51965/99
WyrokETPCz2008-09-30ECLI:CE:ECHR:2008:0930JUD005196599
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy opóźnienie w wypłacie zasądzonego krajowo odszkodowania za bezprawne pozbawienie wolności, prowadzące do utraty jego realnej wartości w wyniku deprecjacji waluty, stanowi naruszenie prawa do poszanowania mienia z art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że prawomocnie zasądzone krajowo odszkodowanie stanowiło "mienie" w rozumieniu art. 1 Protokołu nr 1. Stwierdził, że znaczne opóźnienie w wypłacie tego odszkodowania, połączone z deprecjacją waluty tureckiej w tym okresie, doprowadziło do znaczącej utraty realnej wartości należnej kwoty. Trybunał uznał, że taka utrata wartości, wynikająca z zaniedbań władz, nałożyła na skarżącego nieproporcjonalne obciążenie, co stanowiło naruszenie prawa do poszanowania mienia. Skargi dotyczące art. 5 zostały uznane za niedopuszczalne, ponieważ w odniesieniu do długości zatrzymania nie zachowano terminu sześciu miesięcy, a w odniesieniu do art. 5 ust. 5, władze krajowe nie stwierdziły naruszenia art. 5 ust. 1-4, co jest warunkiem koniecznym do zastosowania art. 5 ust. 5.Stan faktyczny
Skarżący, Ebuzeyt Yakışır, urodzony w 1972 r. i zamieszkały w Diyarbakırze, został zatrzymany 27 stycznia 1993 r. i aresztowany 23 lutego 1993 r. w związku z zarzutami przynależności do organizacji terrorystycznej. Został zwolniony 11 maja 1994 r. i uniewinniony 2 listopada 1994 r. W 1997 r. uzyskał krajowe odszkodowanie za bezprawne pozbawienie wolności na podstawie ustawy nr 466, które zostało prawomocnie zasądzone 30 grudnia 1998 r. Odszkodowanie to zostało wypłacone w dwóch transzach, odpowiednio 9 listopada 1999 r. i 3 marca 2000 r., co doprowadziło do znacznej utraty jego realnej wartości z powodu deprecjacji liry tureckiej.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie:
1. Uznaje skargę dotyczącą art. 5 Konwencji za niedopuszczalną, a pozostałą część skargi za dopuszczalną.
2. Stwierdza naruszenie art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji.
3. Stwierdza, że niniejszy wyrok stanowi wystarczające zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową poniesioną przez skarżącego.
4. Zasądza na rzecz skarżącego, w terminie trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, 1000 EUR tytułem szkody majątkowej oraz 500 EUR tytułem kosztów i wydatków, powiększone o odsetki za zwłokę.
5. Oddala pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYİ
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ DAİRE
YAKIŞIR - TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no: 51965/99)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG Eylül 2008
İşbu karar Sözleşme’nin 44 / 2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup
şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 51965/99 numaralı başvurunun nedeni T.C. vatandaşı
Ebuzeyt Yakışır’ın 9 Mart 1999 tarihinde Temel İnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence
altına alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu
başvurudur.
Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Diyarbakır barosu
avukatlarından M. Beştaş tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
Başvuran 1972 doğumlu olup Diyarbakır’da ikamet etmektedir.
Kuaförlük mesleğini icra eden başvuran 27 Ocak 1993 tarihinde yasadışı terör örgütü PKK’ya
karşı düzenlenen bir operasyon kapsamında polis tarafından yakalanmıştır. İdil Sulh
Mahkemesi’nin kararı ile başvuran 23 Şubat 1993 tarihinde tutuklanmıştır.
Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı 12 Mayıs 1993 tarihli
iddianamesi ile yasadışı silahlı bir örgütün mensubu olma suçunu cezalandıran TCK’nın
168/2 maddesi gereğince başvuranın mahkumiyetini talep etmiştir.
Devlet Güvenlik Mahkemesi 11 Mayıs 1994 tarihinde başvuranı serbest bırakmıştır. Kasım 1994 tarihinde başvuran delil yetersizliğinden beraat etmiştir. Yargıtay 11 Temmuz tarihli hükmü ile bu kararı onamıştır.
Başvuran 15 Mayıs 1997 tarihinde Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi’nde Kanun Dışı
Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkındaki 466 sayılı Kanun
uyarınca tazminat davası açmıştır.
Ağır Ceza Mahkemesi 29 Aralık 1997 tarihli bir karar ile başvurana maddi ve manevi
tazminat olarak toplam 532.578.500 TL. (olayların meydana geldiği dönemde yaklaşık 2.600
ABD Doları1) ödenmesini kararlaştırmıştır.
Yargıtay 30 Aralık 1998 tarihinde bu kararı onamıştır. İdareye karşı başlatılan icra takibinin
ardından Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararından itibaren hesaplanacak % 50’lik yasal faiz
oranı ile birlikte tazminatlar başvurana ilki 9 Kasım 1999 tarihinde 580.985.000 TL. (yaklaşık
1.160 ABD Doları2) ikincisi 3 Mart 2000 tarihinde 259.620.000 TL. (yaklaşık 450 ABD
Doları3) olarak ödenmiştir.
HUKUK
I. AİHS’NİN 5. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
AİHS’nin 5. maddesine atıfta bulunan başvuran makul şüphe olmaksızın yakalandığından ve
gözaltı süresinin aşırı uzunluğundan şikayetçi olmaktadır. Başvuran kanunsuz tutukluluğu İlgili dönemde 1 ABD Doları 203.700 TL.’ye karşılık gelmektedir. İlgili dönemde 1 ABD Doları 489.441 TL.’ye karşılık gelmektedir. İlgili dönemde 1 ABD Doları 574.423 TL.’ye karşılık gelmektedir.
nedeniyle kendisine ödenen tazminatın AİHS’nin 5/5 maddesi gereğince yetersiz olduğunu
öne sürmektedir.
AİHM başvuranın gözaltı süresine karşı iç hukukta başvurabileceği herhangi bir başvuru yolu
olmadığını, çünkü gözaltı süresinin olayların meydana geldiği dönemde yürürlükte olan yasal
mevzuata uygun olduğunu hatırlatır (Bkz. diğerleri arasında Sakık vd.-Türkiye kararı, 26
Kasım 1997). Böylesi bir başvurunun yokluğunda altı ay kuralı bu başvurudaki şikayetçi
olunan işlemin gerçekleştiği tarihten itibaren başlamaktadır.
AİHM mevcut başvuruda başvuranın gözaltı süresinin tutuklandığı 23 Şubat 1993 tarihinde
sona erdiğini gözlemlemektedir. Oysa başvuru 9 Mart 1999 tarihinde yapılmıştır.
Başvurunun bu kısmı gecikmeli yapılmıştır ve AİHS’nin 35. maddesinin 1. ve 4.
paragraflarının uygulanmasına istinaden reddedilmelidir.
AİHS’nin 5. maddesinin 5. paragrafınca tazmin hakkı bir iç hukuk mercii veya AİHS
kurumları tarafından bir ihlalin yapıldığının tespit edilmesine bağlıdır (Bkz. Bouchet-Fransa
kararı no: 33591/96, 20 Mart 2001; N.C.-İtalya kararı no: 24952/94). Bu başvuruda, iç
makamlar tarafından 5. maddenin 1. ila 4. paragraflarından hiç birinin ihlalinin tespiti
bulunmamaktadır. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 466 sayılı Kanun uyarınca tazminata
hükmedilmiş olması bu tür bir tespit olarak kabul edilemez çünkü bu kanuna dayanarak alınan
karar kabuledilebilirlik şartları açısından olsun, sonuçları açısından olsun AİHS’nin 5/1 ve 5/3
maddelerinden ayrılmaktadır. (Bkz. Kahraman Yılmaz vd.-Türkiye kararı, no: 51423/99, 24
Nisan 2008). AİHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragraflarına uygun olarak başvurunun bu
kısmı reddedilmektedir.
II. EK 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
HAKKINDA
Başvuran 466 sayılı Kanun’a dayalı olarak verilen tazminatın yetersiz olduğundan ve bu
tazminatın değer kaybettiğinden şikayetçi olmaktadır. Başvuran bu yönde AİHS’nin 6/1 ve Ek no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğini öne sürmektedir.
AİHM bu şikayetleri yalnızca Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi çerçevesinde inceleyecektir.
A. Kabuledilebilirlik hakkında
AİHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvuruların dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esasa dair
AİHM bu başvuruda Ağır Ceza Mahkemesi’nin, 30 Aralık 2008 tarihinde nihai hale gelen, 29
Aralık 1997 tarihli kararının başvuran lehine belirli ve icra edilebilir bir alacak ortaya
çıkardığını ve Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi anlamında bir «mülk» oluştuğunu
saptamaktadır. (Bkz. Angelov-Bulgaristan kararı no: 44076/98, 22 Nisan 2004). Bununla
birlikte tazminatların tamamı başvurana ancak 3 Mart 2000 tarihinde ödenmiştir.
Tazminatların ve faizlerin yetersiz olduğu iddiası hakkında AİHM ulusal mahkemelerin ne
düzeyde tazminat miktarı belirlemeleri gerektiği hususunda görüş bildirmeyi gerekli
görmemektedir. Buna karşın, idarenin ödemeyi gerçekleştirmek için harcadığı sürenin Ek 1
no’lu Protokol’ün 1. maddesi gereğince başvuranı mali açıdan zarara uğraması sonucu
doğurup doğurmadığını belirlemek gerekmektedir. AİHM bu bağlamda maddi bir zararın olup
olmadığını değerlendirmek açısından gecikme döneminde paranın uğradığı değer kaybı
dikkate alındığında başvurana ödemesi gerçekleştirilen meblağ ile alacaklı olduğu miktar
arasında bir fark olup olmadığının bilinmesi gerektiğini hatırlatır.
AİHM bir yıl iki ay boyunca ödemenin yapılmamasıyla birlikte bu dönemde Türk lirasının
uğradığı değer kaybı göz önüne alındığında başvuranın alacağının reel değerinin hatırı sayılır
biçimde azaldığı görüşündedir. Yargıtay kararının tarihinde alacaklı olduğu meblağ ile hali
hazırdaki güncel değeri arasındaki fark başvuranı önemli bir zarara uğratmıştır (Bkz. mutatis
mutandis Aka-Türkiye kararı 23 Eylül 1998; Akkuş-Türkiye kararı, 9 Temmuz 1997).
Yetkililerin ihmallerinden kaynaklı bu fark AİHM’yi başvuranın ölçüsüz bir yüke katlanmak
zorunda kaldığı değerlendirmesini yapmaya itmektedir (Bkz. Ertuğrul Kılıç-Türkiye kararı,
no: 38667/02, 12 Aralık 2006).
Bu nedenle Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASINA İLİŞKİN
AİHS’nin 41. maddesine göre “Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine
karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi
edebiliyorsa, AİHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil
tatminine hükmeder.”
A. Tazminat
Başvuran 7.725 Euro maddi ve 35.000 YTL [yaklaşık 19.843 Euro] manevi tazminat talep
etmektedir.
Hükümet bu meblağlara karşı çıkmaktadır.
AİHM başvurana makul olarak 1.000 Euro maddi tazminat ödenmesini kararlaştırmıştır.
AİHM manevi zarar ile ilgili olarak, bu başvurunun koşullarında ihlal tespitinin tek başına
adil bir tatmini oluşturduğuna itibar etmektedir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Başvuran iç hukukta ve AİHM önünde yapmış olduğu yargı giderleri için 10.000 Euro talep
etmektedir. Başvuran bu talebini destekleyici mahiyette avukatlık giderine karşılık 18 saat 30
dakikalık çalışma süresini gösterir tabloyu ve Diyarbakır Barosu’nun avukatlık ücret tarifesini
sunmaktadır. Başvuran avukatlık ücreti ve diğer masraflar için herhangi bir belge
sunmamıştır.
Hükümet bu miktarlara karşı çıkmaktadır.
AİHM’nin yerleşik içtihadına göre bir başvuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul
miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AİHM sunulan belgeler ve sözü edilen kıstaslar
ışığında başvurana yargı giderleri başlığı altında 500 Euro ödenmesine karar vermektedir.
C. Gecikme Faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç
puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,
1. AİHS’nin 5. maddesi hakkındaki şikayetin kabuledilemez, başvurunun kalanının
kabuledilebilir olduğuna;
2. Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. Mevcut kararın tek başına başvuranın uğradığı manevi zararın giderilmesi bakımından adil
bir tatmini oluşturduğuna; a) AİHS’nin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde,
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf
tutulmak üzere Savunmacı Hükümet tarafından başvurana;
i.
ii.
maddi tazminat için 1.000 (bin) Euro ödenmesine;
yargı giderleri için 500 (beş yüz) Euro ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan
fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;
5. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragraflarına uygun olarak 30 Eylül 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
5
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło