52695/99

WyrokETPCz2005-09-20ECLI:CE:ECHR:2005:0920JUD005269599

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy obecność sędziego wojskowego w składzie Państwowego Sądu Bezpieczeństwa, orzekającego w sprawie cywilnej, narusza prawo do niezawisłego i bezstronnego sądu z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że obecność sędziego wojskowego w składzie Państwowego Sądu Bezpieczeństwa (DGM) w Izmirze, który orzekał w sprawie skarżącego, budziła uzasadnione obawy co do niezawisłości i bezstronności tego sądu. Trybunał powołał się na swoje wcześniejsze orzecznictwo, w którym konsekwentnie stwierdzał, że sądy bezpieczeństwa państwa z udziałem sędziów wojskowych nie spełniają wymogów art. 6 ust. 1 Konwencji. Stwierdził, że sąd pozbawiony niezawisłości i bezstronności nie może zapewnić rzetelnego procesu, co skutkowało naruszeniem prawa skarżącego do rzetelnego procesu.
Stan faktyczny
Skarżący Ali Abbas Öztürk, obywatel Turcji, został aresztowany w marcu 1998 r. po znalezieniu przy nim publikacji nielegalnej organizacji Komunistyczny Ruch Rewolucyjny (KDH). Został oskarżony o pomoc tej organizacji i postawiony przed Państwowym Sądem Bezpieczeństwa (DGM) w Izmirze. Mimo że w aktach sprawy nie stwierdzono żadnych działań terrorystycznych ze strony członków KDH, skarżący został skazany na 10 lat pozbawienia wolności i grzywnę. Wyrok ten został utrzymany w mocy przez Sąd Kasacyjny w maju 1999 r. Skarżący odbył trzy miesiące kary, a reszta została zawieszona.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznaje skargi w zakresie art. 6 ust. 1 Konwencji za dopuszczalne, a pozostałą część skargi za niedopuszczalną. 2. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu braku niezawisłości i bezstronności Państwowego Sądu Bezpieczeństwa w Izmirze. 3. Uznaje za zbędne badanie pozostałych skarg wniesionych na podstawie art. 6 ust. 1 Konwencji. 4. Stwierdza, że niniejszy wyrok sam w sobie stanowi wystarczające zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową. 5. Zasądza, że Państwo pozwane ma zapłacić skarżącemu kwotę 1400 EUR na pokrycie kosztów i wydatków, powiększoną o odsetki za zwłokę. 6. Oddala pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYİ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   ALİ ABBAS ÖZTÜRK - TÜRKİYE DAVASI   (Başvuru no:52695/99)   KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ   STRASBOURG   Eylül 2005   İşbu karar AİHS’nin 44§2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup   bazı şekli düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (52695/99) başvuru no’lu davanın   nedeni, bu ülke vatandaşı Ali Abbas Öztürk’ün (başvuran) 28 Eylül 1999 tarihinde Avrupa   İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 34. maddesi uyarınca Avrupa İnsan Hakları   Mahkemesi’ne (Mahkeme) yapmış olduğu başvurudur.   Adli yardımdan yararlanan başvuran, AİHM önünde İzmir Barosu avukatlarından S.   Çetinkaya tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   Başvuran 1961 doğumlu olup İzmir’de ikamet etmektedir.   Mart 1998 gecesi polis tarafından yakalanan başvuranın üzerinde yasadışı   Komünist Devrim Harekatı örgütüne ait yayın bulunmuştur. Sabahleyin evi aranan başvuranın   adıgeçen yasadışı örgüte üye olduğundan şüphe edilmiştir.   Mart 1998 tarihinde İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne (DGM) çıkarılan   başvuran hakkında tutuksuz yargılama kararı vermiştir.   Nisan 1998 günü Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından İzmir DGM Cumhuriyet   Savcılığı’na gönderilen bilgi notunda, KDH örgütü terörist örgüt olarak nitelendirilmiştir.   Bilgi notuna göre örgütün üyeleri herhangi bir terörist faaliyette bulunmamışlarsa da, iktidarın   zor yoluyla ele geçirilmesini savunmaktadırlar.   İzmir DGM Cumhuriyet Savcısı başvuranı KDH’ye yardım ve yataklık yapmakla   suçlayarak, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 7§2. maddesi uyarınca mahkum   edilmesini istemiştir.   Başvuran İzmir DGM’de KDH’ye üye olduğu suçlamasını reddetmiştir.   Temmuz 1998 tarihinde İzmir DGM başvuranı suçlu bularak 10 yıl hapis cezası ve   3.000.000.000 TL para cezasına mahkum etmiştir.   Başvuran kararı temyize götürmüştür. Yargıtay 3 Mayıs 1999 tarihli bir kararla ilk   derece mahkemesinin verdiği kararı onamıştır.   Hapis cezasının üç ayını çeken başvuranın hapis cezasının kalan kısmı ile para cezası   ertelenmiştir.   HUKUK AÇISINDAN   I. AİHS’NİN 6§1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA   Başvuran kendisini yargılayan ve mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin,   bünyesinde bir askeri hakim bulunmasından dolayı, adil bir yargılama sağlayabilecek   “bağımsız ve tarafsız bir mahkeme” olmadığı iddiasında bulunmaktadır.   Başvuran ayrıca, dava dosyasına göre adıgeçen örgüt üyeleri tarafından hiçbir silahlı   faaliyette bulunulmadığı halde, terörist olarak nitelendirilen bir örgüte yardım ettiği   gerekçesiyle mahkum edildiğinden, bu mahkeme önündeki yargılamanın adil olmadığını   belirtmektedir.   Dolayısıyla başvuran AİHS’nin 6§1. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.   A. Kabuledilebilirlik hakkında   AİHM, AİHS’nin 35§3. maddesine göre şikayetlerin açıkça dayanaktan yoksun   olmadığını ve başka hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi bulunmadığını saptadığından   şikayetleri kabuledilebilir bulmuştur.   B. Esas hakkında   1. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı Hakkında   AİHM daha önce bu davanınkine benzer sorunların dile getirildiği birçok dava   incelemiş ve AİHS’nin 6§1. maddesinin ihlal edildiğini saptamıştır (Bkz. Özel kararı, §§ 33-   34, 7 Kasım 2002 ve Özdemir-Türkiye no:59659, §§ 35-36, 10 Temmuz 2001).   AİHM mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in davayı farklı şekilde sonuçlandıracak   hiçbir olgu ve delil sunmadığı kanaatine varmıştır. AİHM, Ceza Kanunu’nda öngörülen   suçlardan ötürü Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanan başvuranın, aralarında asker   kökenli bir hakimin yer aldığı mahkeme önüne çıkma konusunda endişe duymasının   anlaşılabilir olduğu kanısındadır. Dolayısıyla başvuran, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin   davanın gerekçesine yabancı mülahazalar ışığında sebepsiz bir yargı kararı almasından haklı   olarak kaygı duymaktadır. Bu nedenle başvuranın, bu yargı merciinin tarafsız ve bağımsız   olmadığı yönündeki şüphelerinin, nesnel bir biçimde haklı gerekçelere dayandığı kabul   edilebilir (Incal –Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar, Derleme 1998-IV, s. 1573, § 72 in   fine).   AİHM, başvuranları yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesinin   AİHS’nin 6§1. maddesinde öngörülen bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğini taşımadığı   sonucuna varmıştır.   2. Ceza Yargılamasının Adilliği Hakkında   Hükümet bir ihlalin varlığına karşı çıkmaktadır.   AİHM, daha önceki benzer davalarda da dile getirildiği üzere, tarafsızlıktan ve   bağımsızlıktan yoksun bir mahkemenin, hiçbir surette, yargı yetkisi altındaki kişilere adil ve   hakkaniyete uygun bir yargılama süreci temin edebileceğinin varsayılamayacağını hatırlatır.   Başvuranın, davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde görülmesi hakkının   ihlal edildiği tespiti ışığında, AİHM, mevcut şikayeti incelemeye gerek olmadığı kanaatine   varmıştır (bkz. diğerleri arasında, Çıraklar-Türkiye, 28 Ekim 1998, Derleme 1998-VII, s.   3074, §§ 44-45).   II. AİHS’NİN 7§1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA   Başvuran kendisine verilen para cezasının, sözkonusu suça ilişkin olayların meydana   geldiği dönemde yasalarda öngörülen azami sınırı aştığını iddia etmektedir.   Hükümet sunduğu görüşte başvuranın iddialarına karşı çıkmaktadır. Başvuranın   mahkum edildiği ve 1988 yılında, yani 3713 sayılı Kanun’dan önce yürürlüğe giren 3506   sayılı Kanun’da, para cezalarının düzenli olarak artırılması öngörülmektedir. Sözkonusu   artırım hesabına göre, uygulanan hükümde öngörülen para cezası için tavan 7.200.000.000 TL   olup, dava konusu tutarın ötesindedir.   sayılı Kanun metninin, 3506 sayılı Kanun uyarınca hesaplanan tutarlara göre   açığa kavuşturulmaması ve mahkumiyet kararında 3506 sayılı Kanun’a değinilmemiş olması   hoş bir durum olmasa da, olayların meydana geldiği dönemde her iki Kanun’un da yürürlükte   olduğu gözönüne alındığında AİHM, başvurana verilen para cezası tutarının Kanun ile   öngörülen tavanı aşmadığını saptamıştır. Dolayısıyla sözkonusu şikayet, AİHS’nin 35.   maddesinin 3. ve 4. fıkraları uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olduğundan kabuledilemez   bulunmuştur.   III. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA   A. Tazminat   Başvuran 15.000 Euro tutarında maddi, 15.000 Euro tutarınca manevi tazminat talep   etmektedir.   Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir.   İddia edilen maddi tazminata ilişkin olarak AİHM, AİHS’nin ihlal edilmemiş olması   halinde Devlet Güvenlik Mahkemesi’ndeki davanın sonucun ne olacağına dair spekülasyon   yapılamayacağını belirterek, başvurana bu yönde bir tazminat ödenmesine gerek olmadığını   karar vermiştir (Bkz, Findlay-Birleşik Krallık kararı, 25 Şubat 1997, Derleme 1997-I, s.284,   § 85).   Manevi tazminata ilişkin olarak ise AİHM mevcut davada ihlal tespitinin adil tazmin   için başlı başına yeterli olduğu kanaatine varmıştır (Çıraklar kararı, s. 3074, § 49).   AİHM’ye göre, mevcut davada olduğu gibi, bir vatandaşın AİHS’nin gerektirdiği   bağımsızlık ve tarafsızlık koşulunu karşılamayan bir mahkeme tarafından mahkum edilmesi   halinde, tespit edilen ihlalin telafisi için en uygun yol, ilgili kişinin, kendi talebi üzerine   yeniden yargılanmasıdır (bkz., Öcalan-Türkiye, [GC], no: 46221/99, § 210 in fine CEDH   2005, 12 Mayıs 2005).   B. Masraf ve Harcamalar   Başvuran ayrıca iç mahkemeler ve AİHM nezdinde yaptığı masraf ve harcamalar için   4.800 Euro talep etmektedir.   Hükümet bu iddialara karşı çıkmaktadır.   AİHM’nin içtihadına göre, başvuranlar ancak yaptıkları masraf ve harcamaların   gerçekliğini, zorunluluğunu ve miktarının makul olduğunu ortaya koyduklarında sözkonusu   masraf ve harcamalar geri ödenebilir. Bu durumda AİHM, elindeki unsurları, yukarıda   belirtilen kriterleri ve başvurana adli yardım olarak daha önceden yapılan ödemeyi gözönüne   alarak, ilgili kişiye tüm masraflarla birlikte 1.400 (bin dörtyüz) Euro ödenmesinin makul   olduğuna kanaat getirmiştir.   C. Gecikme Faizi   AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz   oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM OY BİRLİYLE;   1. AİHS’nin 6§1. maddesi kapsamındaki şikayetlerin kabuledilebilir, başvurunun geri   kalanının ise kabuledilemez olduğuna;   2. İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlık ve tarafsızlıktan yoksun olması   nedeniyle AİHS’nin 6§1. maddesinin ihlal edildiğine;   3. AİHS’nin 6§1. maddesi uyarınca yapılan diğer şikayetlerin incelenmesine gerek   olmadığına;   4. Mevcut kararın kendisinin manevi zararın adil tazmini için yeterli olduğuna;   5. a) AİHS’nin 44§2. maddesi uyarınca, kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay   içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere ve   miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak, Savunmacı Devlet   tarafından başvurana, masraf ve harcamalar için 1.400 (bin dört yüz) ödenmesine;   (b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç   puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;   6. Adil tazminata ilişkin diğer taleplerin reddine;   karar vermiştir.   İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77§§2. ve 3.   maddesine uygun olarak 20 Eylül 2005 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło