47117/99

WyrokETPCz2005-03-29ECLI:CE:ECHR:2005:0329JUD004711799

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania karnego prowadzonego przeciwko skarżącemu naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie, gwarantowane przez art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że długość postępowania karnego, trwającego łącznie 17 lat, 9 miesięcy i 14 dni (z czego 11 lat, 5 miesięcy i 16 dni w okresie objętym jurysdykcją Trybunału), była nadmierna i nie mogła być uzasadniona jedynie złożonością sprawy, pomimo dużej liczby współoskarżonych. ETPCz stwierdził, że tak długa zwłoka wynikała z braku należytej staranności ze strony sądów krajowych, co stanowiło naruszenie wymogu 'rozsądnego terminu' z art. 6 ust. 1 Konwencji. Trybunał podkreślił również, że stawka w postępowaniu krajowym była dla skarżącego bardzo wysoka.
Stan faktyczny
Skarżący, Mehmet Ali Ege, został aresztowany 29 września 1980 r. pod zarzutem przynależności do nielegalnej organizacji. W 1985 r. został skazany przez Sąd Wojenny w Diyarbakır na 24 lata więzienia. W 1990 r. wyrok został uchylony przez Wojskowy Sąd Kasacyjny, a skarżący został zwolniony. Po przekazaniu sprawy do Sądu Karnego w Diyarbakır w 1993 r., postępowanie zostało ostatecznie umorzone 13 lipca 1998 r. z powodu przedawnienia.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał pozostałą część skargi za dopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 3. Zasądził na rzecz skarżącego 12 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową oraz 2 000 EUR tytułem zwrotu kosztów i wydatków, wraz z odsetkami za zwłokę. 4. Oddalił pozostałą część roszczeń skarżącego.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   DÖRDÜNCÜ DAİRE   EGE - TÜRKİYE DAVASI   (Başvuru no: 47117/99)   KARAR   STRAZBURG   Mart 2005   Bu karar, AİHS’nin 44 § 2 Maddesi’nde belirtilen şartlarla kesinlik kazanacaktır, ancak şekle   ilişkin değişiklik yapılabilir.   _____________________________________________________________________________________________   © T.C. Dıꢀiꢀleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları Genel   Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmı olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak   belirtilmi olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması ko ulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi   ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Ege -Türkiye Davasında,   Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi,   Sn. Nicolas BRATZA, Başkan,   Sn. G. BONELLO,   Sn. R. TÜRMEN,   Sn. K. TRAJA,   Sn. S. PAVLOVSCHI,   Sn. L. MIJOVIC,   Sn. J. SIKUTA, yargıçlar,   ile Bölüm Sekreteri Sn. M. O’BOYLE’in katılımı ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Heyeti   olarak toplanmış, 10 Şubat 2004 ve 8 Mart 2005 tarihlerinde yapılan özel görüşmeler sonucunda,   yukarıda son anılan tarihte benimsenmiş olan aşağıdaki karara varmıştır:   USULİ İŞLEMLER   1.Davanın nedeni, Türk vatandaşı olan Mehmet Ali Ege’nin, İnsan Haklarını ve Temel Hakları   Korumaya Dair Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. Maddesi uyarınca, 19 Kasım 1998 tarihinde, Türkiye   Cumhuriyeti aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptığı başvurudur (başvuru no: 47117/99).   2. Başvuran, Ankara’da görev yapmakta olan avukat Ö. Öneren tarafından temsil edilmiştir. Türk   Hükümeti (“Hükümet”), AİHM önündeki işlemler için bir ajan tayin etmemiştir.   3. Başvuru, AİHM’nin Dördüncü Dairesi’ne verilmiştir (AİHM İçtüzüğünün 52 § 1 Maddesi). Bu   Daire içerisinde, davaya bakacak olan Heyet ( AİHS’nin 27 § 1 Maddesi) İçtüzüğün 26 § 1 Maddesi’ne   göre oluşturulmuştur.   4. 1 Kasım 2001’de AİHM, Dairelerinin içeriğini değiştirmiştir (İçtüzüğün 25 § 1 Maddesi). Bu   dava, yeni oluşturulan Dördüncü Daire’ye verilmiştir (İçtüzüğün 52 § 1 Maddesi).   5. 10 Şubat 2004’te AİHM, başvurunun kısmen kabul edilemez olduğunu ilan etmiş ve usuli   işlemlerin uzunluğuyla ilgili olan şikayeti iletmeye karar vermiştir. AİHM, AİHS’nin 29 § 3 Mad-   desi’ni uygularak, başvurunun kabul edilebilirliğine ve esaslarına aynı zamanda hüküm vermeye karar   vermiştir.   6. 1 Kasım 2004’te AİHM, Dairelerinin içeriğini değiştirmiştir (İçtüzüğün 25 § 1 Mad-   desi). Dava, yeni oluşturulan Dördüncü Daire’ye verilmiştir.   7. Başvuran ve Hükümet, esaslarla ilgili görüşlerini bildirmişlerdir (İçtüzüğün 59 § 1   Maddesi).   OLAYLAR   I. DAVA OLAYLARI   8. Başvuran, 1959 doğumlu olup Mardin’de ikamet etmektedir.   9. 29 Eylül 1980 tarihinde, başvuran yasadışı bir örgüte üye olduğu şüphesiyle yakalanmış ve   gözaltına alınmıştır.   10. 7 Ocak 1981’de Diyarbakır Sıkıyönetim Mahkemesi, başvuranın tutuklu yargılanması   talimatını vermiştir.   11. 14 Eylül 1981’de Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı, Diyarbakır Sıkıyönetim Mahkemesi’nde,   başvuranı yasadışı bir örgüte mensup olmakla suçlayan bir dava açmıştır. Cumhuriyet Savcılığı, Ceza   Kanunu’nun 168 § 1 Maddesi uyarınca, başvuranın hüküm giyip cezalandırılmasını istemiştir.   12. 19 Şubat 1985’te Diyarbakır Sıkıyönetim Mahkemesi, Ceza Kanunu’nun 168 § 1 Maddesi   uyarınca, başvuranın yasadışı bir örgüte mensup olduğuna karar vermiş ve başvuranı yirmi dört yıllık   hapis cezasına çarptırmıştır. Başvuran, Diyarbakır Sıkıyönetim Mahkemesi önünde, diğer 623 kişiyle   birlikte sorgulanmıştır.   13. 10 Nisan 1990’da Askeri Yargıtay, mahkemenin sözkonusu suç bakımından iç hukuku yanlış   yorumlaması nedeniyle, Diyarbakır Sıkıyönetim Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararı bozmuştur.   14. 29 Temmuz 1990’da, başvuran serbest bırakılmıştır.   15. 27 Aralık 1993’te askeri mahkemelerin yetkisini kaldıran 3953 no.lu Kanun’un yürürlüğe konmasının   ardından, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi başvuranın davası üzerinde yetki elde etmiştir.   16. 13 Temmuz 1998’de Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, Ceza Kanunu’nun 102 ve 104.   Maddeleri uyarınca yasal sürenin dolması nedeniyle, başvuran aleyhinde yapılan cezai   kovuşturmanın durdurulması talimatını vermiştir.   II. İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMASI   17. İlgili iç hukuk ve uygulamasının anlatımı Şahiner / Türkiye davasında (no. 29279/95,   CEDH 2001-IX) bulunabilir.   HUKUK   I. AİHS’NİN 6 § 1 MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI   18. Başvuran, usuli işlemlerin süresinin AİHS’nin 6 § 1 Maddesi’nde belirtilen “makul   süre” şartıyla uyuşmamasından şikayetçi olmuştur. AİHS’nin 6 § 1 Maddesi şöyledir:   “....kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız   ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak   görülmesini istemek hakkına sahiptir...”   19. Hükümet, bu iddiaya itiraz etmiştir. Hükümet, ifadelerin alınmasının, tanıkları ve   davalıların ifadelerini dinlemenin zorlukları göz önüne alındığında, başvuran aleyhinde   yapılan cezai kovuşturma süresinin çok uzun olmadığını ileri sürmüştür. Hükümet,   mahkemelerin, terör örgütüyle olan bağlantılarının ve faaliyetlerinin saptanması gereken   başvuran dahil 624 davalıyla ilgilenmek zorunda olduklarını belirtmiştir. Bu bağlamda   Hükümet, Diyarbakır Sıkıyönetim Mahkemesi’nin 19 Şubat 1985 tarihinde vermiş olduğu   sayfa ve üç ciltten oluşan karara değinmiştir. Hükümet ayrıca, dava dosyasının   tamamının seksen sekiz ciltten oluştuğunu belirtmiştir.   20. Hükümet, başvuranın hüküm giymesinin ve ilk kararın bozulmasının ardından,   başvuran dahil 188 şüpheliyle ilgili işlemlerin Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi huzurunda   yeniden başladığını ileri sürmüştür. Hükümet, yerel mahkemelerin gerekli itinayı gösterek söz   konusu davayla ilgilendiğini ve adil olmayan bir karara meydan vermemek için makamların   dava dosyalarını dikkatle incelediklerini vurgulamıştır. Hükümet, bu faktörlerin işlemlerin   süresinin uzunluğunu açıkladığını ve adli makamlara ihmal ya da gecikme suçlarının   yüklenemeyeceğini ifade etmiştir. Hükümet son olarak, işlemler çok uzun sürmüş olsa bile,   bunun başvuran için çok önem taşımadığını iddia etmiştir.   21. AİHM, işlemlerin başvuranın yakalandığı tarih olan 29 Eylül 1980’de başladığını ve   Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi’nin başvuran aleyhinde yapılan cezai kovuşturmanın   durdurulması talimatını verdiği 13 Temmuz 1998 tarihinde sona erdiğini belirtmiştir.   Dolayısıyla, işlemler on yedi yıl, dokuz ay, on dört gün sürmüştür.   22. Ratione temporis yetkisi, AİHM’nin, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları   Komisyonu’na bireysel dilekçe yazma hakkını tanıdığını açıkladığı tarih olan 28 Ocak 1987   tarihinden sonra geçen on bir yıl, beş ay, on altı günlük süreyi göz önüne almasına izin   vermektedir. Bununla beraber AİHM, sözü edilen açıklamanın yapıldığı zamandaki işlemlerin   durumunu da göz önüne almalıdır (bkz. Şahiner, yukarıda kaydedilmiş, § 22 ve Cankoçak /   Türkiye, no. 25182/94 ve 26956/95, §§ 25-26, 20 Şubat 2001). Bu kritik tarihte, işlemlerin   süresi altı yılı geçmiş durumdaydı.   A. Kabul edilebilirlik   23. AİHM, AİHS’nin 35 § 3 Maddesi uyarınca, başvurunun açık bir biçimde asılsız   olmadığını belirtmektedir. AİHM ayrıca, başvurunun kabul edilemez olması için bir sebep   olmadığını ifade etmektedir. Bu nedenle, başvurunun kabul edilebilir olduğunun açıklanması   gerekmektedir.   B. Esaslar   24. AİHM, işlemlerin süresinin makul olup olmadığının dava koşulları ışığında ve şu   kriterlere göre değerlendirilmesi gerektiğini yinelemiştir: davanın karmaşıklığı, başvuranın ve   ilgili makamların tutumu (bkz., diğer makamlar arasında, Pélissier ve Sassi / Fransa [GC], no.   25444/94, § 67, ECHR 1999-II).   25. AİHM, hem ilk derece hem de temyiz işlemlerinde önemli gecikmeler olduğunu göz   önüne almaktadır. AİHM, başvuran ve çok sayıdaki diğer davalılar aleyhine gelişen davanın   karmaşık olduğunu kabul edebilir. AİHM, on bir yıl, beş ay, on altı günü kendi değerlendirme   kapsamında olan işlemlerin on yedi yıl, dokuz ay, on dört gün sürdüğünü belirtmektedir. Bu   çok uzun bir süre olup, yalnızca davanın karmaşıklığıyla açıklanamaz. AİHM’ye göre,   işlemlerin süresinin uzunluğu, yalnızca yerel mahkemelerin davayı itinayla incelememesiyle   açıklanabilir (bu bağlamda, bkz., Cankoçak, yukarıda kaydedilmiş, § 32, ve Şahiner, yukarıda   kaydedilmiş, § 27).   26. AİHM son olarak, yerel hukukta başvuran için tehlikeli olan şeyin, onun için büyük   önem taşıdığını göz önüne almaktadır.   27. Elindeki kanıtlara ve konu üzerine olan içtihat hukukuna dayanarak (bkz., Cankoçak,   yukarıda kaydedilmiş, § 33 ve Şahiner, yukarıda kaydedilmiş, § 30), AİHM, söz konusu   işlemlerin süresinin “makul süre” şartına uymadığına karar vermiştir.   28. Dolayısıyla, AİHS’nin 6 § 1 Maddesi ihlal edilmiştir.   II. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI   29. AİHS’nin 41. Maddesi şöyledir:   “Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek   Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,   hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   A. Tazminat   30.   Başvuran, bir öğretmen olarak 21 Ağustos 1981 – 25 Ağustos 1995 tarihleri   arasında görev yapamaması nedeniyle oluşan kazanç kaybı, ailesinin cezaevi ziyaretleri   sırasında yapmış olduğu harcamalar ve yerel davalarda kendisini temsil eden avukata yapılan   harcamalar için 58,149 ABD Doları (USD) (44,879 Euro (EUR)) maddi tazminat talebinde   bulunmuştur. Başvuran ayrıca, 2,000,000 Fransız Frangı (304,898 EUR) manevi tazminat   talebinde bulunmuştur.   31. Hükümet, başvuranın istediği miktarlara itiraz etmiştir. Hükümet, başvuranın iddia   ettiği maddi ve manevi tazminatı destekleyen hiçbir kanıt sunmadığını ileri sürmüştür.   Hükümet ayrıca, AİHM’nin tazminat usulünün istismar edilmesine izin vermeden başvurana   manevi tazminat olarak adil bir miktar ödemesi gerektiğini ve AİHM’nin benzer başvurularda   uygun gördüğü miktarları referans alması gerektiğini belirtmiştir.   32. AİHM, maddi tazminatla ilgili olarak elindeki ifadeye dayanarak, başvuranın istediği   maddi tazminatın makul olmayan bir biçimde uzun süren işlemlerden kaynaklandığını   gösteremediği sonucuna varmıştır. Sonuç olarak, başvurana ödeme yapılması için hiçbir   dayanak bulunmamaktadır (bkz., mutatis mutandis, Kudla / Polonya [GC], no. 30210/96, §   164, ECHR 2000-XI).   33. AİHM diğer yandan, başvuranın ciddi bir biçimde, AİHS’nin ihlal bulguları tarafından   karşılanmayan manevi zarar gördüğünü (gözaltı ve duruşma sürelerinin çok uzun olmasından   kaynaklanan rahatsızlık ve asabiyet gibi) kabul etmektedir. Adil bir değerlendirme yaparak ve   içtihat hukukunda belirtilen kriterlere dayanarak ( bkz. Ahmet Koç / Türkiye, no. 32580/96, §   37, 22 Haziran 2004) AİHM, başvurana 12,000 EUR ödenmesine karar vermiştir.   B. Masraf ve Harcamalar   34. Başvuran, AİHM huzurunda, yaptığı masraf ve harcamaları gösteren hiçbir makbuz ya   da fatura sunmamıştır. Uygun miktarın belirlenmesini AİHM’nin takdirine bırakmıştır.   35. Hükümet, yalnızca gerçekten yapılan harcamaların tazmin edilebileceğini belirtmiştir.   Hükümet bu bağlamda, bütün masraf ve harcamaların başvuran ya da avukatı tarafından   belgelenmesi gerektiğini ve kaba rakamlarla listelerin giderleri kanıtlamak için ilgili ve   gerekli belgeler olarak kabul edilemeyeceğini belirtmiştir.   36. AİHM, bir avukat tarafından temsil edilen başvuranın yasal yardımdan   yararlanmadığını belirtmektedir. Adil bir değerlendirme yaparak ve içtihat hukukunda   belirtilen kriterlere dayanarak (bkz., diğer makamlar arasında, Ahmet Koç, yukarıda   kaydedilmiş, § 40, Çaloğlu / Türkiye, no. 55812/00, § 33, 29 Temmuz 2004, ve Yanıkoğlu /   Türkiye, no. 46284/99, § 45, 14 Ekim 2004) AİHM, masraf ve harcamalar için başvurana   2,000 EUR ödenmesini uygun görmüştür.   C. Gecikme Faizi   37. AİHM, gecikme faizinin, üzerine üç yüzdelik puan eklenmek üzere Avrupa Merkez   Bankası’nın marjinal ödünç verme oranına dayanmasını uygun görmektedir.   YUKARIDAKİ NEDENLERDEN DOLAYI, AİHM OYBİRLİĞİYLE   1. Başvurunun geri kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;   2. AİHS’nin 6 § 1 Maddesi’nin ihlal edildiğine,   3.(a) davalı Devlet’in, AİHS’nin 44 § 2 Maddesine göre bu kararın nihai olduğu tarihten   itibaren üç ay içinde vergisiyle birlikte, ödemenin yapılacağı tarihte Türk Lirasına   çevrilmek üzere aşağıdaki miktarları ödemesine:   (i) manevi tazminat için 12,000 EUR (on iki bin euro);   (ii) masraf ve harcamalar için 2,000 EUR (iki bin euro);   (b) yukarıda bahsedilen üç ayın dolmasından ödemenin yapılmasına kadar, gecikme   dönemi boyunca yukarıda belirtilen miktarın üzerine Avrupa Merkez Bankası’nın   marjinal ödünç verme oranı artı üç yüzdelik puana eşit basit faizin ödenmesine karar   vermiştir.   4. Başvuranın iddiasının kalan kısmını reddetmiştir.   İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış olup 29 Mart 2005 tarihinde, İçtüzüğün 77.   Maddesi’nin 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir.   Michael O’BOYLE   Bölüm Sekreteri   Nicolas BRATZA   Başkan

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło