48060/99

WyrokETPCz2006-03-23ECLI:CE:ECHR:2006:0323JUD004806099

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy Sąd Bezpieczeństwa Państwa, w którego skład wchodził sędzia wojskowy, stanowił niezależny i bezstronny trybunał w rozumieniu art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał, odwołując się do swojego ugruntowanego orzecznictwa dotyczącego tureckich Sądów Bezpieczeństwa Państwa, stwierdził, że obecność sędziego wojskowego w składzie sądu cywilnego, zwłaszcza w sprawach dotyczących bezpieczeństwa państwa, budzi uzasadnione wątpliwości co do niezależności i bezstronności tego sądu. Brak jest argumentów ze strony Rządu, które mogłyby zmienić to ustalenie. W konsekwencji, sąd, który osądził i skazał skarżących, nie spełniał wymogów niezależności i bezstronności określonych w art. 6 ust. 1 Konwencji.
Stan faktyczny
Skarżący, Tacettin Tokay (ur. 1947) i Diyaeddin Ulus (ur. 1960), zostali aresztowani 29 maja 1994 r. pod zarzutem pomocy PKK. Po przesłuchaniach i badaniach lekarskich, które nie wykazały obrażeń, zostali postawieni przed sędzią Sądu Bezpieczeństwa Państwa w Izmirze (DGM). Zostali tymczasowo aresztowani, a następnie zwolnieni 28 lutego 1995 r. 20 czerwca 1994 r. prokurator wniósł akt oskarżenia, zarzucając im pomoc nielegalnej organizacji. 21 grudnia 1995 r. DGM, w składzie z sędzią wojskowym, skazał skarżących na karę 3 lat i 9 miesięcy pozbawienia wolności. Wyrok ten został utrzymany w mocy przez Sąd Kasacyjny 15 października 1998 r.
Rozstrzygnięcie
Trybunał: 1. Stwierdza dopuszczalność skarg dotyczących niezależności i bezstronności Sądu Bezpieczeństwa Państwa w Izmirze oraz rzetelności postępowania przed Sądem Kasacyjnym, a pozostałych skarg – niedopuszczalność. 2. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu braku niezależności i bezstronności Sądu Bezpieczeństwa Państwa w Izmirze. 3. Uznaje, że nie ma potrzeby badania pozostałych skarg dotyczących art. 6 Konwencji. 4. Stwierdza, że samo stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające słuszne zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową. 5. Zasądza na rzecz skarżących 1000 EUR (pomniejszone o 660 EUR pomocy prawnej) tytułem kosztów i wydatków. 6. Oddala pozostałe żądania słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

†††††††††††††††   G †††††††††††††††   CONSEIL DE *   L'EUROPE   . AVRUPA   * KONSEYİ   A VRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   TOKA Y VE ULUS- TÜRKİYE DA VASİ   (Başvuru no: 48060/99)   KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ   STRAZBURG   M art 2006   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   İşbu karar AİH S’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup,   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (48060/99) başvuru no’lu davanın nedeni bu   ülke vatandaşları Tacettin Tokay ve Diyaeddin Ulus’un (başvuranlar) Avrupa İnsan Hakları   Mahkemesine 15 Mart 1999 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Temel İnsan   Haklarım güvence altına alan 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuranlar   Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İzmir barosu avukatlarından M. İşeri   tarafından temsil edilmektedirler.   OLAYLAR   Başvuranlar sırasıyla 1947 ve 1960 doğumlu olup İzmir’de ikamet etmektedir.   Mayıs 1994 tarihinde başvuranlar ve diğer on bir kişi PKK’ya yardım ve yataklık etme   şüphesiyle gözaltına alınmışlardır.   Cumhuriyet Savcısinın isteği üzerine 31 Mayıs ve 6 Haziran 1994 tarihlerinde başvuranlar ve   on bir kişi İzmir Adli Tıp Kurumuna bağlı bir hekim tarafından muayene edilmiş, aynı gün   hazırlanan raporda hiçbir darp veya yara izine rastlanılmadığı kaydedilmiştir.   H aziran 1 9 9 4 tarih in d e C u m h u riy et S av cısı tarafın d an d in len ilen b aşv u ran lar d ah a so n ra   İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) yetkili hakimi karşısına çıkarılmıştır. Bu   duruşmada başvuranlar polisteki sorgulamalarındaki ve Cumhuriyet Savcısı karşısındaki   beyanlarını teyit etmiş, PKK’nm baskısı altında bu örgüte girdiklerini belirtmişlerdir.   Aynı gün tutuklu yargılanmalarına karar verilen başvuranlar 28 Şubat 1995 tarihinde serbest   bırakılmıştır.   Cumhuriyet Savcısı 20 Haziran 1994 tarihinde sunduğu iddianamesi ile TCK’ııın 169. ve   sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca başvuranları yasadışı bir   örgüte yardım ve yataklık etmek suçuyla itham etmiştir.   DGM, 20 Temmuz ve 25 Ağustos 1994 tarihlerinde ilk iki duruşmayı gerçekleştirmiş,   başvuranlar cezaevindeki bir protesto eylemi nedeniyle duruşmalara katılmayı   reddetmişlerdir.   E k im 1 9 9 4 tarih in d e D G M k arşısın a çık arılan b aşv u ran lar k im lik b ilg ilerin i v e ifad elerin i   vermeyi reddetmişlerdir.   Başvuranlar 6 Aralık 1994 tarihinde mahkeme karşısına avukatlarının beraberinde çıkmışlar,   savunmalarında PKK’mn baskısı altında bu örgüte girdiklerini tekrar etmişlerdir.   DGM, 25 Ocak’tan 21 Aralık 1995 tarihine dek dokuz duruşma daha gerçekleştirmiştir.   Başvuranlar protesto eylemi nedeniyle bunların hiçbirine katılmamışlardır. 28 Şubat 1995   tarihinde geçici olarak serbest bırakılmışlardır.   1 A ra lık 1 9 9 5 ta rih li b ir k a ra rla , a ra la rın d a a s k e ri b ir h a k im in d e y e r a ld ığ ı D G M h e y e ti   başvuranların haklarında yapılan ithamlardan suçlu bulmuş ve TCK’nın 169. ve 3713 sayılı   Kanun’un 5. maddesi gereğince dört yıl altı ay hapis cezasına çarptırmış, hafifletici sebepleri   dikkate alarak cezada altıda bir oranında indirime gitmiş ve üç yıl dokuz ay hapis cezasına   hükmetmiştir.   Karar başvuranlara 1 Şubat 1996 tarihinde tebliğ edilmiştir.   5 E k im 1 9 9 8 tarih in d e alın an v e 2 1 E k im 1 9 9 8 ’d e açık lan an k ararla Y arg ıtay ilk d erece   mahkemesinin kararını onamıştır.   o|r|rGhÍpzpukhu   pUGrhi|slkĶsliĶsĶysĶrGohrrpukh   hUG kŒ“Œ›G n Ă  Œ • “ ’ G t ˆ’ Œ ” Œ š ˅•  • G ›ˆ™ˆšķ¡G ŒG ‰ˆĥķ”šķ¡G ‰  ™ G ”ˆ’Œ” ŒG –“ ”ˆ ‹ ķĥķ •ˆ SG   €ˆ™Žķ›ˆ N‹ˆ’G ˆ™Žķ“ˆ”ˆ•ķ•Gˆ’’ˆ• Œ›ŒGœ Žœ•GŽŒ™íŒ’“Œť”Œ‹ĥ•ŒG ü•Œ“’Gť’ˆ Œ›“Œ™   Başvuranlar kendilerini yargılayan ve mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin   bünyesindeki askeri hakim nedeniyle tarafsız ve bağımsız bir mahkeme sayılamayacağını ileri   sürmektedirler.   Başvuranlar Yargıtay’daki sürecin adil olmadığım iddia etmekte, bu bağlamda Devlet   Güvenlik Mahkemesi’nin kararım gözaltında baskı altında ve avukat bulundurma hakkı   olmaksızın verilen ifadelere dayandırdığını ileri sürmektedirler. Başvuranlar ayrıca Yargıtay   Cumhuriyet Başsavcısı’nın tebliğnamesi hakkında zamanında bilgilendirilmediklerinden   yakınmaktadır.   Başvuranlar bu yönde AİHS’nin 6 §§ 1. ve 3 c) maddelerini ileri sürmektedirler.   Hükümet altı ay kuralına riayet edilmediği gerekçesiyle AİHM’den AİHS’nin 35. maddesi   \iyannca başvuruyu reddetmesini talep etmektedir. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsız   ve tarafsız olmadığına ve avukat hakkından yararlanamadığına ilişkin şikayetlerle ilgili olarak   iç hukukta nihai kararın yine bu mahkeme tarafından alındığım savunmaktadır. Hükümet bu   bağlamda, olayların meydana geldiği dönemdeki iç hukuka göre Yargıtay’ın Devlet Güvenlik   Mahkemelerinin yapısına ve ön soruşturma kapsamında bir avukatın hazır bulunmaması   hakkında görüş bildirme yetkisine sahip olmadığım belirterek, başvuranların iç hukuk   yollarının yetersiz olduğuna kanaat getirdiği andan itibaren altı ay içerisinde yani DGM’nin   1 A r a lık 1 9 9 5 ta r ih in d e a lm ış o ld u ğ u k a r a r d a n itib a r e n b a ş v u r u d a b u lu n m a s ı g e r e k tiğ in in   altım çizmektedir. Oysa başvuru 15 Mart 1999 tarihinde yapılmıştır.   AİHM, Özdemir-Türkiye (no:59659/00 § 26, 6 Şubat 2003) davasında benzer itirazı   reddettiğini hatırlatmaktadır. AÎHM, bu sonucu değiştirecek hiçbir gerekçe görmemekte ve   Hükümetin itirazını reddetmektedir.   AİHM, mahkemenin bu yöndeki içtihatları (Bkz. Çıraklar-Türkiye kararı, 28 Ekim 1998,   1998rVIİ) ve mahkemeye sunulan unsurlar ışığında bu şikayetlerin esas bakımından   incelenmesi gerektiğine itibar etmektedir. Başvurunun kabuledilemez bulunması için bir   gerekçe tespit edilmemiştir.   i U G k  ĥ Œ ™ G ť  ’ ˆ Œ › “ Œ ™   Başvuranlar AİHS’nin 14. maddesini ileri sürerek, özellikle savunma haklarına dair özel   uygulamadan ve Devlet Güvenlik Mahkemesi önündeki ceza yargı süreci boyunca umumi   hukuka göre daha az elverişli olan ceza rejiminden şikayetçi olmaktadırlar. AÎHS’nin 6 § 1.   maddesini hatırlatan başvuranlar ceza sürecinin uzunluğundan yakınmakta, aynı zamanda   Türk hukukunun ilgili tanıkların doğrudan sorgulanmasını öngörmemesi doğrultusunda   hakkaniyete uygun bir yargılamanın gerçekleşmediğini öne sürmektedirler.   Mahkemeye sunulan delillerin bütünü dikkate alındığında ve kendi yetkisi çerçevesinde   AİHM bıı şikayetlerle ilgili hiçbir ihlal gözlemlememektedir. Başvurunun bu bölümünün   AİHS’nin 35 §§ 3. ve 4. maddeleri gereğince kabuledilemez bulunması gerekmektedir.   ppUGlzhzGohrrpukh   h UGk Œ  “Œ ›Gn Ý Œ • “’ Gt ˆ ’ Œ ” Œ š˅• • G‰ ˆĥķ” šķ¡“ķĥķG Œ G›ˆ™ˆšķ¡“ķĥķG ˆ“’ ķ• ‹ ˆ   AÎHM daha önceki kararlarda buna benzer pek çok şikayetin dile getirildiğini ve bunların   AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını belirtmektedir. (Bkz. söz edilen Özel   kararı, §§ 33-34, ve Özdemir kararı, §§ 35-36).   AİHM, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir   tespiti ve delili sunmadığını değerlendirmede, bunun yanı sıra başvuranların aralarında askeri   bir hakimin de yer aldığı Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin «güvenliğe» dayalı olarak yapmış   olduğu yargılama konusunda endişe duymalarının anlaşılabilir olduğu tespitinde   bulunmaktadır. Başvuranlar, haklarında açılan davada Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin   kararını konuya yabancı gerekçelere dayandırdığı yönünde bir şüphe duymuş olabilirler. Bu   nedenle başvuranların bu yargı makamının tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki   şüphelerinin dikkate alınması gerekmektedir, (sözü edilen Incal kararı s. 1573, § 72 infin e ).   AÎHM, başvuranları yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin AÎHS’nin 6 §   1. m addesi uyarınca bağım sız ve tarafsız bir m ahkem e olm adığı sonucuna varm ıştır.   B.G€ˆ™ŽķGzĂ™ŒŠ••Gˆ‹““ĥGˆ’’ķ•‹ˆ   Hükümet bir ihlal bulunduğu iddiasına karşı çıkmaktadır.   AÎHM, daha önce de benzer kararlarda dile getirdiği üzere bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan   yoksun bir mahkemenin kendi yargısına tabi olan kişilere her halükârda adil bir yargılamayı   garanti edemeyeceği hükmüne varıldığını hatırlatmaktadır.   Başvuranların bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğinin   tespiti ışığında, Mahkeme sözkonusu şikayetleri incelemeyi gerekli görmemektedir (Bkz.   diğerleri arasında sözü edilen Çıraklar kararı, s. 3074, §§ 44-45).   pppUGhĶoz˅uĶuG[XUGthkklzĶ˅uĶuG|€n|shuthzp   h UG { ˆ ¡ ” • ˆ ›   Başvuranlar maddi zarara maraz kaldıklarını ileri sürmekte, manevi tazminat olarak her biri   5.000 Euro tazminat talep etmektedir.   Hükümet bu miktara karşı çıkmaktadır.   Manevi tazminatla ilgili olarak AİHM, olayların mevcut koşulları dikkate alındığında ihlal   kararının tespitinin adil tazmin için başlı başına yeterli olduğuna karar vermiştir. (Sözü edilen   Çıraklar kararı, s. 3074, § 49).   AİHM, bir başvuran hakkında verilen mahkumiyetin, 6 § 1 maddesine göre tarafsız ve   bağımsız olmayan bir mahkeme tarafından verildiği görüşüne vardığında, ihlalin sonucunun   giderilmesi için prensip olarak en uygun yolun başvuranın talebi üzerine, tarafsız ve bağımsız   bir mahkeme tarafından yeniden yargılanmasının olacağını değerlendirmektedir. (Bkz. sözü   edilen Gençel kararı, § 27).   iUGtˆš™ˆGŒGˆ™Šˆ”ˆ“ˆ™   Başvuranlar iç hukukta ve AÎHM yetkili organları nezdinde yapmış oldukları masraf ve   harcamalar için 3.000 Euro talep etmektedirler.   Hükümet bu miktara itiraz etmektedir.   AİHM, 41. madde uyarınca, hakkaniyete uygun olarak, Avrupa Konseyi tarafından verilen   Euro’luk adli yardım miktarı 1.000 Euro’dan düşülerek kalan kısmın başvuranlara birlikte   ödenmesine karar vermiştir.   jUGnŒŠ’”ŒGmˆ¡   Gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı   faiz oranına 3 puan eklenecektir.   i|GnlylrÍlslylGkh€hspGvshyhrSGhĶotSGv€iĶysĶĤĶ€slS   1. İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığı, Yargıtay’daki yargı   sürecinin adilliği hakkındaki şikayetlerin kabuiedilebilir olduğuna, bunun dışında kalanların   kabuledilemez olduğuna;   2. İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğinden   yoksun olması nedeniyle AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;   3. AİHS’nin 6, maddesine dair diğer şikayetlerin incelenmesine gerek olmadığına;   4. Mevcut kararın manevi zarar için başlı başına bir adil tazmini oluşturduğuna;   5. a) AİHS’nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde,   miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf olmak ve ödeme tarihindeki döviz kuru   üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere, Savunmacı Hükümet tarafından masraf ve harcamalar   için başvuranlara birlikte Avrupa Konseyi tarafından verilen adli yardım miktarı 660 (altı yüz   altmış) Euro’nun 1.000 (bin) Euro’dan düşülerek kalan kısmın ödenmesine;   b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödeme yapılana kadar, Avrupa Merkez   Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin   uygulanmasına;   6. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMİŞTİR.   İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.   maddelerine uygun olarak 23 Mart 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.   6

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło