50091/99
WyrokETPCz2007-05-03ECLI:CE:ECHR:2007:0503JUD005009199
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy porwanie skarżącego z terytorium Mołdawii przez tureckich agentów, jego tajne zatrzymanie, rzekome złe traktowanie oraz brak niezwłocznego doprowadzenia przed sędziego i dostępu do skutecznych środków odwoławczych naruszyły art. 3 i art. 5 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że choć skarżący został zatrzymany na podstawie krajowego nakazu aresztowania i przekazany władzom tureckim za zgodą władz mołdawskich (co nie naruszyło art. 5 ust. 1), a także został poinformowany o przyczynach zatrzymania (brak naruszenia art. 5 ust. 2), to jednak nie został niezwłocznie doprowadzony przed sędziego, spędzając 6 dni w areszcie przed pierwszym kontaktem z sędzią, co stanowiło naruszenie art. 5 ust. 3. Ponadto, brak dostępu do adwokata i skutecznego środka odwoławczego w celu kontroli legalności zatrzymania naruszył art. 5 ust. 4. W odniesieniu do zarzutów złego traktowania, Trybunał stwierdził, że dowody medyczne nie potwierdziły zarzutów tortur, a skarżący otrzymał odpowiednią opiekę medyczną, co doprowadziło do braku naruszenia art. 3.Stan faktyczny
Skarżący, Cevat Soysal, obywatel turecki, był poszukiwany w Turcji za działalność terrorystyczną związaną z PKK. W lipcu 1999 roku został porwany z Mołdawii przez tureckich agentów i przewieziony do Turcji, gdzie był przetrzymywany w tajnym areszcie MIT przez osiem dni. Twierdził, że był torturowany i pozbawiony opieki medycznej. Następnie został przekazany policji i ostatecznie doprowadzony przed prokuratora i sędziego, który zarządził areszt tymczasowy.Rozstrzygnięcie
1. Stwierdza dopuszczalność skargi.
2. Stwierdza brak naruszenia art. 3 Konwencji.
3. Stwierdza brak naruszenia art. 5 ust. 1 Konwencji.
4. Stwierdza brak naruszenia art. 5 ust. 2 Konwencji.
5. Stwierdza naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji.
6. Stwierdza naruszenie art. 5 ust. 4 Konwencji.
7. Stwierdza, że nie ma potrzeby badania skarg dotyczących art. 2, 14 i 18 Konwencji.
8. Stwierdza, że samo stwierdzenie naruszeń stanowi wystarczające słuszne zadośćuczynienie za szkody niemajątkowe.
9. Zasądza skarżącemu kwotę 2 500 EUR na pokrycie kosztów i wydatków, powiększoną o odsetki.
10. Oddala pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
AVRUPA NSAN HAKLARI M AHKEM ES
SOYSALG TG T�RKYE DAVASI (Bavuru no:50091/99)
KARARIN �ZET �EVRS
STRAZBURG
3 Mayis 2007 bu karar A�HS'nin 44�2. maddesinde belirtilen koullar �er�evesinde kesinleecek olup bazi ekli d�zeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________ � T.C. Diileri Bakanlii, 2007. Bu gayriresmi �zet �eviri Diileri Bakanlii Avrupa Konseyi ve nsan Haklari Genel M�d�r Yardimcilii tarafindan yapilmi olup, Mahkeme'yi balamamaktadir. Bu �eviri, davanin adinin tam olarak belirtilmi olmasi ve yukaridaki telif hakki bilgisiyle beraber olmasi koulu ile Diileri Bakanlii Avrupa Konseyi ve nsan Haklari Genel M�d�r Yardimcilii'na atifta bulunmak suretiyle ticari olmayan ama�larla alintilanabilir.
T�rkiye Cumhuriyeti aleyhine a�ilan (6281/02) bavuru no'lu davanin nedeni, bu ��ke vatandai Cevat Sosyal'in (bavuran) 30 Ocak 1999 tarihinde Avrupa nsan Haklari S�zlemesi'nin (AHS) 34. maddesi uyarinca Avrupa nsan Haklari Mahkemesi'ne (Mahkeme) yapmi olduu bavurudur.
Bavuran, AHM �n�nde Bremen Barosu avukatlarindan Hans-Eberhardt ve R. Schultz ve Ankara Barosu avukatlarindan L, Kanat tarafindan temsil edilmektedir.
vshshy
pUGkG
Bavuran, Batman 1962 doumlu bir T�rk vatandai olup olaylarin meydana geldii d�nemde Odunkirschen'de (Almanya) ikamet etmekteydi. Bavuran hal-i hazirda T�rkiye'de tutuklu bulunmaktadir.
hUGiG�G
Bavuran, hen�z bir lise �rencisi iken 1979 yilinda adam �ld�rme ve yasadii silahli bir �rg�te mensup olmak su�larindan mahkum edilmitir. Bavuran sekiz yil tutuklu olarak cezaevinde kaldiktan sonra 1987 yilinda ilan edilen genel aftan yararlanarak �zg�rl��ne kavumutur.
�zg�rl��ne kavuan bavuran, K�rt yanlisi �rg�tler b�nyesinde m�cadelesine devam etmitir. Bavuran, PK K 'nin siyasi kanadini tekil eden ERNK b�nyesinde �alimalar yapmak amaciyla Avrupa'ya gitmitir.
O tarihlerde, T�rk makamlari bavuranin T�rkiye topraklarinin b�t�nl��n� b�lmek i�in PKK adina hareket ettiinden �phelenmekteydi. Bavuran, bu nedenle T�rkiye'den ayrildiim, ka�ak olarak girdii Yunanistan'da 3-4 ay eitim kampinda bulunduunu ve PKK'nin temin ettii sahte evraklarla Almanya'ya ge�tiini belirtmektedir.
Bavuran, Dortmund'daki (Almanya) yetkili makamlardan siyasi siinma talebinde bulunmutur. Alman yetkililer 31 Ocak 1995 tarihinde bu talebi uygun g�rm�ler, ayrica bavurana Alman H�k�meti tarafindan seyahat belgesi de verilmitir. Bu arada, bavuran ailesini de Almanya'ya getirtmitir. Bavuran, Almanya'da kaldii s�rede Hepatit-B tedavisi g�rm�t�r.
1994 yilindan itibaren MT bavurani yakin takibe almitir. H�k�met, bavuranin Alman H�k�meti tarafindan verilen seyahat belgesi sayesinde Hollanda'ya ge�tiini ve orada PKK'nm Avrupa sorumlusu A.�. ile birlikte, 10 PKK militanini eittiini belirtmektedir. 1997 yilinda, PK K 'ya �ye kazandirmak amaciyla A .�.'nin talimatiyla Romanya'ya g�nderilmitir. Bu s�re zarfinda bavuran, PKK lideri A. �calan'la irtibat halinde bulunmu, hatta yeni emirler almak i�in talya'ya ge�mitir. Bavuran, �calan'in Avrupa'da
sikimasiyla, T�rkiye'yi hedef alan ter�rist faaliyetlerin tekrar balatilmasi i�in PKK militanlarina talimat vermitir. Bavuran, 13 ubat 1999 tarihinde stanbul'da bir �ariya molotof kokteyli atilmasi sonucu 13 kiinin �lmesiyle sonu�lanan olaylardan olduu gibi, T�rkiye'deki dier bazi ter�rizm olaylarindan da sorumlu tutulmutur. 7 Temmuz 1999 tarihinde, Ankara Cumhuriyet Savcisinin talebi �zerine, Ankara 7. Sulh Ceza Mahkemesi bavuran hakkinda tutuklama emri �ikartmitir.
iUGiG Temmuz 1999 tarihinde bavuran kendisini tedavi eden doktorun tavsiyesiyle Kiinev'e (Moldova) gitmitir. Temmuz 1999 tarihinde bavuran, Moldova'nm Kiinev kentinde kaldii evin �n�nde
akam saat 20.00 siralarinda �� kiinin saldirisina urami, baina bir torba ge�irilmi,
�evreden gelen 3-4 kiinin de yardimiyla zorla bir minib�se bindirilmitir. Sorduu somlara
cevap verilmemi ve yaninda bulunan 5.000 DM para ile dier eyalari alinmitir. 1.5 saatlik
bir yolculuktan sonra, bavuranin askeri havaalani.olduunu iddia ettii bir yerde, T�rk
(
ajanlarina teslim edilmitir. Bavuran u�akla T�rkiye'ye getirilmi ve Milli stihbarat
Tekilatina ait bir binaya g�t�r�lerek g�zaltina alinmitir. Bavuran, 13 Temmuz 1999
tarihinden 21 Temmuz 1999 tarihine kadar sekiz g�n boyunca bu binada sorgulanmitir. 14
Temmuz 1999 tarihinde salik muayenesinden ge�irilmi, Hepatit-B taiyicisi olduu
saptanmi ve ayrica v�cudunun bazi b�lgelerinde darp izlerine rastlanmitir.
Bavuran, sekiz g�n M T'e ait birimlerde tutulmu, ancak son iki g�n MT mensuplan tarafindan sorgulanmitir ve bu s�re i�erisinde sistematik olarak psikolojik baskiya ve fiziki ikenceye maruz kaldiini ileri s�rmektedir. Bavuran bu sorgulamalarin amacinin, kendisini kamuoyuna PKK'nin ikinci adami olarak lanse etmek ve Avrupa �lkelerinin PKK ile balanti ve ilikilerini deifre edecek bilgiler elde ederek bunlari PKK'ya yakin duran yazar, aydin ve siyaset�ilere kari kullanmak olduunu ileri s�rmektedir. Oysa, bavuran b�t�n uzun ikencelere dayanarak bu y�nde ifade vermeyi reddetmitir. Temmuz tarihli tutuklama emri �er�evesinde bavuran, 21 Temmuz 1999 tarihinde Ankara Emniyet M�d�rl�� Ter�rle M�cadele ubesine sevk edilmitir. Rahatsizliindan dolayi 21 ve 22 Temmuz tarihlerinde iki kez Ankara Numune Hastanesine kaldirilmi ve kendisine damardan serum ve ila� verilmitir. Bavuran 21 Temmuz5da 6 saat, 22 Temmuz'da 7 saat hastanede tedavi g�rm�t�r. 23 Temmuz 1999 tarihinde Adli Tip Kurumunda tekrar muayenesi yapilan bavuran, bu tarihe kadar Savcilik�a sorgulanmadii i�in Savcinin huzuruna �ikartilin itir. Bavuran aleyhinde ileri s�r�len iddialari reddettiini, ifade tutanaindaki su�lamalarin kendisine ikence yoluyla zorla kabul ettirilmeye �aliildiini belirtmektedir.
Bunu m�teakiben bavuran Ankara Merkez Kapali Cezaevine yerletirilmitir ve 24 saat salik kontrol�nde tutulmutur. 26 Temmuz 1999 tarihinde bavuranla g�r�en avukatlar m�vekkilin v�cudunun bazi b�lgelerinde �zellikle ayak ve kollarinda yaralarin mevcut olduu y�n�nde bir a�iklama yapmilardir. Temmuz 1999 tarihinde, cezaevi doktorunun talebi �zerine bavuran hastaneye kaldirilmi ve tedavi edilmitir. Raporda bavuranin Hepatit-B5ye bali birka� rahatsizliinin olduu
bildirilmitir. Bavuran taraf ikinci bir raporun varliindan s�zetmekte ve ger�eklerin b�ylelikle gizlendiini iddia etmektedir.
5 Austos 1999 tarihinde, cezaevi yetkilileri bavuranin karin arisindan ikayet etmesi �zerine muayene edilmesine karar vermiler, g�t�r�ld�� hastanede kismi bairsak tikanmasi tanisi konan bavuran, durumunun d�zeldii 9 Austos'a kadar burada tutulmutur.
jUGrG
Cumhuriyet Savcisi, 9 Austos 1999 tarihli iddianame ile Ankara D G M 'de a�tii kamu davasinda, bavuranin, T�rk Devleti topraklarinda baimsiz bir K�rdistan kurmak amaciyla kurulmu yasadii bir �rg�t olan PKK'ya, Avrupa temsilcisi ve sorumlusu olarak hizmet ettii gerek�esiyle TCK 'nun 125. maddesi �er�evesinde cezalandirilmasini istemitir.
�lk durumasi 16 Eyl�l 1999 tarihinde yapilan dava halen devam etmektedir.
OG
kUG iG G G G G G G G �
Bavuranin avukati Kenan Sidar, C.Soysal ile 26 Temmuz 1999 tarihli g�r�mesinden soma Ankara Cumhuriyet Savciliina m�vekkilinin g�zaltindan sorumlu kiiler hakkinda su� duyurusunda bulunmutur. MT personelinin aleyhinde soruturma a�ilmasi Babakanin onayina balidir. Babakan bavuran adina yapilan su� duyurusu �zerine konuyu M T'e sormu, MT tarafindan Babakan'a g�nderilen cevabi mektupta ise bu iddialarin asilsiz olduu, bu t�r iddialarin Devlet makamlarini zan altinda birakmak amaciyla siklikla ortaya atildii belirtilmi ve bu nedenle MT personeli hakkinda soruturma a�ilmamasi y�n�nde karar verilmesi istenmitir.
Babakan tarafindan soruturmaya onay verilmemesi nedeniyle, bavuranin ikayetiyle ilgili olarak Ankara Cumhuriyet Savcisi 10 Kasim 1999 tarihinde takipsizlik karari vermitir.
lUGkG
Moldova Diileri Bakanlii bir bildiri yayinlayarak bavuranin yakalanmasinda herhangi bir rol�n�n olmadiini a�iklamitir.
Resmi kayitlardan anlaildiina g�re bavuran cezaevine konulduktan sonra on �� kez avukati iki kez de kardei Z. Soysal tarafindan olmak �zere on be kez ziyaret edilmitir.
o | r | r Gh � pz pu k h u
XUGr h i | s l k s l i s y s l Gk h y
Bavuran, g�zaltina alindii sirada kendisine uygulanan k�t� muamelelerden (AHS'nin 3. maddesi), yakalanmasinin yasal olmadiindan (AHS'nin 5 � 1 maddesi), yakalanma
nedenleri hakkinda kendisine gereince bilgi verilmediinden (AHS'nin 5 � 2 maddesi), g�zalti s�resinin uzunluundan (AHS'nin 5 � 3 maddesi), �zg�rl��nden yoksun birakici �nlemlerin yasalliimn kontrol edilmesi i�in etkili bir i�hukuk yolu bulunmadiindan (5 � 4 maddesi) ve bu ikayetler balaminda AHS'nin 14 ve 18. maddelerinin ihlal edildiinden ikayet�i olmaktadir.
AHM, bu ikayetlerin AHS'nin 35 �. 3 maddesi uyarinca a�ik�a dayanaktan yoksun olarak ilan edilemeyeceini tespit etmektedir. Ayrica s�zkonusu ikayetler herhangi bir kabuledilemezlik gerek�esiyle karilamamaktadir. Bu itibarla s�zkonusu ikayetleri kabuledilebilir ilan etmek yerinde olacaktir.
ppUGh o z uuGZUGt h k k l zu u Go s h s Gl k s k Gk k h z pGo h r r pu k h
Bavuran g�zaltina alindii esnada M T ajanlari ve polisler tarafindan kendisine AHS'nin 2 ve 3. maddelerine aykiri muamelelerde bulunulduunu iddia etmektedir. A�HM bu ikayeti AHS'nin 3. maddesi a�isindan incelenmesine karar vermitir.
Bavuran, MT ajanlarinin kendisine bedensel ve ruhsal ikenceler uyguladiklarini iddia
(
etmektedir. Bavuranin v�cudunun �eitli yerlerine elektrik verilmi testisleri burulmu ve
Filistin askisina alinmitir. Ayrica bavuran buz k�tlelerinin �zerinde �iplak yatmaya
zorlanarak souk suyla islatilmi, uyumasi engellenmi ve �ok dar bir h�creye konularak
baina su damlatilmak suretiyle �in ikencesi uygulanmitir. Ayrica direncini kirmak
amaciyla damardan kimyasal maddeler verilmitir. Bu maddeler bavuranin g�lme ve alama
krizlerine girmesine neden olmutur. G�zaltinin ilk iki g�n�nde bavurana ne yiyecek ne de
su verilmitir.
T�rkiye'de ikence uygulamasinin olduu y�n�ndeki. arg�manlarini desteklemek i�in bavuran Avrupa kence'nin �nlenmesi Komitesi ve kenceye Kari Birlemi Milletler Komitesi'nin raporlarini ileri s�rmektedir.
Ek olarak bavuran Hepatit B hastaliinin etkili bir bi�imde tedavi edilmesi i�in hi�bir �aba
harcanmadiini ve hala bu hastaliktan muzdarip olduunu iddia etmektedir. Bavuran, 21
Temmuz 1999 tarihinden �nce kendisine uygulanan t�m tedavilerin g�zaltinda tutulduu
sirada kendisine uygulanan ikenceler sonucu ortaya �ikan izlerin hafifletilmesine y�nelik
(
olduunu belirtmektedir.
H�k�met bavuranin iddialarina itiraz etmektedir. H�k�met T�rkiye'ye geldii esnada d�zenlenen tibbi raporlarda ve g�zalti s�resinin balangici ve sonunda ger�ekletirilen tibbi muayenelerde, MT ajanlari ve Ter�rle M�cadele ubesi'ne bali polislerce bavurana herhangi bir k�t� muamelede bulunulmadiinin ortaya �iktiini ifade etmektedir.
AHM, bavuranin, v�cudunun �eitli yerlerine elektrik verildii, testislerinin burulduu, askiya alindii, soua maruz birakildii uykudan yoksun birakildii, �in ikencesine maruz birakildii ve kendisine kimyasal maddeler verildii iddialarinda bulunduunu g�zlemlemektedir.
A�HM, AHS'nin 3. maddesine aykiri k�t� muamelelerin, uygun deiil unsurlariyla -bu t�rden bir delil yeterince ciddi, belirli ve tutarli bir g�stergeler demetinden kaynaklanabilse dahidesteklenmesi gerektiini hatirlatmaktadir (bkz., dierleri arasinda, Dikme - T�rkiye, no: 20869/92, � 73).
AHM mevcut davada dosyada yer alan tibbi raporlarin �zg�rl�� kisitlandiktan sonra bavuranin ikence g�rd�� iddiasi ile igili olarak salam ve yeterli bir temel oluturmadiini g�zlemlemektedir. Bavuran, aksini kanitlayan baka bir tibbi rapor sunamadii gibi bu t�rden raporlarin varliini da yeterince a�ik bir bi�imde belirtmemitir.
Bavuranin T�rkiye'ye nakledilmesinden sonra doktorlar ger�ekletirleii tibbi muayenelerde hafif bir kaeksi, iddetli faranjit, asteni ve hepatit B rahatsizliklarinin diinda �aksiler b�lgenin sol �n kisminda, sa omuz di y�zeyinde ve sa diz ait b�lgesinde lezyoiilara ve travmatik ekimozlara � rastlamilardir. AHM bu bakimdan, bavuranin bu lezyonlarin T�rk istihbarat ajanlarinin kendisini Moldova'da yakaladiklari sirada yaptiklari muameleler sonucunda ve T�rkiye'ye nakli sirasinda meydana geldiini iddia etmediini kaydetmektedir. A�HM ayrica bu ayrintili muayenelerin bavuran T�rkiye'ye gelir gelmez ve g�venlik g��leri veya istihbarat servisi g�revlileri tarafindan sorgulanmadan �nce ger�ekletirildiini tespit etmektedir. S�zkonusu lezyon ve ekimozlarin, bavuranin T�rk makamlarinca tutuklandii esnada meydana gelmedii hususunda H�k�met ile hemfikirdir. Ancak bu lezyon ve ekimozlar tutuklanma tarihinden �nceki bir d�nemde vuku bulmu eylemler nedeniyle meydana gelmi olup T�rk makamlari bu d�nemden sorumlu tutulabilirler.
Bavuranin T�rkiye'de tutuklu bulunduu d�neme ilikin olarak AHM, bavuran tarafindan yapilan ikence iddialariyla bu d�nemde ya da bu d�nemden sonra yapilan muayeneler sonucunda d�zenlenen raporlarin birbiriyle tutarlilik g�stermediini g�zlemlemektedir. 21 Temmuz 1999 tarihinde (bavuranin MT ajanlari tarafindan sorgulanmasini m�teakip) ve 2223 Temmuz 1999 tarihinde (bavuranin polisler tarafindan sorgulanmasini m�teakip) ger�ekletirilen son derece ayrintili muayenelerde bavuranin T�rkiye'ye naklinden �nce taidii izler ya da Hepatit B hastaliina ya da tedavisine bali izlerin diinda herhangi bir ize rastlanmamitir. �te yandan kendisini ziyaret eden avukatlarinin bavuranin v�cudunda izler tespit ettiklerini a�iklamalarinin ardindan 27 Temmuz ve 5 Austos 1999 tarihinde yapilan iki dizi ayrintili test ve muayenelerde k�t� muamele izine rastlanmadii sonucuna varilmitir.
Oysa bavuranin maruz kaldiini iddia ettii bazi ikenceler �ylesine airlardi ki bu ikenceler sonrasinda oluan izlerin olaylar meydana geldikten �ok sonralari dahi tehis edilmeleri gerekirdi (s�zgelimi, �Filistin askisi� konusunda, bkz., Aksoy - T�rkiye, 18 Aralik 1996 tarihli karar, �� 23 ve 64 ; elektrik verilmesine ilikin olarak, bkz., Dikme, adige�en, � 19). Bavuran bu hususta herhangi maddi bir unsur ya da delil balangici sunmadii gibi g�zalti esnasinda kendisine k�t� muamele uygulandii iddiasini destekleyecek nitelikte ayrintili ve ikna edici a�iklamalarda bulunmamitir.
Bavuranin tutukluluundan sorumlu makamlarin Hepatit B hastaliinin tedavisi noktasinda ihmalde bulunduu iddiasina ilikin olarak AHM, A�H S'nin 3. maddesinin Devlet'i, pratik hapsetme gerekleri balanimda, tutuklunun salik ve rahatini ve bilhassa da gerekli tibbi bakimi uygun bir tarzda temin etmekle y�k�ml� kildiini hatirlatmaktadir.
A�HM, H�k�met tarafindan sunulan tibbi kanitlardan bavuranin tutuklanir tutuklanmaz uzun ve ayrintili muayenelere tabi tutularak uygun tibbi bakimdan yararlanmi olduunun anlaidiini kaydetmektedir. Sonu� olarak bavuran m�teaddit defalar dahiliye uzmanlari ve uzman doktorlar tarafindan muayene edilmitir. Ayrica bavuran 14-19 Temmuz 1999 tarihlerinde bavurana check-up yapilmitir. Bu d�nemde bavuranin bilhassa Hepatit B rahatsizliina y�nelik olarak gerekli tedavi uygulanmitir. M�teakiben bavuran 21 ve 22 Temmuz 1999 tarihlerinde Hepatit rahatsizlii nedeniyle iki defa hastaneye kaldirilarak youn
bakima alinmitir. Bavuran 5 ve 9 Austos 1999 tarihlerinde Hepatit tedavisi i�in hastaneye sevkedilmitir. Bavuran cezaevine salik durumu stabil hale gelince d�nm�t�r. Bu itibarla AHM yetkili makamlarin bavuranin Hepatit rahatsizliinin tedavisi balaminda ihmalkarlik sergilediklerini g�steren bir delil unsuruna rastlamamitir.
Bu nedenle adli makamlarin AHS'nin 13. ve 3. maddeleri anlaminda �etkili bir soruturma� y�r�tme g�revlerini ihmal ettikleri yolunda bir su�lamada bulunulamaz. Zira bu y�k�ml�l�k ancak bavuranin iddialarinin �savunulabilir� olmasi durumunda ge�erlidir. Mevcut davada durum bu y�nde deildir (bkz., dierleri arasinda, Salman - T�rkiye, no: 21986, � 121, lhan - T�rkiye, no: 22277/93, � 97, �akici - T�rkiye>no:23657/94, � 113, ve Aks oy, adige�en, � 98). �zetle AHM'nin elinde, bavuranin yakindii muameleleri yaptiklari noktasinda MT mensuplarindan ya da polislerden �phelenmeyi ya da bilhassa bavurana sunulan tibbi bakima ilikin olarak adli makamlarin tavrini tartimaya a�mayi gerektirecek herhangi bir unsur bulunmamaktadir (bkz., dierleri arasinda, Yilmaz - T�rkiye, no: 50743/99, 30 Mayis 2000, Fidan - T�rkiye, no: 24209/94, 29 ubat 2000, ve Uykur - T�rkiye, no:27599/95, 9 Kasim 1999).
(
Netice itibariyle AHS'nin 3. maddesi ihlal edilmemitir.
III. AHS'NN 5. MADDESNN HLAL EDLD DDASI HAKKINDA Bavuran AHS'nin 5 �� 1, 2, 3 ve 4 maddesinin ihlal edildiinden yakinmaktadir.
hUGhozG\GGXG
Bavuran, su�lu iade etme kurallari hilafina yasal yollar g�zardi edilerek �zg�rl��nden yoksun birakildiini iddia etmektedir. Bavuran bu hususta AHS'nin 5 � 1 maddesini ileri s�rmektedir.
Bavuran, kendisine M oldova'da hi�bir iade ileminin uygulanmadiini ve bu �lke yetkililerinin T�rkiye'ye nakli ile ilgili olarak sorumluluklarini yerine getirmediklerini ileri s�rmektedir. Bavuran, yakalanmasinin bir adam ka�irma olayi olarak deerlendirilmesi gerektiini savunmaktadir. �tihatlar noktasindaki gelimelere ve farkli S�zlemeci Devletler'deki hukuk uygulamalarina dikkat �eken bavuran buna dayanilarak hakkinda a�ilan davanin ve tutukluluunun ge�ersiz ve yok h�km�nde sayilmasi gerektiini ileri s�rmektedir.
H�k�met bu sava itiraz etmektedir. H�k�met, bavuranin uluslararasi hukuk uygulamalari ve ter�rizmle m�cadelede egemen devletler arasindaki ibirlii �er�evesinde kurallara uygun bir ilem sonucunda T�rk adli makamlarina teslim edildiini savunmaktadir.
AHM, bir tutukluluun �kurallara uygunluu� konusunda ve �yasal yollara� riayet edilmesi konusunda AH S'nin esasen ulusal mevzuata g�ndermede bulunarak esas ve usule ilikin normlara uyulmasi y�k�ml�l�� getirdiini hatirlatmaktadir. Bununla beraber AHS, her t�rl� �zg�rl�k mahrumiyetinin AHS'nin 5. maddede yer alan bireyi keyfilie kari koruma amaciyla uyumlu olmasini �ng�r�r. Burada yalnizca ��zg�rl�k hakki� deil ayni zamanda �g�venlik hakki� da s�zkonusudur.
AHSMe ne iade edilme koullarina ilikin ne de iade ilemi ger�ekletirilmeden �nce uygulanmasi gereken usul ile ilgili olarak bir h�k�m yer almaktadir. Benzeri olmayan bir iade ilemi s�zkonusu olduunda dahi - s�zkonusu iade ileminin ilgilinin tabiyetinde olduu Devlet tarafindan �ikarilan bir ihzar m�zekkeresiyle yasal temel bulmu olmasi ve ilgili devletler arasinda gidilen bir ibirlii sonucunda ger�eklemi olmasi kaydiyla- bu ilem AHS'ye aykiri olarak deerlendirilemez.
Devletler'in kendi aralarinda yaptiklari anlamalar �er�evesinde ka�ak su�lularin iadesi ya da smirdii edilmesi konularinda bu t�rden bir ibirlii noktasinda, AHS'de yer alan �zel bir hakki ihlal etmedii m�ddet�e, AHS a�isindan bir engel bulunmamaktadir. Buna karin bir devletin topraklarinda baka bir devlet tarafindan ilgili devletin rizasi olmadan ger�ekletirilen bir yakala ilemi AH S'nin 5 � 1 maddesi bakimindan kii g�venlii hakkinin ihlalini tekil eder (�ca�an, adige�en, �� 85-86).
Mevcut davada s�zkonusu olan yakalama ileminin T�rk Hukukuna uygunluuna ilikin olarak AHM, ilgili T�rk ceza mahkemesinin T�rk Ceza Kanunu tarafindan �ng�r�lerek cezalandirilan devlet topraklarini b�lmeyi ama�layan silahli �etenin �yesi ve y�neticisi olmak, can kaybiyla sonu�lanan ter�r eylemlerinin tertip�isi olmak gibi su�lamalarla bavuran hakkinda bir ihzar m�zekkeresi �ikardiini hemen tespit etmektedir. Bavuran yakalanmasini m�teakip T�rk Ceza Kanunu'nun muhtelif h�k�mlerini, su�lanarak yargilanmi ve mahkum edilmitir. Bu itibarla bavuran T�rk mahkemelerinden neet eden emirlere uygun olarak ve su� iledii hakkinda �phe duyulmasini gerektiren �makul nedenler bulunmasi� dolayisiyla �yetkili adli merci (karisina �ikarilmak �zere)� yakalanarak tutuklanmitir.
AHM bavuranin Moldova topraklarinda yakalanarak havaalanina nakledilmesinden �nce T�rk ajanlari tarafindan uluslararasi hukukun ihlal edildiini d��nmeye sebep olacak emareler bulunup bulunmadiini inceleyecektir. Bu hususta AHM, bavuranini 3 Temmuz 1999 tarihinde, Moldovali olduklarini d��nd�� d�it be kii tarafindan sokakta yakalanarak askeri bir havaalanina g�t�r�ld��n� ve burada T�rk ajanlarina teslim edildiini kaydetmektedir. Bavuranin T�rk ajanlarinca havaalaninda yakalanmasi Moldav makamlari tarafindan hi�bir ekilde �lkelerinin egemenliine bir saldiri olarak deerlendirilmemi ve bu durum ne Moldova ve T�rkiye arasinda uluslararasi bir ihtilafa yol a�mi ne de iki �lkenin diplomatik ilikilerinin bozulmasina neden olmutur. Moldova makamlari konuyla ilgili olarak T�rk makamlarina hi�bir resmi protestoda, yahut ilgilinin iadesi yahut tazminat �denmesi gibi bu durumun telafisine y�nelik herhangi bir talepte bulunmamitir. Bu unsurlar AHM'yi, Moldova makamlarinin bavurani T�rk makamlarina teslim etmeye ya da T�rk makamlari i�in bu ilemi kolaylatirmaya karar verdiklerini kabul etmeye itmektedir. Moldova Diileri Bakanlii'mn 24 Temmuz 1999 tarihli Moldova makamlarinin bavuranin yakalanmasinda herhangi bir rol ynamadii y�n�ndeki beyani varilan bu tespitle ilgili durumu deitirmemektedir (bkz., mutatis mutandis, �calan, adige�en, �� 95-98).
�te yandan su�lu iadesine ilikin Moldova Hukuku*na riayet edilip edilmedii konusunda AHM'nin inceleme yapmasi talep edilmemitir. Zira Moldova'ya kari yapilan bavuru kayittan d��r�lm�t�r.
Bu itibarla bavuranin 13 temmuz 1999 tarihinde yakalanmasi AHS'nin 5 � 1 maddesine aykiri deildir. Bu nedenle A HM 'nin s�zkonusu h�km� ihlal edilmemitir.
iUGhozG\GGYG
Bavuran yakalanma nedenleri konusunda kendisine bilgi verilmediinden yakinmaktadir. Bavuran yakalanmasini m�teakiben istihbarat servisi ajanlari tarafindan casusluk �pheleri temelinde (teyit edilmemitir) sorgulandiim ileri s�rmektedir. Bavuran ayrica polisler tarafindan yasadii bir �rg�te �ye olduu su�lamalari temelinde sorgulandiini belirtmektedir Bavuran hakkindaki bu �phelerin kendisine m�mk�n olan en kisa zamanda bir yargi� tarafindan bildirilmediini ileri s�rmektedir. Bavurana g�re bu durum gizli tutukluluk s�resinin uzamasina yol a�mitir.
H�k�met bu iddialara itiraz etmektedir.
AHM 5. maddenin 2. paragrafinda temel bir g�vencenin dile getirildiini hatirlatmaktadir. Bu g�vence uyarinca, yakalanan her kiiye �zg�rl��nden yoksun birakilma nedenleri bildirilmelidir. Burada keyfilie kari asgari bir g�vence s�zkonusudur. 5. maddede sunulan koruma sistemiyle beraber ele alinmasi gereken bu h�k�m, 4. paragraf uyarinca birmahkeme �n�nde yakalanmasinin yasallliini tartiabilmesi amaciyla s�zkonusu kiiye anladii bir dille ve basit bir bi�imde �zg�rl��nden yoksun birakilmasinin olgusal ve hukuki nedenleri hakkinda bilgi verilmesi y�k�ml�l��n� getirir, lgiliye bu bilgiler �en kisa zamanda� verilmelidir. Ancak kendisini yakalayan polis bu bilgilerin tamamini olay yerinde veremez. Bavurana gerekli bilgilerin yeterince kisa zaman i�inde verilip verilmediini belirlemek i�in olayin �zelliklerine bakmak gerekmektedir (Fox, Campbell ve Hartley - Birleik Krallik, 30 Austos 1990 tarihli karar, � 40, ve Chamayev ve dierlen - G�rcistan ve Rusya, no: 36378/02). AHS'nin 5 � 2 maddesi tutulu kimseye s�zkonusu nedenlerin yazili olarak ya da baka �zel bir bi�imde bildirilmesini �ng�rmemektedir. Verilen bilgilerin kapsamina ilikin olarak ise yakalanmasi esnasinda sania y�neltilen t�m su�lamalarin bildirilmesi gerekli deildir {Saadi - Birleik Krallik, no: 13229/03, � 51, ye X - Almanya, no:8098/77, 13 Aralik 1978 tarihli Komisyon karari).
Hal i hazirda AHM bavuranin uzun s�redir adli mercilerce T�rkiye'nin milli topraklarindan bir kismini b�lmeyi ama�layan silahli bir su� �rg�t� olarak kabul edilen PK K 'nm bir militani ve y�neticisi olmak su�larindan arandiini tespit etmektedir. Bizzat bavuran kendisi hakkinda y�r�t�len cezai takibattan ka�mak amaciyla bir baka �lkeden iltica talebinde bulunduunu itiraf etmektedir. �stelik kendisine y�neltilen su�lamalar aleyhinde �ikarilan tevkif m�zekkeresinde a�ik�a belirtilmekteydi. AHM 'ye g�re s�zkonusu belge -k i bavuran bu belgeden haberdar olduunu inkar etmemektedir- bavuran hakkindaki �phelerle ilgili olarak a�ik bilgiler i�ermekteydi. Bu koullarla birlikte bavuranin mensubu olduu PKK'nm T�rk Hukukunca yasadii olarak tanimlandii olgusu hesaba katildiinda AHM, bu aamada bavuranin b�l�c� silahli bir �rg�t�n �yesi ve y�neticisi olarak y�r�tt�� faaliyetler nedeniyle yakalandiini anlami olmasi gerektiini deerlendirmektedir.
Sonu� olarak A�HS'nin 5 � 2 maddesi ihlal edilmitir.
jUGhozGzGGZG
Bavuran AHS'nin 5 � 3 maddesine aykiri bir ekilde �hemen� bir yargi� veya adli g�rev yapmaya yasayla yetkili kilinmi dier bir g�revli �n�ne �ikarilmadiim iddia etmektedir.
H�k�met bavuranin savina itiraz etnektedir. H�k�met, bavuranin yakaianmasindan tutuklu yargilanmasina kadar ge�en zaman zarfinda Hepatit B tedavisi i�in hastanede tutulduunu belirtmektedir. H�k�met'e g�re, bavuranin salik durumunun d�zelmesi i�in ge�en zaman adli mercilerce ilenmi bir hata olarak algilanmamalidir.
AHM, Brogcin kararinda, genel itibariyle toplumu ter�re kari korumak amacini g�tse dahi adli denetim olmaksizin ge�en d�rt g�n alt saatlik g�zalti s�resinin A H S'nin 5 � 3 maddesinde belirlenen kesin sinirlari atiina h�kmettiini hatirlatmaktadir {Brogan ve dierleri - Birleik Krallik, 29 Kasim 1988 tarihli karar, � 62).
AHM, tartimali g�zaltinin bavuranin 13 Temmuz 1999 tarihinde tutuklanmasiyla baladiim tespit etmektedir. Bavuran hakim karisina ilk kez 13 Temmuz 1999 tarihinde �ikmitir. Hakim 23 temmuz 1999 tarihinde bavuranin tutuklu yargilanmasina karar vermitir. Bu itibarla bavuranin bir hakim karisina �ikarilana kadar g�zaltinda ge�irdii s�re alti g�n� bulmaktadir.
Bavuranin en az yedi g�n bir tip merkezinde kaldii dorudur. Bu itibarla bavuranin sorgusu toplamda �� g�nden fazla s�rmemitir. Bununla birlikte AHM bir tip merkezinde ge�en s�renin, yakalamayi m�teakip �hemen� bir adli g�revli �n�ne �ikarilma hakkina y�nelik bir istisna tekil etmeyecei kanaatindedir. Hasta olsa dahi bavuranin, bir yargi� karisina �ikarilmazdan �nce d�rt g�nden fazla bir s�re tutulmamasini salayacak bi�imde g�zalti sistemini d�zenleme g�revi adli mercilere d�mekteydi.
Bu nedenlerle AHM, A�H S'nin 5 � 3 maddesinin ihlal edildii sonucuna varmitir.
kUGhozG\GG[G
Bavuran g�zaltina alinmasi ileminin yasaya uygunluunun kontrol edilmesini salayacak nitelikte etkili bir bavuru imkanina sahip olmadiini iddia etmektedir. Bu hususta bavuran AHS'nin 5 � 4 maddesine atifta bulunmaktadir. Bavuran, g�zalti s�resi boyunca bir avukat yardimindan faydalandirm adiini ve g�zaltinin gizli tutulduunu ileri s�rmektedir.
H�k�met bu iddialara itiraz etmektedir.
AHM daha evvel �calan - T�rkiye davasinda yakalamanin ve ter�r eylemleriyle su�lanan kimselerin g�zaltina alinmasinin yasallima ilikin olarak ulusal yargi� tarafindan g�zalti s�resinin sona ermesinden �nce yapilan kontrol�n olaylarin yaandii d�nemde AHS'nin 5 � 4 maddesinin gereklerine uygun olmadiim tespit etmiti. Mevcut davada, varilan bu sonu�tan ayrilmayi gerektirecek herhangi bir unsur bulunmamaktadir.
Ayrica bavuran g�zaltinda tutulduu s�re i�inde avukatiyla g�r�me imkanina sahip olamamitir. Ancak bavuran, uygun bir bi�imde bavuruda bulunabilmek i�in gerekli hukuki formasyona sahip deildi. �stelik bavuran avukatlarinin bavuranin rizasini almadan b�ylesi bir giriimde bulunabilmeleri m�mk�n deildi. Zira, yakalanmasindaki �zel koullar g�z �n�ne alinirsa Moldova'da meydana gelen olaylarla ilgili dorudan bilgilere sahip olan kii bizzat bavurandir.
Yukarida ifade edilen nedenlerle AHM, AHS'nin 5 � 4 maddesinin ihlal edildii sonucuna varmitir.
p}UGk l y G r h l { s l y Bavuran ayni olaylara ilikin olarak AHS2nin 2, 14 ve 18. maddelerinin ihlal edildiini ileri s�rmektedir. H�k�met bu ikayetlerin dayanktan yoksun olduunu ve reddedilmesi gerektii kanaatindedir. Bavuran tarafin ayrintili bir ekilde ifadelendirmedii bu ikayetleri inceleyen AHM mevcut kararin �nceki b�l�mlerinde incelenilen ikayetlerle ayni olduklarini tespit etmektedir. Bu itibarla A�HM, AH S'nin 2, 4 ve 18. maddeleri y�n�nden yapilan ikayetleri 3 ve 5. maddelerle birlikte ya da ayri ayri inceleyerek bir h�kme varmaya gerek olmadii kanaatindedir.
V. AHS'NN 41. MADDESNN UYGULANMASI HAKKINDA
hUG{� Bavuran maddi ya da manevi tazminat talebinde bulunmamaktadir. H�k�met bu hususta g�r� belirtmemektedir. Davanin �zel koullarini dikkate alan AHM, bavuranin maruz kalmi olmasi muhtemel her t�rl� zararinin telafisi i�in yapilan bu ihlal tespitlerinin yeterli olduunu takdir etmektedir.
iUGtGG Bavuran avukat �creti, terc�me masraflari ve muhtelif harcamalari i�in 3.328,62 Euro talep etmektedir. H�k�met, herhangi bir belgeye dayandirilmami olduklari gerek�esiyle bu taleplerin reddedilmesi gerektii kanaatindedir. AHM'nin yerleik i�tihadi uyarinca bir bavuran, AHS'nin 41. maddesi anlaminda, yaptii masraf ve harcamalarin iadesini, ancak s�zkonusu masraf ve harcamalarin ger�ekliini, gerekliliini ve makul oranda olduunu ispatladii s�rece elde edebilir. Ayrica yargilama giderlerinin geri �demesi ancak tepit edilen ihlal ile ilikili olduu s�rece m�mk�nd�r. Hakkaniyete uygun olarak bir karara varan AHM bavurana 2.500 Euro �demnesinin makul olacaina h�kmetmektedir.
nG� Gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankasi'nin marjinal kredi kolayliklarina uyguladii faiz oranina �� puan eklenecektir.
i|Gnlylr�lslylGkhhspGvshyhrSG hot GviysslS 1. Bavurunun kabuledilebilir olduuna; 2. AHS'nin 3. maddesinin ihlal edilmediim ; 3. AHS'nin 5 � 1 maddesinin ihlal edilmediine;
4. AHS'nin 5 � 2 maddesinin ihlal edilmediine;
5. Bavuranin yakalandiktan �hemen� sonra bir yargi� �n�ne �ikarilamami olmasi sebebiyle AHS'nin 5 � 3 maddesinin ihlal edildiine;
6. Bavuranin g�zaltina alinma ileminin yasalliini kontrol ettirmek i�in bir bavuru yoluna sahip olmamasi nedeniyle AHS'riin 5 � 4 maddesinin ihlal edildiine;
7. Bavuranin AHS'nin 2, 14 ve 18. maddeleri y�n�nden yaptii ikayetlerin S�zleme'nin yukarida anilan h�k�mleriyle birlikte ya da ayrica incelenmesine gerek olmadiina;
8. hlal tespitinin bavuranin maruz kaldii manevi zararin tazmini i�in bali baina adil bir tatmin tekil ettiine;
9. a) AHS'nin 44 � 2 maddesi gereince kararin kesinletii tarihten itibaren �� ay i�inde, d�viz kuru �zerinden Y.T.L.'ye �evrilmek �zere ve miktara yansitilabilecek her t�rl� vergiden m uaf tutularak, Savunmaci H�k�met tarafindan bavurana m asraf ve harcamalari i�in 2.500 Euro (iki bin be y�z) �denmesine;
b) s�zkonusu s�renin bittii tarihten itibaren �demenin yapilmasina kadar H�k�met tarafindan, Avrupa Merkez Bankasi'nin o d�nem i�in ge�erli olan faiz oraninin �� puan fazlasina eit oranda faiz uygulanmasina;
10. Adil tatmine ilikin dier taleplerin reddine; Karar vermitir. bu karar Fransizca olarak hazirlanmi ve AHM 'nin i� t�z��n�n 77 �� 2 ve 3. maddesine uygun olarak 3 Mayis 2007 tarihinde yaziyla bildirilmitir.
12
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło