50165/99

WyrokETPCz2005-12-22ECLI:CE:ECHR:2005:1222JUD005016599

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania o odszkodowanie za niesłuszne tymczasowe aresztowanie naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał, oceniając rozsądny termin postępowania, wziął pod uwagę złożoność sprawy, zachowanie skarżącego i władz krajowych oraz stawkę sporu dla skarżącego. Stwierdził, że sprawa o odszkodowanie nie była szczególnie złożona, a skarżący nie przyczynił się do opóźnień. Kluczowe było zachowanie władz, gdyż sąd pierwszej instancji potrzebował ponad trzech lat na wydanie decyzji, a wyjaśnienia rządu dotyczące konieczności uzyskania dokumentów z innego sądu uznano za niewystarczające. Trybunał podkreślił, że państwa mają obowiązek zorganizować swoje systemy prawne tak, aby sądy mogły rozstrzygać sprawy w rozsądnym terminie.
Stan faktyczny
Skarżący, Ali Rıza Doğan, został aresztowany i tymczasowo aresztowany w maju 1992 r. pod zarzutem przynależności do nielegalnej organizacji i działania na rzecz podziału terytorium kraju. Został uniewinniony 30 marca 1995 r., a wyrok ten został utrzymany w mocy przez Sąd Kasacyjny 29 lutego 1996 r. W dniu 25 października 1996 r. skarżący złożył wniosek o odszkodowanie za niesłuszne aresztowanie w wysokości 2 000 000 000 lir tureckich. Postępowanie odszkodowawcze przed Sądem Karnym w Kartal i Sądem Kasacyjnym trwało do 8 listopada 2001 r.
Rozstrzygnięcie
Stwierdza, że pozostała część skargi jest dopuszczalna. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Zasądza na rzecz skarżącego 2400 EUR tytułem szkody niemajątkowej oraz 500 EUR tytułem kosztów i wydatków. Oddala pozostałą część żądania słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   AVRUPA   OF EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ÜÇÜNCÜ DAĐRE   ALĐ RIZA DOĞAN/TÜRKĐYE   (Baꢀvuru no. 50165/99)   KARAR   STRAZBURG   Aralık 2005   Sözkonusu karar AĐHS’nin 44§2. maddesi uyarınca kesinlik kazanacaktır. Ancak ,ꢀekle iliꢀkin   değiꢀiklik yapılabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Ali Rıza Doğan/Türkiye davasında,   Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (Üçüncü Daire),   Sn. B.M. ZUPANČIČ, Baꢀkan,   Sn. L. CAFLĐSCH,   Sn. R. TÜRMEN,   Sn. M. TSATSA-NIKOLOVSKA,   Sn. A. GYULUMYAN,   Sn. DAVID THÓR BJÖRGVINSSON,   Sn. I. ZIEMELE, yargıçlar,   Ve Bölüm Sekreteri Sn. V. BERGER’in katılımı ile Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi Heyeti   olarak toplanmıꢀ,   Aralık 2005 tarihindeki gizli görüꢀme sonucunda,   Yukarıda anılan tarihte benimsenmiꢀ olan aꢀağıdaki karara varmıꢀtır:   USULĐ ĐꢀLEMLER   1.Davanın nedeni, Türk vatandaꢀı Ali Rıza Doğan’ın (“baꢀvuran”), 3 Mart 1999   tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Sözleꢀme’nin (“Sözleꢀme”)   34. maddesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne   yaptığı baꢀvurudur (baꢀvuru no. 50165/99).   2.Baꢀvuranı, görevini Diyarbakır’da ifa etmekte olan avukat S. Çınar temsil etmiꢀtir.   Türk Hükümeti (“Hükümet”), bu dava için bir Ajan tayin etmemiꢀtir.   3. 26 Ekim 2004 tarihinde AĐHM, baꢀvurunun kısmen kabuledilemez olduğuna ve   dava iꢀlemlerinin uzunluğuna iliꢀkin ꢀikayeti bildirmeye karar vermiꢀtir. AĐHS’nin 29 § 3.   maddesini uygulayan AĐHM, baꢀvurunun kabuledilebilirliğini ve esaslarını birlikte   incelemeye karar vermiꢀtir.   OLAYLAR   4. Baꢀvuran, 1967 doğumlu olup Đstanbul’da yaꢀamaktadır.   5. 1992 senesi Mayıs ayında, yasadıꢀı bir örgüte mensup olmasından ꢀüphelenilmesi   üzerine polis tarafından gözaltına alınmıꢀ ve tutuklu yargılanmasına baꢀlanmıꢀtır. Türk Ceza   Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca ülke topraklarının bir kısmının ayrılmasını gerçekleꢀtirme   amacıyla eylemlerde bulunmakla suçlanmıꢀ ve Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde   yargılanmıꢀtır.   6. 8 Aralık 1994 tarihinde baꢀvuranın tutuksuz yargılanmasına baꢀlanmıꢀtır.   7. 30 Mart 1995 tarihinde Asliye Mahkemesi, baꢀvuranın itham edildiği suçlardan   beraatına karar vermiꢀtir.   8. 29 ꢁubat 1996 tarihinde Yargıtay, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin   kararını onamıꢀtır.   9. 25 Ekim 1996 tarihinde baꢀvuran, 466 no.lu Kanun uyarınca Maliye Bakanlığı   aleyhine, Kartal Ağır Ceza Mahkemesi’ne dava açmıꢀtır. Adil olmayan ꢀekilde tutuklu   yargılandığı için 2,000,000,000 Türk Lirası tazminat talep etmiꢀtir.   10. 2 Aralık 1996 tarihinde Kartal Ağır Ceza Mahkemesi, Diyarbakır Devlet Güvenlik   Mahkemesi’nden, baꢀvuran aleyhinde baꢀlatılan cezai takibata iliꢀkin belgeleri göndermesini   istemiꢀtir. Özellikle Asliye Hukuk Mahkemesi, kararın kesinleꢀtiği tarihi gösteren belgelerin,   baꢀvuranın tazminat talebini yasal zaman sınırı içerisinde sunup sunmadığına karar vermek   için bir an önce gönderilmesini istemiꢀtir.   11. 2 Aralık 1996 ve 30 Kasım 1999 tarihleri arasında Kartal Ağır Ceza Mahkemesi,   Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nden yukarıda kaydedilen belgeleri göndermesini   ısrarla istemiꢀtir.   12. 10 Kasım 1999 tarihinde Kartal Ağır Ceza Mahkemesi, baꢀvuranın özgürlüğü   kısıtlandığı için maruz kaldığı maddi zararı hesaplaması amacıyla bir bilirkiꢀi tayin etmiꢀtir.   13. 24 Kasım 1999 tarihinde bilirkiꢀi, maddi zarar miktarına iliꢀkin raporunu   sunmuꢀtur.   14. 30 Kasım 1999 tarihinde Kartal Ağır Ceza Mahkemesi, baꢀvuranın gözaltında ve   tutuklu yargılandığı sırada kaybolan zamanını telafi etmek amacıyla maruz kaldığı maddi ve   manevi zarar için baꢀvurana belli bir meblağ ödenmesine karar vermiꢀtir.   15. Baꢀvuran ve Maliye Bakanlığı, Kartal Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararına itiraz   etmiꢀtir.   16. 5 Ekim 2000 tarihinde Yargıtay, baꢀvurana ödenmesine karar verilen meblağın,   çok düꢀük olduğu sonucuna varmıꢀ ve Asliye Mahkemesi’nin kararını feshetmiꢀtir.   17. 9 Kasım 2000 tarihinde Asliye Mahkemesi’nce tayine edilen bilirkiꢀi, baꢀvuranın   özgürlüğünden mahrum bırakılması sonucu maruz kaldığı maddi zararım miktarına iliꢀkin bir   rapor sunmuꢀtur.   18. 10 Kasım 2000 tarihinde Kartal Ağır Ceza Mahkemesi, baꢀvurana maddi ve   manevi zarar için 1,538,492,740 Türk Lirası tazminat ödenmesine karar vermiꢀtir.   19. Maliye Bakanlığı karara itiraz etmiꢀtir.   20. 5 Nisan 2001 tarihinde Yargıtay, usul hatası nedeniyle Asliye Mahkemesi’nin   kararını feshetmiꢀtir.   21. 28 Haziran 2001 tarihinde Kartal Ağır Ceza Mahkemesi, baꢀvurana bir kez daha   1,538,492,740 Türk Lirası tazminat ödenmesine karar vermiꢀtir.   22. Maliye Bakanlığı karara itiraz etmiꢀtir.   23. 8 Kasım 2001 tarihinde Yargıtay, Kartal Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararını   onamıꢀtır.   HUKUK   I.   AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   24. Baꢀvuran, dava iꢀlemlerinin uzunluğunun, AĐHS’nin aꢀağıda kaydedilen 6 § 1.   maddesinde öngörülen “makul süre” gereği ile uyumlu olmadığı hususunda ꢀikayette   bulunmuꢀtur   “1. Herkes … medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar … konusunda karar verecek olan … bir   mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde … görülmesini istemek hakkına sahiptir.”   25. Hükümet, sözkonusu ꢀikayete itiraz etmiꢀtir.   26. Gözönünde bulundurulması gereken süre, baꢀvuranın Kartal Ağır Ceza   Mahkemesi huzurunda tazminat davası baꢀvurusunda bulunduğu 25 Ekim 1996 tarihinde   baꢀlamıꢀ ve Yargıtay’ın, Asliye Mahkemesi’nin kararını onadığı 8 Kasım 2001 tarihinde sona   ermiꢀtir. Dolayısıyla, davayı üç kez değerlendiren yargı alanının iki aꢀaması için yaklaꢀık beꢀ   yıl sürmüꢀtür.   A. Kabuledilebilirlik   27. Hükümet, AĐHS’nin 35. maddesinin öngördüğü iç hukuk yollarının tüketilmesi   gereğine uyulmamıꢀ olduğu için AĐHM’nin ꢀikayeti, kabuledilemez olduğuna karar vererek   reddetmesini istemiꢀtir. Baꢀvuranın, Asliye Mahkemesi yargıcı aleyhinde Adalet Bakanlığı   veya Cumhuriyet Savcılığı gibi yerel makamlara ꢀikayette bulunmamıꢀ olduğunu belirtmiꢀtir.   28. AĐHM, AĐHS’nin 35 § 1. maddesinin tüketilmesini öngördüğü yegane iç hukuk   yollarının, iddia edilen ihlallerle ilgili olan yollar olduğunu, sözkonusu iç hukuk yollarının   mevcudiyetinin, yalnızca teoride değil pratikte de kesinleꢀmiꢀ olması gerektiğini ve   kesinleꢀmemiꢀ olmaları durumunda, gerekli eriꢀilebilirlik ve etkinlikten yoksun kalacaklarını   belirtmektedir. Sözkonusu koꢀulların sağlanmıꢀ olduğunu tespit etme görevi, iç hukuk   yollarının tüketilmemiꢀ olduğunu öne sürmesi durumunda sorumlu Devlet’ aittir (bkz., diğer   içtihatlar yanında, Ramazanoğlu/Türkiye (karar), no. 39810/98, 10 Eylül 2002).   29. AĐHM Hükümet’in, Asliye Mahkemesi huzurunda sunulan bir ꢀikayetin,   baꢀvuranın, Kartal Ağır Ceza Mahkemesi huzurundaki dava iꢀlemlerinin uzunluğunun,   “makul süre” kuralı ile uyumlu olmadığına dair ꢀikayetini ne ꢀekilde doğrulayacağını tespit   etmemiꢀ olduğu kanısındadır.   30. Dolayısıyla AĐHM, Hükümet’in itirazını reddeder.   B. Esaslar   31. Hükümet, Kartal Ağır Ceza Mahkemesi’nin tazminat konusunda bir karara   varabilmesi için Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nden, baꢀvuran aleyhinde baꢀlatılan   cezai takibata iliꢀkin dokümanları göndermesini istemesi gerektiğini belirtmiꢀtir. Ağır Ceza   Mahkemesi’nin gayretlerinin, uygun bir hukuki kararı garanti etme amacını taꢀıdığını ileri   sürmüꢀtür.   32. Baꢀvuran, Kartal Ağır Ceza Mahkemesi’nin yirmi sekiz duruꢀma düzenlemiꢀ   olduğunu ve sözkonusu duruꢀmalar sırasında diğer bir Mahkeme’den dokümanlar isteme ve   bir bilirkiꢀi raporu talep etme dıꢀında bir çaba sarfetmediğini iddia etmiꢀtir.   33. AĐHM, dava iꢀlemlerinin uzunluğunun makul olup olmamasının, dava koꢀulları   ıꢀığında ve özellikle, davanın karmaꢀıklığı, baꢀvuranın ve ilgili yetkili makamların tutumları   ve ikisi arasındaki uyuꢀmazlıkta baꢀvuran için risk arz eden olmak üzere içtihatlarınca   belirlenen kriterlere değinilerek değerlendirilmesi gerektiğini yineler (bkz., Yalman ve   Diğerleri/Türkiye, no. 36110/97, § 23, 3 Haziran 2004).   34. AĐHM, hakkaniyete uygun olmayan ꢀekilde tutuklu yargılanmalarına iliꢀkin   baꢀvurana ödenmesi gereken tazminat miktarını belirlemek olan dava konusunun, dikkate   değer biçimde karmaꢀık olmadığı kanısındadır. Ayrıca, 466 no.lu Kanun uyarınca tazminat   taleplerine iliꢀkin açılan davaların, yazılı bir prosedür amacıyla yetkili Mahkemelerce   incelendiğini belirtmektedir.   35. Baꢀvuranın tutumu hususunda AĐHM, baꢀvuranın önem arzedecek ꢀekilde dava   iꢀlemlerinin uzamasına katkıda bulunmamıꢀ olduğunu gözlemlemektedir.   36. Yetkili makamların tutumları hususunda AĐHM, ilk derece Mahkemesi’nin   kararını vermesinin üç seneden fazla zaman almıꢀ olduğunu ve sözkonusu gecikmenin   Hükümet tarafından tatmin edici ꢀekilde açıklanmadığını gözlemlemektedir. Dava hususunda   uygun bir karar verilmesini garanti etmek için Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nden   talep edilmesi gereken dokümanlar bulunduğuna iliꢀkin iddia, sözkonusu gecikmeyi açıklama   hususunda yeterli değildir. AĐHM bu bağlamda AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin, Sözleꢀmeci   Devletler’e hukuk sistemlerini, Mahkemelerinin, davaları makul bir süre içerisinde karara   bağlama yükümlülüğü de dahil olmak üzere sözkonusu maddenin gereklerini karꢀılayabilecek   ꢀekilde düzenleme yükümlülüğünü getirdiğini hatırlatmaktadır (bkz., Pélissier ve   Sassi/Fransa [BD], no. 25444/94, § 74, ECHR 1999-II).   37. Son olarak AĐHM, baꢀvuran için iç hukuk davalarında risk arz eden duurmun,   kendisi için önemli olduğu kanısındadır.   38. Đçtihatında ortaya konan kriterler ıꢀığında AĐHM, sözkonusu davada dava   iꢀlemlerinin uzunluğunun, haddinden fazla ve “makul süre” gereğini karꢀılamamıꢀ olduğu   kanısındadır.   39. Dolayısıyla AĐHS’nin 6 § 1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.   II. 1 NO.LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLMĐꢀ OLDUĞU ĐDDĐASI   40. 17 Ağustos 2005 tarihinde AĐHM’ye sunmuꢀ olduğu görüꢀlerinde baꢀvuran ayrıca,   dava iꢀlemlerinin haddinden fazla uzamıꢀ olması hususunda mal ve mülk dokunulmazlığına   saygı gösterilmesini isteme hakkının hakkaniyete uygun olmayan ꢀekilde ihlal edilmiꢀ   olduğunu ileri sürmüꢀtür. Đddiasını, 1 No.lu Protokol’ün aꢀağıda kaydedilmiꢀ olan 1.   maddesine dayandırmıꢀtır:   “Her gerçek ve tüzel kiꢀinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır.   Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koꢀullara ve uluslararası hukukun   genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.   Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek   veya vergilerin ya da baꢀka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli   gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.”   41. Hükümet, baꢀvuranın sözkonusu baꢀlık altındaki ꢀikayetine iliꢀkin görüꢀ   sunmamıꢀtır.   42. AĐHM, sözkonusu davada, 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi bağlamındaki ꢀikayet,   AĐHM’ye 17 Ağustos 2005 tarihinde sunulmuꢀ olduğu halde nihai yerel kararın, 8 Kasım   tarihinde verilmiꢀ olduğunu gözlemlemektedir.   43. Bu nedenle, sözkonusu ꢀikayet zamanı geçtikten sonra sunulmuꢀtur ve AĐHS’nin   §§ 1. ve 4. maddeleri bağlamında reddedilmelidir.   III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI   44. AĐHS’nin 41. maddesi aꢀağıda kaydedilmiꢀtir:   “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci   Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete   uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   A. Zarar   45. Baꢀvuran, maddi zarar için 14,002 Amerikan Doları talep etmiꢀtir. Đlk derece   Mahkemesince ödenmesine karar verilen tazminat, 2001 yılından önce ödenmiꢀ olsaydı,   enflasyondan dolayı zarar görmemiꢀ olacağını ileri sürmüꢀtür.   46. Hükümet, sözkonusu iddiaya itiraz etmiꢀtir. Baꢀvuran tarafından talep edilen   miktarın, haddinden fazla olduğunu belirtmiꢀtir.   47. AĐHM, AĐHM huzurunda uğranıldığı iddia edilen maddi zarar ve tespit edilen ihlal   arasında nedensel bir bağlantı olmadığı kanısındadır. Ayrıca, 6 § 1. maddenin gereklerine   uygun olsalardı, dava iꢀlemlerinin sonucunun ne olacağı hususunda değerlendirmede   bulundurmak AĐHM’nin görevi değildir (bkz. Werner/Avusturya, 24 Kasım 1997 tarihli karar,   Hüküm ve Karar Raporları 1997-VII, sayfa 2514, § 72, ve Yalman ve Diğerleri, § 32). Sonuç   olarak, sözkonusu baꢀlık altında hiçbir tazminat ödenmemiꢀtir.   48. Baꢀvuran ayrıca manevi zarar için toplam 5,000 Euro (EUR) talep etmiꢀtir.   49. Hükümet, baꢀvuran tarafından talep edilen miktarın, haddinden fazla olduğunu   belirtmiꢀtir.   50. AĐHM baꢀvuranların, dava iꢀlemlerinin uzaması nedeniyle stres ve tedirginlik gibi   manevi zararlara uğramıꢀ olduklarını ve bunun, ihlal bulgusu ile yeterince telafi   edilemeyeceğini kabul etmektedir. Dava koꢀullarını ve içtihatını gözönünde bulunduran   AĐHM, baꢀvurana sözkonusu baꢀlık altında 2,400 Euro ödenmesine karar vermiꢀtir.   C. Mahkeme Masrafları   51. Baꢀvuran ayrıca yerel Mahkemeler ve AĐHM huzurunda yapmıꢀ olduğu masraf   için 4,974 Euro talep etmiꢀtir.   52. Hükümet, sözkonusu talebe itiraz etmiꢀtir.   53. AĐHM içtihatına göre baꢀvuran, ancak gerekli oldukları için yapıldıklarının ve   miktar olarak makul olduklarının gösterilmesi halinde masraf ve harcamaların telafi edilmesi   hakkına sahiptir. Sözkonusu davada, huzurunda sunulan bilgiler ve yukarıda kaydedilen   kriterler ıꢀığında AĐHM, yerel davalarda yapılan masraflar hususundaki tazminat taleplerini   reddetmektedir ve AĐHM huzurunda gerçekleꢀtirilen davalar için toplam 500 Euro   ödenmesinin makul olduğu kanısındadır.   C. Gecikme Faizi   54. AĐHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası’nın uyguladığı faiz oranına üç   puan eklemek suretiyle oluꢀacak faiz oranına göre belirlenmesini uygun bulmuꢀtur.   YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE   1. Baꢀvurunun kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna,   2. AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edilmiꢀ olduğuna,   3. (a) sorumlu Devlet’in, kararın AĐHS’nin 44 § 2 Maddesi’ne göre kesinlik kazandığı   tarihten itibaren üç ay içerisinde baꢀvurana, ödeme tarihinde uygulanan kur üzerinden   Türk Lirası’na çevrilmek üzere aꢀağıdaki miktarları ve buna ek olarak ödeme gününde   uygulanabilecek her tür vergiyi ödemesine:   (i) manevi zarar için 2,400 Euro (iki bin dört yüz Euro),   (ii) masraf ve harcamalar için 500 Euro (beꢀ yüz Euro),   (iii) yukarıdaki miktarlara uygulanabilecek her tür vergi,   (b) yukarıda kaydedilmiꢀ olan üç aylık sürenin bitiminden ödeme gününe kadar,   Avrupa Merkez Bankası’nın uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle   oluꢀacak faiz oranına göre yukarıda belirtilen miktarlarda ödenecek basit faizi ödemekle   yükümlü olduğuna karar vermiꢀ,   3. Baꢀvuranın adil tazmin talebinin kalan kısmını reddetmiꢀtir.   Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ olup 22 Aralık 2005 tarihinde, Đçtüzüğün 77.   Maddesi’nin 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.   Vincent BERGER   Sekreter   Boštjan M. ZUPANČIČ   Baꢀkan   8

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło