50945/99
WyrokETPCz2008-02-12ECLI:CE:ECHR:2008:0212JUD005094599
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy zatrzymanie skarżących, jego długość oraz brak skutecznego środka odwoławczego do kwestionowania legalności zatrzymania naruszyły art. 5 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że zatrzymanie skarżących na dziewięć lub dziesięć dni bez postawienia przed sędzią naruszyło art. 5 ust. 3 Konwencji, powtarzając, że nawet w kontekście walki z terroryzmem, takie okresy przekraczają ścisłe ramy czasowe przewidziane w tym przepisie. Ponadto, Trybunał stwierdził naruszenie art. 5 ust. 4, ponieważ krajowe prawo nie zapewniało szybkiej i automatycznej kontroli sądowej legalności zatrzymania, a możliwość ubiegania się o odszkodowanie nie stanowiła równoważnego środka odwoławczego. Trybunał nie uznał za konieczne odrębne badanie naruszenia art. 5 ust. 1.Stan faktyczny
Skarżący, Haydar Kılıçoğlu i dziesięciu innych obywateli tureckich, urodzeni w latach 1949-1975, zamieszkujący Diyarbakır i Şanlıurfa, byli członkami partii HADEP. W lutym 1999 r., po schwytaniu lidera PKK, zostali zatrzymani jako „podejrzani” przez funkcjonariuszy Wydziału Antyterrorystycznego Dyrekcji Policji w Diyarbakır, głównie w siedzibie HADEP. Byli przetrzymywani przez dziewięć lub dziesięć dni, a ich zatrzymanie zostało przedłużone przez prokuratora i sędziego dyżurnego. Ostatecznie zostali zwolnieni, a prokurator umorzył postępowanie z powodu braku wystarczających dowodów.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: uznaje pozostałą część skargi za dopuszczalną; stwierdza naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji; stwierdza naruszenie art. 5 ust. 4 Konwencji; stwierdza, że nie ma potrzeby odrębnego badania art. 5 ust. 1 Konwencji; zasądza 3.500 EUR zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową dla Haydara Kılıçoğlu i 3.000 EUR dla każdego z pozostałych skarżących; odrzuca pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL
AVRUPA
DE L’EUROPE
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
KILIÇOĞLU vd -TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no:50945/99)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG ꢁubat 2008
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli
düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (50945/99) no’lu davanın nedeni (T.C.
vatandaꢀları) Haydar Kılıçoğlu, Hasan Türk, Mensur Iꢀık, Faruk Yaygın, Mehdin Güler, Ali
Özgen, Salih Yalçınkaya, Celal Ayus, Ramazan Tekin, Cemal Koçer ve Hüseyin Bora’nın
(baꢀvuranlar) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 25 Mart 1999 tarihinde Temel Đnsan
Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin (AĐHS)
34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
Adli yardımdan yararlanan baꢀvuranlar, Diyarbakır Barosu avukatlarından M. Vefa tarafından
temsil edilmektedirler.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOꢁULLARI
Türk vatandaꢀı olan baꢀvuranlar, Haydar Kılıçoğlu, Hasan Türk, Mensur Iꢀık, Faruk Yaygın,
Mehdin Güler, Ali Özgen, Salih Yalçınkaya, Celal Ayus, Ramazan Tekin, Cemal Koçer ve
Hüseyin Bora sırasıyla 1955, 1953, 1975, 1971, 1951, 1950, 1951, 1960, 1964, 1949 ve 1962
doğumlulardır ve Diyarbakır ve ꢁanlıurfa’da ikamet etmektedirler. Olayların meydana geldiği
dönemde, baꢀvuranların tamamı HADEP üyesiydi. ꢁubat 1999 tarihinde PKK eski lideri Abdullah Öcalan’ın yakalanmasının ardından, olası
eylemleri engellemek için Diyarbakır bölgesinde, operasyonlar gerçekleꢀtirilmiꢀtir. Çok
sayıda insan “ꢀüpheli” sıfatıyla yakalanmıꢀ ve polis memurları tarafından sorgulanmıꢀtır (Bkz.
aynı bağlamda, Çelik ve Yıldız-Türkiye, baꢀvuru no: 51479/99, 10 Kasım 2005 ve Sinan
Tanrıkulu ve diğeleri- Türkiye, baꢀvuru no: 50086/99, 3 Mayıs 2007).
Sözkonusu operasyonlar çerçevesinde baꢀvuranlar, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Terörle
Mücadele ꢁubesi ekipleri tarafından “ꢀüpheli” sıfatıyla yakalanmıꢀ ve gözaltına alınmıꢀlardır.
Baꢀvuranların çoğu HADEP binasında yakalanmıꢀlardır. Baꢀvuranların gözaltı gerekçeleri,
yakalama ve arama tutanaklarında belirtilmemiꢀtir. ꢁubat 1999 tarihinde, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı, dosya üzerinden
yaptığı incelemenin ardından, sorgulanacak ꢀüpheli sayısının fazla olması nedeniyle
baꢀvuranların gözaltı süresini iki gün uzatmıꢀtır.
Baꢀvuranlar, 20 ve 21 ꢁubat 1999 tarihlerinde sorgulanmıꢀlardır. Sorgularının sonunda,
Devlet Güvenlik Mahkemesi nöbetçi hakiminin dosya üzerinden verdiği karar ile
baꢀvuranların gözaltı süresi altı gün daha uzatılmıꢀtır. ꢁubat 1999 tarihinde, Savcı, dokuz veya on gün süreyle gözaltında bulunan baꢀvuranların
salıverilmesine karar vermiꢀtir.
Abdullah Öcalan’ın yakalanmasını protesto etme amacı taꢀıyan gösteri hazırlıkları ve diğer
tüm yasadıꢀı faaliyetler hakkında polis memurlarının karinelerini destekleyecek delillerin
yetersiz olması nedeniyle, 1 Mart ve 22 Nisan 1999 tarihli takipsizlik kararları ile Savcı,
baꢀvuranlar hakkında yürütülen cezai soruꢀturmayı sonlandırmıꢀtır.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 5. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuranlar, suç iꢀlemelerinden ꢀüphelenilmesini gerektirecek makul hiçbir gerekçe öne
sürülemeyeceğinden gözaltına alınmalarının kanuna aykırı olmasından ꢀikayetçilerdir.
Baꢀvuranlar ayrıca gözaltı süresinin çok uzun olduğunu ve sözkonusu gözaltının kanuna
uygunluğuna itiraz imkanı tanıyan bir baꢀvuru yolunun bulunmadığını ifade etmiꢀlerdir.
Baꢀvuranlar, AĐHS’nin 5/1 c), 5/3. ve 5/4. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüꢀlerdir.
A. Kabuledilebilirliğe iliꢀkin
Hükümet, AĐHM’ye iç hukuk yollarının tüketilmemesinden dolayı baꢀvurunun kabuledilemez
ilan edilmesi çağrısında bulunmaktadır. Hükümet, eski Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu
uyarınca, baꢀvuranların gözaltına alınmalarının kanuna uygunluğu hususuna, gözaltı
sürelerinin uzunluğu ile sorgulanmak için polis karakolunda tutulmalarına itiraz etme
imkanlarının bulunduğu fakat baꢀvuranların itirazda bulunmadıkları kanaatindedir. Ayrıca
kanuna aykırı olarak özgürlüğünden yoksun bırakılan bir kimseye tazminat verilmesine iliꢀkin Mayıs 1976 tarihli 466 sayılı yasa uyarınca, baꢀvuranlar, tazminat elde edebilirlerdi.
AĐHM, benzer bir sorunu daha önce incelediğini ve Hükümet’in itirazını reddettiğini
hatırlatmaktadır (Bkz. örneğin, Öcalan-Türkiye, baꢀvuru no: 46221/99). Mevcut davada baꢀka
bir sonuca ulaꢀmasını gerektirecek hiçbir gerekçe bulunmadığını tespit eden AĐHM,
Hükümet’in ön itirazını reddetmektedir.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
1. AĐHS’nin 5/1. maddesi
Baꢀvuranlar, kanuna aykırı olarak özgürlüklerinden yoksun bırakılmalarından ꢀikayetçilerdir.
Hükümet, mevcut dava koꢀullarında, baꢀvuranların gözaltına alınmalarının kanuna uygun
olduğunu ve baꢀvuranların suç iꢀlemesine engel olma zorunluluğu inancına iliꢀkin makul
gerekçelere dayandığını savunmaktadır. Hükümet, ilgili dönemde yazılı basında çıkan
makalelere ve AĐHM’nin somut olaylara dayanarak (beyanlar ve gösteri çağrısında bulunan
televizyon yayınları) baꢀvuranların gözaltına alınmalarına neden olan ꢀüphelerin zorunluluk
seviyesinin bulunduğu sonucuna ulaꢀtığı benzer koꢀullardaki Çelik ve Yıldız kararına atıfta
bulunmaktadır.
Baꢀvuranlar, iddialarını yinelemiꢀlerdir.
AĐHM, aynı bağlamdaki olayların ortaya konulduğu Çelik ve Yıldız ve Sinan Tanrıkulu ve
diğerleri davalarında, olayların meydana geldiği dönem göz önüne alındığında, güvenlik
güçlerince elde edilen bilgilerin objektif olarak ciddiye alınabileceğini kabul ettiğini ve
AĐHS’nin 5/1. maddesinin ihlal edilmediği tespitine ulaꢀtığını hatırlatmaktadır. Hükümet,
görüꢀünde, Çelik ve Yıldız davası ile yasadıꢀı gösteriler hakkında yayımlanan makalelere
atıfta bulunmakla yetinmektedir. AĐHM, AĐHS’nin 5. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde
aꢀağıda yaptığı tespitlerini ve bu maddenin 1. ve 3. paragrafları arasındaki bağı göz önüne
alarak, bu belirsizlikten kesin bir sonuç çıkarmaya gerek görmemektedir.
Bu durumda AĐHM, mevcut davada, gözaltının kanuna aykırı olduğu iddiası hakkındaki
ꢀikayetin ayrıca incelenmesine gerek olmadığı kanaatindedir.
2. AĐHS’nin 5/3. maddesi
Baꢀvuranlar, gözaltı süresinin çok uzun olmasından ꢀikayetçilerdir (Kılıçoğlu için on gün ve
diğer baꢀvuranlar için dokuz gün).
Hükümet, belirtilen sürenin, olayların meydana geldiği dönemde yürürlükte olan mevzuata
uygun olduğu kanaatindedir.
AĐHM, Brogan ve diğerleri-Birleꢀik Krallık kararında (29 Kasım 1988 tarihli karar), adli
müdahale olmaksızın dört gün altı saatlik gözaltı süresinin, teröre karꢀı toplumu koruma
amaçlı da olsa, AĐHS’nin 5/3. maddesinde belirlenen kesin zaman sınırlarını aꢀtığına karar
verdiğini hatırlatmaktadır.
AĐHM, mevcut davada, Cumhuriyet Savcısı karꢀısına çıkarılmadan ve salıverilmeden önce
baꢀvuranların sırasıyla dokuz ve on gün boyunca gözaltında tutulmalarının gerekli olduğunu
kabul edememektedir.
Bu durumda AĐHS’nin 5/3. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
3. AĐHS’nin 5/4. maddesi
Baꢀvuranlar, kendilerine uygulanan tedbirlerin kanuna uygunluğunun denetimi için iç hukukta
baꢀvuru yolunun bulunmayıꢀından ꢀikayetçilerdir.
Hükümet, kanuna aykırı olarak özgürlüğünden yoksun bırakılan bir kimseye tazminat
verilmesi hakkındaki 466 sayılı yasa uyarınca baꢀvuranların tazminat talebinde
bulunabileceklerini belirterek itirazını sunmaktadır.
AĐHM, hızlı ve otomatik bir hukuki denetim olmaksızın gözaltına alınan baꢀvuranlardan
tazminat baꢀvurusunda bulunmalarının istenmesinin, AĐHS’nin 5. maddesinin 5.
paragrafından farklı olan
4. paragrafı tarafından sunulan güvencenin niteliğini
değiꢀtirilebileceği kanısındadır (Yağcı ve Sargın – Türkiye, 8 Haziran 1995 tarihli karar).
Gözaltına alınmanın ve gözaltı süresinin kanuna uygunluğunun denetimi için hakime
baꢀvurma imkanı tanıyan eski Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 128/4 maddesince
öngörülen baꢀvuru ile ilgili olarak, AĐHM, Öcalan-Türkiye (baꢀvuru no: 46221/99, 12 Mayıs
2005) kararında, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 128/4 maddesi uyarınca, gözaltında
tutulmanın kanuna uygunluğunun ulusal bir hakim tarafından değerlendirilmesinin AĐHS’nin
5/4 maddesinin gereklerine uymadığı kanaatine vardığını hatırlatmaktadır.
AĐHM, bu görüꢀlerin mevcut dava için de geçerli olduğu kanısındadır ve AĐHS’nin 5/4.
maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaꢀmaktadır.
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Baꢀvuranlar, maruz kaldıkları kanaatinde oldukları zararlarının tanzim edilmesini istemekte
ve baꢀvuranların her biri 1.000 Euro maddi ve 10.000 Euro manevi tazminat talebinde
bulunmaktadırlar.
Hükümet, bu iddialara karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM, iddia edilen maddi tazminatın hiçbir hukuki mesnedinin bulunmadığını tespit etmekte
ve sözkonusu talebi reddetmektedir. Buna karꢀın AĐHM, manevi tazminat olarak,
Kılıçoğlu’na 3.500 Euro, diğer baꢀvuranların her birine de 3.000 Euro ödenmesine karar
vermektedir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Baꢀvuranlar, yerel mahkemeler ve AĐHM önünde yapmıꢀ oldukları masraf ve harcamalar için
toplamda 51.067 Euro talep etmektedirler. Baꢀvuranlar, Devlet Güvenlik Mahkemeleri
önünde uygulanan adli yardım ücret tarifesi ile Diyarbakır Barosu ücret tarifesine iliꢀkin
değerlendirmeleri temelinde talep ettikleri, dosya hazırlanması sırasında geçen saat ücretinin
ve çeviri, yazıꢀma, fotokopi ve kırtasiye masraflarının hesap dökümünü yapmaktadırlar.
Hükümet, sözkonusu talebin asılsız ve aꢀırı olduğu kanaatindedir.
AĐHM içtihadına göre, bir baꢀvuran, yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini,
gerçekliği, gerekliliği ve makul oranda oldukları ortaya konulduğu sürece elde edebilir.
Mevcut davada, sahip olduğu unsurları, yukarıda sözü edilen kriterleri ve Avrupa Konseyi
tarafından AĐHM önündeki yargılama için önceden adli yardım olarak verilen miktarı göz
önüne alarak AĐHM, yargılama masraf ve giderleri için baꢀvuranlara ödeme yapılmasına
gerek olmadığı kanaatindedir.
C. Gecikme faizi
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç
puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Baꢀvurunun geri kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;
2. AĐHS’nin 5/3. maddesinin ihlal edildiğine;
3. AĐHS’nin 5/4. maddesinin ihlal edildiğine;
4. AĐHS’nin 5/1. maddesinin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına;
5. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,
miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz
kuru üzerinden YTL’ ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından Kılıçoğlu’na
3.500 Euro (üç bin beꢀ yüz Euro) ve diğer baꢀvuranların her birine 3.000 Euro (üç bin
Euro) manevi tazminat ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç
puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;
6. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMĐꢁTĐR.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragraflarına uygun olarak 12 ꢁubat 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
6
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło