4889/05;4897/05;24009/05;33694/05;37759/05;42996/06;43019/06;43031/06;43038/06;43054/06
WyrokETPCz2009-07-16ECLI:CE:ECHR:2009:0716JUD000488905
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania sądowego dotyczącego roszczeń o własność gruntów naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał stwierdził, że długość postępowań sądowych, trwających od 14 do 17 lat w dwóch instancjach, była nadmierna. Kluczowym elementem opóźnienia było nieuzasadnione, trwające nawet jedenaście lat, opóźnienie w doręczeniu orzeczeń sądu pierwszej instancji Skarbowi Państwa. Trybunał podkreślił, że państwa-strony mają obowiązek zorganizować swoje systemy prawne w taki sposób, aby zapewnić prawo do uzyskania ostatecznego orzeczenia w rozsądnym terminie. Oczekiwanie od skarżących, aby ponosili dodatkowe koszty doręczenia orzeczeń w imieniu Skarbu Państwa, stanowiłoby nadmierne obciążenie. W konsekwencji, Trybunał uznał, że długość postępowania naruszyła art. 6 ust. 1 Konwencji.Stan faktyczny
Skarżący, wszyscy z wioski Çayçatı w Muş, od lat 30. XX wieku używali wielu działek bez aktu własności. Działki te zostały zarejestrowane na rzecz Skarbu Państwa w 1960 i ponownie w 1977 roku. W 1989 roku skarżący wszczęli postępowania sądowe w celu unieważnienia aktów własności na rzecz Skarbu Państwa i zarejestrowania działek na swoje nazwiska, twierdząc, że należały one do ich rodzin od lat. Postępowania te trwały od 14 do 17 lat, a w niektórych przypadkach orzeczenia sądu pierwszej instancji były doręczane Skarbowi Państwa z opóźnieniem wynoszącym jedenaście lat.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie:
1. Postanawia połączyć skargi.
2. Uznaje skargi za dopuszczalne, z wyjątkiem skarg İsmaila Akbuluta w sprawie 4897/05 oraz skarg İsmaila Akbuluta w sprawie 33694/05, które uznaje za niedopuszczalne.
3. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji w każdej z dopuszczalnych spraw.
4. Zasądza, że pozwane państwo ma zapłacić każdemu z trzydziestu skarżących, w terminie trzech miesięcy, kwotę 5 000 euro (pięć tysięcy euro) tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe, powiększoną o wszelkie należne podatki.
5. Zasądza, że od upływu wspomnianego trzymiesięcznego terminu do momentu zapłaty, odsetki proste będą naliczane według stopy równej krańcowej stopie oprocentowania kredytów Europejskiego Banku Centralnego powiększonej o trzy punkty procentowe.
6. Oddala pozostałe roszczenia skarżących dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
AVRUPA
OF EUROPE
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
KARATAꢀ VE YILDIZ VE DĐĞERLERĐ/TÜRKĐYE
(Baꢀvuru no. 4889/05, 4897/05, 24009/05, 33694/05, 37759/05, 42996/06, 43031/06,
43019/06, 43038/06 ve 43054/06)
KARAR
STRAZBURG Temmuz 2009
NĐHAĐ
16/10/2009
Đꢀbu karar ꢀekli düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 4889/05, 4897/05, 24009/05, 33694/05,
37759/05, 42996/06, 43031/06, 43019/06, 43038/06 ve 43054/06 no’lu davaların nedeni 31
T.C. vatandaꢀının (“baꢀvuranlar”, konuya iliꢀkin eke bakınız), Avrupa Đnsan Hakları
Mahkemesi’ne sırasıyla 27 Aralık 2004, 10 Haziran, 5 ve 29 Eylül 2005 ve 4 Ekim 2006
tarihlerinde Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleꢀmesi’nin (“AĐHS”) 34.
maddesi uyarınca yapmıꢀ oldukları baꢀvurulardır.
Baꢀvuranlar, AĐHM önünde Ankara Barosu avukatlarından S. Kaya tarafından temsil
edilmiꢀtir.
OLAYLAR
DAVA OLAYLARI
Baꢀvuranların tümü Muꢀ’un Çayçatı köyündendir. Baꢀvuranların ana babaları veya
büyükanne ve büyükbabaları, 1930’lardan bu yana anılan köyde yer alan çok sayıda arsayı,
tapu senedi olmaksızın kullanmıꢀlardır. Sözkonusu arsalar, 1960 yılında 4753 sayılı Kanun
uyarınca Hazine adına tescil edilmiꢀtir. 1977 yılında 766 sayılı Tapulama Kanunu uyarınca bir
kez daha Hazine adına tescil edilmiꢀtir. senesi içerisindeki birçok tarihte baꢀvuranlar, 3402 sayılı Kanun’a dayanarak
Varto Asliye Hukuk Mahkemesi’nde hukuk davaları açmıꢀlar ve arsalara iliꢀkin tapuların iptal
edilmesini talep etmiꢀlerdir. Sözkonusu arsaların yıllardır ailelerine ait olduğunu iddia eden
baꢀvuranlar, ayrıca arsaların kendi adlarına kaydedilmelerini talep etmiꢀlerdir. Đlk derece
mahkemeleri, her iki tarafın da yasal temsilcileri huzurunda 1989 ve 1991 yılları arasındaki
çeꢀitli tarihlerde ilk kararlarını vermiꢀlerdir. 4897/05 ve 33694/05 no’lu davalardaki
baꢀvuranlardan biri olan Đsmail Akbulut’un talepleri, kendisine ilgili kanun uyarınca aynı
bölgeden mümkün olan en büyük oranda toprak verilmiꢀ olması nedeniyle 20 Aralık 1990
tarihinde reddedilmiꢀtir. Baꢀvuran, temyize gitmemiꢀtir.
Ulusal mahkeme kararları ve tebligat tarihleri de dahil olmak üzere, mevcut
baꢀvurulara iliꢀkin diğer ayrıntılar, iliꢀikteki listede görülebilir.
HUKUK
I. BAꢀVURULARIN BĐRLEꢀTĐRĐLMESĐ
AĐHM, olaylara ve hukuka iliꢀkin ortak geçmiꢀleri göz önüne alındığında baꢀvuruların
AĐHM Đç Tüzüğü’nün 42/1 maddesi uyarınca birleꢀtirilmesi gerektiği kanaatindedir.
II. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuranlar, yargılama süresinin AĐHS’nin 6/1 maddesinde ortaya konan “makul
süre” gereğine uygun olmadığından ꢀikayetçi olmuꢀtur.
A. Kabuledilebilirlik
Hükümet öncelikle Türkiye’nin, AĐHM’nin yalnızca 22 Ocak 1990 tarihinden bu yana
meydana gelen durumlar ve olaylar hususunda bireysel baꢀvuruları inceleme yetkisi
bulunduğunu kabul ettiğini belirtmiꢀtir. Bu hususta, AĐHM’nin ancak 22 Ocak 1990’dan
sonraki dönemi göz önüne alabileceğini iddia etmiꢀtir. Hükümet ikinci olarak AĐHM’den altı
aylık zaman sınırına uyulmamıꢀ olması nedeniyle Bingöl ve Diğerleri/Türkiye (33694/05)
davasını reddetmesini istemiꢀtir. Hükümet'e göre, karar, 5 Haziran 2002 tarihinde, kararın
Hazine tarafından temyiz edilebileceği 30 günlük sürenin sonunda kesinleꢀmiꢀtir.
Hükümet’in ilk itirazını göz önüne alan AĐHM, daha önceki bir davada, ratione
temporis (zaman bakımından) yetkisinin, Türkiye’nin bireysel baꢀvuru hakkının yürürlüğe
girdiğini kabul ettiği 28 Ocak 1987’de baꢀladığı sonucuna varmıꢀ olduğunu hatırlatır (bkz.
Cankoçak/Türkiye, no. 25182/94 ve 2956/95, 26. paragraf, 20 ꢁubat 2001). Mevcut
baꢀvurulardaki yargılamanın, 1989 yılı içerisindeki çeꢀitli tarihlerde baꢀlatıldığını kaydeden
AĐHM, Hükümet’in yargı yetkisine ait itirazının kabul edilemeyeceği kanaatindedir.
AĐHM, Hükümet’in Bingöl ve Diğerleri/Türkiye (33694/05) davasındaki baꢀvurunun
reddedilmesi talebi hususunda, 20 Aralık 1990 tarihli karar üzerinde yer alan Varto Asliye
Hukuk Mahkemesi hakimi ve yazı iꢀleri müdürü tarafından imzalanan takrirde, kararın 28
Haziran 2005’te kesinleꢀtiğinin kaydedildiğini belirtmektedir. Baꢀvurunun Mahkeme’ye 5
Eylül 2005 tarihinde yapılmıꢀ olması nedeniyle AĐHM, AĐHS’nin 35/1 maddesi bağlamındaki
altı ay kuralına uyulmuꢀ olduğu kanaatindedir.
AĐHM ayrıca ulusal mahkemenin, Đsmail Akbulut/Türkiye (4897/05) davasındaki
baꢀvuran ve Bingöl ve Diğerleri/Türkiye (33694/05) davasındaki baꢀvuranlardan biri olan
Đsmail Akbulut’un taleplerini 20 Aralık 1990’da reddettiğini gözlemler. Kararlar verilirken
yasal temsilcisi hazır bulunmaktaydı. Baꢀvuran her iki davada da temyize gitmemiꢀtir.
Yukarıda kaydedilen takrirde, kararın ne zaman kesinleꢀtiği belirtilmemiꢀtir. Ancak AĐHM,
Hazine’nin sözkonusu kararlara itiraz ederken hiçbir yasal menfaat gütmediğini kaydeder ki
sözkonusu menfaat, Türk hukukunda temyize gitmenin gereklerinden biridir. Ayrıca AĐHM,
bir avukat tarafından temsil edilen, halihazırda kendisine yasaların müsaade ettiği en büyük
oranda toprak verilmiꢀ olması nedeniyle tapu talepleri reddedilen ve talepleri hususunda ne ne de 1992 senelerinde temyize giden baꢀvuranın, ꢀikayetlerini 5 Eylül 2005’e kadar
AĐHM’ye sunmadığını gözlemler.
AĐHM, sözkonusu olaylar ıꢀığında, Akbulut’un ꢀikayetleri hususunda, AĐHS’nin 35/1
maddesinin amacının en iyi ꢀekilde, altı aylık sürenin baꢀlangıç tarihi olarak, kararların
baꢀvuranın avukatı huzurunda açıklandığı duruꢀmanın tarihi olan 20 Aralık 1990’nın kabul
edilmesiyle yerine getirileceği kanaatindedir (bkz., mutatis mutandis, Hatip Çelik/Türkiye
(karar), no. 52991/99, AĐHM 2004-X). Bu nedenle, Đsmail Akbulut tarafından yapılan
baꢀvurular, yasal süre geçtikten sonra yapılmıꢀtır ve AĐHS’nin 35. maddesinin 1. ve 4.
paragrafları uyarınca reddedilmelidir.
Sonuç olarak, AĐHM Đsmail Akbulut haricindeki baꢀvuranların, yargılama süresine
iliꢀkin ꢀikayetlerinin AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde açıkça dayanaktan
yoksun olmadığını kaydeder. Ayrıca, baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik
unsuru taꢀımadığını tespit eder. Bu nedenle, kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
Hükümet, gecikmenin, baꢀvuranların 1989 ve 1990 yılları arasında lehlerine verilen ilk
derece mahkemesi kararlarının tebligat ücretlerini ödememelerinden kaynaklandığını iddia
etmiꢀtir. Sonuç olarak, kararlar gerektiği gibi Hazine’ye tebliğ edilmemiꢀ ve kesinleꢀmemiꢀtir.
Baꢀvuranlar ayrıca kararların uygulanması için herhangi bir adım da atmamıꢀlar ve kararların
kesinleꢀmesini beklerken, uzun süre pasif kalmayı tercih etmiꢀlerdir. Bu nedenle, temyiz
aꢀamasından önceki on bir ila on üç yıl arasında değiꢀen gecikmeler, baꢀvuranların
tutumundan ve ihmalkarlığından kaynaklanmıꢀtır.
AĐHM göz önüne alınması gereken sürenin, 1989’da baꢀladığını ve 2004 ve 2006
yılları arasındaki çeꢀitli tarihlerde son bulduğunu kaydeder. Bu nedenle, iki aꢀamalı
yargılamada on dört ila on yedi yıl sürmüꢀ ve sonucunda iki ila altı karar verilmiꢀtir.
Sözkonusu davaların tümünde ilk derece mahkemesi kararları, on bir ila on üç yıllık bir
gecikme ardından Hazine’ye tebliğ edilmiꢀtir (bkz. Ek).
AĐHM yargılama süresinin makullüğünün, dava koꢀulları ıꢀığında ve davanın
karmaꢀıklığı, baꢀvuranlar ile ilgili makamların tutumları ve baꢀvuranlar için nelerin riskte
olduğu gibi kriterler göz önüne alınarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır.
AĐHM öncelikle ilk derece mahkemelerinin kararlarını vermeleri ardından tebligat
ücretlerinin ödenip ödenmediğinin ve ödendiyse, ne zaman ve hangi tarafca ödendiğinin dava
dosyasında açık olarak belirtilmediğini gözlemler. Ayrıca, bir devlet kurumu olan ve bu
nedenle tüm ücret ve vergilerden muaf olan Hazine’nin mevcut davalardaki tebligat
ücretlerinin ödenmesinden de muaf olup olmadığı da açık değildir.
AĐHM mevcut baꢀvuruların beꢀinde (no. 42996/06, 43031/06, 43019/06, 43038/06 ve
43054/06), 20 Aralık 1990 tarihli ilk derece mahkemesi kararları, 3 Ağustos 1992’de
baꢀvuranlara tebliğ edildiği halde, Hazine’ye 6 Mayıs 2002’e kadar – on bir yıl sonra –tebliğ
edilmediğini kaydeder. Bu göstermektedir ki sözkonusu davalarda en azından baꢀvuranların
paylarına düꢀen tebligat ücretleri zamanında ödenmiꢀtir ve ödenmelerine rağmen, kararların
Hazine’ye tebliğ edilmesi uzunca bir süre gecikmiꢀtir.
AĐHM, Hükümet’in baꢀvuranların kararların uygulanması ya da kesinleꢀmesi için
herhangi bir adım atmadıkları yönündeki iddialarına dikkat çeker. Ancak, sözleꢀmeci
devletlerin hukuk sistemlerini, mahkemelerinin medeni haklara ve yükümlülüklere iliꢀkin
ihtilaf hallerinde herkesin makul bir süre içerisinde nihai karardan haberdar olma hakkını
güvence altına almasını sağlayacak ꢀekilde düzenlemesi gerektiğini hatırlatır (bkz.
Comingersoll S.A./Portekiz [BD], no. 35382/97, 24. paragraf, AĐHM 2000-IV). Bu bağlamda,
Hazine’nin ücretlerden muaf olmadığı farz edilse dahi, baꢀvuranların kararların kesinleꢀmesi
maksadıyla tebligat ücretlerini Hazine adına ödemek gibi fazladan adımlar atmasını beklemek
baꢀvuranlar üzerine aꢀırı bir yük yüklemek olurdu (bkz., mutatis mutandis, Ülger/Türkiye, no.
25321/02, 40. paragraf, 26 Haziran 2007). AĐHM, yukarıda kaydedilenler ıꢀığında, ilk derece
mahkemesi kararlarının taraflara tebliğ edilmesinde bu kadar uzun bir gecikme meydana
gelmesinin, makul olduğunun söylenemeyeceği sonucuna varır.
Konuya iliꢀkin içtihadını göz önüne alan AĐHM, mevcut davalarda yargılama
süresinin, aꢀırı olduğu ve “makul süre” gereğini karꢀılamadığı sonucuna varır (bkz.,
Frydlender/Fransa [BD], no. 30979/96, 43. paragraf, AĐHM 2000-VII). Dolayısıyla,
AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
III. AĐHS’NĐN ĐHLALĐNE ĐLĐꢀKĐN DĐĞER ĐDDĐALAR No’lu Protokol’ün 1. maddesine dayanan baꢀvuranlar, ilk olarak, arsanın baꢀlangıçta
Hazine adına kaydedilmesinin ve müteakiben arsalarından mahrum bırakılmalarının, mülkiyet
haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüꢀlerdir. Bu ꢀikayetle bağlantılı olarak 6., 13. ve 14.
Maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmiꢀlerdir. . Diğer bölgelerdeki birçok kiꢀinin, arsalarının
tapularını edindiklerini ancak kendilerinin, tapularını geri alabilmek için ulusal yargıya
baꢀvurmak durumunda kaldıklarını ve yetkili makamların arsalarına müdahale etmelerine
karꢀı baꢀvurabilecekleri etkili bir iç hukuk yolu bulunmadığını ileri sürmüꢀlerdir.
Hükümet, sözkonusu iddialara itiraz etmiꢀ ve baꢀvuranların mağdur statüsünde
olmadıklarınıbelirtmiꢀtir.
AĐHM, sözkonusu ꢀikayetin yukarıda incelenen ꢀikayetle yakından bağlantılı
olduğunu ve bu nedenle, Đsmail Akbulut davasındaki ꢀikayet hariç tutulmak üzere
kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerektiğini kaydeder.
Ancak, 6/1 maddenin ihlal edildiği yönünde vardığı sonucu göz önüne alan AĐHM
sözkonusu ꢀikayetin esasını ayrıca incelemenin gerekli olmadığı kanaatindedir (Ezel
Tosun/Türkiye, no. 3379/02, 28. paragraf, 10 Ocak 2006).
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
AĐHS’nin 41. maddesi ꢀöyledir:
“Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek
Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,
hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
A. Tazminat
Baꢀvuranlar, maddi tazminat olarak sözkonusu arsanın yüzölçümü temel alınarak
hesaplanan çeꢀitli meblağlar ve manevi tazminat olarak, dava baꢀına, her baꢀvuran için 5,000
Euro talep etmiꢀlerdir. Hükümet, bu taleplere itiraz etmiꢀtir.
Tespit edilen ihlal ve ileri sürülen maddi zarar arasında illiyet bağı tespit etmeyen
AĐHM, sözkonusu talebi reddeder.
Manevi tazminat hususunda AĐHM, önünde görülen dokuz davada da müꢀterek bir
menfaatin sözkonusu olduğunu gözlemler. Üç aylık aralıklarla aynı yıl, aynı köyün aynı
amacı güden – farklı arsaların tapularını talep eden – sakinleri tarafından açılmıꢀlardır. Otuz
bir baꢀvuranın tümü hem ulusal mahkemeler hem de AĐHM önünde aynı avukat tarafından
temsil edilmiꢀtir. Sözkonusu yargılama, baꢀvuruların altısında on altı yıl, ikisinde on beꢀ yıl
ve diğer kabuledilebilir baꢀvuruda on dört yıl sürmüꢀtür. Baꢀvuranların altısı farklı arsalar için
tapu talep ettikleri birden fazla yargılama sürecinde aynı zamanda taraf olarak yer almıꢀlardır.
Yukarıda kaydedilenleri göz önüne alan AĐHM itirazda bulunulan yargılamanın
“makul sürenin” ötesinde uzamasının, hiç kuꢀkusuz, baꢀvuranların tazminat almalarını haklı
çıkaracak bir manevi zarara maruz kalmalarına neden olduğunu kaydeder. Ayrıca
baꢀvuranların sayısını, tespit edilen ihlalin niteliğini ve genel toplamın ilgili içtihada uygun ve
sözkonusu yargılamada risk altında olan unsurlar göz önüne alındığında makul olmasını
sağlayacak bir meblağa karar verme gereğini göz önüne alır. Kakamoukas ve
Diğerleri/Yunanistan davası ve yukarıda kaydedilenler ıꢀığında AĐHM, baꢀvuranların tümüne
aynı meblağın tazminat olarak ödenmesi gerektiği kanaatindedir (bkz., mutatis mutandis,
Kakamoukas ve Diğerleri/Yunanistan [BD], no. 38311/02, 48. paragraf, 15 ꢁubat 2008).
Sonuç olarak, ilgili yargılama süreçlerinin sayısından bağımsız olarak, ꢀikayetlerinin
kabuledilebilir1 olduğuna karar verilen otuz baꢀvuranın her birine manevi tazminat baꢀlığı
altında talep edilen meblağın tam olarak ödenmesine karar verir (5,000 Euro).
B. Yargılama masraf ve giderleri
Baꢀvuranlar ayrıca ulusal mahkemeler önünde yapılan masraf ve harcamalar
hususunda kabuledilebilir olduklarına karar verilen dokuz baꢀvurunun her biri için 2,000 Euro
ve AĐHM önünde yapılan masraf ve harcamalar hususunda her baꢀvuran için 3,000 Euro talep
etmiꢀlerdir.
Hükümet, sözkonusu taleplere itiraz etmiꢀtir.
AĐHM içtihadına göre, baꢀvuran ancak gerçekten ve gerekli olduğu için yapıldıklarını
ve miktarın makul olduğunu kanıtlaması durumunda masraflarının tazmin edilmesine hak
kazanır. AĐHM mevcut davada baꢀvuranların, taleplerini destekleyen herhangi bir belge
sunmadıklarını gözlemler. Dolayısıyla AĐHM, bu baꢀlık altında tazminat ödenmemesine karar
vermiꢀtir.
C. Gecikme Faizi
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz
oranına üç puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE
1. Baꢀvuruları birleꢀtirmeye;
2. Kabuledilemez olduklarına karar verilen Đsmail Akbulut/Türkiye (4897/05) davasındaki
baꢀvuru ve Bingöl ve Diğerleri/Türkiye (33694/05) davasında Đsmail Akbulut’un ꢀikayetleri
haricindeki baꢀvuruların kabuledilebilir olduğuna;
3. Kabuledilebilir davaların her birinde AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
4. (a) Davalı Devlet tarafından otuz baꢀvuranın her birine üç ay içinde manevi tazminat olarak
5,000 Euro (beꢀ bin Euro) ve ödenebilecek her tür verginin ödenmesine;
(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına
kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının
üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına; Dolayısıyla Đsmail Akbulut hariç tutulmuꢀtur.
5. Baꢀvuranların adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerinin reddedilmesine;
KARAR VERMĐꢁTĐR.
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragrafları gereğince 16 Temmuz 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
Baꢁvuru ismi ve
numarası,
baꢁvuranların
isimleri ve
Arsa
numaraları
Baꢁlangıç tarihi Nihai
Nihai
kararın
tebliğ
edilmesi
(gerekli
olduğunda)
AĐHM’ye
baꢁvuru
tarihi
Toplam süre
ve müteakip
yargılama
karar
doğum tarihleri
1. Mehmet Emin
Karataꢀ ve Derviꢀ
Yıldız/Türkiye
(no. 4889/05)
33,39
Yargılamanın
baꢀlangıç tarihi:
19.09.1989
13.02.2004 08.07.2004
27.12.2004 14 yıl 4 ay 28
gün
Đlk karar:
20.12.1990
Mehmet Emin
Karataꢀ (1930)
Derviꢀ Yıldız
(1945)
Hazine’ye tebliğ
edilme tarihi:
06.05.2002
Yargıtay:
13.02.2004
2. Đsmail
Akbulut/Türkiye
(no. 4897/05)
Yargılamanın
baꢀlangıç tarihi:
25.09.1989
20.12.1990 03.08.1992
27.12.2004 Altı ay
kuralına uygun
olmaması
Đlk karar:
nedeniyle
Đsmail Akbulut
20.12.1990
kabuledilemez
(1933)
Baꢀvurana tebliğ
edilme tarihi:
03.08.1992
3.Bingöl/Türkiye 17, 18, 26,
Yargılamanın
baꢀlangıç tarihi:
23.01.1989
27.01.2005
10.06.2005 16 yıl 8 gün
(no. 24009/05)
37, 41
Hilal Bingöl
(1919)
Đlk karar:
19.07.1989
Yargıtay:
20.04.1990
Đkinci karar:
29.05.1991
Baꢀvurana tebliğ
edilme tarihi:
04.06.2004
Hazine’ye tebliğ
edilme tarihi:
27.01.2005
Yargıtay:
27.01.2005
4. Bingöl ve
Diğerleri/Türkiye
(no. 33694/05)
Yargılamanın
baꢀlangıç tarihi:
29.08.1989
07.04.2005
05.09.2005 Đsmail
Akbulut’un
altı ay kuralına
Đlk karar:
uygun
Orhan Bingöl
(1961)
20.12.1990
(Đsmail
olmaması
nedeniyle
Ferman ꢁenyürek
(1964)
Felemez Yıldız
(1960)
Yasin Savaꢀ
(1961)
Đzzettin Savaꢀ
(1952)
Akbulut’un
talepleri
kabuledilemez
olduğuna karar
verilen
ꢀikayetleri
haricinde 15
yıl 7 ay 12 gün
reddedildi)
Hazine’ye tebliğ
edilme tarihi:
05.06.2002
Đkinci karar
(zamanaꢀımına
uğramıꢀ olması
nedeniyle
Halil Savaꢀ
(1922)
Haydar Daꢀtan
(1949)
Đsmail Akbulut
(1933)
Fahrettin Bingöl
(1964)
Hazine’nin
temyizinin
reddedilmesi):
02.06.2004
Yargıtay:
07.04.2005
Hasan Turhan
(1968)
Mikail Tunç
(1961)
5.Bingöl/Türkiye
(no. 37759/05)
Yargılamanın
baꢀlangıç tarihi:
29.08.1989
Đlk karar:
20.12.1990
Hazine’ye tebliğ
edilme tarihi:
05.06.2002
Đkinci karar
(zamanaꢀımına
uğramıꢀ olması
nedeniyle
07.04.2005
29.09.2005 15 yıl 7 ay 12
gün
Giyasettin Bingöl
(1950)
Celalettin Bingöl
(1952)
Hazine’nin
temyizinin
reddedilmesi):
02.06.2004
Yargıtay:
07.04.2005
6. Karataꢀ ve
ꢁahin/Türkiye
(42996/06)
Yargılamanın
baꢀlangıç tarihi:
25.09.1989
Đlk karar:
20.04.2006
04.10.2006 16 yıl 3 ay 28
gün
Mehmet Emin
Karataꢀ (1930)
Abdullah ꢁahin
(1942)
20.12.1990
Baꢀvuranlara
tebliğ edilme
tarihi:
03.08.1992
Hazine’ye tebliğ
edilme tarihi:
06.05.2002
Yargıtay:
13.10.2003
Đkinci karar:
31.05.2004
Yargıtay:
24.02.2005
Üçüncü karar:
15.09.2005
Yargıtay:
20.04.2006
7. Ali Đhsan
ꢁenyürek/Türkiye
(no. 43031/06)
Yargılamanın
baꢀlangıç tarihi:
23.01.1989
Đlk karar:
20.04.2006
04.10.2006 17 yıl 2 ay 30
gün
Ali Đhsan
ꢁenyürek (1940)
20.12.1990
Baꢀvurana tebliğ
edilme tarihi:
03.08.1992
Hazine’ye tebliğ
edilme tarihi:
06.05.2002
Yargıtay:
13.10.2003
Đkinci karar:
02.06.2004
Yargıtay:
12.01.2005
Üçüncü karar:
15.09.2005
Yargıtay:
20.04.2006
8. Ali Đhsan
ꢁenyürek ve
Nusrettin
Özdemir/Türkiye
(no. 43019/06)
Yargılamanın
baꢀlangıç tarihi:
04.10.1989
Đlk karar:
20.12.1990
Baꢀvuranlara
tebliğ edilme
tarihi:
03.08.1992
Hazine’ye tebliğ
edilme tarihi:
06.05.2002
Yargıtay:
13.04.2006
04.10.2006 16 yıl 6 ay 12
gün
Ali Đhsan
ꢁenyürek (1940)
Nusrettin
Özdemir (1934)
13.10.2003
Đkinci karar:
31.05.2004
Yargıtay:
24.02.2005
Üçüncü karar:
15.09.2005
Yargıtay:
13.04.2006
9. Ali Đhsan
ꢁenyürek ve
Diğerleri/Türkiye
(no. 43038/06)
Yargılamanın
baꢀlangıç tarihi:
26.09.1989
Đlk karar:
27.04.2006
04.10.2006 16 yıl 7 ay 4
gün
20.12.1990
Baꢀvuranlara
tebliğ edilme
tarihi:
03.08.1992
Hazine’ye tebliğ
edilme tarihi:
06.05.2002
Yargıtay:
18.10.2003
Đkinci karar:
31.05.2004
Yargıtay:
Mustafa ꢁahin
(1935)
Ali Turhan (1948)
Abdurrahman
Çelik (1954)
Tevfik ꢁahin
(1948)
ꢁevfik ꢁahin
(1960)
Abdullah Turhan
(1948)
Ali Đhsan
ꢁenyürek (1940)
10.03.2005
Üçüncü karar:
20.10.2005
Yargıtay:
27.04.2006
10. Ali Đhsan
ꢁenyürek ve
Diğerleri/Türkiye
(no. 43054/06)
Yargılamanın
baꢀlangıç tarihi:
19.09.1989
04.05.2006
04.10.2006 yıl 7 ay 18
gün
23,34
Mustafa Oktan
(1954)
Đlk karar:
20.12.1990
Ali Đhsan
ꢁenyürek (1940)
Baꢀvuranlara
tebliğ edilme
Abdulkerim ꢁahin
(1956)
Kutbettin Gündüz
(1936)
Abdullah ꢁahin
(1942)
tarihi:
03.08.1992
Hazine’ye tebliğ
edilme tarihi:
03.05.2002
Yargıtay:
Selahattin Ataç
(1964)
Cindi Gündüz
(1337)
23.02.2004
Đkinci karar:
02.06.2004
Yargıtay:
Mustafa ꢁahin
(1935)
Haydar Ataç
(1956)
17.03.2005
Üçüncü karar:
15.09.2005
Yargıtay:
Tevfik ꢁahin
(1948)
04.05.2006
ꢁevfik ꢁahin
(1960)
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 29.07.2026. · Źródło