50693/99

WyrokETPCz2006-01-10ECLI:CE:ECHR:2006:0110JUD005069399

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy zakaz dystrybucji gazety w regionie objętym stanem wyjątkowym stanowił naruszenie wolności wyrażania opinii (art. 10 Konwencji) oraz czy skarżący mieli dostęp do skutecznego środka odwoławczego (art. 13 Konwencji) w celu zaskarżenia tej decyzji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że zakaz dystrybucji gazety stanowił ingerencję w wolność wyrażania opinii, która nie była „konieczna w społeczeństwie demokratycznym”. Brak było uzasadnienia dla zakazu, a także nie stwierdzono, aby gazeta szerzyła przemoc lub odrzucała demokrację. Ponadto, przepisy krajowe dawały szerokie uprawnienia gubernatorowi regionu objętego stanem wyjątkowym do zakazywania publikacji, ale nie przewidywały skutecznej kontroli sądowej tych decyzji. Ta okoliczność pozbawiła skarżących odpowiednich gwarancji przed ewentualnymi nadużyciami, co doprowadziło również do naruszenia prawa do skutecznego środka odwoławczego.
Stan faktyczny
Skarżący to Halis Doğan (właściciel gazety „Özgür Bakış”), Cihan Çapan, Hasan Deniz, Zeynep Tosun (odpowiedzialni za publikację), Kadri Kaya (przedstawiciel w Diyarbakır), Mehmet Zeynettin Unay (odpowiedzialny technicznie), Varlık Özmenek (członek zarządu wydawniczego) i Ragıp Zarakolu (dyrektor wydawniczy). W dniu 7 maja 1999 r. gubernator regionu objętego stanem wyjątkowym zakazał dystrybucji gazety „Özgür Bakış” w prowincjach Diyarbakır, Hakkâri, Siirt, Şırnak, Tunceli i Van. Skarżący twierdzili, że zakaz ten naruszył ich wolność wyrażania opinii i że nie mieli skutecznego środka odwoławczego.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznaje skargi Kadri Kaya i Mehmet Zeynettin Unay za niedopuszczalne, a pozostałą część skargi za dopuszczalną. 2. Stwierdza naruszenie artykułu 10 Konwencji. 3. Stwierdza naruszenie artykułu 13 Konwencji. 4. Uznaje, że nie ma potrzeby odrębnego badania skargi na podstawie artykułu 7 Konwencji. 5. Zasądza na rzecz Halisa Doğana, Cihana Çapana, Hasana Deniza, Varlıka Özmeneka, Ragıpa Zarakolu i Zeynep Tosun po 2 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe. 6. Zasądza na rzecz skarżących łącznie 2 000 EUR tytułem zwrotu kosztów i wydatków. 7. Oddala pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   HALĐS DOĞAN VE DĐĞERLERĐ- TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no:50693/99)   NĐHAĐ KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Ocak 2006   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup bazı   ꢀekli düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (50693/99) baꢀvuru no’lu davanın nedeni, bu   ülke vatandaꢀı Halis Doğan, Cihan Çapan, Hasan Deniz, Kadri Kaya, Mehmet Zeynettin   Unay, Varlık Özmenek, Ragıp Zarakolu, ve Zeynep Tosun’un (baꢀvuranlar) Avrupa Đnsan   Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 10 Ağustos 1999 tarihinde, Avrupa Đnsan Hakları   Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ oldukları baꢀvurudur.   Baꢀvuranlar Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi önünde Đstanbul Barosu avukatlarından   Ö. Kılıç tarafından temsil edilmektedir.   Baꢀvuranlar sırasıyla 1944, 1977, 1974, 1958, 1956, 1943, 1948 ve 1973 doğumludur.   Kadri Kaya Diyarbakır’da, Varlık Özmenek Ankara’da ve diğer baꢀvuranlar Đstanbul’da   ikamet etmektedir. Olayların geçtiği dönemde Halis Doğan, merkezi Đstanbul’da bulunan   Özgür Bakıꢀ gazetesinin sahibidir. Cihan Çapan, Hasan Deniz ve Zeynep Tosun ise yayından   sorumludur. Kadri Kaya gazetenin Diyarbakır temsilcisi, Mehmet Zeynettin Unay gazetenin   teknik sorumlusu, Varlık Özmenek yayın yönetim kurulu üyesi ve Ragıp Zarakolu ise yayın   müdürüdür.   Özgür Bakıꢀ gazetesi, 24 Ekim 1998 tarihinde faaliyetlerine son veren Ülkede Gündem   gazetesinin yerine, Birleꢀik Basın Dağıtım ꢀirketi tarafından 23 Nisan 1999 tarihinden itibaren   yayımlanmaya baꢀlamıꢀtır. 27 Nisan 2000 tarihinden itibaren ise Özgür Bakıꢀ gazetesinin   yerini 2 Binde Yeni Gündem gazetesi almıꢀtır.   OHAL Bölge Valiliği, 7 Mayıs 1999 tarihinde, 2935 Sayılı Kanun’nun 11 e) maddesi   ve 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 7. maddesi uyarınca, Özgür Bakıꢀ gazetesinin   Diyarbakır, Hakkâri, Siirt, ꢁırnak, Tunceli ve Van illerinde dağıtımının yasaklanması   yönünde bir karar almıꢀtır. 7 Mayıs 1999 tarihinden itibaren, bu gazetenin satıꢀı ve dağıtımı   bu bölgede yasaklanmıꢀtır.   Belirtilmeyen bir tarihte bu karar Birleꢀik Basın Dağıtım ꢀirketine bildirilmiꢀtir.   HUKUK AÇISINDAN   I. KABULEDĐLEBĐLĐRLĐK   Hükümet, baꢀvuranlardan Kadri Kaya ve Mehmet Zeynettin Unay’ın, davanın hiçbir   safhasında, dava konusu eksiklik ya da eylemle ilgili olarak doğrudan ilgili olmadıkları   dikkate alındığında, AĐHS tarafından güvence altına alınan hakların ihlal edilmesi nedeniyle   mağdur olduklarını iddia edemeyeceklerini belirtmektedir. Kadri Kaya gazetenin Diyarbakır   temsilcisi, Mehmet Zeynettin Unay ise gazetenin Đstanbul teknik sorumlusudur.   Kadri Kaya, dava konusu önlemin gazetenin temsilcisi olarak yerine getirdiği görev   ꢀeklini etkilediğini, gazetenin bölgede yayınlanmasının yasaklanmasının ardından, mesleğini   icra etmesinin ve gazetenin merkezini olaylardan haberdar etmesinin mümkün olmadığını ileri   sürmektedir.   Mehmet Zeynettin Unay, gazetenin ekonomik ve teknik sorumlusu olmasının yanı   sıra, yayınlanması ile ilgili olarak faaliyetlere de katıldığını belirtmektedir.   Bu iki baꢀvuran, bu bilgilerle doğrudan ilgilenen bölge sakinlerini bilgilendirme   haklarına müdahale edildiğinden, bu noktada mağdur olduklarını belirtmektedirler.   AĐHM, bir kimsenin AĐHS ile güvence altına alınan haklarını kullanırken yapılan bir   müdahaleyi oluꢀturan olgulardan doğrudan etkilenmiꢀ olması halinde, haklı olarak “mağdur”   olduğunu iddia edebileceğini hatırlatmaktadır (Bkz., Tanrıkulu, Kaya, Çetin ve Diğerleri-   Türkiye, (karar) no: 40150/98, 40153/98, 40160/98, 6 Kasım 2001, ve bu kararda dile getirilen   içtihat).   AĐHM, AĐHS’nin l’actio popularis’e imkan vermediğini, bir kiꢀinin kiꢀisel baꢀvuru   yapabilmesi için, Sözleꢀmeci Devlete yüklenebilir bir yetersizlik ya da eylem nedeniyle,   AĐHS’nin ihlal edilmesiyle doğrudan ya da dolaylı olarak mağdur olduğunu makul bir ꢀekilde   ifade etmesi gerektiğini hatırlatmaktadır. Gazete sahibi, yayın sorumlusu, yayın kurulu üyesi,   yayın müdürü olan diğer baꢀvuranların aksine, Kadri Kaya gazetenin temsilcisi ve Mehmet   Zeynettin Unay ise gazetenin teknik sorumlusuydu. O halde bunların temel görevlerinin   bilgilerin iletilmesi olduğu ve doğrudan ilgili oldukları kanıtlanmamıꢀtır. Bu kiꢀilerin,   gazetenin diğer bütün çalıꢀanları gibi, alınan tedbir nedeniyle dolaylı olarak etkilenmiꢀ   olmaları, AĐHS’nin 34. maddesi uyarınca “mağdur” olarak nitelendirilmeleri için yeterli   olmamaktadır.   Sonuç olarak Kadri Kaya ve Mehmet Zeynettin Unay tarafından yapılan baꢀvurunun   AĐHS’nin 35 §§ 3 ve 4. maddeleri uyarınca dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle   reddedilmesi gerekmektedir.   Geri kalan kısmı içinse, AĐHM ꢀikayetlerin AĐHS’nin 35 § 3 maddesi uyarınca açıkça   dayanaktan yoksun olmadığını ve baꢀka hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi bulunmadığını   gözlemlemektedir. Dolayısıyla bu ꢀikayetlerin kabuledilebilir bulunması uygun olacaktır.   II. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuranlar, Özgür Bakıꢀ gazetesinin, 7 Mayıs 1999 tarihinde OHAL Valisi tarafından   Olağanüstü Hal Bölgesi’nde dağıtımının yasaklanmasıyla, ifade ve bilgi ulaꢀtırma   özgürlüklerine haksız bir müdahale yapıldığından ꢀikayetçi olmaktadırlar. Bu itibarla   AĐHS’nin 9., 10., 17., 18., ve 14. maddelerine atıfta bulunmaktadırlar. AĐHM bu ꢀikayetleri   AĐHS’nin 10. maddesi çerçevesinde incelemeye karar vermiꢀtir.   Hükümet AĐHS’nin 10. maddesiyle güvence altına alındığı biçimiyle, ifade   özgürlüğünün mutlak olmadığını, bu maddenin 2. paragrafı ile öngörülen sınırlamaların   mevcut olmasının mümkün olduğunu belirtmektedir. Bu itibarla, gazetenin dağıtılmasının   terör olayları nedeniyle hassas bir ortamın oluꢀtuğu bir bölgede yasaklandığına dikkati   çekmekte, gazetede yayımlanan makalelerin halkı tahrik etme ya da terör olaylarını haklı   gösterme eğiliminde olduğunu ve bu makalelerin bölgedeki kamu düzenini etkileyebileceğini   belirtmektedir. Hükümet, terör örgütlerinin devam etmesine katkısı bulunan sosyal etkileri aza   indirgeme görevinin, yerel makamlara ait olduğunu ifade etmektedir.   Terörle mücadelenin gerekliliğine dikkat çeken Hükümet, terör nedeniyle toprak   bütünlüğünün tehlikede olduğu durumlarda AĐHS’nin 10. maddesinin, Sözleꢀmeci Devletlere   geniꢀ bir takdir payı sağladığının altını çizmektedir. AĐHS organlarının içtihatlarını hatırlatan   Hükümet, toprak bütünlüğünün ve kamu düzeninin korunması konusunda ortaya çıkan   zorluklar dikkate alındığında, terör olaylarının olası etkilerini değerlendirme konusunda ulusal   makamların konuya vakıf olmada AĐHM’den daha yetkin olduklarını açıklamaktadır. Ayrıca,   Türkiye’nin içinde bulunduğu hassas dönemlerde, kontrol altına alınamayacak tepkilere sebep   olabilecek durumlar sözkonusu olduğunda AĐHM’nin davanın genelini değerlendirmeye   alması gerektiğini de belirtmektedir.   Baꢀvuranlar Hükümet’in argümanlarına karꢀı çıkmakta ve dava konusu müdahalenin   fikir ve düꢀüncelerini açıklama özgürlüklerine açıkça bir müdahale teꢀkil ettiğini ileri   sürmektedirler.   Baꢀvuranlara göre, yasaklama kararı kamu düzeninin korunması ile açıklanamaz.   Dava konusu önlemlerin alındığı sırada, gazetede yayımlanan makalelerin kamu düzeni için   bir tehdit oluꢀturmadığını ifade etmektedirler.   AĐHM, Özgür Bakıꢀ gazetesinin, 7 Mayıs 1999 tarihinde OHAL Bölge Valisi   tarafından 2935 sayılı Kanun’nun 11 e) maddesi ve 285 sayılı Kanun Hükmünde   Kararname’nin 7. maddesi uyarınca, OHAL bölgesinde dağıtımının yasaklanması kararının   Sözleꢀme’nin 10 § 1 maddesi ile güvence altına alınan ifade özgürlüğü hakkına yönelik bir   müdahale teꢀkil ettiği hususunun taraflar arasında bir ihtilafa yol açmadığını not etmektedir.   AĐHS’nin 10 § 2 maddesi uyarınca müdahalenin yasa ile öngörüldüğüne ve toprak   bütünlüğünün korunması gibi meꢀru bir amaç güttüğüne yönelik bir itirazda da   bulunulmamıꢀtır (Bkz. Çetin ve Diğerleri-Türkiye, no: 40153/98 ve 40160/98, §§ 41-47,   CEDH 2003-III). AĐHM bu değerlendirmeyi kabul etmektedir. Bu durumda anlaꢀmazlık,   müdahalenin “demokratik bir toplumda gerekli” olup olmadığı sorusuna dayanmaktadır.   AĐHM daha önce bu davanınkine benzer soruları gündeme getiren baꢀka davalar da   incelemiꢀ ve AĐHS’nin 10. ya da 11. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıꢀtır (Bkz.   özellikle Çetin ve Diğerleri, adıgeçen, Güneri ve Diğerleri-Türkiye, no: 42853/98, 43609/98   ve 44291/98, 12 Temmuz 2005, ve Yeꢀilgöz-Türkiye, no: 45454/99, 20 Eylül 2005).   AĐHM, OHAL’ e iliꢀkin 2935 sayılı Kanun’nun 11 e) maddesinin ve 285 sayılı Kanun   Hükmünde Kararname’nin 7. maddesinin, bölgenin kamu düzenini tehdit edebileceği, bölge   halkını tahrik edebileceği ya da bölgede yürütülen faaliyetlerin yanlıꢀ bir ꢀekilde aktarılması   sebebiyle güvenlik güçlerinin görevlerini yerine getirmesine engel teꢀkil edebileceği   düꢀünüldüğünde, Valiye her türlü yazılı belgenin dağıtımını ve dolaꢀımını yasaklama yetkisi   verdiğini not etmektedir. Bu maddeler, yayınların ulaꢀımı ya da dağıtımı ile ilgili olarak idari   yasak getirme konusunda OHAL Valisine geniꢀ imtiyazlar tanımaktadır.   Bu türden kısıtlamalar mutlak olarak AĐHS ile bağdaꢀmaz değildir. Bununla birlikte,   yasağın sınırının belirlenmesi ve olası suistimallere karꢀı adli denetimin etkili olması   hususunda yasal bir çerçevede yer almaları gerekmektedir. AĐHM, sözkonusu maddelerin   OHAL Bölge Valisine bu yetkileri tanıdığı sürece, bu düzenlemenin uygulanması konusunun   her türlü adli denetimden yoksun kaldığını gözlemlemektedir. Bu türden bir denetimin   olmayıꢀı, baꢀvuranları olası suiistimalleri önleme konusunda yeterli güvencelerden mahrum   bırakmaktadır (Çetin ve diğerleri, adıgeçen, §§ 61 ve 66).   AĐHM incelemesine sunulan olayı çevreleyen koꢀulları, özellikle de terörle   mücadeleye bağlı olarak ortaya çıkan zorlukları göz önünde bulundurmaktadır. Terör   eylemleri nedeniyle sözkonusu bölgede hüküm süren siyasi atmosfer önem arz etmektedir.   Bununla birlikte, yasaklama kararının gerekçelendirilmediğini belirtmek yerinde olacaktır   (Çetin ve Diğerleri, adıgeçen, §63). Ayrıca, sözkonusu gazetenin yasaklanmasını haklı   kılacak, ꢀiddet ve demokrasinin reddi düꢀüncesini yayabileceği ya da zararlı etkilerinin   bulunduğunu ortaya koyabilecek bir unsur bulunmamaktadır (Bkz., mutatis mutandis, Güneri   ve Diğerleri, adıgeçen, § 79).   Yukarıda yer alan değerlendirmeler ıꢀığında, AĐHM dava konusu yasaklama kararının   “demokratik toplumda gerekli” olduğunun düꢀünülemeyeceğine karar vermiꢀtir.   Sonuç olarak AĐHS’nin 10. maddesi ihlal edilmiꢀtir.   III. AĐHS’NĐN 13. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuranlar, Olağanüstü Hal Bölge Valiliği’nin Özgür Bakıꢀ gazetesi aleyhine aldığı   karara karꢀı itiraz yolu bulunmayıꢀından ꢀikayetçi olmakta ve AĐHS’nin 6., 13. ve 14.   maddelerine atıfta bulunmaktadırlar. AĐHM bu ꢀikayetleri 13. madde kapsamında incelemeye   karar vermiꢀtir.   Hükümet dava konusu yasaklama kararının terör tehdidinin var olduğu bir acil durum   genelinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmektedir. 285 sayılı Kanun Hükmünde   Kararname’nin 7. maddesi, OHAL Bölge Valisine ulusal makamların takdir yetkisi   çerçevesinde bu türden istisnai önlemler almasına imkan vermektedir.   Baꢀvuranlar bu iddialara karꢀı çıkmakta ve Olağanüstü Hal Bölge Valiliği tarafından   alınan kararlara itiraz edilemediğini hatırlatmaktadırlar.   AĐHM, AĐHS’de yer alan hak ve özgürlükler iç hukukta ne ꢀekilde tanınmıꢀ olursa   olsun, Sözleꢀme’nin 13. maddesinin, bu hak ve özgürlüklerden iç hukukta yararlanılmasını   sağlayacak yolların varlığını güvence altına aldığını hatırlatır. Sözkonusu hüküm, AĐHS’ye   dayalı “savunulabilir bir ꢀikayetin” içeriğinin incelenmesini ve uygun bir telafinin   sunulmasını sağlayacak bir iç hukuk yolunu zorunlu kılmaktadır (Bkz., diğerleri arasında,   Kulda-Polonya [GC], no: 30210/96, § 157, CEDH 2000-XI). AĐHS’nin 13. maddesinden   doğan yükümlülüğün kapsamı, baꢀvuranın Sözleꢀme uyarınca yaptığı ꢀikayetin niteliğine   bağlı olarak değiꢀmektedir. Bununla birlikte bu maddenin gerektirdiği baꢀvuru yolu hukuken   olduğu kadar pratikte de “etkili” olmalıdır (Bkz., örneğin, Đlhan-Türkiye [GC], no: 22277/93,   § 97, CEDH 2000-VII).   AĐHM’nin daha önce de gözlemlediği gibi, bu alanda her türlü idari denetimin   bulunmayıꢀı AĐHS’nin 13. maddesi uyarınca baꢀvuranları yeterli güvencelerden yoksun   bırakmıꢀtır.   Sonuç olarak AĐHM, OHAL Valiliği tarafından alınan karara itiraz edebilmek için iç   hukuk yolunun bulunmayıꢀından dolayı, AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğini   düꢀünmektedir.   IV. AĐHS’NĐN 7. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuranlar, yasalara uygun ꢀekilde gazete yayımladıklarını ve OHAL bölgesinde   dağıtımın yasaklanması kararının gerekçesinin bulunmamasının, cezaların yasallığı ilkesine   aykırı olduğunu iddia etmektedirler. Bu itibarla AĐHS’nin 7. maddesine atıfta   bulunmaktadırlar.   AĐHS’nin 10. maddesine iliꢀkin kararı dikkate alındığında, AĐHM AĐHS’nin 7.   maddesine iliꢀkin ꢀikayetin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına karar vermiꢀtir.   V. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA   AĐHS’nin 41. maddesinde belirtilen unsurlar.   A. Tazminat   Halis Doğan OHAL Bölge Valiliği tarafından alınan karar nedeniyle mesleki kaybının   olduğunu belirtmekte ve 157.000 Euro (yüz elli yedi bin) maddi tazminat talep etmektedir.   Cihan Çapan, Hasan Deniz, Varlık Özmenek, Ragıp Zarakolu ve Zeynep Tosun adlı   baꢀvuranların her biri de maddi tazminat olarak 2.000 Euro (iki bin) talep etmektedir.   Baꢀvuranlar ayrıca Halis Doğan 5.000 Euro ve diğerlerinden her biri de 3.000 Euro olmak   üzere manevi tazminat talep etmektedirler.   Hükümet bu taleplere karꢀı çıkmaktadır.   Mesleki gelir kaybı ile ilgili olarak AĐHM, AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edilmesinin   tespiti ile mesleki gelir kaybı arasında doğrudan bir nedensellik bağı bulunmadığını   gözlemlemektedir. Sonuç olarak, bu talebi haklı bulmamaktadır. Buna karꢀılık, manevi   tazminat konusunda, baꢀvuranların ihlalin tespit edilmesiyle telafi edilemeyecek bir üzüntü   yaꢀadıklarını düꢀünmektedir. AĐHM AĐHS’nin 41. maddesi uyarınca ve hakkaniyete uygun   olarak Halis Doğan, Cihan Çapan, Hasan Deniz, Varlık Özmenek, Ragıp Zarakolu ve Zeynep   Tosun’un her birine 2.000 Euro (iki bin) ödenmesinin uygun olduğuna karar vermiꢀtir.   B. Masraf ve Harcamalar   Baꢀvuranlar, AĐHM nezdinde yaptıkları masraf ve harcamalar için 5.110 Euro (beꢀ bin   yüz on) talep etmektedirler.   Hükümet AĐHM’den bu talebi reddetmesini istemektedir.   AĐHM hakkaniyete uygun olarak baꢀvuranlara toplu olarak 2.000 Euro ödenmesinin   uygun olacağına karar vermiꢀtir.   C. Gecikme Faizi   Gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına   uyguladığı faiz oranına üç puan eklenecektir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Kadri Kaya ve Mehmet Zeynettin Unay tarafından yapılan baꢀvurunun   kabuledilemez, geri kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;   3. AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine;   4. AĐHS’nin 7. maddesine dayanan ꢀikayetin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına;   5. a) AĐHS’nin 44§2. maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay   içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet   tarafından,   i. manevi tazminat için baꢀvuranlardan her birine (Halis Doğan, Cihan Çapan,   Hasan Deniz, Varlık Özmenek, Ragıp Zarakolu ve Zeynep Tosun) 2.000 Euro   ödenmesine;   ii. masraf ve harcamalar için baꢀvuranlara toplu olarak 2.000 Euro   ödenmesine;   iii. yukarıdaki miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar   Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç   puan fazlasına eꢀit oranda faiz uygulanmasına;   6. Adil tazmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine,   karar vermiꢀtir.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3   maddesine uygun olarak 10 Ocak 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.   7

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło