51176/99

WyrokETPCz2006-03-23ECLI:CE:ECHR:2006:0323JUD005117699

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy długość zatrzymania bez natychmiastowej kontroli sądowej w sprawach o terroryzm narusza prawo do wolności i bezpieczeństwa osobistego (art. 5 ust. 3 Konwencji), oraz czy proces karny, w którym skarżący twierdzili, że ich zeznania zostały wymuszone, a dostęp do adwokata ograniczony, był rzetelny (art. 6 ust. 1 i 3 lit. c Konwencji)?
Ratio decidendi
W odniesieniu do art. 5 ust. 3, Trybunał uznał, że zatrzymanie skarżących na okres 6, 10 i 11 dni bez postawienia ich przed sędzią naruszyło ich prawo do wolności, nawet w kontekście walki z terroryzmem, powołując się na ugruntowane orzecznictwo wymagające szybkiej kontroli sądowej. W kwestii art. 6 ust. 1 i 3 lit. c, Trybunał stwierdził, że pomimo zarzutów o wymuszone zeznania i brak dostępu do adwokata na początkowym etapie, ogólny przebieg postępowania krajowego był rzetelny. Skarżący mieli reprezentację prawną przed sądami krajowymi, a wyroki opierały się na różnorodnych dowodach, nie tylko na kwestionowanych zeznaniach.
Stan faktyczny
Ośmiu obywateli Turcji zostało aresztowanych w czerwcu i lipcu 1996 roku pod zarzutem przynależności do organizacji terrorystycznej PKK. Część skarżących (Çelik, Sakçak, Dal) była zatrzymana przez 10 dni, a następnie aresztowana. Pozostali (Anyığ, Kılınç, Demir, İlhan) byli zatrzymani przez 6 dni, a następnie zwolnieni do czasu procesu. Wszyscy zostali oskarżeni na podstawie tureckiego kodeksu karnego i skazani przez Państwowy Sąd Bezpieczeństwa (DGM) na kary pozbawienia wolności, które zostały następnie utrzymane lub zmienione i utrzymane przez Sąd Kasacyjny.
Rozstrzygnięcie
Trybunał stwierdza naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji. Trybunał uznaje skargę dotyczącą art. 6 ust. 1 i 3 lit. c Konwencji za niedopuszczalną. Trybunał zasądza zadośćuczynienie pieniężne za szkodę niemajątkową oraz zwrot kosztów i wydatków.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ANYIĞ VE DĐĞERLERĐ - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 51176 / 99)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Mart 2006   Đꢀbu karar Sözleꢀme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek   olup ꢀekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (51176/99) baꢀvuru no’lu davanın nedeni bu   ülkenin sekiz vatandaꢀı Nurettin Anyığ, Mehmet Mevsül Kılınç, Gazi Çelik, Fesih Sakçak,   Sever Altın, Gülten Demir, Maꢀallah Dal ve Melek Đlhan’ın (baꢀvuranlar) 22 Ekim 1996   tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin eski 25.   maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur. Baꢀvuranlar Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi   (AĐHM) önünde Đzmir Barosu avukatlarından M. Đꢀeri tarafından temsil edilmektedirler.   OLAYLAR   Baꢀvuranlar Nurettin Anyığ, Mehmet Mevsül Kılınç, Gülten Demir, Melek Đlhan, Gazi Çelik,   Fesih Sakçak, Maꢀallah Dal ve Sever Altın sırasıyla 1965, 1976, 1976, 1980, 1958, 1975,   ve 1956 doğumlu T.C. vatandaꢀıdırlar. Olayların meydana geldiği dönemde Nurettin   Anyığ Antalya’da, Mehmet Mevsül Kılınç Urfa’da, Gülten Demir Mersin’de, Melek Đlhan   Muꢀ’ta, Gazi Çelik ve Sever Altın Đzmir’de, Fesih Sakçak Diyarbakır’da ve Maꢀallah Dal   Adana’da ikamet etmekteydi.   Baꢀvuranlar Gazi Çelik, Fesih Sakçak, Maꢀallah Dal terör örgütü PKK mensubu oldukları   ꢀüphesiyle 17 Haziran 1996 tarihinde Đzmir Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ekipleri   tarafından yakalanarak gözaltına alınmıꢀlar, Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM)   yetkili hakimi karꢀısına çıkarıldıkları 27 Haziran 1996 tarihine dek gözaltında kalmıꢀlardır.   Yetkili hakim adı geçenlerin tutuklu yargılanmalarına karar vermiꢀtir.   Baꢀvuranlar Nurettin Anyığ, Mehmet Mevsül Kılınç, Gülten Demir, Melek Đlhan, terör örgütü   PKK mensubu oldukları ꢀüphesiyle 3 Temmuz 1996 tarihinde Antalya Emniyet Müdürlüğü   Terörle Mücadele ekipleri tarafından yakalanarak gözaltına alınmıꢀlar, altı gün gözaltında   kalmıꢀlardır. Baꢀvuranlar 9 Temmuz 1996 tarihinde tutuksuz yargılanmak üzere serbest   bırakılmıꢀtır.   1. Anyığ, Kılınç, Demir ve Đlhan hakkında yürütülen yargı süreci   DGM Cumhuriyet Savcısı 29 Temmuz 1996 tarihli bir iddianame ile Nurettin Anyığ, Mevsül   Kılınç, Gülten Demir ve Melek Đlhan’ın TCK’nın 168 §§ 1. ve 2. maddelerine dayalı olarak   mahkumiyetlerini talep etmiꢀtir. Nurettin Anyığ özellikle PKK’nın sorumlularından biri   olmakla itham edilmiꢀtir.   DGM 22 Mayıs 1997 tarihli bir kararla, Nurettin Anyığ ve Mevsül Kılınç’ı on iki yıl altı ay,   Gülten Demir’i üç yıl dokuz ay hapis ve üç yıl kamu hizmetinden men cezasına, olayların   meydana geldiği sırada reꢀit olmaması nedeniyle Melek Đlhan’ın iki yıl altı ay hapis cezasına   çarptırılmasına karar vermiꢀtir. DGM, gerekçesinde özellikle tanık ifadelerine, patlayıcı   madde imalatı hakkındaki belgelere, olay, tutuklama ve arama tutanaklarına yer vermiꢀtir.   Yargıtay, baꢀvuranların 25 Kasım 1997 tarihli temyiz baꢀvurusu ve Anyığ’a iliꢀkin müsadere   üzerine 22 Mayıs 1997 tarihli kararı bozmuꢀ ve DGM’ye geri göndermiꢀtir.   Aynı mahkeme 3 Mart 1998 tarihinde Anyığ’ı on altı yıl on gün, Kılınç’ı on iki yıl altı ay,   Gülten Demir’i üç yıl dokuz ay ve Đlhan’ı iki yıl altı ay hapis cezasına çarptırmıꢀtır.   Baꢀvuranlar temyize gitmiꢀlerdir. Yargıtay 21 Aralık 1998 tarihinde 3 Mart 1998 tarihli kararı   onamıꢀtır.   2. Sakçak, Altın, Çelik ve Dal hakkında yürütülen yargı süreci   DGM Cumhuriyet Savcısı 15 Temmuz 1996 tarihinde TCK’nın 168. maddesi uyarınca Fesik   Sakçak, Maꢀallah Dal ve Sever Altın’ın, TCK’nın 169. maddesi uyarınca Gazi Çelik’in   mahkumiyetini talep etmiꢀtir.   DGM 12 Haziran 1997 tarihli bir kararla Gazi Çelik’i üç yıl dokuz ay, Fesih Sakçak, Maꢀallah   Dal ve Sever Altın’ı on iki yıl altı ay hapis cezasına çarptırmıꢀtır.   Baꢀvuranlar hakkındaki dosyayı incelemesinin ardından Yargıtay 3 Mart 1998 tarihinde 12   Haziran 1997 tarihli kararı onamıꢀtır.   HUKUK AÇISINDAN   I. AĐHS’NĐN 5 § 3. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuranlar gözaltı süresinin uzunluğundan ꢀikayetçi olmakta, bu noktada AĐHS’nin 5 § 3.   maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedirler.   A. Kabuledilebilirliğe iliꢀkin   AĐHM bu ꢀikayetin AĐHS’nin 35 § 3. maddesi uyarınca dayanaktan yoksun olmadığı,   baꢀvurunun kabuledilemez bulunması için hiçbir gerekçenin yer almadığı tespitinde   bulunmaktadır. Baꢀvurunun kabul edilmesi gerekmektedir.   B. Esas hakkında   Hükümet bu davada özellikle gözaltı süresi uygulamasının yasa ile öngörülen sınırları   aꢀmadığını belirtmekte, bu bağlamda, baꢀvuranların itham edildiği ve «kanıtların bir araya   getirilmesindeki güçlük nedeniyle dosyanın ön hazırlık soruꢀturmasının uzun bir süreyi   gerektirdiği» terör suçlarına iliꢀkin soruꢀturmanın özel yapısına ve zorluklarına dikkat   çekmektedir.   AĐHM, geçmiꢀte de birçok defa yetkililerin terör suçlarına iliꢀkin soruꢀturmalarda özel   sorunlarla karꢀılaꢀtıklarını kabul etmiꢀtir (Bkz. diğerleri arasında, Brogan ve diğerleri-   Đngiltere kararı, 29 Kasım 1988, seri: A 145-B, s.33 § 61, Murray-Đngiltere kararı 28 Ekim   1994, seri: A no: 300-A, § 58; Aksoy-Türkiye kararı 18 Aralık 1996, 1996-VI, § 78; Sakık ve   diğerleri-Türkiye kararı, 26 Kasım 1997, 1997-VII, § 41, ve Dikme-Türkiye kararı, no:   20869/92, AĐHM 2000-VIII). Bununla birlikte bu durum 5. madde uyarınca, yetkililere terör   suçu iꢀlendiğini belirttikleri her durumda zanlıları iç hukuk mercilerinin ve Sözleꢀme   Organlarının kontrolü dıꢀında tutuklama ve gözaltına alma serbestisi tanımamaktadır (Bkz.   mutatis mutandis, sözü edilen Murray kararı, § 58).   AĐHM, gözaltı süresinin sırasıyla Anyığ, Kılınç, Demir ve Đlhan için altı gün, Altın için on   gün, Çelik, Sakçak ve Dal için on bir gün olduğunu gözlemlemektedir.   AĐHM, daha önce de 5 § 3. maddede belirlenen kati sınırların ötesinde, teröre karꢀı iꢀlenen   kolektif suçların cezalandırılması amaçlansa dahi hukuki denetim olmaksızın gözaltı süresinin   dört gün altı saat olduğu sonucuna varıldığını hatırlatmaktadır (Bkz. sözü edilen Brogan ve   diğerleri kararı, s. 33, § 62).   AĐHM, baꢀvuranların «yetkili bir hakim önüne» çıkarılmaksızın altı, on ve on bir gün süreyle   tutulu bulundurulmasını kabul edememektedir.   Bu nedenle, AĐHS’nin 5 § 3. maddesi ihlal edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 6 §§ 1. VE 3 c) MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   HAKKINDA   Baꢀvuranlar mahkumiyetlerinin iꢀkence altında vermiꢀ oldukları itiraflara dayalı olduğundan   ꢀikayetçi olmakta, savunmalarını hazırlaması için bir avukat bulundurma hakkından   yararlanamadıklarını iddia etmektedirler. Baꢀvuranlar bu yönde AĐHS’nin 6 §§ 1. ve 3 c)   maddesinin ihlal edildiğini öne sürmektedir.   Hükümet bu sava karꢀı çıkmaktadır. Hükümet, Bayan Çelik ile 25 Haziran 1996’da karꢀılaꢀan   Bay Çelik haricinde baꢀvuranların gözaltında bulundukları süre boyunca avukat bulundurma   talebinde bulunmadıklarını savunmakta ayrıca, bütün baꢀvuranların Devlet Güvenlik   Mahkemesi’nde olduğu kadar Yargıtay önünde de bir avukat aracılığıyla temsil edildiklerini   belirtmektedir.   Yargılamanın adilliği ile ilgili olarak Hükümet, baꢀvuranların suçunu tespit etmek için   DGM’nin polis tarafından elde edilmiꢀ birçok delil unsuruna dayandığının altını çizmektedir.   AĐHM, AĐHS’nin 6. maddesi’nin 3 c) paragrafında yer alan, 1. paragrafı da içeren diğer   unsurların yanı sıra adil yargılanma hakkını güvence altına aldığını hatırlatmaktadır (Bkz.   Imbrioscia-Đsviçre kararı, 24 Kasım 1993, seri: A, no: 275, s. 13, §§ 36–37). 6 § 3 c) maddesi   her sanık «en azından kendi kendini savunma veya bir temsilci aracılığıyla temsil edilme   hakkına sahiptir (…)» dese de bunun koꢀullarını belirtmemiꢀ, Savunmacı Devletlere kendi   hukuk sistemleri içinde bu noktayı güvence altına alacak vasıtaları seçme serbestisini   tanımıꢀtır. AĐHM’ye düꢀen sorumluluk adil bir yargılama gereklerinin uygulanıp   uygulanmadığını tespit etmektir (Bkz. Quaranta-Đsviçre kararı, 24 Mayıs 1991, seri: A no:   205, s. 16, § 30).   AĐHM ayrıca, dava olaylarına ve yargı sürecinin özel koꢀullarına bağlı olarak süren   soruꢀturmada AĐHS’nin 6 §§ 1 ve 3 c) maddesinin uygulanma biçimlerinin altını çizmektedir.   6. madde uyarınca arzu edilen –adil yargılama– düzeyine eriꢀmek için sözü edilen davada iç   hukuktaki yargı süreçlerinin tamamının dikkate alınması gerekir (Bkz. sözü edilen Imbrioscia,   s. 14, § 38).   AĐHM, yargılamanın her aꢀamasında itiraflarda bulunan Anyığ haricinde baꢀvuranların   gözaltında maruz kaldıkları baskılar nedeniyle iddialarında ayrıntılara girmeksizin polise   verdikleri ifadeleri inkâr ettiklerini gözlemlemektedir. Adı geçenler Devlet Güvenlik   Mahkemesi önünde terörist örgüt ile hiçbir bağlarının olmadığını beyan etmekle   yetinmiꢀlerdir.   Avukat bulundurma hakkından yararlanılmadığı iddiasıyla ilgili olarak AĐHM, baꢀvuranlara   DGM önünde olduğu kadar Yargıtay karꢀısında da yasal temsilcilerinin kendilerine eꢀlik   ettiğini not etmektedir.   Baꢀvuranlar görüꢀlerini ve kanıt unsurlarını sundukları, görgü tanıklarını dinlettikleri   çekiꢀmeli bir yargı sürecinde mahkum edilmiꢀlerdir. Ayrıca, baꢀvuranların suçluluğunu   ispatlamak için mahkeme özellikle Anyığ’ın hakim karꢀısındaki itiraflarına, diğer baꢀvuranlar   için suç ortağı sanıkların ifadelerine, olay yeri tespit tutanağına ve kesin delillere dayanmıꢀtır.   Dava dosyasında yer alan unsurların genel olarak incelenmesinden AĐHM baꢀvuranların adil   bir yargılanma hakkından yoksun kalmadıklarına itibar etmektedir. Bu koꢀullar çerçevesinde,   baꢀvurunun bu bölümünde AĐHS’nin 6 §§ 1. ve 3. maddelerinin ihlali bulunmamaktadır (Bkz.   örneğin Yılmaz Karakaꢀ-Türkiye kararı, no: 68909/01, 9 Kasım 2004).   Baꢀvurunun bu bölümünün dayanaktan yoksun bulunması nedeniyle AĐHS’nin 35 §§ 3. ve 4.   maddeleri uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.   III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI   A. Tazminat   Baꢀvuranlar manevi tazminat olarak ꢀu miktarları talep etmektedirler: Anyığ 23.000 Euro,   Kılınç 23.000 Euro, Demir, 13.000 Euro, Đlhan 13.000 Euro, Sakçak 25.000 Euro, Dal 25.000   Euro, Altın 24.500 Euro ve Çelik 15.000 Euro.   Hükümet bu miktarlara karꢀı çıkmıꢀtır.   AĐHM, sözkonusu olayların koꢀulları ve AĐHS’nin 41. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun   olarak baꢀvuranların her biri Anyığ, Kılınç, Demir ve Đlhan için 1.000 Euro, Altın için 3.000   Euro, Çelik, Sakçak ve Dal için 3.500 Euro manevi tazminat ödenmesini kararlaꢀtırmıꢀtır.   B. Masraf ve harcamalar   Baꢀvuranlar iç hukukta ve AĐHM nezdinde yapmıꢀ olduğu harcamalar için toplam 3.000 Euro   talep etmektedirler.   Hükümet bu miktarı aꢀırı olarak değerlendirmiꢀtir.   AĐHM’nin yerleꢀik içtihadına göre ve hakkaniyete uygun olarak yargı giderleri için   baꢀvuranlara toplam 1.500 Euro ödenmesine karar vermiꢀtir.   C. Gecikme Faizi   AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3   puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1.AĐHS’nin 5 § 3. maddesine iliꢀkin ꢀikayetin kabuledilebilir, bunun dıꢀında kalan ꢀikayetin   kabuledilemez olduğuna;   2. AĐHS’nin 5 § 3. maddesinin ihlal edildiğine;   3. a) AĐHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümetin;   i.   manevi tazminat olarak baꢀvuranların her biri Anyığ, Kılınç, Demir ve Đlhan için   1.000 (bin) Euro, Altın için 3.000 (üç bin) Euro, Çelik, Sakçak ve Dal için   3.500’ꢀer (üç bin beꢀ yüz) Euro;   ii.   masraf ve harcamalar için baꢀvuranlara toplam 1.500 (bin beꢀ yüz) Euro   ödemesine;   iii.   yukarıda belirtilen miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;   b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez   Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faizin   uygulanmasına;   4. Adil tazmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢁTĐR   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.   maddelerine uygun olarak 23 Mart 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.   6

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło