52658/99
WyrokETPCz2007-07-17ECLI:CE:ECHR:2007:0717JUD005265899
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy odmowa pomocy prawnej i zawieszenie postępowania z powodu nieuiszczenia opłat sądowych, pomimo udokumentowanej niewypłacalności skarżących, naruszyły ich prawo dostępu do sądu zagwarantowane w art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że prawo dostępu do sądu, choć nie jest absolutne i może podlegać ograniczeniom, musi być proporcjonalne do zamierzonego celu. W niniejszej sprawie, opłaty sądowe w wysokości czterokrotności ówczesnej płacy minimalnej stanowiły nadmierne obciążenie dla skarżących, którzy udowodnili swoją niewypłacalność. Trybunał stwierdził, że uzasadnienie sądu krajowego, iż skarżący nie potrzebowali pomocy prawnej, ponieważ byli reprezentowani przez adwokata, było całkowicie niewystarczające, zwłaszcza że adwokat nie pobrał opłaty z góry. W konsekwencji, odmowa zwolnienia z opłat sądowych i pomocy prawnej naruszyła prawo skarżących do skutecznego dostępu do sądu.Stan faktyczny
Skarżący, Mehmet Yiğit i Suna Yiğit, są rodzicami Esry Yiğit, która w wieku siedmiu miesięcy przeszła operację biodra w szpitalu uniwersyteckim. Podczas operacji doszło do zatrzymania akcji serca, a dziecko zapadło w śpiączkę, z której wyszło z porażeniem kończyn i zdiagnozowanym zespołem niedotlenienia mózgu. Skarżący wnieśli pozew o odszkodowanie przeciwko uniwersytetowi, zarzucając zaniedbanie medyczne. Sąd administracyjny w Diyarbakır odrzucił ich wniosek o pomoc prawną na pokrycie kosztów sądowych, argumentując, że posiadanie adwokata oznacza brak potrzeby pomocy. W konsekwencji, z powodu nieuiszczenia opłat sądowych w wysokości 180 000 000 lir tureckich (około 514 euro), postępowanie zostało zawieszone, a decyzja ta została podtrzymana przez Wyższy Sąd Administracyjny.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie uznał skargę za dopuszczalną. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Uznał, że nie ma potrzeby odrębnego rozpatrywania skarg dotyczących art. 3 i 8 Konwencji oraz art. 1 Protokołu nr 1. Zasądził skarżącym 10 000 euro tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 1 500 euro na pokrycie kosztów i wydatków. Pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie zostały odrzucone.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
A V R U P A
OF E U R O P E
KONSEYİ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
MEHMET VE SUNA YĐĞĐT – TÜRKĐYE
(Baꢀvuru no. 52658/99)
KARAR
STRAZBURG Temmuz 2007
Bu karar AĐHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen ꢀartlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak, ꢀekle
iliꢀkin değiꢀiklik yapılabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Dava, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleꢀmesi’nin (“Sözleꢀme”) 34. maddesi
uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, Mehmet Yiğit ve Suna Yiğit (“baꢀvuranlar”) isimli
iki Türk vatandaꢀı tarafından, 4 Ağustos 1999 tarihinde, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne
yapılan baꢀvurudan (no. 52658/99) kaynaklanmaktadır.
Baꢀvuranlar, Diyarbakır Barosu’na bağlı avukat Tanrıkulu tarafından temsil edilmiꢀtir.
OLAYLAR
I. DAVA OLAYLARI
Baꢀvuranlar sırasıyla 1970 ve 1969 doğumludurlar ve Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde
ikamet etmektedirler. Haziran 1997 tarihinde, baꢀvuranların o zaman yedi aylık olan kızı Esra Yiğit,
doğuꢀtan kalça çıkığı nedeniyle Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde ameliyat
olmuꢀtur. Ameliyat sırasında kalbi durmuꢀ ve komaya girmiꢀtir. 13 Temmuz 1997 tarihinde,
Esra Yiğit komadan çıkmıꢀtır; ancak, kolları ve bacakları hareketsizdir. 15 Temmuz 1997
tarihinde, nöroꢀirürji bölümüne alınmıꢀ ve kendisine “hipoksik beyin sendromu” tanısı
konmuꢀtur. 21 Temmuz 1997 tarihinde, hastaneden taburcu edilmiꢀtir. Mayıs 1998 tarihinde, baꢀvuranlar, operasyonu gerçekleꢀtiren tıbbi personelin
sözde ihmalkarlığından kaynaklanan maddi ve manevi zarar nedeniyle Dicle Üniversitesi
Rektörlüğü’ne karꢀı tazminat davası açmıꢀtır. Đdari Yargılama Usulü Kanunu’nun öngördüğü
altmıꢀ günlük süre içinde baꢀvuranlara herhangi bir yanıt gelmemiꢀtir. Ağustos 1998 tarihinde, baꢀvuranlar, Diyarbakır Đdare Mahkemesi’ne dava açmıꢀ
ve tazminat talep etmiꢀlerdir. Ayrıca, mahkeme masraflarına karꢀılık yasal yardım talebinde
bulunmuꢀlardır.
Belirli olmayan bir tarihte, Mehmet Yiğit, muhtarlıktan yoksul durumda olduğunu
tasdik eden bir belge almıꢀtır. Ağustos 1998 tarihinde, Mehmet Yiğit, ayrıca, Ergani’de mülkü bulunup
bulunmadığına iliꢀkin resmi bir belge talebiyle Ergani Kaymakamlığı’na baꢀvurmuꢀtur.
Aynı tarihte, Kaymakamlık, Tapu Dairesi Müdürlüğü ve Ergani Belediyesi, Mehmet
Yiğit’in Ergani’de herhangi bir taꢀınmazının bulunmadığını belirten tasdiknameler
düzenlemiꢀlerdir. Ağustos 1998 tarihinde, Ergani Defterdarlığı, Kaymakamlığa, kendisinde Mehmet
Yiğit’in vergi ödediğini gösteren bir kaydın bulunmadığını bildirmiꢀtir.
Belirli olmayan bir tarihte, Diyarbakır Đdare Mahkemesi, usule iliꢀkin gerekçelerden
dolayı davayı reddetmiꢀtir. Yerel mahkeme, baꢀvuranların, baꢀvurularındaki kusurların
düzeltilmesinden itibaren bir ay içinde yeni bir dava açabileceklerini ifade etmiꢀtir.
Ekim 1998 tarihinde, baꢀvuranlar, mahkeme masraflarını ödemekten muaf olma
talebiyle Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi’ne baꢀvurmuꢀlardır. Mahkeme, bu talebi
yerine getirmiꢀtir. Ekim 1998 tarihinde, baꢀvuranlar, ilk baꢀvurularındaki usule iliꢀkin kusurları
düzelttikten sonra, Diyarbakır Đdare Mahkemesi’nde yeni bir dava açmıꢀlardır.
Baꢀvurularında, mahkeme masraflarına yönelik adli yardım taleplerini yinelemiꢀlerdir. Kasım 1998 tarihinde, Diyarbakır Đdare Mahkemesi, baꢀvuranların adli yardım
talebini reddetmiꢀtir. Mahkeme, baꢀvuranların bir avukat tarafından temsil edildiklerine göre
adli yardıma ihtiyaçları olmadıkları kararını vermiꢀtir. Mahkeme, kararında, Yüksek Đdare
Mahkemesi’nin içtihadına ve Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerine atıfta
bulunmuꢀtur. Aralık 1998 ve 4 ꢁubat 1999 tarihlerinde, Diyarbakır Đdare Mahkemesi,
baꢀvuranlara, mahkeme masraflarına karꢀılık 180.000.000 Türk Lirası1 ödemeleri gerektiğini
bildirmiꢀtir. Mart 1999 tarihinde, baꢀvuranlar, 17 Kasım 1998 tarihli kararın iptali talebiyle idare
mahkemesine bir dilekçe sunmuꢀlardır. Dilekçelerinde, diğer ꢀeylerin yanı sıra, mahkeme
masraflarını ödemek için yeterli paraya sahip olmadıklarını ve adli yardım taleplerinin
reddedilmesinin mahkemeye eriꢀim haklarına aykırı olduğunu ifade etmiꢀlerdir. Nisan 1999 tarihinde, Diyarbakır Đdare Mahkemesi, baꢀvuranlar gerekli mahkeme
masraflarını ödemedikleri için kovuꢀturmayı durdurmuꢀtur. Ekim 2001 tarihinde, Yüksek Đdare Mahkemesi, 16 Nisan 1999 tarihli kararı
onamıꢀtır.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuranlar, AĐHS’nin 6 § 1. maddesine atıfta bulunarak mahkemeye eriꢀim
haklarından yoksun bırakıldıkları konusunda ꢀikayetçi olmuꢀlardır. Söz konusu maddenin
ilgili kısmı ꢀöyledir:
“Herkes, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar . . . konusunda karar verecek olan, . . .
bir mahkeme tarafından davasının . . . hakkaniyete uygun . . . olarak görülmesini istemek hakkına
sahiptir.”
Hükümet, bu iddiaya karꢀı çıkmıꢀtır.
A. Kabuledilebilirlik Yaklaꢀık 514 Euro
Hükümet, görüꢀlerinde, iki ön itiraz sunmuꢀtur. Đlk olarak, baꢀvuranların iç hukuk
yollarını tüketmediklerini ileri sürmüꢀ ve baꢀvuranların, kızlarını ameliyat eden sağlık ekibi
hakkında cezai kovuꢀturma baꢀlatabileceklerini iddia etmiꢀtir. Đkinci olarak, Hükümet,
AĐHM’den, altı ay zaman kuralına uyulmaması gerekçesiyle baꢀvuruyu reddetmesini talep
etmiꢀtir. Hükümet’in görüꢀüne göre, baꢀvuranların, AĐHM’ye, Diyarbakır Đdare
Mahkemesi’nin 17 Kasım 1998 tarihli kararını müteakip baꢀvurmuꢀ olmaları gerekirdi. Zira,
yasal yardıma iliꢀkin kararlar Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 469. maddesi
uyarınca bağlayıcı niteliktedir.
Đç hukuk yollarının tüketilmesi hususunda, AĐHM, baꢀvuranların, kızlarının tıbbi hata
nedeniyle felçli olduğu ꢀeklindeki iddiasına iliꢀkin olarak iç hukukun baꢀvuranlara idari ve
cezai hukuk yolları sunduğunu gözlemlemiꢀtir. AĐHM, bu noktada, iddia edilen ihlallere
karꢀılık tazminat almak için hangi hukuk yolunun izleneceğine karar vermenin kiꢀiye
düꢀtüğünü anımsamıꢀtır (bkz., Airey – Đrlanda, 9 Ekim 1979 tarihli karar). Bu davada,
baꢀvuranların esas ꢀikayeti, kızlarının tıbbi bir hatadan kaynaklandığına inandıkları hastalığı
nedeniyle çekmek zorunda kaldıkları acıdır. Baꢀvuranlar, tazminat davası açma yoluyla
tazminat talep etmeyi tercih ettikleri için, AĐHM, baꢀvuranların, Hükümet’in önerdiği gibi,
ceza davası açmalarına gerek olmadığı görüꢀündedir.
Hükümet’in ikinci itirazı hususunda, AĐHM, baꢀvuranların, Diyarbakır Đdare
Mahkemesi’nin 16 Nisan 1999 tarihli kararından (baꢀvuranların mahkeme masraflarını
ödemedikleri gerekçesiyle tazminat davasının durdurulması kararı verilmiꢀtir) itibaren altı ay
içinde baꢀvuruda bulunmuꢀ olduklarını gözlemlemiꢀtir. Bu karar, 16 Ekim 2001 tarihinde
Yüksek Đdare Mahkemesi tarafından onanmıꢀtır. Bu davada, temel hukuki sorun baꢀvuranların
mahkemeye eriꢀim hakkı olduğu için, AĐHM, baꢀvuranların, AĐHS’nin 35 § 1. maddesinin
gerektirdiği gibi, altı ay zaman sınırı içinde baꢀvuruda bulunmuꢀ oldukları sonucuna
varmıꢀtır.
Yukarıda belirtilenler karꢀısında, AĐHM, Hükümet’in itirazlarını reddetmiꢀtir.
AĐHM, ayrıca, bu ꢀikayetin, AĐHS’nin 35 § 3. maddesi anlamı dahilinde dayanaktan
yoksun olmadığını kaydetmiꢀtir. Ayrıca, baꢀka açılardan da kabuledilmez değildir.
Dolayısıyla, kabuledilebilir olduğuna karar verilmelidir.
B. Esaslar
Baꢀvuranlar, mahkeme masraflarının imkanlarının ötesinde olması nedeniyle
mahkemeye eriꢀim haklarından yoksun bırakıldıklarını ileri sürmüꢀlerdir. Ayrıca, adli yardım
taleplerini reddeden idare mahkemesi kararının adil olmadığını ifade etmiꢀlerdir. Bu
bağlamda, yoksul durumda olduklarını tasdik eden ilgili belgeleri sunmuꢀ olmalarına rağmen
Đdare Mahkemesi’nin, bir avukat tarafından temsil edildikleri için adli yardım tanımayı
reddettiğini ifade etmiꢀlerdir.
Hükümet, bu iddiaya itiraz etmiꢀtir. Yerel mahkemelerin kararlarının yerel mevzuata
uygun olarak verildiğini ve baꢀvuranların mahkemeye eriꢀim hakkını ihlal etmediğini
belirtmiꢀtir.
AĐHM, “mahkeme hakkı”nın kati olmadığını yinelemiꢀtir. Çıkarımların yol açtığı
kısıtlamalara tabi olabilir; zira eriꢀim hakkı doğası gereği Devlet tarafından düzenleme
gerektirir. “Medeni hak ve yükümlülükleri” ile ilgili nizalar konusunda karar verilmesi için
davacılara mahkemeye eriꢀim hakkını garanti eden AĐHS’nin 6 § 1. maddesi, Devlet’e bu
amaca yönelik olarak baꢀvurulacak yollara iliꢀkin seçme özgürlüğü verir; ancak, Sözleꢀme’ye
taraf olan Devletler bu açıdan belli ölçüde bir takdir hakkına sahip olsalar da AĐHS ꢀartlarıyla
uyuma iliꢀkin son karar AĐHM tarafından verilir (bkz. Kreuz – Polonya, no. 28249/95).
Mahkemeye eriꢀime iliꢀkin getirilen bir kısıtlama, meꢀru bir amaç gütmediği ve
ulaꢀılması istenen meꢀru amaçla baꢀvurulan yollar arasında makul bir orantı iliꢀkisi olmadığı
sürece, 6 § 1. madde ile uyumlu olmayacaktır (Tolstoy Miloslavsky – Đngiltere, 13 Temmuz tarihli karar). AĐHM içtihadına göre, adaletin adil bir ꢀekilde iꢀlemesi menfaatine mali
sınırlama getirilebilir. AĐHM, geçmiꢀte, hakkında karar vermeleri istenen iddialar ile
bağlantılı olarak hukuk mahkemelerine ücret ödeme ꢀartının, AĐHS’nin 6 § 1. maddesine
aykırı olarak mahkemeye eriꢀim hakkına kısıtlama olarak değerlendirilemeyeceği kararını
vermiꢀtir. Örnek bir davanın özel ꢀartları (baꢀvuranın ödeyebilme kapasitesi de dahil) ıꢀığında
değerlendirilen ücret miktarı ve kısıtlamanın getirildiği dava aꢀaması, bir kiꢀinin eriꢀim
hakkına sahip olup olmadığını ve “bir mahkeme tarafından davasının” görülüp görülmediğini
değerlendirmede önemli faktörlerdir (bkz., yukarıda anılan Kreuz).
Bu davada, AĐHM, baꢀvuranlara koꢀulan mahkeme masraflarını ödeme ꢀartının
mahkemeye eriꢀim haklarına aykırı bir kısıtlama oluꢀturup oluꢀturmadığı konusunda karar
vermelidir.
AĐHM, baꢀvuranların kızının Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde ameliyat olduğunu
ve ameliyat sırasında komaya girdiğini kaydetmiꢀtir. Daha sonra komada çıkmıꢀtır; ancak,
kollarını ve bacaklarını hareket ettirememiꢀtir. Bu olayın ardından, baꢀvuranlar Dicle
Üniversitesi hakkında tazminat davası açmak istemiꢀlerdir. Bu davayı açmak için, yerel
mevzuat uyarınca, 180.000.000 Türk Lirası’na varan mahkeme masraflarını ödemeleri
gerekliydi. Bu noktada, Aralık 1998’de, bu miktarın, söz konusu dönemde geçerli olan aylık
asgari ücretin dört kat fazlası olduğunun altı çizilmelidir. Ayrıca, olayların olduğu dönemde
baꢀvuranların gelirinin olmadığı tartıꢀmasız bir gerçektir. Bu gerçek, baꢀvuranlar tarafından
Diyarbakır Đdare Mahkemesi’ne sunulan belgelerle desteklenmiꢀtir. Ayrıca, Ekim 1998’de, bu
belgelere dayanarak, Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi, baꢀvuranları, mahkeme
masraflarını ödemekten muaf tutmaya karar vermiꢀtir. Yukarıda belirtilenler karꢀısında,
AĐHM, Đdare Mahkemesi tarafından ꢀart koꢀulan mahkeme masrafları miktarının baꢀvuranlar
üzerinde aꢀırı bir yük oluꢀturduğunu değerlendirmiꢀtir.
Ayrıca, Đdare Mahkemesi’nin baꢀvuranları mahkeme masraflarını ödemekten muaf
tutmayı reddettiğinde Yüksek Đdare Mahkemesi’nin içtihadına atıfta bulunduğunu ve bu
içtihada göre bir avukat tarafından temsil edilen davacılara yasal yardım tanınmayacağı
gözlemlenmiꢀtir. AĐHM, AĐHS’nin 19. maddesine uygun olarak, yerel mahkemelere eriꢀimi
düzenlemek konusunda en uygun hareket tarzına karar verirken, görevinin, kendini yetkili
yerel makamların yerine koymak olmadığını anımsamıꢀtır. AĐHM, ayrıca, mahkemenin bir
karar yerine baꢀka bir karar almasına yol açan olayları yeniden değerlendiremez. AĐHM’nin
görevi, söz konusu makamların, takdir yetkilerini kullanırken aldıkları kararları AĐHS
uyarınca yeniden incelemek ile sınırlıdır (bkz., yukarıda anılan Tolstoy Miloslavsky). Ancak,
bu davada, AĐHM, Đdare Mahkemesi’nin baꢀvuranlara yasal yardım tanımayı reddederken
sunduğu gerekçenin büsbütün yetersiz olduğunu değerlendirmiꢀtir. Baꢀvuranların tazminat
davasını takip etmek üzere bir avukat tuttukları doğrudur; ancak bu, onların mahkeme
masraflarını ödemek için paraları olduğu anlamına gelmemektedir. Ayrıca, baꢀvuranların
avukatı, yerel mahkemelere, davayı takip etmek için baꢀvuranlardan herhangi bir para
almadığını; ancak, baꢀvuranların davanın sonunda alınacak tazminatın belli bir yüzdesini ona
ödemeye karar verdiklerini açıklamıꢀtır.
Sonuç olarak, AĐHM, gelirleri olmayan baꢀvuranların, dönemin aylık asgari ücretinin
dört kat fazlası olan mahkeme masraflarını ödemesi koꢀulunun uygun olarak
değerlendirilemeyeceği görüꢀündedir.
AĐHM, söz konusu davada, baꢀvuranların mahkemeye eriꢀim haklarına uygunsuz bir
kısıtlama getirildiği kararına varmıꢀtır. Dolayısıyla, bu hususta, AĐHS’nin 6 § 1. maddesi ihlal
edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 3 VE 8. MADDELERĐNĐN VE 1 NO.’LU PROTOKOL’ÜN 1.
MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuranlar, tıbbi hata sonucu kızlarının hastalığından dolayı çektikleri acı ve
tazminat ödenmemesi konusunda ꢀikayetçi olmuꢀlardır. Bu açıdan, AĐHS’nin 3 ve 8.
maddelerini ve 1 No.’lu Protokol’ün 1. maddesini temel almıꢀlardır.
Hükümet bu iddialara itiraz etmiꢀtir.
AĐHM, bu ꢀikayetlerin yukarıda incelen ꢀikayet ile bağlantılı olduğunu ve aynı ꢀekilde
kabuledilebilir olduklarına karar verilmesi gerektiğini kaydetmiꢀtir.
AĐHM, ayrıca, bu baꢀvuruda ortaya çıkan temel AĐHS konusunun 6 § 1. madde
uyarınca baꢀvuranların mahkemeye eriꢀim hakları olduğunu kaydetmiꢀtir. Söz konusu
hükmün ihlal edildiğini tespit etmiꢀ olan AĐHM, hata veya tazminata iliꢀkin konularda bir ilk
derece mahkemesi olarak karar veremeyeceğini göz önünde bulundurarak, baꢀvuranların diğer
ꢀikayetlerine iliꢀkin olarak ayrı bir hüküm vermeye gerek olmadığını değerlendirmiꢀtir (bkz.
Uzun – Türkiye, no. 37410/97, 10 Mayıs 2007; Sadak ve Diğerleri – Türkiye, no. 29900/96,
no. 29901/96 no. 29902/96 ve no. 29903/96).
III. AVRUPA ĐNSAN HAKLARI SÖZLEꢁMESĐ’NĐN 41. MADDESĐNĐN
UYGULANMASI
AĐHS’nin 41. maddesi ꢀöyledir:
“Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek
Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği
takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
A. Tazminat
Baꢀvuranlar, 1.962.681.000.00 Türk Lirası – yaklaꢀık 1.216.789,21 Euro – maddi
tazminat ve 60.000 Euro manevi tazminat talep etmiꢀlerdir.
Hükümet, talep edilen miktarları aꢀırı bularak itiraz etmiꢀtir.
Maddi tazminata iliꢀkin olarak, AĐHM, 6 § 1. madde ihlali için en uygun tazmin
ꢀeklinin, baꢀvuranların, söz konusu hüküm ihlal edilmediği takdirde içinde bulunacakları
duruma getirilmelerini sağlamak olduğunu yinelemiꢀtir (bkz. Teteriny – Rusya, no. 11931/03, Haziran 2005; Jeličić – Bosna Hersek, no. 41183/02). AĐHM, söz konusu ilkenin bu
davada da geçerli olduğu kararını vermiꢀtir. Sonuç olarak, AĐHM, baꢀvuranların bunu talep
etmesi halinde, en uygun tazmin ꢀeklinin, 16 Nisan 1999 ve 16 Ekim 2001 tarihli idare
mahkemesi kararlarını iptal etmek veya bozmak ve Diyarbakır Đdare Mahkemesi’nde
AĐHS’nin 6 § 1. maddesi ꢀartlarına uygun olarak davayı yeniden baꢀlatmak olduğunu
değerlendirmiꢀtir (bkz., üzerinde gerekli değiꢀiklikler yapıldıktan sonra, Gençel – Türkiye, no.
53431/99, 23 Ekim 2003).
Manevi tazminata iliꢀkin olarak, AĐHM, hakkaniyet temelinde karar vererek,
baꢀvuranlara, bu baꢀlık altında, 10.000 Euro tazminat ödenmesine karar vermiꢀtir.
B. Mahkeme masrafları
Baꢀvuranlar, ayrıca, AĐHM’de yapılan mahkeme masraflarına karꢀılık 4.712 Euro
talep etmiꢀlerdir. Taleplerine iliꢀkin olarak, baꢀvuranlar, Diyarbakır Barosu’nun tavsiye edilen
asgari ücret tarifesini temel almıꢀlar ve davaları üzerinde avukatları tarafından harcanan saat
sayısını – 38 – gösteren bir belge sunmuꢀlardır.
Hükümet bu talebe itiraz etmiꢀtir.
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi içtihadına göre, baꢀvuran, ancak mahkeme
masraflarının zorunlu olarak ve gerçekten yapıldığı ve miktarının makul olduğu kanıtlandığı
durumda mahkeme masraflarının ödenmesi hakkına sahiptir. Bu davada, sahip olduğu
bilgileri ve yukarıdaki kriterleri göz önünde tutan AĐHM, AĐHM’deki iꢀlemler karꢀılığında
1.500 Euro tazminat ödenmesine karar vermiꢀtir.
C. Gecikme faizi
AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere
uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun
olduğuna karar verir.
BU SEBEPLERLE AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE
1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. Baꢀvuranların AĐHS’nin 3 ve 8. maddeleri veya 1 No.’lu Protokol’ün 1. maddesi uyarınca
olan diğer ꢀikayetlerini ayrı olarak incelemenin gerekli olmadığına;
4. a) Sorumlu Devlet’in, baꢀvuranlara, aꢀağıdaki miktarları, AĐHS’nin 44 § 2. maddesine
göre kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme günündeki kur üzerinden
Yeni Türk Lirası’na dönüꢀtürerek ve tabi olabilecek her türlü harç ve vergiden muaf
olarak ödemesine:
(i) 10.000 Euro (on bin Euro) manevi tazminat;
(ii) 1.500 Euro (bin beꢀ yüz Euro) mahkeme masrafları;
b) Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin aꢀılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için
yukarıdaki miktarlara Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli faizinin üç puan
fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;
5. Baꢀvuranların adil tazmin talebinin kalanının reddine
KARAR VERMĐꢁTĐR.
Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve Mahkeme Đç Tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3. maddesi
uyarınca 17 Temmuz 2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.
S. DOLLÉ
F. TULKENS
Zabıt Katibi
Baꢀkan
7
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło