47116/99
WyrokETPCz2004-11-30ECLI:CE:ECHR:2004:1130JUD004711699
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania karnego przeciwko skarżącemu naruszyła jego prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie zgodnie z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji, ponieważ postępowanie karne przeciwko skarżącemu trwało łącznie siedemnaście lat, osiem miesięcy i dwadzieścia siedem dni, z czego jedenaście lat, siedem miesięcy i dwadzieścia dwa dni przypadało na okres objęty jurysdykcją Trybunału. Mimo uznania złożoności sprawy, Trybunał uznał, że tak długi czas trwania postępowania nie może być usprawiedliwiony wyłącznie tą złożonością. Trybunał doszedł do wniosku, że przewlekłość postępowania wynikała z niewystarczającego zaangażowania sądów krajowych w prowadzenie sprawy.Stan faktyczny
Skarżący, Şemsettin G., urodzony w 1952 roku, został aresztowany 22 grudnia 1980 roku pod zarzutem przynależności do nielegalnej organizacji. 19 lutego 1985 roku został skazany na dwadzieścia cztery lata więzienia przez Sąd Wojenny w Diyarbakırze w ramach procesu obejmującego 624 oskarżonych. Po apelacji, wyrok został uchylony 10 kwietnia 1990 roku, a skarżący został zwolniony 29 lipca 1990 roku. Po zniesieniu sądów wojennych, sprawa została przekazana do Sądu Karnego w Diyarbakırze, który 13 lipca 1998 roku umorzył postępowanie z powodu przedawnienia.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie stwierdził naruszenie art. 6 § 1 Konwencji z powodu długości postępowania. Zasądził na rzecz skarżącego 12 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 2 000 EUR tytułem kosztów i wydatków. Odrzucił pozostałe roszczenia skarżącego dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYİ
GÜMÜŞTEN/TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru No: 47116/99)
Strazburg Kasım 2004
Bu karar Sözleşme'nin 44 § 2 maddesinde belirtilen şartlar uyarınca kesinlik kazanacaktır. Editör
tarafından revizyona tabi tutulması mümkündür.
USULİ İŞLEMLER
1. Dava, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ("Sözleşme") 34. maddesi uyarınca Türkiye aleyhine Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi'ne Türk vatandaşı Şemsettin G. ("başvuran") tarafından 19 Kasım 1998 tarihinde
yapılan başvurudan (no. 47116/99) kaynaklanmaktadır.
2. Başvuran Ankara'da çalışan bir avukat olan Ö. Ö. tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti
("Hükümet") AİHM önündeki dava işlemleri için Ajan tayin etmemiştir.
3. Başvuran AİHS'nin 6 § 1 maddesi uyarınca aleyhinde yürütülen cezai işlemlerin "makul bir süre
içerisinde" bitirilmediğini iddia etmektedir.
4. Başvuru AİHM'nin Dördüncü Dairesi'ne verilmiştir (Mahkeme İç Tüzüğü Madde 52 § 1) Bu Daire içer-
isinde Madde 26 § 1 uyarınca davayı görecek olan Heyet (AİHS'nin 27 § 1 maddesi) oluşturulmuştur.
5. AİHM, 1 Kasım 2001'de Dairelerinin yapısını değiştirmiştir (Madde 25 §1). Bu dava yeni
oluşturulan Dördüncü Daire'ye verilmiştir (Madde 52 § 1).
6. Mahkeme 10 Şubat 2004 tarihli kararıyla başvuruyu kabul edilebilir bulmuştur.
7. Başvuran ve Türk Hükümeti esasa ilişkin görüşlerini bildirmiştir.
OLAYLAR
I. DAVA ŞARTLARI
8. Başvuran 1952 doğumludur ve Mardin'de yaşamaktadır.
9. 22 Aralık 1980 tarihinde yasadışı bir ö rgüte üye olduğu şüphesiyle tutuklanarak polisnezaretine
alınmıştır.
10. Diyarbakır Sıkıyönetim Mahkemesi, 10 Mart 1981 tarihinde başvuranın tutuklu
yargılanmasına karar vermiştir.
11. 14 Eylül 1981'de Diyarbakır Sıkıyönetim Mahkemesi Savcılığı, Diyarbakır Sıkıyönetim Mahkemesi'ne
başvuranı yasadışı bir örgüt üyesi olmakla suçlayan bir iddianame sunmuştur. Savcılık başvuranın Ceza
Kanunu'nun 168 §1 maddesi uyarınca cezaya çarptırılmasını istemiştir.
12. Diyarbakır Sıkıyönetim Mahkemesi, 19 Şubat 1985'te başvuranı suçlu bulmuş ve yirmi dört yıl hapse
mahkûm etmiştir. Başvuran, Diyarbakır Sıkıyönetim Mahkemesi'nde 624 zanlıyla beraber yargılanmıştır.
13. Başvuranın temyize gitmesinin ardından davası Askeri Yargıtay'a gönderilmiştir.
14. 10 Nisan 1990'da Askeri Yargıtay, Diyarbakır Sıkıyönetim Mahkemesi'nin söz konusu suça ilişkin
iç hukuku yanlış yorumladığı gerekçesiyle bu mahkemenin kararını bozmuştur.
15. Başvuran, 29 Temmuz 1990'da serbest bırakılmıştır.
16. 27 Aralık 1993'te Sıkıyönetim Mahkemeleri'ni kaldıran 3953 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinin ar-
dından başvuranın davası Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmeye başlanmıştır.
17. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, 13 Temmuz 1998'de söz konusu suçun Ceza Kanunu'nun 168 § maddesi kapsamına girdiğine ve dolayısıyla Ceza Kanunu'nun 102 ve 104. maddelerinde
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2004. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
belirtilen yasal zaman aşımının dolduğuna karar vermiştir. Buna göre başvuran aleyhindeki cezai işlemlerin
durdurulmasını emretmiştir.
18. 10 Eylül 1998'de başvurana ilişkin karar kesinlik kazanmıştır.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMA
19. İlgili iç hukuk ve uygulamalar Şahiner/Türkiye , no. 29279/95, AİHM 2001-IX'da bulunabilir.
HUKUK
I. AİHS'NİN 6 § 1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
20. Başvuran, kendisine karşı yürütülen cezai işlemlerin, AİHS'nin 6 § 1 maddesinde öngörülen makul bir
süre içerisinde bitirilmediğinden şikâyet etmektedir. Söz konusu madde şu şekildedir:
"Herkes- kendisine yöneltilen suçlamalara ilişkin olarak- bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre
içinde görülmesini istemek hakkına sahiptir."
21. Hükümet başvuranın iddialarına itiraz etmiştir. Binlerce dosyanın incelenmesinde karşılaşılan zorluklar
göz önüne alındığında, başvuran aleyhine yürütülen cezai işlemlerin gereğinden uzun sürmediğini iddia etmiştir.
Ayrıca Hükümet, davanın karmaşıklığını ve başvuranın işlediği iddia edilen suçların niteliğini de vurgulamıştır.
Mahkemelerin, başvuran da dahil etkinlikleri ve birbirleriyle ilişkilerinin saptanması gereken toplam 624 zanlıyı
kapsayan bir dava ile uğraştığını belirtmiştir. Bu bağlamda Hükümet, Diyarbakır Sıkıyönetim Mahkemesi'nin 19
Şubat 1985 tarihli kararının 1977 sayfadan oluştuğuna ve arşivlerde bu davaya ilişkin 90 dava dosyası bulunduğuna
dikkat çekmiştir. Ayrıca başvuran aleyhinde verilen ilk karar ile mahkûmiyetin bozulmasından sonra başvuran
dahil 188 zanlıya ilişkin işlemlerin Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi'nde başladığını iddia etmiştir. Bu mahkeme
ifadelerini almak için zanlıların ve tanıkların nerede olduğunu belirlemek zorunda kalmıştır. Hükümet bu etkenler-
in dava işlemlerinin uzun sürmesini açıkladığını ve yargılama mercilerinin ihmalinden ya da gecikmesinden söz
edilemeyeceğini öne sürmüştür.
A. Dikkate alınması gereken süre
22. AİHM, dava işlemlerinin 22 Aralık 1980'de, başvuranın tutuklandığı gün başladığını ve 10 Eylül 1998'de,
Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi'nin nihai kararı açıklandığında sona erdiğini belirtmektedir. Dolayısıyla işlemler
on yedi yıl, sekiz ay ve yirmi yedi gün sürmüştür.
23. AİHM'nin yargılama yetkisinin ratione temporis 'i yalnızca Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Komisy-
onu'na bireysel başvuru hakkını kabul ettiği tarih olan 28 Ocak 1987'den sonra geçen on bir yıl yedi ay ve yirmi iki
günü göz önüne alabilmesine neden olmaktadır. Yine de AİHM, dava işlemlerinin yukarıda belirtilen tarihteki
durumunu da dikkate almalıdır (bkz. Şahiner , § 22 ve Cankoçak/Türkiye , no. 25182/94 ve 26956/95, §§ 25-26, Şubat 2001). Bu kritik tarihte işlemler zaten altı yıldan uzun süredir devam etmekteydi.
B. Davanın uzunluğu
24. AİHM hem ilk derece hem de temyiz işlemlerinde ciddi gecikmeler olduğunu düşünmektedir. Başvuranın
ve diğer çok sayıda zanlının aleyhine açılan davanın karmaşık bir dava olduğunu kabul edebilir. Ama buna rağmen
dava işlemlerinin on yedi yıl, sekiz ay ve yirmi yedi gün sürdüğü ve AİHM'nin bu sürenin on bir yıl, yedi ay, yirmi
iki gününü göz önüne aldığı dikkat çekmektedir. Çok uzun olan bu sürenin yalnızca davanın karmaşıklığı ile açık-
lanması mümkün değildir. AİHM'nin kanaatince dava işlemlerinin bu kadar uzun sürmesi ancak yerel mahkemen-
in dava ile yeterince ilgilenmemesiyle açıklanabilir (bu bağlamda bkz. yukarıda sözü geçen Cankoçak ve Şahiner
davaları, sırasıyla §§ 32 ve 27).
25. AİHM, önündeki kanıtlara ve konuya ilişkin içtihatlara (bkz. Cankoçak , § 33, ve Şahiner § 30) dayanarak,
söz konusu dava işlemlerinin süresinin "makul süre" gereksinimini tatmin etmediğine karar vermiştir.
26. Bu nedenle AİHS'nin 6 § 1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
27. AİHS'nin 41. Maddesi şöyledir:
"Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir
surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder."
A. Zararlar
28. Başvuran hapishanede geçirdiği süre boyunca kaybettiği gelire, ailesinin hapishane ziyaretleri sırasında
yaptığı harcamalara ve iç hukuk işlemleri sırasında girdiği temsil masraflarına karşılık
33.463 ABD doları (USD) (27,470 Euro(EUR)) maddi tazminat talep etmiştir. Aynı zamanda 2.000.000
Fransız frangı (FF) (EUR 304.898) manevi tazminat da talep etmiştir.
29. Hükümet, başvuranın talep ettiği maddi zarar için herhangi bir kanıt sunmadığını öne sürmektedir. Bu
bağlamda başvuranın AİHM'ye, taleplerine ilişkin hiçbir fatura ya da belge sunmadığına dikkat çekmektedir.
Manevi tazminata ilişkin olarak Hükümet AİHM'nin bir ihlale karar vermesi halinde bu kararın yeterli bir tazmin-
at olacağını iddia etmektedir.
30. AİHM, ancak yargılamanın uzunluğu bağlamında AİHS'nin ihlal edildiğine karar verirse tazminata
hükmedecek ve buna göre hesaplama yapacaktır. Cezai işlemlerin gereğinden fazla uzamasının yarattığı belirsizlik
nedeniyle sıkıntı ve endişe yaşadığı için başvuranın bir miktar manevi tazminata hak kazandığını düşünmektedir.
AİHM, yaptığı hakkaniyete ve içtihat hukukuna uygun değerlendirme neticesinde başvurana 12.000 Euro öden-
mesine karar vermiştir.
B. Mahkeme masrafları
31. Başvuran Mahkeme önünde girdiği masrafları belirten bir fatura ya da makbuz sunmamıştır. Uygun
meblağı belirlemeyi AİHM'ye bırakmıştır.
32. Hükümet bir fikir beyan etmemiştir.
33. Mahkeme bir avukat tarafından temsil edilen başvuranın adli yardım almadığını saptamıştır. AİHM
dava şartları altında başvurana bu başlık altında 2.000 Euro ödenmesine karar vermiştir.
C. Gecikme faizi
34. Mahkeme, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası'nın uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek
suretiyle elde edilecek oranın benimsenmesine karar vermiştir.
YUKARIDAKİ GEREKÇELERE DAYANARAK
MAHKEME OYBİRLİĞİYLE,
1. Yargılama sürecinin uzunluğu nedeniyle AİHS'nin 6 §1 maddesinin ihlal edildiğine;
2. a) Sorumlu Devletin, Sözleşme'nin 44 § 2 maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay
içinde başvurana aşağıdaki meblağları ödeme günündeki kur üzerinden ulusal para birimine dönüştürülerek ve
miktara yansıtılabilecek vergilerle birlikte ödemesine
(i) manevi tazminat olarak 12.000 Euro (on iki bin Euro);
(iii) mahkeme masrafları için 2.000 Euro (iki bin Euro);
b) Üç aylık sürenin aşılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için Avrupa Merkez Bankası'nın uygu-
ladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;
5. Başvuranın diğer adil tazmin taleplerinin reddine
KARAR VERMİŞTİR.
Karar İngilizce çıkmıştır ve Mahkeme İç Tüzüğü'nün 77 § 2 ve 3. bentleri uyarınca 30 Kasım 2004
tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło