48069/99
WyrokETPCz2006-02-21ECLI:CE:ECHR:2006:0221JUD004806999
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy siedmiodniowe zatrzymanie bez niezwłocznego doprowadzenia przed sędziego oraz brak skutecznego środka odwoławczego w celu zakwestionowania legalności zatrzymania naruszyły art. 5 ust. 3 i 4 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał podkreślił, że art. 5 Konwencji gwarantuje podstawowe prawo do ochrony przed arbitralnym działaniem państwa, a kontrola sądowa jest kluczowa dla minimalizacji ryzyka arbitralności i zapewnienia praworządności. Stwierdził, że nawet w sprawach dotyczących terroryzmu, siedmiodniowe zatrzymanie bez niezwłocznego doprowadzenia przed sędziego przekracza ścisłe granice art. 5 ust. 3. Ponadto, Trybunał powtórzył, że krajowy środek odwoławczy (art. 128 § 4 CMUK) nie spełniał wymogów art. 5 ust. 4, ponieważ nie zapewniał skutecznej kontroli legalności zatrzymania, co było już wcześniej ustalone w orzecznictwie Trybunału.Stan faktyczny
Skarżący, Küçük Hasan Çoban, został zatrzymany 4 listopada 1998 r. w ramach operacji przeciwko nielegalnej organizacji TKP/ML-TIKKO i przetrzymywany przez siedem dni w areszcie żandarmerii. Dopiero 11 listopada 1998 r. został przesłuchany przez prokuratora, a następnie doprowadzony przed sędziego pokoju, który zarządził jego tymczasowe aresztowanie. Ostatecznie został skazany na karę śmierci, którą później zamieniono na dożywocie.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie:
- Uznał skargę za dopuszczalną.
- Stwierdził naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji.
- Stwierdził naruszenie art. 5 ust. 4 Konwencji.
- Zasądził na rzecz skarżącego 1 500 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe.
- Zasądził na rzecz skarżącego 1 500 EUR tytułem kosztów i wydatków, pomniejszone o 630 EUR otrzymanej pomocy prawnej.
- Oddalił pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYİ
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
ÇOBAN - TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no: 48069 / 99)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG Şubat 2006
İşbu karar Sözleşme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek
olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (48069/99) başvuru no’lu davanın nedeni bu
ülke vatandaşı Küçük Hasan Çoban’ın (başvuran) 21 Nisan 1999 tarihinde Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi’ne Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 34. maddesi uyarınca yapmış
olduğu başvurudur. Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İstanbul
Barosu avukatlarından Engül Çıtak tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
Başvuran 4 Kasım 1998 tarihinde yasadışı örgüt TKP/ML-TIKKO’ya karşı yürütülen
operasyon çerçevesinde tutuklanarak Taşova Jandarma Karakolu’nda gözaltına alınmıştır.
Taşova Cumhuriyet Savcısı tarafından 11 Kasım 1998 tarihinde dinlenen başvuran Sulh
hakimi karşısına çıkarılmış, hakim tutuklu yargılanmasına karar vermiştir. Kasım 1998 tarihinde Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı
başvuran hakkında kamu davası açmış ve TCK’nın 146 § 1. maddesinde öngörülen suç
kapsamında «Anayasal düzeni zorla yıkmaya teşebbüs etme» ithamında bulunarak ölüm
cezasına çarptırılmasını talep etmiştir.
DGM, 14 Şubat 2002 tarihli bir kararla başvuranı suçlu bulmuş ve ölüm cezasına mahkum
etmiştir.
Yargıtay 23 Haziran 2003 tarihinde bu kararı onamış ve ölüm cezasının kaldırılmasını
öngören 4771 sayılı Kanun uyarınca başvuranın ölüm cezasının hafifletilerek müebbet hapis
cezasına çevrilmesine karar vermiştir.
HUKUK AÇISINDAN
I. AİHS’NİN 5. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran gözaltı süresinin uzunluğundan ve bu sürenin yasallığına itiraz edecek başvuru
yolunun bulunmadığından şikayetçi olmaktadır. Başvuran bu noktada AİHS’nin 5 §§ 3. ve 4.
maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
A. Kabuledilebilirliğe ilişkin
Hükümet, AİHS’nin 35 § 1. maddesi uyarınca iç hukuk yolları tüketilmediğinden AİHM’den
başvuruyu reddetmesi talebinde bulunmakta, ceza sürecinin hiçbir aşamasında başvuranın
gözaltı süresinin uzunluğuna karşı yetkili hukuk mercileri karşısında itirazda bulunmadığını
savunmaktadır.
Başvuran Hükümetin savına karşı çıkmakta ve olayların meydana geldiği dönemde yürürlükte
bulunan Yasa’ya uygun olarak başlatılacak her önlemin sonuçsuz kalacağını öne sürmektedir.
AİHM, yerleşik içtihadından doğan kıstaslar (Bkz. özellikle Sakık ve diğerleri kararı, no:
2623–2624, § 44) ve sunulan deliller ışığında yapılan şikayetlerin esastan incelenmesi
gerektiğini kaydetmektedir. Başvurunun kabuledilemez bulunması için hiçbir gerekçe tespit
edilmemiştir.
B. Esas hakkında
1. AİHS’nin 5 § 3. maddesi hakkındaki şikayet
Başvuran yakalanmasının ardından hemen yetkili bir hakim karşısına çıkarılmadığından
yakınmaktadır.
Hükümet, başvurana uygulanan gözaltı süresinin olayların meydana geldiği dönemde
yürürlükte bulunan Kanun’a uygun olduğunu, isnat edilen suçun niteliğinin bu sürecin
uzatılmasını gerektirdiğini savunmakta, ayrıca 3 Ekim 2001 tarihinde gerçekleştirilen
Anayasal değişikliğinden bu yana gözaltı süresinin dört gün olduğunu sözlerine eklemektedir.
AİHM, 5. maddenin AİHS sistemi içinde Devletin keyfi uygulamaları karşısında bireyin
korunması açısından temel bir hakkı güvence altına aldığını hatırlatmaktadır. Benzer bir
müdahaleye getirilen hukuki denetim 5 § 3. maddede yer alan, keyfi uygulama riskini
olabildiğince indirgeme ve hukukun üstünlüğünü sağlama gibi temel bir unsuru
oluşturmaktadır (Bkz. sözü edilen Sakık ve diğerleri, 2623–2624, § 44).
AİHM, geçmişte de birçok defa yetkililerin terör suçlarına ilişkin soruşturmalarda özel
sorunlarla karşılaştıklarını kabul etmiştir (Bkz. diğerleri arasında, Brogan ve diğerleri-
İngiltere kararı, 29 Kasım 1988, seri: A 145-B, s.33 § 61, Sakık ve diğerleri-Türkiye kararı,
s.2623, § 44 ve Dikme-Türkiye kararı, no: 20869/92, AİHM 2000-VIII). Bununla birlikte bu
durum 5. madde uyarınca, yetkililere terör suçu işlendiğini belirttikleri her durumda zanlıları
iç hukuk mercilerinin ve Sözleşme Organlarının kontrolü dışında tutuklama ve gözaltına alma
serbestisi tanımamaktadır (Bkz. mutatis mutandis, sözü edilen Dikme kararı, s. 206, § 64).
AİHM, daha önce de 5 § 3. maddede belirlenen kati sınırların ötesinde, teröre karşı işlenen
kolektif suçların cezalandırılması amaçlansa dahi hukuki denetim olmaksızın gözaltı süresinin
dört gün altı saat olduğu sonucuna varmıştır (Bkz. sözü edilen Brogan ve diğerleri kararı, s.
33, § 62).
Mevcut başvuruda başvuranın gözaltı süresi 4 Kasım 1997 tarihinde başlamakta ve ilgilinin
sulh hakimi tarafından dinlenildiği 11 Kasım 1997 tarihinde sona ermektedir, bu süre yedi
gündür.
Başvuranın itham edildiği fiillerde terörle bir bağlantısı olduğu farz edilse dahi AİHM, hukuki
denetim olmadan yedi günlük gözaltı süresini kabul edememektedir.
Bu nedenle, AİHS’nin 5 § 3. maddesi ihlal edilmiştir.
2. AİHS’nin 5 § 4. maddesi hakkındaki şikayet
Başvuran gözaltı süresinin yasallığına karşı çıkacak başvuru yolunun bulunmadığından
şikayetçi olmaktadır.
Hükümet, başvuranın CMUK’un 128 § 4. maddesinde öngörülen başvuru ile yetkili hakim
önünde gözaltı süresinin yasallığına karşı çıktığını gözlemlemektedir.
AİHM Öcalan (Öcalan-Türkiye kararı, no: 46221/99, AİHM 2005-…) kararında, ulusal
mahkemelerin CMUK’un 128 § 4. maddesi uyarınca ilgililerin tutukluluk hallerine
uyguladıkları denetimin AİHS’nin 5 § 4. maddesinde yer alan gerekliliklere riayet
edilmediğini hatırlatmaktadır.
AİHM bu sorudan bağımsız olarak, başvuranın tutukluluk halinin devamına karar veren tek
bir hakimin adı geçenin yakalanmasının ardından yedi günlük gözaltı süresinin yasallığı
hakkında görüş bildirip bildirmediğinin bilinmesi gerektiğini not etmektedir. AİHS’nin 5 § 3.
maddesi çerçevesinde alınan sonuç dikkate alındığında AİHM, böyle uzun bir dönemin
«makul süre» kavramı ile bağdaşmadığına itibar etmektedir.
Bu nedenle, AİHS’nin 5 § 4. maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI
A. Tazminat
Başvuran 20.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.
Hükümet bu miktarı aşırı olarak değerlendirmektedir.
AİHM, sözkonusu olayların koşulları ve AİHS’nin 41. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun
olarak başvurana 1.500 Euro manevi tazminat ödenmesini kararlaştırmıştır.
B. Masraf ve harcamalar
Başvuran iç hukukta ve AİHM nezdinde yapmış olduğu harcamalar için 10.000 Euro talep
etmektedir.
Hükümet bu miktara karşı çıkmaktadır.
AİHM’nin yerleşik içtihadına göre ve hakkaniyete uygun olarak başvurana yargı giderleri için
Avrupa Konseyi tarafından verilen 630 Euro’luk adli yardım miktarı 1.500 Euro’dan
düşülerek kalan kısmın ödenmesine karar vermiştir.
C. Gecikme Faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3
puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1.Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHS’nin 5 § 3. maddesinin ihlal edildiğine;
3. AİHS’nin 5 § 4. maddesinin ihlal edildiğine;
4. a) AİHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde,
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümetin
başvurana;
i.
manevi tazminat olarak 1.500 (bin beş yüz) Euro;
ii.
masraf ve harcamalar için Avrupa Konseyi tarafından verilen adli yardım miktarı
olan 630 (altı yüz otuz) Euro düşülerek kalan kısmı ödemesine;
yukarıda belirtilen miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;
iii.
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez
Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin
uygulanmasına;
5. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.
maddelerine uygun olarak 21 Şubat 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.
5
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 15.07.2026. · Źródło