50733/99

WyrokETPCz2004-11-09ECLI:CE:ECHR:2004:1109JUD005073399

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania administracyjnego dotyczącego rozwiązania umowy przez władze lokalne naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji, uznając, że postępowanie administracyjne trwało nadmiernie długo – siedem lat i sześć miesięcy. Kluczowym elementem było niezrozumiałe opóźnienie wynoszące trzy lata i sześć miesięcy między decyzją sądu pierwszej instancji a rozstrzygnięciem Rady Stanu w sprawie odwołania, za które rząd nie przedstawił żadnego wyjaśnienia. Trybunał uznał, że opóźnienie to obciąża organy sądowe, a nie skarżącego.
Stan faktyczny
Skarżący, Nuri Özkan, zawarł umowę z Gminą Kuşadası na bezterminowe prowadzenie muzeum w części historycznego zamku. Gmina jednostronnie rozwiązała umowę, twierdząc, że skarżący nie podpisał protokołu dotyczącego podziału 40% dochodów z biletów. Skarżący zaskarżył tę decyzję do sądu administracyjnego.
Rozstrzygnięcie
Stwierdza, że pozostała część skargi jest dopuszczalna. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Zasądza od pozwanego państwa kwotę 1,800 Euro tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową. Odrzuca pozostałe roszczenia skarżącego dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   İKİNCİ DAİRE   NURİ ÖZKAN – TÜRKİYE   (Başvuru no. 50733/99)   KARAR   ÖZET ÇEVİRİ   Kasım 2004   Bu karar Sözleşme’nin 44/2 maddesinde belirtilen şartlar uyarınca kesinlik kazanacaktır.   Şekle ilişkin değişiklik yapılması mümkündür.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2004. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USULİ İŞLEMLER   Dava, Avrupa İnsan Hakları ve Temel Hürriyetler Sözleşmesi’nin (“Sözleşme”) 34.   maddesi uyarınca AİHM’ne, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, Nuri Özkan isimli Türk vatandaşı   (“başvuran”) tarafından 14 Mayıs 1999 tarihinde yapılan başvurudan (no. 50733/99)   kaynaklanmaktadır.   Ocak 2003 tarihinde, AİHM, başvuruyu kısmen kabuledilemez bulmuş ve idari   işlemlerin uzunluğu ile ilgili şikayeti Hükümet’e bildirmeye karar vermiştir. AİHS’nin 29 § 3.   maddesini uygulayarak başvurunun geri kalan kısmının kabul edilebilirliği ve esaslarını   birlikte ele alarak sonuca varmayı kararlaştırmıştır.   OLAYLAR   Başvuran 1950 doğumludur ve Aydın ili, Kuşadası ilçesinde ikamet etmektedir.   Haziran 1989 tarihinde Kuşadası Belediyesi (bundan böyle “Belediye”) ve başvuran   bir anlaşma imzalamıştır. Bu anlaşma ile, Belediye, Kuşadası’ndaki tarihi kalenin bir kısmını   şartsız olarak, müze açması ve süresiz işletmesi için başvurana tahsis etmiştir. 18 Temmuz   tarihinde başvurana, müzeyi açmasına olanak sağlayan tapu belgesi verilmiştir.   Mayıs 1990 tarihinde, Kültür Bakanlığı’nca verilen ruhsatı takiben müze kamuya   açılmıştır.   Nisan 1991 tarihinde Belediye, başvuranın, müzenin açılmasından sonraki on beş   gün içinde Kuşadası Belediye Başkanı ile protokol imzalamadığı gerekçesiyle 9 Haziran 1989   tarihli anlaşmayı feshetmiştir. Bu protokole göre, başvuran, müzeye gelen ziyaretçilere   kesilen biletlerden elde edilen gelirin % 40’nı Belediye’ye ödemekle yükümlü olacaktı.   Belediye çalışanları müzedeki parçaları götürmüşlerdir.   Haziran 1991 tarihinde, başvuran, Belediye’nin 22 Nisan 1991 tarihli kararının   bozulması için Aydın İdare Mahkemesi’nde dava açmıştır.   Kasım 1991 tarihinde, Aydın İdare Mahkemesi, Belediye’nin başvurana protokol   hakkında hiçbir bilgi vermemesi ve anlaşmayı feshedeceği uyarısında bulunmadığı   gerekçesiyle kararı feshetmiştir. Belediye temyize gitmiştir.   Mayıs 1995 tarihinde Danıştay, Aydın İdare Mahkemesi’nin 12 Kasım 1991 tarihli   kararını bozmuştur.   Eylül 1995 tarihinde Aydın İdare Mahkemesi, Danıştay’ın kararını kabul etmiş ve   başvuranın, Belediye’nin kararının iptal edilmesi talebini reddetmiştir. Mahkeme, Belediye ve   başvuran arasında yapılan ilk anlaşmadaki bir maddenin, gelirin % 40’ının Belediye’ye   verilmesini öngördüğünü not etmiştir. Mahkeme ayrıca, Belediye’nin 24 Mayıs 1990   tarihinde bu madde ile ilgili bir hatırlatmada bulunduğunu ve başvuranın protokolü   imzaladığını tespit etmiştir.   Şubat 1997 tarihinde Danıştay, başvuranın temyiz talebini reddetmiştir.   Nisan 1997 tarihinde başvuran, Danıştay’a başvurmuş ve Danıştay’ın 27 Şubat 1997   tarihli kararının düzeltilmesi talebinde bulunmuştur.   Aralık 1998 tarihinde Danıştay, başvuranın düzeltme talebini reddetmiştir.   HUKUK   I.AİHS’NİN 6 § 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI   Başvuran, idari işlemlerin AİHS’nin 6 § 1. maddesinde öngörülen “makul süre”   şartıyla bağdaşmadığından şikayetçi olmuştur, maddenin ilgili bölümleri şu şekildedir:   “Herkes, … medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, … konusunda karar verecek   olan, … bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, … görülmesini istemek   hakkına sahiptir.”   Hükümet bu iddiaya itiraz etmiştir.   İlgili süreç 27 Haziran 1991’de başlamış ve 23 Aralık 1998’de sona ermiştir.   Dolayısıyla yedi yıl altı ay sürmüştür.   A.Kabuledilebilirlik   AİHM, başvurunun geri kalan kısmının AİHS’nin 35 § 3. maddesi kapsamında   temelsiz olmadığını not eder. Ayrıca, başka gerekçelerden dolayı kabuledilmez olmadığını da   not eder. Dolayısıyla başvuru kabuledilebilir ilan edilmelidir.   B. Esaslar   AİHM, işlemlerin uzunluğunun makuliyetinin, davanın olayları ışığında ve şu ölçütler   çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini yineler: davanın karmaşıklığı, başvuranın ve ilgili   makamların tutumu ve anlaşmazlık sürecinde başvuranın karşı karşıya olduğu riskler (bkz   diğerlerinin yanı sıra, Frylender – Fransa [BD], no. 30979/96, § 43, AİHM 2000-VII).   AİHM, bu davadaki olgulara benzer konuları olan davalarda AİHS’nin 6 § 1.   maddesinin ihlal edildiğini sıklıkla tespit etmiştir (bkz. yukarıda anılan Frylender).   Yerel mahkemelerin işlemler esnasında yedi yıl altı ay süresince beş karar aldığı   doğrudur. Ancak, AİHM, Aydın İdare Mahkemesi’nin karar günü ile (12 Kasım 1991),   Danıştay’ın, Belediye’nin bu kararı temyize götürmesi hakkındaki kararını verdiği tarih   arasında (2 Mayıs 1995) – üç yıl altı ay gibi – uzun bir süre geçtiği gerçeğini gözardı edemez.   Hükümet, bu durumla ilgili herhangi bir açıklama yapmamıştır. Şu halde, başvuranın   suçlanmasını gerektiren herhangi bir belirti bulunmadığından, gecikmenin, mahkemenin   temyiz işlemlerini ele almasına yüklenebileceği düşünülmelidir. Konuyla ilgili içtihadını   dikkate alarak, AİHM, bu davada işlemlerin uzunluğunun haddinden fazla olduğu ve “makul   süre” şartını karşılamadığı kanısındadır.   Dolayısıyla, 6 § 1. madde ihlal edilmiştir.   II. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI   AİHS’nin 41. maddesi şöyledir:   “Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek   Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,   hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   A.Tazminat   Başvuran, 29,458,863 Euro karşılığı olan 50,296,780,000,000 TL maddi tazminat   istemiştir. Manevi tazminat olarak ise 1,000,000,000,000 TL (584,530 Euro) talep etmiştir.   Hükümet bu talepleri haddinden fazla olarak nitelemiş ve reddetmiştir.   AİHM, tespit edilen ihlal ve talep edilen tazminat arasında herhangi bir sebep-sonuç   bağlantısı görmediğinden bu talebi reddetmiştir. Öte yandan, AİHM, işlemlerin uzun sürmesi   sebebiyle başvuranın, yalnızca bir ihlal tespiti ile tazmin edilemeyecek stres ve hayal kırıklığı   gibi bir manevi zarar yaşamış olduğunu kabul etmektedir. Davanın olaylarını ve içtihadını   dikkate alarak AİHM, bu başlık altında başvurana 1,800 Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.   B. Mahkeme masrafları   Başvuran, AİHM’deki işlemler için yapılan harcamalara ilişkin herhangi bir ödeme   talebinde bulunmamıştır.   C. Gecikme faizi   AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın uyguladığı faiz oranına üç   puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın benimsenmesine karar vermiştir.   YUKARIDAKİ GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,   1. Başvurunun geri kalan kısmının kabul edilebilir olduğuna;   2. AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;   3. (a) Sorumlu Devlet’in, AİHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın verildiği tarihten   itibaren üç ay içinde olmak üzere, ödeme günündeki kur üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek   ve her türlü vergiden muaf olmak suretiyle, başvurana, 1,800 Euro (bin sekiz yüz Euro)   manevi tazminat ödemesine;   (b) yukarıda anılan üç aylık sürenin aşılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için Avrupa   Merkez Bankası’nın uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın   gecikme faizi olarak uygulanmasına;   4. başvuranın diğer adil tazmin taleplerinin reddine   KARAR VERMİŞTİR.   İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77 § 2. ve 3. bentleri   uyarınca 9 Kasım 2004 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.   T.L EARLY   J.-P. COSTA   Sekreter Yardımcısı   Başkan

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 12.07.2026. · Źródło