5173/05
WyrokETPCz2009-10-27ECLI:CE:ECHR:2009:1027JUD000517305
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania o odszkodowanie, wynikająca głównie z konfliktów jurysdykcyjnych między sądami krajowymi, naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że główną przyczyną nadmiernej długości postępowania (4 lata i 8 miesięcy) było nieskuteczne rozwiązywanie konfliktów jurysdykcyjnych między Wojskowym Najwyższym Sądem Administracyjnym a cywilnym sądem administracyjnym, a następnie Sądem Konfliktów. Pomimo początkowych błędów proceduralnych skarżącej, Trybunał stwierdził, że opóźnienia spowodowane przez władze sądowe w rozstrzygnięciu kwestii właściwości były nadmierne. Podkreślono również, że sprawa miała szczególne znaczenie dla skarżącej ze względu na śmierć jej męża, co wymagało od sądów krajowych szczególnej staranności.Stan faktyczny
Mąż skarżącej zmarł 22 listopada 1998 r. podczas obowiązkowej służby wojskowej z powodu wrodzonej wady serca. 19 października 1999 r. skarżąca złożyła pozew o odszkodowanie i wniosek o rentę przed Wojskowym Najwyższym Sądem Administracyjnym (AYİM). Postępowanie było wielokrotnie przekazywane między AYİM a cywilnym sądem administracyjnym w Ankarze z powodu sporów o właściwość, które ostatecznie rozstrzygnął Sąd Konfliktów. Ostatecznie, 16 czerwca 2004 r., AYİM zasądził skarżącej odszkodowanie z odsetkami.Rozstrzygnięcie
Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Zasądza skarżącej 1500 Euro tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową. Oddala pozostałą część żądania słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
AVRUPA
OF E U R O P E
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
ELĐF KARAKAYA – TÜRKĐYE
(B a ꢀvuru no. 5173/05)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Ekim 2009
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir.
ꢁekli düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 5173/05 no’lu davanın nedeni, Elif Karakaya
(“baꢀvuran”) adlı T.C. vatandaꢀının, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 10 Ocak 2005
tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin (“Avrupa
Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin - AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuran Đstanbul Barosu avukatlarından S. Kızılkaya ve Đ.H. Altan tarafından temsil
edilmiꢀtir.
OLAYLAR
Baꢀvuranın eꢀi 22 Kasım 1998 tarihinde zorunlu askerlik hizmetini yaparken, otopsisinde
teꢀhis edildiği üzere doğuꢀtan kalp rahatsızlığına bağlı olarak kalp krizi geçirip vefat etmiꢀtir.
Baꢀvuran, 19 Ekim 1999 tarihinde, Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi'nde (AYĐM)
tazminat davası açmıꢀ, ayrıca emekli aylığı bağlanmasını talep etmiꢀtir.
Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi Daireler Kurulu 6 Ocak 2000 tarihinde baꢀvuranın
talebini, ilgili iç mevzuatla uyumlu olarak, iddialarının her biri için iki ayrı dava açması
gerektiği gerekçesiyle reddetmiꢀtir. Baꢀvuran 4 ꢁubat 2000 tarihinde AYĐM’de yeniden, bu
kez ayrı davalar açmıꢀtır.
AYĐM 1 Mart 2000 tarihinde ara karar çıkarmıꢀ, baꢀvuranın dava açmadan önce Đçiꢀleri
Bakanlığı’ndan tazminat talep edip etmediğini tahkik etmiꢀtir. Mahkeme, ilgili idare
makamlardan bu yönde bir tazminat talep edilmediği için, ulusal hükümlere istinaden,
baꢀvuranın tazminat talebini 29 Mart 2010 tarihinde Đçiꢀleri Bakanlığı’na iletmiꢀtir.
Bu esnada Đçiꢀleri Bakanlığı Jandarma Genel Komutanlığı tarafından 12 ꢁubat 2000
tarihinde baꢀvurana tazminat ödenmiꢀtir. Đçiꢀleri Bakanlığı belirsiz bir tarihte baꢀvuranın
tazminat talebini, tazminatın daha önceden ödendiği gerekçesiyle reddetmiꢀtir. Bu karar
baꢀvurana 24 Mayıs 2000 tarihinde tebliğ edilmiꢀtir.
Baꢀvuran ön koꢀula uyarak, 1 Haziran 2000 tarihinde AYĐM’de yeniden tazminat davası
açmıꢀ, aynı tazminat miktarına ek olarak avukat yardımı talep etmiꢀtir. AYĐM, ilgili
hükümlerle baꢀvurana ödenen tazminata atıfta bulunarak, 28 Haziran 2000 tarihinde
baꢀvuranın avukat yardımı talebini reddetmiꢀtir.
AYĐM Đkinci Dairesi 27 Mart 2002 tarihinde baꢀvuranın tazminat talebine iliꢀkin olarak,
baꢀvuranın askeri personel olmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiꢀtir. Đlgili ulusal
mevzuata istinaden, daire, davanın, yetkili sivil idare mahkemesinde açılması gerektiğine
karar vermiꢀtir.
Baꢀvuran 7 Haziran 2002 tarihinde Ankara Đdare Mahkemesi’nde tazminat davası
açmıꢀtır. Ankara Đdare Mahkemesi 17 Temmuz 2003 tarihinde konunun askeri mahiyeti
nedeniyle AYĐM tarafından incelenmesi gerektiğini kaydetmiꢀ ve davayı uyuꢀmazlık
mahkemesine havale etmiꢀtir. Uyuꢀmazlık Mahkemesi 17 Kasım 2003 tarihinde davanın
askeri idare mahkemesinin yargı yetkisine girdiğine karar vermiꢀtir.
Ankara Đdare Mahkemesi yukarıdaki karara atıfta bulunarak, 19 Aralık 2003 tarihinde
görevsizlik kararı vermiꢀtir. Bunun üzerine AYĐM davanın esasını incelemeye devam
etmiꢀtir. 3 Mayıs 2004 tarihinde baꢀvuranın, oluꢀtuğu iddia edilen maddi ve manevi zararına
iliꢀkin bir bilirkiꢀi raporu Ankara Đdare Mahkemesi’ne sunulmuꢀtur. Baꢀvuran bilirkiꢀi
raporunda ifade edilen meblağlara itiraz etmiꢀtir.
AYĐM, 16 Haziran 2004 tarihinde baꢀvurana yasal faiz oranıyla beraber tazminat
ödenmesine karar vermiꢀtir. Karar baꢀvurana 27 Temmuz 2004 tarihinde tebliğ edilmiꢀtir.
Baꢀvuran düzeltme talebinde bulunmamıꢀtır.
HUKUK
Baꢀvuran tazminat davasının süresinin AĐHS’nin 6/1 maddesinde öngörülen “makul süre”
koꢀuluyla örtüꢀmediğinden ꢀikayetçi olmuꢀtur. Hükümet bu sava itiraz etmiꢀ, baꢀvuranın 27
Mart 2002 tarihli görevsizlik kararına itiraz etmesi gerektiğini, bu itirazın sözkonusu süreci
kısaltacağını ileri sürmüꢀtür. Benzer biçimde, baꢀvuran 16 Haziran 2004 tarihli karara da
itiraz etmemiꢀ, böylelikle iç hukuk yollarını tüketmemiꢀtir.
AĐHM, ꢀu anda Türk yasalarında davanın haddinden uzun sürmesine iliꢀkin ꢀikayetle ilgili
baꢀvurulacak hukuk yolu bulunmadığını gözlemler (bkz. Tamar – Türkiye, 15614/029). Bu
nedenle, mevcut davada verilen son ulusal karar olan 16 Haziran 2004 tarihli karara yapılacak
bir itiraz, baꢀvuranın AĐHM’ye sunduğu, davanın süresine iliꢀkin ꢀikayetine çözüm teꢀkil
edemez.
AĐHM ꢀikayetin AĐHS’nin 35/3 maddesi çerçevesinde dayanaktan yoksun olmadığını
kaydeder. Ayrıca AĐHM, baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle ꢀikayet kabuledilebilir niteliktedir.
Göz önünde bulundurulacak süre 19 Ekim 1999 tarihinde baꢀlamıꢀ,16 Haziran 2004
tarihinde sona ermiꢀtir. Dava, hukuki ihtilaflardan ötürü, biri uyuꢀmazlık mahkemesi olmak
üzere üç farklı mahkeme önünde 4 yıl 8 ay sürmüꢀtür.
AĐHM, bir yargılama süresinin makul nitelikte olup olmadığının, davanın karmaꢀıklığı,
baꢀvuranın ve yetkili makamların tutumu ile davanın ilgililer açısından arz ettiği öneme
bakılarak belirlenmesi gerektiğini yineler (diğerlerinin yanı sıra bkz. Frydlender – Fransa
[BD], 30979/96).
Hükümet’in, baꢀvuranın 27 Mart 2002 tarihli görevsizlik kararına itiraz etmesi gerektiğine
ve bu itirazın sözkonusu süreci kısaltacağına iliꢀkin görüꢀüyle ilgili olarak AĐHM, bunun
farazi bir yaklaꢀım olduğunu kaydeder. Bu karara itiraz etmek, meselenin sonuçta uyuꢀmazlık
mahkemesi tarafından çözüldüğü düꢀünüldüğünde, davayı daha da uzatacaktı. Baꢀvuran
yalnızca görevsizlik kararına riayet etmiꢀ, ꢀikayetini AYĐM’in yönlendirdiği üzere idare
mahkemelerine taꢀımıꢀtır.
AĐHM, baꢀvuranın tazminat davasını 19 Ekim 1999 tarihinde açtığını gözlemler. Öte
yandan, usule iliꢀkin belirli hukuki koꢀulları yerine getirmediği için, ꢀikayetini 4 ꢁubat ve 1
Haziran 2000 tarihlerinde yinelemek durumunda kalmıꢀtır. Böylelikle, AĐHM, baꢀvuranın bu
süre içinde titizlik göstermediği kanısındadır. Dolayısıyla 19 Ekim 1999 ile 1 Haziran 2000
tarihleri arasında sürenin, sözkonusu gecikmenin değerlendirilmesinde, makamlara
atfedilemeyeceği kanısındadır.
AĐHM ayrıca baꢀvuranın 1 Haziran 2000 tarihinde yeniden tazminat davası açmasının
ardından, yaklaꢀık bir yıl dokuz ay sonra AYĐM’in 27 Mart 2002 tarihinde görevsizlik kararı
verdiğini gözlemler. Benzer biçimde, Ankara Đdare Mahkemesi, dava açıldıktan bir yıl bir ay
sonra, 17 Temmuz 2003 tarihinde görevsizlik kararı vermiꢀtir. AĐHM, her iki durumda da,
kararların, baꢀvuranın esasa iliꢀkin talebinin incelenmesiyle değil, yetki alanı sorunuyla sınırlı
olduklarını kaydeder. AĐHM, mevcut davanın uzun sürmesinin ana nedeninin, yargı alanı
sorununun etkili biçimde çözülmemesi olduğu kanısındadır. AĐHM’ye göre bu nedenle oluꢀan
gecikme haddinden uzundur. Bu konu belirlendikten sonra, AYĐM baꢀvuranın tazminat
talebinin incelenmesini, bilirkiꢀi raporunun sunulduğu da göz önünde bulundurulduğunda
makul bir süre olan altı ayda tamamlamıꢀtır.
Öte yandan AĐHM, davaya konu olayın, eꢀinin ölümünün ardından, baꢀvuran için çok
önemli olduğunu ve ulusal mahkemelerin titizlik göstermelerini gerektirdiğini
vurgulamaktadır.
Sonuç olarak, AĐHM, konuya iliꢀkin içtihadına dayanarak, mevcut davada, yargı alanı
ihtilafını çözmede yaꢀanan gecikmenin haddinden uzun olduğu, bu nedenle, davanın genel
uzunluğunun “makul süre” koꢀulunu karꢀılayamadığı kanısındadır.
Buna göre AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
Baꢀvuran toplam 154.754.760 Türk Lirası (yaklaꢀık 73.692.742 Euro) maddi tazminat
talep etmiꢀtir. Bu meblağ, baꢀvurana göre, faiziyle beraber ulusal mahkemelerin ödenmesine
hükmetmesi gereken tazminatın geri kalan tutarıdır. Baꢀvuran manevi tazminatı AĐHM’nin
takdirine bırakmıꢀ, mahkeme masrafları için talepte bulunmamıꢀtır. Hükümet baꢀvuranın
talebine itiraz etmiꢀtir.
AĐHM tespit edilen ihlal ile meydana geldiği iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı
görememektedir. Bu nedenle bu talebi reddeder. Öte yandan, tazminat davasının gecikmesi
nedeniyle baꢀvuranın bir takım manevi zarara uğramıꢀ olduğu kanısındadır. AĐHM,
hakkaniyete uygun surette bu baꢀlık altında baꢀvurana 1500 Euro ödenmesine hükmeder.
AĐHM, mevcut davada mahkeme masraflarıyla ilgili talepte bulunulmadığını göz önünde
bulundurarak, tazminat ödenmemesine karar verir.
AĐHM gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı
faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar vermiꢀtir.
AĐHM YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYANARAK, OYBĐRLĐĞĐYLE
1. Baꢀvurunun geri kalanının kabuledilebilir olduğuna;
2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. (a) Savunmacı Devlet’in, baꢀvurana, AĐHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın
kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde, uygulanabilecek her tür vergiyle beraber,
ödeme gününde geçerli olan kur üzerinden Türk Lirası’na çevirerek 1500 Euro (bin
beꢀ yüz Euro) manevi tazminat ödemesine,
(b) Yukarıda anılan üç aylık sürenin aꢀılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için
Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan
eklemek suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;
4. Baꢀvuranın adil tazmin talebinin kalan kısmının reddine,
KARAR VERMĐꢀTĐR.
Đꢀbu karar Đngilizce hazırlanmıꢀ, AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3. maddesi uyarınca Ekim 2009 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.
Françoise Elens-Passos
Zabıt Katibi Yardımcısı
Françoise Tulkens
Baꢀkan
4
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło