50193/99;50197/99
WyrokETPCz2004-06-24ECLI:CE:ECHR:2004:0624JUD005019399
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy obecność sędziego wojskowego w składzie Sądu Bezpieczeństwa Państwa (DGM) w Turcji naruszyła prawo skarżących do rozpoznania sprawy przez niezawisły i bezstronny sąd, zgodnie z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji, uznając, że Sąd Bezpieczeństwa Państwa (DGM) w Malatyi, który skazał skarżących, nie był niezawisłym i bezstronnym sądem ze względu na obecność sędziego wojskowego w jego składzie. Trybunał oparł swoje rozstrzygnięcie na ugruntowanym orzecznictwie, w którym konsekwentnie uznawał, że obecność sędziego wojskowego w DGM budzi uzasadnione wątpliwości co do bezstronności i niezawisłości sądu z perspektywy obiektywnej. Skarżący mieli uzasadnione obawy co do bezstronności sądu, co obiektywnie podważało jego niezawisłość i bezstronność.Stan faktyczny
Skarżący, Sinan Doğan i Aydın Keser, zostali aresztowani w kwietniu 1998 roku pod zarzutem przynależności do nielegalnej organizacji TDKP. Zostali oskarżeni o pomoc zbrojnej grupie i propagandę na rzecz organizacji. Sąd Bezpieczeństwa Państwa (DGM) w Malatyi, w skład którego wchodził sędzia wojskowy, skazał ich w listopadzie 1998 roku na 12 lat i 6 miesięcy więzienia. Sąd Kasacyjny utrzymał wyrok w mocy w kwietniu 1999 roku.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: uznał skargi za dopuszczalne; stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu braku bezstronności i niezawisłości Sądu Bezpieczeństwa Państwa w Malatyi; orzekł, że samo stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową; zasądził od Rządu pozwanego 2 000 EUR wspólnie na rzecz skarżących tytułem kosztów i wydatków; odrzucił pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYİ
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
Doğan ve Keser - TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no:50193/99 ve 50197/99)
NİHAİ KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
__________________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2011. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Haklan Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme'yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı'na atıfta bulunmak suretiyle ticari
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (no:50193/99 ve 50197/99) başvuru no’lu
davanın nedeni Türkiye Cumhuriyeti uyruklu Sinan Doğan ve Aydın Keser (“Başvuranlar”), Temmuz 1999 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözleşmesinin ”AİHS”
(“Sözleşme”) 34. maddesi gereğince Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne “AİHM” yaptığı
başvurudur.
Başvuranlar Malatya’da avukat olan Sn. Y.I. Koluaçık tarafından temsil edilmişlerdir.
OLAYLAR
I. DAVA KOŞULLARI
Sırasıyla 1976 ve 1973 doğumlu başvuranlar Sinan Doğan ve Aydın Keser başvurunun
yapıldığı sırada Elbistan cezaevinde tutukluydular.
Başvuranlar 3 Nisan 1998 tarihinde Tunceli Emniyet Müdürlüğü terörle mücadele
şubesi tarafından yasadışı örgüt olan TDKP’ne (Türkiye Devrimci Komünist Partisi) mensup
olduklarından şüphe edildiğinden tutuklanarak göz altına alınmıştır.
Başvuranlar 13 Nisan 1998 tarihinde Tunceli Cumhuriyet Savcısı tarafından dinlenmiş
daha sonra hakkında tutuklama kararı alan Tunceli sulh hakimi önüne çıkarılmışlardır.
Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesi “DGM” Cumhuriyet Başsavcısı 22 Nisan 1998
tarihli iddianamesiyle başvuranları silahlı çeteye yardım yapmakla suçlayarak Türk Ceza
Kanunun “TCK” 169. maddesi ve 3713 sayılı terörle mücadele kanunun 5. maddesi uyarınca
haklarında mahkumiyet kararının alınmasını talep etmiştir.
Başvuranlar biri askeri hakim olmak üzere üç hakimden oluşan DGM önüne ilk olarak
çıkarıldıklarında sadece TDKP adına propaganda faaliyetlerinde bulunduklarını kabul
etmişlerdir.
DGM 3 Kasım 1998 tarihli kararla başvuranları kendilerine yöneltilen olaylardan
suçlu bulmuş ve yasa dışı örgüte mensup olmaktan on iki yıl altı ay hapis cezasına
çarptırmıştır. DGM, kararında, soruşturma esnasında başvuranların itham edildikleri suçları
işlediklerini kabul ettiklerini belirtmiştir. DGM ayrıca, dosyada bulunan kanıtlara göre
başvuranların yasadışı örgüte malzeme sağladıkları ve örgüt adına propaganda faaliyetlerinde
bulundukları ortaya çıkmaktadır.
Başvuranlar 23 Kasım 1998 tarihinde 3 Kasım 1998 tarihli kararın temyizine
gitmişlerdir. Başvuranlar savunmalarında 168. maddede ifade edildiği gibi itham edildikleri
suçları oluşturan unsurların bu durumda oluşmadığını öne sürmüş ve ilk derece mahkemesinin
eylemlerinin hukuki nitelendirmesine itiraz etmişlerdir.
Yargıtay 21 Nisan 1999 tarihinde temyize gidilen kararı onamıştır.
HUKUK AÇISINDAN
I. AİHS’NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuranlar, kendilerini yargılayan ve mahkum eden DGM’nin, bünyesinde bir askeri
hakim bulundurması nedeniyle, kendisine hakkaniyete uygun yargılamayı garanti eden
“tarafsız ve bağımsız bir mahkeme” olamayacağını öne sürerek AİHS’nin 6§1 maddesinin
ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
A. Kabuledilebilirlik hakkında
Hükümet, AİHM’yi, AİHS’nin 35. maddesine uygun olarak altı ay kuralına
uyulmadığından DGM’nin oluşumuna ilişkin başvuruyu reddetmesini talep etmiştir.
Hükümet, DGM’nin tarafsız ve bağımsızlıktan yoksun olmasına ilişkin şikayet hakkında
verilen iç nihai kararın aynı mahkeme tarafından verilen karar olduğunu ileri sürmüştür. Bu
bağlamda, Hükümet ne DGM’nin ne de Yargıtay’ın, olayların meydana geldiği dönemde
DGM’lerin yapısı ile ilgili iç mevzuata dayalı olarak bu hususta bir karara varmaya yetkili
olduklarını savunmaktadır. Sonuç olarak, başvuranların DGM’nin karar tarihi olan 3 Kasım tarihinden itibaren altı ay içinde başvurularını yapmaları gerekmektedir. Oysa
başvurular 13 Temmuz 1999 tarihinde yapılmıştır. Hükümet, kanıt olarak AİHM’nin içtihat
kararlarına atıfta bulunmuştur ( Bayram ve Yıldırım-Türkiye (karar), no:38587/97, 29 Ocak
2002).
AİHM, Özdemir-Türkiye davasında benzer bir itirazı reddettiğini hatırlatmıştır (no:
59659/00, § 26, 6 Şubat 2003). Daha önce aldığı bu karara karşı bir karar almak için hiçbir
gerekçe görmemiş ve Hükümetin itirazını reddetmiştir.
AİHM, Hükümetin itirazlarını reddetmiştir. AİHM, içtihat kararlarından çıkan kriterler
ışığında (Bkz. Çıraklar-Türkiye, 28 Ekim 1998 tarihli karar, 1998-VII) ve elinde bulunan
unsurların tümü göz önünde bulundurulduğunda, başvuruların esasının da incelenmesi
gerektiği kanaatine varmıştır. Ayrıca başvuruların kabuledilemez bulunması için hiçbir
gerekçe bulunmadığını eklemiştir.
B. Esasa ilişkin
AİHM, geçmişte de birçok defa benzer olayların meydana geldiği sözü edilen
durumlarla ilgili sorunlara benzer sorunları ortaya çıkaran sonuçlarını birçok kez incelemiş ve
AİHS’nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (Bkz. sözü edilen Özel kararı, §§33- ve Özdemir kararı, §§35-36).
AİHM mevcut davayı incelemiş ve Hükümetin, söz konusu durumu farklı bir sonuca
ulaştırabilecek ne bir olay ne de bir delil sunduğuna itibar etmektedir. TCK’nun öngördüğü ve
cezalandırdığı suçlar hakkında DGM’ye çıkarılan başvuranlar, aralarında askeri hakimin de
bulunduğu mahkeme heyeti önüne çıkmaktan çekindiklerinin anlayışla karşılanacağını
belirtmektedir. Bu nedenden dolayı, başvuranlar, DGM’nin bu türden davalara ters düşen
değerlendirmelerle haksız yere yönlendirilmelerine izin vermesinden haklı olarak
çekinmektedirler. Böylece, bu mahkemenin tarafsızlığı ve bağımsızlığı hakkında başvuranlar
tarafından duyulan şüpheler objektif olarak kanıtlanmaktadır. (Incal-Türkiye, 9 Haziran 1998
tarihli karar, 1998- IV, S.1573, §72 in fine).
Sonuç olarak AİHM, Malatya DGM’nin başvuranları yargıladığı ve cezalandırdığı
sırada AİHS’nin 6§1 maddesi uyarınca tarafsız ve bağımsız bir mahkeme olmadığı kanaatine
varmaktadır.
II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
Sözleşmenin 41. maddesi gereğince,
A. Maddi ve Manevi Tazminat
Başvuranlar sırasıyla maddi ve manevi tazminat adı altında 10 000 euros (EUR) talep
etmişlerdir.
Hükümet görüş bildirmemiştir.
İddia edilen maddi zarara ilişkin olarak AİHM, AİHS’ye aykırılık mevcut
olmadığında, DGM önünde sonuçlanan yargılama usulünün sonucu üzerinde değerlendirmeye
gitmemiştir. Sonuç olarak başvuranlara bu bağlamda zararın tazminini kabul etmemiştir (Bkz.
Findlay-İngiltere, 25 Şubat 1997 tarihli karar, 1997-I, s.284, § 85).
İddia edilen manevi zarara gelince, AİHM, dava şartlarında, tespit edilen ihlalin
hakkaniyetli bir tatmin oluşturduğuna dikkati çekmektedir (sözü edilen Çıraklar kararı, §49).
AİHM, bir başvuran hakkında verilen mahkumiyetin, 6§1 maddesine göre tarafsız ve
bağımsız olmayan bir mahkeme tarafından verildiği sonucuna vardığında, prensip olarak en
uygun tazminin, zamanında, tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından başvuranı yeniden
yargılamanın olacağı kanaatine varmıştır ( sözü edilen Gençel kararı, § 27).
B. Masraf ve Harcamalar
Başvuranlar hiçbir gerekçe göstermeksizin konuyu Mahkemenin yorumuna
bırakmıştır.
Hükümet görüş bildirmemiştir.
AİHM, konu hakkında elinde bulunan unsurlar ve içtihatlar göz önünde bulundurarak, 000 Euros (EUR) tutarının ortak olarak başvuranlara tahsis edilmesinin uygun olacağı
kanaatine varmıştır.
C. Temerrüt faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı basit
faize dayalı olarak %3 'lük bir faiz oranı uygulanacağını belirtmektedir.
BU SEBEPLERDEN ÖTÜRÜ MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE
Başvuruların kabuledilebilir olduğuna;
Malatya DGM’nin tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan yoksun olması nedeniyle
Sözleşmenin 6§1 maddesinin ihlal edildiğine;
Mevcut kararın tek başına manevi tazminat için yeterli olduğuna karar vermiştir.
a) Bu kararın, AİHS’nin 44§2 maddesine göre kesinleştiği tarihten itibaren üç ay
içinde, miktara yansıtılabilecek KDV ve pul, harç ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki
döviz kuru üzerinden TL’sına çevrilmek üzere mahkeme masrafları için Savunmacı
Hükümetin 2 000 EUR’nun ( iki bin euro) ortak olarak başvuranlara ödemesine;
b) Belirtilen süre bitiminden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için, yukarıda
belirtilen tutara, Avrupa Merkez Bankasının kredi faiz oranına yüzde üç puan eklenmek
suretiyle gecikme faizi uygulanmasına;
Hakkaniyete uygun tazminata ilişkin diğer taleplerin reddine oy birliğiyle karar
vermiştir.
İşbu karar Fransızca olarak verilmiş ve 24 Haziran 2004 tarihinde, İçtüzüğün
77.maddesinin 2.ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
4
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 15.07.2026. · Źródło