5138/04

WyrokETPCz2009-02-03ECLI:CE:ECHR:2009:0203JUD000513804

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy brak dostępu do adwokata podczas zatrzymania i przesłuchania, gdy zeznania uzyskane w tych okolicznościach stanowiły podstawę skazania, naruszył prawo do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 w związku z art. 6 ust. 3 lit. c Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał, powołując się na zasady ustalone w sprawie Salduz przeciwko Turcji, uznał, że ograniczenie dostępu skarżącego do adwokata było systematyczne i dotyczyło wszystkich zatrzymanych w związku z przestępstwami podlegającymi jurysdykcji Państwowych Sądów Bezpieczeństwa (DGM). Mimo że skarżący miał dostęp do adwokata w późniejszych etapach postępowania, Diyarbakır DGM oparł swoje skazanie głównie na zeznaniach złożonych przez skarżącego w areszcie, bez obecności adwokata. Trybunał stwierdził, że to początkowe ograniczenie dostępu do adwokata nieodwracalnie naruszyło prawa obrony skarżącego, a późniejsza pomoc prawna nie była w stanie naprawić tego uchybienia.
Stan faktyczny
Skarżący, Nusret Amutgan, urodzony w 1970 roku, odbywa karę pozbawienia wolności w Gaziantep. Został zatrzymany 27 kwietnia 1998 roku podczas operacji wojskowej pod zarzutem przynależności do PKK. Był przesłuchiwany w areszcie żandarmerii bez obecności adwokata, gdzie złożył szczegółowe zeznania. Zeznania te potwierdził przed prokuratorem i sędzią śledczym, również bez adwokata. 28 listopada 2002 roku Diyarbakır DGM skazał go na karę śmierci (zamienioną na dożywocie), opierając się w dużej mierze na zeznaniach złożonych bez adwokata. Sąd Kasacyjny oddalił jego odwołanie 16 września 2003 roku.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Stwierdził, że skarga jest dopuszczalna. 2. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 3 lit. c Konwencji w związku z art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu braku dostępu skarżącego do adwokata w areszcie. 3. Zasądził na rzecz skarżącego 1 500 euro tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 1 000 euro tytułem zwrotu kosztów i wydatków. 4. Oddalił pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   OF EUROPE   AVRUPA   KONSEYĐ   EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   AMUTGAN – TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no. 5138/04)   KARAR   STRAZBURG   ꢀubat 2009   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde   kesinleꢀecektir. ꢁekli düzeltmelere tâbi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   AMUTGAN – TÜRKĐYE KARARI   USUL   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 5138/04 no’lu davanın nedeni Nusret Amutgan   adlı T.C. vatandaꢁının (“baꢁvuran”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (“AĐHM”) 29   Aralık 2003 tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢁkin   Sözleꢁme’nin (“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıꢁ olduğu baꢁvurudur.   Baꢁvuran, AĐHM önünde Gaziantep Barosu avukatlarından B. Özpolat tarafından temsil   edilmiꢁtir.   OLAYLAR   DAVANIN KOꢀULLARI   Baꢁvuran 1970 doğumludur ve halen Gaziantep H-tipi Cezaevi’nde hapis cezası   çekmektedir.   Baꢁvuran, 27 Nisan 1998 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından yürütülen bir   askeri operasyon sırasında PKK mensubu olduğu ꢁüphesiyle yakalanıp gözaltına alınmıꢁtır.   Bir jandarma karakolunda gözaltına alınan baꢁvuran, avukatı bulunmadığı halde sorgulanmıꢁ   ve ayrıntılı ifadesi kelimesi kelimesine tutanağa geçirilmiꢁtir. Đfadeye göre baꢁvuran 13 ꢀubat   tarihinde PKK’ya katılmıꢁ ve o tarihten bu yana birtakım silahlı eylem   gerçekleꢁtirmiꢁtir.   Mayıs 1998 tarihinde baꢁvuran savcı ve sonrasında sorgu hakimi karꢁısına çıkarılmıꢁ,   avukatsız yapılan bu sorgular sırasında baꢁvuran, jandarmaya verdiği ifadesini teyit etmiꢁ ve   birtakım silahlı eylemler yaptığını tekrarlamıꢁtır. Baꢁvuran sorgu hakiminin kararı ile   tutuklanmıꢁtır.   Haziran 1998 tarihinde Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi savcısı, hazırladığı   iddianamede baꢁvuranı devlet topraklarının bir kısmını devlet idaresinden ayırmak amacıyla   faaliyette bulunmakla suçlamıꢁ, TCK’nın 125. maddesi uyarınca ölüm cezası ile   cezalandırılmasını talep etmiꢁtir.   Baꢁvuran ve diğer 7 sanığın yargılaması 20 Ağustos 1998 tarihinde Diyarbakır DGM’de   baꢁlamıꢁ, yargılama sırasında baꢁvuran avukatı tarafından temsil edilmiꢁtir. Mahkemeye   PKK’ya 1995 yılında katıldığını ve askeri eğitim aldığını ifade etmiꢁtir. Aleyhinde getirilen   belli suçlamaları kabul etmiꢁtir. Baꢁvuran duruꢁmalarda ayrıca jandarma karakolunda verdiği   ifadeye parmak basmaya zorlandığını söylemiꢁtir.   Kasım 2002 tarihinde Diyarbakır DGM baꢁvuranı atılı suçlardan mahkûm etmiꢁ ve   ölüm cezasına çarptırmıꢁtır. Ölüm cezası ömür boyu hapse çevrilmiꢁtir. Mahkeme diğer   hususların yanı sıra baꢁvuranın yakalanmasından sonra ve mahkemede alınan ifadelerine   dayanarak birtakım yasadıꢁı eylemlerde bulunduğu ve bazı köy korucularının kaçırılması ve   öldürülmesi eylemlerinde yer aldığını tespit etmiꢁtir.   Eylül 2003 tarihinde Yargıtay baꢁvuranın itirazını reddetmiꢁtir.   AMUTGAN – TÜRKĐYE KARARI   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢁvuran, gözaltında avukat hakkından mahrum bırakılması nedeniyle savunma   haklarının ihlal edildiğini iddia etmiꢁ, iddiasını AĐHS’nin 6/3 (c) iddiasına dayandırmıꢁtır.   A. Kabuledilebilirlik   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢁvurunun dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeden AĐHM, baꢁvurunun baꢁka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik   unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢁvuru kabuledilebilir niteliktedir.   B. Esas   Baꢁvuran gözaltında avukat yardımı hakkına getirilen kısıtlamanın adil yargılanma   hakkını ihlal ettiğini ifade etmiꢁtir. Okuma-yazması olmadığını, bu nedenle jandarma   tarafından alınan ifadesinde ne yazdığını bilmediğini savunmuꢁtur. Ayrıca ifadesinin   kendisine okunmadığını ve onaylaması amacıyla ifadeye parmak basmaya zorlandığını ifade   etmiꢁtir.   Hükümet öncelikle yargılamanın adil olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın   tamamının dikkate alınması gerektiğini savunmuꢁtur. DGM ve Yargıtay önündeki   yargılamada bir avukat tarafından temsil edilmiꢁ olması nedeniyle baꢁvuranın adil yargılanma   hakkı ihlal edilmemiꢁtir. Hükümet ayrıca okuma-yazma bilmemesi nedeniyle jandarmada   alınan ifadesinin baꢁvurana okunduğunu belirtmiꢁtir. Gözaltı süresince yaptığı itirafların   baꢁvuranın mahkûmiyetinin tek dayanağı olmadığının altını çizmiꢁlerdir.   AĐHM, Salduz – Türkiye ([BD], no. 36391/02) kararında ortay koyduğu temel ilkeleri   hatırlatır.   Mevcut davada AĐHM, baꢁvuranın avukata eriꢁimine getirilen kısıtlamanın sistematik   olduğu ve bunun DGM’lerin yetki alanına giren bir suçla bağlantılı olarak gözaltına alınan   herkese uygulandığını kaydeder. AĐHM, baꢁvuranın tutukluluğundan sonra ve müteakip   yargılamada bir avukata eriꢁiminin ve iddia makamının görüꢁlerine itiraz etme imkânının   bulunduğunu gözlemler. Ne var ki Diyarbakır DGM baꢁvuranı mahkûm ederken ağırlıklı   olarak baꢁvuranın gözaltında, bir avukat olmadığı halde alınan ifadelerine dayanmıꢁtır.   Dolayısıyla somut davada baꢁvuran ꢁüphesiz sözkonusu ifadelere iliꢁkin olarak avukata   eriꢁimine getirilen kısıtlamadan etkilenmiꢁtir. Daha sonra bir avukatın sağladığı yardım ya da   müteakip yargılamanın çekiꢁmeli niteliği bu eksikliği giderememiꢁtir.   Sonuç olarak baꢁvuranın aleyhindeki delillere yargılama ve temyiz aꢁamasında itiraz   etme imkânı bulunmasına rağmen gözaltında avukattan mahrum bırakılması savunma   haklarını onarılamaz ꢁekilde etkilemiꢁtir.   Dolayısıyla mevcut davada AĐHS’nin 6/3 (c) maddesi, 6/1 maddesi ile bağlantılı olarak   ihlal edilmiꢁtir.   AMUTGAN – TÜRKĐYE KARARI   II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   AĐHS’nin 41. maddesine göre:   “Mahkeme iꢁbu Sözleꢁme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek   Sözleꢁmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,   hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   A. Tazminat   Baꢁvuran 15,000 Yeni Türk Lirası (YTL) (yaklaꢁık 7,700 Euro) maddi, 30,000 YTL   manevi tazminat talep etmiꢁ, Hükümet taleplere karꢁı çıkmıꢁtır.   AĐHM, tespit edilen ihlal ile talep edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı   kuramamaktadır; bu nedenle talebi reddeder. Ancak hakkaniyete uygun bir değerlendirmeyle   baꢁvurana 1,500 Euro manevi tazminat ödenmesini uygun bulmaktadır.   AĐHM, baꢁvuranın talep etmesi halinde yargılamanın AĐHS’nin 6/1 maddesi gereklerine   uygun olarak yeniden yapılmasının en uygun telafi ꢁekli olacağı görüꢁündedir (bkz. mutatis   mutandis, Gençel – Türkiye, no. 53431/99; Salduz, yukarıda anılan).   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢁvuranın avukatı, Gaziantep Barosu’nun ücretler tarifesine dayanarak davanın   hazırlanması ve AĐHM önünde temsili için yapılan 21 saatlik çalıꢁma ücretine tekabül eden   8,400 YTL’lik (yaklaꢁık 4,300 Euro) masraf ve giderin ödenmesini talep etmiꢁtir. Ayrıca   masraf ve giderler için 1,825 YTL (yaklaꢁık 940 Euro) talep etmiꢁtir. Bu bağlamda tercüme   için ödenmiꢁ 325 YTL’lik (yaklaꢁık 167 Euro) bir fatura ibraz etmiꢁtir.   Hükümet taleplere karꢁı çıkmıꢁtır.   AĐHM’nin içtihadına göre bir baꢁvuran, ancak masrafların gerçekten ve gerektiği için   yapıldığı ve miktarın makul olduğu kanıtlanmıꢁ ise bunları geri almaya hak kazanmaktadır.   Sözkonusu davada elindeki bilgileri ve yukarıdaki ölçütleri göz önünde bulundurarak AĐHM   baꢁvurana bu baꢁlık altında 1,000 Euro ödenmesini uygun bulmaktadır.   C. Gecikme faizi   AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine   uyguladığı orana üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar   vermiꢁtir.   AMUTGAN – TÜRKĐYE KARARI   BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢁvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. Baꢁvuranın gözaltında avukat yardımından yararlanmaması nedeniyle 6/1 maddesiyle   bağlantılı olarak AĐHS’nin 6/3 (c) maddesinin ihlal edildiğine;   3. (a) Sorumlu devletin baꢁvurana, AĐHS’nin 44/2 maddesi uyarınca kararın kesinleꢁtiği   tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Türk Lirası’na   çevrilmek üzere:   (i) 1,500 Euro (bin beꢁ yüz Euro) manevi tazminat;   (ii) 1,000 Euro (bin Euro) yargılama masraf ve giderleri;   (iii) bu miktarlara uygulanabilecek her tür vergiyi ödemesine;   (b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için Avrupa   Merkez Bankası’nın marjinal kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle   elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;   4. Adil tatmine iliꢁkin diğer taleplerin reddine   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đꢁbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢁ ve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragrafları uyarınca 3 ꢀubat 2009 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢁtir.   4

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło