekającego w sprawach cywilów oskarżonych o przestępstwa związane z bezpieczeństwem narodowym, obiektywnie podważa niezawisłość i bezstronność sądu, naruszając prawo do rzetelnego procesu.Stan faktyczny
Skarżący, Ömer Ağın, obywatel turecki, uczestniczył w spotkaniu okrągłego stołu zorganizowanym przez magazyn „Demokrat”, którego tekst został opublikowany w maju 1991 roku. Prokurator Sądu Bezpieczeństwa Państwa w Stambule oskarżył go o propagandę przeciwko integralności państwa na podstawie art. 8 § 1 ustawy antyterrorystycznej z 1991 roku. Sąd Bezpieczeństwa Państwa skazał skarżącego na karę pozbawienia wolności i grzywnę, co zostało utrzymane w mocy przez Sąd Kasacyjny. Po zmianach w ustawie, Sąd Bezpieczeństwa Państwa ponownie rozpatrzył sprawę i ponownie skazał skarżącego na karę pozbawienia wolności i grzywnę.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie stwierdził naruszenie art. 10 Konwencji. Trybunał jednogłośnie stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu braku bezstronności i niezawisłości Sądu Bezpieczeństwa Państwa. Trybunał jednogłośnie uznał, że nie ma potrzeby rozpatrywania skargi na podstawie art. 14 w związku z art. 10 Konwencji. Trybunał zasądził skarżącemu 4 000 EUR tytułem szkody majątkowej, 15 000 EUR tytułem szkody niemajątkowej oraz 1 500 EUR tytułem kosztów i wydatków. Odrzucił pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
C O N S E I L D E
L ' E U R O P E
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
AĞIN - TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no:46069/99)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG MART 2005
NĐHAĐ KARAR
12/10/2005
Đꢀbu karar Sözleꢀme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde
kesinleꢀecek olup ꢀekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
____________________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları
Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmıꢀ olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam
olarak belirtilmiꢀ olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koꢀulu ile Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa
Konseyi ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla
alıntılanabilir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 46069/99 baꢀvuru no’lu davanın nedeni,
Türk vatandaꢀı Ömer Ağın’ın (Baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 28
Aralık 1998 tarihinde, Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözleꢀmesi’nin (AĐHS)
34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur. Baꢀvuran, Đstanbul Barosu avukatlarından
V. Ucum tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR doğumlu baꢀvuran Đstanbul’da ikamet etmektedir.
Baꢀvuran Demokrat adlı bir derginin düzenlediği yuvarlak masa toplantısına
katılmıꢀtır, toplantı metni derginin Mayıs 1991 tarihli ve 12 no’lu sayısında yayımlanmıꢀtır.
Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Baꢀsavcısı 10 Haziran 1991 tarihli
iddianamesi ile 1991 tarihli Terörle Mücadele Kanunu’nun 8 § 1 maddesi (1991 sayılı Kanun)
uyarınca baꢀvuranı Devlet’in bölünmez bütünlüğü aleyhinde propaganda yapma suçu ile
itham etmiꢀtir. Mart 1993 tarihli karar ile DGM, 1991 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca
hakkında yapılan ithamdan suçlu bulmuꢀ ve baꢀvuranı bir yıl sekiz ay hapis ve 41.666.666
TL. para cezasına çarptırmıꢀtır.
Baꢀvuran temyize gitmiꢀtir. Yargıtay 24 Eylül 1993 tarihli kararı ile ilk derece
mahkemesinin kararını onamıꢀtır. Ekim 1995 tarihli ve 4126 sayılı Kanun ile 1991 sayılı Kanun’da yapılan
değiꢀikliklerin ardından, DGM baꢀvuranın davasını re’sen yeniden incelemiꢀtir. Mart 1996 tarihinde DGM bu kez baꢀvuranı bir yıl bir ay hapis ve 111.111.110 TL.
para cezasına çarptırmıꢀtır. Mayıs 1996 tarihinde baꢀvuran sözkonusu kararın temyizine gitmiꢀtir. Baꢀvuran
AĐHS’nin 9. ve 10. maddelerini ileri sürmüꢀtür. Temmuz 1998 tarihinde temyiz kararı ilk derece mahkemesindeki dava dosyasına
konularak tarafların bilgisine sunulmuꢀtur.
HUKUK AÇISINDAN
I. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLMESĐ HAKKINDA
Baꢀvuran hakkında verilen cezai mahkumiyet kararının ifade özgürlüğü hakkını ihlal
etmesinden ꢀikayetçi olmaktadır. Baꢀvuran AĐHS’nin 10. maddesini ileri sürmektedir.
AĐHM, dava konusu mahkumiyet kararının, 10§1 maddesinin güvence altına aldığı
baꢀvuranın ifade özgürlüğü hakkına müdahale oluꢀturmasının taraflar arasında ihtilaf konusu
olmadığını kaydetmiꢀtir. Üstelik müdahalenin kanun tarafından öngörüldüğüne ve 10§2
maddesi bakımından toprak bütünlüğünün korunması gibi yasal amaç güttüğüne itiraz
edilmemektedir (Bkz. 4 Haziran 2002 tarihli Yağmurdereli-Türkiye kararı, no: 29590/96,
§40). Buna karꢀın uyuꢀmazlık, bu müdahalenin “demokratik bir toplumda gerekli” olup
olmadığı sorusuna dayanmaktadır.
AĐHM, geçmiꢀte mevcut davada olduğu gibi bir çok davada ortaya çıkan buna benzer
sorunları irdelemiꢀ ve AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiği kanaatine varmıꢀtır (Bkz.
Özellikle Ceylan-Türkiye, no: 23556/94, §38, 1999-IV, Öztürk-Türkiye, no: 22479/93, §74,
1999-VI, Đbrahim Aksoy, §§80, Karkın, §39, 23 Eylül 2003 ve Kızılyaprak-Türkiye, no:
27528/95, §43, 2 Ekim 2003).
AĐHM, içtihat kararları ıꢀığında mevcut davayı incelemiꢀ ve Hükümet’in, sözkonusu
durumu farklı bir sonuca ulaꢀtırabilecek ne bir olay ne de bir delil sunduğuna kanaat
getirmiꢀtir. AĐHM, suç unsuru basın makalesinde kullanılan ifadelere ve makalelerin
yayımlandığı duruma önem vermiꢀtir. Bu bağlamda, göreceği davanın bulunduğu koꢀulları ve
özellikle terörle mücadeleye bağlı zorlukları gözönünde bulundurmuꢀtur (Bkz. Đbrahim Aksoy,
§60 ve 9 Haziran 1998 tarihli Incal-Türkiye kararı, 1998-IV, s.1568, §58).
Dava konusu makale Ortadoğu’nun jeopolitik bağlamı bakımından kürt sorununun
analizini yapmakta ve Hükümet’in kürt kökenli halk nezdindeki siyasetinin eleꢀtirisini
yapmaktadır.
AĐHM, DGM’nin dava konusu makalenin Türk Devleti’nin toprak bütünlüğünü
bozmayı amaçlayan ifadeler içerdiğine kanaat getirdiğini belirtmektedir.
AĐHM, baꢀvuranın ifade özgürlüğüne yapılan müdahaleyi haklı gösterecek kendi
içinde yeterli olmayan yerel mahkemelerin aldığı kararlarda bulunan gerekçeleri incelemiꢀtir.
(Bkz. Mutatis mutandis, Sürek-Türkiye (no:4), no: 24762/94, §58, 1999-IV). AĐHM, dava
konusu makalede bazı ifadelerin Türk Devleti hakkında negatif bir tablo çizerek, metne
düꢀmanlık uyandıran bir anlam yüklese de, ne ꢀiddet kullanmaya, ne silahlı mücadeleye, ne de
ayaklanmaya teꢀvik etmiꢀ ve AĐHM’nin gözünde, gözönünde bulundurulması gereken baꢀlıca
unsur olan konuꢀmanın kin güden bir konuꢀma olmadığını gözlemlemiꢀtir (Bkz. a contrario,
Sürek-Türkiye (no:1), no: 26682/95, §62, 1999-IV ve Gerger-Türkiye, no:24919/94, §50, 8
Temmuz 1999).
AĐHM, müdahalenin oranını belirlemek sözkonusu olduğunda, verilen cezaların
niteliği ve ağırlığının da gözönünde bulundurulması gereken unsurlar olduğunu
belirtmektedir.
Bu durumda baꢀvuranın mahkumiyeti amaçlanan hedeflerle orantılı olmadığından
dolayı “demokratik toplumda gereklilik” arz etmemektedir. Dolayısıyla AĐHS’nin 10.
maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 6 § 1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran, kendisini yargılayıp mahkum eden DGM’nin, bünyesinde bir askeri hakim
bulundurması nedeniyle, kendisine hakkaniyete uygun yargılamayı garanti eden “tarafsız ve
bağımsız bir mahkeme” olamayacağını iddia etmektedir. baꢀvuran AĐHS’nin 6§1 maddesinin
ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
AĐHM, geçmiꢀte mevcut davada olduğu gibi bir çok davada ortaya çıkan benzer
sorunları irdelemiꢀ ve AĐHS’nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir (Bkz.
sözüedilen Özel, §§33-34 ve 6 ꢁubat 2003 tarihli Özdemir-Türkiye kararı, no: 59659/00,
§§35-36).
AĐHM, mevcut davayı incelemiꢀ ve Hükümet’in, sözkonusu durumu farklı bir sonuca
ulaꢀtırabilecek ne bir olay ne de bir delil sunduğuna kanaat getirmektedir. AĐHM, “milli
güvenlik”’e iliꢀkin suçlardan DGM önüne çıkarılan baꢀvuranın, aralarında askeri hakimin de
bulunduğu mahkeme heyeti önüne çıkmaktan çekinmesinin anlayıꢀla karꢀılanacağını
saptamaktadır. Bu nedenden dolayı, baꢀvuran, DGM’nin bu türden davalara ters düꢀen
değerlendirmelerle haksız yere yönlendirilmelerine izin vermesinden haklı olarak
çekinmektedir. Böylece, bu mahkemenin tarafsızlığı ve bağımsızlığı hakkında baꢀvuran
tarafından duyulan ꢀüphelerin objektif olarak kanıtlandığı düꢀünülebilir (sözüedilen Incal
kararı, s. 1573, §72 in fine).
AĐHM, baꢀvuranı yargılayıp mahkum ettiği sırada, DGM’nin, 6§1 maddesi uyarınca
tarafsız ve bağımsız bir mahkeme olmadığı sonucuna varmaktadır.
III. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐYLE BĐRLĐKTE 14. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ
ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran AĐHS’nin 10. maddesiyle birlikte 14. maddesini ileri sürerek, etnik kökene
dayanan ayrımcılığa dair idari teamülden ꢀikayetçi olmaktadır.
AĐHS’nin 10. maddesinin tek baꢀına ihlal edildiğine yönelik varılan sonuç gözönüne
alarak AĐHM, 14. maddeye göre yapılan ꢀikayeti incelemeye gerek olmadığına kanaat
getirmektedir.
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Baꢀvuran verilen para cezası ve gelir kaybı nedeniyle 30.000 Euro’ya ulaꢀan maddi
zarara uğradığını iddia etmektedir.
Baꢀvuran ayrıca 30.000 Euro tutarındaki manevi zararının telafi edilmesini
istemektedir.
Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir.
AĐHM, iddia edilen gelir kaybı konusunda sunulan delillerin, baꢀvuranın AĐHS’nin 10.
maddesinin ihlalinden doğan kazanç kaybının miktarının kesin olarak belirlenmesini
sağlamadığı kanısındadır (Bkz. aynı yönde alınan Karakoç ve diğerleri kararı, no:27692/95,
28138/95 ve 28498/95, § 69, 15 Ekim 2002). AĐHM, buradan yola çıkarak bu talebi
reddetmektedir.
Buna karꢀın AĐHM, baꢀvurana verilen para cezasının doğrudan AĐHS’nin 10.
maddesinin ihlalinin bir sonucu olduğunu belirtmektedir. Dolayısıyla baꢀvuranın ödediği
miktarın tümünün geri ödenmesine karar vermek uygun olacaktır. AĐHM baꢀvuranın
41.666.666 TL. (olayların meydana geldiği dönemde 4.500 USD olan) para cezası ödediğini
tespit etmektedir. Hakkaniyete uygun olarak ve elinde bulunan bilgilerin tümü ıꢀığında,
özellikle sözkonusu miktarın ödendiği tarihte geçerli olan parite dikkate alınarak, AĐHM
maddi zarar adı altında baꢀvurana 4.000 Euro ödenmesine karar vermektedir.
AĐHM, manevi zarar hakkında, ilgilinin dava koꢀullarından dolayı gerginlik içinde
olabileceğinin söylenebileceği kanaatindedir. Bu bakımdan AĐHM, baꢀvuranın onbeꢀ ay
tutuklu bulundurulduğunu ortaya koymuꢀtur. AĐHS’nin 41. maddesi uyarınca hakkaniyete
uygun olarak manevi zarar adı altında baꢀvurana 15.000 Euro ödenmesine karar vermiꢀtir.
AĐHM, baꢀvuran hakkındaki mahkumiyet kararının 6§1 maddesi bağlamında tarafsız
ve bağımsız olmayan bir mahkeme tarafından verildiği sonucuna vardığında prensip olarak en
uygun tazminin, baꢀvuranı zamanında tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından yeniden
yargılamak olacağı kanaatindedir (sözüedilen Gençel, §27).
B. Masraf ve Harcamalar
Baꢀvuran ayrıca, ulusal mahkemeler ve AĐHM’de yapılan masraf ve harcamalar için
10.000 Euro istemektedir. Baꢀvuran delil olarak ücret sözleꢀmesi, avukatın faturalandırdığı
ücretlere iliꢀkin makbuzları sunmuꢀtur.
Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir.
AĐHM, elinde bulunan unsurları ve konu hakkındaki içtihadını gözönünde
bulundurarak yapılan bütün masraflar için 1.500 Euro tutarının makul olduğuna kanaat
getirmiꢀ ve bu tutarın baꢀvurana ödenmesine karar vermiꢀtir.
C. Gecikme faizi
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz
oranına 3 puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;
2. DGM’nin tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan yoksun olması nedeniyle AĐHS’nin 6§1
maddesinin ihlal edildiğine;
3. AĐHS’nin 10. maddesi ile beraber 14. maddesine göre yapılan diğer ꢀikayetin
incelenmesine gerek olmadığına;
4. a) Bu kararın, AĐHS’nin 44§2. maddesine göre kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet’in
baꢀvurana:
i. maddi tazminat için 4.000 Euro (dört bin);
ii.manevi tazminat için 15.000 Euro (on beꢀ bin);
iii. masraf ve harcamalar için 1.500 Euro (bin beꢀ yüz);
iv. miktara yansıtılabilecek KDV ve pul, harç ve masraflardan muaf tutularak
ödemesine;
b) Belirtilen süre bitiminden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için, yukarıda
belirtilen tutara, Avrupa Merkez Bankası’nın kredi faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle
gecikme faizi uygulanmasına;
5. Hakkaniyete uygun tazminata iliꢀkin diğer taleplerin reddine;
karar vermiꢀtir.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve 29 Mart 2005 tarihinde, Đçtüzüğün 77.
maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.
6
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło