47533/99

WyrokETPCz2006-05-04ECLI:CE:ECHR:2006:0504JUD004753399

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy skazanie cywila przez sąd wojskowy za artykuł krytykujący służbę wojskową stanowiło naruszenie prawa do wolności wyrażania opinii (art. 10) oraz prawa do rzetelnego procesu przed niezawisłym i bezstronnym sądem (art. 6 ust. 1) Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że ingerencja w wolność wyrażania opinii skarżącego, choć przewidziana prawem i służąca uzasadnionemu celowi, nie była "konieczna w demokratycznym społeczeństwie", ponieważ artykuł nie nawoływał do przemocy, zbrojnego oporu ani nienawiści, a jedynie krytykował tradycje wojskowe. W kwestii art. 6 ust. 1, ETPCz podkreślił, że sądy wojskowe co do zasady nie powinny sądzić cywilów, a w niniejszej sprawie uzasadnione były obawy skarżącego co do niezawisłości i bezstronności sądu wojskowego, składającego się wyłącznie z personelu wojskowego, który sądził cywila za przestępstwo związane z wojskiem, co naruszyło zasadę rzetelnego procesu.
Stan faktyczny
Skarżący, Ahmet Ergin, redaktor gazety "Emek", opublikował artykuł zatytułowany "Asker uğurlamalar ve toplumsal hafıza" (Pożegnania wojskowe i pamięć społeczna). Prokuratura wojskowa oskarżyła go o zachęcanie do unikania służby wojskowej. Sąd wojskowy skazał go na karę pozbawienia wolności zamienioną na grzywnę, uznając, że artykuł jest sprzeczny z wartościami moralnymi i porządkiem publicznym. Wojskowy Sąd Kasacyjny podtrzymał wyrok.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę za dopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 10 Konwencji. 3. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji w odniesieniu do niezawisłości i bezstronności sądu wojskowego. 4. Uznał, że nie ma potrzeby badania pozostałej części skargi na podstawie art. 6 Konwencji. 5. Zasądził od pozwanego państwa na rzecz skarżącego kwotę 2 000 euro tytułem szkody niemajątkowej oraz 1 500 euro tytułem kosztów i wydatków, powiększone o odsetki. 6. Oddalił pozostałe roszczenia skarżącego dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   AVRUPA   OF EUROPE   KONSEYİ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   DÖRDÜNCÜ DAĐRE   ERGĐN – TÜRKĐYE (No. 6)   (Baꢀvuru no. 47533/99)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Mayıs 2006   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2. Maddesi’nde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup   ꢀekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Davanın nedeni, Türk vatandaꢀı Ahmet Ergin’in (“baꢀvuran”), Đnsan Haklarının ve Temel   Özgürlüklerinin Korunmasına Đliꢀkin Sözleꢀme’nin (“AĐHS”) 34. Maddesi uyarınca, Türkiye   Cumhuriyeti aleyhine, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne, 25 Mart 1999 tarihinde yapmıꢀ   olduğu 47533/99 no’lu baꢀvurudur.   Baꢀvuran, Đstanbul Barosu’na bağlı avukat K.T. Sürek tarafından temsil edilmiꢀtir.   OLAYLAR   DAVANIN OLAYLARI   doğumlu baꢀvuran, Đstanbul’da ikamet etmektedir.   Günlük Emek gazetesinin editörü olan baꢀvuran, 1 Eylül 1997 tarihindeki gazetenin 297.   sayısında, “Asker uğurlamalar ve toplumsal hafıza” baꢀlıklı ve Barıꢀ Avꢀar imzalı bir makale   yayınlamıꢀtır.   Aralık 1997 tarihinde Askeri Savcılık, Askeri Ceza Kanunu’nun 58. Maddesi ve Ceza   Kanunu’nun 155. Maddesi uyarınca hareket ederek, baꢀvuranı, yukarıda bahsedilen makaleyi   yayınlayarak halkı askerlikten soğutmaya teꢀvik etmekle suçlamıꢀtır.   Baꢀvuran, Askeri Mahkeme’ye, makaleyi ꢁevki Akbaba’nın yazdığını ve takma adla   imzaladığını bildirmiꢀtir.   Askeri Mahkeme 20 Ekim 1998 tarihli kararında, baꢀvuranı, ilk olarak, iki ay hapis cezası   ve 60.000 Türk lirası (TL) para cezasına çarptırmıꢀtır. Cezaların Đnfazı Hakkında Kanun’un   (647 Sayılı Kanun), editörlere verilen hapis cezalarının para cezasına dönüꢀtürülmesini   sağlayan 4. Maddesi’ne dayanarak, baꢀvuran, son olarak, 1.160.000 TL1 “ağır para cezası”   ödemeye mahkum edilmiꢀtir.   Askeri Mahkeme, verdiği kararda, rahatsızlığa yol açan makalenin aꢀağıdaki bölümüne   yer vermiꢀtir:   (…)   Askeri Mahkeme, gözönünde tuttuğu hususlar arasında, askerlik hizmetinin anayasal bir   görev olduğuna, baꢀvuranın ise askerliği kötülemiꢀ olmakla, askerleri, polis memurlarını,   öğretmenleri ve devlet memurlarını öldüren terör örgütü PKK’ya karꢀı verilen mücadeleyi de   yerdiğine iꢀaret etmiꢀtir. Mahkeme, rahatsızlığa yol açan makalenin ahlaki değerlerle kamu   düzenine ters düꢀen ifadeler barındırdığını savunmuꢀtur.   Baꢀvuran, AĐHS’nin 6. ve 10. Maddeleri’ne dayanarak, hukuki hususlarla ilgili Askeri   Yargıtay’a baꢀvurmuꢀtur. Baꢀvuran, Askeri Mahkeme’nin, kararını, kendisinin suçlamanın   Zamanında yaklaꢀık 4 euro’nun karꢀılığıdır, para cezalarının tutarları enflasyon göz önüne alınarak düzeltilmez.   Mevzuat 2004 yılının Kasım ayında düzenlenene dek kullanılmıꢀ olan “ağır para cezası” terimi, Türk Ceza   Kanunu’nda, suçlu bulunan kiꢀinin para cezasını ödememesi halinde hapse atılacağı anlamına gelir.   esaslarıyla ilgili savunmasını dinlemeden verdiğini savunmuꢀtur. Baꢀvuran, bir sivil olarak,   bu mahkeme tarafından yargılanmaması gerektiğini belirtip, bu mahkemenin bağımsız ya da   tarafsız olmadığını iddia etmiꢀtir.   Askeri Yargıtay Baꢀsavcılığı’nın görüꢀlerinin bir nüshasının, baꢀvurana verilmediği iddia   edilmiꢀtir.   ꢁubat 1999 tarihli Askeri Yargıtay’ın nihai kararı ilk derece mahkemesinin kararını   onamıꢀtır. Askeri Yargıtay, baꢀvuranın esaslarla ilgili savunmasının avukatı tarafından   sunulmuꢀ olduğunu ve askeri mahkeme tarafından yargılanmasının kanuna uygun olarak   gerçekleꢀtiğini gözlemlemiꢀtir.   HUKUK   AĐHS’NĐN 10. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuran, cezai mahkumiyetinin, AĐHS’nin 10. Maddesi tarafından güvence altına   alınmıꢀ olan ifade özgürlüğü hakkını ihlal ettiğini iddia etmiꢀtir.   A. Kabuledilebilirlik   AĐHM, AĐHS’nin 35 § 3. Maddesi çerçevesinde, ꢀikayetin dayanaktan yoksun olmadığını   kaydetmektedir. Ayrıca ꢀikayetin herhangi baꢀka bir nedenle kabuledilmez olmadığını   kaydetmekte, bu nedenle ꢀikayetin kabuledilebilir olarak ilan edilmesi gerektiğini   belirtmektedir.   B. Esaslar   AĐHM, baꢀvuranın mahkumiyetinin, yine baꢀvuranın 10 § 1. Madde tarafından korunan   ifade özgürlüğü hakkına müdahale teꢀkil etmesinin taraflar arasında uyuꢀmazlık yaratmadığını   kaydetmektedir. Ayrıca müdahalenin, kanunda öngörüldüğü ve 10 § 2. Madde’nin amacına,   yani kamu düzeninin sağlanmasına yönelik meꢀru bir gaye güttüğü hususunda da uyuꢀmazlık   bulunmamaktadır (bkz. Yağmurdereli – Türkiye, no. 29590/96, § 40, 4 Haziran 2002). AĐHM   bu takdirle mutabıktır. Bu davada uyuꢀmazlık, müdahalenin “demokratik bir toplumda   zorunlu” olup olmadığı meselesiyle ilgilidir.   Hükümet, makalenin yaralılarla askerlik hizmetleri sırasında öldürülen askerlerin   ailelerinde rahatsızlık yaratması nedeniyle, baꢀvuranın mahkumiyetinin demokratik bir   toplumda zorunlu olduğunu ve askerlik hizmetiyle ilgili eleꢀtirilerin ahlaki değerlerle kamu   yararına aykırı olduğunu belirtmiꢀtir.   AĐHM, daha önce, bu davadakine benzer meseleleri ortaya koyan ve AĐHS’nin 10.   Maddesi’nin ihlal edildiği davaları incelemiꢀtir (diğer kararlarla birlikte, bkz. Ceylan –   Türkiye [BD], no. 23556/94, § 38, AĐHM 1999-IV; Öztürk – Türkiye [BD], no. 22479/93, §   74, AĐHM 1999-VI; Đbrahim Aksoy – Türkiye, no. 28635/95, 30171/96 ve 34535/97, § 80, 10   Ekim 2000; Karkın – Türkiye, no. 43928/98, § 39, 23 Eylül 2003 ve Kızılyaprak – Türkiye,   no. 27528/95, § 43, 2 Ekim 2003).   AĐHM bu davayı içtihat hukuku ıꢀığında incelemiꢀ ve Hükümet’in davanın seyrini   değiꢀtirebilecek herhangi bir delil ya da argüman sunmadığına karar vermiꢀtir. Mahkeme,   özellikle, makalede kullanılan ifadelerle makalenin yayınlandığı ꢀartlar ve çevreye dikkat   etmiꢀtir. Bununla ilgili olarak Mahkeme, kendisine sunulan davayı çevreleyen olayları,   özellikle de terörle mücadeleyle bağlantılı sıkıntıları gözönünde bulundurmuꢀtur (bkz.   Đbrahim Aksoy, yukarıda anılan, § 60 ve Incal – Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar, Reports   of Judgments and Decisions 1998-IV, s. 1568, § 58).   Rahatsızlık veren makale, geleneksel askere uğurlama törenlerini eleꢀtirmektedir. Yazar,   yazı diliyle, bu uğurlamalar çevresinde geliꢀen coꢀkunun, ilgili askerlerin bir kısmının   yaꢀadığı ölüm ve sakat kalma gibi trajik sonların inkar edilmesi olduğunu açıklamaktadır.   AĐHM, Askeri Mahkeme’nin, rahatsızlık veren makalenin ahlaki değerlerle kamu   düzenine aykırı düꢀen ifadeler içerdiğine karar verdiğini kaydetmektedir.   AĐHM, ulusal mahkemelerin kararlarında temel alınan ve olduğu haliyle baꢀvuranın ifade   özgürlüğü hakkına yapılan müdahaleyi haklı çıkarmaya yeterli olarak addedilemeyecek   unsurları incelemiꢀtir (bkz. mutatis mutandis, Sürek – Türkiye (no. 4) [BD], no. 24762/94, §   58, 8 Temmuz 1999). AĐHM, özellikle, rahatsızlık veren makalede kullanılan sözcükler   askerlik hizmeti aleyhinde çağrıꢀımlar uyandırsa da, ꢀiddet kullanımını, silahlı direniꢀi veya   isyanı teꢀvik etmediğini ve söylemlerin nefret içermediğini, bununsa AĐHM’nin nazarında   dikkate alınacak temel unsur olduğunu gözetmektedir (bkz. karꢀılaꢀtırmalı olarak, Sürek –   Türkiye (no. 1) [BD], no. 26682/95, § 62, AĐHM 1999-IV ve Gerger – Türkiye [BD], no.   24919/94, § 50, 8 Temmuz 1999). Ayrıca, düꢀüncelerin ifade edildiği bağlam, düꢀüncelerin   olası etkileri göz önüne alındığında, pasifist aktivist baꢀvuranın, kısa süre sonra Kuzey   Đrlanda’ya gönderilecek birliklerin bulunduğu bir askeri kamptaki askerleri firar etmeye teꢀvik   eden bir broꢀür dağıttığı Arrowsmith – Đngiltere davasından ayrılabilir (bkz. Arrowsmith –   Đngiltere, no. 7050/75, Komisyon’un 12 Ekim 1978 tarihli raporu, Decisions and Reports   (DR) 19, s. 5). Bu davada, rahatsızlık veren makale, genel kamuya açık halde satılan bir   gazetede yayınlanmıꢀtır. Makale, ne biçimi ne de içeriği itibarıyla, derhal askerden kaçmaya   yönlendirmeyi amaçlamıꢀtır.   AĐHM, “zorunlu” sıfatının, AĐHS’nin 10 § 2. Maddesi kapsamında, “acil sosyal   gerekliliğin” varolduğunu ifade ettiğini yinelemektedir. Sözleꢀme’ye taraf olan Devletler’in,   böyle bir gerekliliğin varolup olmadığını tayin etme konusunda belirli bir takdir payı   bulunmaktadır, ancak bu takdir payı, kanunları ve bağımsız mahkemeler tarafından verilmiꢀ   olanlar da dahil olmak üzere bu kanunları uygulayan kararları kapsayan bir Avrupa denetim   mekanizmasıyla eꢀgüdümlüdür. Bu nedenle AĐHM’ye, “kısıtlama”nın AĐHS’nin 10.   Maddesi’nce korunan ifade özgürlüğüyle bağdaꢀıp bağdaꢀmadığı hakkında nihai karar verme   yetkisi verilmiꢀtir.   AĐHM, baꢀvuranın cezai mahkumiyetinin, acil bir sosyal gerekliliği karꢀılamadığını göz   önünde tutmaktadır. Buna göre müdahale, “demokratik bir toplumda zorunlu” değildir. Bu   nedenle AĐHS’nin 10. Maddesi ihlal edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuran kendisini yargılayan Genel Kurmay Baꢀkanlığı Mahkemesi’nin, Savunma   Bakanlığı ve kendilerini atayan Genel Kurmay Baꢀkanlığı’nın emir ve talimatları altında olan   iki askeri hakim ve bir subaydan oluꢀması nedeniyle, bağımsız ve tarafsız bir Mahkeme   olarak kabul edilemeyeceğini ileri sürmüꢀtür. Bu bağlamda, bir sivil olarak askeri   hakimlerden oluꢀan bir Mahkeme huzurunda yargılanmak üzere bulunması zorunluluğu   getirilmesinin, 6. maddenin ihlali anlamına geldiğini belirtmiꢀtir. Baꢀvuran ayrıca Askeri   Yargıtay’a bağlı Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın görüꢀlerinin bir nüshasının kendisine iletilmediği   hususunda ꢀikayette bulunmuꢀtur. Bu hususun, AĐHS’nin ilgili kısımları aꢀağıda kaydedilmiꢀ   olan 6 §§ 1. ve 3. (b) maddelerinin ihlalini teꢀkil ettiğini ileri sürmüꢀtür:   “Herkes ... cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan ... bağımsız ve   tarafsız bir mahkeme tarafından ... görülmesini istemek hakkına sahiptir.   ....   3. Her sanık en azından aꢀağıdaki haklara sahiptir:   ...   (b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara sahip olmak;   ...”   A. Kabuledilebilirlik   AĐHM ꢀikayetlerin, AĐHS’nin 35 § 3. maddesi bağlamında temelden yoksun   olmadığını belirtir. Ayrıca, kabuledilemez oldukları sonucuna varmak için hiçbir gerekçe   bulunmamaktadır. Bu nedenle, kabuledilebilir olduklarına karar verilmelidir.   B. Esaslar   1. Genelkurmay Baꢀkanlığı Mahkemesi’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığı   (a) Genel ilkeler   AĐHM öncelikle, bir Mahkeme’nin AĐHS’nin 6 § 1. maddesi uyarınca “bağımsız” olup   olmadığının tespit edilmesi için diğer durumların yanısıra (inter alia) üyelerinin atanma   biçimine, görev sürelerine, dıꢀ baskılara karꢀı alınan önlemlerin varlığına ve Mahkeme’nin   bağımsız olarak görünüp görünmediğine dikkat edilmesi gerektiğini yineler (bkz.   Zolotas/Yunanistan, no. 38240/02, § 24, 2 Haziran 2005). Bir Mahkeme’nin tarafsızlığı,   sözkonusu davanın özel koꢀullarında, bu bağlamdaki meꢀru ꢀüpheleri ortadan kaldıran gerekli   teminatların sağlandığını doğrulayan objektif bir yaklaꢀımla değerlendirilmelidir (bkz.   Bulut/Avusturya, 22 ꢁubat 1996 tarihli karar, Raporlar 1996-II, sayfa 356, § 31, ve   Thomann/Đsviçre, 10 Haziran 1996 tarihli karar, Raporlar 1996-III, sayfa 815, § 30).   AĐHM; bir yandan hukuki takibat ile idari takibat arasında; diğer yandan hukuki   takibat ile cezai takibat arasında ayrımların yapılması gerektiğini gözlemlemektedir.   Sözkonusu davaya iliꢀkin koꢀulların, cezai takibat koꢀulları ile aynı olması nedeniyle AĐHM,   incelemesini bu özel alanla sınırlı tutacaktır (hukuki veya idari bir davada askeri   Mahkemelerin yargı yetkilerinin incelenmesi için, bkz., örneğin, Aksoy (Eroğlu)/Türkiye   (karar), no. 59741/00, 3 Kasım 2005).   AĐHM, 6 § 1. madde tarafından koruma altına alınan bağımsızlık ve tarafsızlık   teminatlarına saygı duyulması halinde, AĐHS’nin askeri Mahkemeleri, askeri personel   aleyhinde suçluluk isnadında bulunmaktan alıkoymadığını yineler (bkz. Morris/Đngiltere, no.   38784/97, § 59, AĐHM 2002-1; Cooper/Đngiltere [BD], no. 48843/99, § 106, AĐHM 2003-XII;   ve Hakan Önen/Türkiye, (karar), no. 32860/96, 10 ꢁubat 2004).   Ancak iç mevzuatın, sözkonusu Mahkemelere sivilleri, suçluluk istinadında bulunarak   yargılama yetkisini verdiği hallerde durum farklıdır.   AĐHM, AĐHS’nin, askeri Mahkemelerin yargı yetkilerini, sivil kiꢀilerin dahil olduğu   davalarda kullanmalarını kesinlikle sınırladığının varsayılamayacağını gözlemlemektedir.   Ancak, bu tür bir yargı yetkisinin mevcudiyeti, özellikle titiz bir incelemeye tabi tutulmalıdır.   Ayrıca AĐHM, daha önceki birçok davadan bir sivilin, eğer yalnızca kısmen askeri   üyelerden oluꢀan bir Mahkeme huzuruna çıkmak zorunluluğu altında bulunduğuna özellikle   önem vermiꢀtir (bkz., Öcalan/Türkiye [BD], no. 46221/99, § 116, AĐHM 2005-..., ve   ꢁahiner/Türkiye, no. 29279/95, § 45, AĐHM 2001-IX). Bu tür bir durumun, demokratik bir   toplumda Mahkemelerin güven sağladığı kanısını ciddi biçimde sarstığına karar vermiꢀtir   (bkz., mutatis mutandis/üzerinde gerekli değiꢀiklikler yapıldıktan sonra, Canevi ve   Diğerleri/Türkiye, no. 40395/98, § 33, 10 Kasım 2004).   Bir Mahkemenin, yalnızca askeri üyelerden oluꢀması durumda geçerli olan bu kanı   AĐHM’yi, yalnızca çok istisnai durumlarda, bu tür Mahkemelerde siviller aleyhinde yapılan   suçluluk isnadının, 6. madde ile uyumlu olduğuna karar verilebileceğini onaylamaya yöneltir.   AĐHM bu yaklaꢀımında son on yıldır, askeri Mahkemelerin, sivillere suçluluk   isnadında bulunmalarını sınırlayan bir eğilimin mevcut olduğunu onaylayan uluslararası   seviyedeki geliꢀmelerden destek almaktadır (bkz., paragraf 22-25).   Bu bağlamda, ilgili BM alt komisyonuna sunulan, adaletin askeri Mahkemeler   aracılığıyla uygulanması üzerine hazırlanan rapordan bahsedilmelidir. Raporun 4 No.lu   maddesinde: “Askeri Mahkemelerin, prensip olarak, sivilleri yargılama konusunda yargı   yetkisi bulunmamalıdır. Her koꢀulda Devlet, herhangi bir nitelikteki cezai bir suçla itham   edilen sivillerin, sivil Mahkemelerce yargılanmasını garanti etmelidir” yazılıdır. Askeri   Mahkemelerin, silahlı kuvvetler içerisinde düzen ve disiplini sağlama amacıyla çeꢀitli   yasalarca kurulmuꢀ olduğunu vurgulayan Amerika Đnsan Hakları Mahkemesi de benzer bir   görev üstlenmiꢀtir (bkz., Cantoral Benavides/Peru, 18 Ağustos 2000, C Serisi no. 69, § 75).   Bu nedenle, askeri Mahkemelerin yargı yetkileri, görevlerini icra ederken suç iꢀlemiꢀ askeri   personeli kapsamalıdır.   AĐHM; yargı yetkisinin, prensip olarak bir sivil toplum niteliği olması nedeniyle,   ordunun, demokratik Devletler’in anayasal öngörülerinde sahip olduğu özel konumun, ulusal   güvenlik alanıyla sınırlı tutulması gerektiğini belirtir. Benzer ꢀekilde, silahlı kuvvetlerin iç   düzenini ve hiyerarꢀik yapısını düzenleyen özel kuralların mevcut olduğunu da gözönünde   bulundurur.   Askeri cezai adaletin gücü, bu tür bir durumu haklı çıkaracak, zorlayıcı nedenlerin   bulunmadığı ve bulunsa bile, açık ve öngörülebilir yasal bir temele dayanmadığı müddetçe   sivil kiꢀileri kapsamamalıdır. Sözkonusu nedenlerin mevcudiyeti, herbir özel davada   kanıtlanmalıdır. Đç mevzuatın, in abstracto, askeri Mahkemelere belli suç türlerini atfetmesi   yeterli değildir.   Davaların bu tür bir tutumla, in abstracto, görüldüğü durumlarda, ilgili sivil   vatandaꢀların konumu, sivil Mahkemelerce yargılanan vatandaꢀların konumundan farklı   olabilir. Askeri Mahkemeler, AĐHS standartları ile sivil Mahkemelerle aynı seviyede uyumlu   olsa bile, farklı niteliklerine ve mevcut olma nedenlerine bağlı olarak muamelede görülen   farklılıklar (bkz. paragraf 45), Mahkemeler huzurunda özellikle ceza davalarında mümkün   olduğunca kaçınılması gereken eꢀitsizlik problemlerine yol açabilir.   Son olarak, sivil bir Mahkeme’nin, silahlı kuvvetler aleyhinde bulunmuꢀ olduğu   aktiviteler nedeniyle bir sivili yargılama yetkisine sahip olduğu durumlar, sözkonusu   Mahkeme’nin tarafsızlığı hususunda makul ꢀüphelerin doğmasına yol açabilir. Askeri bir   Mahkeme’nin silahlı kuvvetler mensubu olmayan bir kiꢀiyi yargılama yetkisine sahip olduğu   adli bir sistemin, sözkonusu Mahkeme’nin bağımsızlığını temin eden yeterli teminatlar   mevcut olsa dahi, Mahkeme ve ceza davasındaki taraflar arasında muhafaza edilmesi gereken   mesafeyi sıfıra indirgediği varsayılabilir.   (b) Yukarıda belirtilen ilkelerin bu davaya uygulanması   Bu davada, baꢀvuranın mahkemenin bağımsızlığı ve tarafsızlığına itiraz ederken   ortaya koyduğu iddiaların olaylara iliꢀkin aynı unsurları temel alması nedeniyle tarafsızlık ve   bağımsızlığa iliꢀkin konuları ayırmak güçtür. Bu nedenle, AĐHM, bunları birlikte   inceleyecektir (bkz., örneğin, yukarıda anılan, ꢁahiner § 37).   O amaçla, AĐHM, ilk olarak, Türk mevzuatının AĐHS ile uyumlu hale getirilmesi   amacıyla değiꢀtirilmiꢀ olduğu yönünde Hükümet tarafından temin edilen bilgiyi göz önünde   bulundurmaktadır. Ancak, görevinin davanın özel ꢀartlarını değerlendirmekle sınırlı olduğunu   belirtmekte; sözkonusu zamandan bu yana yerel mevzuatta değiꢀikliklerin gerçekleꢀmiꢀ   olması sebebiyle davanın baꢀvuran için artık geçerli bir kanuni hak oluꢀturmadığı kararına   varabileceğini değerlendirmemektedir (bkz. Sadak ve Diğerleri – Türkiye, no. 29900/96, no.   29901/96, no. 29902/96 ve no. 29903/96, § 38, AĐHM 2001-VIII).   AĐHM, Askeri Mahkeme’nin kurumsal olarak yürütmeden bağımsızlığı konusunu   daha önce inceleme fırsatı olmuꢀ olduğunu ve askeri hakimlerin görevlendirilmesinin ve   görevlerini ifa etmelerinde sağlanan korumaların AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin gerekleri ile   uyumlu olduğu kararını verdiğini gözlemlemektedir (bkz. daha önce anılan, Hakan Önen).   Ancak, bu davanın ꢀartları, Hakan Önen davasındaki ꢀartlardan önemli ölçüde farklılık   göstermektedir. Hakan Önen, askeri hukuku ihlal etme suçundan askeri mahkeme tarafından   yargılanmıꢀ bir subaydır. Aynı mahkeme suçlamaların benzer olduğu her iki davaya da   bakmıꢀtır. Örneğin, her iki dava da askerlik hizmetinden kaçmanın teꢀvik edilmesine   iliꢀkindir. Ancak, bu davada, baꢀvuran, orduya bağlılık vazifesi olmayan sivil bir kiꢀi, bir   gazete editörüdür. Dava dosyası, muhtelif yerel mevzuat hükümlerine bir dizi gönderme ile   baꢀvuranın hakkında yargılandığı yayımın “askeri suç” olarak sınıflandırılmıꢀ olduğunu ve   bunun Askeri Mahkeme’de yargılanmasının tek nedeni olduğunu ortaya koymaktadır.   Yukarıda belirtilenlerin ve özellikle uluslararası düzeyde durumun ıꢀığında, AĐHM,   askerlik hizmeti aleyhinde propaganda yapmaya iliꢀkin suçlarla itham edilen sivil bir kiꢀi   olarak yalnızca askeri personelden oluꢀan bir mahkemede yargılanan baꢀvuranın, davada bir   taraf olarak nitelendirilebilecek askeri hakimlerin huzuruna çıkmaktan endiꢀe duymasının   anlaꢀılır olduğunu değerlendirmektedir. Dolayısıyla, baꢀvuran, Askeri Mahkeme’nin gereksiz   yere taraflı düꢀüncelerden etkilenebileceği konusunda haklı bir endiꢀe duyabilir. Bu nedenle,   baꢀvuranın, sözkonusu mahkemenin bağımsızlık ve tarafsızlığına iliꢀkin ꢀüpheleri haklı   olarak nitelendirilebilir (bkz., mutatis mutandis, yukarıda anılan, Incal, s. 1573, § 72 in fine).   Dolayısıyla, AĐHS’nin 6 § 1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.   2. Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın görüꢀünün bir nüshasının baꢀvurana iletilmemesi   AĐHM, daha önce benzer davalarda, bağımsız ve tarafsız olmadığı tespit edilen bir   mahkemenin, yetki alanı içinde bulunan kiꢀilere, hiçbir ꢀekilde, adil yargılama   sağlayamayacağı kararını verdiğini gözlemlemektedir.   Baꢀvuranın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yargılanma hakkının ihlal   edildiği kararını gözönünde bulunduran AĐHM, AĐHS’nin 6. maddesine iliꢀkin diğer ꢀikayeti   incelemek için bir gerekçe olmadığını değerlendirmektedir (bkz., diğer içtihatların yanı sıra,   Çıraklar – Türkiye, 28 Ekim 1998 tarihli karar, Reports 1998-VII, s. 3074, §§ 44-45).   III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   AĐHS’nin 41. maddesi ꢀöyledir:   “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek   Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği   takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   A. Tazminat   Baꢀvuran 5.000 Euro (Euro) manevi tazminat talep etmiꢀtir.   Hükümet aꢀırı olarak nitelediği bu talebe itiraz etmiꢀtir.   Manevi tazminata iliꢀkin olarak, AĐHM, baꢀvuranın davanın olayları nedeniyle bir   derece rahatsızlık hissetmiꢀ olarak değerlendirilebileceği kanısındadır. Bu zarara karꢀılık   baꢀvurana 2.000 Euro tazminat ödenmesi gerektiğini değerlendirmektedir.   AĐHM, kiꢀinin, bu davada olduğu gibi, AĐHS’nin gerektirdiği bağımsızlık ve   tarafsızlık koꢀullarını sağlamayan bir mahkeme tarafından mahkum edildiği durumda, uygun   tazmin yolunun, baꢀvuran talep ettiği takdirde, baꢀvuranın duruꢀmasının yeniden yapılması   veya takibatın yeniden açılması olduğunu değerlendirmektedir (bkz., yukarıda anılan, Öcalan   § 210 in fine).   B. Mahkeme masrafları   Baꢀvuran, ayrıca, yerel mahkemeler ve AĐHM’de yaptığı mahkeme masraflarına   karꢀılık 3.000 Euro talep etmiꢀtir.   Hükümet asılsız olması nedeniyle bu talebe karꢀı çıkmıꢀtır.   Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi içtihadına göre, baꢀvuran, ancak mahkeme   masraflarının zorunlu olarak ve gerçekten yapıldığı ve miktarının makul olduğu kanıtlandığı   durumda mahkeme masraflarının ödenmesi hakkına sahiptir. Bu davada, sahip olduğu tüm   bilgileri ve yukarıda belirtilen kriterleri gözönünde tutan AĐHM, baꢀvurana, tüm mahkeme   masraflarını kapsamak üzere, 1.500 Euro tazminat ödenmesine karar vermeyi makul   değerlendirir.   C. Gecikme faizi   AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere   uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun   olduğuna karar verir.   BU SEBEPLERLE, AĐHM OYBĐRLĐĞĐ ĐLE   1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;   3. Askeri Mahkeme’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığına iliꢀkin olarak AĐHS’nin 6 § 1.   maddesinin ihlal edildiğine;   4. AĐHS’nin 6. maddesi uyarınca olan diğer ꢀikayetin incelenmesinin gerekli olmadığına;   5. (a) Sorumlu Devlet’in, baꢀvurana, AĐHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın   kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde, 2.000 Euro (iki bin Euro) manevi tazminat   ve mahkeme masraflarına karꢀılık 1.500 Euro (bin beꢀ yüz Euro) artı bu miktarlara   tabi olabilecek her türlü vergiyi ödeme günündeki kur üzerinden Yeni Türk Lirası’na   dönüꢀtürmek üzere ödemesine;   (b) yukarıda belirtilen üç aylık sürenin aꢀılmasından ödeme gününe kadar geçen süre   için yukarıdaki miktarlara Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli faizinin   üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   6. Baꢀvuranın adil tazmin talebinin kalanının reddine   KARAR VERĐR.   Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3. maddesi   uyarınca 4 Mayıs 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.   Michael O’BOYLE   Zabıt Katibi   Nicolas BRATZA   Baꢀkan   AĐHS’nin 45 § 2. maddesine ve Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 74 § 2. maddesine uygun   olarak, Sayın Türmen’in mutabakat ꢀerhi bu karara eklenmiꢀtir.   N.B.   M.O’B.   9

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło