50959/99
WyrokETPCz2006-02-21ECLI:CE:ECHR:2006:0221JUD005095999
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy skazanie skarżących za znieważenie pamięci Atatürka i hymnu narodowego w książce stanowiło naruszenie ich wolności wypowiedzi zgodnie z art. 10 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że skazanie skarżących stanowiło ingerencję w ich wolność wypowiedzi, która, choć miała uzasadniony cel ochrony reputacji i praw innych, nie była "niezbędna w społeczeństwie demokratycznym". Trybunał podkreślił, że wolność wypowiedzi obejmuje również idee, które obrażają, szokują lub niepokoją. Stwierdził, że argumenty władz krajowych nie były wystarczające, aby uzasadnić interwencję, zwłaszcza że książka krytykowała "kemalizm", a nie bezpośrednio Atatürka, i nie zawierała nawoływania do przemocy czy nienawiści. W konsekwencji, ingerencja nie spełniała wymogu "niezbędności w społeczeństwie demokratycznym".Stan faktyczny
Skarżący, Yılmaz Odabaşı i Niyazi Koçak, odpowiednio autor i wydawca książki "Düꢀ ve Yaꢀam" (Sen i Życie), zostali skazani w Turcji za znieważenie pamięci Atatürka i hymnu narodowego. Książka zawierała artykuły opublikowane w latach 1993-1996, krytykujące kemalizm. Sąd krajowy skazał pierwszego skarżącego na karę pozbawienia wolności, a drugiego na grzywnę, uznając, że książka znieważa pamięć Atatürka i flagę turecką.Rozstrzygnięcie
Trybunał stwierdził naruszenie art. 10 Konwencji. Zasądził na rzecz skarżących zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową oraz zwrot kosztów i wydatków. Odrzucił pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ODABAꢀI VE KOÇAK - TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢁvuru no: 50959/99)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG ꢀubat 2006
Đꢀbu karar Sözleꢀme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek
olup ꢀekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (50959 / 99) baꢀvuru no’lu davanın nedeni bu
ülke vatandaꢀları Yılmaz Odabaꢀı ve Niyazi Koçak’ın (baꢀvuranlar) 3 Ağustos 1999 tarihinde
Avrupa Đnsan Hakları Komisyonu’na Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin 34. maddesi
uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur. Baꢀvuranlar Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM)
önünde Ankara Barosu avukatlarından H. Sarsam tarafından temsil edilmektedirler.
OLAYLAR
Baꢀvuranlar sırasıyla 1962 ve 1963 doğumlu olup Ankara’da ikamet etmektedirler.
Mayıs 1996 tarihinde ilk baꢀvuran 1993 ve 1996 tarihleri arasında çeꢀitli gazete ve dergilerde
yayımlanmıꢀ yazılarını Düꢀ ve Yaꢀam adlı kitapta bir araya getirmiꢀtir. Đkinci baꢀvuran bu
kitabı yayımlamıꢀtır. Kasım 1996 tarihinde Ankara Cumhuriyet Savcısı 5816 sayılı Atatürk Aleyhine Đꢀlenen
Suçlar Hakkında Kanun’un 1. ve 2. maddeleri ve TCK’nın 145 § 1. maddesi uyarınca
baꢀvuranları Atatürk’ün anısına ve Đstiklal Marꢀı’na hakaret etme suçu ile itham etmiꢀ,
iddianamesinde kitaptan bazı bölümlere yer vermiꢀtir.
Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 16 Haziran 1997 tarihli bir kararla ilk baꢀvuranı iki yıl altı ay
hapis ve ikinci baꢀvuranı 4.550.000 TL. para cezasına çarptırmıꢀ, kitabın tamamının
incelenmesinden sözkonusu kitabın yayım yoluyla Atatürk’ün anısına ve Türk bayrağına
hakaret ettiği kanısına varmıꢀtır.
Ağır Ceza Mahkemesi önünde baꢀvuranlar ne Atatürk’ün manevi kiꢀiliğini karalama, ne de
Đstiklal Marꢀı’na hakaret etme niyetinde olduklarını savunmuꢀlardır.
Yargıtay 22 Ocak 1998 tarihinde TCK’nın 145. maddesinde öngörülen suçun oluꢀmadığını
kaydederek ilk derece mahkemesinin kararını bozmuꢀtur.
Ağır Ceza Mahkemesi 3 Haziran 1998 tarihli bir kararla, Yargıtay kararına uygun olarak
baꢀvuranları Atatürk’ün manevi anısına hakaret etme suçlarından suçlu bulmuꢀ ve ilk
baꢀvuranı bir yıl altı ay hapis ve ikinci baꢀvuranı 2.725.000 TL. ağır para cezasına
çarptırmıꢀtır.
Yargıtay 5 ꢁubat 1999 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararını onamıꢀtır.
HUKUK AÇISINDAN
I. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuranlar, Kemalizm’i eleꢀtirir nitelikteki yazılar yazmaktan ve makaleler yayımlamaktan
mahkum edilmelerinin ifade özgürlüklerinin ihlaline yol açtığını iddia etmekte, bu bağlamda
AĐHS’nin 10. maddesini öne sürmektedirler.
AĐHM, sözkonusu mahkumiyet kararının AĐHS’nin 10 § 1. maddesi ile güvence altına alınan
baꢀvuranların ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahaleyi oluꢀturduğu hususunda taraflar
arasında bir ihtilafa bulunmadığını not etmektedir. Yapılan müdahalenin AĐHS’nin 10 § 2.
maddesi uyarınca baꢀkalarının ününün ya da haklarının korunması gibi meꢀru bir amacı
izlediğine itiraz edilmemektedir. Bununla birlikte yapılan müdahalenin «demokratik bir
toplum için zorunluluk» oluꢀturup oluꢀturmadığının incelenmesi gerekmektedir.
Đfade özgürlüğü demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden birini ve toplumun ilerlemesi
ve her bireyin geliꢀmesi için gerekli temel ꢀartlardan birini teꢀkil etmektedir. 10. maddenin 2.
paragrafı uyarınca kabul gören, zararsız veya kayıtsızlık içeren “bilgiler” ve “fikirler” için
değil, aynı zamanda kırıcı, ꢀok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerlidir. 10. madde
ayrıca fikirlerin ve bilgilerin ifade ediꢀ ꢀeklini de güvence altına almaktadır. Bununla birlikte
bu özgürlük 10 § 2. maddede yer alan yorumlanması zorunlu kesin istisnalara tabidir (Bkz.
Nilsen ve Johnsen-Norveç kararı no: 23118/93, § 43, AĐHM 1999-VIII, ve Lehideux ve
Isorni-Fransa kararı, 23 Eylül 1998, 1998-VII, s. 2886, § 52).
«Demokratik bir toplum için zorunluluk» kıstası AĐHM’yi «müdahalenin» «sosyal bir
zorunluluğu karꢀılayıp karꢀılamadığını», izlenen meꢀru amaç ile orantılı olup olmadığını ve
bu amacın meꢀru sayılması için ulusal makamlar tarafından sunulan gerekçelerin yerinde ve
yeterli olup olmadığını incelemeye götürmektedir. «Sosyal» bir ihtiyacın varlığını ve alınan
önlemleri değerlendirmek bakımından ulusal yetkililerin takdir yetkisi bulunmaktadır. Bu
yetki sınırsız olmayıp, kısıtlamanın 10. madde ile güvence altına alınan ifade özgürlüğü ile
bağdaꢀıp bağdaꢀmadığı konusunda nihai karar yetkisine sahip olan AĐHM denetimine tabidir.
AĐHM denetim mekanizmasını yürütürken iç hukuk mercilerinin görevini üstlenmemekte, bu
kurumların kendilerine tanınan takdir yetkisini kullanarak almıꢀ oldukları kararları olayların
bütününü ıꢀığında 10. madde açısından incelemektedir. AĐHM bu görevi ifa ederken ulusal
yetkililerin 10. maddede yer alan ilkelerle bağdaꢀan kurallar uyguladıklarına ve olayları kabul
edilebilir biçimde değerlendirdiklerine ikna olmak durumundadır (Bkz. Vogt-Almanya kararı, Eylül 1995, seri: A no: 323, s. 25-26, § 52 ve Jerusalem-Avusturya, no: 26958/95, § 33,
AĐHM 2001-II).
AĐHM uygulamada, olaylar ve değer yargıları arasında bir ayrım yapmaktadır. Olayların
gerçekliği ispatlanabilir ancak değer yargılarının doğruluğunun kanıtlanması mümkün
değildir. Değer yargıları için bu zaruret gerçekleꢀemez ve 10. madde ile garanti altına alınan
bir hakkın temel bir unsuru olan ifade özgürlüğünün ihlaline yol açar (Bkz. Lingens-
Avusturya kararı, 8 Temmuz 1986, seri: A no:103, s. 28, § 46, ve Oberschlick-Avusturya
(no1) kararı, 23 Mayıs 1991, seri: A no: 204, s. 27, § 63).
Mevcut durumdaki gibi üçüncü ꢀahsa uzanan iddialar sözkonusu olduğunda, isnat edilenler ile
değer yargıları arasında bir ayrım yapmak güçtür. Kaldı ki olgusal dayanaktan tamamen
yoksunsa değer yargısı aꢀırı olarak nitelendirilebilmektedir (sözü edilen Jerusalem kararı, §
43).
Bununla birlikte AĐHM, Türkiye’nin kurucusu Atatürk’ün ꢀahsının modern Türkiye’nin bir
simgesi olduğunu yadsımamaktadır. Türk yetkilileri, baꢀvuranlara yaptırım uygulayarak bu
değere bağlı Türk toplumunun hislerine haksız bir saldırıda bulunulduğu hissine
kapılmalarına engel olmayı amaçlamıꢀtır. Bununla birlikte, sözkonusu iddiaların tamamı
incelendiğinde bunların doğrudan ve kiꢀisel olarak Atatürk’ü değil «Kemalizm»’i hedef
aldığını tespit etmek yerinde olacaktır. Bu durumda AĐHM, baꢀvuranların değer yargısı
taꢀımadıklarını, okuru ve özellikle Türk solunu yanıtlamaya çağırdıkları bazı olguları bir
araya getirmekle yetindiklerini gözlemlemektedir. AĐHM eserde yer alan olayların doğruluğu
ile ilgili olarak, yazarın daha önce geniꢀ kitlelerce de bilinen bilgilere dayandığını ve kaynak
belirtmemesinin bu bilgilerden kuꢀku duyulmasına neden olacağını not etmektedir.
Sonuç olarak AĐHM, iç hukuk mercilerinin vermiꢀ oldukları kararlardaki gerekçelerin
baꢀvuranların ifade özgürlüğüne yönelik müdahalenin yerinde ve yeterli olduğunu teyit
edemeyeceği hükmüne varmaktadır. AĐHM, kitapta kullanılan terimlere özellikle dikkat
etmekte ve bu bölümlerin ne ꢀiddet kullanımını, silahlı direniꢀi ne baꢀkaldırıyı ne de kin dolu
bir söylemi içerdiğini değerlendirmektedir.
Bu nedenle, sözkonusu müdahale AĐHS’nin 10 § 2. maddesi uyarınca «demokratik bir toplum
için zorunluluk» oluꢀturmamaktadır.
O halde, AĐHS’nin 10. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI
A. Tazminat
Baꢀvuranlar maddi zarara uğradıklarını iddia etmektedirler. Baꢀvuranların her biri uğradıkları
gelir kaybı için Odabaꢀı 6.000 ABD Doları ve Koçak 23.000 ABD Doları tazminat talep
etmektedir.
Hükümet bu miktarları aꢀırı olarak değerlendirmektedir.
Đddia edilen gelir kaybıyla ilgili olarak AĐHM, sunulan delillerin AĐHS’nin 10. maddesinin
ihlali ile baꢀvuranların uğradıkları gelir kaybını kesin olarak ispatlar nitelikte olmadığını
kaydetmektedir (Bkz. aynı anlamda, Karakoç ve diğerleri-Türkiye kararı, no: 27692/95,
28138/95 ve 28498/95, § 69, 15 Ocak 2002).
Bu nedenle, bu talebi reddetmektedir.
Manevi zararla ilgili olarak AĐHM, hakkaniyete uygun olarak Odabaꢀı’na 6.000 Euro ve
Koçak’a 2.450 Euro manevi tazminat ödenmesini kararlaꢀtırmıꢀtır.
B. Masraf ve harcamalar
Baꢀvuranlar AĐHM nezdinde yapmıꢀ oldukları giderler için 6.740 USD talep etmekte,
kanıtlayıcı belge niteliğinde Ankara Barosunun uygulanabilir minimum avukatlık ücreti
tarifesini sunmaktadırlar.
Hükümet bu miktarlara karꢀı çıkmıꢀtır.
Sunulan deliller ve mahkemenin bu yöndeki yerleꢀik içtihadı dikkate alınarak AĐHM
baꢀvuranlara yapmıꢀ oldukları tüm masraf ve harcamalar için makul olarak toplam 2.000 Euro
ödenmesini kararlaꢀtırmaktadır.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;
2. a) AĐHS’nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek suretiyle Savunmacı
Hükümetin;
i.
manevi tazminat olarak baꢀvuran Yılmaz Odabaꢀı’na 6.000 (altı bin) Euro ve
baꢀvuran Niyazi Koçak’a 2.450 (iki bin dört yüz elli) Euro;
ii.
iii.
masraf ve harcamalar için baꢀvuranlara toplam 2.000 (iki bin) Euro ödemesine;
belirtilen miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez
Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faizin
uygulanmasına;
3. Adil tazmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMĐꢀTĐR
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.
maddelerine uygun olarak 21 ꢁubat 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.
5
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło