48387/99

WyrokETPCz2005-11-08ECLI:CE:ECHR:2005:1108JUD004838799

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
1. Czy skazanie skarżącego za wypowiedź polityczną stanowiło nieproporcjonalną ingerencję w jego prawo do wolności wypowiedzi, naruszając art. 10 Konwencji? 2. Czy Sąd Bezpieczeństwa Państwa (DGM), w skład którego wchodził sędzia wojskowy, był niezawisłym i bezstronnym sądem w rozumieniu art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że ingerencja w wolność wypowiedzi skarżącego, choć przewidziana prawem i mająca na celu ochronę porządku publicznego i bezpieczeństwa narodowego, nie była proporcjonalna do tych celów i nie była „konieczna w demokratycznym społeczeństwie”. Wypowiedź skarżącego, będąca krytyką polityczną, nie stanowiła bezpośredniego podżegania do przemocy, a nałożona kara (więzienie, grzywna, wydalenie z partii) była zbyt surowa. W odniesieniu do art. 6 ust. 1, Trybunał potwierdził swoje wcześniejsze orzecznictwo, zgodnie z którym obecność sędziego wojskowego w składzie Sądu Bezpieczeństwa Państwa w sprawach dotyczących cywilów i przestępstw związanych z bezpieczeństwem narodowym budzi obiektywne i uzasadnione wątpliwości co do niezawisłości i bezstronności sądu, naruszając prawo do rzetelnego procesu.
Stan faktyczny
Skarżący, Haydar Kaya, urodzony w 1942 r., był przewodniczącym prowincji Ankara Partii Pracy. 27 lipca 1997 r. wydał oświadczenie prasowe. 7 sierpnia 1997 r. prokurator Sądu Bezpieczeństwa Państwa w Ankarze wszczął przeciwko niemu postępowanie karne na podstawie art. 312 tureckiego kodeksu karnego, zarzucając mu podżeganie do nienawiści. 24 listopada 1997 r. DGM skazał go na dwa lata więzienia i grzywnę, odraczając wykonanie kary. Sąd Najwyższy podtrzymał wyrok 5 marca 1998 r. W konsekwencji skazania, 2 listopada 1998 r. skarżący został wydalony z Partii Pracy.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Stwierdza naruszenie art. 10 Konwencji. 2. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu braku niezawisłości i bezstronności Sądu Bezpieczeństwa Państwa w Ankarze. 3. Uznaje, że nie ma potrzeby odrębnego badania skargi na podstawie art. 11 Konwencji. 4. Zasądza na rzecz skarżącego 3 048 euro tytułem szkody moralnej oraz 3 000 euro tytułem kosztów i wydatków, płatne w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, wraz z odsetkami za zwłokę. 5. Oddala pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

C O N S E I L D E   L ' E U R O P E   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   HAYDAR KAYA - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no:48387/99)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   KASIM 2005   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup   bazı ꢀekli düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine yapılan 48387/99 sayılı baꢀvurunun nedeni,   Türk vatandaꢀı Haydar Kaya’nın (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 19   Nisan 1999 tarihinde, Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözleꢀmesi’nin (AĐHS)   34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur. Baꢀvuran, Đstanbul Barosu avukatlarından   K.T. Sürek tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   doğumlu baꢀvuran, olayların meydana geldiği dönemde Emeğin Partisi’nin   Ankara Đl Baꢀkanı idi.   Baꢀvuran 27 Temmuz 1997 tarihinde basına ve kamuoyuna bir beyanatta bulunmuꢀtur.   Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Baꢀsavcısı 7 Ağustos 1997   tarihli iddianameyle Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 312. maddesi uyarınca, halkı, ırk ve bölge   ayrımı gözeterek kin ve düꢀmanlığa teꢀvik ettiği gerekçesiyle baꢀvuran aleyhinde ceza davası   açmıꢀtır.   DGM, 24 Kasım 1997 tarihli kararla TCK’nın 312§2 maddesi uyarınca baꢀvuranı iki   yıl hapis ve 1.720.000 TL para cezasına çarptırmıꢀtır. DGM, 647 sayılı Kanun’un 6. maddesi   uyarınca cezanın infazının ertelenmesine karar vermiꢀtir.   Baꢀvuran 28 Kasım 1997 tarihinde, temyiz baꢀvurusunda bulunmuꢀtur. Baꢀvuran   savunmasında, hakkında verilen mahkumiyet kararının ifade özgürlüğü hakkına haksız   müdahale oluꢀturduğunu ileri sürmektedir.   Yargıtay, 5 Mart 1998 tarihinde dosya üzerinden yaptığı inceleme sonucunda ilk   derece mahkemesi kararını onamıꢀtır.   Cumhuriyet Baꢀsavcısı 13 Ekim 1998 tarihinde Emeğin Partisi Genel Sekreteri’nden,   sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 11. maddesi uygulanarak baꢀvuranın partiden ihraç   edilmesini istemiꢀtir. 2 Kasım 1998 tarihinde Parti Đdare Kurulu baꢀvuranın partiden ihraç   edilmesine karar vermiꢀtir.   HUKUK AÇISINDAN   I. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuran, hakkında verilen mahkumiyet kararının ifade özgürlüğünü ihlal etmesinden   ꢀikayet etmektedir. Baꢀvuran bu bağlamda, AĐHS’nin 10. maddesini ileri sürmektedir.   AĐHM, dava konusu mahkumiyet kararının, 10§1 maddesinin güvence altına aldığı   baꢀvuranın ifade özgürlüğü hakkına müdahale oluꢀturmasının taraflar arasında ihtilaf konusu   olmadığını kaydetmektedir. Üstelik müdahalenin kanun tarafından öngörüldüğüne ve 10§2   maddesi bakımından, kamu düzeninin, milli güvenliğin ve Devlet’in toprak bütünlüğünün   korunması gibi yasal amaç güttüğüne itiraz edilmemektedir (Bkz. Yaꢀar Kemal Gökçeli, no:   27215/95 ve 36194/97, § 27, 4 Mart 2003). AĐHM, bu değerlendirmeyi benimsemiꢀtir. Buna   karꢀın uyuꢀmazlık, bu müdahalenin “demokratik bir toplumda gerekli” olup olmadığı   sorusuna dayanmaktadır.   AĐHS’nin 10§2 maddesi siyasi söylem ve umumi çıkar sorunları alanında ifade   özgürlüğüne kısıtlama getirmeye yer vermemektedir ( Bkz. Wingrove-Birleꢀik Krallık, 25   Kasım 1996 tarihli karar, 1996-V, s. 1957, § 58). Hükümet’in sahip olduğu baskın konum,   özellikle muhaliflerinin haksız eleꢀtiri ve saldırılarına cevap vermek için baꢀka yolların   bulunduğu durumlarda cezai hukuk yoluna baꢀvurmanın sınırlı tutulmasını zorunlu   kılmaktadır. Benzeri açıklamalar sonucunda yaptırım oluꢀturacak, uygun ve aꢀırıya   kaçmayan, gerekirse ceza alanında tedbirler almak, kamu düzeninin garantörleri olarak   Devlet’in yetkili mercilerinin elindedir (Bkz. Incal-Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar,   1998-IV, s. 1567, § 54). Son olarak, dava konusu sözler bir kimseye, Devlet’in temsilcisine ya   da halkın bir bölümüne yönelik ꢀiddet kullanmaya tahrik edici olduğu durumda, ulusal   merciler ifade özgürlüğü alanında müdahale etme gerekliliği hususundaki incelemede daha   geniꢀ bir takdir marjından faydalanmaktadırlar.   AĐHM, değerlendirmesinde baꢀvuranın basına ve kamuoyuna yaptığı beyanda   kullandığı terimlere büyük önem verecektir. Bu bağlamda AĐHM, göreceği davanın   bulunduğu koꢀulları ve özellikle terörle mücadeleye bağlı zorlukları gözönünde   bulundurmaktadır.   Ancak AĐHM, baꢀvuranın Emeğin Partisi’nin Ankara Đl Baꢀkanı olarak, Türk siyasi   yaꢀamındaki rolü çerçevesinde kendini ifade ettiğini ve dava konusu beyanın, içeriğinin   yanısıra kullanılan terimler bakımından siyasi bir konuꢀma ꢀeklinde olduğunu   gözlemlemektedir.   Baꢀvuran, Marksist söyleme ait kelimeler kullanarak, Devlet’in politikasını kınamakta,   “darbeci” ve “çete” olarak nitelendirdiği bazı siyasi ve askeri kiꢀilikleri suçlamaktadır.   Baꢀvuran son yıllarda Türkiye’nin Güneydoğusu’ndaki ꢀiddet olaylarının arttığını belirtmekte   ve yöneticilerin sosyal ve ekonomik programlarını eleꢀtirmektedir. Baꢀvuranın temel savı,   “iꢀçi, emekçi, ilerici ve demokratların” demokrasi ve özgürlük için ortak faaliyet yürütmek   amacıyla birleꢀmeleri gerektiğine dayanmaktadır.   AĐHM, yerel mahkemelerin aldığı kararlarda bulunan gerekçeleri dikkatle incelemiꢀ   ve bunların baꢀvuranın ifade özgürlüğüne yapılan müdahaleyi haklı göstermek için yeterli   olmadığı sonucuna varmıꢀtır (Bkz. mutatis mutandis, Sürek-Türkiye (no:4), no: 24762/94,   §58, 8 Temmuz 1999). AĐHM, burada ꢀiddete teꢀvikten çok, ihtilafın taraflarından birinin   takındığı uzlaꢀmaz tutumun bir yansımasının sözkonusu olduğunu değerlendirmektedir.   AĐHM, geçmiꢀte halihazır davada olduğu gibi bir çok davada ortaya çıkan benzer   sorunları incelemiꢀ ve AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiği kanaatine varmıꢀtır (Bkz.   özelikle sözüedilen Ceylan, § 38, Öztürk-Türkiye, no: 22479/93, § 74, 1999-VI, sözüedilen   Đbrahim Aksoy, § 80 ve Kızılyaprak-Türkiye, no: 27528/95, § 43, 2 Ekim 2003). AĐHM,   içtihat kararları ıꢀığında mevcut davayı incelemiꢀ ve Hükümet’in, terörle mücadeleye bağlı   zorlukların haricinde sözkonusu durumu farklı bir sonuca ulaꢀtırabilecek ne bir olay ne de bir   argüman sunduğuna kanaat getirmektedir (Bkz. sözüedilen Incal, s.1568, §58).   Ayrıca AĐHM, baꢀvurana verilen iki yıl hapis ve 1.720.000 TL para cezasının   ağırlığını ortaya koymaktadır. Bunun yanısıra, mahkumiyeti sonucunda baꢀvuran, Emeğin   Partisi’nden ihraç edilmiꢀtir.   Sonuç olarak, baꢀvuran hakkında verilen mahkumiyet kararının hedeflenen amaçlarla   orantılı olmadığı, dolayısıyla “demokratik toplumda gerekli olmadığı” ortaya çıkmaktadır.   AĐHS’nin 10. maddesi ihlal edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 6§1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran, kendisini mahkum eden DGM’nin, bünyesinde bir askeri hakim   bulundurması nedeniyle, kendisine hakkaniyete uygun yargılamayı güvence altına alan   “tarafsız ve bağımsız bir mahkeme” olamayacağını iddia etmektedir. Ayrıca, baꢀvuran   kendisine tebliğ edilmeyen Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı tebliğnamesine hiçbir zaman   cevap verememiꢀ olmaktan ꢀikayetçi olmaktadır. Baꢀvuran AĐHS’nin 6§1 maddesini ileri   sürmektedir.   1. DGM’nin tarafsız ve bağımsız olması hakkında   AĐHM, bu durumda ortaya çıkan sorunlara benzer sorunları birçok kez irdelemiꢀ   AĐHS’nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir (Bkz. sözüedilen Özel, §§33-34 ve 6   ꢁubat 2003 tarihli Özdemir-Türkiye kararı, no: 59659/00, §§35-36).   AĐHM, mevcut davayı incelemiꢀ ve Hükümet’in, sözkonusu durumu farklı bir sonuca   ulaꢀtırabilecek ne bir olay ne de bir delil sunduğuna kanaat getirmiꢀtir. AĐHM, “milli   güvenliğe” iliꢀkin suçlardan DGM önüne çıkarılan baꢀvuranın, aralarında askeri hakimin de   bulunduğu mahkeme heyeti önüne çıkmaktan çekinmesinin anlaꢀılabileceğini, baꢀvuranın,   DGM’nin davanın içeriğine yabancı değerlendirmelere yönlendirilmiꢀ olabileceği yönünde   haklı bir endiꢀesi olabileceğini saptamıꢀtır. Böylece, bu mahkemenin tarafsızlığı ve   bağımsızlığı hakkında baꢀvuran tarafından duyulan ꢀüphelerin objektif olarak kanıtlandığı   değerlendirilebilir (sözüedilen Incal kararı, §72 in fine).   AĐHM, baꢀvuranı yargılayıp mahkum ettiği sırada DGM’nin, 6§1 maddesi uyarınca   tarafsız ve bağımsız bir mahkeme olmadığı sonucuna varmaktadır.   2. Savcı tebliğnamesinin tebliğ edilmemesi hakkında   AĐHM, benzer davalarda, tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan yoksun olduğu ortaya   konulan bir mahkemenin, her durumda, yargısına tabi kiꢀilere hakkaniyetli bir yargı   sağlayamayacağı hükmüne varıldığını hatırlatmıꢀtır.   AĐHM, baꢀvuranın tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından dinlenme hakkının   ihlal edildiği sonucuna vardığını gözönünde bulundurarak, AĐHS’nin 6. maddesine göre   yapılan diğer ꢀikayeti incelemeye gerek olmadığına kanaat getirmektedir (Bkz. diğerleri   arasında, 28 Ekim 1998 tarihli Çıraklar-Türkiye kararı, 1998-VII, §§ 44-45).   III. AĐHS’NĐN 11. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran, mahkum edilmesinin ardından partiden ihraç edilmesinin, AĐHS’nin 11.   maddesinin ihlalini oluꢀturduğunu savunmaktadır.   AĐHM, baꢀvuranın partiden ihraç edilmesinin TCK’nın 312. maddesi uyarınca   mahkum edilmesinin doğrudan ve otomatik olarak ortaya çıkan bir sonucu olduğunu   kaydetmektedir (sözüedilen Ceylan, § 17).   AĐHM, AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını gözönünde   bulundurarak, sözkonusu ꢀikayeti ayrıca incelemeye gerek olmadığına kanaat getirmektedir.   IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA   A. Tazminat   Baꢀvuran, 3.048 Euro tutarındaki manevi zararının telafi edilmesini istemektedir.   Hükümet aꢀırı bulduğu bu iddiaya itiraz etmektedir.   AĐHM, ilgilinin dava koꢀullarında bir takım sıkıntılar duyabileceğine kanaat   getirmektedir. AĐHM, manevi zarar altında istenilen rakamın tümünü kabul etmekte ve   baꢀvurana 3.048 Euro verilmesinin uygun olacağına kanaat getirmektedir.   AĐHM’ye göre, bir kiꢀi bu davada olduğu gibi AĐHS’nin gerekli kıldığı tarafsızlık ve   bağımsızlık koꢀullarını yerine getirmeyen bir mahkeme tarafından mahkum edildiğinde,   sözkonusu kiꢀinin isteği üzerine yeni bir davanın ya da yargılamanın yeniden baꢀlatılması,   tespit edilen ihlalin telafi edilmesi için ilke olarak en uygun yolu teꢀkil etmektedir (Öcalan-   Türkiye, no: 46221/99, § 210 in fine, AĐHM 2005-).   B. Masraf ve Harcamalar   Baꢀvuran, ulusal mahkemeler ve AĐHM önündeki yargılama amacıyla avukatının   yapmıꢀ olduğu çalıꢀma için 3.048 Euro istemektedir. Baꢀvuran ayrıca, yapılan masraf ve   harcamalar için 1.524 Euro istemektedir.   Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir.   Elinde bulunan unsurları ve konuya iliꢀkin içtihadını gözönünde bulundurarak AĐHM,   yapılan bütün masraflar için 3.000 Euro’nun makul olduğuna kanaat getirerek, bu miktarın   baꢀvurana ödenmesine hükmetmektedir.   C. Gecikme faizi   Gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına   uyguladığı faiz oranının 3 puan fazlası uygulanacaktır.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK MAHKEME OYBĐRLĐĞĐYLE;   1. AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;   2. Ankara DGM’nin tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan yoksun olması nedeniyle AĐHS’nin 6§1   maddesinin ihlal edildiğine;   3. AĐHS’nin 11. maddesine göre yapılan ꢀikayetin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına;   4. a) Bu kararın, AĐHS’nin 44§2 maddesine göre kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet’in   baꢀvurana:   i. manevi tazminat için 3.048 Euro (üç bin kırk sekiz Euro)   ii. masraf ve harcamalar için 3.000 Euro (üç bin Euro)   iii. miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödemesine;   b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapıldığı tarihe kadar, gecikme   faizi olarak Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eꢀit   oranda basit faizin uygulanmasına;   5. Hakkaniyete uygun tazminata iliꢀkin diğer taleplerin reddine karar vermiꢀtir.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve 8 Kasım 2005 tarihinde, Đçtüzüğün 77.   maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.   6

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło