51041/99
WyrokETPCz2006-06-27ECLI:CE:ECHR:2006:0627JUD005104199
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy zakaz dystrybucji gazety w regionie objętym stanem wyjątkowym, bez skutecznej kontroli sądowej, naruszył wolność wyrażania opinii (art. 10) oraz prawo do skutecznego środka odwoławczego (art. 13) Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że zakaz dystrybucji gazety stanowił ingerencję w wolność wyrażania opinii. Chociaż ingerencja ta była przewidziana prawem i służyła uzasadnionemu celowi (ochrona integralności terytorialnej), nie była "konieczna w społeczeństwie demokratycznym". Trybunał podkreślił brak skutecznej kontroli sądowej nad szerokimi uprawnieniami gubernatora regionu stanu wyjątkowego, brak szczegółowego uzasadnienia decyzji o zakazie oraz niemożność wszczęcia postępowania administracyjnego w celu jej zaskarżenia. Te braki pozbawiły skarżących gwarancji przed potencjalnymi nadużyciami, prowadząc również do naruszenia prawa do skutecznego środka odwoławczego.Stan faktyczny
Skarżącymi są Fevzi Saygılı, właściciel, oraz Tuncay Seyman, redaktor naczelny gazety "Yeni Evrensel". 4 stycznia 1999 r. Gubernatorstwo Regionu Stanu Wyjątkowego zakazało druku i dystrybucji gazety w sześciu prowincjach objętych stanem wyjątkowym. Skarżący zaskarżyli tę decyzję do Sądu Administracyjnego w Diyarbakır, który 16 kwietnia 1999 r. oddalił ich wniosek. Zakaz obowiązywał w tych regionach w momencie złożenia skargi do ETPCz.Rozstrzygnięcie
Trybunał uznał skargę za dopuszczalną. Stwierdził naruszenie art. 10 Konwencji oraz naruszenie art. 13 Konwencji. Uznał, że nie ma potrzeby rozpatrywania skargi z art. 14 w związku z art. 10. Zasądził na rzecz każdego ze skarżących 2 500 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz łącznie 1 500 EUR na pokrycie kosztów i wydatków.Pełny tekst orzeczenia
C O N S E I L D E
L ' E U R O P E
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
SAYGILI VE SEYMAN - TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no: 51041/99)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Haziran 2006
Đꢀbu karar Sözleꢀme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek
olup ꢀekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (51041/99) baꢀvuru no’lu davanın nedeni bu ülkenin
iki vatandaꢀı Fevzi Saygılı ve Tuncay Seyman’ın (baꢀvuranlar) 27 Temmuz 1999 tarihinde
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34.
maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur. Baꢀvuranlar Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi
(AĐHM) önünde Đstanbul Barosu avukatlarından Kamil Tekin Sürek tarafından temsil
edilmektedir.
OLAYLAR
Baꢀvuranlardan ilki Saygılı Đstanbul’da yayımlanan «Yeni Evrensel» gazetesinin sahibi,
ikincisi Seyman bu gazetenin yazı iꢀleri sorumlusudur.
Olağanüstü Hal Bölge Valiliği (OHAL) 4 Ocak 1999 tarihinde, 430 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu’nun 11/e bendi uyarınca OHAL bölgesi
kapsamındaki Diyarbakır, Hakkâri, Siirt, ꢁırnak, Tunceli ve Van illerinde Yeni Evrensel
gazetesinin basımını ve dağıtımını yasaklamıꢀtır.
Baꢀvuranlar 7 Ocak 1999 tarihinde Diyarbakır Đdari Mahkemesi’ne müracaat ederek OHAL
Bölge Valiliği’nin almıꢀ olduğu yasağın iptali ve yürütmenin durdurulması talebinde
bulunmuꢀlardır. Baꢀvuranlar AĐHS’nin 6. ve 10. maddelerine atıfta bulunarak bu yasak
nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradıklarını öne sürmüꢀlerdir.
Diyarbakır Đdare Mahkemesi 16 Nisan 1999 tarihinde bu talebi reddetmiꢀtir.
Baꢀvurunun AĐHM’ye yapıldığı sırada, Yeni Evrensel’in ülkedeki diğer ꢀehirlerde dağıtımı
olduğu halde, sözü edilen bölgelerde halen yasak bulunmaktaydı.
HUKUK AÇISINDAN
A. Kabuledilebilirlik hakkında
Baꢀvuranlar ifade özgürlüğünün ihlaline neden olan Yeni Evrensel gazetesine getirilen
kısıtlamanın yasallığına karꢀı çıkılacak bir mahkemenin olmayıꢀından ꢀikayetçi olmakta, bu
konuda AĐHS’nin 6., 10., ve 14., maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
AĐHM, ꢀikayetlerin AĐHS’nin 35 § 3. maddesi gereğince dayanaktan yoksun olmadığı
tespitini yapmaktadır. ꢁikayetlerin kabuledilemez bulunması için hiçbir gerekçe yer
almamaktadır. Dolayısıyla ꢀikayetler kabuledilmelidir.
B. Esas hakkında
I. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuranlar, Olağanüstü Hal Bölge Valiliği’nin 4 Ocak 1999 tarihli kararı ile Yeni Evrensel
gazetesinin OHAL bölgesinde dağıtımının yasaklanmasının bilgi alma ve düꢀünce özgürlüğü
haklarına haksız bir müdahaleyi oluꢀturduğundan ꢀikayetçi olmakta, AĐHS’nin 10. maddesini
ileri sürmektedir.
AĐHM, Olağanüstü Hal Bölgesinde Yeni Evrensel gazetesinin basımına ve dağıtımına
getirilen yasağın baꢀvuranların ifade, iletiꢀim ve bütünü itibariyle fikir özgürlüğü hakkına
yönelik bir müdahaleyi oluꢀturduğu hususunun taraflar arasında ihtilafa yol açmadığını not
etmektedir (Bkz. diğerleri arasında, Association Ekin-Fransa kararı, 39288/98). Bu
müdahalenin yasayla öngörüldüğü ve 10 § 2. madde uyarınca toprak bütünlüğünün korunması
gibi meꢀru bir amacı izlediği tespitine karꢀı çıkılmamaktadır. AĐHM bu değerlendirmeyi
dikkate almaktadır. Bununla birlikte, yapılan müdahalenin demokratik bir toplum için
gereklilik oluꢀturup oluꢀturmadığının bilinmesi gerekmektedir.
Hükümet, terörist eylemler nedeniyle hassas bir ortamın hüküm sürdüğü Olağanüstü Hal
uygulamasına tabii bir bölgede gazeteye getirilen yasağın «gerekli» ve öngörülen meꢀru amaç
ile orantılı olduğu görüꢀündedir.
AĐHM, benzer sorunları ortaya koyan pek çok davanın AĐHS’nin 10. maddesinin ihlali ile
sonuçlandığını vurgulamaktadır. AĐHM, mevcut baꢀvuruyu yerleꢀik içtihadı ıꢀığında
incelemiꢀ ve Hükümetin davayı farklı sonlandıracak hiçbir tespiti ve delili sunmadığını
kaydetmiꢀtir. AĐHM, bu bağlamda huzurunda bulunan baꢀvuruyu çevreleyen olayları,
özellikle terörle mücadeleye bağlı güçlükleri dikkate almaktadır (Bkz. Đbrahim Aksoy-
Türkiye kararı, no: 28635/95, 30171/96 ve 34535/97, 10 Ekim 2000).
AĐHM bununla birlikte, Olağanüstü Hal hakkında 2935 sayılı Kanun’un 11 e) bendine ve 430
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1. maddesine dayanan bahse konu önlemin
Olağanüstü Hal Bölge valisine yayınların basımını ve dağıtımını yasaklayan geniꢀ bir imtiyaz
tanıdığını gözlemlemektedir. AĐHS ile örtüꢀmeyen bu kısıtlamaların öncelikle, yasağın
sınırlandırılmasına ve aꢀırı kullanımına karꢀı etkili bir hukuki denetimin getirilmesi yönünde
yasal bir çerçeve oluꢀturulması gerekir.
OHAL bölge valisinin dile getirdiği hükümlerin uygulanmasındaki olası suiistimallere karꢀı
sağlanacak güvenceler konusunda AĐHM, bu hükümlerin hukuki bir denetimden uzak olduğu
gibi, bölge valisinin suç unsurunu teꢀkil eden kararında hiçbir gerekçeye yer vermediği
tespitini yapmaktadır.
Đlgili bir denetimin yanı sıra ayrıntılı bir gerekçenin yokluğunda AĐHM, Hükümetin adı geçen
gazetede yer alan makalelerin terörist eylemleri meꢀru gösterir nitelikte olması nedeniyle
yasaklama kararının alındığı ꢀeklindeki argümanını destekleyememektedir. Sözkonusu
kısıtlamanın Yeni Evrensel’in yayın yoluyla bölgedeki güvenlik güçlerinin faaliyetlerine ağır
eleꢀtiriler yöneltmesi ile gerekçelendirildiğine ꢀüphe yoktur. Bununla birlikte, gerekçenin
olmayıꢀı bu noktayı açığa kavuꢀturmaya imkân tanımamaktadır. Üstelik bu doğrultuda idari
bir yargı baꢀlatılmasının olanaksız oluꢀu, sözkonusu önlemlerin kaldırılması hususunun
sadece tek taraflı bir uygulamadan öteye geçilmemesine ve aynı valiliğin takdir yetkisinin
dıꢀına çıkılmamasına yol açmaktadır.
Sonuç olarak AĐHM, yayınların idari yolla kısıtlanması hususunda hukuki bir kontrolün
olmamasının baꢀvuranları olası suiistimallerden kaçınacak güvencelerden mahrum bıraktığını
hatırlatmaktadır.
AĐHM yukarıda dile getirilen tespitler ıꢀığında, yapılan müdahalelerin «demokratik bir toplum
için gereklilik» arz etmediği ve izlenen meꢀru amacın dıꢀına çıktığı sonucuna varmıꢀtır.
Bu durumda AĐHS’nin 10. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
AĐHS’nin 6 § 1. maddesine atıfta bulunan baꢀvuranlar Olağanüstü Hal bölge valiliğinin almıꢀ
olduğu tedbirlerin yasallığına karꢀı çıkacak bir yargıya eriꢀim haklarının bulunmadığından
ꢀikayetçi olmaktadırlar.
AĐHM, öne sürülen ꢀikayetlerin AĐHS’nin 13. maddesi çerçevesinde değerlendirilmesinin
yerinde olacağını kaydetmiꢀtir.
AĐHM, AĐHS’nin 13. maddesinin iç hukukta Sözleꢀmenin öngördüğü ꢀekliyle temel hak ve
özgürlükleri garanti altına aldığını ifade etmektedir. Bu hüküm Sözleꢀme nezdinde iç hukukta
«savunulabilir» nitelikli bir ꢀikayet içeriğinde bir baꢀvurunun yetkili bir mahkeme tarafından
kabulünü öngörmektedir (Bkz. diğerleri arasında Kulda-Polonya kararı no: 30210/96). Ayrıca
13. madde ile öngörülen baꢀvuru hukukta olduğu kadar uygulamada da «etkili» olmalıdır
(Bkz. örneğin Đlhan-Türkiye kararı, no: 22277/93).
Bununla birlikte, baꢀvuranların ꢀikayetlerinin savunulabilir olduğuna itiraz edilmemektedir.
Ayrıca AĐHM’nin daha önce de dile getirdiği üzere, OHAL Bölge valisinin bölgede
yayınların basımını ve dağıtımını yasaklayıcı tedbirlerinin hukuki bir denetimden uzak oluꢀu,
sözkonusu önlemlerin kaldırılması konusunun tek taraflı bir uygulamadan öteye geçmemesine
ve aynı valiliğin takdir yetkisinin dıꢀına çıkılmamasına yol açmaktadır.
AĐHM bu nedenle, Olağanüstü Hal Bölge valisi tarafından baꢀvuranlar hakkında alınan
önlemlere ulusal mahkeme önünde karꢀı çıkılacak bir baꢀvuru yolunun mevcut olmaması
nedeniyle AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiği görüꢀüne varmaktadır.
III. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐYLE BĐRLĐKTE 14. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ
ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuranlar AĐHS’nin 10. maddesiyle birlikte 14. maddesine atıfta bulunarak sözkonusu
gazetenin olağanüstü hal bölgesinde yasaklanmasının siyasi görüꢀlerine ve etnik kökenlerine
dayalı bir ayrımı oluꢀturduğunu ileri sürmektedirler.
AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edilmesi ile varılan sonuç ıꢀığında AĐHM, 14. maddeye
yönelik ꢀikayeti ayrıca incelemeyi gerekli görmemiꢀtir.
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Maddi ve manevi tazminat
Baꢀvuranlar 60.000 Euro maddi, 5.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.
Hükümet bu miktarlara karꢀı çıkmıꢀtır.
AĐHM, dava dosyasında yer alan unsurlardan maddi bir zararın varlığının kanıtlanmadığını
hatırlatarak bu talebi reddetmiꢀtir (Bkz. Demir ve diğerleri-Türkiye kararı, 23 Eylül 1998).
Buna karꢀın, manevi zararla ilgili olarak, AĐHM baꢀvuranların yalnızca ihlal kararının
tespitiyle giderilemeyecek sıkıntılara maruz kaldıklarını belirtmektedir. AĐHS’nin 41.
maddesi uyarınca hakkaniyete uygun olarak baꢀvuranların her birine 2.500 Euro manevi
tazminat ödenmesini kararlaꢀtırmıꢀtır.
B. Masraf ve harcamalar
AĐHM nezdinde yapmıꢀ oldukları yargı giderleri için baꢀvuranlar 3.000 Euro talep etmektedir.
Hükümet bu miktarı aꢀırı bulmaktadır.
AĐHM, hakkaniyete uygun olarak baꢀvuranlara bu yönde 1.500 Euro ödenmesini
kararlaꢀtırmıꢀtır.
C. Gecikme faizi
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3
puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;
3. AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine;
4. Baꢀvuranların AĐHS’nin 10. maddesiyle birlikte 14. maddesine yönelik ꢀikayetlerinin
incelenmesine gerek olmadığına;
5. a) AĐHS’nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf
tutulmak üzere Savunmacı Hükümetin baꢀvuranların her birine 2.500 (iki bin beꢀ yüz) Euro
manevi tazminat ve yargı giderleri için baꢀvuranlara birlikte 1.500 (bin beꢀ yüz) Euro
ödemesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan
fazlasına eꢀit oranda faiz uygulanmasına;
5. Adil tazmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMĐꢀTĐR.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3. maddesine
uygun olarak 27 Haziran 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.
6
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 15.07.2026. · Źródło