50282/99
WyrokETPCz2006-03-02ECLI:CE:ECHR:2006:0302JUD005028299
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy obecność sędziego wojskowego w składzie Państwowego Sądu Bezpieczeństwa, orzekającego w sprawie karnej, narusza prawo do niezawisłego i bezstronnego sądu gwarantowane w art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że Państwowy Sąd Bezpieczeństwa (DGM), w którego skład wchodził sędzia wojskowy, nie spełniał wymogów niezawisłego i bezstronnego sądu w rozumieniu art. 6 ust. 1 Konwencji. Skarżący mieli uzasadnione obawy, że sąd ten mógł wydać arbitralny wyrok, kierując się względami pozamerytorycznymi, co obiektywnie uzasadniało ich wątpliwości co do bezstronności i niezawisłości. Fakt, że skarżący byli sądzeni za przestępstwa kryminalne, a nie wojskowe, dodatkowo wzmacniał te obawy.Stan faktyczny
Skarżący, oskarżeni o przestępstwa terrorystyczne, podczas rozprawy przed Państwowym Sądem Bezpieczeństwa w Ankarze, skandowali hasła religijne i uderzali w ławy. Sąd uznał to za zakłócenie porządku rozprawy i nałożył na nich karę trzech miesięcy pozbawienia wolności, w tym jednej trzeciej w izolatce, jako środek dyscyplinarny. Od tej decyzji nie przysługiwało odwołanie, a część skarżących odbyła karę lub jej część, podczas gdy inni zostali zwolnieni.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie uznał skargę za dopuszczalną. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu braku niezawisłości i bezstronności Państwowego Sądu Bezpieczeństwa w Ankarze. Uznał, że nie ma potrzeby odrębnego badania pozostałych zarzutów dotyczących art. 6 Konwencji. Nie zasądzono zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYİ
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
ADEM BULUT VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no:50282/99)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG Mart 2006
İşbu karar AİHS’nin 44§2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup bazı
şekli düzeltmelere tabi olabilir.
____________________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları
Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmıꢀ olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam
olarak belirtilmiꢀ olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koꢀulu ile Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa
Konseyi ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla
alıntılanabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (50282/99) başvuru no’lu davanın nedeni, ekte
isimleri bulunan bu ülke vatandaşlarının (başvuranlar) 27 Ocak 1999 tarihinde Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 34. maddesi uyarınca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne
(AİHM) yapmış oldukları başvurudur.
Başvuranlar AİHM önünde Ankara Barosu avukatlarından Abdullah Çiftçi tarafından
temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
Olayların meydana geldiği dönemde başvuranlar, terör örgütlerinin eylem ve
faaliyetlerinin cezalandırılmasını öngören 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 7.
maddesinde belirtilen suçlardan Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde (DGM)
yargılanmaktaydılar. Temmuz 1998 tarihli duruşma sırasında hüküm kısmından önce, başvuranlar “Ya
Allah, Bismillah, Allah’ü Ekber” şeklinde slogan atmışlardır.
Bunun üzerine, esasa bakan hakimler duruşma salonunu terk etmişler başvuranlar ise
polisler eşliğinde duruşma salonu dışına çıkarılmışlardır. İlgili kişiler olay sonrasında
Cumhuriyet Başsavcısı eşliğinde esasa bakan hakimler tarafından sorgulanmıştır.
Başvuranlarının tutumunun duruşmanın seyrini olumsuz yönde etkilediği görüşüne varan
hakimler, 2845 sayılı Kanun’nun 23 §§ 3 ve 4. maddeleri uyarınca başvuranları disiplin cezası
adı altında üç ay hapis cezasına mahkum etmiştir. Bu cezanın üçte birinin hücrede geçirilmesi
öngörülmüştür.
Olaylar sonrasında düzenlenen tutanaktan, başvuranların mahkeme sıralarına elleri ile
vurarak yukarıda ifade edilen sloganı attıkları ve bu eylemin polis müdahalesine kadar
yaklaşık on dakika kadar sürdüğü anlaşılmaktadır. Yine aynı tutanakta, sorgulama sırasında
başvuranların bir kısmının bu türden bir slogan attıklarını reddettiği, bir kısmının ise herhangi
bir karara itiraz etmek amacıyla değil, yalnızca tepkilerini dile getirmek amacıyla böyle bir
davranışta bulunduklarını itiraf ettikleri belirtilmektedir. sayılı Kanun’nun 23 §§ 3 ve 4. maddesi uyarınca disiplin gerekçesiyle verilen
cezalar hakkında herhangi bir başvuru yolu bulunmamaktadır.
HUKUK AÇISINDAN
I. AİHS’NİN 6. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
AİHS’nin 6 § 1 maddesine atıfta bulunan başvuranlar kendilerini yargılayan ve
mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bünyesinde bir askeri hakim bulunması
nedeniyle “bağımsız ve tarafsız bir mahkeme” tarafından adilce yargılanmadıkları iddiasında
bulunmaktadırlar.
Başvuranlar ayrıca, aynı gün sorgulandıkları, yargılandıkları ve mahkum edildikleri
gerekçesiyle savunmalarını hazırlamak için yeterli zamana sahip olamadıklarını iddia etmekte
ve AİHS’nin 6 § 3. maddesine atıfta bulunmaktadırlar.
A. Kabuledilebilirlik hakkında
1. Mağdur sıfatı
Hükümet, aralarında aleyhlerinde verilen hapis cezasını çekmeyen ve şartlı
salıverilenlerin de bulunduğu başvuranların AİHS’nin 34. maddesi uyarınca mağdur
olduklarını iddia edemeyeceklerini belirtmektedir.
Bu itibarla Hükümet DGM Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Ahmet Ayaz, Ahmet
Püsküllü, Erdal Yüksel, Güzelhan Kebanlı, Mustafa Bulutlu, Şamil Demir, Tahsin Tazegül,
Ali Topal, Cengiz Kılınç, Hakan Doğan, Hüseyin Işık, Murat Tektaş, Talip Bacak, Yasin
Kara, Yusuf Gözcü, Orhan Akboğa, Ömer Genç, Yavuz Parlak, Selçuk Öztürk, Muhammet
Kanat, Cumali İnceler, İsmail Pekdoğan, Atilla Küçük, Arif Marangoz, Burhan Tokur, Selçuk
Ayyıldız, Fehmi Çilingir ve Ahmet Turan Özgürsoy’un 29 Eylül 1998 tarihinde serbest
bırakıldıklarını ve üç aylık hapis cezalarının uygulanmadığını belirten yazısını sunmaktadır.
Diğer başvuranlarla ilgili olarak Hükümet, dava konusu cezaların başladığı ve bittiği
tarihlerin belirtildiği şartlı salıverilme kararlarını sunmaktadır. Bu kararlardan, çekilen ceza
süresinin bir ay sekiz gün olduğu anlaşılmaktadır.
Başvuranlar görüş bildirmemektedir.
AİHM, AİHS birimleri tarafından getirilen, bir kimsenin, AİHS’nin 34. maddesi
uyarınca, iddia edilen ihlallerden mağdur olması durumuna son verilmesi koşullarının ulusal
makamların sözkonusu ihlalleri açıkça ya da özü bakımından kabul etmesini ve bunların
telafisini öngördüğünü hatırlatmaktadır (Bkz., özellikle Eckle-Almanya, 15 temmuz 1982
tarihli karar, A serisi, no: 51, s. 30, § 66).
AİHM aynı zamanda herhangi bir zararın meydana gelmediği durumlarda dahi, AİHS
hükümlerinin ihlal edilmesinin mümkün olabileceğini hatırlatmaktadır (Adolf-Avustralya, 26
Mart 1982, A serisi no: 49, s. 17, § 37).
Mevcut durumda, AİHM Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin 30 Temmuz 1998
tarihli kararının başvuranların tutumlarının duruşmanın seyrini olumsuz yönde etkileyecek
türden olduklarını ve 2845 sayılı Kanun’nun 23 §§ 3 ve 4. maddeleri alanına girdiğini açıkça
ifade ettiğini kaydetmektedir. Bu nedenle başvuranların olayların sorumluları olduklarına ve
hapis cezası çekmeleri gerektiğine kanaat getirilmiştir. Başvuranlardan bir kısmının hiçbir
ceza çekmemesi ya da diğerlerinin cezanın yalnızca bir kısmını çekmiş olmaları hiçbir şekilde
iddia edilen ihlalin tazmini olarak değerlendirilemez.
Sonuç olarak, AİHM başvuranların AİHS’nin 34. maddesi uyarınca “mağdur” sıfatını
taşımaya devam ettiklerine karar vermiştir.
2. İç hukuk yollarının tüketilmesi hakkında
Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmediğini belirtmekte ve başvuranların
yargılamanın hiçbir aşamasında şikayetlerinden birisini dile getirmediklerini ifade etmektedir.
AİHM, AİHS’nin 35 § 1. maddesinde belirtilen iç hukuk yollarına başvurulması
kuralının, sözkonusu ihlalle ilgili olarak iç hukukun etkili bir başvuru yolu sunduğu
varsayımına dayandığını hatırlatmaktadır. Oysa ki, DGM bünyesinde asker kökenli hakimin
olması kadar, ihtilaf konusu yargılama olayların meydana geldiği dönemde yürürlükte olan
mevzuattan ileri gelmiştir ve o dönemde bu hukuki duruma çözüm getirecek herhangi bir
etkili başvuru yolu bulunmamaktaydı.
Bu nedenle bu itirazın reddedilmesi uygun olacaktır.
3. Sonuç
AİHM, içtihatlarından doğan kriterler ışığında (Bkz., özellikle, Çıraklar-Türkiye, 28
Ekim 1998 tarihli karar, Derleme Hükümler ve Kararlar 1998-VII) ve elindeki mevcut
unsurların tümü gözönüne alındığında, başvuranların şikayetlerinin esastan incelenmesi
gerektiği kanaatine varmıştır. AİHM başka hiçbir kabul edilemezlik gerekçesi ile
karşılaşılmadığını tespit etmiştir.
B. Esas Hakkında
1. Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkında
AİHM daha önceki kararlarda buna benzer pek çok şikayetin dile getirildiğini ve
bunların AİHS’nin 6 § 1 maddesinin ihlali yönünde sonuçlandığını ortaya koymaktadır (Bkz.
sözü edilen Özel kararı, § § 33-34).
AİHM mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in davayı farklı şekilde sonuçlandıracak
hiçbir olgu ve delil sunmadığı kanaatine varmıştır. AİHM, Ceza Kanunu’nda öngörülen ve
cezalandırılan suçlardan ötürü Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanan başvuranların, 30
Temmuz 1998 tarihinde yapılan duruşma sonunda meydana gelen olaylar dikkate alındığında,
aralarında asker kökenli bir hakimin yer aldığı mahkeme önüne çıkma konusunda endişe
duymalarının anlaşılabilir olduğu kanısındadır. Dolayısıyla başvuranlar, Devlet Güvenlik
Mahkemesi’nin davanın gerekçesine yabancı mülahazalar ışığında sebepsiz bir yargı kararı
almasından haklı olarak kaygı duymaktadırlar. Bu nedenle başvuranların, bu yargı merciinin
tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki şüphelerinin, nesnel bir biçimde haklı gerekçelere
dayandığı kabul edilebilir (mutatis mutandis, Incal –Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar,
Derleme 1998-IV, s. 1573, § 72).
AİHM, başvuranları yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin
AİHS’nin 6 § 1 maddesinde öngörülen bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğini taşımadığı
sonucuna varmıştır.
2. Ceza Yargılama Usul İşlemlerinin Adilliği Hakkında
Hükümet başvuranların avukatlarının sözkonusu davanın yargılamasına gönüllü olarak
katılmadıklarını belirtmekte ve başvuran tarafın avukatlarının salona girmelerinin
yasaklandığı yönündeki iddialarını reddetmektedir. Ayrıca, her ne olursa olsun, 2845 sayılı
Kanun’nun 23. maddesinde belirtildiği şekilde, avukatların hakimler tarafından belirtilen süre
içerisinde yazılı olarak savunmalarını sunma imkanına sahip olduklarını hatırlatmaktadır.
AİHM, daha önceki benzer davalarda da dile getirildiği üzere, tarafsızlıktan ve
bağımsızlıktan yoksun bir mahkemenin, hiçbir surette, yargı yetkisi altındaki kişilere adil ve
hakkaniyete uygun bir yargılama süreci temin edebileceğinin varsayılamayacağını hatırlatır.
Davanın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde görülmesi hakkının ihlal edildiği
tespiti ışığında, AİHM, savunma haklarının ihlal edildiğine ilişkin şikayetin ayrıca
incelenmesine gerek olmadığı kanaatine varmıştır (Bkz. diğerleri arasında, mutatis mutandis
adıgeçen Çıraklar kararı, s. 3074, §§ 44-45).
II. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
AİHS’nin 41. maddesinde belirtilen unsurlar.
Başvuranlar tazminat, masraf ve harcama adı altında herhangi bir talepte
bulunmamaktadır.
AİHM de, bu ad altında her hangi bir ödemenin yapılmasına gerek olmadığına karar
vermiştir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM OY BİRLİYLE,
1. Başvurunun kabul edilebilir olduğuna;
2. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlık ve tarafsızlıktan yoksun
olması nedeniyle AİHS’nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. AİHS’nin 6. maddesi uyarınca yapılan diğer şikayetin incelenmesine gerek
olmadığına;
karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM İç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve
3. fıkralarına uygun olarak 2 Mart 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.
EK
Başvuranlar Listesi
1.
Adem Bulut
31.
32.
33.
34.
35.
36.
37.
38.
39.
40.
41.
42.
43.
44.
45.
46.
47.
48.
49.
50.
51.
52.
53.
54.
55.
56.
57.
58.
59.
60.
Hakan Doğan
Hüseyin Işık
2.
Ahmet Ayaz
3.
Ahmet Edip Taş
Ahmet Püsküllü
Aydın Göksu
Murat Tektaş
4.
Yakup Akkuş
Mustafa Doğan
Talip Bacak
5.
6.
Ayhan Demir
Bülent Baykol
Cahit Canbek
Erdal Yüksel
7.
Tuncay Sertbaş
Yasin Kara
8.
9.
Yusuf Gözcü
10.
11.
12.
13.
14.
15.
16.
17.
18.
19.
20.
21.
22.
23.
24.
25.
26.
27.
28.
29.
30.
Fatih Seven
Abdurrahim Çağan
Orhan Akboğa
Ömer Genç
Güzelhan Kebanlı
İbrahim Elik
Kadir Yavuz
Sedat Akçam
Kasım Gülşen
Mehmet Türker Temiz
Murat Yusuf Ağır
Mustafa Bulutlu
Sümmani Saygılı
Şahap Bingöl
Şamil Demir
Yavuz Parlak
Selçuk Öztürk
Muhammet Hadi Kanat
Feyzullah Parlak
Cuma Ali İnceler
Mehmet Sungurtaş
Hacı Altun
Tahsin Tazegül,
Tamer Acımaz
Turan Kehya
İsmail Pekdoğan
Atilla Küçük
Habip Laçin
Şeref Kazıcı
Arif Marangoz
Ahmet Tosun
Selami Taş
Sıddık Durmuş
Süleyman Artvinli
Ali Topal
Burhan Tokur
Selçuk Ayyıldız
Fehmi Çilingir
Ahmet Turan Özgürsoy
Hakan Peçenek
Ashabil Kazmamürü
Cengiz Kılınç
7
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło