48095/99
WyrokETPCz2005-04-14ECLI:CE:ECHR:2005:0414JUD004809599
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy turecki Sąd Bezpieczeństwa Państwa, w którego skład wchodził sędzia wojskowy, był niezależnym i bezstronnym sądem w rozumieniu art. 6 ust. 1 Konwencji, a tym samym czy postępowanie przeciwko skarżącemu było rzetelne?Ratio decidendi
Trybunał powtórzył swoje ugruntowane stanowisko, że obecność sędziego wojskowego w składzie Sądu Bezpieczeństwa Państwa, orzekającego w sprawach dotyczących bezpieczeństwa narodowego, budzi uzasadnione obawy co do niezależności i bezstronności tego sądu. Skarżący miał prawo obawiać się, że sąd mógł być pod wpływem czynników niezwiązanych z naturą sprawy. W konsekwencji, Sąd Bezpieczeństwa Państwa w Malatyi, który skazał skarżącego, nie spełniał wymogów niezależnego i bezstronnego sądu z art. 6 ust. 1 Konwencji. Trybunał uznał, że stwierdzenie tego naruszenia czyni zbędnym rozpatrywanie pozostałych zarzutów dotyczących rzetelności postępowania.Stan faktyczny
Skarżący, Nazif Töre, urodzony w 1964 roku, mieszkaniec Stambułu, został w 1988 roku skazany za przynależność do nielegalnej organizacji (Marksistowsko-Leninowskiej Partii Komunistycznej) i warunkowo zwolniony w 1991 roku. W marcu 1996 roku został ponownie aresztowany i oskarżony o przynależność do tej samej organizacji oraz o współudział w napadzie na bank i zabójstwie funkcjonariusza. W grudniu 1997 roku Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesi (Sąd Bezpieczeństwa Państwa w Malatyi), w składzie dwóch sędziów cywilnych i jednego wojskowego, uznał go za winnego i skazał na dożywocie. Wyrok został zatwierdzony przez Sąd Kasacyjny w listopadzie 1998 roku. Skarżący został zwolniony z więzienia z powodu choroby w 2002 roku, odbywając łącznie sześć lat i sześć miesięcy kary.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Stwierdza, że skarga jest dopuszczalna. 2. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji w odniesieniu do skargi dotyczącej niezależności i bezstronności Sądu Bezpieczeństwa Państwa w Malatyi. 3. Stwierdza, że nie jest konieczne rozpatrywanie pozostałych skarg skarżącego na podstawie art. 6 Konwencji. 4. Stwierdza, że stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające i sprawiedliwe zadośćuczynienie za doznaną szkodę niemajątkową. 5. Zasądza na rzecz skarżącego 2000 EUR na pokrycie kosztów i wydatków, płatne w lirach tureckich po kursie z dnia płatności, powiększone o odsetki za zwłokę. 6. Oddala pozostałą część żądania słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
ÜÇÜNCÜ DAİRE
TÖRE - TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no: 48095/99)
KARAR
STRAZBURG Nisan 2005
Bu karar, AİHS’nin 44 § 2 Maddesi’nde belirtilen şartlarla kesinlik kazanacaktır, ancak şekle
ilişkin değişiklik yapılabilir.
Töre -Türkiye Davasında,
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi,
Sn. B. M. ZUPANČIČ, Başkan,
Sn. J. HEDIGAN,
Sn. L. CAFLISCH,
Sn. R. TÜRMEN,
Sn. C. BÎRSAN,
Sn. M. TSATSA-NIKOLOVSKA,
Sn. V. ZAGREBELSKY, yargıçlar,
ile Bölüm Sekreteri Sn. V. BERGER’in katılımı ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Heyeti olarak toplanmış, 24 Mart 2005 tarihinde yapılan özel görüşmeler sonucunda, bu
tarihte benimsenmiş olan aşağıdaki karara varmıştır:
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USULİ İŞLEMLER
1. 1. Davanın nedeni, Türk vatandaşı olan Nazif Töre’nin (“başvuran”), İnsan Haklarını
ve Temel Hakları Korumaya Dair Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. Maddesi uyarınca, 17 Nisan tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptığı
başvurudur (başvuru no: 48095/99).
2. Başvuran, İstanbul’da görev yapmakta olan avukat E. Çıtak tarafından temsil edilmiştir.
Türk Hükümeti (“Hükümet”), AİHM önündeki işlemler için ajan tayin etmemiştir.
3. 29 Nisan 2004’te AİHM, başvurunun kısmen kabul edilemez olduğunu ilan etmiş ve
başvuranın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından adil bir biçimde yargılanmasıyla ilgili
olan başvuruyu Hükümet’e iletmeye karar vermiştir. AİHM, AİHS’nin 29 § 3 Maddesi’nin
hükümleri uyarınca, başvurunun esaslarını kabul edilebilirliğiyle birlikte incelemeye karar
vermiştir.
4. 1 Kasım 2004’te, AİHM dairelerinin içeriğini değiştirmiştir (İçtüzüğün 25 § 1
Maddesi). Dava, yeni oluşturulan Üçüncü Daire’ye verilmiştir.
OLAYLAR
I. DAVA OLAYLARI
5. Başvuran, 1964 doğumlu olup İstanbul’da ikamet etmektedir.
6. Başvuran, 1988 yılında yasadışı bir örgüte (Marksist-Leninist Komünist Parti) üye
olmaktan hüküm giymiştir. Başvuran, 15 Nisan 1991’de şartlı olarak cezaevinden serbest
bırakılmıştır.
7. 16 Mart 1996’da başvuran yakalanmış ve polis tarafından gözaltına alınmıştır. 6 Nisan
1996’da başvuran, Tunceli Emniyet Müdürlüğü’nde polis memurları tarafından
sorgulanmıştır.
8. 9 Nisan 1996’da, Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesi başvuranın tutuklu
yargılanmasına karar vermiştir.
9. 22 Nisan 1996’da, Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, Malatya
Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne başvuranı yasadışı silahlı bir örgüte (Marksist-Leninist
Komünist Parti) mensup olmakla suçlayan bir dava açmıştır. Cumhuriyet Savcısı, Ceza
Kanunu’nun 146 § 1 Maddesi ve 3713 no.lu Kanun’un 5. Maddesi uyarınca, başvuranın
hüküm giyip cezalandırılmasını istemiştir.
10. Bu arada, 7 Mayıs 1996’da İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı,
İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne başvuranı 18 Mayıs 1992’de bir banka soygununa ve
bir memurun öldürülmesine suç ortaklığı yapmakla suçlayan bir dava açmıştır. 26 Aralık
1996’da iki dava birleştirilmiş ve Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesi huzurunda başvurana
karşı yapılan cezai kovuşturma devam etmiştir.
11. 16 Aralık 1997’de, iki sivil ve bir askeri yargıçtan oluşan Malatya Devlet Güvenlik
Mahkemesi, başvuranı suçlu bulmuş ve ömür boyu hapis cezasına çarptırmıştır.
12. 30 Kasım 1998’de Yargıtay, başvuranın avukatının gerekçesiz bir biçimde ortada
olmaması nedeniyle duruşma yapmadan, Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin vermiş
olduğu kararı onaylamıştır.
13. 10 Ekim 2002’de başvuranın avukatı AİHM’ye, Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 399.
Maddesi uyarınca, başvuranın hastalık nedeniyle cezaevinden serbest bırakıldığını
bildirmiştir. Dolayısıyla, başvuran toplamda altı yıl altı ay hapis yatmıştır.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK
14. Söz konusu zamanda yürürlükte olan ilgili iç hukuk ve uygulaması, şu kararlarda
genel olarak belirtilmiştir: Özel / Türkiye (no. 42739/98, §§ 20-21, 7 Kasım 2002) ve Gençel /
Türkiye (no. 53431/99, §§ 11-12, 23 Ekim 2003).
HUKUK
I. AİHS’NİN 6. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
15. Başvuran, bağımsız ve tarafsız olmayan Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesi
tarafından yargılanıp suçlu bulunduğunu belirtmiştir. Başvuran ayrıca, gözaltındayken bir
avukattan yardım alma hakkından yoksun bırakılmasından ve Cumhuriyet Başsavcısı’nın
Yargıtay’a gönderdiği yazılı görüşün kendisine bildirilmemesinden, bu nedenle de karşı
iddialarını bildirme fırsatından da yoksun bırakılmaktan şikayetçi olmuştur. Başvuran,
AİHS’nin 6 §§ 1 ve 3 (c) Maddelerine dayanmıştır.
A. Kabul edilebilirlik
16. Hükümet, AİHS’nin 35. Maddesi uyarınca, başvuranın Malatya Devlet Güvenlik
Mahkemesi’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığıyla ilgili olarak yapmış olduğu şikayetin, altı ay
kuralına uymadığı için reddedilmesi gerektiğini iddia etmiştir. Hükümet bu bakımdan,
başvuran Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsız ve tarafsız olmamasından
şikayetçi olduğu için, başvuranın mahkemenin karar verdiği tarihten itibaren altı ay içinde
AİHM’ye başvuruda bulunması gerektiğini belirtmiştir.
17. AİHM, daha önce birçok davada, Hükümet’in altı ay kuralına uymamayla ilgili
yapmış olduğu benzer ilk itirazları inceleyip reddettiğini yinelemektedir (bkz. Özdemir /
Türkiye, no. 59659/00, § 29, 6 Şubat 2003, ve Doğan ve Keser / Türkiye, no. 50193/99 ve
50197/99, § 17, 24 Haziran 2004). AİHM, bu davada, yukarıda değinilen davalardaki
bulgularından ayrılmasını gerektirecek hiçbir özel koşul saptamamıştır.
18. Dolayısıyla, AİHM, Hükümet’in ilk itirazını reddetmiştir.
19. Geçerli içtihat hukuku (bkz., diğer yetkili makamlar arasında, Çıraklar / Türkiye, 28
Ekim 1998 tarihli karar, Hüküm ve Karar Raporları 1998-VII), ve kendisine sunulanlar
ışığında AİHM, bu davanın AİHS uyarınca, olaylara ve hukuka yönelik karmaşık sorunlar
içerdiğini ve bu sorunları belirlemenin başvurunun esaslarının incelenmesine bağlı olduğunu
göz önüne almaktadır. Bu nedenle AİHM, başvurunun geri kalan kısmının AİHS’nin 35 § 3
Maddesi uyarınca açık bir biçimde asılsız olmadığı sonucuna varmaktadır. Kabul edilemez
olması için hiçbir sebep saptanmamıştır.
B. Esaslar
1. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığı
20. AİHM, bu davadakine benzer konular içeren çok sayıda davayı incelemiş ve AİHS’nin § 1 Maddesi’nin ihlal edildiğini saptamıştır (bkz. Özel, yukarıda kaydedilmiş, §§ 33-34, ve
Özdemir, yukarıda kaydedilmiş, §§ 35-36).
21. Söz konusu davayla ilgili olarak, AİHM, Hükümet’in farklı bir sonuca götürebilecek
hiçbir olay ya da iddia sunmadığını belirtmiştir. AİHM, “milli güvenlik”le ilgili suçlardan
dolayı bir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde kovuşturulan başvuranın, içlerinde bir muvazzaf
subayın da bulunduğu yargıçlar kurulu tarafından yargılanmasından tedirginlik duymasının
anlaşılabilir olduğu kanısındadır. Bu nedenle Hükümet, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin
davanın niteliğiyle hiçbir ilgisi olmayan düşüncelerden etkilenebileceğinden endişelenebilirdi.
Sonuç olarak, başvuranın mahkemenin bağımsızlığı ve tarafsızlığıyla ilgili şüpheleri tarafsız
bir biçimde haklı görülebilir (bkz. Incal / Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar, Raporlar
1998-IV, s. 1568, § 72 in fine).
22. Sonuç olarak, AİHM, başvuranı yargılayan ve suçlu bulan Devlet Güvenlik
Mahkemesi’nin, AİHS’nin 6 § 1 Maddesi uyarınca bağımsız ve tarafsız bir mahkeme
olmadığı kanısına varmıştır.
2. Yargılama usulünün doğruluğu
23. Başvuranın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından adil bir biçimde yargılanma
hakkının ihlal edildiği saptamasına dayanarak AİHM, yerel mahkemeler önündeki yargılama
usulünün doğruluğuyla ilgili olarak AİHS’nin 6. Maddesi uyarınca yapılan diğer şikayetleri
incelemeyi gerekli görmemiştir (bkz., diğer yetkili makamlar arasında, Incal, yukarıda
kaydedilmiş, § 74, ve Ükünç ve Güneş / Türkiye, no. 42775/98, § 26, 18 Aralık 2003).
II. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI
24. AİHS’nin 41. Maddesi şöyledir:
“Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek
Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği
takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
A. Tazminat
25. Başvuran, manevi tazminat olarak 300,000 euro (EUR) istemiştir. Başvuran aynı
zamanda, maddi tazminat talebinde de bulunmuştur. Başvuran, bu miktarın belirlenmesini
AİHM’nin takdir yetkisine bırakmıştır.
26. Hükümet, bu taleplere itiraz etmiştir.
27. Başvuranın iddia ettiği maddi tazminatla ilgili olarak, AİHM, başvuranın talebini
destekleyen hiçbir makbuz ya da belge sunmadığını belirtmiştir. Dolayısıyla, AİHM bu talebi
reddetmiştir.
28. AİHM ayrıca, 6. Madde’nin ihlalinin saptanmasının, başvuranın bu konuda yaşadığı
manevi zararı yeterli biçimde karşıladığını belirtmektedir (bkz. Incal, yukarıda kaydedilmiş,
s. 1575, § 82, ve Çıraklar, yukarıda kaydedilmiş, § 45).
29. AİHM, bir başvuranın AİHS’nin 6 § 1 Maddesi uyarınca, bağımsız ve tarafsız bir
mahkeme tarafından suçlu bulunduğunu saptadığı durumlarda, en iyi yolun başvuranın
bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından en kısa zamanda yeniden yargılanmasını
sağlamak olduğu kanısındadır (Gençel, yukarıda kaydedilmiş, § 27).
B. Masraf ve Harcamalar
30. Başvuran, AİHM huzunda ve yerel duruşmalarda yapmış olduğu masraf ve
harcamaları gösteren hiçbir makbuz ya da fatura sunmamıştır. Başvuran, uygun miktarın
değerlendirilmesini AİHM’nin takdir yetkisine bırakmıştır.
31. Hükümet, yalnızca gerçekten yapılan harcamaların tazmin edilebileceğini ileri
sürmüştür. Bu bağlamda Hükümet, bütün masraf ve harcamaların başvuran ya da temsilcisi
tarafından belgelenmesi gerektiğini belirtmiştir.
32. AİHM’nin içtihadına göre, bir başvuranın yaptığı masraf ve harcamaların tazmin
edilmesi için, bu masraf ve harcamaların gerçekten ve gerekli biçimde yapıldığının
gösterilmesi ve miktar olarak makul olması gereklidir. Söz konusu davada, AİHM elindeki
bilgileri ve yukarıdaki kriterleri göz önüne alarak, yerel duruşmalarda yapılan masraf ve
harcamalar için getirilen talebi reddetmiş, AİHM önünde yapılan duruşmalar için 2,000 EUR
tazminat ödenmesini uygun görmüştür.
C. Gecikme faizi
33. AİHM, gecikme faizinin, Avrupa Merkez Bankası’nın uyguladığı faiz oranına üç puan
eklemek suretiyle oluşacak faiz oranına göre belirlenmesini uygun bulmuştur.
YUKARIDAKİ NEDENLERDEN DOLAYI, AİHM OYBİRLİĞİ İLE
1. Başvurunun kabul edilebilir olduğuna;
2. Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığıyla ilgili olarak
yapılan şikayet hakkında, AİHS’nin 6 § 1 Maddesi’nin ihlal edildiğine;
3. Başvuranın AİHS’nin 6. Maddesi uyarınca yapmış olduğu diğer şikayetleri göz önüne
almanın gerekli olmadığına;
4. Bir ihlalin saptanmasının, başvuranın gördüğü manevi zararın yeterli ve adil biçimde
tazmin edilmesini sağladığına;
5. (a) davalı Devlet’in, kararın AİHS’nin 44 § 2 Maddesi’ne göre kesinlik kazandığı
tarihten itibaren üç ay içinde masraf ve giderler için başvurana, ödeme tarihinde
uygulanan kur üzerinden Türk Lirası’na çevrilecek 2,000 EUR’luk miktar (iki bin
euro) ödemesine;
(b) Yukarıda bahsedilen üç aylık sürenin bitiminden ödeme gününe kadar basit faizin,
gecikme süresince, Avrupa Merkez Bankası’nın uyguladığı faiz oranına üç puan
eklemek suretiyle oluşacak faiz oranı temel alınarak yukarıdaki miktarlara
uygulanması gerektiğine;
6. Başvuranın adil tazmin talebinin geri kalan kısmının reddine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış olup 14 Nisan 2005 tarihinde, İçtüzüğün 77.
Maddesi’nin 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Vincent BERGER
Bölüm Sekreteri
Boštjan M. ZUPANČIČ
Başkan
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło