46733/99

WyrokETPCz2006-04-11ECLI:CE:ECHR:2006:0411JUD004673399

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy skazanie skarżącego za propagandę separatystyczną, opartą na krytycznym artykule dotyczącym polityki państwa, stanowiło naruszenie jego prawa do wolności wyrażania opinii gwarantowanego przez art. 10 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że skazanie skarżącego stanowiło ingerencję w jego wolność wyrażania opinii, która, choć miała uzasadniony cel ochrony integralności terytorialnej, nie była „konieczna w społeczeństwie demokratycznym”. Trybunał podkreślił, że artykuł skarżącego, choć ostry i krytyczny wobec polityki państwa, nie nawoływał do zbrojnego oporu, buntu ani nienawiści. W związku z tym, krajowe sądy przekroczyły margines oceny, a zastosowane środki nie były proporcjonalne do realizowanego celu.
Stan faktyczny
Skarżący, Mehmet Hatip Dicle, były turecki parlamentarzysta, został skazany za propagandę separatystyczną na podstawie artykułu, który napisał, będąc w więzieniu. Artykuł ten, opublikowany w książce, krytykował politykę państwa tureckiego, zwłaszcza w regionach zamieszkanych przez ludność kurdyjską. Po skazaniu przez Sąd Bezpieczeństwa Państwa (DGM) i potwierdzeniu wyroku przez Sąd Kasacyjny, wykonanie kary zostało zawieszone, a następnie, po trzech latach bez popełnienia przestępstwa, wyrok został anulowany, a wpis do rejestru karnego usunięty.
Rozstrzygnięcie
Skargi dotyczące wolności wyrażania opinii (art. 10) uznane za dopuszczalne. Pozostałe skargi uznane za niedopuszczalne. Stwierdzono naruszenie art. 10 Konwencji. Zasądzono na rzecz skarżącego 2 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe. Zasądzono na rzecz skarżącego 1 500 EUR tytułem zwrotu kosztów i wydatków, pomniejszone o 701 EUR otrzymanej pomocy prawnej. Odrzucono pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

ღꢀ   ღ ^ ^ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _   C O N S E IL D E ^   L ' E U R O P E   ^ A V R U P A   KONSEYÎ   ^ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   DİCLE - TÜRKİYE DA VASİ (no:2)   (Başvuru no: 46733/99)   KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ   ? STRAZBURG   1 N isa n 2 0 0 6   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   İşbu karar AİHS’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup,   şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (46733/99) başvuru no’lu davanın nedeni bu ülke   vatandaşı Mehmet Hatip Dicle’nin (başvuran) Avıııpa İnsan Hakları Mahkemesi’ne 18 Şubat   9 9 4 t a r i h i n d e A v r u p a İ n s a n H a k l a r ı S ö z l e ş m e s i n i n T e m e l İ n s a n H a k l a r ı m g ü v e n c e a l t ı n a   alan 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuran Avrupa İnsan Hakları   Mahkemesi (AİHM) önünde Ankara Barosu avukatlarından L. Kaplan tarafından temsil   edilmektedir.   OLAYLAR   9 5 5 d o ğ u m lu b a ş v u r a n , s iy a s e tç i v e e s k i b ir m ille tv e k ilid ir ,   Türkiye Büyük Millet Meclisi 2 Maıt 1994 tarihinde aralarında başvuranın da yer aldığı bazı   DEP (Demokrasi Partisi) milletvekillerinin milletvekilliği dokunulmazlığım kaldırmıştır.   ( Haziran 1994 tarihinde Anayasa Mahkemesi, DEP’in Devletin toprak bütünlüğüne ve   ulusal birliğe saldırıda bulunduğu gerekçesiyle feshedilmesine karar vermiştir.   A ra lık 1 9 9 5 ’te İn s a n H a k la rı E v re n s e l B ild irg e s in in k a b u l e d iliş in in y ıld ö n ü m ü d o la y ıs ıy la   başvuran «Türkiye’de İnsan Haklarinın Panoraması» adlı bir konferansa davet edilmiştir.   Başvuran o dönemde mahkum olduğundan hapiste hazırladığı bir yazıyı göndermiştir.   İnsan Hakları Demeği Ankara Şubesi Temmuz 1996 tarihinde bu konferansa ilişkin söyleşi ve   yazıları «Türkiye’de İnsan Haklarinın Panoraması» başlıklı bir kitapta yayımlamıştır.   Bunun üzerine Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı, sözkonusu   kitapta yer alan bazı yazıların yazarları hakkında soruşturma açılmasını istemiştir.   DGM Cumhuriyet Savcısı 21 Ekim 1996 tarihli bir iddianame ile 3713 sayılı Terörle   Mücadele Kanunu’nun 8 § 1. maddesi uyarınca Devletin toprak bütünlüğüne ve Türk   ulusunun bölünmez üniter yapısına karşı yayın yoluyla bölücülük propagandası yapmak   suçundan başvuranın mahkumiyetini talep etmiştir.   ( Aralarında askeri bir hakimin de yer aldığı üç hakimden oluşan DGM heyeti, 8 Ekim 1997   tarihli bir kararla sözkonusu yazıdan bazı bölümlere atıfta bulunarak, 3713 sayılı Terörle   Mücadele Kanunu’nun 8 § 1. maddesi uyarınca bölücülük propagandası yapma suçundan   suçlu bulmuş ve başvuranı bir yıl hapis ve 100.000.000 TL. (61 Euro) para cezasına   çarptıımıştır.   Başvuran Yargıtay’da temyiz başvurusunda bulunmuş ve Yargıtay 21 Mayıs 1998 tarihli bir   kararla başvuranın işlediği suçun TCK’mn 312 § 2. maddesi kapsamına girmesinden dolayı   İlk derece mahkemesinin kararım bozmuştur.   Bu karar DGM tarafından yeniden incelenmiş ve 5 Ağustos 1998 tarihli bir kararla başvuran   bu defa TCK’nın 312 § 2. maddesine dayalı olarak bir yıl hapis ve 420.000 TL. para cezasına   çarptırılmıştır.   Yargıtay 19 Kasım 1998 tarihinde DGM’nin kararını onamıştır.   8 A ğ u s t o s 1 9 9 9 t a r i h i n d e y ü r ü r l ü ğ e g i r e n 4 4 5 4 s a y ı l ı K a n u n ’ a d a y a l ı o l a r a k , D G M b a ş k a n ı   Eylül 1999 tarihli bir kararla başvuran hakkında verilen cezanın ertelenmesini   kararlaştırmıştır.   DGM, 30 Mayıs 2003 tarihinde başvuranın üç yıl boyunca hiçbir suça karışmadığı tespitiyle   mahkumiyetinin sona ermesine karar vermiştir. Böylelikle başvuranın adli sicil kaydı   silinmiştir.   HUKUK AÇISINDAN   I. KABULEDİLEBİLİRLİĞE İLİŞKİN   A. Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ve yargılamanın adilliği   ^ AİHM, Devlet Güvenlik Mahkemesinin 4454 sayılı Kanun’un hükümleri uyarınca başvuran   hakkında verilen cezanın infazının ertelenmesine karar verdiğini ve ilgili hakkmdaki cezanın   yok sayıldığım not etmektedir.   AİHM, mahkumiyet kararımn uygulanmamasının ilgili cezaların kaldırılmasına dair iç   hukukta özel hukuki bir mekanizma uyarınca gerçekleştirildiğini, ayrıca bunun adli sicil   kaydının silinmesine olanak tanıdığım gözlemlemektedir.   AÎHM’ye göre bir mahkumiyet cezasının kaldırılması sonucu itibariyle özellikle başvuran   tarafından aynı tip suça karışmayı engellemektedir (Bkz. diğerleri arasında Erdoğdu-Türkiye   kararı, no: 25723/94, § 72, AİHM 2000-VI). Bununla birlikte, olayların koşulları dikkate   alındığında, ilgili hakkmdaki mahkumiyet kararımn kaldırılması ve adli sicilin silinmesi   sonucu Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığına ve tarafsızlığına ve yargılamanın   adilliğine ilişkin şikayetlerinden kaynaklanan ilgili zararları tazmin etmektedir. Başvuran bu   durumdan zarara uğramış görünmediğinden, AİHS’nin 34. maddesi uyarınca Devlet Güvenlik   Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkmdaki şikayetlerinin incelenmesinde bir yarar   bulunmamaktadır (Bkz. Aslı Güneş-Türkiye kararı, no: 53916/00, 13 Mayıs 2004, Koç ve   Tambaş-Tiirkiye kararı, no: 46947/99,24 Şubat 2005).   v Bu şikayetlerin AİHS’nin 35 §§ 3. ve 4. maddeleri uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.   B. AİHS’nin 9. ve 10. maddesi hakkmdaki şikayetler   AİHM, başvuranın 9. ve 10. maddeler hakkında yapmış olduğu şikayetlerin AİHS’nin 35 § 3.   maddesi uyarınca dayanaktan yoksun olmadığı tespitinde bulunmaktadır. Bu şikayetlerin   kabuledilemezliğine dair hiçbir gerekçe yer almamaktadır. O halde bunların kabuledilmesi   gerekir.   II. ESAS HAKKINDA   Başvuran, mahkumiyet kararının ifade ve düşünce özgürlüğünün ihlaline yol açtığından   şikayetçi olmakta, bu yönde AİHS’nin 9. ve 10. maddelerine atıfta bulunmaktadır. AİHM, bu   şikayetlerin AİHS’nin 10. maddesi çerçevesinde incelenmesine itibar etmektedir.   AİHM, sözkonusu mahkumiyet kararının AİHS ’nin 10 § 1. maddesi ile güvence altına alman   başvuranın ifade özgürlüğüne bir müdahaleyi oluşturduğuna dair taraflar arasında bir ihtilafa   yer verilmediğini not etmektedir. Sözü edilen müdahalenin AİHS’nin 10 § 2. maddesi   gereğince toprak bütünlüğünün korunması gibi meşru bir amaç taşıdığına itiraz   edilmemektedir (Bkz. Yağmurdereli-Türkiye karan, no: 29590/96, § 40, 4 Haziran 2002).   AİHM bunu dikkate almaktadır. Bununla birlikte, bu müdahalenin demokratik bir toplum için   gereklilik oluşturup oluşturmadığının bilinmesi gerekir.   AİHM, buna benzer şikayetlerin daha önce de dile getirildiği ve bunların AİHS’nin 10.   maddesinin ihlali ile sonuçlandığı tespitinde bulunmaktadır (Bkz. özellikle Ceylan-Türkiye   n o : 2 3 5 5 6 / 9 4 , § 3 8 , A İ H M 1 9 9 9 - I V , Ö z t ü r k - T ü r k i y e n o : 2 2 4 7 9 / 9 3 , § 7 4 , A İ H M 1 9 9 9 - V I ,   İbrahim Aksoy-Türkiye no: 28635/95, 30171/96 ve 34535/97, § 80, 10 Ekim 2000, Karkm-   Türkiye § 39 ve Kızılyaprak-Türkiye no: 27528/95, § 43, 2 Ekim 2003 kararlan).   AİHM, mevcut davayı mahkemenin yerleşik içtihatları doğrultusunda incelemiş Hükümetin   davanın seyrini farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir tespiti ve delili sunmadığına itibar   etmiştir. Mahkeme yayımlanan makalede yer alan ifadeleri ve kullanılan terimleri dikkatli bir   biçimde değerlendirecektir, bu noktada özellikle terörle mücadelede karşılaşılan güçlükleri   göz önünde bulundurmaktadır (Bkz. sözü edilen İbrahim Aksoy kararı, § 60 ve Incal-Türkiye   kararı, 9 Haziran 1998,1998-1, s. 1568, § 58).   Bahse konu yazı ülkede insan haklarının durumunun genel olarak değerlendirilmesi ve   özellikle Savunmacı Devlet tarafından Kürt kökenli vatandaşların çoğunlukla bulunduğu   bölgelerde sürdürülen politikanın eleştirisi üzerinedir.   AİHM, Yargıtay’ın sözkonusu yazıda yer alan ifadeleri halkı kine ve düşmanlığa tahrik eden   unsurlar olarak değerlendirdiğini hatırlatmaktadır.   AİHM, iç hukukta alınan kararlarda yer alan gerekçelerin bizzat başvuranın ifade özgürlüğüne   bir müdahaleyi teyit eder nitelikte olduğunu incelemiştir (Bkz. mutatis mutandıs, Sürek-   Türkiye (no: 4) kararı, no: 24762/94, § 58, 8 Temmuz 1999). AİHM, kullanılan ifadelerle sert   bir tonda özellikle Devletin en olumsuz yönlerini ortaya koyan bir tablonun çizildiğini fakat   ne silahlı direnişi ne başkaldırıyı ne de kin dolu bir söylemin sözkonusu olduğunu   gözlemlemektedir. AİHM nezdinde dikkate alınması gereken asıl husus budur (Bkz. a   contrario, Sürek-Türkiye kararı (no:î) no: 26682/95, § 62, AİHM 1999-IV, ve Gerger-Türkiye   karan, no: 24919/94, § 50, 8 Temmuz 1999).   Sonuç olarak, başvuramn mahkumiyeti «demokratik bir toplum için gereklilik»   oluşturmamaktadır ve AİHS’nin 10. maddesi ihlal edilmiştir.   III. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI   A. Tazminat   Başvuran 20.000 Euro’ya varan maddi zarara uğradığını iddia etmekte, ayrıca 20.000 Euro   manevi tazminat talep etmektedir.   Hükümet, bu miktarlara karşı çıkmıştır.   AÎHM, başvuranın maddi gelir kaybına uğradığını gösterir hiçbir delili sunmadığım   hatırlatmaktadır. Bu nedenle bu talep reddedilmektedir.   AÎHS’nin 41. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun, manevi tazminat olarak başvurana 2.000   Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.   B. Masraf ve harcamalar   Başvuran iç hukukta ve AÎHM nezdinde yapmış olduğu yargı giderleri için 5.500 Euro talep   etmiş, bu yönde Ankara Barosu’nun ücret tarifesini sunmuştur.   Hükümet bu miktara karşı çıkmıştır.   Mahkemeye sunulan unsurlar ve bu yöndeki yerleşik içtihat doğrultusunda AİHM, tüm yargı   giderleri için başvurana 1.500 Euro ödenmesine ve bu miktardan Avrupa Konseyi tarafından   verilen adli yardım miktarı 701 Euro’nun düşülmesine karar vermiştir.   C . G e c ik m e F a iz i   AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3   puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,   1. Başvuranın ifade özgürlüğünün ihlal edildiği yönündeki şikayetlerinin kabuledilebilir   bunun dışında kalanların kabuledilemez olduğuna;   2. A İ H S ’n i n 10. m a d d e s i n i n ihlal edildiğine;   . A İ H S ’ n i n 4 4 § 2 . m a d d e s i g e r e ğ i n c e k a r a r ı n k e s i n l e ş t i ğ i t a r i h t e n i t i b a r e n ü ç a y i ç i n d e ,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümetin   başvurana:   i .   m a n e v i t a z m i n a t o l a r a k 2 . 0 0 0 ( i k i b i n ) E u r o ;   ii.   masraf ve harcamalar için 1.500 (bin beş yüz) Euro’dan Avrupa Konseyi   tarafından verilen 701 (yedi yüz bir) Euro’nun çıkarılarak kalan kısmı ödemesine;   belirtilen miktarların her türlü vergiden muaftutulmasına;   iii.   b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez   Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin   uygulanmasına;   4. A d i l t a z m i n e i l i ş k i n d i ğ e r t a l e p l e r i n reddine;   KARAR VERMİŞTİR.   îşbıı karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.   maddelerine uygun olarak 11 Nisan 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.   6

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło