4644/03
WyrokETPCz2008-05-20ECLI:CE:ECHR:2008:0520JUD000464403
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy pozbawienie skarżącego własności nieruchomości bez odszkodowania, w oparciu o przepis krajowy o przedawnieniu, stanowiło naruszenie prawa do poszanowania mienia chronionego art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że zastosowanie art. 38 tureckiej ustawy o wywłaszczeniu, które pozbawiło skarżącego możliwości uzyskania jakiegokolwiek odszkodowania za anulowanie jego aktu własności, stanowiło arbitralną ingerencję w jego prawo do mienia. Stwierdził, że brak procesu odszkodowawczego, który zapewniałby sprawiedliwą równowagę między interesem publicznym a ochroną praw jednostki, jest niezgodny z art. 1 Protokołu nr 1. Trybunał odrzucił argumenty rządu dotyczące niedopuszczalności skargi, w tym zarzuty ratione temporis, braku statusu ofiary i niewyczerpania krajowych środków odwoławczych, podkreślając, że ostateczna decyzja krajowa pozbawiająca skarżącego własności zapadła po wejściu w życie Konwencji dla Turcji i że wskazane przez rząd środki odwoławcze nie były skuteczne.Stan faktyczny
Skarżący był właścicielem działki o powierzchni 400 m2 w Şanlıurfie. W 1975 r. podjęto próbę wywłaszczenia nieruchomości na rzecz Ministerstwa Obrony, jednak decyzja ta została anulowana przez Radę Stanu w 1978 r. W 2001 r. skarżący wystąpił o zakaz korzystania z jego nieruchomości przez Ministerstwo Obrony, które zajmowało ją od 1974 r. Sąd krajowy oddalił jego wniosek, powołując się na przedawnienie roszczeń wynikające z art. 38 ustawy o wywłaszczeniu. Ostatecznie, w 2003 r., akt własności skarżącego został anulowany, a nieruchomość zarejestrowana na rzecz Skarbu Państwa bez wypłaty odszkodowania.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę za dopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji. 3. Zasądził na rzecz skarżącego 64 000 euro tytułem odszkodowania majątkowego, wraz z odsetkami. 4. Oddalił pozostałe żądania skarżącego dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
C O N S E I L D E
L ' E U R O P E
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
SAK - TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no: 4644/03 )
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Mayıs 2008
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup bazı
ꢀekli düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine yapılan ve 4644/03 numaralı baꢀvurunun nedeni T.C. vatandaꢀı
Mustafa Sak’ın (baꢀvuran) 21 Mayıs 2002 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne
(AĐHM) Temel Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa Đnsan Hakları
Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde ꢁanlıurfa barosu avukatlarından
H. Güllüoğlu tarafından temsil edilmektedir.
Baꢀvuru Hükümete 6 Kasım 2006’da tebliğ edilmiꢀtir.
OLAYLAR
1. DAVANIN KOꢀULLARI
Baꢀvuran 1934 doğumlu olup ꢁanlıurfa’da ikamet etmektedir.
Baꢀvuran ꢁanlıurfa’da bulunan 400 m2’lik bir arsanın sahibidir. Kasım 1975 tarihinde Değer Tespit Komisyonu sözü edilen arsanın Savunma Bakanlığı
adına kamulaꢀtırılmasına karar vermiꢀtir.
Değer Tespit Komisyonu 1 Aralık 1975 tarihinde baꢀvuranın vergi beyannamesinde belirttiği
değeri baz alarak taꢀınmazın bedelini tespit etmiꢀtir.
ꢁubat 1977’de baꢀvuran kamulaꢀtırma kararından haberdar olmuꢀtur. Baꢀvuran ayrıca bu
meblağın Diyarbakır merkez bankasında hesap numarası belirtilmeyen bloke bir hesaba
yatırıldığı bildirilmiꢀtir.
Bilinmeyen bir tarihte baꢀvuran kamulaꢀtırma kararının iptali istemiyle Danıꢀtay’a
baꢀvurmuꢀtur. Mart 1978 tarihinde ꢁanlıurfa Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Hukuk Mahkemesi)
Savunma Bakanlığı’nın talebi üzerine baꢀvuranın taꢀınmazı üzerine tapuya istimlâk ꢀerhi
konulması kararı almıꢀtır.
Danıꢀtay ihtilaf konusu kararı iptal etmiꢀtir. Danıꢀtay, Anayasa Mahkemesi’nin 20 Ocak 1977
tarihli kararında da belirtildiği üzere, değer tespiti için baꢀvuranın vergi beyannamesinde
beyan ettiği değerin esas alınmasının yürürlükteki uygulamaya aykırı bulunduğunu
kaydetmiꢀtir.
Savunma Bakanlığı 1 ꢁubat 1988 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesi’nde baꢀvuranın
tapusunun iptali ve taꢀınmazın Hazine adına tescil edilmesi istemiyle dava açmıꢀtır.
Asliye Hukuk Mahkemesi, Danıꢀtay’ın 12 Haziran 1978 tarihli kamulaꢀtırma kararının
iptaline iliꢀkin kararını esas alarak, 13 Aralık 1989 tarihinde Bakanlığın talebini reddetmiꢀtir.
Yargıtay 27 Aralık 1989 tarihinde bu hükmü onamıꢀtır.
Baꢀvuran, Savunma Bakanlığı’nın önceden bir kamulaꢀtırma iꢀlemi yapmaksızın 1995
yılından bu yana taꢀınmazını kullandığını ileri sürerek taꢀınmazı üzerindeki her türlü
kullanıma iliꢀkin ihtiyati tedbir konulması talebiyle 9 ꢁubat 2001 tarihinde Asliye Hukuk
Mahkemesi’ne baꢀvurmuꢀtur.
Savunma Bakanlığı 23 Mart 2001 tarihli savunmasında taꢀınmazı 1974 yılından bu yana
kullandığını, Kamulaꢀtırma hakkındaki Kanun’un 38. maddesinde yer alan zamanaꢀımı
gereğince baꢀvuranın taꢀınmaz üzerinde her türlü hak talebini yitirdiğini belirtmiꢀtir.
Asliye Hukuk Mahkemesi, 3 Ekim 2001 tarihli kararıyla, ihtilaf konusu iꢀgalin 1974’te
baꢀlamıꢀ olması yüzünden kamulaꢀtırmaya iliꢀkin Kanun’un 38. maddesi uyarınca sözkonusu
arsaya iliꢀkin dava hakkının zamanaꢀımına uğradığı gerekçesiyle baꢀvuranın talebini
reddetmiꢀtir.
Baꢀvuran 2 Aralık 2001 tarihinde temyize baꢀvurmuꢀtur.
Yargıtay 5 Mart 2002 tarihinde baꢀvuranın baꢀvurusunu reddetmiꢀ ve ilk derece
mahkemesinin kararını onamıꢀtır.
Baꢀvuran 10 Nisan 2002 tarihinde kararın düzeltilmesi baꢀvurusunda bulunmuꢀtur.
Yargıtay 16 Mayıs 2002 tarihinde aldığı ve baꢀvurana 19 Haziran 2002’de tebliğ ettiği kararı
ile baꢀvuranın talebini reddetmiꢀtir. Aralık 2002 tarihinde Hazine Asliye Hukuk Mahkemesi’ne giderek ihtilaf konusu
taꢀınmazın kendi adına tescil edilmesi baꢀvurusunda bulunmuꢀtur.
Asliye Hukuk Mahkemesi 27 Mart 2003 tarihinde baꢀvuranın tapusunun iptaline ve
kamulaꢀtırmaya iliꢀkin 2942 sayılı Kanun’un 38. maddesi uyarınca taꢀınmazın Hazine adına
kaydedilmesine karar vermiꢀtir. Temyize gidilmediğinden, bu karar 21 Mart 2003 tarihinde
nihai hale gelmiꢀtir.
Sözü edilen taꢀınmaz 30 Mayıs 2003 tarihinde Hazine adına kaydedilmiꢀtir.
HUKUK
Baꢀvuran taꢀınmazının de facto kamulaꢀtırılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal
edildiğinden ꢀikayetçi olmaktadır.
I. KABULEDĐLEBĐLĐRLĐK HAKKINDA
1. Ratione temporis bakımından AĐHM’nin yetkisi
Hükümet öncelikli olarak ihtilaf konusu taꢀınmazın 1975 yılında kamu hizmetine açılması
nedeniyle baꢀvuranın ꢀikayetinin AĐHS’nin ratione temporis hükümleri ile bağdaꢀmadığını
savunmaktadır.
AĐHM baꢀvuranın taꢀınmazının tapusunun Savunma Bakanlığı tarafından 27 Aralık 2002’de
açılan davanın ardından Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararı ile iptal edildiğini, bu kararın 21
Mayıs 2003 tarihinde nihai hale geldiğini not etmektedir.
AĐHM daha önceki kararlarında buna benzer bir itirazı reddettiğini hatırlatır (Bkz. I.R.S. vd.-
Türkiye, no: 26338/95, 28 Ocak 2003, Börekçioğulları (Çökmez) vd.-Türkiye kararı, no:
58650/00, 13 Ocak 2005). AĐHM almıꢀ olduğu bu kararların dıꢀına çıkılmasını gerektirecek
herhangi bir gerekçenin bulunmaması nedeniyle Hükümetin ratione temporis bakımından
yapmıꢀ olduğu itirazını reddetmektedir.
2. Baꢀvuranın mağdur sıfatının olmaması hakkında
Hükümet baꢀvuranın 1975 yılında tazminat alması çerçevesinde AĐHS ile güvence altına
alınan haklardan birinin ihlali ile mağdur olduğunu öne süremeyeceğini belirtmektedir.
AĐHM, Hükümetin, kabuledilebilirliğe ve esasa dair görüꢀlerinde baꢀvuranın taꢀınmazının
değerinin tespitine iliꢀkin 1 Aralık 1975 tarihli rapora göndermede bulunduğunu not
etmektedir. Buna karꢀın, Hükümetin bu kamulaꢀtırma kapsamında baꢀvurana tazminat
verildiğini doğrulayan herhangi bir belgeyi AĐHM’nin bilgisine sunmamıꢀtır. Kaldı ki, her iki
tarafın dosyaya sunduğu belgeler ıꢀığında, AĐHM ihtilaf konusu taꢀınmazın kamulaꢀtırılması
iꢀleminin baꢀvuranın taꢀınmazının değerinin saptanmasında yanlıꢀlık yapıldığı gerekçesiyle Haziran 1978 tarihli bir kararı ile Danıꢀtay tarafından iptal edildiğini tespit etmektedir.
AĐHM bu itirazı da reddetmektedir.
3. Đç hukuk yollarının tüketilmemesi hakkında
Hükümet son olarak ꢁanlıurfa Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 21 Nisan 1978’de
kamulaꢀtırmaya iliꢀkin tapuya istimlâk ꢀerhi konulmasına iliꢀkin aldığı karara baꢀvuranın
ancak, 9 ꢁubat 2001’de, 21 yıl gecikmeli olarak itiraz ettiğini belirtmektedir. Hükümet ayrıca
buna paralel olarak, Anayasa Mahkemesi’nin Kamulaꢀtırma Kanunu’nun 38. maddesini iptal
eden 10 Nisan 2003 tarihli kararını (Resmi Gazete’de 4 Kasım 2003’te yayımlanmıꢀtır)
müteakip baꢀvuranın tazminat talebinde bulunmasının mümkün olduğunu savunmaktadır.
AĐHM öncelikle baꢀvuranın 1978’te yürürlükteki mevzuata uygun olarak Asliye Hukuk
Mahkemesi’nce verilen tapuya istimlâk ꢀerhi konulması kararına değil, 2001 ve 2003’te
Kamulaꢀtırma hakkındaki Kanun’un 38. maddesinin uygulanmasına itirazda bulunduğunu
saptamaktadır. AĐHM bu bağlamda, daha önce de altını çizdiği üzere kaale alınması gereken
iç hukuk kararının baꢀvuranın tapusunun iptal edilerek Hazine adına tescil edilmesi kararı
olduğunu vurgulamaktadır. Baꢀvuranın tapusunun sukut etmesine iliꢀkin süreç bahse konu
Kanun’un 38. maddesinin uygulanması ile 21 Mayıs 2003’te sona ermiꢀtir (Bkz. sözü edilen
Börekçioğulları (Çökmez) vd.-Türkiye kararı ve Ari vd.-Türkiye kararı, no: 65508/01, 3
Nisan 2007).
AĐHM Kamulaꢀtırma Kanunu’nun 38. maddesinin Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal
edilmesinin ardından baꢀvurana tazminat yolunun açılması iddiası ile ilgili, AĐHS’nin 35/1
maddesinin, gerçekten etkili, yeterli ve kabul edilebilir, normal bir baꢀvuru yolunun kullanımı
ile sınırlı olduğunu hatırlatır (Bkz. Sofri vd.-Đtalya kararı no: 37235/97). AĐHS özellikle, dava
konusu ihlale iliꢀkin, kullanıma amade ve uygun baꢀvuru yollarının tüketilmesini
öngörmektedir. Bu baꢀvuru yolları sadece teoride değil pratikte de yeterli derecede öngörülür
olmalıdır yoksa arzu edilen etkinlik ve ulaꢀılabilirlikten yoksun olur (Bkz. Akdivar vd.
Türkiye kararı, 16 Eylül 1996).
AĐHM bu davada, iç hukuktaki son karar 21 Mayıs 2003’te nihai hale gelmiꢀken, Anayasa
Mahkemesi’nin kararının Resmi Gazete’de 4 Kasım 2003 tarihinde yayımlandığı göz önüne
alınarak Hükümetin bu tür bir baꢀvurunun ne ölçüde etkili, yeterli ve ulaꢀılabilir olduğunu
kesinlikle gösteremediğini tespit etmektedir.
AĐHM bu nedenle Hükümetin iç hukuk yollarının tüketilmediği hakkındaki itirazını
reddetmektedir.
4. Sonuç
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
II. EK 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
HAKKINDA
Baꢀvuran taꢀınmazının de facto kamulaꢀtırılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal
edildiğinden ꢀikayetçi olmaktadır. AĐHM bu ꢀikayetin Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi
bakımından inceleneceğini belirtmektedir.
Baꢀvuran kamulaꢀtırma dava sürecinin 1975’te baꢀlayıp, 1977 yılında Danıꢀtay kararı ile iptal
edildiğini ve Savunma Bakanlığı’nın baꢀvuranın tapusunun iptaline iliꢀkin baꢀvurusunun
Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 1989 tarihinde reddedildiğini belirtmektedir. Baꢀvuran
taꢀınmazının iꢀgaline karꢀı ihtiyati tedbir alınması baꢀvurusunun, sözkonusu taꢀınmazın
ihtilaflı iꢀgalinin 1974 yılında baꢀlamıꢀ olması ve bu nedenle kamulaꢀtırmaya iliꢀkin
Kanun’un 38. maddesi gereğince zamanaꢀımına uğramıꢀ olması nedeniyle Asliye Hukuk
Mahkemesi tarafından reddedildiğini söylemektedir. Baꢀvurana göre tazminat ödemeksizin
taꢀınmazdan yoksun kalması Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinde yer alan ilkeye aykırıdır.
Hükümet öncelikli olarak baꢀvuranın de facto olarak kamulaꢀtırılan taꢀınmazı için eksiksiz
tazminat ödendiğini bu nedenle de mevcut dava olaylarının I.R.S. vd. kararından farklılık
gösterdiği itirazında bulunmaktadır. Hükümete göre, bu baꢀvuru AĐHM’nin 6. madde ihlalini
tespit ettikten sonra 1 nolu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine dair ꢀikayeti incelemeye
gerek görmediği Gök vd.-Türkiye kararı ile benzerlik taꢀımaktadır (no: 71867/01, 71869/01,
73319/01 ve 74858/01, 27 Temmuz 2006). Hükümet, bu itirazının kabul edilmemesi halinde,
bu davanın, ulusal makamların uluslar arası bir hakime göre neyin “kamu yararı” olduğuna
daha iyi karar verebilecekleri ilkesinin uygulandığı olağan bir kamulaꢀtırma davası olarak
değerlendirilmesini istemektedir.
AĐHM, bahse konu taꢀınmazın baꢀvuran adına tescilli olduğu ve ulusal mahkemelerin 2942
sayılı Kanun’un 38. maddesi uyarınca baꢀvuranın tapusunu iptal ettiği ve taꢀınmazı Savunma
Bakanlığı’nın kullanımına tahsis ettiği hususunun taraflar arasında bir ihtilafı oluꢀturmadığını
not etmektedir. Đç hukuktaki bu karar 21 Mayıs 2003 tarihinde nihai hale gelmiꢀtir. 1975
yılında tazminat ödendiği konusunda ise, AĐHM baꢀvurana herhangi bir tazminat ödendiğine
dair hiçbir belge olmadığını saptamaktadır. Bu ꢀartlar altında, AĐHM ulusal mahkemelerin Ek no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ilk bendinin ikinci cümlesi gereğince baꢀvuranı mülkünden
yoksun bıraktıkları sonucuna varmaktadır (Bkz. mutatis mutandis, Brumarescu-Romanya
kararı, no: 28342/95).
AĐHM, daha önce bu davadakine benzer sorunların ortaya çıktığı davaları incelediğini ve sayılı Kanun’un 38. maddesinin uygulanarak mülkten yoksun bırakmanın Ek 1 no’lu
Protokol’ün 1. maddesi’nin ihlaline yol açtığı sonucuna vardığını hatırlatır (Bkz. sözü edilen
I.R.S. vd. kararı, Kadriye Yıldız vd.-Türkiye kararı no: 73016/01, 10 Ekim 2006 ve
Börekçioğulları (Çökmez) vd.-Türkiye kararı no: 58650/00, 19 Ekim 2006). AĐHM bu
hükmün uygulanmasına iliꢀkin, Hükümet’in davayı farklı ꢀekilde sonuçlandıracak hiçbir
tespit ve delil sunmadığını tespit etmektedir.
Mevcut baꢀvuruda 38. maddenin uygulanması baꢀvuranı tapu kaydının iptal edilmesi
karꢀılığında herhangi bir tazminat alma imkanından mahrum bırakmıꢀtır. Kamu yararının
gerekleri ile bireysel hakların korunması arasında hüküm sürmesi gereken adil dengeyi
sağlayacak bir tazminat sürecinin yokluğunda böylesi bir müdahale ancak keyfi olarak
nitelendirilmektedir.
Bu nedenle, Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI
AĐHS’nin 41. maddesine göre “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve Protokollerinin ihlal edildiğine
karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi
edebiliyorsa, AĐHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil
tatminine hükmeder.”
A. Tazminat
Baꢀvuran taꢀınmazının ꢀu anki değeri olan 400.000 YTL (yaklaꢀık 225.350 Euro) talep
etmektedir. Baꢀvuran arsasının ꢀehrin en çok rağbet gören imar bölgesinde yer aldığını ve ꢀu
anda m2 birim fiyatının 1.000–1500 YTL arasında değiꢀtiğini savunmaktadır.
Baꢀvuran bir kıyaslama yapmak bakımından 20 Kasım 2000 tarihinde ꢁanlıurfa Asliye Hukuk
Mahkemesi tarafından 384 m2’lik komꢀu bir arsaya yaptırılan bilirkiꢀi incelemesini
AĐHM’nin bilgisine sunmaktadır. Yapılan bu bilirkiꢀi incelemesine göre bu meblağ
30.379.486.317 TL (olayların meydana geldiği dönemde yaklaꢀık 52.200 Euro) karꢀılığı
paranın uğradığı değer kaybıyla bugün 137.000 YTL’ye (yaklaꢀık 77.180 Euro) karꢀılık
gelmektedir.
Baꢀvuran ayrıca 20.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.
Hükümet bu miktarlara karꢀı çıkarak baꢀvuranın bu rakamları doğrulayacak kanıtlayıcı bir
belgeyi sunmadığını ifade etmektedir.
AĐHM daha önceki davalarda da ihlal tespitinin kaynağının mülkünden mahrum kalmanın
hukuki tanımı değil de tazminat ödenmemesi olduğu durumlarda tespit edilen tazminatın
mülkün gerçek ve tam değerine denk gelmesinin ꢀart olmadığını belirtmiꢀti. Sonuç olarak,
AĐHM tazminat elde etme meꢀru beklentisiyle bağlantılı mamelek değere mümkün olduğunca
denk gelecek götürü bir miktar belirlemenin uygun olacağını düꢀünmektedir. (Bkz. I.R.S. vd.-
Türkiye (dostane çözüm) no: 26338/95, 31 Mayıs 2005 ve sözü edilen Börekçioğulları
(Çökmez) vd.-Türkiye kararı). AĐHM bu bağlamda taraflarca mahkemeye sunulan ve dosyada
yer alan kanıt unsurlarının tamamını dikkate alacaktır.
Mahkemeye sunulan bu unsurları dikkate alarak ve hakkaniyete uygun olarak, baꢀvurana
maddi tazminat olarak 64.000 Euro ödenmesine karar vermiꢀtir.
AĐHM ayrıca bu baꢀvuruda manevi zararın varlığını ortaya koyacak özel bir durumun
bulunmadığına itibar etmektedir (Bkz. sözü edilen I.R.S. vd.-Türkiye (dostane çözüm) kararı).
B. Yargılama masraf ve giderleri
Baꢀvuran AĐHM önünde yapmıꢀ olduğu yargı giderleri için 2.000 Euro talep etmektedir.
Hükümet dayanağı olmadığı gerekçesiyle bu miktara itiraz etmektedir.
AĐHM’nin 41. maddesine göre bir baꢀvuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul
miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir (Bkz. Iatridis-Yunanistan (dostane çözüm) kararı,
no: 31107/96).
AĐHM baꢀvuranın yargı gideri talebinin kanıtlayıcı belgelerle desteklenmediğini
gözlemlemekte ve bu talebi reddetmektedir.
C. Gecikme faizi
Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı
faiz oranına 3 puanlık bir artıꢀ eklenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi’nin ihlal edildiğine;
3. a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç
ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek üzere ve her
türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet tarafından baꢀvurana 64.000
(altmıꢀ dört bin) Euro maddi tazminat ödenmesine;
b) yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına
kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının
üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına,
4. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMĐꢀTĐR.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragraflarına uygun olarak 20 Mayıs 2008 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.
7
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło