5243/03

WyrokETPCz2009-05-05ECLI:CE:ECHR:2009:0505JUD000524303

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy obecność sędziego wojskowego w składzie sądu bezpieczeństwa państwa oraz brak dostępu do adwokata w trakcie zatrzymania naruszyły prawo do rzetelnego procesu sądowego, w tym prawo do niezawisłego i bezstronnego sądu oraz prawo do obrony, zgodnie z art. 6 ust. 1 i art. 6 ust. 3 lit. c Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że obecność sędziego wojskowego w składzie sądu bezpieczeństwa państwa, nawet jeśli został on później zastąpiony przez sędziego cywilnego, nie rozwiała obiektywnych wątpliwości skarżącego co do niezawisłości i bezstronności sądu, zwłaszcza że podjęte wcześniej środki dotyczące praw obrony nie zostały ponownie rozpatrzone. Ponadto, Trybunał stwierdził, że brak dostępu do adwokata w początkowej fazie zatrzymania, w której skarżący złożył obciążające zeznania, naruszył jego prawo do obrony, zgodnie z zasadami wypracowanymi w orzecznictwie Trybunału, w szczególności w sprawie Salduz.
Stan faktyczny
Skarżący, Gürsel Çelik, obywatel Turcji, został aresztowany 29 września 1998 roku pod zarzutem przynależności do PKK. Podczas zatrzymania, bez dostępu do adwokata, przyznał się do zarzucanych czynów. Został skazany przez Sąd Bezpieczeństwa Państwa w Diyarbakır na 12 lat i 6 miesięcy pozbawienia wolności, częściowo na podstawie zeznań złożonych w trakcie zatrzymania. Skarżący kwestionował niezawisłość i bezstronność sądu ze względu na udział sędziego wojskowego oraz brak dostępu do adwokata w początkowej fazie postępowania.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu braku niezawisłego i bezstronnego sądu. Jednogłośnie stwierdził naruszenie art. 6 ust. 3 lit. c w związku z art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu braku dostępu do adwokata w trakcie zatrzymania. Odrzucił pozostałe skargi jako niedopuszczalne. Zasądził skarżącemu 1 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 1 000 EUR tytułem zwrotu kosztów i wydatków.

Pełny tekst orzeczenia

C O N S E I L D E   L ' E U R O P E   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   GÜRSEL ÇELĐK - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 5243/03)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Mayıs 2009   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup, ꢀekli   bazı düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın   adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri   Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari   olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   T.C. vatandaꢀı Gürsel Çelik (baꢀvuran) tarafından Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, 23 Ağustos   tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin   (Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapılan 5243/03 numaralı   baꢀvuru sonucu bu dava görülmektedir.   Baꢀvuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Diyarbakır Barosu   avukatlarından M.S. Tanrıkulu tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   Baꢀvuran 1966 doğumludur. Bu baꢀvurunun yapıldığı dönemde hükümlü bulunmaktaydı.   PKK mensubu olmakla suçlanan baꢀvuran 29 Eylül 1998 tarihinde yakalanarak gözaltına   alınmıꢀtır.   Baꢀvuran gözaltında bulunduğu sırada avukat yardımı talep etmemiꢀ, sözü edilen örgütün   mensubu olduğunu itiraf ederek örgüt içinde üstlendiği görevin ayrıntılarını vermiꢀtir.   Baꢀvuran 8 Ekim 1998 tarihinde cumhuriyet savcısı tarafından dinlenmiꢀ, savcıya   jandarmalara verdiği ifadeyi yinelemiꢀtir.   Baꢀvuran 9 Ekim 1998 tarihinde Bismil Asliye Ceza Mahkemesi önüne çıkarılmıꢀ, burada   hakkında yapılan suçlamaları kısmen kabul etmiꢀtir. Hakim baꢀvuranın tutuklanmasına karar   vermiꢀtir.   Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı 2 Kasım 1998 tarihli bir   iddianame ile aralarında baꢀvuranın da yer aldığı yirmi yedi kiꢀiyi yasadıꢀı bir örgütün   mensubu olmak suçu ile itham etmiꢀtir.   Baꢀvuran iç hukuktaki mahkemeler nezdindeki bütün yargılama sürecinde avukat   yardımından yararlanmıꢀtır.   DGM 16 ꢁubat 1999 tarihinde baꢀvuranı dinlemiꢀtir. Baꢀvuran polise vermiꢀ olduğu ifadeyi   inkâr ederek, gözaltında baskı altında gerçekleꢀtirildiğini öne sürdüğü soruꢀturma iꢀlemlerine   itiraz etmiꢀtir.   Haziran 1999 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Anayasa’nın 143. maddesinde   değiꢀikliğe gitmiꢀ ve Devlet Güvenlik Mahkemelerinin yapısında (savcılıklar da dahil) askeri   hakimlerin varlığına son vermiꢀtir. Aynı doğrultuda 22 Haziran 1999 tarihli DGM’ler   hakkındaki kanunda da değiꢀiklik gerçekleꢀtirilmiꢀtir. Sonuç itibarıyla, baꢀvuranın davasına   bakan askeri hakimin yerini sivil hakim almıꢀtır.   Temmuz 1999 tarihli duruꢀmada, askeri hakimin yerine atanan sivil hakim ilk kez DGM   bünyesinde yer almıꢀtır. DGM, yeni sivil hakimin dava dosyasını ve tutanaklarını halihazırda   okuduğunu ifade etmiꢀtir.   Cumhuriyet savcısı 11 Nisan 2000 tarihli duruꢀmada davanın esası hakkındaki görüꢀlerini   sunmuꢀtur. Hakimler sanıklara ve avukatlarına savunmalarını hazırlamaları için gerekli süreyi   tanımıꢀtır.   Ağustos 2000 ve 17 Nisan 2001 tarihleri arasındaki duruꢀmalarda sanık avukatları   savunma için ek süre talep etmiꢀtir.   Haziran 2001 tarihinde yapılan on dokuzuncu duruꢀmada sanıkların savunmaları   yapılmıꢀtır.   DGM, 5 Haziran 2001 tarihinde eski TCK’nın 168. maddesinin 2. fıkrasına dayanarak   baꢀvuranı yasadıꢀı bir örgütün mensubu olmaktan suçlu bulmuꢀ ve on iki yıl altı ay hapis   cezasına çarptırmıꢀtır. Hakimler karar gerekçesinde baꢀvuranın jandarmalar önünde ve Bismil   Asliye Ceza Mahkemesi hakimi karꢀısında verdiği ifadeleri dayanak olarak göstermiꢀtir.   Baꢀvuran duruꢀma talebiyle temyize gitmiꢀtir.   Yargıtay duruꢀma yaparak 12 Mart 2002 tarihinde kararı onamıꢀtır. Karar 13 Mart 2002   tarihinde tefhim edilmiꢀtir.   HUKUK   AĐHS’nin 6/1 maddesine atıfta bulunan baꢀvuran kendisini yargılayıp mahkum eden Devlet   Güvenlik Mahkemesi’ndeki duruꢀmanın bir bölümüne askeri hakimin katılması nedeniyle   davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkemede görülmediğini ileri sürmektedir. Baꢀvuran   gözaltında iken avukat yardımından yararlanamaması nedeniyle savunma haklarının ihlal   edildiğini iddia etmekte ve AĐHS’nin 6/3 maddesinin c) fıkrasını öne sürmektedir.   Hükümet baꢀvuranın ulusal mahkemeler önündeki yargılamalarda askeri hakimin varlığı   nedeniyle Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkında hiçbir surette   ꢀikayetçi olmadığını ifade ederek iç hukuk yollarının tüketilmediğini savunmaktadır.   Hükümet gözaltında avukat yardımı ile ilgili olarak, baꢀvuranın son gözaltı tarihinin 9 Ekim   olması dolayısıyla bu ꢀikayetin altı ay kuralına uygun yapılmadığını belirtmektedir.   Baꢀvuranın avukat yardımı talebinde bulunmadığını ifade eden Hükümet Ahmet Yavuz-   Türkiye (no: 38827/02, 21 Kasım 2006) kararına atıfta bulunmaktadır.   AĐHM bu baꢀvurudakine benzer itirazların daha önce de reddedildiğini hatırlatır (Bkz. Özer   vd.-Türkiye kararı, no: 48059/99, 22 Nisan 2004 ve Salduz-Türkiye kararı no: 36391/02, 27   Kasım 2008). AĐHM mevcut bu baꢀvuruda daha farklı bir sonuca varılmasını gerektirecek   herhangi bir özel durumun bulunmadığına itibar etmekte ve AĐHS’nin 35. maddesinin   kabuledilemezliğine dair hiçbir gerekçenin bulunmadığını kaydetmektedir. Bu durumda   yapılan ꢀikayetler kabuledilebilir niteliktedir.   AĐHM esas ile ilgili olarak, askeri hakimin varlığına son verilmesinin ardından baꢀvuranın   savunma haklarına iliꢀkin o ana kadar alınan tedbirlerin ne gözden geçirildiğini ne   yenilendiğini not etmektedir (Bkz. Öcalan-Türkiye kararı, no: 46221/99 ve Incal-Türkiye   kararı, 9 Haziran 1998). Bu ꢀartlar altında, mahkeme heyetinde yapılan değiꢀikliğin,   baꢀvuranın kendisini yargılayan mahkemenin objektif bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkındaki   ꢀüphelerini dağıtmaya yetmediğine itibar etmektedir (Bkz. ꢁimꢀek-Türkiye kararı, no:   68881/01, 20 Mayıs 2008). Bu durumda AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   AĐHM, AĐHS’nin 6/3 maddesinin c) fıkrasına dayalı olarak baꢀvuranın gözaltı esnasında   avukat yardımından yoksun kaldığı ꢀikayeti hususunda Salduz kararına atıfta bulunmakta ve   aynı gerekçelere dayanarak AĐHS’nin 6/1 maddesi ile birlikte sözkonusu bu hükmün de ihlal   edildiği sonucuna varmaktadır (Bkz. Gülbahar ve Tut-Türkiye kararı no: 24468/03, 24 ꢁubat   2009).   Baꢀvuran AĐHS’nin 6/1 maddesine atıfta bulunarak hakkında yürütülen cezai yargılama   sürecinin uzunluğundan ꢀikayetçi olmaktadır. Baꢀvuran ayrıca tutukluluk süresinin   uzunluğunun AĐHS’nin 6/2 maddesinin ihlaline yol açtığını öne sürmektedir. Baꢀvuran son   olarak AĐHS’nin 13. maddesine atıfta bulunmaktadır.   AĐHM bu ꢀikayetlere iliꢀkin, AĐHS ile güvence altına alınan hak ve özgürlüklerin herhangi   birinin ihlalinin sözkonusu olmadığına kanaat getirir. Dayanaktan yoksun bulunan bu   ꢀikayetlerin AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragraflarına uygun olarak reddedilmesi   gerekir.   Geriye AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması kalmaktadır. Baꢀvuran 70.000 Euro manevi   tazminat ve AĐHM önünde yapmıꢀ olduğu yargılama masraf ve giderleri için 5.040 Euro talep   etmektedir. Baꢀvuran kanıtlayıcı belge niteliğinde avukatlık ücreti makbuzunu ve Diyarbakır   barosunun avukatlık ücret tarifesini sunmaktadır.   AĐHM baꢀvurana hakkaniyete uygun 1.000 Euro ödenmesini kararlaꢀtırmaktadır.   AĐHM ilke olarak en uygun telafi yönteminin baꢀvuranın, talep etmesi halinde, bağımsız ve   tarafsız bir mahkemede en kısa zamanda yeniden yargılanması olacağı kanısındadır (Bkz.   Gençel-Türkiye kararı no: 53431/99, 23 Ekim 2003 ve sözü edilen Öcalan kararı prg. 210).   AĐHM yargılama masraf ve giderleri hakkında baꢀvurana yapmıꢀ olduğu tüm harcamalar için   1.000 Euro ödenmesini uygun görmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkındaki   ꢀikayetlerin ve gözaltında avukat yardımından yararlanılmadığı yönündeki baꢀvurunun   kabuledilebilir olduğuna;   2. Baꢀvurunun kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;   3. Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmaması   nedeniyle AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;   4. Baꢀvuranın gözaltında avukat yardımından yararlanmaması nedeniyle AĐHS’nin 6/1   maddesiyle bağlantılı olarak AĐHS’nin 6/3 maddesinin c) fıkrasının ihlal edildiğine;   5. a) AĐHS’nin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru   üzerinden TL.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından baꢀvurana manevi tazminat   olarak 1.000 (bin) Euro ve yargılama masraf ve giderleri için 1.000 (bin) Euro ödenmesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eꢀit oranda faiz uygulanmasına;   6. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 5 Mayıs 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło