49275/99

WyrokETPCz2005-11-22ECLI:CE:ECHR:2005:1122JUD004927599

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania administracyjnego dotyczącego roszczenia odszkodowawczego naruszyła prawo skarżącego do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie, zgodnie z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że długość postępowania, trwającego siedem lat i dwa miesiące, była nadmierna. Oceniając rozsądny termin, Trybunał wziął pod uwagę złożoność sprawy (uznając ją za niezbyt skomplikowaną), zachowanie skarżącego (który przyczynił się do dwumiesięcznego opóźnienia) oraz zachowanie władz krajowych. Kluczowe dla stwierdzenia naruszenia było dwuletnie opóźnienie w rozpatrzeniu wniosku o sprostowanie decyzji przez Sąd Administracyjny, za które rząd nie przedstawił żadnego wyjaśnienia. Trybunał podkreślił również, że dla skarżącego stawką w postępowaniu było uzyskanie odszkodowania za poważne obrażenia.
Stan faktyczny
Skarżący, Altan Karakullukçu, w wieku 10 lat został ciężko ranny w wyniku wybuchu bomby w koszarach wojskowych w Stambule. Jego ojciec złożył wniosek o odszkodowanie do Ministerstwa Spraw Wewnętrznych, który został odrzucony. Następnie wniesiono pozew do Sądu Administracyjnego w Stambule, domagając się odszkodowania. Całe postępowanie krajowe, od złożenia wniosku do Ministerstwa do uprawomocnienia się wyroku, trwało siedem lat i dwa miesiące.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał pozostałą część skargi za dopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 6 § 1 Konwencji. 3. Zasądził na rzecz skarżącego 3 600 euro tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową, powiększone o odsetki za zwłokę. 4. Oddalił pozostałą część roszczeń skarżącego o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   AVRUPA   OF EUROPE   KONSEYİ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   DÖRDÜNCÜ DAĐRE   KARAKULLUKÇU – TÜRKĐYE   (Baꢀvuru no. 49275/99)   KARAR   STRAZBURG   Kasım 2005   Bu karar AĐHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen ꢀartlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak, ꢀekle   iliꢀkin değiꢀiklik yapılabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Karakullukçu – Türkiye davasında,   Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (Dördüncü Daire),   Baꢀkan Sir Nicolas BRATZA,   Yargıçlar J. CASADEVALL,   R. TÜRMEN,   M. PELLONPÄÄ,   R. MARUSTE,   K. TRAJA,   L. MIJOVIC ve   Bölüm Sekreteri M. O’BOYLE’un katılımı ile kapalı oturumda 3 Kasım 2005 tarihinde   toplanmıꢀ ve anılan tarihte izleyen kararı vermiꢀtir:   USUL   1. Dava, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleꢀmesi’nin (“Sözleꢀme”) 34.   maddesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, bir Türk vatandaꢀı olan Altan Karakullukçu   tarafından, 20 Nisan 1999 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne yapılan baꢀvurudan   (no. 49275/99) kaynaklanmaktadır.   2. Baꢀvuran, Đstanbul Barosu’na bağlı avukat Ç. Hasdemir tarafından temsil edilmiꢀtir.   Türk Hükümeti (“Hükümet”) AĐHM huzurundaki iꢀlemler için bir Ajan tayin etmemiꢀtir.   3. 21 Ekim 2004 tarihinde, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi, baꢀvurunun kısmen   kabuledilmez olduğunu ilan etmiꢀ ve iꢀlemlerin süresine iliꢀkin ꢀikayeti Hükümet’e   bildirmeye karar vermiꢀtir. AĐHS’nin 29 § 3. maddesini uygulayan AĐHM, baꢀvurunun   esaslarına ve kabuledilebilirliğine iliꢀkin birlikte hüküm vermeye karar vermiꢀtir.   4. 1 Kasım 2004 tarihinde, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi, Daire’lerinin yapısını   değiꢀtirmiꢀtir ( Đç Tüzük 25 § 1. madde). Bu dava, yeni oluꢀturulmuꢀ Dördüncü Daire’ye   verilmiꢀtir.   5. Baꢀvuran ve Hükümet esaslara iliꢀkin görüꢀ bildirmiꢀlerdir (Đç Tüzük 59 § 1.   madde).   OLAYLAR   DAVA OLAYLARI   6. Baꢀvuran 1981 doğumludur ve Elazığ’da ikamet etmektedir.   7. 20 Haziran 1991 tarihinde, baꢀvuran, Đstanbul’un Gaziosmanpaꢀa ilçesinde askeri   kıꢀlanın bahçesine yerleꢀtirilen bir bombanın patlamasında ağır yaralanmıꢀtır. Olayların   olduğu sırada on yaꢀındadır.   8. 10 ꢁubat 1992 tarihinde, baꢀvuranın babası, kanuni vasi görevi görerek, Đçiꢀleri   Bakanlığı’na, baꢀvuranın maruz kamıꢀ olduğu zarara karꢀılık tazminat talep eden bir dilekçe   vermiꢀtir. Đçiꢀleri Bakanlığı, 15 Nisan 1992 tarihinde bu talebi reddetmiꢀtir.   9. 3 Haziran 1992 tarihinde, baꢀvuranın babası, Đstanbul Đdare Mahkemesi’nde Đçiꢀleri   Bakanlığı’na (bundan sonra “davalı”) karꢀı tazminat davası açmıꢀtır.   10. 16 Haziran 1992 tarihinde, dava, davalıya tebliğ edilmiꢀ, davalı 11 Ağustos 1992   tarihinde görüꢀlerini sunmuꢀtur.   11. 3 Mart 1993 tarihinde, Đstanbul Đdare Mahkemesi, davalının ön itirazını   reddetmiꢀtir.   12. 3 Mart 1993 ve 4 Aralık 1994 tarihleri arasında, ilk derece mahkemesi, 10 Aralık   1993, 27 Haziran 1994 ve 16 Eylül 1994 tarihlerinde usule iliꢀkin kararlar almıꢀtır.   13. 4 Aralık 1994 tarihinde, Đstanbul Đdare Mahkemesi, yetkililere atfedilebilir bir hata   veya ihmal olmadığını değerlendirmiꢀ ve davayı reddetmiꢀtir.   14. 30 Ocak 1995 tarihinde, baꢀvuran, yukarıda belirtilen kararı temyiz etmiꢀ ve   hükmün infazının durdurulmasını talep etmiꢀtir. 30 Ocak 1995 tarihinde, baꢀvuran, temyiz   iꢀlemine iliꢀkin masrafları ödemiꢀtir. Baꢀvuran, ödenen miktarın yetersiz olduğu konusunda   uyarılmıꢀtır ve 30 Mart 1995 tarihinde, temyiz iꢀleminin kalan masraflarını ödemiꢀtir.   15. 3 Mayıs 1995 tarihinde, Yüksek Đdare Mahkemesi, baꢀvuranın, 4 Aralık 1994   tarihli hükmün infazının durdurulması talebini reddetmiꢀtir.   16. 16 Kasım 1995 tarihinde, Yüksek Đdare Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin   kararını bozmuꢀtur. Mahkeme, zararlı fiil ile kayıp arasında sebep sonuç iliꢀkisinin   kurulmasını gerektirmeyen “sosyal risk” ilkesine atıfta bulunmuꢀ ve terörden kaynaklanan   zararın, “adalet” ve “sosyal devlet” ilkeleriyle doğrultulu olarak, bütünüyle toplum tarafından   paylaꢀılması gerektiğini değerlendirmiꢀtir.   17. 15 Mart 1996 tarihinde, davalı, Yüksek Đdare Mahkemesi’nin kararının   düzeltilmesini talep etmiꢀtir.   18. 9 Mart 1998 tarihinde, Yüksek Đdare Mahkemesi, davalının talebini reddetmiꢀtir.   19. 30 Eylül 1998 tarihinde, Đstanbul Đdare Mahkemesi, Yüksek Đdare Mahkemesi’nin   hükmüne uymaya karar vermiꢀtir.   20. 27 Kasım 1998 tarihinde, dava dosyası bir uzmana gönderilmiꢀtir. 29 Aralık 1998   tarihinde, uzman AĐHM’ye raporunu sunmuꢀtur.   21. 17 ꢁubat 1999 tarihinde Đstanbul Đdari Mahkemesi baꢀvurana, maddi ve manevi   zarar için, 18 ꢁubat 1992 tarihinden itibaren iꢀlemeye baꢀlayacak yasal faiz ile birlikte   tazminat ödenmesine karar vermiꢀtir.   22. 30 Nisan 1999 tarihinde karar kesinleꢀmiꢀtir.   23. 18 Eylül 2000 tarihinde baꢀvurana, ilgili tazminat miktarı ödenmiꢀtir.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   24. Baꢀvuran, dava iꢀlemlerinin uzunluğunun, AĐHS’nin aꢀağıda kaydedilen 6 § 1.   maddesinde öngörülen “makul süre” ile uyumlu olmadığı hususunda ꢀikayette bulunmuꢀtur:   “Herkes, … medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar … konusunda karar verecek olan … bir   mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde … görülmesini istemek hakkına sahiptir.”   A. Kabuledilebilirlik   25. Hükümet, AĐHM’den AĐHS’nin 35. maddesi bağlamındaki iç hukuk yollarının   tüketilmesi gereğine uymaması nedeniyle ꢀikayet, kabuledilemez olduğu için reddetmesini   istemiꢀtir. Baꢀvuranın, ꢀikayetini yerel mahkemeler huzurunda sunmadığını ileri sürmüꢀtür.   26. Baꢀvuran, Hükümet’in iddialarına itiraz etmek dıꢀında sözkonusu meseleye iliꢀkin   bir adım atmamıꢀtır.   27. AĐHM, iç hukuk yollarının tüketilmesi gereğinin yalnızca, baꢀvuranın durumu   çözmeye yeterli olan ve iddia edilen ihlallerin telafisini sağlayabilecek etkin ve uygun iç   hukuk yollarını normal ꢀekilde kullanmasını gerektirdiğini yineler.   28. AĐHM, Türk adli sisteminin, dava iꢀlemlerini çabuklaꢀtıracak iç hukuk yolları   sağlamadığını gözlemler. Dava iꢀlemlerindeki gecikmeler için tazminat da vermemektedir.   AĐHM dolayısıyla baꢀvuranların, AĐHS’nin 35 § 1. maddesinin amaçlarını gerçekleꢀtirmek   için baꢀvurabilecekleri uygun ve etkin bir iç hukuk yolu olmadığı sonucuna varmıꢀtır (bkz.   Hartman/Çek Cumhuriyeti, no. 53341/99, § 69, ECHR 2003-VIII (özetler)). Bu nedenle,   Hükümet’in ilk itirazlarını reddetmektedir.   29. Bu koꢀullar altında AĐHM, baꢀvurunun AĐHS’nin 35 § 3. maddesi bağlamında   temelden yoksun olmadığını belirtmektedir. Baꢀvurunun kabuledilemez olduğuna karar   vermek için baꢀka bir gerekçe bulunmamaktadır. Bu nedenle, kabuledilebilir olduğuna karar   verilmelidir.   B. Esaslar   30. AĐHM, dava iꢀlemlerinin AĐHS’nin 6 § 1. maddesince öngörülen “makul süre”   gereğini karꢀılayıp karꢀılamadığına karar vermede gözönüne alınacak sürenin, baꢀvuranın   babasının Đçiꢀleri Bakanlığı’na dilekçe sunduğu 10 ꢁubat 1992 tarihinde baꢀladığı (bkz.   König/Almanya, 28 Haziran 1978 tarihli karar, A Serisi no. 27, sayfa 33-34, § 98, Schouten ve   Meldrum/Hollanda, 9 Aralık 1994 tarihli karar, A Serisi no. 304, sayfa 25, § 62, ve   Vallée/Fransa, 26 Nisan 1994 tarihli karar, A Serisi no. 289-A, sayfa 17, § 33) ve kararın   kesinleꢀtiği 30 Nisan 1999 tarihinde sona erdiği kanısındadır. Gözönünde bulundurulan süre   Đçiꢀleri Bakanlığı huzurundaki davaları ve davayı iki kere incelemiꢀ olan Mahkeme’nin iki   davasını kapsamıꢀ ve yedi yıl iki ay sürmüꢀtür.   31. Hükümet davanın, detaylı bir inceleme gerektiren dava olaylarına ve yasalara   iliꢀkin konuları açığa çıkarması nedeniyle karmaꢀık olduğunu belirtmiꢀtir. Hükümet   sözkonusu süre içerisinde baꢀvuruya iliꢀkin ara kararla birlikte ilk-derece aꢀamasında iki,   temyiz aꢀamasında iki karar verildiğini ve birçok tebligat yayınlandığını belirtmiꢀtir. Yetkili   makamlara atfedilebilecek bir gecikmenin sözkonusu olmadığını, dava iꢀlemlerinin süresinin   uzamasına taraflarca talep edilen bir dizi yasal görüꢀmenin neden olduğunu belirtmiꢀtir.   32. Baꢀvuran, Hükümet’in iddialarına itiraz etmiꢀtir. Sözkonusu alanda yerleꢀik yargı   içtihatları bulunmasına rağmen dava iꢀlemlerinin, ilk derece Mahkemesi kararınca, tazminat   taleplerinin reddedilmesi için gereksiz yere uzatılmıꢀ olduğunu ileri sürmüꢀlerdir.   33. AĐHM, dava iꢀlemlerinin süresinin makul olmasının, dava koꢀulları ıꢀığında ve   aꢀağıda kaydedilen kriterlere değinerek değerlendirilmesi gerektiğini yineler: davanın   karmaꢀıklığı, baꢀvuran ve ilgili makamların tutumları ve ihtilaf sırasında baꢀvuran için risk   taꢀıyan durumlar (bkz., diğer içtihatlar yanında, Frydlender/Fransa [BD], no. 30979/96, § 43,   ECHR 2000-VII).   34. Davanın karmaꢀıklığı hususunda AĐHM, dava iꢀlemleri, askeri barakalar içerisine   yerleꢀtirilen bir bombanın patlaması sonucu baꢀvuranın aldığı yaralar hususunda açılan   tazminat davasına iliꢀkin olduğu için davanın, istisnai yasalara veya dava olaylarına iliꢀkin   zorlukları yansıttığı kanısında değildir.   35. Baꢀvuranın tutumuna iliꢀkin olarak AĐHM, baꢀvuranın 30 Ocak 1995 ve 30 Mart   tarihleri arasındaki iki ay boyunca dava iꢀlemlerinin uzamasından sorumlu olduğunu   gözlemler (bkz., paragraf 14). AĐHM ayrıca, baꢀvuranın 4 Aralık 1994 tarihli kararın ifasının   durdurulmasına iliꢀkin sonuç vermeyen talebinin (bkz., paragraf 14 ve 15) dava iꢀlemlerinin   gecikmesine katkıda bulunduğu kanısındadır.   36. Yerel mercilerin çalıꢀmalarına gelince, AĐHM, Đstanbul Đdare Mahkemesi’nin   tutumunun kınama ötesinde olmadığını tespit etmiꢀ, öte yandan bu mahkemedeki iꢀlemlerin,   davanın ilerlemesinde makul olmayan gecikmelerin olduğu ꢀeklinde bir sonucu ortaya   çıkardığını tespit etmemiꢀtir. Aynı ꢀekilde, Danıꢀtay’ın, baꢀvuranın birinci derece   mahkemesinin kararının yürütülmesinin durdurulmasına iliꢀkin talebini reddetmesi ve kararı 4   Aralık 1994 tarihinde bozmasına iliꢀkin olarak herhangi bir aꢀırı gecikme durumunun   olduğunu tespit etmemiꢀtir. Ancak, AĐHM, Danıꢀtay’ın, Đçiꢀleri Bakanlığı’nın Danıꢀtay’ın   verdiği kararın düzeltilmesi talebini reddetmesinden önce - iki yıl gibi – uzun bir zaman   geçtiği gerçeğini gözardı edemez. Hükümet, bu durumla ilgili herhangi bir açıklama   yapmamıꢀtır. Bu tür bir açıklamanın ya da suçlanacak kiꢀinin baꢀvuran olduğunu gösteren   herhangi bir emarenin yokluğunda, gecikme, yerel mahkemelerin temyiz iꢀlemlerini   yürütmesine bağlanabileceği düꢀünülmelidir (bkz. mutatis mutandis, Nuri Özkan – Türkiye,   no. 50733/99, §§ 21-22, 9 Kasım 2004).   37.Son olarak, AĐHM, yerel yargılamada baꢀvuranın karꢀı karꢀıya olduğu risklerin   kendisi için büyük önem arz ettiği kanısındadır.   38.Konuya iliꢀkin içtihadını dikkate alarak, AĐHM bu davada, iꢀlemlerin uzunluğunun   aꢀırı olduğu ve “makul süre” ꢀartını karꢀılamadığı kanısındadır.   39.Dolayısıyla, 6 § 1. madde ihlal edilmiꢀtir.   II.AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   40.AĐHS’nin 41. maddesine göre:   “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek   Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,   hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   A.Tazminat   41.Baꢀvuran, 145.600 Dolar (yaklaꢀık 111.272 Euro) maddi, 36.400 Dolar (yaklaꢀık   27.818 Euro) manevi tazminat talep etmiꢀtir.   42.Hükümet, bu talepleri aꢀırı bularak reddetmiꢀtir.   43.AĐHM, tespit edilen ihlalle, talep edilen maddi tazminat arasında herhangi bir sebep   sonuç bağı görmemektedir, dolayısıyla sözkonusu iddiayı reddeder. Öte yandan, AĐHM,   iꢀlemlerin uzunluğu sebebiyle, baꢀvuranın yalnızca bir ihlal tespiti ile tazmin edilemeyecek   sıkıntı ve hayal kırıklığı gibi manevi zarara uğramıꢀ olması gerektiğini kabul etmektedir.   Davanın koꢀullarını ve içtihadını dikkate alarak AĐHM, baꢀvurana bu baꢀlık altında 3.600   Euro ödenmesine karar vermiꢀtir.   B.Mahkeme masrafları   44.Baꢀvuran, AĐHM’deki iꢀlemlerle bağlantılı olarak herhangi bir ücret ya da   harcamanın geri ödenmesini talep etmemiꢀtir.   C.Gecikme faizi   45. AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere   uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar   vermiꢀtir   YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,   1.Baꢀvurunun kalan kısmın kabulüne;   2.AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;   3.(a) Sorumlu Devlet’in baꢀvurana AĐHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinleꢀtiği   tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Yeni Türk Lirası’na   çevrilmek üzere 3.600 (üç bin altı yüz Euro) manevi tazminat ve uygulanabilecek her türlü   vergiyi ödemesine,   (b)yukarıda anılan üç aylık sürenin aꢀılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için   Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek   suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;   4. Baꢀvuranın adil tazmin talebinin kalan kısmının reddine   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đngilizce hazırlanmıꢀ, Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca 22   Kasım 2005 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.   Michael O’BOYLE   Sekreter   Nicolas BRATZA   Baꢀkan   7

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło