49394/99

WyrokETPCz2005-08-02ECLI:CE:ECHR:2005:0802JUD004939499

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy opóźnienie w wypłacie odszkodowania za wywłaszczenie oraz jego niewystarczająca wysokość w obliczu wysokiej inflacji naruszyły prawo do poszanowania mienia z art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał, odwołując się do swojego ugruntowanego orzecznictwa (Akkuş, Aka), stwierdził, że opóźnienie w wypłacie odszkodowania za wywłaszczenie, zwłaszcza w warunkach wysokiej inflacji, może prowadzić do naruszenia art. 1 Protokołu nr 1. Uznał, że rząd nie przedstawił żadnych argumentów, które różnicowałyby niniejszą sprawę od poprzednich, w których stwierdzono naruszenia. Opóźnienie w wypłacie dodatkowego odszkodowania było przypisane administracji, co spowodowało utratę dochodów przez właścicieli nieruchomości i nałożyło na skarżących nieproporcjonalny ciężar, naruszając sprawiedliwą równowagę między wymogami interesu publicznego a ochroną praw własności.
Stan faktyczny
W 1993 roku Generalna Dyrekcja Dróg (KGM) wywłaszczyła działkę należącą do skarżących w İskenderun pod budowę obwodnicy. Początkowa kwota odszkodowania została wypłacona 24 września 1996 roku. Skarżący, uznając kwotę za niewystarczającą, złożyli wniosek o dodatkowe odszkodowanie do Sądu Cywilnego Pierwszej Instancji w İskenderun, który 25 września 1997 roku zasądził dodatkową kwotę wraz z odsetkami. Sąd Kasacyjny podtrzymał tę decyzję 25 maja 1998 roku. Dodatkowe odszkodowanie wraz z odsetkami zostało wypłacone 13 kwietnia 1999 roku. Skarżący zarzucali opóźnienie w wypłacie odszkodowania oraz jego niewystarczającą wysokość w obliczu wysokiej inflacji.
Rozstrzygnięcie
Trybunał, jednomyślnie: 1. Stwierdza dopuszczalność skarg dotyczących opóźnienia w wypłacie dodatkowego odszkodowania za wywłaszczenie na podstawie art. 1 Protokołu nr 1 i art. 6 § 1 Konwencji. 2. Stwierdza niedopuszczalność pozostałej części skargi. 3. Stwierdza naruszenie art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji. 4. Stwierdza, że nie ma potrzeby odrębnego badania skargi na podstawie art. 6 § 1 Konwencji. 5. Stwierdza, że niniejszy wyrok stanowi wystarczające słuszne zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową. 6. Zasądza na rzecz skarżących: a) 24 873 EUR tytułem szkody majątkowej. b) 1 000 EUR tytułem kosztów i wydatków. c) Odsetki proste w wysokości stopy procentowej Europejskiego Banku Centralnego dla podstawowych operacji refinansujących powiększonej o trzy punkty procentowe. 7. Oddala pozostałe żądania słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   AVRUPA   OF EUROPE   KONSEYİ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   KARAPINAR - TÜRKİYE DAVASI   (Başvuru no: 49394/99)   Kararın Özeti   STRASBOURG   Ağustos 2005   İşbu karar Sözleşmenin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup   şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (49394/99) başvuru no’lu davanın nedeni bu   ülke vatandaşları Mustafa, Ahmet, Durmuş, Ali, Gülsüm, Aysel Karapınar’ın (Başvuranlar)   Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 14 Haziran 1999 tarihinde Avrupa İnsan Hakları   Sözleşmesinin Temel İnsan Haklarını güvence altına alan 34. maddesi uyarınca yapmış   olduğu başvurudur. Başvuranlar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde   İskenderun barosu avukatlarından Şekip ve Murat Ensari tarafından temsil edilmektedirler.   OLAYLAR   tarihinde Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) başvuranlara ait İskenderun’da bulunan   araziyi çevre yolu yapımı dolayısıyla istimlak etmiştir.   Kamulaştırma bedeli başvuranlara 24 Eylül 1996 tarihinde ödenmiştir. Ödenen miktarın   yetersiz olduğu gerekçesiyle istimlak bedelinin artırılması istemiyle başvuranlar İskenderun   Asliye Hukuk Mahkemesine başvurmuşlardır.   Asliye Hukuk Mahkemesi 25 Eylül 1997 tarihli kararı ile sözkonusu arazinin Karayollarına   devredildiği 18 Eylül 1996 tarihinden itibaren uygulanacak % 30 yıllık yasal faiziyle birlikte   başvuranlara toplam 67.990.000.000 TL. ek istimlak bedeli ödenmesine karar vermiştir.   Yargıtay ilk derece mahkemesinin kararını 25 Mayıs 1998 tarihinde onamıştır.   Ek istimlak bedeli yasal faiziyle birlikte başvuranlara 13 Nisan 1999 tarihinde ödenmiştir. Bu   miktar 146.736.271.000 TL.’ye yükselmiştir.   HUKUKA DAİR   I. EK 1 NO’LU PROTOKOLÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLMESİNE DAİR   Başvuranlar, iki açıdan Ek 1 no’lu Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiğini ileri   sürmektedirler. İlk olarak, 1993 tarihinde belirlenen ilk istimlak bedeli 1996 yılında arazinin   Hazineye devrinin ardından ödenmiştir. Başvuranlar ayrıca ek bedelin ödenmesindeki   gecikmeye değinmektedirler. İkinci olarak, bu gecikmeden kaynaklanan zararın telafi   edilmediğini ve ödenen ek bedelin Türkiye’deki yüksek enflasyon oranı karşısında yetersiz   kaldığını savunmaktadırlar.   A. Kabul edilebilirliğe ilişkin   Yukarıda dile getirilen şikayetin ilk kısmı ile ilgili olarak AİHM, kamulaştırma kararıyla tapu   sicil kayıtlarına tescil edilen arazi ile ilgili olarak takip eden ilk üç yıl süresince başvuranların   maruz kaldıkları orantısız zararı ortaya koymak durumunda olmadıklarına itibar etmektedir.   Gerçekten de tescil nedeniyle reel hakları kısıtlanmış olsa dahi, başvuranlar bu süre boyunca   taşınmazlarından yararlanmayı sürdürmüşlerdir. Bu kısıtlamanın başvuranlarda gelir kaybına   yol açtığı farz edilse bile, öne sürdükleri gelir kaybına dair ulusal mercilerde hiçbir girişimde   bulunmamaları şikayetin bu kısmının iç başvuru yollarının tüketilmediği tespitine yol   açmaktadır. Yapılan şikayetin bu kısmı kabuledilemez bulunmaktadır.   Geç ödenen ek istimlak bedelinin Türkiye’deki yüksek enflasyon oranı karşısında yetersiz   kaldığı yönündeki şikayetin ikinci bölümü ile ilgili olarak AİHM, mahkemenin bu yöndeki   yerleşik içtihatları (Bkz. özellikle sözü edilen Akkuş kararı) ve mahkemeye sunulan delillerin   bütünü ışığında başvurunun esastan incelenmesi gerektiğine itibar etmekte ve başvurunun   kabul edilemez bulunması için hiçbir unsurun bulunmadığını kaydetmektedir.   B. Esasa Dair   AİHM, daha önceki kararlarda benzer şikayetlerin dile getirildiğini ve bunların Ek 1 no’lu   Protokolün 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını dile getirmektedir (Bkz. sözü edilen Akkuş   kararı, s. 1310, §§ 30-31, ve Aka kararı, s. 2682, §§ 50-51).   AİHM, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir   tespiti ve delili sunmadığını incelemektedir. Mahkeme, yerel merciler tarafından ek istimlak   bedelinin geç ödenmesi hususunun mülkiyet sahibinin gelir kaybına neden olan idareye   yükleneceği tespitini yapmaktadır. Bu gecikme sözkonusu sürecin etkinliğini daha da   artırmıştır ki bu durumda Mahkeme, kamu yararının zarureti ve mülkiyet haklarının   korunması bakımından başvuranların özel bir görev üstlendiği görüşündedir.   Sonuç olarak Ek 1 no’lu Protokolün 1. maddesi ihlal edilmiştir.   II. AİHS’NİN 6 § 1 MADDESİNİN İHLAL EDİLMESİ HAKKINDA   Başvuranlar 1993 tarihli kamulaştırma işleminin ardından tapu tescil kayıtlarına geçirilmek   suretiyle başlatılan sürecin Nisan 1999 yılında ek istimlak bedelinin ödenmesi ile sona   erdiğini bu durumun AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlaline yol açtığından şikayetçi   olmaktadırlar.   AİHM, bu şikayetin AİHS’nin 35 § 3. maddesi uyarınca dayanaktan yoksun olmadığına itibar   etmektedir. Bu doğrultuda şikayetin kabuledilemez bulunması için hiçbir gerekçe   bulunmamaktadır. Buna karşın, Ek 1 no’lu Protokolün 1. maddesi doğrultusunda alınan sonuç   ışığında AİHM, sözkonusu şikayetin AİHS’nin 6 § 1. maddesi çerçevesinde incelenmesini   gerekli görmemektedir.   III. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI   A. Tazminat, masraf ve harcamalar   Başvuranlar başvurularında yer alan şikayetlerini yinelemektedirler. Bu doğrultuda   uğradıkları maddi zararın 73.000 Amerikan Dolarına (USD) ulaştığını ileri sürmektedirler.   Ayrıca maruz kaldıkları manevi zararın, ulusal mahkemeler ve AİHM nezdinde yapmış   oldukları harcamaların giderilmesini talep etmektedirler, başvuranlar herhangi bir rakam   telaffuz etmemişlerdir.   AİHM, Akkuş kararında (sözü edilen, s. 1311, §§ 35-36 ve 39) belirlenen ilgili ekonomik   hesaplama yönteminin uygulanacağına itibar ederek başvuranlara maddi tazminat olarak   toplam 24.873 Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.   Manevi zarara gelince AİHM, olayların mevcut koşulları gözönünde bulundurulduğunda ihlal   kararının tespitinin adil tazmin için başlı başına yeterli olacağına karar vermiştir.   AİHM, AİHS’nin 41. maddesi uyarınca yalnızca gerçekten maruz kalındığı tespit edilen ve   bir zorunluluğa denk düşen makul tutardaki harcamaların ödenebileceğini hatırlatmaktadır   (Bkz. diğer birçok karar arasında, Nikolova-Bulgaristan no: 31195/96, § 79, AİHM 1999-II,   ve Jecius-Litvanya no : 34578/97, § 112, AİHM 2000-IX). Yapmış oldukları taleplerini hiçbir   belge ile kanıtlamamalarına karşın AİHM, ulusal merciler nezdinde ve Strazburg’ta yapmış   oldukları temsil harcamaları ve kimi masraflar için başvuranlara ödeme yapılması gerektiğine   itibar etmektedir. Bu doğrultuda, tüm masraf ve harcamalara ilişkin başvuranlara toplam   1.000 Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.   B. Gecikme Faizi   AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklara uyguladığı faiz oranına 3   puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,   1. Ek istimlak bedelinin geç ödenmesine yönelik Ek 1 no’lu Protokolün 1. maddesine ve   AİHS’nin 6 § 1 maddesine dair şikayetlerin kabuledilebilir olduğuna;   2. Bunun dışında yapılan şikayetin kabuledilemez olduğuna;   3. AİHS’nin Ek 1 no’lu Protokolünün 1. maddesinin ihlal edildiğine;   4. AİHS’nin 6 § 1 maddesine yönelik yapılan şikayetin ayrıca incelenmesine gerek   olmadığına;   5. Mevcut kararın manevi zarar için tek başına adil bir tazmini oluşturduğuna;   6. a) AİHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde,   miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf olarak, ödeme tarihindeki döviz kuru   üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümetin başvuranlara;   i.   maddi zarar için 24.873 (yirmi dört bin sekiz yüz yetmiş üç) Euro;   ii.   masraf ve harcamalara ilişkin 1.000 (bin ) Euro ödemesine;   b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez   Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin   uygulanmasına;   7. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMİŞTİR.   İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3 maddelerine   uygun olarak 2 Ağustos 2005 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło