50290/99

WyrokETPCz2007-11-20ECLI:CE:ECHR:2007:1120JUD005029099

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy brak skutecznego środka odwoławczego od decyzji o przeniesieniu urzędnika państwowego, podjętej przez gubernatora regionu objętego stanem wyjątkowym, stanowi naruszenie prawa do skutecznego środka odwoławczego z art. 13 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że decyzja o przeniesieniu skarżącego, podjęta przez Regionalnego Gubernatora Stanu Wyjątkowego na podstawie dekretu z mocą ustawy nr 285, nie podlegała skutecznemu zaskarżeniu przed sądami krajowymi. Powołując się na swoje ugruntowane orzecznictwo, Trybunał stwierdził, że w takich okolicznościach skarżący był zwolniony z obowiązku wyczerpania krajowych środków odwoławczych. Brak możliwości skutecznego zakwestionowania tej decyzji na poziomie krajowym doprowadził do naruszenia art. 13 Konwencji.
Stan faktyczny
Skarżący, Ali Ürküt, był urzędnikiem na Uniwersytecie Dicle i aktywnym działaczem związkowym, pełniącym funkcję przewodniczącego oddziału, a następnie przewodniczącego generalnego związku zawodowego pracowników służby zdrowia. W 1998 roku został przeniesiony do Burdur na wniosek Regionalnego Gubernatora Stanu Wyjątkowego, na podstawie dekretu z mocą ustawy nr 285. Skarżący twierdził, że przeniesienie było karą za jego działalność związkową i zrezygnował z pracy w obawie przed atakami ze strony tureckich nacjonalistów ze względu na swoje kurdyjskie pochodzenie.
Rozstrzygnięcie
Skargi dotyczące art. 8, 11 i 14 Konwencji zostały uznane za niedopuszczalne. Skargi dotyczące art. 6 i 13 Konwencji zostały uznane za dopuszczalne (rozpatrywane w kontekście art. 13). Stwierdzono naruszenie art. 13 Konwencji. Rząd turecki został zobowiązany do zapłaty skarżącemu 500 euro tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe. Odrzucono pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

C O N S E I L D E   L ' E U R O P E   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   ÜRKÜT- TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 50290/99)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Kasım 2007   Đꢀbu karar Sözleꢀme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek   olup ꢀekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 50290/99 numaralı baꢀvurunun nedeni T.C. vatandaꢀı   Ali Ürküt’ün (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 29 Nisan 1999   tarihinde Temel Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa Đnsan Hakları   Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Diyarbakır barosu   avukatlarından M. Kılavuz tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢀULLARI   Baꢀvuran 1959 doğumlu olup Diyarbakır’da ikamet etmektedir.   1990’lı yılların baꢀında baꢀvuran Dicle Üniversitesi’nde memur iken sendika faaliyetlerine   baꢀlamıꢀ, 1996 yılında Sağlık Emekçileri Sendikası (S.E.S) Diyarbakır ꢀubesinin baꢀkanlığına   seçilmiꢀ, 1998 yılında ise sendikanın genel baꢀkanı olmuꢀtur.   Yüksek Öğrenim Kurumundan (YÖK) 19 Haziran 1998 tarihinde iletilen bir yazıyla   baꢀvurana atama kararı bildirilmiꢀtir.   Olağanüstü Hal Bölge Valisi’nin 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4 g) bendine   dayalı talebi üzerine baꢀvuran 16 Kasım 1998 tarihinde Burdur’a tayin edilmiꢀtir.   Dicle Üniversitesi Rektörlüğü 19 Kasım 1998 tarihli bir yazı ile Olağanüstü Hal Bölge   Valisi’nin ilgili yasal düzenlemeye uygun olarak baꢀvuran hakkında almıꢀ olduğu tayin   kararını teyid etmiꢀtir.   Baꢀvuran 24 ꢁubat 1999 tarihinde görevinden istifa etmiꢀ ve sendika faaliyetlerine son   vermiꢀtir. Baꢀvuran Kürt kökeninden dolayı tayin edildiği bölgede çok sayıda olduğunu   düꢀündüğü Türk milliyetçilerinin saldırısına uğramaktan çekindiği için istifa etmeyi tercih   ettiğini belirtmiꢀtir. Adı geçen ꢀu an iꢀsizdir.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 11. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran tayin kararının sendika faaliyetleri nedeniyle alındığını ve bu kararın AĐHS’nin 11.   maddesine aykırı olarak toplantı ve dernek kurma özgürlüğüne yönelik bir ihlali   oluꢀturduğunu ileri sürmektedir.   Hükümet üç baꢀlık altında itirazda bulunmaktadır.   A. Đç hukuk yollarının tüketilmemesi   Hükümet Đdari Yargılama Usulü’nün 11. maddesine dayalı olarak baꢀvuranın yetkili merciler   önünde atama kararının iptali veya değiꢀtirilmesi müracaatında bulunabileceğini   savunmaktadır. Baꢀvuran Đdare mahkemesinde de kararın iptali istemiyle baꢀvuruda   bulunabilirdi.   Baꢀvuran bu savlara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM baꢀvuranın ꢀikayetinin AĐHS’nin 11. maddesiyle birlikte 13. maddesiyle ilintili   olduğu tespitini yapmakta ve bu itirazı 13. maddenin esasıyla birlikte incelemeye karar   vermektedir (Bkz. Metin Turan kararı ve Bulğa vd.-Türkiye kararı).   B. Altı ay kuralına uyulmaması   Hükümet ikinci olarak AĐHM’nin bu baꢀvuruda iç hukuk yollarının etkili olmadığını   kaydetmesi durumunda, baꢀvuranın sözkonusu 16 Kasım 1998 tarihli atama kararından   haberdar edildiği ve baꢀvurunun AĐHS’de öngörülen altı ay kuralının ötesinde 22 Haziran   tarihinde yapıldığı dikkate alındığında, baꢀvurunun kabuledilemezliği sonucuna varması   gerektiğini savunmaktadır.   AĐHM iç tüzüğünün 47/5. maddesi uyarınca mevcut baꢀvuruyu 29 Nisan 1999 tarihinde   yapılmıꢀ olarak kabul ettiğini ifade etmektedir. Baꢀvurunun AĐHS’nin 35/1. maddesinde   öngörülen süre içinde yapıldığını belirten AĐHM, Hükümetin itirazını reddetmektedir.   C. Dayanaktan yoksun olma   Baꢀvuranın iddiasına karꢀı çıkan Hükümet, baꢀvuranın tayininin sendika üyeliğine bir etkisi   olmadığının altını çizmektedir. Hükümet ne AĐHS’nin 11. maddesinin ne sendika üyesi   olmanın, bir kamu görevlisini farklı bir göreve veya yere atanmama güvencesi sağlamadığını   hatırlatmaktadır.   AĐHM, Ertaꢀ Aydın vd-Türkiye ve Bulğa vd-Türkiye kararlarında da buna benzer sorun   hakkında görüꢀ bildirme fırsatını bulduğunu ve AĐHS’nin 11. maddesi ile güvence altına   alınan sendika kurma özgürlüğünün ihlal edilmediği sonucuna vardığını anımsatır.   Bu baꢀvuruda AĐHM, mahkemenin incelemesine sunulan unsurlardan baꢀvuranın sendika   faaliyetleri nedeniyle yetkililerin kendisini tayin ettikleri iddiasını yeterince ve ikna edici   ꢀekilde gerekçelendirmediği tespitini yapmaktadır (Bkz. a contrario, sözü edilen Metin Turan   kararı).   AĐHM dava olaylarının bütününün incelenmesinden ve tarafların sunmuꢀ oldukları   argümanlardan baꢀvuran hakkında alınan tayin kararının esas itibariyle sendika faaliyetlerini   sürdürme hakkına bir müdahaleyi oluꢀturduğunun tespit edilemediği kanısına varmaktadır.   AĐHM, AĐHS’nin 35/3. maddesi gereğince baꢀvurunun bu kısmının dayanaktan yoksun   olduğuna karar verir (Bkz. Soysal vd.-Türkiye kararları no: 54461/00, 54579/00 ve 55922/00,   ꢁubat 2007).   II. AĐHS’NĐN 14. MADDESĐYLE BĐRLĐKTE VE AYRI OLARAK 8. MADDESĐ’NĐN   ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran özellikle Burdur’a atanmasının Diyarbakır’da bırakmak zorunda kaldığı eꢀi ve   okula giden çocukları nedeniyle özel ve aile yaꢀamına zarar verdiğini iddia etmekte ve   AĐHS’nin 8. maddesini öne sürmektedir.   Baꢀvuran ayrıca tayin edilmesinin Kürt kökenli olmasına bağlı olduğunu öne sürerek   AĐHS’nin 14. maddesine göndermede bulunmaktadır.   Hükümet bu iddiaya karꢀı çıkarak baꢀvuran tarafından öne sürülen haklara karꢀı herhangi bir   müdahalenin mevcut olmadığını ifade etmektedir.   Baꢀvuranın 8. ve 14. maddelerine yönelik ꢀikayetlerinin net bir biçimde gerekçelendirmediği   tespitiyle AĐHM bu ꢀikayetleri AĐHS’nin 35/3. maddesi uyarınca dayanaktan yoksun   bulmaktadır.   III. AĐHS’NĐN 13. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran Olağanüstü Hal Bölge Valisi tarafından alınan tayin kararının yasallığına karꢀı etkili   baꢀvuru yollarının bulunmadığından yakınmakta ve AĐHS’nin 6. ve 13. maddelerinin ihlal   edildiğini ileri sürmektedir. AĐHM baꢀvuran tarafından öne sürüldüğü ꢀekliyle bu ꢀikayeti 13.   madde çerçevesinde inceleyeceğini ifade etmektedir.   A. Kabuledilebilirliğe dair   Hükümet, devlet memurlarının statüsünün 657 sayılı Kanun ile düzenlendiğini belirtmektedir.   Kamu hizmetinin kuralları «kamu menfaati» üzerine kurulu olup, kamu yetkililerine belirli bir   takdir yetkisi getirmektedir. Mahkemenin bu konudaki yerleꢀik içtihadına atıfta bulunan   Hükümet genel kaide olarak devlet memurlarının iꢀe alınma, görevde yükselme veya   görevden iliꢀiklerinin kesilmesi ile ilgili itirazların AĐHS’nin 6 / 1. maddesinin uygulanma   alanının dıꢀında olduğunu savunmaktadır.   Baꢀvuran bu konuda görüꢀ bildirmemiꢀtir.   AĐHM, AĐHS’nin 6. ve 13. maddeleri hakkındaki bu ꢀikayeti yalnız 13. madde baꢀlığı altında   inceleyeceğinin altını çizmektedir. Bununla birlikte son yerleꢀik içtihadına göre ilke olarak   6/1. maddenin görevinden ayrılan bir kamu görevlisine uygulandığını hatırlatır (Bkz. Vilho   Eskelinen vd.-Finlandiya kararı, no: 63235/00).   Hükümetin itirazı bu durumda reddedilmektedir. Yapılan bu ꢀikayetle ilgili baꢀka bir   kabuledilemezlik gerekçesinin yer almadığını kaydeden AĐHM ꢀikayeti kabuledilebilir   bulmaktadır.   B. Esas hakkında   Baꢀvuranın iddiasına karꢀı çıkan Hükümet benzer davalardaki ꢀikayetler hakkında daha önce   sunmuꢀ olduğu görüꢀlerini yinelemektedir (Bkz. örneğin sözü edilen Ertaꢀ Aydın vd. kararı).   Baꢀvuran Olağanüstü Hal Bölge Valisi’nin almıꢀ olduğu atama kararı üzerine daha önce bir   devlet memuru tarafından yapılan ve 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 7.   maddesine dayalı olarak reddedilen bir karara göndermede bulunmakta ve sonuç olarak ulusal   yetkililer nezdinde bu tür kararlara itiraz edilebilecek baꢀvuru yollarının mevcut olmadığını   belirtmektedir.   AĐHM, AĐHS’nin 13. maddesinde yer alan ilkeleri hatırlatmaktadır (Bkz. sözü edilen Soysal   vd. kararı).   AĐHM bu konudaki yerleꢀik içtihadının dıꢀına çıkmasını gerektirecek herhangi bir durumun   olmadığından hareketle baꢀvuranın iç hukuk yollarının tüketilmesi yükümlülüğünden muaf   olduğuna itibar etmektedir. Hükümetin itirazı reddedilmektedir.   AĐHM sözü edilen aynı içtihat ıꢀığında, Olağanüstü Hal Bölge Valisi tarafından baꢀvuran   hakkında verilen tayin kararına karꢀı ulusal mahkemeler önünde etkili bir itiraz hakkının   bulunmayıꢀı sebebiyle AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiği kanısındadır.   IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASINA ĐLĐꢀKĐN   AĐHS’nin 41. maddesine göre “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve Protokollerinin ihlal edildiğine   karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi   edebiliyorsa, AĐHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil   tatminine hükmeder.”   A. Tazminat   Baꢀvuran maruz kaldığı zarar için 4.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.   Hükümet bu miktarın aꢀırı olduğu itirazını yapmaktadır.   AĐHM hakkaniyete uygun olarak baꢀvurana 500 Euro manevi tazminat ödenmesini   kararlaꢀtırmıꢀtır (Ertaꢀ Aydın vd. kararları ile karꢀılaꢀtırınız).   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuran AĐHM önünde yapmıꢀ olduğu giderlere iliꢀkin 2.523 Euro talep etmektedir.   Hükümet bu talebin gerekçelendirilmediği görüꢀündedir.   AĐHM’nin yerleꢀik içtihadına göre bir baꢀvuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul   miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. Bu baꢀvuruda AĐHM, mahkemeye sunulan   deliller ve baꢀvurana yapılan adli yardım dikkate alındığında bu doğrultuda bir ödeme   yapılmasını gerekli görmemektedir.   C. Gecikme Faizi   AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç   puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. AĐHS’nin 8., 11. ve 14. maddeleri hakkındaki ꢀikayetlerin kabuledilemez, bunun dıꢀında   kalanların kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine;   3. a) AĐHS’nin 44 / 2. maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru   üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümetin baꢀvurana 500 (beꢀ yüz) Euro   manevi tazminat ödemesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eꢀit oranda faiz uygulanmasına;   4. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 / 2. ve 3. maddelerine   uygun olarak 20 Kasım 2007 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   6

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło