46749/99

WyrokETPCz2004-12-22ECLI:CE:ECHR:2004:1222JUD004674999

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Ratio decidendi
Trybunał zaakceptował ugodę polubowną osiągniętą między stronami, uznając ją za zgodną z zasadą poszanowania praw człowieka określoną w Konwencji i jej Protokołach dodatkowych. W konsekwencji, Trybunał postanowił skreślić skargę z listy spraw, zgodnie z art. 39 i art. 37 ust. 1 Konwencji oraz regułą 62 ust. 3 Regulaminu Trybunału.
Stan faktyczny
Reşit Kaptan, obywatel turecki, został aresztowany w 1992 roku pod zarzutem wspierania PKK. Twierdził, że był przesłuchiwany w kajdankach i pod przymusem. Był sądzony przez Państwowy Sąd Bezpieczeństwa (DGM), który dwukrotnie go skazał, a wyroki te były uchylane przez Sąd Kasacyjny. Ostatecznie, po zniesieniu DGM, został skazany przez Sąd Karny na 12 lat i 6 miesięcy więzienia.
Rozstrzygnięcie
Sąd jednogłośnie postanowił skreślić sprawę z listy.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYİ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   ÜÇÜNCÜ DAİRE   REŞİT KAPTAN-TÜRKİYE DAVASI   (Başvuru no: 46749/99)   KARAR ÖZET ÇEVİRİSİ   (Dostane Çözüm)   STRAZBURG   Aralık 2004   OLAYLAR   Başvuran Reşit Kaptan, Türk vatandaşı olup 1969 doğumludur. Başvurunun yapıldığı sırada başvuran,   Gaziantep Cezaevi’nde tutuklu bulunmaktaydı.   Ekim 1992 tarihinde, başvuranın terörist faaliyetlere katıldığına ve PKK militanlarına lojistik   destek sağladığına dair R.B. adlı bir şahsın beyanları üzerine başlatılan bir soruşturma çerçevesinde,   Batman Emniyet Müdürlüğü (Emniyet Müdürlüğü) tarafından yakalanmıştır.   Polisler, başvuranı PKK üyeliği hakkında sorgulamışlardır. 25 Ekim 1992 tarihinde başvuran, gözleri   bağlıyken, itiraflarının yer aldığı bir ifade tutanağını imzalamıştır.   Ekim 1992 tarihinde, Emniyet Müdürlüğü’nün talebi üzerine Batman Cumhuriyet Savcısı   başvuranın gözaltı süresini on beş gün uzatmıştır.   Kasım 1992 tarihinde başvuran, sözkonusu Cumhuriyet Savcısı karşısına çıkarılmış ve PKK   mensubu olduğuna dair aleyhindeki iddiaları reddetmiştir.   Aynı gün, Batman Sulh Ceza Hakimi, sorgulama sırasında baskılara maruz kaldığını ileri süren ve   polisler tarafından düzenlenen ifade tutanağının içeriğini inkar eden başvuranın tutuklu yargılanmasına   karar vermiştir.   Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı 10 Aralık 1992 tarihli   iddianameyle, aralarında başvuranın da bulunduğu dokuz kişiyi, Türk Ceza Kanunu’nun 125 ve 168 §   maddeleri uyarınca Devletin bölünmez bütünlüğüne karşı gelmekle ve silahlı çete üyesi olmakla   suçlamıştır.   Haziran 1999 tarihli karar ile bir askeri hakim ve iki sivil hakimden oluşan DGM, başvuranı on iki   yıl altı ay hapsi cezasına mahkum etmiştir.   Ocak 2000 tarihinde Yargıtay, 17 Haziran 1999 tarihli kararı bozmuş ve dava dosyasını DGM’ye   göndermiştir.   Ağustos 2000 tarihinde başvuran şartla tahliye edilmiştir.   Kasım 2001 tarihinde DGM, başvuranı silah çete mensubu olmaktan tekrar mahkum etmiştir.   Bununla birlikte Yargıtay 24 Haziran 2002 tarihinde sözkonusu kararı da bozmuştur.   Haziran 2004 tarihinde, DGM’lerin kaldırılmasını öngören 5190 Sayılı Yasa yürürlüğe girmiştir.   Böylelikle başvuranın dosyası, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi’ne sevk edilmiştir.   ___________________________________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2004. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür   Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve   yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür   Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Kasım 2004 tarihinde Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi başvuranı, Türk Ceza Kanunu’nun 168§2   maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle on iki yıl altı ay hapis cezasına mahkum etmiştir.   Kasım 2004 tarihli yazıda, başvuranın avukatları sözkonusu son kararı temyize gittiklerini   AİHM’ye bildirmişlerdir.   HUKUK AÇISINDAN   AİHM, Hükümet’ten izleyen beyanı almıştır:   “Yukarıda sözü edilen davayı dostane çözüme bağlamak üzere Türk   Hükümeti’nin ex gratia olarak başvuran Reşit Kaptan’a, yapılan tüm masraf ve   harcamaları da kapsayacak şekilde toplam 18 000 (onsekiz bin) Euro tutarında   ödeme yapmayı önerdiğini beyan ederim. Bu miktar, Avrupa İnsan Hakları   Sözleşmesi’nin 39. maddesi uyarınca, AİHM’nin karar verdiği tarihten itibaren   üç ay içinde ödenecektir. Ödemenin yapılması davanın nihai çözümünü teşkil   edecektir. Sözkonusu ödemenin belirtilen üç aylık süre zarfında yapılmaması   durumunda, Hükümet, üç aylık sürenin bitiminden ödemenin yapılmasına kadar   geçen süre boyunca Avrupa Merkez Bankası’nın uyguladığı marjinal kredi   oranından üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz ödemeyi taahhüt eder.   Ayrıca Hükümet, AİHS’nin 43 § 1 maddesi gereğince davanın Büyük Daire’ye   götürülmesini talep etmeyeceğini taahhüt eder.”   Kendi açılarından, başvuranın temsilcilerinden biri aşağıda yer alan beyanı ulaştırmıştır.   “Reşit Kaptan’ın temsilcisi olarak, Türk Hükümeti’nin, AİHM’de görülmekte   olan yukarıdaki davayı dostane çözüme bağlamak amacıyla başvurana ex gratia   olarak, yapılan tüm masraf ve harcamaları da kapsayacak şekilde toplam 18 000   (onsekiz bin) Euro tutarında ödeme yapmaya hazır olduğunu bildiririm.   Bu öneriyi kabul ediyor ve bu başvuruyla ilgili olarak Türkiye Cumhuriyeti   aleyhindeki tüm iddialardan vazgeçiyorum. Bunun, davanın nihai sonucu   olduğunu beyan ederim.   İşbu beyan, dostane çözüm çerçevesinde Hükümet ve tarafım arasında   yapılmıştır.   Ayrıca kararın açıklanmasından sonra, AİHS’nin 43 § 1 maddesi gereğince   davanın Büyük Daire’ye götürülmesini talep etmeyeceğini taahhüt ederim.”   AİHM, tarafların üzerinde anlaşmaya vardıkları ve bu kararın kabulünden önceki olayları kapsayan   dostane çözümü kaydeder (Sözleşme’nin 39. maddesi). Bu çözümün, Sözleşme ve Ek Protokoller’de   tanımlanan insan haklarına saygı ilkesine uygun olduğu kanaatindedir (Sözleşme’nin 37§1 ve   içtüzüğün 62§3 maddeleri).   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,   1. 1.   2.   Davanın, zabıtlardan düşürülmesine karar vermiştir.   Ve tarafların davanın Büyük Daire’de tekrar görüşülmesini talep etmeyeceklerine ilişkin   taahhütlerini kaydetmiştir.   İşbu karar, 22 Aralık 2004 tarihinde, İçtüzüğün 77. maddesinin 2. ve 3. fıkralarına uygun bir biçimde   Fransızca verilmiş ve yazılı olarak tebliğ edilmiştir.

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło