46506/99;46569/99;46570/99;46939/99

WyrokETPCz2004-10-14ECLI:CE:ECHR:2004:1014JUD004650699

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy obecność sędziego wojskowego w składzie sądu bezpieczeństwa państwa (DGM) narusza prawo do niezawisłego i bezstronnego sądu, gwarantowane przez art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał powtórzył swoje wcześniejsze orzecznictwo, zgodnie z którym obecność sędziego wojskowego w składzie sądów bezpieczeństwa państwa (DGM) w Turcji, zwłaszcza w sprawach dotyczących przynależności do organizacji nielegalnych, budzi uzasadnione obawy co do niezależności i bezstronności sądu. Skarżący mieli prawo obawiać się, że sąd nie był wolny od wpływu czynników niezwiązanych ze sprawą. W konsekwencji, Trybunał uznał, że skarżący nie zostali osądzeni przez niezawisły i bezstronny sąd, co stanowi naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji.
Stan faktyczny
Czterech skarżących, obywatele tureccy, zostało zatrzymanych 27 i 28 kwietnia 1998 r. i oskarżonych o przynależność do nielegalnej organizacji TIKP oraz o działania takie jak udział w demonstracjach i rozpowszechnianie ulotek. Zostali osądzeni przez Sąd Bezpieczeństwa Państwa w Ankarze (Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi), w skład którego wchodził sędzia wojskowy. Sąd ten skazał ich 9 października 1996 r. za pomoc i wspieranie nielegalnej organizacji, a wyrok został utrzymany w mocy przez Sąd Kasacyjny 20 maja 1998 r.
Rozstrzygnięcie
Stwierdza, że skarga jest dopuszczalna. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji w związku ze skargą dotyczącą niezależności i bezstronności Sądu Bezpieczeństwa Państwa w Ankarze. Stwierdza, że nie ma potrzeby rozpatrywania innych skarg przedstawionych w kontekście art. 6 ust. 3 Konwencji. Stwierdza, że samo stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową. Zasądza 3 000 EUR na pokrycie kosztów i wydatków, płatne skarżącym łącznie. Odrzuca pozostałe żądania skarżących dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   AVRUPA   OF EUROPE   KONSEYİ   AVRUPA KONSEYİ   İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   ÜÇÜNCÜ DAİRE   DURMAZ VE DİĞERLERİ /TÜRKİYE   (Başvuru No: 46506/99, 46569/99, 46570/99 ve 46939/99)   KARAR   STRAZBURG   Ekim 2004   Kesinleşme   14/01/2005   Özet Tercüme   __________________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2004. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Haklan Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme'yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın   adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri   Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı'na atıfta bulunmak suretiyle ticari   olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USULİ İŞLEMLER   Dava, Kerem Durmaz, Ulaş Işık, Taci Sabri Unutmaz, ve Hasan Sezal ( “başvuranlar” ) isimli   dört Türk vatandaşı tarafından AİHS’nin 34. maddesi uyarınca Avrupa İnsan Hakları   Komisyonu’na (“Komisyon”), 8 Aralık 1998 tarihinde Türkiye aleyhine 46506/99, 46569/99,   46570/99 ve 46939/99 no ile yapılan başvurulardan kaynaklanmaktadır.   Mahkeme 4 Eylül 2001 tarihinde başvuruların birleştirilmesine, kısmi kabul edilebilir   bulunduğunun ilan edilmesine ve başvuranların bağımsız ve tarafsız bir Mahkeme tarafından   yargılanmadığı hakkındaki şikayetlerin Hükümet’e bildirilmesine karar vermiştir. Ayrıca 7   Kasım 2002 tarihinde Sözleşmenin 29/3 maddesi uyarınca esasların kabuledilebilirlikle   birlikte incelenmesine karar vermiştir.   OLAYLAR   İlk başvuran 1980, ikinci başvuran 1977, üçüncü başvuran 1979 ve dördüncü başvuran da   doğumludur. Başvuranlar 27 ve 28 Nisan 1998 tarihlerinde Ankara Emniyet Müdürlüğü   Terörle Mücadele Şubesi tarafından gözaltına alınmışlardır.   Başvuranlar, 7 Mayıs 1996 tarihinde Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi savcısı ve sonra da   sorgu hakimi huzuruna çıkarılmışlardır. Sorgu hakimi başvuranların tutuklu yargılanmalarına   karar vermiştir.   Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı 23 Mayıs 1996 tarihli iddianamesi gereğince   başvuranlar aleyhinde işlemleri başlatmış ve yasadışı örgüt TIKP’ye üye olmakla suçlamıştır.   (Türkiye İhtilalci Komünist Partisi). Başvuranlar, 1 Mayıs ve 8 Mart Kadınlar gününe   katılarak slogan atmak ve TIKP adına broşür dağıtmak gibi eylemlerde bulunmakla   suçlanmışlardır. Savcı, başvuranların Ceza Kanununun 168/2 maddesi uyarınca   yargılanmalarını istemiştir.   İki sivil ve bir askeri hakimden oluşan Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi, 9 Ekim 1996   tarihinde başvuranların TIKP üyesi olduğuna karar vermek için kanıtların yeterli olmadığına   karar vermiş, ancak Ceza Kanunu’nun 169. maddesi uyarınca yasadışı örgüte yardım ve   yataklık etmekten suçlu bulmuştur. İlk, ikinci ve üçüncü başvuranlar iki yıl altı ay hapse,   dördüncü başvuran da üç yıl dokuz ay hapse mahkum etmiştir.   Başvuranlar temyiz için başvurmuşlardır. Yargıtay Başsavcısı 24 Aralık 1997 tarihinde   başvurunun esasları hakkındaki görüşlerini sunmuştur. Bu görüş başvuranlara bildirilmemiş   ancak, 18 Mart 1998 tarihli duruşmada okunmuştur.   Yargıtay, 20 Mayıs 1998 tarihinde, başvuranların dilekçesini reddederek, Ankara Devlet   Güvenlik Mahkemesi’nin kararını onamıştır. Karar, 10 Haziran 1998 tarihinde ilan edilmiştir.   Başvuranların karar düzeltme talebi 30 Haziran 1998 tarihinde reddedilmiştir.   II. İLGİLİ İÇ HUKUK   İç hukuk ile ilgili detaylar Özel/Türkiye davasında ( 42739/98) bulunabilir.   HUKUK   SÖZLEŞMENİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI   Başvuranlar, öncelikle Ankara DGM’de askeri bir hakimin bulunması sebebiyle bağımsız ve   tarafsız olmayan bir mahkemece yargılandıklarından şikayetçi olmuşlardır. Başvuranlar,   itiraz aşamasında savcının görüşlerinin kendilerine bildirilmediğini ileri sürerek silahların   eşitliği ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir. Bu bağlamda 6. maddenin ihlal edildiğini   ileri sürmüşlerdir.   A. Kabul Edilebilirlik   Hükümet, Sözleşmenin 35. maddesi bağlamında altı ay kuralına uymadığı için başvuranların   Ankara DGM’nin bağımsız ve tarafsızlığı ile ilgili şikayetlerinin reddedilmesi gerektiğini   düşünmektedir. Bu hususta başvuranlar, Ankara DGM’nin karar verdiği 9 Ekim 1996   tarihinden itibaren altı ay içinde Mahkeme’ye başvurmalıydı.   Mahkeme, Hükümet’in benzer şekildeki ilk itirazlarını daha önce de incelediğini ve   reddettiğini tekrarlayarak, bu dava hakkında farklı bir sonuca varmasını gerektirecek durumlar   olmadığını tespit etmiştir.   Bu nedenle Mahkeme Hükümet’in ilk itirazlarını reddetmiştir.   Mahkeme, içtihatlarının ve kendisine sunulan belgelerin ışığında davanın ancak esasların   incelenmesiyle çözülebilecek olaylarla ve hukukla ilgili karmaşık konuları gündeme   getirdiğini belirtmiştir. Mahkeme bu nedenle başvurunun Sözleşmenin 35/3 maddesinin   anlamı dahilinde temelden yoksun olmadığı sonucuna varmıştır. Kabul edilemez bulunması   için hiçbir sebep tespit edilmemiştir.   B. Esaslar   1. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı   Hükümet, DGM’lerin devletin bütünlüğüne ve güvenliğine yöneltilen tehditlerle ilgilenmek   üzere kanunla kurulduğunu savunmuştur. Hükümet’e göre başvuranların Ankara DGM’nin   bağımsızlığından ve tarafsızlığından endişe etmesi yersizdir. Hükümet, bunun yanısıra askeri   savcıların DGM’lerdeki görevlerini sona erdiren 1999 yılında yapılan anayasal değişikliğe   değinmiştir.   Mahkeme daha önce benzer davaları incelediğini ve Sözleşmenin 6/1 maddesinin ihlali   yönünde karar verdiğini belirtmiştir. Mahkeme bu davada farklı bir karara varmak için sebep   görmemektedir. Yasadışı bir örgüte üye olmak ve yardım ve yataklık etmek suçlarından askeri   bir hakimin görev aldığı DGM’lerde yargılanan başvuranların endişe duymaları anlaşılabilir   bir durumdur. Bu hususta Ankara DGM’nin dava ile ilgilisi olmayan konulardan   etkilenmesinden korkmakta haklıdırlar.   Mahkeme yukarıda anlatılanların ışığında Sözleşmenin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine karar   vermiştir.   Sözleşmenin 6. maddesi bağlamında sunulan diğer şikayetler   Başvuranların adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin kararına bağlı olarak   Mahkeme, Sözleşmenin 6/3 maddesi bağlamındaki diğer şikayetleri incelemeye gerek   görmemiştir.   II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI   A. Tazminat   Başvuranlar, maddi zararla ilgili olarak her biri için, 5,000 Euro, manevi zararla ilgili olarak   ise 100,000 Euro ödenmesini talep etmişlerdir.   Hükümet başvuranların taleplerinin reddini istemiş ve talep edilen meblağların fahiş ve haksız   olduğunu savunmuştur.   Mahkeme, manevi zararla ilgili olarak 6. madde hakkındaki ihlal kararının yeterli bir tazmin   oluşturduğunu düşünmektedir.   Başvuranın Sözleşmenin 6/1 maddesinin anlamı dahilinde bağımsız ve tarafsız bir   mahkemece yargılanmadığına karar verildiği durumlarda Mahkeme, uygulanabilecek en iyi   çözümün başvuranların bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yeniden yargılanması   olduğunu belirtmiştir. (Gençel/Türkiye, no. 53431/99, prg. 27, 23 Ekim 2003).   B. Mahkeme Masrafları   Başvuranlar mahkeme masrafları için miktar belirlememiş Mahkeme huzurunda yapılan   işlemler için yapılan harcamaların ödenmesini talep etmişlerdir.   Hükümet, mahkeme masraflarının belgelendirilmediğini belirtmiştir.   Mahkeme makul talepler ve gerekli olduğu için yapılan harcamalar için ödeme yapılmasına   karar verecektir.   Yukarıda sunulan bilgiler ve Mahkeme içtihatları ışığında Mahkeme, 3,000 Euro ödenmesine   karar vermiştir.   C. Gecikme Faizi   Mahkeme Avrupa Merkez Bankası’nın uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde   edilecek oranın gecikme faiz oranı olarak benimsenmesine karar vermiştir.   BU NEDENLERDEN DOLAYI MAHKEME OYBİRLİĞİYLE   1. Başvurunun kabul edilebilir olduğuna;   2. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığına ve tarafsızlığına ilişkin   şikayetle ilgili olarak Sözleşmenin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;   3. Sözleşmenin 6/3 maddesi bağlamında sunulan diğer şikayetlerin incelenmesine gerek   olmadığına;   4. Manevi tazminat ile ilgili olarak ihlal bulgusunun tek başına tazmin için yeterli   olduğuna;   5. a) Sorumlu Devletin mahkeme masrafları ile ilgili olarak Sözleşmenin 44/2 maddesi   uyarınca başvuranlara kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde 3,000   Euro’nun ödeme günündeki kur üzerinden Türk Lirasına çevrilerek ve   uygulanabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödenmesine;   b) Üç aylık sürenin aşılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için yukarıdaki   meblağlara Avrupa Merkez Bankası’nın uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek   suretiyle elde edilecek oranın gecikme faiz oranı olarak uygulanmasına ;   6. Başvuranların diğer adil tazmin taleplerinin reddine   KARAR VERMİŞTİR.   Karar İngilizce çıkmıştır ve Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragrafları uyarınca 14 Ekim 2004 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 26.07.2026. · Źródło